Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha ile Ortak Basın Toplantısı, 16 Temmuz 2026

UKRAYNA DIŞİŞLERİ BAKANI ANDRİY SİBİHA- [SİMULTANE TERCÜME]

https://www.youtube.com/watch?v=7L0bchAK90k

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli basın mensupları, sözlerimin başında öncelikle değerli mevkidaşım, Türkiye’nin dostu Sayın Bakan Andriy Sibiha’ya göstermiş olduğu sıcak ev sahipliği için teşekkür ediyorum. Kendisi uzun yıllar Ankara’da Ukrayna Büyükelçisi olarak görev yapmış ve iki ülke arasındaki ilişkilere gerçekten çok büyük katkılarda bulunmuş bir devlet adamı. Bu nedenle aramızdaki konuların daha hızlı ilerletilmesinde gerçekten çok ciddi, iyi bir ortam buluyoruz, ikili ilişkilerde kendisinin katkısı sayesinde.

Biliyorsunuz, geçtiğimiz Mayıs ayında da buradaydım, sizlerin huzurunda yine burada basın toplantısı yaptık. İki ülke arasındaki ilişkileri değerlendirdik ama her şeyden önemlisi tabii ki, bir numaralı konu, devam eden savaş ve “bu savaşta Ukrayna’nın toprak bütünlüğü, bağımsızlığı için neler yapılabilir?”, ama aynı zamanda “barış nasıl getirilebilir?”, onları konuşmuştuk. Tabii maalesef yine aynı şartlar altında bugün buradayız. Savaşın getirdiği yıkımı ve etkileri görürken diğer yandan da Ukrayna halkının sergilediği dirayet ve dayanışmayı takdirle gözlemliyoruz. Yaşanan bu acıların bir an önce son bulması bizim millet olarak en büyük temennimizdir. Bu vesileyle, Ukrayna’nın toprak bütünlüğü, bağımsızlığı ve egemenliğine yönelik desteğimizi bir kez daha teyit etmek istiyorum.

Bugünkü görüşmemizde savaşı sona erdirmeye yönelik çabaları değerli mevkidaşımla birlikte kapsamlı bir şekilde ele aldık. Maalesef son dönemdeki gelişmeler kaygı verici. Bir yandan diplomatik çabalarda durgunluk yaşanırken diğer yandan çatışmaların daha da şiddetlendiğini görüyoruz. Özellikle son dönemde sivil altyapıya ve yerleşim yerlerine yönelik artan saldırılardan açıkçası endişe duyuyoruz. Süratle müzakere masasına dönülmesi ve diplomatik çözüm arayışlarının kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğine inanıyoruz.

Değerli basın mensupları, bugünkü görüşmemiz kısa süre önce ev sahipliğini yaptığımız NATO Ankara Zirvesi’nin hemen ardından gerçekleşmesi bakımından da ayrı bir anlam taşımaktadır. NATO Zirvesi’nde müttefikler olarak Ukrayna’ya desteğin sürdürülmesine yönelik güçlü mesajlar verildi. Türkiye, savaşın ilk gününden beri Ukrayna’ya hem siyasi hem de askeri destek vermektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın NATO Liderler Oturumu’nda belirttiği üzere, Türkiye olarak Ukrayna için Önceliklendirilmiş İhtiyaçlar Listesi’ne katkıda bulunmaya devam edeceğiz. Zirve’yi müteakiben, malumunuz olduğu üzere, bu hafta başında Paris’te düzenlenen Gönüllüler Koalisyonu Liderler Zirvesi’ne Sayın Cumhurbaşkanımızı temsilen katıldım. Burada da Ukrayna’ya desteğimizin farklı veçhelerini muhataplarımızla ele alma imkanımız oldu. Bildiğiniz gibi Türkiye, savaşın başından bu yana iki tarafla da doğrudan temaslarını sürdürmektedir. Geçtiğimiz ay Moskova’ya gerçekleştirdiğim ziyarette, savaşın mümkün olan en kısa sürede ve barışçıl yollardan sonlandırılmasına yönelik telkinlerimizi bir kez daha ilettik; onlardan da görüşlerini alma imkanımız oldu. Önümüzdeki dönemde müzakerelere tekrar ev sahipliği yapmak dahil olmak üzere, doğrudan diplomatik çabalarımızı artırarak sürdüreceğiz.

