KATAR BAŞBAKANI VE DIŞİŞLERİ BAKANI ŞEYH MUHAMMED BİN ABDURRAHMAN AL SANİ- [SİMULTANE TERCÜME]
https://www.youtube.com/watch?v=_-VWEpd4PgI
DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Bismillahirrahmanirrahim. Değerli kardeşim, çok teşekkür ediyorum bu nazik sözleriniz için, güzel açıklamalarınız için.
Sözlerimin başında değerli basın mensuplarını ve değerli katılımcıları saygı ve muhabbetle selamlıyorum.
Muhteşem ev sahipliği için değerli kardeşim Sayın Başbakan ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman'a ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Biliyorsunuz, iki ay önce yine Katar’ı ziyaret etmiştim. Kendisiyle burada yine basın mensuplarının huzurunda dünya kamuoyuna seslenmiştik. Bugün de burada olağanüstü bir dönemi yaşarken yine beraberiz. Çok önemli konularda fikir alışverişinde bulunma imkanımız oldu. Kendisiyle görüşmeden önce sabah Katar Emiri Sayın Şeyh Temim tarafından kabul edildim. Kendisine Cumhurbaşkanımızın selamlarını, muhabbetlerini ilettim. Ayrıca bölgeye ilişkin kritik mesajlarını ilettim Sayın Cumhurbaşkanımızın. Sayın Emir'den de mevcut duruma ilişkin görüşlerini dinleme imkanımız oldu.
Tabii, karşılaştığımız olağanüstü durumlar bizi daha fazla istişare etmeye, daha fazla dayanışma ve danışma içerisinde olmaya bir bakıma zorluyor. Bunun gereği olarak hem yüz yüze, hem telefonla sürekli istişare halindeyiz değerli kardeşimle. Bildiğiniz gibi, geçtiğimiz günlerde bölgedeki diğer ülkelerle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt’le de çeşitli düzeylerde temaslarımız oldu, bize ziyaretler oldu ve bölgedeki durumu ele aldık.
Değerli basın mensupları, tabii ki özellikle yürüyen müzakerelerde Pakistan'ın rolünü destekliyoruz ve bu noktada elimizden gelen her türlü desteği vermeye hazırız. Savaşa geri dönülmemesini istiyoruz. Savaş kesinlikle bir çözüm değil. Sadece bölgeye değil, bütün dünyaya istikrarsızlık, ekonomik mahrumiyet ve potansiyel yıkım getirmekte. Bunu hiçbir şekilde görmek istemiyoruz. İnşallah, diplomasinin bir neticeye ulaşması için de dostlarımızla beraber, müttefiklerimizle beraber elimizden geleni yapıyoruz ve bu noktada ortaya konan çabaları da her türlü şekilde desteklemeye devam edeceğiz. Tabii, Hürmüz Boğazı'nın kapalı olması dünya ekonomisine, enerji güvenliğine, bölgedeki ekonomik istikrara, siyasi istikrara büyük bir baskı uygulamakta. Dünya hükümetleri bu ekonomik baskıyı her türlü şekilde hissetmekte. Dolayısıyla aslında genel dünya kamuoyunun çabası: bir an önce bu anlaşmaya varılması ve Boğaz’ın açılması, seyrüsefer emniyetinin bir an önce hayata geçmesi.
