Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Ortak Basın Toplantısı, 9 Nisan 2026

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli basın mensupları, kıymetli heyet üyeleri, hepiniz basın toplantımıza hoş geldiniz.

Bugün kıymetli kardeşim, Suriye Dışişleri Bakanı Sayın Esad Hasan Şeybani’yi ülkemizde ağırlamaktan duyduğum memnuniyeti ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum.

Kendisine ve heyetine bir kez daha hoş geldiniz diyorum.

Bildiğiniz gibi, geçtiğimiz hafta sonu Şam’da Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmed Şara ve kıymetli kardeşimle oldukça verimli görüşmeler gerçekleştirmiştik. Bugün de ikili ilişkilerimizin gündemindeki konuları, iş birliğimizi daha ileriye nasıl taşıyabileceğimizi ve bölgemizdeki sıcak gelişmeleri tekrar etraflıca değerlendirme imkanı bulduk.

Malumunuz bölgemiz gerçekten çok sıcak günlerden geçiyor. Her türlü istişareye, dayanışmaya, görüş alışverişine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Bu, Türkiye olarak bizi bölgemizle daha fazla eş güdüm içerisinde olmaya bir bakımdan mecbur kılıyor. Bölgemizin istikrarını, güvenliğini ve huzurunu biz bir bütün olarak görüyoruz. Bu doğrultuda, kalıcı istikrarın tesisi amacıyla bölge ülkeleriyle yakın eş güdüm halinde yoğun gayretlerimizi kararlılıkla ilerletiyoruz.

Değerli basın mensupları, bölgemiz 28 Şubat’ta başlayan savaşla birlikte yakın tarihinin en ciddi sınamalarından biriyle karşı karşıya kalmıştır. Küresel ölçekte ciddi etkiler yaratan bu savaş karşısında, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, komşularımızla ve ortaklarımızla yakın bir iş birliği içerisinde ve temas trafiği içerisinde bulunduk. Bu temaslarımızda, savaşa nihai bir son vermeye yönelik gayretleri sürekli gündemde tuttuk ve bunun için çalıştık. Bu çerçevede, kardeş Pakistan’ın aktif şekilde destek verdiğimiz girişimiyle varılan iki haftalık ateşkesi büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz. Ateşkesin sahada Lübnan’ı da kapsayacak şekilde tam olarak uygulanmasını ve sürecin kalıcı bir barışa evrilmesini temenni ediyoruz. Bunun yolunun ancak diyalog, diplomasi ve karşılıklı güvenin yeniden tesis edilmesiyle mümkün olacağını tüm taraflara vurguluyoruz. Bu çerçevede, Pakistan’da başlayacak görüşmelerde tarafların uzlaşmacı, esnek, sabırlı ve yapıcı bir tutum sergilemeleri de ayrıca önem taşımaktadır. Yaşanan krizlerden gerekli dersler çıkarılmalı. İsrail’in müzakere sürecini sabote etmeye yönelik bilinen eylemlerine karşı aklıselimle hareket edilmesi zaruridir. Özellikle dünya kamuoyunun da İsrail’in muhtemel sabotaj hamlelerine karşı hazır olması ve gerekli tepkiyi koyacak durumda olması da gerekmekte.

Ayrıca, İran ve Körfez ülkeleri arasındaki ilişkilerin daha sağlam bir temele dayandırılarak normalleşmesi de dahil olmak üzere, bölgede yeni bir güvenlik ve barış mimarisinin tesis edilmesini ümit ediyoruz. Türkiye olarak bu süreçte aktif rol oynamaya ve gerekli her türlü katkıyı vermeye hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum.

