KATAR BAŞBAKANI VE DIŞİŞLERİ BAKANI ŞEYH MUHAMMED BİN ABDURRAHMAN AL SANİ-
[SİMULTANE TERCÜME]
https://www.youtube.com/watch?v=fIyH5sPLitg
DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli basın mensupları, bildiğiniz gibi
olağanüstü günlerden geçmekteyiz. Bu olağanüstü günlerde Katar’la olan
dayanışmamızı göstermek için bugün heyetimizle beraber Katar'da
bulunmaktayız. Meşguliyetine rağmen göstermiş olduğu misafirperverlikten
ötürü değerli kardeşime, Sayın Başbakan ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin
Abdurrahman’a çok teşekkür etmek istiyorum. Her zaman kıymetli bir dost
olmuştur; gerçekten kendisi hem Katar için, hem bölgemiz için büyük bir
kıymetli değerdir. Bugüne kadar büyük bir mütevazılığıyla o kadar çok
arabuluculuk rolü için yer almıştır ki, bir kısmını kamuoyu biliyor, bir
kısmını bilmiyor ama gerçekten hem bölge için hem küresel barış için
çabalayan biridir. Kendisini ben ayrıca yürekten tebrik ediyorum.
Fakat bu sefer yine tam arabuluculuk yaparken bir saldırıya maruz kaldılar,
hiç hak etmedikleri bir saldırıya ve bu saldırı da halihazırda devam
etmekte. Her şeyden önce Katarlı kardeşlerimize Türk halkının ve Sayın
Cumhurbaşkanımızın geçmiş olsun dileklerini iletmek istiyorum. Sivillerin
hayatını hiçe sayan ve sivil altyapıyı hedef alan saldırıları kınıyoruz ve
reddediyoruz. Bu tür saldırılar, hiçbir zaman hiçbir gerekçeyle
meşrulaştırılamaz. Türkiye, kardeş Katar'ın her zaman yanındadır ve yanında
olmaya da devam edecektir.
Değerli arkadaşlar, devam eden savaş bölgedeki tüm kardeşlerimizin
güvenliğini doğrudan tehdit etmekte ve huzurunu derinden sarsmaktadır. Bölge
ülkeleriyle dayanışmamız çerçevesinde, malumunuz dün Riyad'daydık. Suudi
Arabistan'ın daveti üzerine gittik. Savaş başladığından beri ilk defa bu
formatta bir araya geldik, gerçekten ihtiyaç olan bir toplantıydı.
Toplantıda saldırıların hedefi olan kardeş ülkelerle tam dayanışma içinde
olduğumuzu en güçlü şekilde teyit ettik. Riyad'daki istişarelerimize ayrıca
saldırıların bir an evvel durdurularak ateşkesin sağlanması, çatışmaların
yayılmasının engellenmesi ve krizin diplomatik yöntemlerle çözüme
kavuşturulması hedefleri doğrultusunda ortak çaba gösterilmesinde mutabık
kaldık.
Açıkça ifade etmek gerekir ki, bölgemizi eşi benzeri görünmemiş bir krizin
içine çeken bu savaşın birinci müsebbibi malumunuz İsrail'dir. Diplomatik
müzakerelerin sürdüğü bir evrede İsrail'in kışkırtmalarıyla başlayan ve
hedefleri genişleyen bu saldırılar, sadece bölgemizi devasa bir savaş
alanına çevirmekle kalmamış, aynı zamanda küresel istikrarı da sarsmıştır.
Bu son derece hassas konjonktürde, İran'ın taşıdığı tarihi sorumluluğu da
açıkça hatırlatmak durumundayız. Gerekçesi ne olursa olsun, İran'ın bölge
ülkelerine yönelik gerçekleştirdiği saldırılar bölgesel istikrarın
temellerine kastetmektedir ve kabul edilemez niteliktedir; ne İran'ın işine
yaramakta, ne bölgenin işine yaramakta. İran'a yapılan saldırılar ne kadar
yanlışsa, İran'ın herhangi bir gerekçe olmadan bölge ülkelerine yaptığı
saldırılar da bir o kadar yanlış.