Diğer taraftan değerli dostumla tabii ikili ilişkilerimizin yanı sıra bölgedeki diğer konuları da konuştuk; başta Gazze meselesi olmak üzere. Kendileri de ifade ettiler, karşı karşıya olduğumuz şu andaki Körfez'deki mevcut sorun Gazze konusunu hiçbir şekilde unutturmamalı. Biliyorsunuz, İsrail yayılmacılığı hala bölgemizde birinci dereceden bir istikrar sorunu, güvenlik sorunu olmaya devam ediyor. Gazze’de, Beyrut’ta, Batı Şeria’da, Suriye'de ve Lübnan'da ortaya konan yayılmacı tavır birçok insanın hayatına mal oluyor. Onunla yetinmiyor, evlerinden zorla çıkartılanlar, göç ettirilen kardeşlerimiz var. Mülteci durumuna düşüyorlar. Hem biz bölge ülkeleri olarak, hem de uluslararası toplumun büyük bir hassasiyetle bu konuya eğilmesi gerekiyor. Gazze'deki ateşkes ihlalleri tavan yapmış durumda. Özellikle bu konuda daha fazla neler yapmalıyız? Bu konuda da kardeşimle çok ciddi fikir alışverişinde bulunduk. Tabii, karşı karşıya kaldığımız ve kısaca özetlemeye çalıştığım bu olağanüstü durum -birazdan belki sorularınızda da detaylandırırız belli konuları- bizi her türlü konuda daha fazla istişare etmeye itiyor. İkili ilişkilerimiz çok şükür oldukça iyi durumda. Her türlü, her alanda gerçekten oldukça iyi ilerleyen bir ilişkimiz var. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Katar Emiri Şeyh Temim’in ortaya koyduğu irade, liderlik, bölgedeki diğer ülke ilişkilerine örnek teşkil edecek nitelikte uzun yıllardır samimi bir dostluğa, kardeşliğe dayalı; belli olaylarla test edilmiş bir ilişki var. Her iki ülke kardeşlik ilişkilerinin yanı sıra, oldukça profesyonel, sonuç almaya odaklı projeleri hayata geçirmeye devam edecekler. Ben tekrar ev sahipliği için değerli kardeşime çok teşekkür ediyorum. Sağ olun.
SORU- Tıpkı Gazze’de olduğu gibi bu problemde de hiç şüphesiz çok etkili roller oynadınız. Çok önemli görüşmeler yaptınız bütün muhataplarınızla. Uluslararası kamuoyu olarak ve uluslararası basın olarak iki Bakana da ben çok teşekkür etmek istiyorum bu süreçte. Efendim, sorum müzakerelerle ilgili olacak. Tabii, bildiğiniz gibi ne tam bir ateşkese dönme söz konusu, “hala savaşa geri dönülebilir mi” soruları çok ortada dolaşıyor. Bu konuda -özellikle Amerika ve İran arasındaki müzakerelerle ilgili- Pakistan arabuluculuğunda yürütülüyor ama sizler de çok etkili ve aktif rol oynuyorsunuz. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz diye soracağım. Her iki Bakana da sorum olacak.
İkinci sorum da Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer güvenliği de çok etkilendi bu süreçten. Hala çok etkilenmeye devam ediyor. Bununla alakalı ortak bir diplomatik ve bölgesel bir mekanizma planlanıyor mu Türkiye ve Katar açısından? Nasıl bir süreç öngörüyorsunuz? Bununla ilgili sorularım olacak. Çok teşekkür ederim.
KATAR BAŞBAKANI VE DIŞİŞLERİ BAKANI ŞEYH MUHAMMED BİN ABDURRAHMAN AL SANİ- [SİMULTANE TERCÜME]
https://www.youtube.com/watch?v=_-VWEpd4PgI&&t=11m23s
DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar, siz de soruda ifade ettiniz, başından beri müzakerelere Katar'la beraber büyük bir destek vermekteyiz açıkçası. Pakistanlı kardeşlerimizin ortaya koyduğu çaba her türlü takdirin üzerinde.
Müzakerelerin tabii gerçekten zor tarafları var, ama ben size iyi tarafından bahsedeyim.
Şimdi birincisi, her iki taraf da aslında savaşın durmasını istiyor, Hürmüz Boğazı’nın açılmasını istiyor ve nükleer dosyaların bir şekilde çözüme bağlanmasını istiyor. Her iki tarafın da niyet bazında ortaya koyduğu tavır bu. Şimdi problem, bunu nasıl bir önceliklendirmeyle ve ifadelendirmeyle kağıda dökeceğiz ki taraflar bunu kabul edebilsin? Şu anda ortada gidip gelen mesajların aslında biraz doğasında yatan da bu. İnşallah, bu en kısa sürede bir neticeye ulaşır çünkü aksini düşünmek bile istemiyoruz. Tekrar savaşa dönülmesi daha önce de gördüğümüz gibi yıkım etkisini artırmaktan başka bir işe yaramayacak. Boğaz’ın tabii ki açılması konusundaki bütün çabaları destekliyoruz. Hürmüz Boğazı'nın bir silah olarak kullanılmaması, bölge güvenliği için, bölge istikrarı için olduğu kadar dünya ekonomisi için de fevkalade önemli. Bu açıdan geçiş emniyetinin sağlanması ve bir daha bu duruma dönülmemesi için bütün çabaları destekliyoruz. Bu çabaların içerisinde yer alıyoruz. Bizim öncelik verdiğimiz husus; barışçıl ve diplomatik çabaların hayata geçmesi, diplomasi yoluyla Hürmüz Boğazı'nın açılması. Bunu da bütün platformlarda söylüyoruz.
