DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli basın mensupları, bugün Ankara’da çok
kıymetli bir dostumuz, meslektaşımınız bulunmakta, Almanya Federal
Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Sayın Johann Wadephul bizim misafirimiz
heyetiyle beraber. Huzurlarınızda kendilerine bir kez daha hoş geldiniz
diliyorum.
Sayın Wadephul ile bugün görüşmelerimizde ülkelerimizin refah ve güvenliğini
ilgilendiren tüm meseleleri masaya yatırma imkânımız oldu. İkili
ilişkilerimizi, Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecini ve Ortadoğu'da devam eden
savaş başta olmak üzere bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldık. Kendisi
az sonra Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından da kabul edilecekler.
Değerli basın mensupları, Türkiye ve Almanya arasındaki ekonomik ve ticari
ilişkiler takip ettiğiniz gibi gerçekten çok olumlu bir şekilde ilerliyor.
İkili ticaret hacmimiz geçen sene 52 milyar Doları aştı. Bunu 60 milyar
Dolara çıkarabileceğimize inanıyoruz. Ekonomik iş birliğimizi daha üst
seviyelere taşıyacak sektörlerden biri de savunma sanayii alanıdır. Gerek
Avrupa, gerek Ortadoğu'da yaşanmakta olan gelişmeler müttefikler arasındaki
dayanışmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Eurofighter
Typhoon savaş uçağı tedariki konusunda Almanya'nın sergilediği olumlu
tutumdan da ayrıca memnuniyet duymaktayız. Bu politikanın savunma sanayii
alanındaki diğer iş birliği başlıklarında da sürmesini açıkçası umut
ediyoruz. Almanya ile ilişkilerimizin çok önemli bir boyutunu da bu ülkede
yaşayan yaklaşık 3,5 milyonluk Türk toplumu oluşturmaktadır. Bugünkü
görüşmelerimizde bu konuları da ele alma imkânımız oldu.
Sayın Wadephul ile ülkemizin stratejik hedefi olan Avrupa Birliği'ne üyelik
hedefini de ele aldık. Bölgesel ve küresel gelişmeler Türkiye'nin üye
olmasının AB'ye sağlayacağı stratejik kazanımları gözler önüne sermektedir.
Unutulmamalıdır ki üyelik süreci sadece ülkemize değil, iki tarafa birden
sorumluluk yüklemektedir. Beklentimiz bu sürecin objektif kriterler
temelinde yürütülmesidir. Almanya'nın AB içindeki konumu doğrultusunda
ülkemizin üyelik sürecine katkı sunmasını bekliyoruz.
Bugün değerli mevkidaşımla Gümrük Birliği'nin güncellenmesi konusundaki
beklentimizi de bir kez daha aktardım. Ülkemiz ürünlerinin Avrupa Tercihi
-Made in EU- kapsamına alınmasına yönelik adımlardan memnuniyet duyuyoruz.
Verdikleri destekler için de teşekkür ediyoruz. Öte yandan artık daha fazla
sayıda vatandaşımız iş, eğitim ve turistik sebeplerle Avrupa ülkelerine
seyahat etmeyi arzu etmekte. Vize Serbestisi Diyaloğu’nun sonuçlandırılması
da AB ile bir diğer öncelikli gündem maddemizi oluşturmakta. Bu sürecin de
inşallah bir an önce tamamlanmasını ümit ediyoruz.
Değerli arkadaşlar, Avrupa güvenlik mimarisi konusu gündemimizde yer alan en
önemli başlıklardan birini teşkil etmektedir. NATO'nun Avrupa-Atlantik
güvenliğinin temel taşı olduğuna inanıyoruz. Bu çerçevede beklentimiz,
AB'nin savunma ve güvenlik alanındaki girişimlerinin NATO'nun çabalarını
tamamlayıcı nitelik taşıması ve tüm müttefikleri kapsayan bir anlayışla
yürütülmesidir. AB'nin güçlü bir NATO müttefiki olan ülkemizi bu
girişimlerden dışlaması Avrupa güvenliğini zayıflatma riski taşımaktadır.
Almanya'nın ülkemizin AB girişimlerine dahli yönündeki net tutumu ve
desteğinden ötürü kıymetli dostum Sayın Wadephul’a ayrıca teşekkür ediyorum.
Değerli basın mensupları, bugünkü görüşmelerimize ayrıca güncel bölgesel ve
uluslararası meseleleri de ele alma imkânımız oldu. Tabii bunların başında
Ortadoğu'da devam etmekte olan savaş gelmekte. Bu savaş bir an önce sona
ermelidir. Türkiye olarak savaşın bitmesi için yoğun bir çaba içerisindeyiz.