Değerli basın mensupları, bölgemizde kalıcı barış ve huzurun en önemli yapı taşlarından birisi de şüphesiz komşumuz Suriye'nin istikrarıdır. Suriye halkı on dört yıl boyunca şiddet ve zulümle mücadele etmiş ve 8 Aralık 2024'te tarihi bir devrime imza atmıştır. Suriyeli kardeşlerimiz devrimden bugüne kadar geçen kısa süre içerisinde, ülkelerinin siyasi ve ekonomik açıdan yeniden imarı yolunda sabırla ve azimle ilerlemiş, istisnai bir başarı kaydetmiştir. Gelinen noktada, Suriye'nin bölgemizdeki krizin menfi yansımalarından uzak tutulması gerekliliği açıktır. Son dönemde Suriye’yle yürüttüğümüz yoğun diplomasi trafiğinin arka planında da esasen bu amaç yatmaktadır. Suriye'nin sürdürülebilir istikrara kavuşması sürecinde kaydedilen ilerlemenin olumsuz etkilenmemesi önceliğimizdir. Türkiye, bu yönde yürüttüğü çabalarında Suriye'nin her zaman yanında olacaktır.

Suriye’yle derdimiz ve tasamız bir, mutluluğumuz ortak, güvenliğimiz ve istikrarımız birbirini tamamlar niteliktedir. Bu çerçevede, ülkede devam eden entegrasyon sürecini de yakından takip etmekteyiz. Bu sürecin kesintiye uğramadan, Suriye'nin ve komşularının selameti çerçevesinde nihayete erdirilmesi ülkemiz açısından önem ve önceliğini korumaktadır. Miadı dolmuş ve bazı çevreler nezdindeki kullanışlılığını bugün artık yitirmiş olan plan ve projelere yeni Suriye'de yer olmayacaktır. Bölgemizde süregelen krizler karşısında, Suriyeli kardeşlerimizin kapsayıcı bir anlayış etrafında birleşip ülkeyi ileriye taşımaya odaklanması aklıselimin gereğidir. Bu doğrultuda, anayasal vatandaşlık çerçevesinde Suriye'nin selameti ve maslahatı dairesinde tüm Suriyelileri bir araya getiren toplumsal uzlaşmanın tesisi gayretlerinde Suriye Hükümeti’nin yanında olmaya devam edeceğiz.

Kalıcı barış ve istikrar yönünde yoğun gayretlerimizi sürdürürken, bölgemizi uçuruma sürükleyen esas unsuru göz ardı etmemeliyiz. Uluslararası toplumun artık net bir şekilde idrak etmesi gereken hakikat şudur: İsrail yayılmacılığı sona ermedikçe Orta Doğu'da kalıcı barış, istikrar ve güvenliğin inşası mümkün olmayacaktır. İsrail'in bölgede kendi jeopolitik hesaplarını dış müdahaleler yoluyla dayatmasına artık bir dur denmelidir. Netanyahu hükümeti bugün hala savaş bahanesiyle Gazzelileri kıtlık koşullarına mahkum etmekte, Batı Şeria’da iki devletli çözümü ortadan kaldırmaya yönelik hukuksuz adımlarına her gün bir yenisini eklemekte, Doğu Kudüs'te ibadet özgürlüğünü sistematik biçimde kısıtlamaktadır. İsrail, Gazze'deki soykırımını şimdi Lübnan'a taşımaktadır. Bölgede ateşkesin daha mürekkebi kurumadan, Lübnan'da çocuk veya sivil gözetmeksizin sürdürülen İsrail saldırıları yüzlerce cana mal olmakta, bölgeyi daha da derin bir insani krize sürüklemektedir. İsrail'in Lübnan'daki işgalinin sonlandırılması ve sivil halkın korunması ertelenemez bir öncelik haline gelmiştir.

Tüm bölgemizin huzuru ve küresel istikrar bakımından kritik önem taşıyan şu hususu bir kez daha vurgulamak istiyorum: Netanyahu hükümetinin bölgedeki ateşkesi ve yoğun gayretlerle tesis edilen müzakere süreçlerini bir kez daha sabote etmesine kesinlikle izin verilmemelidir.

Değerli basın mensupları, bölgesel gelişmelerin uluslararası toplumun dikkatini Filistin'den ayırmaması da ayrıca önem taşımaktadır. Gazze'de ateşkes tesis edilmesine rağmen Filistin halkı, halen en temel insani ihtiyaçlarına ulaşmakta zorluklar yaşamaktadır. İsrail'in ateşkes kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi ve yeniden inşa kapsamındaki faaliyetlerin zaman kaybedilmeden başlaması gerekmektedir. Gazze'nin yeniden imarı için Türkiye üzerine düşen görevleri yerine getirmekte kararlıdır.

