UKRAYNA DIŞİŞLERİ BAKANI ANDRİY SİBİHA- [SİMULTANE TERCÜME]
https://www.youtube.com/watch?v=7L0bchAK90k
DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli basın mensupları, sözlerimin başında
öncelikle değerli mevkidaşım, Türkiye’nin dostu Sayın Bakan Andriy Sibiha’ya
göstermiş olduğu sıcak ev sahipliği için teşekkür ediyorum. Kendisi uzun
yıllar Ankara’da Ukrayna Büyükelçisi olarak görev yapmış ve iki ülke
arasındaki ilişkilere gerçekten çok büyük katkılarda bulunmuş bir devlet
adamı. Bu nedenle aramızdaki konuların daha hızlı ilerletilmesinde gerçekten
çok ciddi, iyi bir ortam buluyoruz, ikili ilişkilerde kendisinin katkısı
sayesinde.
Biliyorsunuz, geçtiğimiz Mayıs ayında da buradaydım, sizlerin huzurunda yine
burada basın toplantısı yaptık. İki ülke arasındaki ilişkileri
değerlendirdik ama her şeyden önemlisi tabii ki, bir numaralı konu, devam
eden savaş ve “bu savaşta Ukrayna’nın toprak bütünlüğü, bağımsızlığı için
neler yapılabilir?”, ama aynı zamanda “barış nasıl getirilebilir?”, onları
konuşmuştuk. Tabii maalesef yine aynı şartlar altında bugün buradayız.
Savaşın getirdiği yıkımı ve etkileri görürken diğer yandan da Ukrayna
halkının sergilediği dirayet ve dayanışmayı takdirle gözlemliyoruz. Yaşanan
bu acıların bir an önce son bulması bizim millet olarak en büyük
temennimizdir. Bu vesileyle, Ukrayna’nın toprak bütünlüğü, bağımsızlığı ve
egemenliğine yönelik desteğimizi bir kez daha teyit etmek istiyorum.
Bugünkü görüşmemizde savaşı sona erdirmeye yönelik çabaları değerli
mevkidaşımla birlikte kapsamlı bir şekilde ele aldık. Maalesef son dönemdeki
gelişmeler kaygı verici. Bir yandan diplomatik çabalarda durgunluk
yaşanırken diğer yandan çatışmaların daha da şiddetlendiğini görüyoruz.
Özellikle son dönemde sivil altyapıya ve yerleşim yerlerine yönelik artan
saldırılardan açıkçası endişe duyuyoruz. Süratle müzakere masasına dönülmesi
ve diplomatik çözüm arayışlarının kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğine
inanıyoruz.
Değerli basın mensupları, bugünkü görüşmemiz kısa süre önce ev sahipliğini
yaptığımız NATO Ankara Zirvesi’nin hemen ardından gerçekleşmesi bakımından
da ayrı bir anlam taşımaktadır. NATO Zirvesi’nde müttefikler olarak
Ukrayna’ya desteğin sürdürülmesine yönelik güçlü mesajlar verildi. Türkiye,
savaşın ilk gününden beri Ukrayna’ya hem siyasi hem de askeri destek
vermektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın NATO Liderler Oturumu’nda belirttiği
üzere, Türkiye olarak Ukrayna için Önceliklendirilmiş İhtiyaçlar Listesi’ne
katkıda bulunmaya devam edeceğiz. Zirve’yi müteakiben, malumunuz olduğu
üzere, bu hafta başında Paris’te düzenlenen Gönüllüler Koalisyonu Liderler
Zirvesi’ne Sayın Cumhurbaşkanımızı temsilen katıldım. Burada da Ukrayna’ya
desteğimizin farklı veçhelerini muhataplarımızla ele alma imkanımız oldu.
Bildiğiniz gibi Türkiye, savaşın başından bu yana iki tarafla da doğrudan
temaslarını sürdürmektedir. Geçtiğimiz ay Moskova’ya gerçekleştirdiğim
ziyarette, savaşın mümkün olan en kısa sürede ve barışçıl yollardan
sonlandırılmasına yönelik telkinlerimizi bir kez daha ilettik; onlardan da
görüşlerini alma imkanımız oldu. Önümüzdeki dönemde müzakerelere tekrar ev
sahipliği yapmak dahil olmak üzere, doğrudan diplomatik çabalarımızı
artırarak sürdüreceğiz.
