Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Almanya Federal Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Johann David Wadephul ile Ortak Basın Toplantısı, 12 Mart 2026

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli basın mensupları, bugün Ankara’da çok kıymetli bir dostumuz, meslektaşımınız bulunmakta, Almanya Federal Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Sayın Johann Wadephul bizim misafirimiz heyetiyle beraber. Huzurlarınızda kendilerine bir kez daha hoş geldiniz diliyorum.

Sayın Wadephul ile bugün görüşmelerimizde ülkelerimizin refah ve güvenliğini ilgilendiren tüm meseleleri masaya yatırma imkânımız oldu. İkili ilişkilerimizi, Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecini ve Ortadoğu'da devam eden savaş başta olmak üzere bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldık. Kendisi az sonra Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından da kabul edilecekler.

Değerli basın mensupları, Türkiye ve Almanya arasındaki ekonomik ve ticari ilişkiler takip ettiğiniz gibi gerçekten çok olumlu bir şekilde ilerliyor. İkili ticaret hacmimiz geçen sene 52 milyar Doları aştı. Bunu 60 milyar Dolara çıkarabileceğimize inanıyoruz. Ekonomik iş birliğimizi daha üst seviyelere taşıyacak sektörlerden biri de savunma sanayii alanıdır. Gerek Avrupa, gerek Ortadoğu'da yaşanmakta olan gelişmeler müttefikler arasındaki dayanışmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedariki konusunda Almanya'nın sergilediği olumlu tutumdan da ayrıca memnuniyet duymaktayız. Bu politikanın savunma sanayii alanındaki diğer iş birliği başlıklarında da sürmesini açıkçası umut ediyoruz. Almanya ile ilişkilerimizin çok önemli bir boyutunu da bu ülkede yaşayan yaklaşık 3,5 milyonluk Türk toplumu oluşturmaktadır. Bugünkü görüşmelerimizde bu konuları da ele alma imkânımız oldu.

Sayın Wadephul ile ülkemizin stratejik hedefi olan Avrupa Birliği'ne üyelik hedefini de ele aldık. Bölgesel ve küresel gelişmeler Türkiye'nin üye olmasının AB'ye sağlayacağı stratejik kazanımları gözler önüne sermektedir. Unutulmamalıdır ki üyelik süreci sadece ülkemize değil, iki tarafa birden sorumluluk yüklemektedir. Beklentimiz bu sürecin objektif kriterler temelinde yürütülmesidir. Almanya'nın AB içindeki konumu doğrultusunda ülkemizin üyelik sürecine katkı sunmasını bekliyoruz.

Bugün değerli mevkidaşımla Gümrük Birliği'nin güncellenmesi konusundaki beklentimizi de bir kez daha aktardım. Ülkemiz ürünlerinin Avrupa Tercihi -Made in EU- kapsamına alınmasına yönelik adımlardan memnuniyet duyuyoruz. Verdikleri destekler için de teşekkür ediyoruz. Öte yandan artık daha fazla sayıda vatandaşımız iş, eğitim ve turistik sebeplerle Avrupa ülkelerine seyahat etmeyi arzu etmekte. Vize Serbestisi Diyaloğu’nun sonuçlandırılması da AB ile bir diğer öncelikli gündem maddemizi oluşturmakta. Bu sürecin de inşallah bir an önce tamamlanmasını ümit ediyoruz.

Değerli arkadaşlar, Avrupa güvenlik mimarisi konusu gündemimizde yer alan en önemli başlıklardan birini teşkil etmektedir. NATO'nun Avrupa-Atlantik güvenliğinin temel taşı olduğuna inanıyoruz. Bu çerçevede beklentimiz, AB'nin savunma ve güvenlik alanındaki girişimlerinin NATO'nun çabalarını tamamlayıcı nitelik taşıması ve tüm müttefikleri kapsayan bir anlayışla yürütülmesidir. AB'nin güçlü bir NATO müttefiki olan ülkemizi bu girişimlerden dışlaması Avrupa güvenliğini zayıflatma riski taşımaktadır. Almanya'nın ülkemizin AB girişimlerine dahli yönündeki net tutumu ve desteğinden ötürü kıymetli dostum Sayın Wadephul’a ayrıca teşekkür ediyorum.