Değerli basın mensupları, savaşın başından bu yana dikkat çektiğimiz üzere, çatışmanın yayılması riski halen önümüzde ciddi bir tehdit olarak durmakta ve çeşitli şekilde bu tırmanmaları görmekteyiz. Karadeniz’in güvenliğini tehlikeye atan gelişmeler bu endişeleri daha da artırmaktadır. Her vesileyle vurguladığımız gibi, savaşın Karadeniz’e taşınmasını açıkçası istemiyoruz. Karadeniz’de huzurun korunması şarttır. Burada limanların, tankerlerin ve balıkçı teknelerinin hedef alınması, sivillerin hayatlarının riske atılması mazur görülecek bir husus değildir. Bu açıdan, tüm tarafların sağduyulu ve sorumlu davranması gerektiğini bir kez daha burada vurguluyoruz.

Diğer taraftan, Ukrayna’yla ikili ilişkilerimiz her geçen gün daha da derinleşmekte. Türk şirketleri devam eden savaşa rağmen Ukrayna’daki faaliyetlerini sürdürmekteler. Firmalarımızın, yeniden imar başta olmak üzere, Ukrayna’nın toparlanma ve ekonomik gelişim süreçlerine savaş sonrası dönemde de katkı sağlayacağına eminiz. Bu çerçevede, az önce değerli meslektaşım da ifade ettiler, Ukrayna ile Türkiye arasında 2022 yılında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın benim ziyaretimden bir gün önce Ukrayna Parlamentosu’nda onaylanmasını ve anlaşmanın yürürlüğe girmesini de büyük memnuniyetle karşılıyoruz. Emeklerinden dolayı değerli meslektaşıma da burada çok teşekkür ediyorum. Bu anlaşmayla, zaten aramızda var olan dinamik ticari iş birliğinin çok daha ileriye taşınacağına, hatta savaş sonrası dönemde Türkiye-Ukrayna ekonomik ilişkilerinin stratejik bir seviyeye yükseleceğine; sadece iki ülke arasında değil, bağlantısallık imkanları da kullanılarak bölge için, bölgemizin dışındaki diğer ticaret ortaklarımız için de büyük fırsat sunacağına inanıyorum. Çünkü, Ukrayna büyük bir tarım arazisine ve sanayi alanına sahip bir ülke. Türkiye’nin de benzer kabiliyetleri, yetenekleri ve imkanları var. Bunların güzel şekilde iş birliğiyle kullanılması halinde gerçekten muazzam bir ekonomik potansiyel üreteceği ortada. 2025 yılı itibarıyla savaş şartlarına rağmen 6,6 milyar Dolar’a ulaşan ticaret hacmimizin inşallah savaştan sonra Serbest Ticaret Anlaşması’nın da etkisiyle çok daha yükseklere çıkacağına inanıyorum.

Bu arada enerji ve ulaştırma alanlarında da iş birliğimizi ilerletmeye büyük önem veriyoruz. Ukrayna’nın enerji güvenliğine ve mal tedarikine katkıda bulunmanın en güvenilir ve en etkin yolunun Türkiye’nin gelişmiş altyapısından yararlanmak olduğuna inanıyoruz. Ukraynalı arkadaşlarımız da bunun farkındalar. Bölgedeki diğer ortaklarla da iş birliği içinde bu yöndeki çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

Ukrayna’yla ilişkilerimizde iki ülke arasında köprü oluşturan Kırım Tatar soydaşlarımız, biliyorsunuz, bizim için müstesna bir yere sahiptir. Kırım’ın yasa dışı ilhakı konusunda en başından beri ilkeli tutumumuzu muhafaza ediyor, bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bu vesileyle Türkiye’nin her daim Kırım Tatar soydaşlarımızın arkasında olacağını bir kez daha vurgulamak isterim.

Değerli basın mensupları, bugün mevkidaşımla sadece devam eden savaşı ve ikili ilişkileri değil, biraz da bu konuların dışına çıkarak “Orta Doğu’da ne oluyor, devam eden şu anda İran’da müzakere var mı yok mu, savaş yeniden başlıyor mu başlamıyor mu?”, o konuları ele alma imkanımız oldu. İfade ettiği gibi, Suriye de dahil olmak üzere Körfez’e giden ticari yollara Ukrayna’nın katılımı ve yeni bağlantısallıkta bu imkanları hep beraber nasıl kullanabiliriz, onları değerlendirme imkanımız oldu.