Değerli basın mensupları, savaşın başından bu yana dikkat çektiğimiz üzere,
çatışmanın yayılması riski halen önümüzde ciddi bir tehdit olarak durmakta
ve çeşitli şekilde bu tırmanmaları görmekteyiz. Karadeniz’in güvenliğini
tehlikeye atan gelişmeler bu endişeleri daha da artırmaktadır. Her vesileyle
vurguladığımız gibi, savaşın Karadeniz’e taşınmasını açıkçası istemiyoruz.
Karadeniz’de huzurun korunması şarttır. Burada limanların, tankerlerin ve
balıkçı teknelerinin hedef alınması, sivillerin hayatlarının riske atılması
mazur görülecek bir husus değildir. Bu açıdan, tüm tarafların sağduyulu ve
sorumlu davranması gerektiğini bir kez daha burada vurguluyoruz.
Diğer taraftan, Ukrayna’yla ikili ilişkilerimiz her geçen gün daha da
derinleşmekte. Türk şirketleri devam eden savaşa rağmen Ukrayna’daki
faaliyetlerini sürdürmekteler. Firmalarımızın, yeniden imar başta olmak
üzere, Ukrayna’nın toparlanma ve ekonomik gelişim süreçlerine savaş sonrası
dönemde de katkı sağlayacağına eminiz. Bu çerçevede, az önce değerli
meslektaşım da ifade ettiler, Ukrayna ile Türkiye arasında 2022 yılında
imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın benim ziyaretimden bir gün önce
Ukrayna Parlamentosu’nda onaylanmasını ve anlaşmanın yürürlüğe girmesini de
büyük memnuniyetle karşılıyoruz. Emeklerinden dolayı değerli meslektaşıma da
burada çok teşekkür ediyorum. Bu anlaşmayla, zaten aramızda var olan dinamik
ticari iş birliğinin çok daha ileriye taşınacağına, hatta savaş sonrası
dönemde Türkiye-Ukrayna ekonomik ilişkilerinin stratejik bir seviyeye
yükseleceğine; sadece iki ülke arasında değil, bağlantısallık imkanları da
kullanılarak bölge için, bölgemizin dışındaki diğer ticaret ortaklarımız
için de büyük fırsat sunacağına inanıyorum. Çünkü, Ukrayna büyük bir tarım
arazisine ve sanayi alanına sahip bir ülke. Türkiye’nin de benzer
kabiliyetleri, yetenekleri ve imkanları var. Bunların güzel şekilde iş
birliğiyle kullanılması halinde gerçekten muazzam bir ekonomik potansiyel
üreteceği ortada. 2025 yılı itibarıyla savaş şartlarına rağmen 6,6 milyar
Dolar’a ulaşan ticaret hacmimizin inşallah savaştan sonra Serbest Ticaret
Anlaşması’nın da etkisiyle çok daha yükseklere çıkacağına inanıyorum.
Bu arada enerji ve ulaştırma alanlarında da iş birliğimizi ilerletmeye büyük
önem veriyoruz. Ukrayna’nın enerji güvenliğine ve mal tedarikine katkıda
bulunmanın en güvenilir ve en etkin yolunun Türkiye’nin gelişmiş
altyapısından yararlanmak olduğuna inanıyoruz. Ukraynalı arkadaşlarımız da
bunun farkındalar. Bölgedeki diğer ortaklarla da iş birliği içinde bu
yöndeki çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
Ukrayna’yla ilişkilerimizde iki ülke arasında köprü oluşturan Kırım Tatar
soydaşlarımız, biliyorsunuz, bizim için müstesna bir yere sahiptir. Kırım’ın
yasa dışı ilhakı konusunda en başından beri ilkeli tutumumuzu muhafaza
ediyor, bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bu vesileyle
Türkiye’nin her daim Kırım Tatar soydaşlarımızın arkasında olacağını bir kez
daha vurgulamak isterim.
Değerli basın mensupları, bugün mevkidaşımla sadece devam eden savaşı ve
ikili ilişkileri değil, biraz da bu konuların dışına çıkarak “Orta Doğu’da
ne oluyor, devam eden şu anda İran’da müzakere var mı yok mu, savaş yeniden
başlıyor mu başlamıyor mu?”, o konuları ele alma imkanımız oldu. İfade
ettiği gibi, Suriye de dahil olmak üzere Körfez’e giden ticari yollara
Ukrayna’nın katılımı ve yeni bağlantısallıkta bu imkanları hep beraber nasıl
kullanabiliriz, onları değerlendirme imkanımız oldu.