Uluslararası hukukun ayaklar altına alındığı bu dönemde, İsrail'in Batı Şeria’da yürüttüğü eylemleri de endişeyle takip ediyoruz. Uluslararası toplumun, İsrail'in fiili durum yaratma adımlarına karşı gerekli tedbirleri alması şarttır. Bu çerçevede uluslararası toplumu seferber etme çabalarımızı da ortaklarımızla beraber yürütmekteyiz.

Değerli arkadaşlar, inanıyoruz ki istikrarını ve güvenliğini tam olarak tesis etmiş bir Suriye, tüm bölgenin ve uluslararası toplumun yararınadır. Bu anlayışı somut neticelere ulaştırmak amacıyla Suriyeli kardeşlerimizle ortak gayretlerimizi ve üst düzeyli temaslarımızı önümüzdeki dönemde de her alanda, her seviyede sürdürmeye devam edeceğiz. Nitekim bu ay düzenleyeceğimiz Antalya Diplomasi Forumu'na Cumhurbaşkanı Sayın Şara'nın iştirak edecek olmasını öğrenmekten memnuniyet duyduk.

Ülkemizi ziyaret eden kardeşim Sayın Şeybani'ye ve değerli heyetine bir kez daha huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum.

Şimdi sözü değerli kardeşime veriyorum.

SURİYE DIŞİŞLERİ BAKANI ESAD HASAN ŞEYBANİ- [SİMULTANE TERCÜME]

https://www.youtube.com/live/D--BaxXD-WY?si=WwGkhFXBXEiCd5vO&t=544

SORU- İki sorum olacak. İlk sorum Sayın Bakan Fidan'a olacak. ABD ve İran arasında geçici bir ateşkese varıldı. Bu ateşkes sürecini nasıl değerlendirirsiniz? Ateşkesin kalıcı barışa evrilme ihtimalini nasıl öngörüyorsunuz ve Türkiye'nin bu konudaki rolünü nasıl değerlendirirsiniz?

Bir diğer sorum da konuk Bakana olacak. Suriye'nin kuzeydoğusunun merkezi hükümete entegrasyonunda gelinen son aşama ve bu entegrasyon sürecinin bölgedeki gelişmelerden etkilenme durumunu nasıl değerlendirirsiniz?

Teşekkürler.

SURİYE DIŞİŞLERİ BAKANI ESAD HASAN ŞEYBANİ- [SİMULTANE TERCÜME]

https://www.youtube.com/live/D--BaxXD-WY?si=b1Dy9wpnpt3T87uF&t=1014

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar, Cumartesi günü başlaması planlanan görüşmeler gerçekten savaşın durdurulması için şu andaki ortaya konabilmiş tek somut mekanizma. Bir ateşkes eşliğinde bu görüşmelerin yapılıyor olması aslında çok uzun tartışmalardan sonra savaş devam ederken tarafların mutabık kalabildiği bir husus oldu. Biliyorsunuz iki tane görüş vardı. “İlk önce tam kapsamlı bir anlaşmaya varalım sonra ateşkes olsun.”, “Önce ateşkes olsun sonra anlaşmaya varalım.” görüşleri oldu, sonra ortada birleşildi. Denildi ki “Ön çerçevede mutabık kalalım ne tartışacağımıza, beraberinde de ateşkesle beraber bunu hayata geçirelim tartışmayı” diye ortada bir buluşma oldu. Bunun için de Cumartesi günü görüşme başlayacak. Burada tabii Pakistanlı kardeşlerimize çok teşekkür ediyoruz. Gerçekten her türlü çabayı ortaya koydular. Taraflar tıkandığı zaman gerek biz, gerek onlar sürekli sahnedeydik, “Nasıl açarız, nasıl daha yaratıcı çözümler getiririz, her iki tarafı da dengede tutabilecek, oyunda tutabilecek?” hep bunun arayışı içerisinde olduk. Gerçekten son üç-dört hafta sürekli yoğun bir diplomasi ve akıl oyununun oynandığı bir süreç oldu ama olayların daha çok başındayız.