Türkiye, Ukrayna’da uluslararası hukuk temelinde adil ve sürdürülebilir bir barışın sağlanması için öncü ve etkin çabalarını bundan sonra da sebatla sürdürecektir.

Sözlerime son verirken gösterdikleri hüsnükabulden dolayı değerli dostum, mevkidaşım Sayın Sibiha’ya bir kez daha huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum. İlginiz için de ayrıca teşekkür ediyorum.

SORU- Sayın Bakan Hakan Fidan, size bir sorum olacak.

Türkiye, Ukrayna ile Rusya arasında yeni bir müzakere turuna ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu defalarca ifade etti. Peki bugünkü temasların ardından bu hedefe biraz daha yaklaştınız mı?

Bakan Sibiha, size de bir sorum olacak. Ukrayna’nın perspektifinden Rusya’yla müzakerelerin gerçekçi hale gelebilmesi için hangi koşulların oluşması gerekiyor?

Teşekkür ederim.

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar, önemli bir soru. Biliyorsunuz, Sayın Cumhurbaşkanımızın bu savaşın başından beri çok ilkeli bir tutumu var ve biz de bunu dış politikamızın asıl mihenk taşı yaptık. “Savaşın kazananı olmaz, barışın da kaybedeni olmaz” ilkesi esas itibarıyla onun vizyonunu ifade etmekte. Tabii ki savaşı ortaya çıkartan sebepler inanılmaz derecede karışık ve özellikle burada Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün tehdit altında olması meselesi, Ukrayna’nın haklı bir direniş içerisinde olması savaşı başka bir boyuta taşıyor. Şimdi burada, 21. yüzyılda Avrupa’da beş yıl konvansiyonel bir savaşın giderek daha yıkıcı bir şekilde devam etmesinin hiçbir izahı yok. Giderek daha büyük yaygınlaşma riski de gösteren bir savaş. Hem coğrafi olarak; hem yeni hedefleri içeren, maalesef altyapılara doğru yönelmek bakımından; hem de yeni, Allah korusun, silah çeşitlerinin devreye sokulması, bu yayılma riskini artırıyor. Dolayısıyla barışa bizim her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

Biz Ukrayna’ya desteğimizi sürdürürken diğer yandan sayıları çok az olan birkaç ülke olarak her iki ülkeyle de temaslarımızı barış yönünde artırıp, “ne yapılabilir” konusunda çok ciddi bir çaba içerisindeyiz. Ben kendilerine görüşlerini benimle paylaştıkları için açıkça, samimi bir şekilde çok teşekkür ediyorum. Moskova ziyaretimde de samimi görüşlerini Rus tarafından dinleme imkanım oldu. Burada, yaptığımız analizleri Amerikalı mevkidaşlarımızla da paylaşma imkanımız oldu, çünkü onlar da biliyorsunuz arabuluculuk işindeler. Gözlemlerimizi her iki tarafa da aktarıyoruz. Bu kısır döngüden nasıl çıkabiliriz… Bununla ilgili yeni stratejik arayışlar içerisindeyiz. Yeni fikirler var, onları masaya yatırıyoruz. Ama şunu söylemek istiyorum: Geçtiğimiz yıl, özellikle, artık görünür hale gelmiş İstanbul görüşmeleriyle yürütülen Türkiye müzakerelerinin aynı şekilde devam etmesinin ben çok faydalı olacağına inanıyorum. İstanbul formatına baktığınız zaman, değerli arkadaşlar, tarafların çeşitli branşlardaki yetkililerinin karşılıklı bir araya gelip gerçekten hem kendi içlerinde bir şeffaflık sağladığı, hem de kendi aralarında birbirleriyle bir şeffaflık sağladığı, direkt müzakerelerin olduğu çok güzel görüşmeler gerçekleşti. Aynı türden görüşmelerin kesintisiz şekilde devam etmesi önemli. Yani savaşın devam ediyor olması aslında görüşmelerin bu formatta devam etmeyeceği manasına gelmez. Tabii ki İstanbul görüşmelerinden sonra, biliyorsunuz, Amerikalı müzakereciler devreye girdiler. Onlar “daha nihai sonuç alıcı bir şey yapılabilir mi?”, onunla ilgili uğraştılar. Ama bugün itibarıyla maalesef hala savaş devam ediyor ve gittikçe tırmanma riski var. Biz çabalarımızı devam ettireceğiz, çünkü birilerinin çabayı devam ettirmesi gerekiyor. Barışa ve ateşkese ihtiyaç olduğu her iki taraf tarafından da resmi olarak ifade ediliyor. Tarafları destekleyen diğer aktörler tarafından; Avrupalılar tarafından, Amerikalılar tarafından da, Çin tarafından da altı çizilerek söyleniyor. Dolayısıyla aslında bu kadar büyük bir uluslararası niyetin ve iradenin olduğu bir konunun bir yerde pratiğe dönüşmesi gerekiyor. Bazı tıkanıklıkların aşılması gerekiyor. İşte Türkiye tam da burada, bu tıkanıklığı aşmada hem zihni, stratejik bir rol oynayarak, hem de olayları uygulamada hayata geçirerek inşallah yakın gelecekte iyi şeylerin olacağını düşünüyorum. Burada barış için emeği geçen, katkı sunan bütün taraflara da ayrıca teşekkür etmek istiyorum.