Türkiye, Ukrayna’da uluslararası hukuk temelinde adil ve sürdürülebilir bir
barışın sağlanması için öncü ve etkin çabalarını bundan sonra da sebatla
sürdürecektir.
Sözlerime son verirken gösterdikleri hüsnükabulden dolayı değerli dostum,
mevkidaşım Sayın Sibiha’ya bir kez daha huzurlarınızda teşekkür etmek
istiyorum. İlginiz için de ayrıca teşekkür ediyorum.
SORU- Sayın Bakan Hakan Fidan, size bir sorum olacak.
Türkiye, Ukrayna ile Rusya arasında yeni bir müzakere turuna ev sahipliği
yapmaya hazır olduğunu defalarca ifade etti. Peki bugünkü temasların
ardından bu hedefe biraz daha yaklaştınız mı?
Bakan Sibiha, size de bir sorum olacak. Ukrayna’nın perspektifinden
Rusya’yla müzakerelerin gerçekçi hale gelebilmesi için hangi koşulların
oluşması gerekiyor?
Teşekkür ederim.
DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar, önemli bir soru.
Biliyorsunuz, Sayın Cumhurbaşkanımızın bu savaşın başından beri çok ilkeli
bir tutumu var ve biz de bunu dış politikamızın asıl mihenk taşı yaptık.
“Savaşın kazananı olmaz, barışın da kaybedeni olmaz” ilkesi esas itibarıyla
onun vizyonunu ifade etmekte. Tabii ki savaşı ortaya çıkartan sebepler
inanılmaz derecede karışık ve özellikle burada Ukrayna’nın toprak
bütünlüğünün tehdit altında olması meselesi, Ukrayna’nın haklı bir direniş
içerisinde olması savaşı başka bir boyuta taşıyor. Şimdi burada, 21.
yüzyılda Avrupa’da beş yıl konvansiyonel bir savaşın giderek daha yıkıcı bir
şekilde devam etmesinin hiçbir izahı yok. Giderek daha büyük yaygınlaşma
riski de gösteren bir savaş. Hem coğrafi olarak; hem yeni hedefleri içeren,
maalesef altyapılara doğru yönelmek bakımından; hem de yeni, Allah korusun,
silah çeşitlerinin devreye sokulması, bu yayılma riskini artırıyor.
Dolayısıyla barışa bizim her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.
Biz Ukrayna’ya desteğimizi sürdürürken diğer yandan sayıları çok az olan
birkaç ülke olarak her iki ülkeyle de temaslarımızı barış yönünde artırıp,
“ne yapılabilir” konusunda çok ciddi bir çaba içerisindeyiz. Ben kendilerine
görüşlerini benimle paylaştıkları için açıkça, samimi bir şekilde çok
teşekkür ediyorum. Moskova ziyaretimde de samimi görüşlerini Rus tarafından
dinleme imkanım oldu. Burada, yaptığımız analizleri Amerikalı
mevkidaşlarımızla da paylaşma imkanımız oldu, çünkü onlar da biliyorsunuz
arabuluculuk işindeler. Gözlemlerimizi her iki tarafa da aktarıyoruz. Bu
kısır döngüden nasıl çıkabiliriz… Bununla ilgili yeni stratejik arayışlar
içerisindeyiz. Yeni fikirler var, onları masaya yatırıyoruz. Ama şunu
söylemek istiyorum: Geçtiğimiz yıl, özellikle, artık görünür hale gelmiş
İstanbul görüşmeleriyle yürütülen Türkiye müzakerelerinin aynı şekilde devam
etmesinin ben çok faydalı olacağına inanıyorum. İstanbul formatına
baktığınız zaman, değerli arkadaşlar, tarafların çeşitli branşlardaki
yetkililerinin karşılıklı bir araya gelip gerçekten hem kendi içlerinde bir
şeffaflık sağladığı, hem de kendi aralarında birbirleriyle bir şeffaflık
sağladığı, direkt müzakerelerin olduğu çok güzel görüşmeler gerçekleşti.
Aynı türden görüşmelerin kesintisiz şekilde devam etmesi önemli. Yani
savaşın devam ediyor olması aslında görüşmelerin bu formatta devam
etmeyeceği manasına gelmez. Tabii ki İstanbul görüşmelerinden sonra,
biliyorsunuz, Amerikalı müzakereciler devreye girdiler. Onlar “daha nihai
sonuç alıcı bir şey yapılabilir mi?”, onunla ilgili uğraştılar. Ama bugün
itibarıyla maalesef hala savaş devam ediyor ve gittikçe tırmanma riski var.
