Kanada Başbakanı Stephen Harper’in, asılsız Ermeni iddialarını sözde “soykırım” olarak niteleyen ve bu iddialara destek beyan eden açıklamasını esefle karşılıyoruz.
Saygın tarihçilerin objektif araştırmalarına göre kesinlikle temelsiz olduğu kanıtlanmış olan “Ermeni soykırım” iddialarının, siyasi bir hüviyeti olan Başbakan Harper tarafından sanki tarihi gerçekmiş gibi takdim edilmesi vahim bir önyargılı tutumdur.
Konunun özüne ilişkin objektif değerlendirmelere dayanması mümkün olmayan bu tür açıklamalar, Türkiye ile Ermenistan arasında gelişmesini arzu ettiğimiz diyalog ortamına katkı yapmadığı gibi, Türkiye-Kanada ilişkilerini de olumsuz yönde etkilemektedir. Kanada Parlamentosu’nun iki yıl önce Ermeni iddialarına destek veren kararından sonra iki ülke ilişkilerinde gözlenen durgunluk bunun en açık örneğidir.
Müttefikimiz Kanada’nın, Türkiye karşıtı lobilerin tarihten husumet ve nefret üretmeye yönelik girişimlerine destek vermeye devam etmesi, bu ülkenin bu nefret ve husumetin geçmişte kendi topraklarında Askeri Ataşemizin, bir Kanadalı güvenlik görevlisinin Ermeni suikastçılarca öldürülmesine, Büyükelçimizin ve Ticaret Ataşemizin yaralanmasına yol açtığı acı olaylardan hiçbir ders almadığını da göstermektedir.
Tartışmalı tarihi olaylar hakkında neredeyse bir asır sonra yabancı parlamentolar veya hükümetler tarafından yapılan açıklamalar gerçekte yaşananların niteliğini değiştirmeyecektir. Türkiye, uzun yılların propagandasına ve siyasi hesaplarına dayalı tek yanlı tarih yaratma ve yalanları gerçekmiş gibi kabul ettirme teşebbüslerini reddeder ve kınar.
Soykırım insanlığa karşı suçların en ağırıdır. Tarihteki trajik olayları tek yanlı çarpıtarak siyasi kazanç hedeflemek, insanlık için barış ve işbirliğine dayalı ortak bir gelecek yaratma amacına da kuşkusuz hizmet etmemektedir.
Ermeni iddialarının inanç temelinde değil, bilgi temelinde değerlendirilmesi beklenir. Türkiye, 1915 olaylarına ilişkin tarihi gerçeklerin etraflıca, ilgili tüm ülke ve tarafların arşiv belgelerine dayanarak, tarafsız ve saplantısız biçimde Türk, Ermeni ve diğer tarihçilerce ortak bir komisyonda araştırılması ve ulaşılacak sonuçların herkes tarafından kabul edilmesi önerisini bu vesileyle tekrarlar ve ikili ilişkilerin normalleştirilmesi amacıyla Ermenistan’a resmen iletilen bu önerinin hayata geçirilmesini, tarihle yüzleşmekten çekinmeyen sağduyulu ülkelerin destekleyeceğine olan inancını vurgular.
Bu bağlamda, özellikle sorumluluk mevkiinde bulunan kişilerin subjektif temellere dayalı önyargılarından arınıp bilgi esasına dayalı objektif temellere göre aklıselimle tavır alması içten dileğimizdir.