Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Mısır Arap Cumhuriyeti Dışişleri Göç ve Yurtdışı Mısırlılar Bakanı Bedir Abdulati ile Ortak Basın Toplantısı, 13 Ağustos 2026

MISIR DIŞİŞLERİ, GÖÇ VE YURTDIŞI MISIRLILAR BAKANI BEDİR ABDULATİ- [SİMULTANE TERCÜME]

https://www.youtube.com/live/qX96Rectk6s?si=HMSC984rP-_idnOT

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Bismillahirrahmanirrahim.

Değerli kardeşim, öncelikle bu nazik ev sahipliğin için çok teşekkür ediyorum. Basın açıklamanızda da ifade ettiğiniz düşüncelere, sözlere aynıyla katılıyorum.

Değerli basın mensupları, bugün Türkiye-Mısır Ortak Planlama Grubu İkinci Toplantısı’nı yapmak üzere Mısır’da bulunmaktan dolayı duyduğumuz memnuniyeti ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum. Şahsıma ve heyetimize gösterilen misafirperverlikten dolayı değerli dostum Sayın Bedir Abdulati’ye ve mesai arkadaşlarına huzurlarınızda ayrıca teşekkür etmek istiyorum.

Konuşmamın başında, 29 Temmuz’da Dimyat Limanı’nda iki LNG gemisini hedef alan İHA saldırısından dolayı geçmiş olsun dileklerimizi tekraren ifade etmek istiyorum. Bu saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Bu saldırının ardından Mısır’ın takındığı sağduyulu tutumu takdir ediyoruz. Mısır, sergilediği sorumlu politikayla bir kez daha bölgede barışı ve huzuru destekleyen ülkelerden biri olduğunu göstermiştir.

Değerli katılımcılar, Türkiye ve Mısır arasındaki ilişkiler, Sayın Cumhurbaşkanlarımızın liderliklerinde mükemmel seviyede seyretmektedir. Kardeşlik hukuku çerçevesinde, karşılıklı güven ve ortak çıkarlar temelinde, iş birliğimizi derinleştirmek için var gücümüzle çalışıyoruz.

Son olarak, Mısırlı futbolcu Mohamed Salah’a Türkiye’de gösterilen ilgiyi muhakkak hep beraber takip ettik, izledik. Adeta, Türk halkı ile Mısır halkı bu vesileyle kucaklaştı. Bu durumdan büyük memnuniyet duyuyoruz.

Bugün de değerli kardeşim Bedir’le beraber Türkiye-Mısır Ortak Planlama Grubu İkinci Toplantısı’na eş başkanlık yaptık. Ülkemizden, çeşitli devlet kurumlarımızdan, Bakanlıklarımızdan, Teşkilatlarımızdan temsilcilerimiz, mesai arkadaşlarımız vardı. Ticaret Bakanlığından, Enerji Bakanlığından, AFAD’dan ve diğer kurumlardan katılımcılarımız vardı. Nitekim, Mısırlı meslektaşlarıyla dün gün boyu yaptıkları görüşmeleri bugün hep beraber bir araya gelerek biz, eş başkanlar olarak tekrar gözden geçirdik, alınması gereken ortak kararları aldık. 2028 yılında ev sahipliği yapacağımız Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi Üçüncü Toplantısı’na ilişkin yol haritamızı bu vesileyle tekrar değerlendirdik.

Bugünkü toplantımız özellikle ekonomik ve ticari ilişkilerimiz bakımından fevkalade önemliydi. İnşallah 15 milyar Dolar ticaret hacmi hedefine de ulaşacağız. Bu amaçla, bugün, Mısır Yatırım ve Dış Ticaret Bakanı Sayın Muhammed Ferid Salih’le beraber Serbest Ticaret Anlaşması’nı tadil eden bir kararı da imzaladık. Böylece iş insanlarımızın çok daha rahat koşullarda faaliyet göstermelerine imkan sağlamayı hedefliyoruz.

Mısır’la ilişkilerimizi ilerletmek istediğimiz konulardan biri de bağlantısallık. Geçtiğimiz sene bazı Afrika ülkeleriyle birlikte Bağlantısallığın Güçlendirilmesi Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı imzalamıştık hatırlarsanız. Az önce değerli kardeşim Sayın Abdulati’nin imzasıyla, Mısır da bu Mutabakata katılmış oldu. Bu adımın ülkelerimiz ve Afrika kıtası için hayırlı olmasını diliyoruz.

