5 Nisan 2006, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan´ın Haftalık Olağan Basın Toplantısı

Değerli Arkadaşlarım, bugünkü basın brifingimize hepiniz hoşgeldiniz. Hepinizi her zaman olduğu gibi içten sevgiyle selamlıyorum. Benim herhangi bir açıklamam olmayacak. Sorularınız varsa onları cevaplandırmaya gayret edeyim.

------------

SORU: Yunanistan Dışişleri Bakanı Bakoyanni, Annan Planının öldüğünü açıklamıştı. Bugün de ABD’nin 2007 bütçesinde BM Barış Gücüne aktardığı fonu çektiği ortaya çıktı. Siz bu son gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Annan Planı hala masada mı?

CEVAP: Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz Kıbrıs meselesinin çözüm yeri, bizim defaatle vurguladığımız üzere, Birleşmiş Milletler’dir. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın himayesinde iki taraf arasında gerçekleştirilen görüşmelerde kabul edilmiş bir plan mevcuttur. Ancak, Kıbrıs Rum tarafı meseleyi AB çerçevesine çekmeye çalışarak, bu yolla GKRY’nin tarafımızdan tanınması ve Kıbrıs Türk halkının Ada’da bir azınlık statüsüne indirilmesi çabası içerisindedir.

Bildiğiniz üzere, Türkiye, kapsamlı bir çözüm öncesinde GKRY’nin AB’ne tam üye olarak kabul edilmesinin bu tür sorunlara yol açacağını ve AB’nin soruna taraf hale geleceğini zamanında söylemişti. Bu yaklaşımımızda bir değişiklik olmamıştır. Son olarak ortaya koyduğumuz Eylem Planı da bu tutumumuzun devamlılığını göstermektedir. Eylem Planı masadadır. Nitekim, BMGS Sayın Bakanımıza gönderdiği mektupta, Eylem Planımızın BM’nin ihtisas kuruluşlarına havale edildiğini, ciddi bir incelemeden geçmekte olduğunu ve bu değerlendirme bittikten sonra tarafımıza tepkilerinin bildirileceğini belirtmiştir.

Bu arada, BM’in teklif ettiği, Ada’da tarafların mutabık kalacakları, çevre gibi konularda kurulacak teknik komiteler çerçevesinde güven ortamı oluşturulması çabasını da desteklemekteyiz. Bu konuyu da geçen basın toplantısında, sorularınıza cevaben vurgulamış idim. Ancak, bunun Annan Planı temelinde kapsamlı çözümün yerini alamayacağı ve kapsamlı çözümün parçası olan konuların teknik komitelere götürülemeyeceği de açıktır. Rum tarafının kapsamlı çözümden uzaklaştırmaya yönelik bu tür yaklaşımlarının amacının ne olduğu bellidir. Bu amaca hizmet edecek çabalar, kapsamlı çözümü daha da erteleyecek ve çözüme katkıda bulunmayacaktır. İlgili tarafların da meseleye yaklaşımlarında bu hususu göz ardı etmemelerini beklemekteyiz.

SORU: Namık Bey, ABD’nin Barış Gücü fonuna desteğini çekmesi konusunda ne söyleyeceksiniz?

CEVAP: Bir önceki soruya verdiğim cevap, sanıyorum bu tür konuları kapsıyor. Spesifik unsurları da bilahare size anlatırım.

SORU: Roj TV’nin yayınları konusunda yanılmıyorsam Cuma günü Sayın Bakan Danimarkalı meslektaşıyla bir görüşme yapmıştı. Orada da Danimarka Dışişleri Bakanı net olarak “biz hiçbir şekilde Danimarka’nın bir terör kalkanı olarak kullanılmasına izin vermeyeceğiz” demişti. Sayın Bakan da bu görüşmede, bu yayınların sınırlandırılmasını veya bunlara bir önlem alınmasını yeniden talep etmişti. Bu konuda bir gelişme oldu mu? Danimarka tarafından bir bilgi geldi mi? Roj TV’nin kapatılması zaten hukuki bir süreç, ama en azından yayınlarının sınırlandırılması konusunda bir gelişme var mı?

CEVAP: Sayın Bakanımızın spesifik olarak “yayınların sınırlandırılması”nı talep ettiğine ilişkin bilgiyi nereden aldığınızı bilmiyorum. Ancak Sayın Bakanımızın üzerinde durdukları temel mesaj, “sözkonusu televizyon kuruluşunun kapatılması”dır. Bunu sizlere bir kez daha söylemek isterim.

Değerli arkadaşlar, Roj TV’nin kapatılması konusunda bir süreç yürümektedir. Bunu çok uzun bir süredir hepiniz takip etmektesiniz. Bu çerçevedeki girişimlerimizi sürdürmekteyiz. Nitekim son olaylar bağlamında, gerekli bilgileri Danimarka makamlarına ilettik. Sayın Bakanımız da sizin belirttiğiniz görüşmeyi, muhatabıyla geçen hafta yaptılar ve bu televizyon istasyonunun kapatılması yönündeki beklentimizi çok açık şekilde muhatabına ilettiler. Karşılığında Danimarkalı Bakan, konunun üzerine gereken hassasiyetle gidileceğini belirtti.

