7 Mart 2006, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan´ın Haftalık Olağan Basın Toplantısı

TAN: Bugünkü basın brifingimize hoşgeldiniz. Her zaman olduğu gibi hepinizi sevgiyle selamlıyorum.

Sayın Bakanımız, Türkiye-AB Troikası Bakanlar Toplantısı ile AB-Batı Balkanlar Gayrı Resmi Dışişleri Bakanları Toplantısında ülkemizi temsil etmek ve AB Dönem Başkanlığını yürütmekte olan Avusturya makamlarıyla üst düzeyli ikili temaslarda bulunmak üzere 7-11 Mart 2006 tarihlerinde Avusturya’yı ziyaret edecektir.

Sayın Bakanımız,8 Mart 2006 tarihinde Viyana’da düzenlenecek olan Türkiye-AB Troikası Bakanlar Toplantısı’na ülkemizi temsilen katılacaktır.

Bakanlar düzeyindeki Türkiye-AB Troikası toplantıları, ülkemizin adaylık statüsünün teyit edildiği 1999 Helsinki Zirvesi’nden bu yana her Dönem Başkanlığı sırasında bir kez düzenlenmektedir.

Toplantıya AB Troikası’nı temsilen, Dönem Başkanı Avusturya Dışişleri Bakanı Sayın Ursula Plassnik, müteakip Dönem Başkanı Finlandiya Dışişleri Bakanı Sayın Erkki Tuomioja, AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Sayın Olli Rehn ve AB Konseyi Sekretaryası’nın üst düzey yetkililerinin katılmaları öngörülmektedir

8 Mart 2006 tarihinde yapılacak olan Türkiye-AB Troikası Bakanlar Toplantısı, ülkemizin AB’ye üyelik müzakerelerinin başladığı 3 Ekim 2005 tarihi sonrasında bu formatta gerçekleştirilecek ilk toplantıdır. Bu çerçevede, ülkemiz Bakanlar düzeyindeki bu toplantıya ilk defa müzakere eden ülke konumunda katılacaktır.

Toplantı vesilesiyle, ülkemizin AB’ye üyelik süreci çerçevesinde yapılan ve yapılması öngörülen çalışmalar ele alınacak, müzakere sürecinin seyri gözden geçirilecek ve bölgesel ve uluslararası konularda görüş alışverişinde bulunulacaktır.

Dışişleri Bakanımız ve Başbakan Yardımcımız Sayın Abdullah Gül bu çerçevede AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn ile de bir görüşme yapması öngörülmektedir.

Sayın Bakanımız, Türkiye-AB Troikası Bakanlar Toplantısını takiben Viyana’da Avusturya makamlarıyla ikili temaslar gerçekleştirecektir. Bu çerçevede, Sayın Bakanımız Avusturya Meclis Başkanı Sayın Andreas Khol ve Başbakan Sayın Wolfgang Schüssel ile de görüşmesi öngörülmektedir. Dışişleri Bakanımız ayrıca, Avusturya Dışişleri Bakanı Sayın Plassnik ile bir çalışma yemeğinde bir araya gelecektir. Anılan temaslarda, ülkemizin AB üyelik süreci başta olmak üzere, iki ülkeyi ilgilendiren bölgesel ve uluslararası konularda görüş alışverişinde bulunulması öngörülmektedir. Sayın Bakanımız Viyana’da ayrıca, Avusturya basınının önde gelen temsilcileriyle çeşitli mülakatlar gerçekleştirecektir.

Sayın Bakanımız, AB Dönem Başkanı Avusturya’nın davetine icabetle, 11 Mart 2006 tarihinde Salzburg’da yapılacak “Gymnich” tipi AB-Batı Balkanlar Gayrı Resmi Dışişleri Bakanları Toplantısına ülkemizi temsilen katılacaktır.

Bu formattaki toplantıların ilkinin yapıldığı Almanya’daki Gymnich Şatosu’nun adıyla anılan “Gymnich” tipi Gayrı Resmi Dışişleri Bakanları Toplantıları, her AB Dönem Başkanı tarafından altı aylık görev süresi içinde bir kez düzenlenmektedir. Bu toplantılarda, AB’nin genel ve dış ilişkileri bağlamında bir dizi güncel konu gayrı resmi çerçevede ele alınarak görüş alışverişinde bulunulmaktadır.

