Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın Kırgızistan Dış̧işleri Bakanı Ceenbek Kulubayev ile Ortak Basın Toplantısı, 1 Temmuz 2026

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli basın mensupları, bugün Ankara’da çok değerli bir misafiri ağırlamaktayız. Kıymetli kardeşim, Kırgızistan Dışişleri Bakanı Sayın Ceenbek Kulubayev misafirimiz. Kendisine ve heyetine bir kez daha sizlerin huzurunda hoş geldiniz diyorum.

Konuşmamın başında, Kırgızistan için tarihi bir başarı ve zafer olan BM Güvenlik Konseyi 2027-2028 dönemi geçici üyeliğine seçilmiş olmasından dolayı tebrik etmek istiyorum. Bu konuda Kırgızistan'ın uluslararası arenada göstermiş olduğu diplomatik başarı ve Türkiye'nin buna verdiği destek, gerçekten kardeşler arasındaki dayanışmanın örnek bir olayı olmuştur. Ben, kendilerine BM'deki bu görevleri esnasında üstün başarılar diliyorum. Eminim hem Kırgızistan için hem Türk dünyası için gerçekten önemli vazifeler üstlenecekler.

Değerli arkadaşlar, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sayın Caparov'un ortak iradeleri sayesinde, Kırgızistan'la iş birliğimiz istikrarlı bir şekilde güçlenmekte. Bugünkü görüşmelerimizde de, liderlerimizin Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin son toplantısında belirledikleri hedefler vardı, biz bugünkü toplantıda o hedeflere ulaşmada neredeyiz, neler yapılması gerekiyor, daha ileri nasıl götürebiliriz, açıkçası detayıyla onları gözden geçirdik, ele aldık. Buna ilaveten bölgesel ve küresel meseleleri de kapsamlı bir şekilde görüştük. Az önce kendisiyle, Dışişleri Bakanlıkları arasındaki 2027-2028 dönemi için bir İşbirliği Programı’nı imzaladık. Aramızdaki iş birliği daha planlı, programlı, yapısal bir şekilde gitmeli, bunu her düzeyde gündeme getiriyoruz.

Bu doğrultuda ticaretten enerjiye, savunma sanayiinden konsolosluk ve kültür konularına muhtelif alanlarda, ortak faaliyetlerde hep beraber bulunmaya devam edeceğiz. Tabii bu atacağımız adımlarla, en önemli konu, hedef, Cumhurbaşkanlarımızın belirlediği 5 milyar Dolarlık bir ticaret hacmi hedefi var, buna ulaşmaya çalışıyoruz. Açıkçası, şu anda bundan biraz uzağız ama iki ülke arasındaki potansiyel çok yüksek. Kırgızistan'da faaliyet gösteren 350 firmamız var ve artan sayıda Türk firması da çeşitli sektörlerde Kırgızistan'da yatırım yapmaya ilgi gösteriyor. Bunu da daha da ileri götürmeye çalışıyoruz.

Diğer taraftan, bağlantısallık konusu ve diğer finansman ve yatırımlar konusunu da değerli kardeşimle görüştük. Özellikle Orta Koridor’un etkin bir şekilde kullanılması meselesi… Bu son İran olayında da gördük ki bağlantısallık, kargo ulaşımı, malzemelerin ve ürünlerin iletimi gerçekten stratejik önemi haiz bir konu. Koridorlar, bağlantı yolları giderek daha da önem kazanıyor; bu konudaki görüşlerimizi hep beraber masaya yatırdık. Güvenlik alanındaki iş birliğimiz de gelişmekte. Bu çerçevede terör örgütleriyle etkin mücadele ve savunma sanayiinde iş birliği konularını da ele aldık.

Değerli basın mensupları, tabii önemli konulardan biri de, Türk Devletleri Teşkilatı'nın yürüttüğü faaliyetler ve daha etkili nasıl olabilir, bu konuda Türkiye ve Kırgızistan daha iyi nasıl rol oynayabilir; o konuyu da masaya yatırdık. Türk Devletleri Teşkilatı, Türk dünyasının ortak iradesinin bir mücessem halidir. Bu Teşkilat’ın, bu birlikteliğin modern zamanlarda daha kurumsal bir şekilde, daha etkin olarak bütün alanlarda kapsayıcı bir faaliyet göstermesi liderlerimizin ortak iradesidir. Bu konuda tabii bizlere düşen çok görev var, bürokrasiye düşen görev var, sivil toplum örgütlerine, iş dünyasına… Herkes bu konuda elinden geleni yapmaya çalışıyor.

