Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Ortak Basın Toplantısı, 8 Ekim 2025

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Bugün Ankara’da çok kıymetli bir misafirimiz var, Suriye Dışişleri Bakanı dostumuz, kardeşimiz Sayın Esad Şeybani burada. Kendisiyle, biliyorsunuz gerek Türkiye’de gerek Suriye’de gerek başka yerlerde düzenli aralıklarla hem yüz yüze hem telefonla görüşüyoruz. Çünkü Türkiye-Suriye ilişkileri ve bölgesel etkileri çok yoğun bir koordinasyonu gerektirmekte.

Biliyorsunuz, 5 Ekim'de Suriye'de Halk Meclisi seçimleri düzenlendi. Bu seçimlerin hemen arkasından kardeşimiz bizleri ziyaret ediyor. Gündemimizde gerçekten çok önemli konular vardı. Kendisiyle uzun uzadıya bu konuları tartıştık. Kendi çözümlerimizi, çıkarımlarımızı, tekliflerimizi, son durumları, iki ülke arasında bulunan konuları görüştük.

Bölge ülkeleri olarak Esad rejiminin devrilmesinin ardından yeni Suriye Yönetimi’ne biliyorsunuz bazı telkinlerde bulunmuştuk bölge ülkeleri olarak. Suriye'nin istikrarsızlık kaynağı olmaktan çıkarılması gerektiğini, terörle mücadele konusunda gereken tedbirlerin alınmasının şart olduğunu ve kapsayıcı bir politika izlenerek Suriye'de hiçbir grubun dışlanmaması gerektiğini söylemiştik. Cumhurbaşkanı Sayın Şara liderliğindeki Suriye Hükümeti’nin bu hususlarda olumlu adımlar atmasından ve iş birliğine açık davranmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu doğrultuda, Suriye Hükümeti’nin bölgesel ve uluslararası alandaki angajmanı her geçen gün gittikçe güçlenmekte. Bunun en son örneği, Sayın Şara’nın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı hitaptı. Bu da ayrıca tarihi bir gelişmeydi.

Yakalanan bu ivmeden, Suriye halkının yaşam koşullarının iyileştirilmesi yönünde istifade edilmesi önem teşkil etmektedir. Türkiye olarak bu hususta bundan sonra da elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz.

Uluslararası toplum da Suriye halkına karşı üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir. Nasıl ki Suriye bölgesine ve uluslararası topluma yönelik kendisinden talep edilen ödevleri yerine getiriyor, uluslararası toplum ve bölge ülkeleri de Suriye'ye yönelik ödevlerini yerine getirmelidir. Suriye'ye ve Suriye'nin temsilcilerine yönelik tüm yaptırımlar bir an önce kaldırılmalıdır. Bu yönde atılacak adımlar Suriye'nin istikrarı ve kalkınmasına hizmet ederek, ülkedeki güvenlik durumunun iyileştirmesine de katkı sağlayacaktır.

Değerli arkadaşlar, İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırganlığı, Suriye'nin karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan birini teşkil etmektedir. Bugünkü görüşmemizde, İsrail'in bu hukuksuz eylemlerini de ele aldık ve Suriye'nin güneyinde güvenliğin tesisine yönelik çabaları değerlendirdik. Suriye'de huzur ve güvenliğin temini, ülkenin toprak bütünlüğü, birliği ve egemenliğine saygı gösterilmesiyle mümkün olacaktır. Türkiye olarak bu yöndeki çabalara destek vermeyi sürdüreceğiz. Uluslararası toplumun üyeleri Suriye Hükümeti’nden beklentilerini her fırsatta dile getirmekteler. Suriye halkının da uluslararası toplumdan bir beklentisi var. O da İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarına net şekilde karşı çıkılması.