Cumhurbaşkanımız çok sayıda liderle görüştü, görüşmeye devam ediyor. Biz de
yoğun bir diplomasi trafiği yürütmekteyiz. Değerli meslektaşım da aynı
fikirde. Çatışmanın sonlandırılması ve gerilimin azaltılması için
komşularımız ve ortaklarımızla fikir alışverişinde bulunmaya devam ediyoruz.
Memnuniyetle görüyoruz ki aslında çoğunluk olarak hem doğuda, hem batıda
bütün ülkeler hemen hemen aynı perspektifle hareket etmekte, aynı şeyi
düşünmekte. Öte yandan ayrılıkçı senaryoların bu kez İran için gündeme
getirmek istendiğini görmekteyiz. İran'da iç savaş çıkarmayı ve etnik veya
dinsel fay hatları üzerinden çatışmaları körüklemeyi hedefleyen her türlü
plana sonuna kadar karşıyız. Bu tip maceralara karışmak isteyenleri şimdiden
uyarıyoruz, hiç kimse böyle bir hayalin içerisine girmesin. Yanlış bir adım
atılmasına izin vermemiz mümkün değil. Savaşın gidişatına ve sonrasına dair
her türlü senaryoya hazırlıklı durumdayız. Bölgede bulunan vatandaşlarımızın
güvenliğinin sağlanması için de gece gündüz çalışıyoruz. Hava sahasının
halen kapalı olduğu ülkelerde bulunan vatandaşlarımızın barınma ve sağlık
ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli önlemleri alıyoruz.
Değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi Netanyahu hükümeti bölgedeki her savaşın
ve her insani krizin şu anda merkezinde yer almakta. Uluslararası hukuku ve
insani değerlerimizi korumak istiyorsak bu gerçeği kabul etmeli ve açıkça
dile getirebilmeliyiz. Yayılmacı politika izleyen İsrail mevcut savaştan
istifadeyle kirli savaşı Lübnan'a da taşımakta. Bir milyona yakın kişinin
evlerinden sürülmesi asla kabul edilemez. Lübnan devleti yıkılma noktasına
gelmeden İsrail'in saldırıları sona ermeli. Lübnan'ın çökmesi başta komşu
ülkeler olmak üzere tüm bölgeyi derinden etkileyecektir. Ayrıca,
uluslararası toplumun dikkati Gazze'den uzaklaşmamalıdır. Netanyahu'nun
Gazze ve Batı Şeria’da işgal ve yıldırma politikalarını hayata geçirmesine
göz yumulmamalıdır. Mübarek Ramazan ayında ve soğukların devam ettiği bu
dönemde Gazzelilerin yaşam koşullarının daha da kötüleşmemesi öncelikli bir
meseledir. Barış Kurulu’nun ve bağlı mekanizmalarının Gazze’de etkin şekilde
faaliyete geçmesi istikrar ve barışın tesisi için hayati önem taşımaktadır.
Barış çabaları devam ederken İsrail'in kutsal mekânlara yönelik hukuka
aykırı ve provokatif eylemlerine de devam ettiğini görüyoruz. Bölgedeki
gelişmeleri bahane ederek Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etmelerine
kısıtlamalar getirmesi de hukuksuzdur, izansızdır. İsrail'in Hristiyanların
ibadet mekânlarına yönelik kısıtlamalarını keza son derece yanlış
bulduğumuzu da ayrıca vurgulamak isterim.
Değerli basın mensupları, küresel düzeyde istikrar ve huzurun tesisi için
çözülmesi gereken sorunlardan biri, biliyorsunuz uzun zamandır
tartıştığımız, takip ettiğimiz Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş. Önemli
mesafe kaydedilen ve barışla sonuçlanma aşamasına hayli yaklaşılan
müzakerelerin hız kesmeden devam etmesi de elzemdir. Ülkemiz müzakereler
yoluyla barışa ulaşılması için ilgili tüm taraflarla iş birliğini
sürdürecektir. Müzakerelerin müteakip turunun bir an önce düzenlenmesi için
ev sahipliğine hazırız.
Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkiler çok katmanlı bir nitelik taşıyor ve
sağlam temellere dayanıyor. Ülkelerimiz arasındaki yakın iş birliğinin
Avrupa'nın geneli ve komşu coğrafyaların güvenliği ve barışı için
vazgeçilmez olduğunu bugün de karşılıklı olarak teyit ettik. Birlikte
çalışmayı önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz.
Kıymetli mevkidaşıma Ankara'ya bir kez daha hoş geldiniz diyorum ve şimdi
sözü kendisine bırakıyorum, buyurun.