Değerli basın mensupları, bugünkü görüşmelerimize ayrıca güncel bölgesel ve uluslararası meseleleri de ele alma imkânımız oldu. Tabii bunların başında Ortadoğu'da devam etmekte olan savaş gelmekte. Bu savaş bir an önce sona ermelidir. Türkiye olarak savaşın bitmesi için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımız çok sayıda liderle görüştü, görüşmeye devam ediyor. Biz de yoğun bir diplomasi trafiği yürütmekteyiz. Değerli meslektaşım da aynı fikirde. Çatışmanın sonlandırılması ve gerilimin azaltılması için komşularımız ve ortaklarımızla fikir alışverişinde bulunmaya devam ediyoruz. Memnuniyetle görüyoruz ki aslında çoğunluk olarak hem doğuda, hem batıda bütün ülkeler hemen hemen aynı perspektifle hareket etmekte, aynı şeyi düşünmekte. Öte yandan ayrılıkçı senaryoların bu kez İran için gündeme getirmek istendiğini görmekteyiz. İran'da iç savaş çıkarmayı ve etnik veya dinsel fay hatları üzerinden çatışmaları körüklemeyi hedefleyen her türlü plana sonuna kadar karşıyız. Bu tip maceralara karışmak isteyenleri şimdiden uyarıyoruz, hiç kimse böyle bir hayalin içerisine girmesin. Yanlış bir adım atılmasına izin vermemiz mümkün değil. Savaşın gidişatına ve sonrasına dair her türlü senaryoya hazırlıklı durumdayız. Bölgede bulunan vatandaşlarımızın güvenliğinin sağlanması için de gece gündüz çalışıyoruz. Hava sahasının halen kapalı olduğu ülkelerde bulunan vatandaşlarımızın barınma ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli önlemleri alıyoruz.

Değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi Netanyahu hükümeti bölgedeki her savaşın ve her insani krizin şu anda merkezinde yer almakta. Uluslararası hukuku ve insani değerlerimizi korumak istiyorsak bu gerçeği kabul etmeli ve açıkça dile getirebilmeliyiz. Yayılmacı politika izleyen İsrail mevcut savaştan istifadeyle kirli savaşı Lübnan'a da taşımakta. Bir milyona yakın kişinin evlerinden sürülmesi asla kabul edilemez. Lübnan devleti yıkılma noktasına gelmeden İsrail'in saldırıları sona ermeli. Lübnan'ın çökmesi başta komşu ülkeler olmak üzere tüm bölgeyi derinden etkileyecektir. Ayrıca, uluslararası toplumun dikkati Gazze'den uzaklaşmamalıdır. Netanyahu'nun Gazze ve Batı Şeria’da işgal ve yıldırma politikalarını hayata geçirmesine göz yumulmamalıdır. Mübarek Ramazan ayında ve soğukların devam ettiği bu dönemde Gazzelilerin yaşam koşullarının daha da kötüleşmemesi öncelikli bir meseledir. Barış Kurulu’nun ve bağlı mekanizmalarının Gazze’de etkin şekilde faaliyete geçmesi istikrar ve barışın tesisi için hayati önem taşımaktadır. Barış çabaları devam ederken İsrail'in kutsal mekânlara yönelik hukuka aykırı ve provokatif eylemlerine de devam ettiğini görüyoruz. Bölgedeki gelişmeleri bahane ederek Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etmelerine kısıtlamalar getirmesi de hukuksuzdur, izansızdır. İsrail'in Hristiyanların ibadet mekânlarına yönelik kısıtlamalarını keza son derece yanlış bulduğumuzu da ayrıca vurgulamak isterim.

Değerli basın mensupları, küresel düzeyde istikrar ve huzurun tesisi için çözülmesi gereken sorunlardan biri, biliyorsunuz uzun zamandır tartıştığımız, takip ettiğimiz Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş. Önemli mesafe kaydedilen ve barışla sonuçlanma aşamasına hayli yaklaşılan müzakerelerin hız kesmeden devam etmesi de elzemdir. Ülkemiz müzakereler yoluyla barışa ulaşılması için ilgili tüm taraflarla iş birliğini sürdürecektir. Müzakerelerin müteakip turunun bir an önce düzenlenmesi için ev sahipliğine hazırız.

Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkiler çok katmanlı bir nitelik taşıyor ve sağlam temellere dayanıyor. Ülkelerimiz arasındaki yakın iş birliğinin Avrupa'nın geneli ve komşu coğrafyaların güvenliği ve barışı için vazgeçilmez olduğunu bugün de karşılıklı olarak teyit ettik. Birlikte çalışmayı önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz.

Kıymetli mevkidaşıma Ankara'ya bir kez daha hoş geldiniz diyorum ve şimdi sözü kendisine bırakıyorum, buyurun.