11 Mart 2006 tarihinde Salzburg’da düzenlenecek olan bu defaki toplantının ana temasını, Batı Balkanlar’ın istikrar ve refaha kavuşturularak Avrupa-Atlantik sistemiyle bütünleştirilmesi oluşturacaktır. Ülkemizin Balkanlar ile geleneksel yakın ilişkileri çerçevesinde, toplantıda yapılacak görüşmelere etkin katkıda bulunulacaktır.

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcımız Sayın Abdullah Gül, anılan toplantı vesilesiyle yapılacak öğle yemeği sırasında, Avusturya Dışişleri Bakanı Sayın Plassnik’in vaki daveti ve Sayın Plassnik ile 8 Şubat 2006 tarihinde mutabık kalındığı üzere, son uluslararası ilişkiler çerçevesinde kültürler arasında diyaloğun geliştirilmesi konusunda ülkemizin görüşlerini izah eden bir sunuş yapacaktır. Sözkonusu sunuş, kültürler arası diyalog bağlamında özel bir konuma sahip olan ülkemizin bu konudaki görüş ve önerilerini vurgulamak bakımından yararlı bir fırsat oluşturacaktır.

Anılan toplantı vesilesiyle ayrıca, Sayın Bakanımızın, AB’li karşıtlarıyla temaslarda bulunması da öngörülmektedir.

Bunun dışında size bir konuda daha bilgi vermek istiyorum. Türkiye İspanya Karma Kültür 8-9 Mart 2006 tarihlerinde Ankara’da Bakanlığımızda gerçekleştirilecektir. Komisyon Heyetimize İkili Kültür İşleri Genel Müdür Yardımcısı Elçi Birgen Keşoğlu, İspanya Heyetine İspanya Dışişleri Bakanlığı Kültürel ve Bilimsel Programlar ve Anlaşmalar Genel Müdür Yardımcısı Anunciada Fernández de Córdova başkanlık edecektir.

Toplantı sonucunda 9 Mart 2006 tarihinde "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İspanya Krallığı Hükümeti Arasında Eğitsel ve Kültürel Alanlarda İşbirliği Programı"nın Tanıtım ve Kültür İşleri Genel Müdürü Büyükelçi Ayşenur Alpaslan ve İspanya’nın Ankara Büyükelçisi Luis Felipe Fernández de la Peña tarafından imzalanması öngörülmektedir.

Benim sizlere aktaracağım hususlar bundan ibaret; sorularınız olacaksa onları da cevaplandırmaya gayret edeyim.

…….

SORU: Namık Bey, Fehriye Erdal Belçika’da kayıp. Buna ilişkin olarak Belçika makamlarının ilettiği bilgi nedir acaba?

CEVAP: Bu konuda sizlere geçen haftadan bu yana her seviyede gayet kapsamlı açıklamalar yapıldı. Türkiye’nin bu konudaki talebi açıktır. Adıgeçen teröristin biran önce yakalanması ve Türkiye’de işlediği suçlardan dolayı ülkemize iade edilmesidir.

Bunu teminen geçen süre zarfında çeşitli girişimlerde bulunduğumuz hatırlanacaktır. Belçika’dan üç kez adıgeçenin Türkiye’ye iadesi istenmiştir. Bunlardan ilk talebimiz olumsuz karşılanmış, ikinci talebimize herhangi bir yanıt alınamamış, üçüncü talebimiz de ahiren yapılmıştır. Teröristin ülkeye iade edilmemesi, ayrıca Türkiye’de işlediği suçlardan dolayı Belçika’da da yargılanamaması karşısında, Türkiye, konuyu bundan bir süre önce uluslararası platforma taşımaya karar vermiştir. Bu çerçevede, Adalet Bakanlığımız, Fehriye Erdal’ın ülkemize iadesi veya Belçika’da yargılanması konusunun Türkiye’yle Belçika arasında 1977 tarihli Tedhişçiliğin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi’nin 9. maddesi çerçevesinde Avrupa Konseyi Suç Sorunları Komitesi’ne sunulmasını teminen gerekli başvuruda bulunmasını Bakanlığımızdan talep etmiştir. Konu ilgili temsilciklerimiz tarafından takip edilmektedir. Konu ayrıca Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi 2006 Kış Genel Kurulu toplantıları sırasında heyet üyelerimiz tarafından gündeme getirilmiş, Bakanlar Komitesine muhatap yazılı soru önergesi de verilmiştir.