ALMANYA FEDERAL DIŞİŞLERİ BAKANI JOHANN WADEPHUL- [SİMULTANE TERCÜME]
https://www.youtube.com/live/ESyVVybFavA?si=aEU7rZ_gqtID5bh6&t=478
SORU- [SİMULTANE TERCÜME]…(çeviri yok) Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini
sağlamak istiyor. Almanya katılacak mı -bir firkateyn şeklinde- ? Körfez
gezisiyle ilgili olarak, sizin için ne gibi sonuçlar getirdi? Körfez'deki
partnerlerinizle birlikte ortak bir çözüm çerçevesinde bir çabanız oldu mu,
olacak mı? Sayın Hakan Fidan, İran tehdidine karşı Almanya'dan destek olarak
ne bekliyorsunuz? Çünkü Almanya, Rammstein'dan bir Patriot bataryası
kurulması çerçevesinde İran'dan gelecek...
ALMANYA FEDERAL DIŞİŞLERİ BAKANI JOHANN WADEPHUL- [SİMULTANE TERCÜME]
https://www.youtube.com/live/ESyVVybFavA?si=3DlvIMCFuhE04KTA&t=979
DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Sorunuza gelecek olursak, mevcut iki füzeyle
ilgili NATO hava savunma sistemlerinin devreye girmesi aslında bizim parçası
olduğumuz ve büyük bir destek verdiğimiz NATO'nun kolektif savunma
konseptiyle çok yakından uyumlu bir hareket tarzı oldu. Zaten yıllardır NATO
bütün üyeleriyle ve üniteleriyle bu türden senaryolara göre hazırlık
yapmakta malumunuz, ihtimalat planlamaları buna göre geliştirilmekte.
Tabii hem bölgede olan gelişmeler hem son saldırılar gösterdi ki hava
savunma sistemleri gerçekten çok önemli, bunun çok farklı çeşitleri var,
yani özellikle balistik füzelerle ilgili olan kısımlarda kolektif bir
savunma içerisinde olmamız gerekiyor. Burada Türkiye NATO üyesi ülkelerden
gerekli desteği görme konusunda gerekli taahhütleri almış durumda. Özellikle
Milli Savunma Bakanlığımızın bu konuda yürüttüğü koordinasyon çalışmaları
var. Almanya da bu konuda yakından çalıştığımız ortaklarımızdan birisi.
Türkiye'ye yönelik gönderilen füze havada imha edildikten sonra ben açıkçası
neredeyse bütün NATO üyesi ülkelerin Dışişleri Bakanlarının çoğundan ya
bizzat telefon aldım ya da mesaj gönderdiler, destek mesajı, beraberlik ve
birlik mesajı gönderdiler. Aslında bu son derece kıymetli, önemli bir mesaj.
Burada tabii bizim Almanya ile savunma sistemlerinde beraber çalışmamız
önemli olduğu gibi, aynı zamanda, değerli meslektaşım da ifade etti, bu
savaşın nasıl ve ne zaman durdurulması gerektiğine dair bir görüş birliğimiz
var ve bu görüş birliğine dayanarak hemen harekete geçme konusunda bir
şeyler yapmayı da düşünüyoruz. Açıkçası savaşın hemen durması gerektiği
konusunda hemfikiriz, artık uluslararası piyasalara etkisi de ortada,
bölgeye etkisi de ortada, yayılma riski de devam ediyor, hem coğrafi
yayılma, hem etki yayılması açısından bu savaşın bir an önce durması
gerekiyor. Burada da İran'ın toprak bütünlüğü konusunda bir sıkıntının
olmaması lazım, rejim değişikliği gibi hedeflerin peşinde koşulmaması
gerekiyor. Bir an önce bölgenin tekrar normale dönmesi gerekiyor. Bu konuda
tabii ki Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri ile beraber çalışmanın da bölge
ülkeleri olarak son derece gerekli olduğuna inanıyoruz. Bu konudaki
inisiyatifinden ve bölge ziyaretinden dolayı da değerli meslektaşıma ayrıca
teşekkür ediyorum.
SORU- Benim sorum her iki Bakana da olacak. Öncelikle Sayın konuk Bakana
sormak istiyorum, Efendim, bölgedeki savaş ciddi bir şekilde tırmanma
eğilimi gösteriyor, sizler de konuşmalarınızda belirttiniz. Bir bölge turu
yaptınız ve İsrail de dahil olmak üzere birçok ülkeyle temaslarda
bulundunuz. Bu temasların ardından İsrail'in Gazze, İran ve Lübnan’a yönelik
planlarına ilişkin nasıl bir tablo görüyorsunuz?
