Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed Bin Abdurrahman Al Sani ile Ortak Basın Toplantısı, 19 Mart 2026

KATAR BAŞBAKANI VE DIŞİŞLERİ BAKANI ŞEYH MUHAMMED BİN ABDURRAHMAN AL SANİ- [SİMULTANE TERCÜME]

https://www.youtube.com/watch?v=fIyH5sPLitg

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli basın mensupları, bildiğiniz gibi olağanüstü günlerden geçmekteyiz. Bu olağanüstü günlerde Katar’la olan dayanışmamızı göstermek için bugün heyetimizle beraber Katar'da bulunmaktayız. Meşguliyetine rağmen göstermiş olduğu misafirperverlikten ötürü değerli kardeşime, Sayın Başbakan ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman’a çok teşekkür etmek istiyorum. Her zaman kıymetli bir dost olmuştur; gerçekten kendisi hem Katar için, hem bölgemiz için büyük bir kıymetli değerdir. Bugüne kadar büyük bir mütevazılığıyla o kadar çok arabuluculuk rolü için yer almıştır ki, bir kısmını kamuoyu biliyor, bir kısmını bilmiyor ama gerçekten hem bölge için hem küresel barış için çabalayan biridir. Kendisini ben ayrıca yürekten tebrik ediyorum.

Fakat bu sefer yine tam arabuluculuk yaparken bir saldırıya maruz kaldılar, hiç hak etmedikleri bir saldırıya ve bu saldırı da halihazırda devam etmekte. Her şeyden önce Katarlı kardeşlerimize Türk halkının ve Sayın Cumhurbaşkanımızın geçmiş olsun dileklerini iletmek istiyorum. Sivillerin hayatını hiçe sayan ve sivil altyapıyı hedef alan saldırıları kınıyoruz ve reddediyoruz. Bu tür saldırılar, hiçbir zaman hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamaz. Türkiye, kardeş Katar'ın her zaman yanındadır ve yanında olmaya da devam edecektir.

Değerli arkadaşlar, devam eden savaş bölgedeki tüm kardeşlerimizin güvenliğini doğrudan tehdit etmekte ve huzurunu derinden sarsmaktadır. Bölge ülkeleriyle dayanışmamız çerçevesinde, malumunuz dün Riyad'daydık. Suudi Arabistan'ın daveti üzerine gittik. Savaş başladığından beri ilk defa bu formatta bir araya geldik, gerçekten ihtiyaç olan bir toplantıydı. Toplantıda saldırıların hedefi olan kardeş ülkelerle tam dayanışma içinde olduğumuzu en güçlü şekilde teyit ettik. Riyad'daki istişarelerimize ayrıca saldırıların bir an evvel durdurularak ateşkesin sağlanması, çatışmaların yayılmasının engellenmesi ve krizin diplomatik yöntemlerle çözüme kavuşturulması hedefleri doğrultusunda ortak çaba gösterilmesinde mutabık kaldık.

Açıkça ifade etmek gerekir ki, bölgemizi eşi benzeri görünmemiş bir krizin içine çeken bu savaşın birinci müsebbibi malumunuz İsrail'dir. Diplomatik müzakerelerin sürdüğü bir evrede İsrail'in kışkırtmalarıyla başlayan ve hedefleri genişleyen bu saldırılar, sadece bölgemizi devasa bir savaş alanına çevirmekle kalmamış, aynı zamanda küresel istikrarı da sarsmıştır. Bu son derece hassas konjonktürde, İran'ın taşıdığı tarihi sorumluluğu da açıkça hatırlatmak durumundayız. Gerekçesi ne olursa olsun, İran'ın bölge ülkelerine yönelik gerçekleştirdiği saldırılar bölgesel istikrarın temellerine kastetmektedir ve kabul edilemez niteliktedir; ne İran'ın işine yaramakta, ne bölgenin işine yaramakta. İran'a yapılan saldırılar ne kadar yanlışsa, İran'ın herhangi bir gerekçe olmadan bölge ülkelerine yaptığı saldırılar da bir o kadar yanlış.