Öte yandan, adıgeçen teröristin ve 10 DHKP-C üyesinin Belçika’da işlemiş oldukları suçlardan dolayı, Bruge Ceza Mahkemesinde yargılanacaklarının öğrenilmesi üzerine Türkiye davaya müdahil olmak üzere başvurmuştur. Ancak alınan son kararda, Türk tarafının davaya müdahil olması reddedilmiş, DHKP-C suç örgütü değil, bir terör örgütü olarak kabul edilmiş ve sanıklar bazı cezalara çarptırılmıştır. Şu anda, biraz önce de belirttiğim üzere, adıgeçen firar etmiş durumdadır. Bu Belçika makamlarının sorumluluğunda olan bir husustur. Belçika güvenlik makamlarının kredibilitesi de yara almıştır.

Sayın Bakanımıza bir ikili resmi ziyaret için Madrid’de bulundukları sırada telefon eden Belçika Dışişleri Bakanı, firar olayından dolayı büyük üzüntü duyduklarını, bunun kendi makamlarının yanlışı olduğunu, kendisinin şahsen konuyu takip edeceğini ve Belçika makamlarının adıgeçen teröristi ergeç yakalayacaklarına inandığını söylemiştir. Bi, en başta da belirttiğim üzere, bu teröristin biran önce yakalanarak Türkiye’ye iadesini beklemekteyiz.

SORU: Söylediklerinizden Fehriye Erdal’ın halen Belçika’da olduğu anlamını çıkarabilir miyiz?

CEVAP: Onu bilemiyorum; bu konu, biraz önce de söylediğim gibi, Belçika makamlarının sorumluluğunda olan bir husustur.

SORU: Namık Bey, geçen hafta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Annan’la Rum lider Papadopulos arasında bir görüşme olmuştu. Bu görüşmeye dair Birleşmiş Milletlerden size gelen resmi bir bilgi oldu mu? Bundan sonraki süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Görüşmelerin yeniden başlaması olasılık mı? Türkiye’nin Eylem Planının rafa kalktığı yönünde değerlendirmeler var. Bunlara katılıyor musunuz?

CEVAP: Türkiye’nin Eylem Planının rafa kalkması sözkonusu değildir. Türkiye’nin Eylem Planı hala masanın üzerinde durmaktadır ve bu hususta çeşitli AB liderleri ve yine Komiser Olli Rehn destekleyici açıklamalarda bulunmuşlardır. Biz bunu sonuna kadar takip edeceğiz. Türkiye, hepinizin bildiği üzere, son birkaç yıl içerisinde Kıbrıs sorununa BM platformunda kapsamlı bir çözüm getirilebilmesini teminen yirmiyi aşkın öneride bulunmuştur. Kıbrıs Rum kesimi bunlara hiçbir cevap vermediği gibi meselenin çözümünü sürüncemede bırakmak ve başka platformlara taşımak anlayışıyla hareket etmeyi sürdürmüştür. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteriyle temaslarımız Kıbrıs konusunun çözümü için devam etmektedir. Kendisine desteğimiz tamdır. Bu sorunun çözüm yeri Birleşmiş Milletlerdir. Bu konuda sorunuzun yanıtlarından birçoğunu KKTC Başbakanının yaptığı açıklamalarda bulacaksınız. Bunun ötesinde, yeni hususlar ortaya çıktığı takdirde sizlere yine bilgi vereceğiz.

SORU: Namık Bey, Annan-Papadopulos görüşmesinin ardından, Annan taraflarla iletişime geçeceğini söylemişti. Sizinle iletişime geçti mi? Bir de o görüşmenin ardından yapılan açıklamalarda, BM Sözcüsü ve Annan’ın açıklamalarında çelişki görüyor musunuz? Teknik komitelerin kurulmasına nasıl bakıyorsunuz?

CEVAP: Söylediğim gibi, bu konulardaki sorularınızın cevabını ileriki günlerde daha ayrıntılı bir şekilde verme imkanını bulacağız. Çünkü BM Genel Sekreteri ve ilgili çevrelerle temaslarımız sürmektedir.

SORU: Türkiye’nin Kıbrıs’la ilgili Eylem Planı önerisi, Sayın Gül’ün Avusturya temasları sırasında da ele alınacak mı?