Roj TV, Fransa ve İngiltere’de kapatıldığında, konu idari mahkeme kararı neticesinde çözümlenmişti. Danimarka’da ise, aynı husus ceza mahkemesinde ele alınmaktadır. Geçmişte olduğu gibi, bundan böyle de her türlü delilin tarafımızdan derlenerek Danimarka Başsavcılık makamına zamanlıca iletilmesi sağlanacaktır. Roj TV’nin kapatılmasını sağlayacak bu sürecin en kısa zamanda tamamlanması amacıyla, elimizden gelen tüm gayreti kararlılıkla sürdürmekteyiz. Umuyoruz ki kısa bir süre içerisinde bir netice alınacaktır.

SORU: Yunanistan Dışişleri Bakanı Bakoyani’nin, Ada’da EOKA’cıların mezarlarını ziyaret edeceği şeklinde bir bilgi var, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

CEVAP: Ben Sayın Bakoyani’nin programını bilmiyorum. Bu çerçevede sorunuzu değerlendirmem de sözkonusu değil.

SORU: Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, dünyanın çeşitli yerlerindeki Türk Büyükelçilerini Ankara’ya çağırdığını biliyoruz. Bu konuda kısa da olsa bir açıklaması oldu. Ankara’da Büyükelçilerle yapılacak olan bu toplantılarda neler konuşulacak? Sadece İran mıdır? Yoksa AB, Kıbrıs konuları ele alınacak mı? Kimler katılıyor, hangi ülkedeki büyükelçiler geliyor; bu konuda bilgi verebilir misiniz? Toplantıların bugün başladığını biliyoruz. Ne kadar sürecek?

CEVAP: Değerli arkadaşlarım, bu toplantılara da çok özel bir nitelik atfetmemek gerekir. Bunlar olağan toplantılardır. Sayın Bakanımız, zaman zaman gerek Merkez’de, gerek bazı bölgelere yaptıkları ziyaretler çerçevesinde, o bölgedeki Büyükelçilerimizle yurt dışında biraraya gelerek bu tür değerlendirme toplantıları yapmaktadırlar. Bu da AB müzakere süreci ve bölgemizdeki gelişmelerin değerlendirileceği olağan bir toplantıdır. Bu toplantıda hangi merkezlerdeki büyükelçilerimizin bulunacağını, gerçekten bilmiyorum; sanıyorum 10-12 merkezden Büyükelçimiz geliyor. Bunu arkadaşlarım öğrenir, size bildirirler.

SORU: Ne kadar sürecek?

CEVAP: Bilmiyorum. Herhalde yarın, öbür gün biter. Danışmaların seyrine bağlı.

SORU: Geçtiğimiz günlerde bir Amerikalı subayın İskenderun limanında incelemelerde bulunduğuna dair haberler basına yansımıştı. Bu incelemenin içeriği ve amacı hakkında bizi bilgilendirebilir misiniz acaba?

CEVAP: İskenderun’da bir Amerikalı askeri heyete bir brifing verildiği ve bunun da Genelkurmay’ın izni tahtında yapıldığı tarafımızdan bilinmektedir. Yine bir hususu da vurgulamak isterim. Biliyorsunuz ABD ile bir Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmamız mevcuttur. Bu çerçevede, bu tür toplantılar ve karşılıklı işbirliği çalışmaları yapılmaktadır.

SORU: Avrupa Komisyonu oturumunda tartışmalar Türkiye üzerine yoğunlaştı. Hatta Karma Parlamento Komisyonunun dünkü Divan toplantısında, Avrupalı parlamenterler, Kürtlerin kültürel hakları ve Güneydoğu’daki gelişmeler konusunun gündeme alınmasını, Mayıs’ta Ankara’da yapılacak toplantının da bu gündemle toplanmasını istiyorlar. Buna Türk parlamenterlerinin tepkileri var. Dışişleri Bakanlığı’nın bu konuda bir tepkisi olacak mı ya da nasıl değerlendiriyor?

SORU: Bu çerçevede, AB Komisyonunda Diyarbakır’daki olaylar da gündeme gelmişti.