Suriye'de artık uluslararası toplumla iş birliğine açık bir yönetim işbaşında bulunmaktadır. Bu durumu, Esad rejimi döneminde ilerleme sağlanamayan güvenlik meseleleri bakımından bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Bu doğrultuda, uluslararası toplumun DEAŞ’la mücadelede yöntem değişikliğine gitmesi gerekmektedir. Suriye Hükümeti, DEAŞ'a karşı eş güdüm halinde operasyonlar gerçekleştirme iradesine sahiptir. Bu iradenin gerekli yetenek ve kapasite ile desteklenmesi konusunda Suriye'ye hep beraber yardımcı olmalıyız. Türkiye, Suriye Hükümeti’nin DEAŞ'la mücadele imkanlarının gelişmesine katkı sağlamayı sürdürecektir. Bu noktada, DEAŞ’la mücadele kisvesi altında bölücü bir gündem takip eden “SDG”nin artık bu denklemden vazgeçmesi gerekiyor. Bugünkü görüşmemizde tüm bu hususları ve 10 Mart Mutabakatı’nın ivedilikle ve bütünüyle hayata geçirilmesi konusunda atılabilecek adımları etraflıca değerlendirdik. Her defasında altını çizdiğimiz üzere, 911 kilometre kara sınırı paylaştığımız Suriye'nin güvenliği, Türkiye'nin güvenliği bakımından kilit önem taşımaktadır. Suriye'nin güvenliğine kasteden unsurlar ülkemiz için de bir güvenlik tehdidi oluşturmaktadır.

Değerli basın mensupları, Suriye'nin kendi ayakları üzerinde duran ve bölgesinde istikrarın parçası olan bir ülke olma hedefini güçlü biçimde desteklemekteyiz. Suriye'nin yeniden yapılanmasına kamu ve özel sektör eliyle katkı sağlamaya inşallah devam edeceğiz. Sorumluluk sahibi tüm paydaşların bu süreçte yanımızda yer almasını bekliyoruz. Savaş ve çatışmalarla anılan coğrafyamızda artık barış, istikrar ve kalkınmanın egemen olmasını istiyoruz. Bu tarihi sorumluluğu yerine getirmek için elimizden gelen tüm çabayı ortaya koyacağız.

Ülkemizi ziyaret eden değerli dostum, kardeşim, Sayın Bakan Şeybani'ye ve değerli heyetine bir kez daha huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum.

Buyurun değerli kardeşim, söz sizin.

SURİYE DIŞİŞLERİ BAKANI ESAD HASAN ŞEYBANİ- [SİMULTANE TERCÜME]

https://www.youtube.com/watch?v=_DDBBAt3CFo&t=5m36s

SORU- İki sorum olacak, ilki Sayın Şeybani’ye. Sayın Bakan, ABD’nin arabuluculuğunda son olarak dün Şam’da düzenlenen görüşmeler hakkında detaylı bilgi verebilir misiniz? “SDG” ile varılan 10 Mart Mutabakatı’nın yıl sonuna dek uygulanması öngörülüyordu. Bu konuda hangi aşamadayız? “SDG”nin silahlı güçlerinin entegrasyonu konusunda mutabakata bağlı mısınız? Teşekkür ederim.

İkinci sorum Sayın Bakan Fidan’a olacak. Sayın Bakan, İsrail’in Suriye’nin güneyindeki faaliyetleri devam ediyor. Bu bağlamda sizin değerlendirmeleriniz nelerdir? Ayrıca 10 Mart Mutabakatı ve “SDG”yle alakalı sizin de bir yorumunuz olur mu? Teşekkür ederim.

SURİYE DIŞİŞLERİ BAKANI ESAD HASAN ŞEYBANİ- [SİMULTANE TERCÜME]

https://www.youtube.com/watch?v=_DDBBAt3CFo&t=12m23s

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar, ben değerli meslektaşımın, kardeşimin söylediklerine aynen katılıyorum. Biliyorsunuz, bu 10 Mart Mutabakatı’yla ilgili soru bize ne zaman tevcih edilse her zaman aynı cevabı veriyoruz. Esas itibariyle Suriye’deki tarafların kendi problemlerini, kendi özgün iradeleriyle barışçıl bir şekilde çözmelerini ve bu çözümün Suriye’nin birliğine, bütünlüğüne, güvenliğine, halkın özgürlüğüne hizmet etmesini yürekten diliyoruz. Türkiye bundan ancak mutlu olur. Bu noktada adımların atılmasını bekliyoruz. Ama kendisiyle içeride de tartıştık, huzurunuza gelmeden önce yoğun yoğun. Dünkü görüşmelerle de ilgili görüş alışverişinde bulunuldu. Burada tabii atılması gereken adımlar var. Tarafların niyetlerini düzgün tutması gerekiyor. “SDG”nin başka bir gündemle düşünüp farklı şekilde hareket etmemesi yani takiye yapmaması gerekiyor. Burada sahici olarak her iki tarafın da lehine olacak, Suriye’nin birliğine, bütünlüğüne hizmet edecek bir çözümün ortaya konması gerekiyor. Bunun biz barışçıl yöntemlerle hayata geçirilmesini temenni ediyoruz. Bu bizim için önemli ama daha da önemlisi Suriye’nin istikrarsız olmaması ve Suriye’deki ortamdan hiçbir terör örgütünün ne bölgedeki herhangi bir ülkeye tehdit üretmesi, ne de bizim için bir tehdit olması. Biz bu tehdit sistemini yıllardır görüyoruz. Türkiye içinde barınamayan terör örgütleri kendilerini sınırın dışına atıyorlar, orada kendilerine bir dünya kurup oradan Türkiye’ye yönelik operasyon yapıyorlar. Biz bu sistemi tamamıyla bitirme kararı aldık. Biliyorsunuz tehdidi geldiği yerde karşılıyoruz, yakından takip ediyoruz. Türkiye’nin içerisinde çok şükür bırakmadığımız gibi, Türkiye’nin dışında da bölgenin kaderine olumsuz etki eden çıbanbaşı olmasını istemiyoruz. Bu noktada, bütün taraflar yeni dönemde üzerine düşeni yapmalı, iyi niyetle hareket etmeli, barışçıl yöntemleri kullanmalı ama bir başkası için tehdit olmadığını ispat etmeli, tehdit olan unsurları elimine etmeli.