Biliyorsunuz dün ateşkes ilan edildi, daha görüşmelere geçmeden hemen ilk arıza ortaya çıktı. İsrail beklediğimiz gibi oyunbozanlığını yaptı ve Lübnan'a o ana kadar gerçekleştirmediği çapta geniş kapsamlı bir hava harekatı icra etti. Çok fazla sayıda sivilin ölümüne sebep olan bir hava harekatıydı. Şimdi tabii İsrail'in bu provokasyonu eşliğinde devam edecek olan bu görüşmeler haliyle zor geçecek olan görüşmeler. Şunu hatırlatmak isterim. Tartışılacak olan konular çok zor başlıklar. Bunların bir kısmı daha önce Amerika-İran arasında yapılan görüşmelerde çok sık tartışılmış konulardı. Burada bir yere varılmıştı bir anlayış birliğine, özellikle nükleer konularda. Ama şu anda orada bile birtakım gitgellerin olduğunu görebiliyoruz, özellikle zenginleştirme konusunda. Ben burada şu anda bir pozisyon belirtmek istemiyorum ki taraflar bu konuda daha rahat ve esnek hareket edebilsinler. Ama nükleer konu en fazla tartıştıkları konuydu. O konuda bile görüş farklılıkları olabilir.

Onun dışında daha önce tartışmadıkları ama bu savaş vesilesiyle devreye giren yeni hususlar var. Bunlardan birisi Hürmüz Boğazı’nın bundan sonraki durumu ve seyrüsefer emniyetinin geleceği. Çünkü Hürmüz Boğazı’nın sadece Körfez ülkelerini değil, bütün küresel ekonomiyi çok yakından ilgilendiren bir geçiş noktası olduğunu bütün dünya bu son bir aylık savaş sürecinde hissetti ve çok negatif manada etkilerini gördü. Onun dışında bölgesel güvenliğin de sağlanması, bölge ülkeleri ile İran'ın da açıkçası bu vesileyle bir uzlaşma zeminine gitmesi ve aralarında bulunan örtülü veya açık ne kadar problemli alan varsa, çok açık ve şeffaf bir şekilde ortaya konması ve bunun da bir hale bağlanması gerekmekte. Türkiye olarak son bir buçuk-iki yıldır, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde oluşturduğumuz bölge vizyonu var, bunu taraflara ifade etmekteyiz. Taraflar, özellikle bölgedeki Arap ülkelerinin, bir kısmı Körfez'de bir kısmı Körfez dışında, İran’la olan sorunlarını dışarıdan aktör çağırarak halletme arayışları, buna mukabil İran'ın bölgede vekil unsurlar aracılığıyla yayılma girişimleri her zaman için tarihsel olarak bölgede çok ciddi gerilimlere sebep olmuştur. Biz bölgesel sahiplenme prensibinden hareketle, tarafların bir araya gelerek, bölgenin evlatları olarak -artık bölgede bulunan ulus devletlerin sınırları belli, bayrakları belli, bulundukları yerler belli- herkesin birbirine saygıyı, egemenliğine saygıyı, toprak bütünlüğüne saygıyı deklare edecekleri ve bunun etrafına bina ettikleri güvenlik, kalkınma gibi alanlarda iş birliğini ilerletecekleri bir mekanizmayı esas görüyoruz. Bunu yapabiliriz ve yapmalıyız.