Diğer taraftan, biliyorsunuz her yıl düzenlenen Zirve var, bu sene Zirve’yi Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinde, inşallah Ankara'da yapacağız.

Diğer taraftan, Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan Kıbrıs Türklerine yönelik haksız tecridin kaldırılması hususundaki çabalarımızı da hep beraber ele aldık.

Tabii ki başka küresel ve bölgesel meseleler var. Bunların başında Ukrayna geliyor. Ukrayna konusu ve devam eden savaş, bu savaşın etkileri ve daha da tehlikeli bir şekilde yayılma riskini de masaya yatırdık. İki ülke olarak buna nasıl bakıyoruz, değerlendirmelerimiz nelerdir, benim en son Rusya ziyaretinde elde ettiğim izlenimler, arkadaşlarımızın yaptığı temaslar, bu konularda görüş alışverişinde bulunduk. Amacımız ve isteğimiz odur ki, bir an önce savaşın durması ve bir kapsamlı barış görüşmesi için görüşmelerin başlaması. Bu konuda hemfikiriz.

Diğer taraftan, İran konusunda Amerika’yla var olan mutabakattaki duyduğumuz ortak memnuniyeti ifade ettik; kendilerinin de İran'la özel ilişkileri var, o konuda takip ettikleri politikalar var. İran’ın Orta Asya'ya açılan bir coğrafyası var; bu bakımdan, Orta Asya'ya sınırı olduğu için, İran politikaları Türk devletlerini de yakından ilgilendirmekte. O konuda da gerekli görüş alışverişini yaptık.

Diğer taraftan, tabii ki özellikle Türkiye'nin bulunduğu hinterlandı doğrudan, Kırgızistan'ı da zaman zaman dolaylı olarak ilgilendiren ama hepimizin ortak meselesi olan; başta Filistin meselesi olmak üzere, Filistin, Gazze, Lübnan, Suriye konularının teker teker üstünden gittik. Biliyorsunuz, Netanyahu'nun yayılmacı politikası, bölgede kaosu, istikrarsızlığı, savaşı, gözyaşı, yıkım ve soykırımı destekleyen bir politika. Bu politikanın durdurulması için uluslararası toplum olarak neler yapabiliriz, hangi tedbirler alınabilir, ne türden bir eylem falan ortaya konur?.. Bildiğiniz gibi Türkiye olarak bütün uluslararası muhataplarımızla, ortaklarımızla konuyu ele alıyoruz, bugün de tabii kardeşimizle bu konuyu ele aldık. Onların durduğu yer, bizim durduğumuz yer, bütün konularda aynı yerde duruyoruz. Zaten kardeşliğin gereği de bu, ama farklı eylem potansiyellerimiz, durumlarımız var. Onları da gözden geçirdik.

Diğer taraftan, Ortak Stratejik Planlama Grubu’nun bugünkü toplantısında aldığımız birtakım kararlar var, takip edeceğimiz hususlar var. Bunları sistemli bir şekilde not ettik, üstünden geçtik ve Planlama Grubu liderlerimiz arasında yapılacak bir sonraki Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısı’nın da altyapısını oluşturmuş oldu. Bunun için ben bu verimli ziyaretten dolayı değerli meslektaşıma, kıymetli heyetine ve arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Hem bu toplantı esnasında hem de bu toplantıya gelene kadar ortaya konmuş çok yoğun çalışmalar var, çabalar var iki heyet tarafından da. Ben, bu konuda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Şimdi sözü değerli kardeşime veriyorum.

KIRGIZİSTAN DIŞİŞLERİ BAKANI CEENBEK KULUBAYEV- [SİMULTANE TERCÜME] https://www.youtube.com/live/CJ6wvKCR8Po?si=M8YV-tNtM7Kck214&t=492

SORU- Sorum Sayın Bakan Fidan'a olacak.