ALMANYA FEDERAL DIŞİŞLERİ BAKANI JOHANN WADEPHUL- [SİMULTANE TERCÜME]

https://www.youtube.com/live/ESyVVybFavA?si=aEU7rZ_gqtID5bh6&t=478

SORU- [SİMULTANE TERCÜME]…(çeviri yok) Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlamak istiyor. Almanya katılacak mı -bir firkateyn şeklinde- ? Körfez gezisiyle ilgili olarak, sizin için ne gibi sonuçlar getirdi? Körfez'deki partnerlerinizle birlikte ortak bir çözüm çerçevesinde bir çabanız oldu mu, olacak mı? Sayın Hakan Fidan, İran tehdidine karşı Almanya'dan destek olarak ne bekliyorsunuz? Çünkü Almanya, Rammstein'dan bir Patriot bataryası kurulması çerçevesinde İran'dan gelecek...

ALMANYA FEDERAL DIŞİŞLERİ BAKANI JOHANN WADEPHUL- [SİMULTANE TERCÜME]

https://www.youtube.com/live/ESyVVybFavA?si=3DlvIMCFuhE04KTA&t=979

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Sorunuza gelecek olursak, mevcut iki füzeyle ilgili NATO hava savunma sistemlerinin devreye girmesi aslında bizim parçası olduğumuz ve büyük bir destek verdiğimiz NATO'nun kolektif savunma konseptiyle çok yakından uyumlu bir hareket tarzı oldu. Zaten yıllardır NATO bütün üyeleriyle ve üniteleriyle bu türden senaryolara göre hazırlık yapmakta malumunuz, ihtimalat planlamaları buna göre geliştirilmekte.

Tabii hem bölgede olan gelişmeler hem son saldırılar gösterdi ki hava savunma sistemleri gerçekten çok önemli, bunun çok farklı çeşitleri var, yani özellikle balistik füzelerle ilgili olan kısımlarda kolektif bir savunma içerisinde olmamız gerekiyor. Burada Türkiye NATO üyesi ülkelerden gerekli desteği görme konusunda gerekli taahhütleri almış durumda. Özellikle Milli Savunma Bakanlığımızın bu konuda yürüttüğü koordinasyon çalışmaları var. Almanya da bu konuda yakından çalıştığımız ortaklarımızdan birisi. Türkiye'ye yönelik gönderilen füze havada imha edildikten sonra ben açıkçası neredeyse bütün NATO üyesi ülkelerin Dışişleri Bakanlarının çoğundan ya bizzat telefon aldım ya da mesaj gönderdiler, destek mesajı, beraberlik ve birlik mesajı gönderdiler. Aslında bu son derece kıymetli, önemli bir mesaj.

Burada tabii bizim Almanya ile savunma sistemlerinde beraber çalışmamız önemli olduğu gibi, aynı zamanda, değerli meslektaşım da ifade etti, bu savaşın nasıl ve ne zaman durdurulması gerektiğine dair bir görüş birliğimiz var ve bu görüş birliğine dayanarak hemen harekete geçme konusunda bir şeyler yapmayı da düşünüyoruz. Açıkçası savaşın hemen durması gerektiği konusunda hemfikiriz, artık uluslararası piyasalara etkisi de ortada, bölgeye etkisi de ortada, yayılma riski de devam ediyor, hem coğrafi yayılma, hem etki yayılması açısından bu savaşın bir an önce durması gerekiyor. Burada da İran'ın toprak bütünlüğü konusunda bir sıkıntının olmaması lazım, rejim değişikliği gibi hedeflerin peşinde koşulmaması gerekiyor. Bir an önce bölgenin tekrar normale dönmesi gerekiyor. Bu konuda tabii ki Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri ile beraber çalışmanın da bölge ülkeleri olarak son derece gerekli olduğuna inanıyoruz. Bu konudaki inisiyatifinden ve bölge ziyaretinden dolayı da değerli meslektaşıma ayrıca teşekkür ediyorum.

SORU- Benim sorum her iki Bakana da olacak. Öncelikle Sayın konuk Bakana sormak istiyorum, Efendim, bölgedeki savaş ciddi bir şekilde tırmanma eğilimi gösteriyor, sizler de konuşmalarınızda belirttiniz. Bir bölge turu yaptınız ve İsrail de dahil olmak üzere birçok ülkeyle temaslarda bulundunuz. Bu temasların ardından İsrail'in Gazze, İran ve Lübnan’a yönelik planlarına ilişkin nasıl bir tablo görüyorsunuz?

