Kıymetli vatandaşlarımızın ve tüm insanlığın 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nü gönülden kutluyorum.
II. Dünya Savaşı’ndan sonra, bireylere tanınan hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması amacıyla imzalanan ve Birleşmiş Milletler’in temel kurucu belgelerinden olan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabulünün üzerinden 77 yıl geçmesine rağmen, yaşanan insan hakları ihlalleri küresel barış ve istikrarı tehdit etmeyi sürdürmektedir.
Gazze’deki soykırım başta olmak üzere, karşı karşıya olduğumuz bu vahim tablo, insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için hala kat edilmesi gereken uzun bir yol olduğunu açıkça göstermektedir.
Mevcut konjonktürde, güç ve menfaat yerine insan onurunu ve hakkaniyeti merkezine alan bir uluslararası sisteme ihtiyaç duyulmaktadır.
Bunun için uluslararası toplumun, krizlerle mücadeleye yönelik imkan ve yeteneklerini, seçicilikten ve çifte standarttan uzak bir yaklaşım temelinde uygulamaya ve geliştirmeye yönelik ortak bir irade ortaya koyması gerekmektedir.
Türkiye gerek bölgesinde gerek küresel ölçekte barış ve istikrarı tehdit eden hak ihlallerine ve krizlere karşı diplomasiyi, çok taraflılığı ve insanlığın ortak değerlerini merkeze alan aktif dış politikasıyla üstlendiği çabalara devam edecektir.
Türkiye ayrıca, küresel barış ve toplumsal uyum için ciddi bir tehlike oluşturan ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığı ile mücadelede, uluslararası toplumun daha fazla çaba göstermesi için çalışmayı sürdürecektir.
Bu anlamlı gün vesilesiyle, insan haklarının herkes için güvence altına alındığı ve insanlık dramlarının son bulduğu bir dünya temenni ediyorum.