SORU- [SİMULTANE TERCÜME] Birinci sorum, Sayın Başbakan ve Dışişleri Bakanı’na olacak. Şu anda Vaşington-Tahran arasında hangi diplomatik çabalar devam ediyor?
Doha-Ankara arasındaki İran ve diğer konularla ilgili koordinasyon nasıl gelişiyor? Burada tabii ki Ankara, İsrail'in rolüne nasıl bakıyor?
KATAR BAŞBAKANI VE DIŞİŞLERİ BAKANI ŞEYH MUHAMMED BİN ABDURRAHMAN AL SANİ- [SİMULTANE TERCÜME]
https://www.youtube.com/watch?v=_-VWEpd4PgI&&t=15m48s
DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Katar ve Türkiye arasındaki iş birliği ve koordinasyon gerçekten son derece sıkı, profesyonel bir şekilde devam etmekte. Hemen hemen bütün önemli bölgesel konularda düzenli fikir alışverişinde bulunuyoruz. Aramızda her türlü kurumları ilgilendiren istişare mekanizmaları bulunmakta. Sadece Sayın Başbakanla bizim aramızda değil, diğer kurumlarımızla krizin türüne göre sürekli bir haberleşme halindeler. Yardım kurumlarından istihbarata, savunma kurumlarından ticaret, enerji kurumlarına kadar, bütün kurumlarımız belli bir çerçeve içerisinde sadece bu savaş sırasında değil, diğer bölgesel sorunlarla da ilgili yoğun ve profesyonel bir koordinasyon mekanizmasını işletmekte.
Tabii ki bu savaşın başlamaması için değerli kardeşim ve ben, Devlet Başkanlarımız Sayın Emir ve Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan büyük bir çaba ortaya koyduk en başından itibaren ama maalesef savaş vuku buldu. Şu anda bu savaşın en erken şekilde ve en az zararla durdurulması için çabalamaktayız. Bütün bu çabaları desteklemekteyiz.
Biliyorsunuz, Türkiye ve Katar'ın şöyle bir duruşu var: Bölgesel krizleri arabuluculuk yoluyla sönümlendirmek, sona erdirmek konusunda her iki ülke de gerçekten çok çalışıyorlar, birbirlerinin çabalarına destek veriyorlar. Bölgemizde yıllardır büyük krizler var; hatta bölgemizin dışında Afrika başta olmak üzere İslam dünyasını da yakından ilgilendiren sorunlar olduğunda biz Katar'la özellikle arabuluculuk konularında büyük bir koordinasyon içerisindeyiz. Bu konuda geçmiş yıllara dayalı önemli tecrübelerimiz var.
Biliyorsunuz İsrail, herkes tarafından “odadaki fil” olarak tanımlanmakta. Herkesin bir araya gelip; barışı, diplomasi, diyaloğu, çözümü konuştuğu bir dönemde, İsrail'in bütün sorunları şiddet ve yayılmacılıkla daha da artırma yolunda bir politika izlediğini görüyoruz. Bu sadece bir bölge güvenliği sorunu değil, artık İsrail'in ortaya koyduğu politikalar, bir küresel sorun, güvenlik sorunu haline gelmiştir. İşte dün görüyorsunuz, Avrupa Birliği'nin aldığı yaptırım kararları var topluca, İsrail'e karşı ve ben önümüzdeki dönemde dünya kamuoyunun İsrail'in yayılmacı politikalarına karşı daha fazla tepki koyacağına inanıyorum.
Teşekkür ederim.
* Interpress deşifresidir.