Esasında bu savaş çıkmasaydı Türkiye bu konuda ileri adımlar atma yönünde gidiyordu. Çünkü bölgedeki müttefiklerimiz de, ortaklarımız da, dostlarımız da buna ikna olmuşlardı. Artık bölge savaşlardan yoruldu, bölge işgallerden yoruldu, bölge terörden yoruldu, bölge iç savaşlardan yoruldu, bölge kandan yoruldu artık. Bölgenin, ilk başta Müslümanların, bölgenin evlatlarının bir arada barış ve huzur içinde yaşaması lazım. Sonra İsrail'in yayılmacılığıyla ilgili uluslararası diplomatik çerçevede uluslararası aktörlerle beraber gerekli tedbirleri alması lazım. Bölgenin kendi içindeki bölünmesini bitirmesi lazım. Onun için “10 maddelik”, “9 maddelik”, “başka maddelik” deklare edilen bu planlarda içinde bölgesel güvenliğin ve diğer konuların da bulunduğu zor başlıklar da var. İki hafta yeterli olmayabilir. Eğer taraflar mutabık kalırlarsa ateşkes bir müddet daha uzatılır ve görüşmeler devam edebilir. Ama dileğimiz ve gayretimiz de o yönde olacak, bu müzakerelerin iyi niyetle başlaması ve sonuca ulaşması. Dünyanın buna ihtiyacı var, bölgenin buna ihtiyacı var. Hem İran, hem Amerika bunu yapabilecek nitelikte. Bölge ülkeleri de her türlü yapıcı katkıyı vermeye hazırlar. Ben günde bilmiyorum kaç telefon görüşmesi yaptığımızı. Bölge ülkeleriyle sürekli kesintisiz bir iletişim halindeyiz. Bunun bir kısmını kamuoyuyla paylaşıyoruz, bir kısmını paylaşmıyoruz ama yoğun bir koordinasyon içerisindeyiz. Yürüyen barış görüşmelerine, bölgede olan bitene bölge dışındaki ülkelerin, başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere, Asya-Pasifik'te bulunan ülkeler olmak üzere, büyük ekonomilerin çok büyük ilgisi var, yakından takip ediyorlar. Yakın dostluğu, müttefiki olan Türkiye'yi bu ülkeler sürekli arayarak “Neredeyiz?”, “Ne oluyoruz?”, “Nereye gidiyor?”, “Nasıl gidiyor?”, “Biz ne yapabiliriz, bir katkıda bulunabilir miyiz?” diye sürekli bir iletişim trafiği cereyan etmekte.

Esas itibariyle burada şunu görüyoruz, daha önce de çeşitli vesilelerle ifade etmiştim: Dünyanın görüş birliğinde ender bir araya geldiği birkaç konudan biri haline geldi bu savaşın durdurulması ve savaşın başlamasının bir hata olduğu. İran'a yönelik saldırıların bir hata olduğu yönünde bir uluslararası konsensüs artık oluşmuş durumda. Ama bu tabii ki çok fazla uluslararası platformlara şu anda yansıtılmıyor, bir anlayış birliği var. Bu anlayış birliğini biz açıkçası var olan, şu anda başlayacak olan diplomatik görüşmelere bir destek zemini olarak kullanma yönünde dostlarımıza tavsiyelerde bulunuyoruz, çabalarımızı bu yönde ilerletiyoruz.

Kısacası değerli arkadaşlar, görüşmelere her türlü desteği vermeye devam edeceğiz ama zor konu başlıkları var. Diğer taraftan İsrail'in provokasyonları da devam ediyor. Özellikle İran'ı çok zor duruma koyacak ciddi provokasyonlar var. İnşallah bütün bunlara rağmen iyilik ve barış galip gelir, biz de bunu görürüz.

SORU- Her iki Bakana da sorum olacak. İlk sorum Sayın Bakan Fidan'a. ABD-İran geçici ateşkesi yürürlüğe girer girmez İsrail'in tüm gücüyle Lübnan'a saldırdığını görüyoruz. Buna biraz önce de değinmiştiniz. İsrail'in bu tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu durum ateşkesi sizce olumsuz etkiler mi?

Öte yandan, geçtiğiniz hafta Filistinli grupları ağırlamıştınız. Bu çerçevede Gazze'deki son durum nedir?

Konuk Bakana ise, Lübnan'daki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz diye sormak isterim. Suriye'nin Hizbullah'a karşı harekete geçeceği yönünde haberlerle ilgili görüşünüz nedir?