Bu konuda atılacak çok adımlar var. Teknik görüşmeler, detaylar anladığımız kadarıyla da önümüzde dönemde olacak ama her zaman ifade ediyorum, yakından takip ettiğimiz bir süreç, oluruna bırakamayacağımız konular. Bu konuda Şam’la istişarelerimizi devam ettireceğiz.

Diğer taraftan, güneyle ilgili de değerli kardeşimle görüş alışverişinde bulunduk. Burada tabii Amerika, Ürdün, İsrail başta olmak üzere bizlerin de devrede olduğu bir husus var. Çünkü Süveyda’da ortaya çıkacak olan bir istikrarsızlık unsurunun ülkenin geri kalan yerlerinde kopyalanması bizim tercih edeceğimiz bir şey değil. Bu Suriye’nin birliğine, bütünlüğüne hizmet etmez. Bizim amacımız, Suriye’nin tamamını istikrar içinde tutacak, vatandaşları özgür, kendi kimlikleriyle müreffeh bir şekilde, güvenli bir şekilde yaşarken, aynı zamanda ülkenin genel bütünlüğünün bozulmadığı ve bölge için herhangi bir tehdidin oluşmadığı, ne bugün ne gelecek için, bir Suriye önemli. Süveyda’daki gelişmeleri bu perspektifle de yakından takip ediyoruz. Çünkü İsrail’in Süveyda’yı ve oradaki Dürzi kardeşlerimizi gerekçe göstererek tek taraflı operasyonlarda bulunması bu bölgede farklı negatif dalgalanmalara yol açıyor. Bu istikrarsızlığı artırıcı bir husus. Bu da bizim için açıkçası bir milli güvenlik sorunu, bunu da yakından takip ediyoruz.

SORU- Ben Bakan Fidan’a bir soru sormak istiyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyareti sonrasında Türk yetkililerin Gazze’de ateşkes ve barışa ulaşması için daha sık bir şekilde temas kurduğunu biliyoruz. Keza sizin yoğun bir diplomasi trafiğiniz var. Bu noktada MİT Başkanı Kalın’ın da yine aynı şekilde toplantılara katıldığını görüyoruz. Efendim, görüşmelerde son durum nedir? Yakında bir uzlaşma sağlanması mümkün mü? Türkiye’nin bu süreçteki rolü nedir? Teşekkür ederim.

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz New York’ta liderlerimizin Trump’la beraber yaptığı görüşme esnasında ve sonrasında ortaya çıkan planın hayata geçmesi için bir çaba söz konusu şu anda. Çünkü burada daha sonra biliyorsunuz Hamas’ın bir cevabı oldu. Bu cevap oldukça yapıcı bir cevaptı ve buradaki öncelikli olarak kabul edilen hususların -başta rehinelerin bırakılması olmak üzere- bir an önce hayata geçirilmesi konusunda adımlar atılması gerekiyordu. Pazartesi günü itibariyle taraflar arasında Gazze’de başlayan görüşmelerde bugün yeni bir aşamaya gelinmiş durumda. Bugün itibariyle MİT Başkanımız İbrahim Bey de biliyorsunuz görüşmelerde. Hatta basın toplantısına gelmeden önce kendisiyle de konuştuk son durumu “Neredeyiz?” diye. Şimdi değerli arkadaşlar, an itibariyle, biliyorsunuz, Gazze Planı -20 maddelik plan- geniş bir plan, çok fazla konuyu içermekte. Ama ana maddelere ayıracak olursak, birinci öncelikli maddemiz ateşkesin sağlanması, rehinelerin bırakılması konusu var. İnşallah bugünkü görüşmeler…Yani şu anda İsrail’le Hamas dolaylı olarak Mısır’da görüşüyorlar. Burada Katar, Amerika, Mısır ve Türkiye taraflara gerekli görüşleri sağlıyorlar kendi yapıcı görüşleriyle beraber. Bu bir müzakere süreci.