Bölge ülkeleri arasında onarılması güç kalıcı kırılmalara yol açacak bu saldırıların ve tırmanışın derhal durdurulması gerektiğini İranlı muhataplarımıza, her düzeydeki temaslarımızda her zaman net bir biçimde ifade ediyoruz. Aynı şekilde seyrüsefer ve deniz güvenliğini tehdit eden eylemlerden kaçınılması gerektiğini de vurguluyoruz.

Bizim bu kriz karşısındaki tutumumuz son derece açıktır: Komşu coğrafyaları hedef alan her türlü eylemi reddederken, bölgedeki istikrarsızlıktan beslenen İsrail'in kendi suçlarını ve işgalci politikalarını yaratılan bu bölgesel çatışma perdesi ardında aklama teşebbüslerine de asla müsaade edilmemelidir.

Değerli basın mensupları, kardeş Katar ile, barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve tarafların endişelerinin müzakere zemininde ele alınmasının elzem olduğu hususunda hemfikiriz. Diğer taraftan, savaşın uluslararası toplumun dikkatini Filistin'den ve Gazze'deki trajediden uzaklaştırmaması gerektiğine dikkat çekmekteyiz. İsrail, yaratılan bu kaosu fırsat bilerek ateşkes ihlallerini pervasızca sürdürmektedir. Sahadaki durum vahametini korumaktadır. Ateşkesin sağlandığı tarihten bu yana 700'e yakın Filistinli kardeşimiz şehit edilmiştir. Batı Şeria’dan da her gün yeni olumsuz haberler gelmektedir. Doğu Kudüs'te, başta Mescid-i Aksa olmak üzere, kutsal mekanlara girişlerin kısıtlanmasına ve tarihi statükoyu bozmaya yönelik İsrail eylemlerini de şiddetle kınıyoruz.

İsrail, Gazze'de uyguladığı işgal ve yıkım politikasını Lübnan'da da hayata geçirmeye başlamıştır. Uluslararası toplum, İsrail'in oldubitti üzerine kurguladığı bu fırsatçı politikalarına karşı gerekli sorumluluğu üstlenmeli ve İsrail'in yayılmacılığına set çekmelidir. Bölgede gerçek ve sürdürülebilir güvenliğin yegane anahtarı, Filistin halkıyla adil ve onurlu bir barışın tesis edilmesidir.

Değerli basın mensupları, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Katar Emiri Şeyh Temim’in vizyoner liderliklerinde, müstesna bir seviyeye ulaşan ilişkilerimiz stratejik ortaklık ruhuyla her alanda güçlenerek ilerlemektedir. Türkiye ve Katar, çetin sınamaları sarsılmaz bir dayanışmayla aşan, bu yönde her seferinde kuvvetli bir ortak irade ortaya koyan iki kardeş ülke olagelmiştir. Bugüne dek her badirede sergilediğimiz bu omuz omuza duruşu, önümüzdeki dönemde de aynı kararlılıkla İnşallah sürdürmeye devam edeceğiz. İlişkilerimizi, bilhassa savunma sanayii alanında atacağımız yeni ve somut adımlarla daha da ileriye taşıma hususunda hemfikiriz.

Bu düşüncelerle, değerli kardeşime bir kez daha teşekkür ediyor, görüşmelerimizin ve Ramazan Bayramı’nın tüm bölgemize hayırlar getirmesini yürekten temenni ediyorum.