Bölge ülkeleri arasında onarılması güç kalıcı kırılmalara yol açacak bu
saldırıların ve tırmanışın derhal durdurulması gerektiğini İranlı
muhataplarımıza, her düzeydeki temaslarımızda her zaman net bir biçimde
ifade ediyoruz. Aynı şekilde seyrüsefer ve deniz güvenliğini tehdit eden
eylemlerden kaçınılması gerektiğini de vurguluyoruz.
Bizim bu kriz karşısındaki tutumumuz son derece açıktır: Komşu coğrafyaları
hedef alan her türlü eylemi reddederken, bölgedeki istikrarsızlıktan
beslenen İsrail'in kendi suçlarını ve işgalci politikalarını yaratılan bu
bölgesel çatışma perdesi ardında aklama teşebbüslerine de asla müsaade
edilmemelidir.
Değerli basın mensupları, kardeş Katar ile, barışın tesisi için diyalog
kanallarının açık tutulmasının ve tarafların endişelerinin müzakere
zemininde ele alınmasının elzem olduğu hususunda hemfikiriz. Diğer taraftan,
savaşın uluslararası toplumun dikkatini Filistin'den ve Gazze'deki
trajediden uzaklaştırmaması gerektiğine dikkat çekmekteyiz. İsrail,
yaratılan bu kaosu fırsat bilerek ateşkes ihlallerini pervasızca
sürdürmektedir. Sahadaki durum vahametini korumaktadır. Ateşkesin sağlandığı
tarihten bu yana 700'e yakın Filistinli kardeşimiz şehit edilmiştir. Batı
Şeria’dan da her gün yeni olumsuz haberler gelmektedir. Doğu Kudüs'te, başta
Mescid-i Aksa olmak üzere, kutsal mekanlara girişlerin kısıtlanmasına ve
tarihi statükoyu bozmaya yönelik İsrail eylemlerini de şiddetle kınıyoruz.
İsrail, Gazze'de uyguladığı işgal ve yıkım politikasını Lübnan'da da hayata
geçirmeye başlamıştır. Uluslararası toplum, İsrail'in oldubitti üzerine
kurguladığı bu fırsatçı politikalarına karşı gerekli sorumluluğu üstlenmeli
ve İsrail'in yayılmacılığına set çekmelidir. Bölgede gerçek ve
sürdürülebilir güvenliğin yegane anahtarı, Filistin halkıyla adil ve onurlu
bir barışın tesis edilmesidir.
Değerli basın mensupları, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Katar Emiri Şeyh
Temim’in vizyoner liderliklerinde, müstesna bir seviyeye ulaşan
ilişkilerimiz stratejik ortaklık ruhuyla her alanda güçlenerek
ilerlemektedir. Türkiye ve Katar, çetin sınamaları sarsılmaz bir
dayanışmayla aşan, bu yönde her seferinde kuvvetli bir ortak irade ortaya
koyan iki kardeş ülke olagelmiştir. Bugüne dek her badirede sergilediğimiz
bu omuz omuza duruşu, önümüzdeki dönemde de aynı kararlılıkla İnşallah
sürdürmeye devam edeceğiz. İlişkilerimizi, bilhassa savunma sanayii alanında
atacağımız yeni ve somut adımlarla daha da ileriye taşıma hususunda
hemfikiriz.
Bu düşüncelerle, değerli kardeşime bir kez daha teşekkür ediyor,
görüşmelerimizin ve Ramazan Bayramı’nın tüm bölgemize hayırlar getirmesini
yürekten temenni ediyorum.