Teşekkürler.

SURİYE DIŞİŞLERİ BAKANI ESAD HASAN ŞEYBANİ- [SİMULTANE TERCÜME]

https://www.youtube.com/live/D--BaxXD-WY?si=eN4MA6GTW8EV-rcN&t=1636

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar, Lübnan'a yönelik saldırılara ilişkin cevabımı bir önceki soruda da vermiştim. Bu açık bir provokasyondur. Bunun altını çizmek istiyoruz. Hem Amerika’nın, hem uluslararası toplumun buna çok ciddi bir tepki göstermesi gerekiyor.

Şimdi, Filistin meselesiyle ilgili, Gazze'de yürüyen görüşmelerle ilgili bir soru yöneltildi. Değerli arkadaşlar, bu savaşın başından beri biliyorsunuz bir konuya dikkat çektik: “Aman bu savaş devam ederken, buna ilişkin gayretlerimizi yoğunlaştırırken lütfen dünya kamuoyu Gazze'de olup bitenden de dikkatini almasın.” Çünkü bunu yaptığınız anda İsrail'in suistimal etme mekanizması devreye giriyor.

Şimdi neredeyiz? Biliyorsunuz, Gazze Barış Planı'nın uygulanmasında çeşitli aşamalar ortaya konmuştu. Birinci aşamada belli taraflara düşen yükümlülükler var. Arabulucular olarak onların taraflar tarafından hayata geçirilmesi için çalışmaya başladık. Şimdi bu esnada yeni oluşturulan Gazze heyetinin de işin içinde şu anda aktif rol aldığını görüyoruz. Özellikle Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov ve ofisinin de işe başladığını görüyoruz. Biliyorsunuz Hamas heyeti geçtiğimiz hafta Türkiye'ye geldi. Ondan önce de Türkiye'ye gelmişti. Bizler kendileriyle uzun uzun görüştük. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından da birinci toplantıdan sonra bir kabulleri oldu, kendilerini de bilgilendirdiler.

Şimdi şöyle bir durumdayız: Birinci aşamanın uygulanmasında birtakım problemler var. Hamas kendi üzerine düşeni büyük ölçüde yerine getirdi ama İsrail'in bu aşamada, birinci aşamayla ilgili belli sözlere bağlı kalmadığına ilişkin veriler, bulgular var ve Hamas haklı olarak, tabii ikinci aşamaya geçmeden önce birinci aşamada İsrail tarafından yapılmamış hususların hayata geçirilmesi konusunda ısrarcı ki ondan sonra ikinci aşamaya geçelim. Bunlar nelerdir ağırlıklı olarak? Birçok konu var tabii.

Bunların başında insani yardımlara ilişkin miktarların söz verildiği veya anlaşmada öngörüldüğü gibi bir türlü olmaması. İkincisi, hasta hareketliliğine ilişkin, sınır kapılarının açık, özellikle Refah’ın açık tutulmasına ilişkin politika hala bir istikrara kavuşmadı. Diğer taraftan, Gazzelilerden müteşekkil 15 kişilik teknik yönetim heyetinin hala Gazze'ye girip yönetimi devralmamış oluşu gibi birinci aşamaya ilişkin tamamlanmamış konular var.

Şu anda heyetlerimiz Kahire'deler. İkinci görüşme için tekrar bir araya gelmek için çalışıyorlar. Hem arabulucular kendi aralarında bir araya geliyorlar, diğer taraftan Hamas'la da bir görüşme yapılması mümkünse planlanıyor arabulucular tarafından ki ikinci aşamaya doğru nasıl gidilecek onu görelim diye.

Biz diplomasiden, diyalogdan umudumuzu kesmiyoruz. Bütün gücümüzle bu alana asılıyoruz. Bütün ortaklarımızla beraber bu işi koordine ediyoruz. Her türlü provokasyon ortada var. Zorlama, engelleme var ama biz ısrarla bu yolu ilerletmeye devam edeceğiz.

Dikkatiniz için, ilginiz için tekrar teşekkür ediyorum.

* Interpress deşifresidir.