Türkiye ile Avrupa Birliği arasında yüksek düzeyli temasların arttığını görüyoruz. Dün de Komisyon’dan üç isim Ankara'daydı, ağırlandı. Bu konuda dünkü görüşmelerde hangi gündem maddeleri vardı ve bundan sonraki süreçte Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin seyrini nasıl değerlendirirsiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar biliyorsunuz, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği stratejik hedeflerimizden biri, bu konuda da Cumhurbaşkanımızın en başından itibaren güçlü bir iradesi var, vizyonu var. Bizler de konudan sorumlu Bakan olarak, Bakanlıklar olarak bu vizyonu hayata geçirmeye çalışıyoruz. Dünkü ziyaret, AB heyeti tarafından yapılan gerçekten önemli bir ziyaretti. Üç Komiserin aynı anda ziyaret etmesi ve birçok konuyu masaya yatırma imkanımızın olması, bizim açımızdan da önemli bir aşamaydı. Biliyorsunuz, Türkiye-AB ilişkileri son zamanlarda belli bir ivmeyle giderek daha yapıcı bir rotada devam ediyor. Her düzeyde ivme kazanan temaslar ve yapıcı adımlardan memnuniyet duymaktayız. Özellikle ekonomi, ticaret, göç, güvenlik, bilim, araştırma, teknoloji dahil birçok alanda Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Diyalog Toplantıları yeniden başlatıldı. Avrupa Yatırım Bankası, Türkiye'deki faaliyetlerini, biliyorsunuz, kısmen tekrar başlattı. Tek Avrupa Ödeme Alanı dediğimiz SEPA’ya Türkiye’nin ilgisi var, bu konudaki ilgili finansal-teknik birimler çalışıyorlar.

Dünkü görüşmelerimizde biz bu alanlara ilaveten, tabii dış politika, bağlantısallık, enerji, ulaştırma, ticaret, göç ve vize konuları gibi birçok konuyu ele aldık ve güncel konuları gözden geçirdik. Aynı zamanda küresel güvenlik, bölgesel güvenlik, devam eden krizler, savaşlar, Rusya-Ukrayna, İran, Hürmüz Boğazı, İsrail yayılmacılığı gibi birçok konuyu masaya yatırma imkanımız oldu. Bağlantısallık konularını görüştük çünkü gelen, biliyorsunuz, Komiserlere baktığınız zaman Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi var, Sayın Kaja Kallas. Diğer taraftan Genişleme Komiseri, diğer taraftan İçişleri Komiseri… Bunların görev tanımı gereği hem dış politika, hem bağlantısallık ve genişlemeyle ilgili konular, hem de göç-vize konuları konuşuldu. Bağlantısallık konusunda AB, Türkiye'nin hem ortaya koyduğu altyapının, ulaştırma altyapısının önemini, faydasını çok iyi değerlendiriyor; hem de coğrafi olarak Türkiye'nin bağlantısallıkta oynayabileceği rolü görüyor; hem de Türkiye'deki liderliğin bu konudaki vizyonunu ve kapasitesini de çok iyi değerlendiriyor. Biz de bu konularda hem Kuzey-Güney hem Doğu-Batı ekseninde yeni lojistik bağlantı yollarını nasıl harekete geçirebiliriz, var olanlardan hep beraber daha fazla nasıl istifade edebiliriz, bunun görüşmelerini yaptık.

Diğer taraftan, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi meselesi var. Biliyorsunuz, bu konuda da yoğun bir istek var her iki tarafta da. Ama Kıbrıs Rum Kesimi’nin bu konuda belli bir blokajı olmasından dolayı istenilen hızda adımlar atılamıyor. Avrupa Birliği'nde belli kararların üye ülkelerin katılımıyla alınması gerekiyor. Hepsinde ortak karara, ortaklaşmaya ihtiyaç yok, oy çokluğuyla da olabiliyor ama üye bir yerde kendi istediği olmazsa başka bir yerde diğer üyelerin istediğini tıkıyor. Karşılıklı böyle birbirlerini tehdit ettikleri için, belli konular bir yere götürülmekte zorlanılıyor. Ama gördüğümüz şu; AB'nin kahir ekseriyeti Gümrük Birliği’nin güncellenmesinden yana, çünkü şu an zaman zaman yaklaşık 250 milyar Dolar’a yaklaşan mevcut ticaret hacminin birdenbire iki misline, üç misline çıkma durumu var. Bu her iki taraf için de gerçekten faydalı bir durum. Dolayısıyla, bunu mevcut şartlarda nasıl ilerletebiliriz, neler yapabiliriz, onun da arayışı içerisindeyiz. Dünkü konular arasında o da vardı.

Göç ve vize konuları tabii ki önemli. Avrupa’yla entegrasyonumuz arttıkça… özellikle iş dünyası, öğrenciler, sanat dünyası, turizm amaçlı gidiş-gelişler çok fazla oluyor; bu konuda Türkiye'den talep var. Onlar kendilerince ellerinden geleni yaptıklarını düşünüyorlar ama biz bu konuda daha da ileri iş birliği olması gerektiğini düşünüyoruz. Atılması gereken adımlar var, onlar geçen yıl Cascade dedikleri aşamalı vize kolaylaştırması getirdiler. Bunu daha da ileri taşımak gerekiyor. Diğer taraftan, Vize Serbestisi Anlaşması’nın yapılması için de belli şartların hayata geçmesi gerekiyor. O konudaki programları da birbirimizle paylaştık.