Yine Sayın Fidan size de sormak istiyorum. Efendim, gerilimin düşürülmesi
için yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüğünüzü biliyoruz, ateşkes ve
müzakere ihtimali konusunda somut bir ilerleme var mı? Bir de, İsrail'in
Lübnan'a yönelik kara operasyonunu genişlettiğine yönelik haberler var.
İran'ın ise Körfez ülkelerine yönelik saldırıları devam ediyor. Savaşın
geldiği aşamayı siz nasıl değerlendiriyorsunuz Efendim? Teşekkür ederim.
ALMANYA FEDERAL DIŞİŞLERİ BAKANI JOHANN WADEPHUL- [SİMULTANE TERCÜME]
https://www.youtube.com/live/ESyVVybFavA?si=8xFsJFmWcS3XAiXI&t=1381
DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Evet, sorunuza gelecek olursak, müzakere
arayışları ne durumda, nasıl gidiyor diye. Bildiğiniz gibi şu anda özellikle
son birkaç gündür savaşın en yoğun anlarını yaşamaktayız. Özellikle
karşılıklı hava saldırılarına ve füze atışlarına baktığımız zaman savaşın bu
kadar yoğun bir anının yaşandığı dönemde müzakere şansı nedir, ne kadar
vardır, bu tabii önemli bir soru. Esas itibariyle aslında bu yoğunlaşmalar
ve yok ediciliğin daha da belirgin hale gelmesi, risklerin artması,
müzakereye olan ihtiyacı taraflar nezdinde daha da fazla gündeme getirmekte.
Ama bu sefer şöyle birkaç husus var: Birincisi, önceki müzakerelerin
başarısızlığa uğraması ve savaşla sonuçlanması, açıkçası tarafların
birbirlerine güven sağlaması açısından. Özellikle İranlıların bir güven
bunalımı var tabiatıyla, görüşmeler esnasında saldırılar olduğu için. Diğer
taraftan bölgede ve bölge dışında, Avrupa dahil olmak üzere, meslektaşımla
da görüştük, aslında bütün dünyadan gelen telefonlara baktığımız zaman,
genel kanaat bu savaşın bir an önce durması yönünde. Dünya kamuoyunun bu
konuda büyük bir beklentisi var. Tabii, bu beklentiyi somut bir müzakere
hamlesine nasıl dönüştürebiliriz? Bu tablodan nasıl bir teklif paketi iki
tarafa da götürülebilir? Şu anda bunun arayışları açıkçası devam ediyor. Çok
fazla burada açıkçası detaya girmek istemiyorum, ama şu anda müzakereye ve
diplomasiye en fazla ihtiyacımız olduğu andayız, buna yönelik çalışmalarımız
kesintisiz devam ediyor, edecek. Avrupa'daki partnerlerimiz, başta Almanya
olmak üzere bölgedeki ortaklarımızla, dostlarımızla bu arayışı sürdüreceğiz.
İran tarafıyla da konuşuyoruz, Amerika tarafıyla da konuşuyoruz. Ama devam
eden bir askeri harekat var, ortada bazı gerçeklikler de var. Bu savaş tabii
ki… Sorduğunuz için söylüyorum, İran'a yapılan tahrik edilmemiş bu savaş,
saldırı ne kadar haksız ve hukuksuzsa, İran'ın tahrik edilmeden diğer
ülkelere yaptığı, özellikle Körfez ülkelerine yaptığı saldırı da bir o kadar
yanlış. Biz bunu İranlı meslektaşlarımıza da söylüyoruz. Ama bu topyekun
yanlışlığın da bir an önce durdurulması için barış düğmesine, ateşkes
düğmesine basılması gerekiyor.
Biz de dostumuzla onu konuşuyorduk, tam Rusya-Ukrayna ile ilgili bu kadar
yoğun çalışırken, Gazze'de muazzam bir diplomatik hamle yapmaya çalışırken,
birdenbire önümüze böylesine bir ciddi savaş da çıkmış oldu ve beraberinde
gelen riskler çıktı. Şimdi tabii ki sorumluluğumuz ve ödevimiz daha da
çoğalmış durumda. Bu aslında aramızdaki iş birliğinin, küresel barış isteyen
tarafların ne kadar fazla dayanışma içerisinde olması gerektiğini bir kez
daha bize hatırlattı. Biz zaten bu yönde ilerliyorduk, daha fazla çalışmaya
devam edeceğiz.
İlginiz için teşekkür ederim.
* Interpress deşifresidir.