Bugün inşallah bir olumlu tablo çıkması halinde hedeflenen 4 tane husus var. Şu anda onun detayları üzerinde tartışmalar devam ediyor. Belli maddelerde epey mesafe kat edildi. Bir-iki tane husus var. İşte, önümüzdeki saatlerde belki onların netleşmesi konusunda şu anda çaba söz konusu. Bu dört madde şu: Bugün uzlaşmaya varılırsa bir ateşkes ilan edilecek. Ateşkesi müteakip her iki tarafın elinde bulunan ve mutabık kaldıkları Hamas’ın elindeki rehineler ve cesetler, İsrail’in elindeki belli miktar müebbet hapse mahkum olanlar, 7 Ekim’den sonra tutuklanmış olan belli sayıdaki Filistinli serbest bırakılacak, bunların değişimi olacak, bu ikinci madde. Üçüncü madde, insani yardımların arttırılması. Şu anda çok az miktarda giriyor. Onun bir an önce daha yüksek miktarlara çıkması günlük 500-600’e kadar. Dördüncü madde de İsrail birliklerinin planda belirtilen geri çekilme hatlarına, geri çekilmeye yönelik süreci başlatması. Buralarda takdir edersiniz ki bunlar deklare edilirken genel cümleler olarak deklare ediliyor. Ama planın nasıl uygulanacağına ilişkin gerçek hayatta çok fazla detay var tartışılması gereken. Son günlerde yapılan bütün tartışmalar da biraz bunun etrafında dönüyor. İyi olan şey şu: Biz tarafların bu sefer özellikle rehinelerin salıverilmesi ve ateşkesin hayata geçmesi konusunda ciddi bir irade ortaya koyduklarını görüyoruz. Tabii ki Netanyahu hükümetinin her zaman için kafasında bir bozucu B planı oluyor, bunu da dikkate almak gerekiyor. Ama başta Amerika olmak üzere müzakereye katılan bütün heyetler bunun bilincindeler. Ben artık Netanyahu için de çok fazla bu konularda gidecek yer olmadığını düşünüyorum.

İnşallah bugün olumlu bir haber çıkarsa, planın birinci blokuyla ilgili adım atılmış olur. Daha sonra tabii daha ağır maddeler var: Gazze’deki Filistin yerel yönetimin oluşturulması, yerel güvenlik, polis gücünün oluşturulması, daha sonra uluslararası istikrar gücü, daha sonra uluslararası otoritenin orada olması ve silahsızlanma gibi çok fazla konu var. Bunları planı sahiplenerek tartışmak gerekiyor. Bu konuda yarın Fransa’da önemli bir toplantı olacak, aslında devam eden görüşmelerin bir tamamlayıcı niteliğinde, olayın genel siyasi çerçevesini görüşeceğimiz. Burada Amerika Dışişleri Bakanı, Avrupa’nın belli başlı ülkelerinin Dışişleri Bakanları ve bizim, Türkiye’nin de dahil olduğu temas grubunun: Suudi Arabistan, Ürdün, Katar, Mısır, bizim de olduğumuz bir toplantı olacak. Bu toplantının aslında planın ilerletilmesi, Gazze’de savaşın durması, yaraların sarılması ve iki devletli çözümün hayata geçirilmesi konusunda yine önemli, tamamlayıcı bir çaba olacağını düşünüyoruz. İnşallah hem bugünkü görüşmelerin hem de yarınki görüşmelerin bu noktada olumlu sonuçlar üretmesini diliyoruz. Türkiye olarak başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere mesaimizin büyük bir kısmını buna ayırarak çalışmaya devam ediyoruz. Bu konuda kamuoyunun hassasiyeti, desteği, siyasi partilerimizin bu konudaki desteği ve hassasiyeti için teşekkür ediyorum. Arkamızdaki bu destek bize büyük de bir mesuliyet yüklemekte, bunun bilincinde çalışmaya devam ediyoruz.