SORU- [SİMULTANE TERCÜME]

https://www.youtube.com/live/fIyH5sPLitg?si=GS3cnGvThydeTRnG&t=770

Diplomasi için hala bir alan var mı ve İran’ın bölge ülkelerine yönelik bu tırmandırmasından istifade eden kim? Bir diğer sorum Sayın Bakana. Bu tarz saldırılarda Körfez ülkelerinin ve Katar gibi komşu ülkelerin tekrar hedef alınmasını engellemek üzere İran’la irtibatlarında Türkiye'nin üstlenebileceği rol nedir? Ayrıca bu tırmandırmayı düşürmek için Türkiye ve Katar'ın atabileceği ortak diplomatik adımlar nedir? Türkiye arabuluculuk ve diplomasisiyle iyi biliniyor.

KATAR BAŞBAKANI VE DIŞİŞLERİ BAKANI ŞEYH MUHAMMED BİN ABDURRAHMAN AL SANİ- [SİMULTANE TERCÜME]

https://www.youtube.com/live/fIyH5sPLitg?si=eefog9i2DJS_O6cC&t=823

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Daha önce de ifade ettiğim gibi, Türkiye bu savaşın durması için elinden geleni yapmaya devam ediyor. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, bizler gerçekten bölgedeki savaş daha da kötü bir duruma evrilmeden nasıl durdurulabilir, onun arayışı içerisindeyiz. Savaş başlamadan önce biliyorsunuz Cumhurbaşkanımızın bu yönde girişimleri olmuştu, kardeşimle beraber ortak girişimler yapma durumumuz oldu, fakat maalesef savaş önlenemedi, oldu. Şimdi savaşın daha kötüye gitmesini nasıl engelleyebiliriz, nasıl durdurabiliriz, onun arayışı içerisindeyiz. Biz hem Amerikalılarla hem İranlılarla konuşuyoruz. Yani bir defa nerede duruyorlar onu anlamaya çalışıyoruz. Mevcut şartlarda daha kötüye yayılmasını nasıl engelleyebiliriz, onun arayışı içerisindeyiz.

Ulusal temaslarımız devam ederken bu çerçevede gayret gösteren kardeşlerimizle, başta Katar olmak üzere, yoğun görüş alışverişimiz var. Birincisi, şunu görüyoruz: Sadece bölgede değil, Asya'da, Avrupa'da, kuzeyde, güneyde, hemen hemen bütün dünya savaşın durmasını istiyor. Bu noktada tıpkı Filistin Devleti’nin devlet olarak tanınması gibi muazzam bir fikir birliği var. Şimdi biz bu fikir birliğini nasıl eyleme dönüştürebiliriz, hangi adımlar atılabilir bu mevcut şartlar altında, onun arayışı içerisindeyiz.

Diğer taraftan, tabii ki İran'la konuşurken savaşın yaygınlaşmamasını temin etmeye çalışıyoruz. İran kendisi vuruluyor ama bölge ülkelerine saldırmasını haklı kılacak bir şey yok. Buradaki bölünmeyi daha da artırıyor, savaşı yaygınlaştırıyor ve krizi derinleştiriyor. İran'a da bu konuda sorumlu bir ülke olarak elimizden gelen en arkadaşça, dostça nasihatleri de sürekli veriyoruz, hem İran'ın menfaati için, hem bölgenin menfaati için, buna da çalışmaya devam edeceğiz. Şartlar şu anda zor, ama biliyorsunuz en iyi çözümler en zor şartlar altında kendisini gösterebiliyor. İnşallah bize düşen beraberce kardeşimle çalışmaya devam etmek.

SORU- İki sorum var, ilk sorum Sayın Başbakan ve Dışişleri Bakanı'na. Efendim, dün gaz sahalarınız saldırıya uğradı, bununla ilgili son durum nedir, zararın boyutu nedir? Bundan sonraki süreçte bu saldırılar daha da genişleyerek devam ederse Katar'ın tutumu ne olacak? Son 24 saat içerisinde siz İran tarafıyla bir görüşme yapabildiniz mi bundan sonraki sürece ilişkin? Bir de tabii ki Katar'ın eşsiz bir yeri var müzakereci olarak, bundan sonraki süreçte bu pozisyonunuzda bir değişiklik olacak mı, nasıl bir strateji takip edeceksiniz?