DIŞİŞLERİ BAKANI ANDRİY SİBİHA- [SİMULTANE TERCÜME]

https://www.youtube.com/watch?v=7L0bchAK90k&t=21m21s

SORU- [SİMULTANE TERCÜME] Sorum iki Bakana da olacak, Rus saldırılarına ilişkin. Sayın Andriy Bey, Ukrayna’nın Karadeniz güvenliğine yönelik bakışı nedir, sürekli devam eden Rusya’nın saldırılarını da değerlendirdiğinizde?

Ve Sayın Fidan, Karadeniz’de Rusya’nın limanları, Türk bayraklı gemileri vurduğunu görüyoruz. Rusya Federasyonu’na bu konuya ilişkin bir sinyal var mı? Bu suçun işlenmesinin durdurulacağına ilişkin bir durum var mı? Türkiye barışçıl çabaları konusunda da kendi silahlı birliklerini Ukrayna’ya yerleştirmeyi düşünüyor mu? Kırım Tatarlarına değindiniz, Kırım Tatarları maalesef Rusya tarafından çok ciddi eziyetlere maruz kalmakta ve bu noktada uluslararası hukuk ciddi bir şekilde ihlal edilmektedir. Kırım Tatarları daha güvenli yerlere tabii ki de ayrılabilirler ama bu yüzlerce yılı aşkın süredir devam eden zulme ilişkin adaletin sağlanmasına götürmez, bu bir çözüm değildir. Siz ne dersiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI ANDRİY SİBİHA- [SİMULTANE TERCÜME]

https://www.youtube.com/live/7L0bchAK90k?si=Gh1nYVxgMUQeQJmu&t=1561

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli basın mensupları, beyanımda da ifade ettim; Karadeniz'deki seyrüsefer emniyeti ve ticari güvenlik hayati derecede önemli. Bunu Moskova ziyaretim esnasında Rus tarafıyla da görüştüm, burada değerli meslektaşımla da görüştüm, bugün gün boyu yapacağım görüşmelerde de gündeme getireceğim. Bu bizim için önemli bir husus, Karadeniz ülkeleri için önemli bir husus.

Esas itibarıyla, biliyorsunuz, savaş devam ederken hem bizim hem Birleşmiş Milletler’in bir teklifi olmuştu: Savaş bütün alanlarda devam ediyor ama iki alanı buradan ayıralım ve taraflar burada belli bir taahhüde bağlı kalsınlar. Neydi o alanlar? Enerji güvenliği ve Karadeniz’deki seyrüsefer emniyeti, bununla da tahıl güvenliğinin garanti altına alınmasıydı. Bu alanda özellikle biliyorsunuz Tahıl Anlaşması yapılarak 2 sene önce kısmi bir başarı elde edildi ve bu süre içerisinde gerçekten dünya pazarlarına serbest bir şekilde Ukrayna tahılı da gitme imkanı buldu. Bu sadece fiyatları etkilemekle kalmadı, aynı zamanda Afrika da dahil birçok yerde gıda güvenliğine çok ciddi bir katkıda bulundu. Şimdi Karadeniz’deki seyrüsefer emniyetinin savaşın tırmanmasından dolayı tamamıyla ortadan kalkmış olması açıkçası çok endişe verici. Bizim asıl amacımız tabi ki savaşın tamamen durdurulması. Eğer bu mümkün olmuyorsa, gerek Ukrayna gerek Rusya gerek bütün ülkeler için önemli olan birkaç tane kritik alanda savaş moratoryumu ilan edilebilir, hedefler vurulmayabilir. Nedir? Karadeniz güvenliği ve enerji güvenliği olmak üzere. Bu konudaki alternatif tekliflerimiz hala masadadır, tarafların dikkatine… Ukrayna tarafı bu konuda gerçekten ciddi bir anlayış birliği içerisinde.