Gördüğünüz gibi, ikili ilişkilerimizin tüm boyutlarında çalışmalarımızı eş güdüm içerisinde sürdürüyoruz. Karşılıklı ziyaretler ve müşterek tatbikatlarla askeri alandaki ilişkilerimiz de giderek daha kapsamlı bir nitelik kazanmakta. Biz Türkiye olarak Doğu Akdeniz’de kamplaşma ve çatışma yerine uzlaşı ve iş birliğini önceleyen bölgesel politikalar izlenmesinden yanayız. Bu kapsamda, Doğu Akdeniz’de uzun kıyı şeridine sahip iki ülke olan Türkiye ile Mısır’ın denizcilik alanındaki ilişkilerinin her iki ülkenin de menfaatine olacak şekilde geliştirilmesini arzu ediyoruz.

Değerli basın mensupları, değerli mevkidaşımla bugün ayrıca bölgesel meseleleri de ayrıntılı bir şekilde ele alma imkanımız oldu. Türkiye-Mısır ilişkileri tüm bölgenin refah ve istikrarına katkı sağlayacak biçimde ilerlemektedir. Bildiğiniz gibi, kendisi de ifade etti, şu anda üzerinde çalıştığımız konuların hemen hemen hepsinde Türkiye ve Mısır olarak ortak bir anlayışla beraber hareket etmekteyiz. Gazze meselesinde çok yakından çalışmaktayız. Filistin meselesinin Batı Şeria ve Kudüs alanındaki boyutlarıyla da ilgili beraber çalışmaktayız. Yürüyen Barış Planı’na ilişkin koordinasyonumuz en üst düzeyde devam etmekte. Aynı zamanda Gazze’ye yönelik insani yardımlarla ilgili çalışmaktayız.

Libya’yla ilgili vizyonlarımız örtüşmekte. Biliyorsunuz, dün ve evvelsi gün Libya’daydım, hem doğuda hem batıda. Orada bütün ilgili taraflarla bir araya geldim. Oradaki görüşlerimi, izlenimlerimi değerli mevkidaşımla paylaştım ve uzun görüşmeler yaptık. Memnuniyetle görüyorum ki Türkiye ve Mısır, Libya’nın birliği, bütünlüğü, egemenliği, bölünmezliği konusunda ortak düşünüyorlar. Bu ortak düşünceyi beraber, ortak harekete geçirme konusunda da kararımızı aldık. Libya’nın birliği, bütünlüğü, egemenliği gerçekten sadece Libyalılar için değil, bütün bölge için fevkalade önemli bir husus. Bu konuda yakından ilgileniyoruz, beraber çalışıyoruz.

Aynı şekilde değerli meslektaşımla Sudan’daki konuları ele alma imkanımız oldu. Sudan’daki çatışmaların bir an önce durması, orada da sivil halkın artık yaşadığı sıkıntıların hafifletilmesi, normal hayata dönülmesi için neler yapabiliriz, uluslararası toplumla, bölgesel ortaklarla ne türden iş birlikleri içerisinde oluruz, bunun arayışı içerisindeyiz.

Diğer taraftan, bölgesel sahiplenme anlayışıyla bölgedeki diğer sorunlara nasıl çözüm getirebiliriz diğer müttefiklerimizle beraber, bunun arayışı içerisindeyiz. Özellikle Hürmüz Boğazı’nda ticari gemilere yapılan saldırılar bölgedeki seyrüsefer güvenliğini ciddi şekilde, biliyorsunuz, tehlikeye sokmakta. Bu konuda neler yapılabilir, kendisiyle görüştük. Devam eden… ABD ile İran arasındaki ateşkesin yeniden tesis edilmesini ve Hürmüz Boğazı’nın bir an evvel açılmasını inşallah ümit ediyoruz. Bu konudaki çalışmalarımızı da beraber gözden geçirme imkanımız oldu.

Değerli arkadaşlar, bugün tabii ki önemli konumuz bizim, özellikle Gazze’de olan dram ve buna nasıl çözüm bulabiliriz. Bu konuda özel bir oturumumuz oldu. Burada, biliyorsunuz, Netanyahu ve ekibinin giderek daha da insanlık onurunu ayaklar altına alan politikaları tırmandırdığını ve adeta bütün uluslararası toplumu provoke eden bir tutum içerisinde olduğunu görüyoruz. Bu sorun sadece artık Gazze’yi, Orta Doğu’yu, bölgeyi ilgilendiren bir sorun değil, bütün uluslararası toplumu ilgilendiren bir güvenlik sorunu haline dönmüştür, Netanyahu ve arkadaşlarının izlediği tahrik edici, provoke edici, insanlık onurunu ayaklar altına alan politika. Dolayısıyla, bölge ülkeleri olarak ve uluslararası toplumla birlikte neler yapabileceğimiz konusunu ele aldık. Burada çeşitli hususlar var, bununla vaktinizi almayayım ama daha ciddi tedbirlerin alınması gerektiği konusunda mutabık kaldık. Özellikle insani yardımların zamanında ulaşması, Filistinlilerin hedef alınarak öldürülmesinin önüne geçilmesi, Gazze Barış Planı’nın maddelerine riayet edilmesi konusunda görüşlerimizi tekrar gözden geçirdik ve kararlılığımızı vurguladık.