Biz çabalarımızı devam ettireceğiz, çünkü birilerinin çabayı devam ettirmesi
gerekiyor. Barışa ve ateşkese ihtiyaç olduğu her iki taraf tarafından da
resmi olarak ifade ediliyor. Tarafları destekleyen diğer aktörler
tarafından; Avrupalılar tarafından, Amerikalılar tarafından da, Çin
tarafından da altı çizilerek söyleniyor. Dolayısıyla aslında bu kadar büyük
bir uluslararası niyetin ve iradenin olduğu bir konunun bir yerde pratiğe
dönüşmesi gerekiyor. Bazı tıkanıklıkların aşılması gerekiyor. İşte Türkiye
tam da burada, bu tıkanıklığı aşmada hem zihni, stratejik bir rol oynayarak,
hem de olayları uygulamada hayata geçirerek inşallah yakın gelecekte iyi
şeylerin olacağını düşünüyorum. Burada barış için emeği geçen, katkı sunan
bütün taraflara da ayrıca teşekkür etmek istiyorum.
DIŞİŞLERİ BAKANI ANDRİY SİBİHA- [SİMULTANE TERCÜME]
https://www.youtube.com/watch?v=7L0bchAK90k&t=21m21s
SORU- [SİMULTANE TERCÜME] Sorum iki Bakana da olacak, Rus saldırılarına
ilişkin. Sayın Andriy Bey, Ukrayna’nın Karadeniz güvenliğine yönelik bakışı
nedir, sürekli devam eden Rusya’nın saldırılarını da değerlendirdiğinizde?
Ve Sayın Fidan, Karadeniz’de Rusya’nın limanları, Türk bayraklı gemileri
vurduğunu görüyoruz. Rusya Federasyonu’na bu konuya ilişkin bir sinyal var
mı? Bu suçun işlenmesinin durdurulacağına ilişkin bir durum var mı? Türkiye
barışçıl çabaları konusunda da kendi silahlı birliklerini Ukrayna’ya
yerleştirmeyi düşünüyor mu? Kırım Tatarlarına değindiniz, Kırım Tatarları
maalesef Rusya tarafından çok ciddi eziyetlere maruz kalmakta ve bu noktada
uluslararası hukuk ciddi bir şekilde ihlal edilmektedir. Kırım Tatarları
daha güvenli yerlere tabii ki de ayrılabilirler ama bu yüzlerce yılı aşkın
süredir devam eden zulme ilişkin adaletin sağlanmasına götürmez, bu bir
çözüm değildir. Siz ne dersiniz?
DIŞİŞLERİ BAKANI ANDRİY SİBİHA- [SİMULTANE TERCÜME]
https://www.youtube.com/live/7L0bchAK90k?si=Gh1nYVxgMUQeQJmu&t=1561
DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli basın mensupları, beyanımda da ifade
ettim; Karadeniz'deki seyrüsefer emniyeti ve ticari güvenlik hayati derecede
önemli. Bunu Moskova ziyaretim esnasında Rus tarafıyla da görüştüm, burada
değerli meslektaşımla da görüştüm, bugün gün boyu yapacağım görüşmelerde de
gündeme getireceğim. Bu bizim için önemli bir husus, Karadeniz ülkeleri için
önemli bir husus.
Esas itibarıyla, biliyorsunuz, savaş devam ederken hem bizim hem Birleşmiş
Milletler’in bir teklifi olmuştu: Savaş bütün alanlarda devam ediyor ama iki
alanı buradan ayıralım ve taraflar burada belli bir taahhüde bağlı
kalsınlar. Neydi o alanlar? Enerji güvenliği ve Karadeniz’deki seyrüsefer
emniyeti, bununla da tahıl güvenliğinin garanti altına alınmasıydı. Bu
alanda özellikle biliyorsunuz Tahıl Anlaşması yapılarak 2 sene önce kısmi
bir başarı elde edildi ve bu süre içerisinde gerçekten dünya pazarlarına
serbest bir şekilde Ukrayna tahılı da gitme imkanı buldu. Bu sadece
fiyatları etkilemekle kalmadı, aynı zamanda Afrika da dahil birçok yerde
gıda güvenliğine çok ciddi bir katkıda bulundu. Şimdi Karadeniz’deki
seyrüsefer emniyetinin savaşın tırmanmasından dolayı tamamıyla ortadan
kalkmış olması açıkçası çok endişe verici. Bizim asıl amacımız tabi ki
savaşın tamamen durdurulması. Eğer bu mümkün olmuyorsa, gerek Ukrayna gerek
Rusya gerek bütün ülkeler için önemli olan birkaç tane kritik alanda savaş
moratoryumu ilan edilebilir, hedefler vurulmayabilir. Nedir? Karadeniz
güvenliği ve enerji güvenliği olmak üzere. Bu konudaki alternatif
tekliflerimiz hala masadadır, tarafların dikkatine… Ukrayna tarafı bu konuda
gerçekten ciddi bir anlayış birliği içerisinde.