Diğer taraftan, “Türkiye’nin olası askeri katkıları nasıl olabilir” sorusu tevcih edildi. Burada şunu söylemek isterim: Biliyorsunuz, olası bir barış anlaşmasının en önemli ayaklarından biri de -şu anda tartışılan belgelerde- güvenlik garantileri, Ukrayna’ya yönelik güvenlik garantileri. Bu güvenlik garantilerinin, biliyorsunuz, verilecek kara, deniz, hava unsurları var. Türkiye deniz unsurlarına liderlik yapmayı kabul etti, müttefiklerimizle de bu konuda anlayış birliği içerisindeyiz. Bu konudaki planlama çalışmaları ilgili müttefik ülke deniz kuvvetleri tarafından da yapılmakta.

Bu konuda bir soru da Kırım’la ilgiliydi. Kırım konusunda da bizim duruşumuz baştan beri belli, biliyorsunuz. Kırım meselesi gerek dış politikamız açısından gerek iç politikamız arasından bizim için hayati derecede önemli bir konu. Türk dünyasının bir parçası Kırım Tatarları. Sadece biz değil bütün Türk devletleri de bu konuda hassasiyet taşımakta. Bu konuda, Kırım Tatarlarının kendi haklarını geri alması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Söylediğiniz gibi belli hukuksuzlukların olması bizi gerçekten derinden etkiliyor. Bazı Kırım Tatarları liderlerinin hapishanede olduğunu biliyoruz, bunların da açıkçası çıkarılması için Rus tarafıyla müzakerelerimiz devam ediyor.

SORU- Öncelikle bu zor günlerde bizleri en güzel şekilde ağırlayan Ukrayna Hükümeti’ne ve Ukrayna halkına içtenlikle teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten zor günler yaşıyorsunuz. Dün akşam da bulunduğumuz otelde patlama sesiyle uyandık geç saatte ve gördük durumu, yani tecrübe ettiğimiz bir durum, o yüzden tekrar geçmiş olsun dileklerimizi de sunmak isterim.

Şimdi, NATO Zirvesi’nin ve Paris’te gerçekleştirilen son diplomatik temasların ardından Sayın Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan Türkiye’nin aktif diplomasi girişimini sürdürmeye devam ediyor. Ukrayna’yı barışa biraz daha yakınlaştırabilecek yeni bir diplomatik fırsat ya da bir müzakere zemini oluşturmak amacıyla burada olduğumuzun farkındayız hepimiz. Ukrayna özellikle toprak bütünlüğü konusunda yeni bir yaklaşım sergiler mi? Böyle bir süreçte Türkiye’nin arabuluculuk rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Daha somut ifade etmek istiyorum, gelinen noktada yeni bir anlaşma ya da yeni bir arayış zemini, Sayın Dışişleri Bakanımızın ifade ettiği şekliyle İstanbul süreci, başlayabilir mi, buna hazır mısınız? Özellikle toprak bütünlüğü konusunda, birtakım tavizler ifadesi doğru olmayabilir belki ama yeni bir yaklaşım içerisinde olabilir misiniz?