CEVAP: Elbette alınacak. Sözkonusu Eylem Planının açıklandığından bu yana geçen süre zarfında yapılan tüm temaslarda Eylem Planımız muhataplarımıza ayrıntılarıyla tekraren sunulmuş ve destekleri beklenmiştir. Bunun çözüm yolunda çok önemli bir adım oluşturacağı, en kuvvetli vurgularla izah edilmiştir. Birçok muhatabımızdan bu Eylem Planının gerçekten çözüm yolunda yararlı bir girişim olduğu hususunda açıklamalar geldiğini biliyorsunuz. Biz Eylem Planımızın uygulanması için çağrılarımıza devam edeceğiz. Bu meyanda BM Genel Sekreterinin de kapsamlı çözüm çabalarına desteğimizi sürdüreceğiz.

SORU: Namık Bey, Caferi’nin ardından Irak’tan başka kişilerin de geleceği söyleniyordu. Bunlardan bir tanesi El Sadr idi. Onun gelişiyle ilgili bir netlik oluştu mu? Bazı diğer Sünni liderlerin, siyasi parti liderlerinin geleceği de söyleniyordu. Bu konularda bir netlik var mı acaba?

CEVAP: Doğrudur, bu bizim Irak’taki bütün gruplarla temas ve görüşme süreci içinde bulunma arzumuzdan kaynaklanmaktadır. Bu liderlerin Türkiye’ye yapmaları öngörülebilecek ziyaretler konusunda henüz bir tarih belirlenmiş değildir. Tarihler netleştiğinde sizlerle paylaşacağız. Ancak şu aşamada herhangi biri için bir tarih verilmemiştir.

Bu vesileyle şunu vurgulamak isterim. Biz Irak’ta biran önce geniş tabanlı bir ulusal birlik hükümetinin kurulmasını bekliyoruz. Zira Irak’ta huzur ve istikrarın ancak bu şekilde sağlanabileceğine inanıyoruz. Bu amaçla da siyasi süreci desteklediğimizi çok çeşitli vesilelerle ve her düzeyde açıkladık. Amacımız, bu siyasi süreç içerisinde yeralan bütün gruplarla herhangi bir ayırım yapmaksızın teması sürdürmektir. Muhtemel ziyaretler de bunun bir tezahürüdür.

SORU: Namık Bey, bu çerçevede Irak Devlet Başkanı Celal Talabani’nin Ankara’ya davet edilmesi de sözkonusu olacak mı? Kendisiyle temas kuracak mısınız?

CEVAP: Bu sorunuza tek bir cümleyle yanıt vermek isterim: Bizim kapımız herkese açıktır.

SORU: Namık Bey, iki soru soracaktım. Birisi ABD Dışişleri Bakanı Condalleza Rice’ın yeni yılın ilk aylarında gelmesi bekleniyor demiştiniz. Ne zaman geleceğine ilişkin bir çalışma var mı? İkincisi İran Dışilişkiler Komisyonu Başkanı geçen hafta buradaydı. “Türkiye gibi meşru bulduğumuz ülkelerin nükleer santrallere gelip denetlemelerini, bakmalarını, incelemelerde bulunmalarını söyledik. Bu yönde bir teklifimiz var, Türkiye isterse uzmanlarını gönderebilir” demişti. Türkiye’nin bu yönde düşünceleri var mı?

CEVAP: Bu İran’ın nükleer süreciyle ilgili bir konu. Biliyorsunuz şu anda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nda görüşülmekte. Bu konuda nasıl neticelere ulaşılacağını henüz bilmiyoruz. O yüzden bu sorunuza müsaade ederseniz fazla girmek istemiyorum.

Diğer sorunuza gelince, ben sizin sorularınızı Condalleza Rice’in ziyaretinin tarihlerinin henüz oluşmadığı şeklinde cevapladığımı hatırlıyorum. Aynı şekilde, henüz öyle bir ziyaret için bir tarih ortaya çıkmış değildir.

SORU: Namık Bey, iki sorum olacak. Birincisi dün bazı basın yayın organlarında Dışişleri Bakanlığı’nın Uluslararası Stratejik Konsepti hazırlayacağına dair haberler vardı. Bu konuda net bilgi verir misiniz. İkincisi de Karadeniz konusunda. Karadeniz’de bir NATO kuvveti olabileceği söyleniyor. Bu konuda bir açıklık getirebilir misiniz?