SORU- [SİMULTANE TERCÜME]
https://www.youtube.com/live/fIyH5sPLitg?si=GS3cnGvThydeTRnG&t=770
Diplomasi için hala bir alan var mı ve İran’ın bölge ülkelerine yönelik bu
tırmandırmasından istifade eden kim? Bir diğer sorum Sayın Bakana. Bu tarz
saldırılarda Körfez ülkelerinin ve Katar gibi komşu ülkelerin tekrar hedef
alınmasını engellemek üzere İran’la irtibatlarında Türkiye'nin
üstlenebileceği rol nedir? Ayrıca bu tırmandırmayı düşürmek için Türkiye ve
Katar'ın atabileceği ortak diplomatik adımlar nedir? Türkiye arabuluculuk ve
diplomasisiyle iyi biliniyor.
KATAR BAŞBAKANI VE DIŞİŞLERİ BAKANI ŞEYH MUHAMMED BİN ABDURRAHMAN AL SANİ-
[SİMULTANE TERCÜME]
https://www.youtube.com/live/fIyH5sPLitg?si=eefog9i2DJS_O6cC&t=823
DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Daha önce de ifade ettiğim gibi, Türkiye bu
savaşın durması için elinden geleni yapmaya devam ediyor. Başta
Cumhurbaşkanımız olmak üzere, bizler gerçekten bölgedeki savaş daha da kötü
bir duruma evrilmeden nasıl durdurulabilir, onun arayışı içerisindeyiz.
Savaş başlamadan önce biliyorsunuz Cumhurbaşkanımızın bu yönde girişimleri
olmuştu, kardeşimle beraber ortak girişimler yapma durumumuz oldu, fakat
maalesef savaş önlenemedi, oldu. Şimdi savaşın daha kötüye gitmesini nasıl
engelleyebiliriz, nasıl durdurabiliriz, onun arayışı içerisindeyiz. Biz hem
Amerikalılarla hem İranlılarla konuşuyoruz. Yani bir defa nerede duruyorlar
onu anlamaya çalışıyoruz. Mevcut şartlarda daha kötüye yayılmasını nasıl
engelleyebiliriz, onun arayışı içerisindeyiz.
Ulusal temaslarımız devam ederken bu çerçevede gayret gösteren
kardeşlerimizle, başta Katar olmak üzere, yoğun görüş alışverişimiz var.
Birincisi, şunu görüyoruz: Sadece bölgede değil, Asya'da, Avrupa'da,
kuzeyde, güneyde, hemen hemen bütün dünya savaşın durmasını istiyor. Bu
noktada tıpkı Filistin Devleti’nin devlet olarak tanınması gibi muazzam bir
fikir birliği var. Şimdi biz bu fikir birliğini nasıl eyleme
dönüştürebiliriz, hangi adımlar atılabilir bu mevcut şartlar altında, onun
arayışı içerisindeyiz.
Diğer taraftan, tabii ki İran'la konuşurken savaşın yaygınlaşmamasını temin
etmeye çalışıyoruz. İran kendisi vuruluyor ama bölge ülkelerine saldırmasını
haklı kılacak bir şey yok. Buradaki bölünmeyi daha da artırıyor, savaşı
yaygınlaştırıyor ve krizi derinleştiriyor. İran'a da bu konuda sorumlu bir
ülke olarak elimizden gelen en arkadaşça, dostça nasihatleri de sürekli
veriyoruz, hem İran'ın menfaati için, hem bölgenin menfaati için, buna da
çalışmaya devam edeceğiz. Şartlar şu anda zor, ama biliyorsunuz en iyi
çözümler en zor şartlar altında kendisini gösterebiliyor. İnşallah bize
düşen beraberce kardeşimle çalışmaya devam etmek.
SORU- İki sorum var, ilk sorum Sayın Başbakan ve Dışişleri Bakanı'na.
Efendim, dün gaz sahalarınız saldırıya uğradı, bununla ilgili son durum
nedir, zararın boyutu nedir? Bundan sonraki süreçte bu saldırılar daha da
genişleyerek devam ederse Katar'ın tutumu ne olacak? Son 24 saat içerisinde
siz İran tarafıyla bir görüşme yapabildiniz mi bundan sonraki sürece
ilişkin? Bir de tabii ki Katar'ın eşsiz bir yeri var müzakereci olarak,
bundan sonraki süreçte bu pozisyonunuzda bir değişiklik olacak mı, nasıl bir
strateji takip edeceksiniz?