Türkiye ve Mısır’ın tarihin ve coğrafyanın kendilerine yüklediği sorumluluğun bilinciyle hareket eden iki büyük devlet olduğunu artık hem bölge hem uluslararası toplum görüyor. Biz, liderlerimizin bize çizdiği yolda, özellikle bütün alanlarda, ticaret, güvenlik, savunma, enerji, denizcilik, ulaştırma, bağlantısallık, bölgesel diğer iş birliği alanları başta olmak üzere, bütün iş birliği alanlarında ilişkimizi en iyi seviyeye taşımaya devam edeceğiz. Bunun için kurumlarımızla gereken koordinasyonu Ortak Planlama Grubu’nun eş başkanları olarak beraber yapmaktayız. Bugünkü toplantımız da gerçekten verimli oldu.

Ben kendisine ve arkadaşlarına bir kez daha huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Şimdi sözü tekrar Sayın Meslektaşıma veriyorum.

SORU- [SİMULTANE TERCÜME] https://www.youtube.com/live/qX96Rectk6s?si=ML7emQkB7M7CzjlX&t=1551

MISIR DIŞİŞLERİ BAKANI BEDİR ABDULATİ- [SİMULTANE TERCÜME] https://www.youtube.com/live/qX96Rectk6s?si=zDs0n9jjRCYP678B&t=1591

SORU- Benim sorum Sayın Hakan Fidan’a. Sayın Bakan, aynı konuda devam etmek istiyorum. Türkiye’nin tutumu açısından, Mekke İttifakı Anlaşması’nı imzaladınız. Bir savunma anlaşması. Siz o savunma anlaşmasının hiçbir ülkeyi hedef almayacağını da söylediniz. Fakat, bu ittifaka neden ihtiyaç duydunuz? Öncelikle bunu sormak isterim.

Devamında da bu ittifakın genişlemesi konusundaki değerlendirmeniz nedir? Teşekkür ederim.

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar, değerli dostum, mevkidaşım da az önce benzer soruya verdiği cevapta ifade ettiler. Biz de kendi perspektifimizden bu konuyu cevaplayalım. Şimdi, Mekke İttifakı tabiatı itibarıyla bizim bölgemiz için tarihi bir an olmuştur. Neden? Çünkü, uzun yıllardır bölgemizde olan politikaların dışarıdan beklenen birtakım kurtarıcılar yoluyla çözülmesi gibi bir durum hep hasıl olmuştur. Aslında, bölge ülkelerinin artık bir araya gelerek, bölgesel sahiplenme ruhuyla, iş birliği ruhuyla, kendi sorunlarına kendi sahip çıkması ve bölgenin sorunlarını kendi çözmesi bu noktada bizim için başlangıç noktası olmuştur. Burada Cumhurbaşkanımızın, tabii, uzun erimli liderliğiyle, bölgedeki liderlerle uzun yıllardır yaptığı dostluk ve gözlemlediği olaylar, sorunlar, bizim yaptığımız çalışmalar bize şu sonucu üretti: Biz, bölge ülkeleri olarak kendimiz meselelerimizi sahiplenmezsek, başkalarının bizim adımıza herhangi bir soruna çözüm getirmesini beklememiz en hafif itibarıyla saflık, naiflik olacak. Biz, açıkçası, son üç yıldır, Mısır başta olmak üzere bölgedeki belli başlı kardeş ülkelerle yaptığımız bütün görüşmelerde, bu konudaki düşünce birliğini, kavram birliğini oluşturmuş durumdayız. Az önceki… Bölgesel sorunlarda da görüldüğü üzere, Libya, Sudan, Filistin, Afrika’daki diğer konular başta olmak üzere birçok konuda aslında beraber hareket ediyoruz. Savunma teşkilatlarımız, savunma sanayiimiz muazzam bir iş birliği içerisinde. Aslında adını koymadan, biz, bölgesel sahiplenmeye, bölgesel iş birliğine yeni bir ruhla, yeni bir vizyonla çok önceden başladık.