Yine Sayın Fidan size de sormak istiyorum. Efendim, gerilimin düşürülmesi için yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüğünüzü biliyoruz, ateşkes ve müzakere ihtimali konusunda somut bir ilerleme var mı? Bir de, İsrail'in Lübnan'a yönelik kara operasyonunu genişlettiğine yönelik haberler var. İran'ın ise Körfez ülkelerine yönelik saldırıları devam ediyor. Savaşın geldiği aşamayı siz nasıl değerlendiriyorsunuz Efendim? Teşekkür ederim.

ALMANYA FEDERAL DIŞİŞLERİ BAKANI JOHANN WADEPHUL- [SİMULTANE TERCÜME]

https://www.youtube.com/live/ESyVVybFavA?si=8xFsJFmWcS3XAiXI&t=1381

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Evet, sorunuza gelecek olursak, müzakere arayışları ne durumda, nasıl gidiyor diye. Bildiğiniz gibi şu anda özellikle son birkaç gündür savaşın en yoğun anlarını yaşamaktayız. Özellikle karşılıklı hava saldırılarına ve füze atışlarına baktığımız zaman savaşın bu kadar yoğun bir anının yaşandığı dönemde müzakere şansı nedir, ne kadar vardır, bu tabii önemli bir soru. Esas itibariyle aslında bu yoğunlaşmalar ve yok ediciliğin daha da belirgin hale gelmesi, risklerin artması, müzakereye olan ihtiyacı taraflar nezdinde daha da fazla gündeme getirmekte.

Ama bu sefer şöyle birkaç husus var: Birincisi, önceki müzakerelerin başarısızlığa uğraması ve savaşla sonuçlanması, açıkçası tarafların birbirlerine güven sağlaması açısından. Özellikle İranlıların bir güven bunalımı var tabiatıyla, görüşmeler esnasında saldırılar olduğu için. Diğer taraftan bölgede ve bölge dışında, Avrupa dahil olmak üzere, meslektaşımla da görüştük, aslında bütün dünyadan gelen telefonlara baktığımız zaman, genel kanaat bu savaşın bir an önce durması yönünde. Dünya kamuoyunun bu konuda büyük bir beklentisi var. Tabii, bu beklentiyi somut bir müzakere hamlesine nasıl dönüştürebiliriz? Bu tablodan nasıl bir teklif paketi iki tarafa da götürülebilir? Şu anda bunun arayışları açıkçası devam ediyor. Çok fazla burada açıkçası detaya girmek istemiyorum, ama şu anda müzakereye ve diplomasiye en fazla ihtiyacımız olduğu andayız, buna yönelik çalışmalarımız kesintisiz devam ediyor, edecek. Avrupa'daki partnerlerimiz, başta Almanya olmak üzere bölgedeki ortaklarımızla, dostlarımızla bu arayışı sürdüreceğiz. İran tarafıyla da konuşuyoruz, Amerika tarafıyla da konuşuyoruz. Ama devam eden bir askeri harekat var, ortada bazı gerçeklikler de var. Bu savaş tabii ki… Sorduğunuz için söylüyorum, İran'a yapılan tahrik edilmemiş bu savaş, saldırı ne kadar haksız ve hukuksuzsa, İran'ın tahrik edilmeden diğer ülkelere yaptığı, özellikle Körfez ülkelerine yaptığı saldırı da bir o kadar yanlış. Biz bunu İranlı meslektaşlarımıza da söylüyoruz. Ama bu topyekun yanlışlığın da bir an önce durdurulması için barış düğmesine, ateşkes düğmesine basılması gerekiyor.

Biz de dostumuzla onu konuşuyorduk, tam Rusya-Ukrayna ile ilgili bu kadar yoğun çalışırken, Gazze'de muazzam bir diplomatik hamle yapmaya çalışırken, birdenbire önümüze böylesine bir ciddi savaş da çıkmış oldu ve beraberinde gelen riskler çıktı. Şimdi tabii ki sorumluluğumuz ve ödevimiz daha da çoğalmış durumda. Bu aslında aramızdaki iş birliğinin, küresel barış isteyen tarafların ne kadar fazla dayanışma içerisinde olması gerektiğini bir kez daha bize hatırlattı. Biz zaten bu yönde ilerliyorduk, daha fazla çalışmaya devam edeceğiz.

İlginiz için teşekkür ederim.

* Interpress deşifresidir.