#

No: 74, 16 Mart 2018, Avrupa Parlamentosu’nun 15 Mart 2018 tarihinde kabul ettiği “Suriye’deki durum” başlıklı karar hk.

Avrupa Parlamentosu’nun dün (15 Mart) kabul ettiği “Suriye’deki durum” başlıklı karar tasarısında Türkiye’ye yapılan çağrı, Avrupa Parlamentosu’nun gerçeklerden ne ölçüde kopuk olduğunun yeni bir göstergesidir. Bu kararla birlikte, Avrupa Parlamentosu bir kez daha objektiflikten uzak ve taraflı bir bakış açısına sahip olduğunu göstermiştir.

Zeytin Dalı Harekâtı bir terörle mücadele harekâtıdır. Harekat, uluslararası hukuk temelinde, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın 51. maddesinden kaynaklanan meşru müdafaa hakkı ile BM Güvenlik Konseyi’nin terörizmle mücadeleye ilişkin kararları çerçevesinde ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı temelinde yürütülmektedir.

Harekatın hedefinde, Afrin bölgesinde konuşlu PKK/KCK/PYD-YPG terör örgütü unsurları ile Suriye’nin diğer kesimlerinden gelen ve bu bölgede yuvalanan DEAŞ unsurları bulunmaktadır. PKK, AB’nin terör örgütleri listesinde yer almaktadır. Bu itibarla, harekat, yalnızca Türkiye’nin ulusal güvenliğini değil, Avrupa’nın da güvenliğini sağlamaya yönelik uluslararası meşruiyete sahip bir harekattır.

Harekat kapsamında sivil halkın zarar görmemesi için gereken her türlü tedbiri alan Türkiye’ye karşı yöneltilen bu ithamlar haksız ve dayanaksızdır. Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’nin terörle mücadele çabalarını görmezden gelip, terör örgütü kaynaklı mesnetsiz iddialara itibar etmesinin izahı yoktur.

Terör örgütlerine gösterdiği müsamaha konusundaki sicili bilinen Avrupa Parlamentosu'nun bu kararını kabul etmemiz mümkün değildir. Türkiye, geçmişte olduğu gibi bundan sonra da her türlü terör örgütüne karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir.

Türkiye, Suriye’de başta Doğu Guta’da olmak üzere yaşanan insani trajedinin sona erdirilmesi ve İdlip dahil diğer bölgelerde gerginliklerin azaltılması ile sahada sükunetin tesisi yönünde en çok çaba gösteren ülkelerden biridir. Aynı zamanda, Suriye krizinin siyasi yollardan çözüm gayretlerine destek ve katkısıyla da öncü rol oynamaktadır.

Bu çerçevede Türkiye, Avrupa Parlamentosu’nu ve AB ülkelerini, Suriye’de 7 yıldır süregiden krizin sona erdirilmesi ve sahada çatışmaların durdurulması yönünde sorumluluk üstlenmeye ve gerçek anlamda katkıda bulunmaya davet etmektedir.