Tabii, bunun yapısallaştırılması gerekiyordu. Bir temelin atılması gerekiyordu. Mekke’de üç ülke tarafından atılan bu temel, gerçekten liderlerimizin ortaya koyduğu tarihi bir inisiyatif olmuştur. Bu noktada tabii ki biz Mısırlı kardeşlerimizle bu meseleyi en başından itibaren konuşuyoruz, çok yakından istişare ediyoruz. Bölgede attığımız gerek güvenlik gerek siyasi gerek ekonomik konuların hepsinde başta istişare ettiğimiz kardeş ülkelerden biridir Mısır. Bu konu bizim için önemli. Tabii ki onlar, kendileri de ifade ettiler, bunu şu anda belli bir detayla değerlendiriyorlar. Ama Mısır bizim doğal ortağımız. İnşallah yakında resmi ortağımız da olur. “Regional Four” dediğimiz dörtlü grubumuz çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Bu bizim için son derece kıymetli ve değerli bir platform. Burada biz gayriresmi bir şekilde hem aramızdaki ilişkileri hem bölgesel sorunları çok seri bir şekilde liderlerimiz adına konuşuyoruz, görüşüyoruz. Gerekirse diğer ülkelere burada çıkan görüşleri iletiyoruz. Aynı zamanda, bölge dışı diğer oluşumlara, Avrupa başta olmak üzere, onlarla da mesajlarımızı paylaşıyoruz. Başta ifade ettim, bu ittifak hiç kimseye karşı değil. Sadece birbirimize olan güvenlik, egemenlik ve refah taahhüdünün altını çizmek ve bölgesel sahiplenmeyi artırmak.

Bölgede başka ittifaklar bizlere karşı oluyor mu? Oluyor. Biz, Mekke İttifakı’nı imzalamadan önce, biliyorsunuz, İsrail, Kıbrıs Rus Kesimi ve Yunanistan bir araya gelip, Akdeniz’de bir güvenlik ittifakı kurdular. Bu aslında, kimsenin şu anda altını çizip gündeme getirdiği bir durum olmadı. Ama, hepimiz biliyoruz bu ittifakın hedefinin ne olduğunu. Akdeniz’in kuzeyinde Türkiye, güneyinde Mısır var; ortasına bir çizgi çeken bir ittifak var. Bu ittifakın amacı belli, nereye gittiği de belli. Ama bizim ittifakımız, onların tersine, herhangi bir ülkeye değil, tamamıyla kendimiz için bir iş birliği düzlemi, meselelere sahip çıkma ve caydırıcılık oluşturmayla alakalı bir konu.

Bölgemiz savaşlarla, işgallerle, iç çatışmalarla çok uzun yıllar kaybetti. Yakalamamız gereken büyük bir açık var. Özellikle kalkınma, ekonomik gelişme, fakirliğin giderilmesi, teknolojiyle ilgili yatırımların yapılması adına bölgedeki ülkelerin yapması gereken çok şey var. Bunun için ilk önce güvenlik istikrarına ihtiyaç var. Onun için bu güvenlik platformu önemli. Dolayısıyla bundan başladık. Bunun arkasından, inşallah, ekonomik entegrasyon, teknolojik atılımlar, büyük yatırımlar, bağlantısallık projelerinin ışık hızıyla geleceğini göreceksiniz.

Ben tekrar teşekkür ediyorum.

SORU- [SİMULTANE TERCÜME] Sorum Sayın Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati’ye ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’a. Sizler Sudan konusundaki iş birliğinden bahsetmiştiniz. Mısır, yaklaşık iki ay önce Türkiye, Mısır, ABD’nin hazır olduğu bir toplantıya misafirlik etmişti ve son iki haftada iki telefon görüşmesi olmuştu Sudanlı mevkidaşınızla ilgili. Mısır ve Türkiye’nin üzerine çalıştığı ortak vizyon ve ortak adımlar nelerdir? Sudan’daki savaşı sona erdirmek, oradaki durumu çözmek ve Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu Bölgesi’nde yansımalarına ilişkin atılacak adımlar nelerdir?

Gazze’de de Netanyahu’nun 15 maddelik anlaşmayı reddeden bir tavrı olduğunu görüyoruz ve bu anlaşma daha önce tarihi bir anlaşma olarak ifade edilmişti Amerika tarafından. Bu anlaşmayla ilgili atılması planlanan somut adımlar var mı, ki İsrail’i bu anlaşmaya uymaya zorlasın?