SORU- Sayın Bakan Fidan’a bir soru yöneltmek istiyorum. Küresel Sumud Filosu’nda yer alan vatandaşlarımızın ülkeye sağ salim dönüşü tamamlandı. Hatta, aynı zamanda Türkiye üçüncü ülkelerden vatandaşların da dönüşünü sağladı. Ancak, bu sabah da Özgürlük Filosu’na bir baskın düzenlendi. Bu bağlamda vatandaşlarımızın son durumuna dair bilgi verebilir misiniz? Aynı zamanda vatandaşların geri dönüşünü ne zaman bekliyorsunuz ve sürecin nasıl ilerlemesi bekleniyor? Teşekkürler.

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz tıpkı Sumud Filosu olayında olduğu gibi Özgürlük Filosu da Gazze’de yaşanan soykırımı gündeme getirmek bakımından son derece önemli bir sivil uluslararası girişim. Bu girişim, bir önceki Sumud Filosu’nda da olduğu gibi uluslararası sularda bu sabaha karşı İsrail tarafından saldırıya uğradı. Şu anda elimizdeki bilgiler, yakından takip ettiğimiz bilgiler şunlar: Filo’da an itibarıyla bize verilen rakamlar 144 aktivistin olduğu yönünde. Bunların arasında toplam 21 vatandaşımız var, 21 vatandaşımızdan da üçü Milletvekilimiz. Konuyu ilk andan itibaren çok yakın bir şekilde takip ediyoruz. An an harita üzerinde gerekli takibi ve koordinasyonu yapıyoruz. İlgili Bakanlıklarımızla, kurumlarımızla ve Sumud Filosu’nda olduğu gibi burada da diğer ülkelerle irtibatımız var.

Sumud Filosu’ndaki tahliye için biliyorsunuz, çok fazla emek ve koordinasyon vardı. Burada da daha hızlı ve seri şekilde inşallah hem aktivistlerin hem vatandaşlarımızın, kardeşlerimizin burnu kanamadan onların tahliye edilmesi, Türkiye’ye getirilmesi için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Tel Aviv’deki Büyükelçiliğimiz, -Maslahatgüzarımız var biliyorsunuz, Büyükelçimizi çekmiştik- Maslahatgüzarımız şu anda İsrail makamlarıyla ön koordinasyonu yapıyor. Bir önceki Sumud Filosu tahliyesinde olduğu gibi burada hem zamanı kısaltmak hem daha seri bir şekilde hareket etmek için. Şu anda bize verilen bilgilere göre, bu sabaha karşı el konulan gemilerin aktivistlerle beraber Aşdod Limanı’na doğru çekilmekte olduğunu görüyoruz. Gemilerin kademeli olarak limana yaklaşmalarından sonra aktivistlerin kayıt işlemleri tamamlanacak. Bu işlemin bu gece saatlerinde tamamlanması bekleniyor. Bunun ardından aktivistlerin Mısır sınırı yakınında İsrail’in güneyinde bulunan -bir önceki Sumud Filosu olayında olduğu gibi tahminimiz- Ketziot Gözaltı Merkezi’ne götürülmesi söz konusu. İsrail’den çıkış işlemlerinin bir önceki seferde olduğu gibi burada başlatılması bekleniyor. Vatandaşlarımızı gözaltı merkezine transferlerinin ardından inşallah ziyaret etmeyi umuyoruz. Bir önceki seferde de Maslahatgüzarımız sık sık gitti, vatandaşlarımızı ziyaret etmişti. Bu konudaki süreçleri başlattık.

Söz konusu 21 vatandaşımızın dışında İsrail’e başka bir ülke pasaportuyla giren vatandaşlarımızın da bilgilerini temin etmeye ve onlara da ulaşmaya çalışıyoruz.

Sumud Filosu’nda olduğu gibi burada da tahliyelerle ilgili alternatif senaryolarımız var. İsrail ilgili makamlarıyla Tel Aviv Büyükelçiliğimiz bunları koordine ediyor. Bu senaryoların arasında yine Türk Hava Yolları’ndan bir uçağımızın gönderilerek toplu tahliyede bulunulması da var. Bütün olayların gidişatına göre, elimizdeki senaryolardan birini uygulayarak inşallah daha önce yaptığımız gibi bu asil davada mücadele eden kardeşlerimizi de inşallah kazasız belasız tahliye edip vatana geri getireceğiz. Şimdiden ben ilginiz için teşekkür ediyorum.

* Interpress deşifresidir.