Son olarak Sayın Hakan Fidan’a, Sayın Dışişleri Bakanımıza sormak istiyorum. Bir yıl öncesiyle kıyasladığımızda, bugün ateşkese ya da kalıcı bir barış anlaşmasına daha yakın olduğumuzu düşünüyor musunuz? Ya da şöyle söyleyelim: Kalıcı barışın ya da ateşkesin önündeki en büyük engel sizce nedir? Buraya bir parantez açmak isterim son olarak, Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliği açısından dediniz ama yaklaşık bir saat kadar önce gölge filo olarak nitelendirilen Rus gemilerine ait iki tankerin Ukrayna ulusal güvenlik birimleri tarafından vurulduğu yönünde de bir haber vardı. İki tarafın da Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğini önemsemesi gerektiği hususu çok önemli tabii muhakkak, bunun da altını çizmek istedim.

Tekrar çok teşekkür ederim nazik misafirperverliğiniz için.

UKRAYNA DIŞİŞLERİ BAKANI ANDRİY SİBİHA- [SİMULTANE TERCÜME]

https://www.youtube.com/live/7L0bchAK90k?si=VyoDNMt35t1LlNn-&t=2110

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar, savaşın başından beri belirli aralıklarla sürekli gelmekteyim buraya. Maalesef savaşları gözlemleme, analiz etme ve biraz da içinde bulunma durumundan dolayı tecrübe sahibi olduğumuz için, kötü senaryolarda neler olabileceğini analiz ettiysek onları görüyor olmaktan da ayrıca üzüntü duyuyoruz. Belli oranlarda tabii yaygınlaşma var, bunu da az önce ifade ettim. Bu bizi gittikçe daha da endişeye sevk ediyor. Ama diğer taraftan da, savaşta yapılabilecek her şey yapılıp bütün araçlar kullanıldıktan sonra artık tarafların bir noktada psikolojik olarak da ateşkese hazır hale geldiklerini görüyoruz. Hep derler ya, “sabaha en yakın nokta gecenin en karanlık olduğu andır” diye, şu anda savaşta uğraştığımız bu yok edici anın inşallah yakın bir barışın ve ateşkesin habercisi olduğunu düşünmek istiyoruz.

SORU- [SİMULTANE TERCÜME] Sayın Sibiha’ya sorum olacak. Türkiye ile savunma sanayinin hangi alanda daha da genişletilebileceğini düşünüyorsunuz?

Sayın Fidan, bir ay önce Moskova’daydınız. Size göre Rusya ne derecede görüşmeye hazır ve hangi şartlarda bu görüşmeleri başlatabilirler? Rus tarafından neler duydunuz?

UKRAYNA DIŞİŞLERİ BAKANI ANDRİY SİBİHA- [SİMULTANE TERCÜME]

https://www.youtube.com/live/7L0bchAK90k?si=aRKmb58Ia7u8WUWc&t=2355

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Moskova’da yaptığım temaslar esnasında, özellikle Sayın Putin ve Sayın Lavrov’la görüşmelerimde, olabilecek en yüksek ağızdan görüşmelere hazır olduklarını, esas itibarıyla bu maksatla yapılan her türlü teması da kabul ettiklerini ifade ettiler. Tabii burada iki tane husus var: Birincisi, “gerek aracılı gerek aracısız konuşma konusunda nerede duruyorsunuz”, ki bu zamana kadar, biliyorsunuz, liderler hariç, Sayın Zelenskiy ile Sayın Putin hariç, her iki taraf sürekli -gerek Türkiye’nin arabuluculuğuyla gerek Amerika’nın- bir araya gelmekten imtina etmediler ve bu devam edecek. Şimdi bu türden bir iletişime ve temasa hazır olmak müzakereler açısından çok önemli bir konu. Ama bundan daha önemlisi, “müzakere pozisyonunuzda nerede duruyorsunuz”. Ben bu soruyu da Sayın Putin’e yönelttim. Kendileri Alaska’da Amerika’yla üzerinde mutabık kalınan genel çerçevenin, yani orada deklare ettikleri genel çerçevenin hala arkasında olduklarını ifade ettiler. Tabii burada Ukrayna için kabul edilemeyecek hususlar var. Bu genel çerçeve mevcut şartlar altında nereye evirilebilir, ne olabilir: Aslında müzakerecilerin şu anda üzerinde çalışması gereken konu bu. Benim tabii her iki tarafta da gördüğüm, az önce de ifade ettim, her iki tarafın da acil bir şekilde, sadece Rusya ve Ukrayna’nın değil uluslararası toplumun bir ateşkese, bir barış anlaşmasına ihtiyacı var. Biz de bunu mümkün kılmak için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.

* Interpress deşifresidir.