CEVAP: Bahsettiğiniz şekilde bir belgenin olmadığını size söyleyebilirim.

Karadeniz konusuna gelince, Karadeniz bölgesinde işbirliğinin barış ve istikrara katkıda bulunacağına inanmaktayız Bu nedenle zamanında Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün kurulmasına öncülük yaptık. Aynı bakış açısıyla sahildar ülkelerin biraraya gelerek Karadeniz güvenliği için Blackseafor adında bir kuvvet oluşturmasını önerdik. Nitekim bu kuvvetin içinde yer alan üç ülke, Türkiye, Romanya ve Bulgaristan, zaten NATO ülkesidir. Bu arada Karadeniz Uyum Harekatı, “Blacksea Harmony” adında bir hareket de başlattık. Tüm sahildar ülkeleri buna davet ettik. Bu operasyondan elde edilen bilgileri de müttefiklerimizle paylaşıyor ve onları bilgilendiriyoruz. Birçoğunuzun görmüş olduğunu tahmin ettiğim, ABD Büyükelçiliğinin dün bu konuda yaptığı basın açıklamasında da aşağı yukarı paralel bilgiler mevcuttur.

SORU: Namık Bey, AB’nin mali ve ticari tüzüğü birbirinden ayırmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye AB’nin bu tutumunu yanlı bir davranış olarak mı görüyor ve ticari tüzüğün öldüğünü.düşünüyor musunuz? Bir de yine dün gazetelerde yer alan bir haber vardı. Sunday Times’dı galiba. İran için Türkiye’nin NATO çerçevesinde üstlerini kullandıracağı iddiaları. NATO çerçevesinde bu ele alınmış mıdır? Türkiye’nin böyle bir taahhüdü var mıdır?

CEVAP: İkinci sorunuzdan başlayalım. Böyle bir şey söz konusu değildir. NATO’nun özellikle Türkiye üzerinden yapılacak bir harekata katkıda bulunmak üzere çalışmalar yaptığı şeklindeki haberler, gerçeklerle uzaktan yakından ilişkisi olmayan hususlardır.

Birinci sorunuzun cevabı, Sayın Bakanımız tarafından çok ayrıntılarıyla verilmişti. Çok kısaca ben de size şunu söyleyebilirim. Biz bu tüzüklerin ayrılmasına karşı olduğumuzu bu konuda birtakım işaretler ortaya çıkmasından bu yana tekrar ediyoruz ve tüzükler ayrılıp mali tüzük tek başına çıktıktan sonra da bunu dile getirdik. Bizzat Bakanımız sorulara muhatap kaldıklarından bunu birkaç kez söylediler. Öte yandan, kurumsal olarak da AB’ne hem teknik düzeyde, hem de siyasi düzeyde bu tepkimizi bildirdik. Sayın Bakanımız Dönem Başkanı Avusturya’nın Dışişleri Bakanıyla bir telefon görüşmesi yaptı. Bu görüşmede de tepkimizi ortaya koyduk. Onun içeriği hakkında da sizlere bilgi vermişti.

SORU: Yine yaklaşık iki hafta öncesinde basında çıkan bazı iddialar vardı. Şemdinli’deki patlamalarla Barzani’nin adamlarının ilgisi olduğu yönünde. Bu yönde Dışişleri Bakanlığı’na araştırılması için bir talep geldi mi? Veya sizin Barzaniye ilettiğiniz bir mesaj oldu mu?

CEVAP: Bu çerçevede size bir tek şey söyleyebilirim: Biz Irak’taki merkezi hükümetin ve Irak’taki tüm grupların terörizmle mücadele için işbirliği yapmalarını beklemekteyiz. Bugün için bunun tam olarak yerine getirildiğini söyleyemeyiz. Ancak önümüzdeki dönemde daha etkin ve daha yakın işbirliği yapılacağını ümit etmekteyiz.

Barzani’ye ve diğer liderlere mesajlarımızın ne olduğu ve yaptığımız görüşmelerin içeriği hakkında, Irak Özel Temsilcimiz Büyükelçi Sayın Oğuz Çelikkol, bundan bir süre önce yapılan “background” brifingde size gayet kapsamlı şekilde bilgi verdiler. Bunun ötesinde benim şu anda söyleyebileceğim birşey yok.

Sorularınızın olmadığını anlıyorum, hepinize teşekkür ediyorum.