Diğer taraftan, “Türkiye’nin olası askeri katkıları nasıl olabilir” sorusu
tevcih edildi. Burada şunu söylemek isterim: Biliyorsunuz, olası bir barış
anlaşmasının en önemli ayaklarından biri de -şu anda tartışılan belgelerde-
güvenlik garantileri, Ukrayna’ya yönelik güvenlik garantileri. Bu güvenlik
garantilerinin, biliyorsunuz, verilecek kara, deniz, hava unsurları var.
Türkiye deniz unsurlarına liderlik yapmayı kabul etti, müttefiklerimizle de
bu konuda anlayış birliği içerisindeyiz. Bu konudaki planlama çalışmaları
ilgili müttefik ülke deniz kuvvetleri tarafından da yapılmakta.
Bu konuda bir soru da Kırım’la ilgiliydi. Kırım konusunda da bizim duruşumuz
baştan beri belli, biliyorsunuz. Kırım meselesi gerek dış politikamız
açısından gerek iç politikamız arasından bizim için hayati derecede önemli
bir konu. Türk dünyasının bir parçası Kırım Tatarları. Sadece biz değil
bütün Türk devletleri de bu konuda hassasiyet taşımakta. Bu konuda, Kırım
Tatarlarının kendi haklarını geri alması için elimizden geleni yapmaya devam
edeceğiz. Söylediğiniz gibi belli hukuksuzlukların olması bizi gerçekten
derinden etkiliyor. Bazı Kırım Tatarları liderlerinin hapishanede olduğunu
biliyoruz, bunların da açıkçası çıkarılması için Rus tarafıyla
müzakerelerimiz devam ediyor.
SORU- Öncelikle bu zor günlerde bizleri en güzel şekilde ağırlayan Ukrayna
Hükümeti’ne ve Ukrayna halkına içtenlikle teşekkür etmek istiyorum.
Gerçekten zor günler yaşıyorsunuz. Dün akşam da bulunduğumuz otelde patlama
sesiyle uyandık geç saatte ve gördük durumu, yani tecrübe ettiğimiz bir
durum, o yüzden tekrar geçmiş olsun dileklerimizi de sunmak isterim.
Şimdi, NATO Zirvesi’nin ve Paris’te gerçekleştirilen son diplomatik
temasların ardından Sayın Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan Türkiye’nin aktif
diplomasi girişimini sürdürmeye devam ediyor. Ukrayna’yı barışa biraz daha
yakınlaştırabilecek yeni bir diplomatik fırsat ya da bir müzakere zemini
oluşturmak amacıyla burada olduğumuzun farkındayız hepimiz. Ukrayna
özellikle toprak bütünlüğü konusunda yeni bir yaklaşım sergiler mi? Böyle
bir süreçte Türkiye’nin arabuluculuk rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Daha
somut ifade etmek istiyorum, gelinen noktada yeni bir anlaşma ya da yeni bir
arayış zemini, Sayın Dışişleri Bakanımızın ifade ettiği şekliyle İstanbul
süreci, başlayabilir mi, buna hazır mısınız? Özellikle toprak bütünlüğü
konusunda, birtakım tavizler ifadesi doğru olmayabilir belki ama yeni bir
yaklaşım içerisinde olabilir misiniz?
Son olarak Sayın Hakan Fidan’a, Sayın Dışişleri Bakanımıza sormak istiyorum.