Sayın Bakanım, dün Riyad'da çok önemli bir toplantıya katıldınız. Önemli bir açıklama da oldu, deklarasyon oldu, çok önemli noktalara parmak basıldı, İsrail'in yayılmacı politikasının da özellikle altı çizildi. Nasıl değerlendiriyorsunuz toplantıyı? Savaşın gidişatını nasıl görüyorsunuz, nereye evrilecek bu süreçte? Türkiye'nin tutumu ve bölge ülkeleri açısından Türkiye'nin tutumu nedir, önemi nedir? Bir de dün akşam yine Arakçi'yle bir telefon görüşmesi yaptınız, tam da bu görüşmeler esnasında, Riyad'daki olaylar esnasında, bir de saldırıya uğradı Riyad. Bir değerlendirmenizi almak istiyorum.

Sağ olun.

KATAR BAŞBAKANI VE DIŞİŞLERİ BAKANI ŞEYH MUHAMMED BİN ABDURRAHMAN ÂL SANİ- SİMULTANE TERCÜME]

https://www.youtube.com/live/fIyH5sPLitg?si=9PQinj8B9qxZ144m&t=1270

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar, dün akşam Riyad’da gerçekleşen toplantı tek bir gündemle yapılan bir toplantıydı. Suudi Arabistan’ın daveti üzerine oraya gittik, on iki ülke olarak oradaydık. Savaştan doğrudan veya dolaylı olarak etkilenen bütün bölge ülkeleri masa etrafındaydı. Tabii tek gündem maddesi İran’ın bölgeye yönelik saldırıları nasıl durdurulur ve ne türden tedbirler alınmalı konusuydu. Bu konuda bölgedeki saldırıya doğrudan ve yoğun bir şekilde maruz kalan ülkeler bizim gibi kardeş ülkelerden nasihat aramaya yönelik bir toplantı yaptılar. Uzun sürdü. Ortak bir akıl araması içerisinde olduk. Herkes durumun aciliyetini ortaya koydu. Yapılan saldırılar tabii bizim başımıza bu derece yoğunlukla gelmediği için yakından hissetme imkanımız olmuyor. Ama muhataplarımızı dinledikçe yüzlerce dronun ve füzenin aynı anda gönderilmesi normal hayatın artık sürdürülemez hale gelmesi konusu artık bu devletleri kalıcı birtakım tedbirler almak yönünde harekete geçmeye itiyor, onlar tartışıldı. Tabii ki sonuç bildirisinde de yansıma tek gündem maddesinin etrafındaki konularla ilgili oldu.

Dün akşam toplantı başlamadan önce ikili görüşme yaparken Pakistanlı kardeşimizle, Abbas Arakçi aradı. Onunla da görüştük. Hatta şöyle de bir diyalog oldu: Yani sen şimdi bizi arıyorsun, yukarıdan da füzeler geliyor. Riyad’da az önce füzeler vuruldu. Yani bari toplantının yapıldığı zaman füze göndermeyin Riyad’a. Şimdi onlar da tabii kendilerince kendi diplomatik pozisyonlarının belli ortamlarda dikkate alınmasını istiyorlar. Onları dinledik, gerekli cevapları verdik. Her zaman için bizim durduğumuz yeri biliyorsunuz. Biz onlara yapılan saldırıyı haklı bulmuyoruz ama onların da bölge ülkelerine yaptıkları saldırıyı haklı bulmuyoruz. Bir yanlış başka bir yanlışa gitmemeli. İran burada aslında çatışmayı bu şekilde yaygınlaştırma yolunu tercih etmemeliydi. Bu konudaki çalışmalarımız devam edecek.

Ben tekrar ilginiz için teşekkür ediyorum.

* Interpress deşifresidir.