Sayın Bakanım, dün Riyad'da çok önemli bir toplantıya katıldınız. Önemli bir
açıklama da oldu, deklarasyon oldu, çok önemli noktalara parmak basıldı,
İsrail'in yayılmacı politikasının da özellikle altı çizildi. Nasıl
değerlendiriyorsunuz toplantıyı? Savaşın gidişatını nasıl görüyorsunuz,
nereye evrilecek bu süreçte? Türkiye'nin tutumu ve bölge ülkeleri açısından
Türkiye'nin tutumu nedir, önemi nedir? Bir de dün akşam yine Arakçi'yle bir
telefon görüşmesi yaptınız, tam da bu görüşmeler esnasında, Riyad'daki
olaylar esnasında, bir de saldırıya uğradı Riyad. Bir değerlendirmenizi
almak istiyorum.
Sağ olun.
KATAR BAŞBAKANI VE DIŞİŞLERİ BAKANI ŞEYH MUHAMMED BİN ABDURRAHMAN ÂL SANİ-
SİMULTANE TERCÜME]
https://www.youtube.com/live/fIyH5sPLitg?si=9PQinj8B9qxZ144m&t=1270
DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar, dün akşam Riyad’da
gerçekleşen toplantı tek bir gündemle yapılan bir toplantıydı. Suudi
Arabistan’ın daveti üzerine oraya gittik, on iki ülke olarak oradaydık.
Savaştan doğrudan veya dolaylı olarak etkilenen bütün bölge ülkeleri masa
etrafındaydı. Tabii tek gündem maddesi İran’ın bölgeye yönelik saldırıları
nasıl durdurulur ve ne türden tedbirler alınmalı konusuydu. Bu konuda
bölgedeki saldırıya doğrudan ve yoğun bir şekilde maruz kalan ülkeler bizim
gibi kardeş ülkelerden nasihat aramaya yönelik bir toplantı yaptılar. Uzun
sürdü. Ortak bir akıl araması içerisinde olduk. Herkes durumun aciliyetini
ortaya koydu. Yapılan saldırılar tabii bizim başımıza bu derece yoğunlukla
gelmediği için yakından hissetme imkanımız olmuyor. Ama muhataplarımızı
dinledikçe yüzlerce dronun ve füzenin aynı anda gönderilmesi normal hayatın
artık sürdürülemez hale gelmesi konusu artık bu devletleri kalıcı birtakım
tedbirler almak yönünde harekete geçmeye itiyor, onlar tartışıldı. Tabii ki
sonuç bildirisinde de yansıma tek gündem maddesinin etrafındaki konularla
ilgili oldu.
Dün akşam toplantı başlamadan önce ikili görüşme yaparken Pakistanlı
kardeşimizle, Abbas Arakçi aradı. Onunla da görüştük. Hatta şöyle de bir
diyalog oldu: Yani sen şimdi bizi arıyorsun, yukarıdan da füzeler geliyor.
Riyad’da az önce füzeler vuruldu. Yani bari toplantının yapıldığı zaman füze
göndermeyin Riyad’a. Şimdi onlar da tabii kendilerince kendi diplomatik
pozisyonlarının belli ortamlarda dikkate alınmasını istiyorlar. Onları
dinledik, gerekli cevapları verdik. Her zaman için bizim durduğumuz yeri
biliyorsunuz. Biz onlara yapılan saldırıyı haklı bulmuyoruz ama onların da
bölge ülkelerine yaptıkları saldırıyı haklı bulmuyoruz. Bir yanlış başka bir
yanlışa gitmemeli. İran burada aslında çatışmayı bu şekilde yaygınlaştırma
yolunu tercih etmemeliydi. Bu konudaki çalışmalarımız devam edecek.
Ben tekrar ilginiz için teşekkür ediyorum.
* Interpress deşifresidir.