Bir yıl öncesiyle kıyasladığımızda, bugün ateşkese ya da kalıcı bir barış
anlaşmasına daha yakın olduğumuzu düşünüyor musunuz? Ya da şöyle söyleyelim:
Kalıcı barışın ya da ateşkesin önündeki en büyük engel sizce nedir? Buraya
bir parantez açmak isterim son olarak, Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliği
açısından dediniz ama yaklaşık bir saat kadar önce gölge filo olarak
nitelendirilen Rus gemilerine ait iki tankerin Ukrayna ulusal güvenlik
birimleri tarafından vurulduğu yönünde de bir haber vardı. İki tarafın da
Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğini önemsemesi gerektiği hususu çok önemli
tabii muhakkak, bunun da altını çizmek istedim.
Tekrar çok teşekkür ederim nazik misafirperverliğiniz için.
UKRAYNA DIŞİŞLERİ BAKANI ANDRİY SİBİHA- [SİMULTANE TERCÜME]
https://www.youtube.com/live/7L0bchAK90k?si=VyoDNMt35t1LlNn-&t=2110
DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar, savaşın başından beri
belirli aralıklarla sürekli gelmekteyim buraya. Maalesef savaşları
gözlemleme, analiz etme ve biraz da içinde bulunma durumundan dolayı tecrübe
sahibi olduğumuz için, kötü senaryolarda neler olabileceğini analiz ettiysek
onları görüyor olmaktan da ayrıca üzüntü duyuyoruz. Belli oranlarda tabii
yaygınlaşma var, bunu da az önce ifade ettim. Bu bizi gittikçe daha da
endişeye sevk ediyor. Ama diğer taraftan da, savaşta yapılabilecek her şey
yapılıp bütün araçlar kullanıldıktan sonra artık tarafların bir noktada
psikolojik olarak da ateşkese hazır hale geldiklerini görüyoruz. Hep derler
ya, “sabaha en yakın nokta gecenin en karanlık olduğu andır” diye, şu anda
savaşta uğraştığımız bu yok edici anın inşallah yakın bir barışın ve
ateşkesin habercisi olduğunu düşünmek istiyoruz.
SORU- [SİMULTANE TERCÜME] Sayın Sibiha’ya sorum olacak. Türkiye ile savunma
sanayinin hangi alanda daha da genişletilebileceğini düşünüyorsunuz?
Sayın Fidan, bir ay önce Moskova’daydınız. Size göre Rusya ne derecede
görüşmeye hazır ve hangi şartlarda bu görüşmeleri başlatabilirler? Rus
tarafından neler duydunuz?
UKRAYNA DIŞİŞLERİ BAKANI ANDRİY SİBİHA- [SİMULTANE TERCÜME]
https://www.youtube.com/live/7L0bchAK90k?si=aRKmb58Ia7u8WUWc&t=2355
DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Moskova’da yaptığım temaslar esnasında,
özellikle Sayın Putin ve Sayın Lavrov’la görüşmelerimde, olabilecek en
yüksek ağızdan görüşmelere hazır olduklarını, esas itibarıyla bu maksatla
yapılan her türlü teması da kabul ettiklerini ifade ettiler. Tabii burada
iki tane husus var: Birincisi, “gerek aracılı gerek aracısız konuşma
konusunda nerede duruyorsunuz”, ki bu zamana kadar, biliyorsunuz, liderler
hariç, Sayın Zelenskiy ile Sayın Putin hariç, her iki taraf sürekli -gerek
Türkiye’nin arabuluculuğuyla gerek Amerika’nın- bir araya gelmekten imtina
etmediler ve bu devam edecek. Şimdi bu türden bir iletişime ve temasa hazır
olmak müzakereler açısından çok önemli bir konu. Ama bundan daha önemlisi,
“müzakere pozisyonunuzda nerede duruyorsunuz”. Ben bu soruyu da Sayın
Putin’e yönelttim. Kendileri Alaska’da Amerika’yla üzerinde mutabık kalınan
genel çerçevenin, yani orada deklare ettikleri genel çerçevenin hala
arkasında olduklarını ifade ettiler. Tabii burada Ukrayna için kabul
edilemeyecek hususlar var. Bu genel çerçeve mevcut şartlar altında nereye
evirilebilir, ne olabilir: Aslında müzakerecilerin şu anda üzerinde
çalışması gereken konu bu. Benim tabii her iki tarafta da gördüğüm, az önce
de ifade ettim, her iki tarafın da acil bir şekilde, sadece Rusya ve
Ukrayna’nın değil uluslararası toplumun bir ateşkese, bir barış anlaşmasına
ihtiyacı var. Biz de bunu mümkün kılmak için elimizden geleni yapmaya devam
edeceğiz.
* Interpress deşifresidir.