MISIR DIŞİŞLERİ BAKANI BEDİR ABDULATİ- [SİMULTANE TERCÜME] https://www.youtube.com/live/qX96Rectk6s?si=z9foLZRgT-C35AN3&t=2420

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar, ikinci sorudan başlayacak olursak… Gazze Barış Planı’nın uygulanması için, biliyorsunuz, Türkiye, Mısır ve Katar olarak Amerika’yla beraber arabuluculuk faaliyetlerini büyük bir iyi niyetle ve canhıraş bir gayretle sürdürmekteyiz. Birçok imkansız denen problemli alanı müzakere teknikleri neticesinde çok şükür aştık. Burada gerçekten Filistin tarafının büyük bir fedakarlıkla birçok şeyi kabul ettiğini gördük. Ama her aşamasında, Netanyahu ve arkadaşlarının aslında bu barış anlaşmasıyla bir alakalarının olmadıklarını, böyle bir niyetlerin olmadığını da defaatle görüyoruz.

Şimdi geldiğimiz noktada çok kritik bir aşamaya eviriliyoruz. Bunu Barış Kurulu’nun diğer üyelerine, kaldı ki en başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, oradaki dostlarımıza da ilettik. İkinci aşamaya geçişte Filistin tarafının taahhütlerini tutmasına rağmen İsrail’in bundan sonra adım atmaması, biz diğer arabulucuları ortaklaşa bir radikal adım atmaya itebilir bu süreçle alakalı. Bu konuda Amerika’nın İsrail’e yönelik gerekli baskıyı tabii ki uygulamasını bekliyoruz. Yoksa Türkiye, Katar ve Mısır olarak bu konuda atmamız gereken, tabii ki, radikal adımlar olacak. Bu bizim milletimize ve halkımıza karşı ve Filistinlilere karşı bir borcumuz. Şimdi, Filistin tarafı üzerine düşen görevleri zor olmasına rağmen yapıp İsrail’in hiçbir şekilde niyet değiştirmemesi… Bu kabul edilebilir bir durum değil. Uluslararası toplumun ve diğer ülkelerin, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası teşkilatların da buna son derece hassas ve duyarlı olduğunu biliyoruz ama Körfez’de devam eden bu Boğaz meselesinden dolayı insanların ve ülkelerin dikkati şu anda orada. Bu biter bitmez diğer ülkelerin de buraya var gücüyle yükleneceğinden eminim. Netanyahu’nun İsrail’i giderek bir uluslararası izolasyona mahkum ettiğini artık görmemek mümkün değil. Bu baskıyı bir an önce artırıp Netanyahu’yu takip ettiği bu çılgın projelerden vazgeçirmesi lazım.

Değerli arkadaşlar, İsrail’in amacı Gazze’den Filistinlileri sürmektir, mümkünse Gazze’de Filistinli bırakmamaktır. Biz Barış Kurulu’na katılırken Mısır ve diğer ülkelerle beraber, diplomatik ve barışçıl yollarla bu çılgın planın önüne geçmeyi hedefledik. Birinci aşamasında soykırımın durdurulması vardı, çok şükür hep beraber bunda başarılı olduk. Uluslararası toplum olarak başta bölge ülkelerinin ortaya koyduğu ortak çaba, kavga ve mücadeleyle soykırımı belli ölçüde durdurduk, her ne kadar insani yardımlarda istediğimiz miktar görünmese de. Ama diğer taraftan, diğer aşamalarına geçmek için çalışmamız gerekiyor.

Sudan’la ilgili konu… Değerli Meslektaşım da söyledi, burada aynı düşünüyoruz. Buradaki savaşın durdurulması ve tarafların diyalog yoluyla sorunlarını çözmesi önemli. Tabii ki bu kolay değil. Arada bu kadar kan var, gözyaşı var, sıkıntı var ve birbiriyle uyuşması bir türlü mümkün olmayan hedefler var. Burada Amerika’nın ortaya koyduğu çabalar var, bölgedeki ülkelerin ortaya koyduğu bazı çabalar var. Sudan, Mısır’ın sınır komşusu. Mısır’da Sudan’dan gelen mülteciler var. Biz bunu Suriye’de yaşadık. Bir sınır ülkesi… Diğer tarafta olan çatışma size mülteci ve güvenlik tehditleri olarak geri dönüyor. Mısır’ın güvenliğine de ekonomisine de direkt tehdit oluşturuyor. Ama biz büyük bir sabırla elimizden geleni yaptık. Burada da Mısırlı kardeşlerimizin Sudanlı kardeşlerimize sahip çıktığını görüyoruz ama aynı zamanda iç savaşın da bitmesi için ellerinden gelen bütün çabayı ortaya koyduklarını görüyoruz. Biz Mısır’la, Suudi Arabistan’la ve diğer bölgesel ülkelerle bu konuda aynı doğrultuda çalışıyoruz, çalışmaya da devam edeceğiz.

* Interpress deşifresidir.