Bizim AB’yle olan ilişkilerimizin kurumsal manada daha da ileri gitmesi; daha planlı, programlı ve somut çıktılar üreten bir yapıda olması, beklentimiz. Bütün Bakanlıklarımız, kurumlarımız da açıkçası bu yönde Cumhurbaşkanımız tarafından talimatlandırılmışlardır. Biz de AB koordinasyonundan sorumlu Bakanlık olarak hem üyelik sürecini hem de devam eden ilişkileri en iyi şekilde nasıl ileri taşırız, onu götürüyoruz, ama biliyorsunuz Avrupa Birliği üyeleriyle ikili ilişkilerimiz gerçekten, biri ikisi dışında, fevkalade iyi. Ticari, siyasi, ekonomik hiçbir sıkıntı yok ama kurum olarak bir araya geldikleri zaman orada bu ilişkilerin ortalamasının Avrupa Birliği'nin kurumlarına yansıtılamadığını görüyoruz. Bunu, problemleri tespit edip sistemli bir şekilde, inşallah, aşarak gitmeye devam edeceğiz.

SORU- Benim sorum da Bakan Fidan'a. Efendim, artık NATO Zirvesi’ne sayılı günler kaldı. Mevcut durum nedir, hazırlıklar nasıl gidiyor? Bizim bu zirveden beklentilerimiz nelerdir Türkiye olarak, hangi sonuçları elde etmeyi planlıyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar, Türkiye 22 yıl aradan sonra yeniden ev sahipliği yapıyor. Biliyorsunuz, 2004'te olduğunda Cumhurbaşkanımız Başbakandı, şimdi yine ev sahipliği yapıyor. Bu bizim için fevkalade önemli bir husus. Burada alınmış birtakım kararlar var ve bu kararların hayata geçilmesi konusunda neredeyiz, onu tabii takip etmek gerekiyor. Son iki Zirve’de alınan kararlar Ankara Zirvesi’nde gözden geçirilecek. Özellikle, külfet paylaşımı başlığı altında gündeme getirilen, NATO'daki üyelerin İttifak’ın güvenliği için ortak bir külfet paylaşımına girmesi ve ortak emek ortaya koyması prensibi pratikte nasıl hayata geçiyor, bu tekrar masaya yatırılacak.

Diğer taraftan, yeni şartlara uygun NATO anlayışı nedir? “NATO 3.0” diye bu tanımlanıyor. Buradaki perspektifler nelerdir, bunlar da gündeme getirilecek. Avrupa caydırıcılığı giderek artan bir konu oldu. Biliyorsunuz şu anda temel sıkıntı, Avrupa'nın olduğu bölgedeki savaş ve istikrarsızlık tehditleri. Bunlara yönelik, muhtemel ve cari sıkıntılar ve tehditler konusunda NATO'nun perspektifi nedir, bunlar gündeme getirilecek. Tabii bunun Türkiye'de yapılıyor olması aslında Türkiye'nin stratejik önemini, NATO içindeki rolünü de bir kez daha ortaya koyuyor, pekiştiriyor. Bu da gerçekten devletimiz adına, milletimiz adına gurur verici bir husus. Türkiye'nin bu türden çok önemli tarihi zirvelere ev sahipliği yapması tabii ki Cumhurbaşkanımızın uzun erimli liderliğinin getirdiği bir sonuç. Dünyada saygı gören liderlik, Türkiye'nin dış politikasında, bölge politikasında gerçekten çok oyun kurucu bir araç olarak önümüze çıkıyor.

NATO Zirvesi’nde, resmi Zirve’nin yanı sıra, gerçekten STK'larımızın ve kurumlarımızın ortaya koyduğu başka faaliyetler de var, düşünce kuruluşlarının yaptığı faaliyetler var. Bir diğer önemli konu da savunma sanayiinin bir Forum düzenlemesi Ankara'da yapılan zirveye paralel olarak. Savunma sanayii konuları NATO'nun en önemli gündem maddelerinden biri oldu. Önceden de bu konular tartışılırdı ama ağırlıklı konular muharip birliklerin ve istihbarat unsurlarının değerlendirmeleri ve bunlara yönelik yapılacak askeri hazırlıklardı. Ama şimdi son savaşlar gösterdi ki savunma sanayiindeki üretkenlik, verimlilik, çeşitlilik ve bağımlılık oranı eşit derecede önemli bir husus. Bu da artık hem liderler düzeyinde hem etkinlik düzeyinde kendisini gösteriyor. Bu konuda da önemli bir etkinliğimiz olacak.

* Interpress deşifresidir.