CEVAP: Değerli arkadaşlarım, sizler nasıl Türkiye’deki gelişmeleri izliyorsanız, AB ülkeleri de elbette ki ülkemizdeki gelişmeleri takip etmektedir. Ancak, Bakanlığımız veya herhangi bir kurumumuz nezdinde, özellikle son olaylara bağlı olarak bir girişim yapılmış değildir. Sadece, sizin de belirttiğiniz gibi, Komisyon Sözcüsü son olaylarla ilgili olarak yaptığı açıklamada, Güneydoğu Anadolu’da PKK’dan kaynaklanan ciddi bir terör tehdidinin olduğunu açık bir şekilde teyit etmiştir. Aynı şekilde, ABD Dışişleri Bakanlığı, Sözcüsü vasıtasıyla yaptığı bir açıklamada, PKK’yı şiddetle kınamıştır. Özetle ifade etmek istediğim husus, herkes burada terör örgütünün ciddi bir provokasyonunun olduğunun farkındadır ve bu konuya da bu açıdan bakmaktadırlar.

SORU: Amerikan Sefareti’nden sanırım iki gün önce yapılan yazılı bir açıklamada, Güneydoğu Anadolu bölgesindeki olaylarla ilgili “tarafları itidale davet ediyoruz” şeklinde bir ifade kullanıldı. Türk Dışişleri Bakanlığı “taraflar” ifadesini kabul ediyor mu?

CEVAP: Bu açıklamanın metnini iyi okumak lazımdır. Bunu siz Türkçesinden herhalde okudunuz. İngilizcesine de bakmak gerekir. İnceleyip size bu konuda cevabını veririm.

SORU: Diyarbakır’daki olaylarla ilgili olarak, Türkiye uzun süredir savunduğu PKK ile ilgili tezlerine hakkında, başta AB ülkeleri olmak üzere, dünyada yeniden bir girişime hazırlanıyor mu? Son meydana gelen olaylarla ilgili en azından bilgilendirmeye yönelik böyle bir çalışması var mı?

Ayrıca, bugün AP bir haber geçmiş. Haberde Irak’a komşu ülkeler isim olarak yer alıyor ve bu ülkelerin istihbarat örgütleri veyahut da bazı yetkililerinin Kahire’de biraraya gelerek Irak’ta olası bir savaş ihtimalini değerlendirdikleri söyleniyor. Doğru mudur?

CEVAP: İkinci sorunuzdan başlarsak, istihbarat kuruluşlarının kendi aralarında bu tür temasları gayet doğaldır. Ben bu temasları teyit edebilecek konumda değilim. Onu ilgili kuruluştan öğrenmeniz uygun olur. Ancak şayet yapılmış ise, hepinizin takdir buyuracağı üzere içerikleri açıklanmaz.

İlk sorunuza gelince, yanlış algılamadıysam, terör örgütünün faaliyetleri ve bu bağlamda Türkiye’nin düşünce ve görüşlerinin muhataplara son zamanlarda iletilip iletilmediğini sordunuz. Biz bu bilgilendirme sürecini ve PKK’nın faaliyetlerini muhataplarımıza iletme, bu örgütün eli kanlı bir terör örgütü olduğu hususunu en açık bir şekilde muhataplarımıza anlatma çabalarımızı her zaman devam ettirdik, bundan sonra da devam ettireceğiz. Bu konuda, özellikle son yıllarda çok büyük mesafe alındığını hepiniz gayet iyi biliyorsunuz. Biz yıllardır terörün hiçbir türüne göz yumulmaması gerektiğini, terörle kararlılıkla ve kolektif bir mücadele yapılmasını vurguluyor idik. Ama birçok dost ve müttefik ülke ve diğer dünya ülkeleri, bu tehdidi ve sonuçlarını, bunun acılarını yaşamadan maalesef anlamadılar. Ama son yıllarda gelişen olaylar, bu konuda daha kararlı davranılması ve işbirliğinin daha da güçlendirilmesi gereğini ortaya koymuştur. Bu çerçevede, PKK ile mücadele, uluslararası planda da daha artmıştır. Ancak bir hususu vurgulamak isterim, değerli arkadaşlarım. PKK ile mücadele, öncelikle Türkiye’nin sorumluluğunda yürütülecek bir mücadeledir. Biz PKK ile bugüne kadar en etkin şekilde mücadele ettik ve bundan sonra da bu örgütün tamamen ortadan kaldırılması sağlanıncaya kadar mücadele sürdürülecektir.

SORU: Namık Bey, Avrupalı yetkililer de Güneydoğu’daki olayları değerlendirirken, güvenlik tedbirlerinin yanı sıra bölgedeki ekonomik geri kalmışlığın giderilmesi için bir takım adımlar atılması gereğine vurgu yapıyorlardı. Hatta Komisyon bir-bir buçuk sene önce, bu konuda bir paket hazırlanması gereğinden bahsetmişti,. Acaba bölgenin kalkınmasına yönelik olarak, AB ile Türkiye arasında somut bir takım projelerin geliştirilmesi gündemde mi?

CEVAP: Değerli arkadaşlarım, bu konuda zaten Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti çok somut adımlar atmıştır. Bunu sizler çok yakından biliyorsunuz. Bundan sonra da bu konuda adımların atılmasına devam edilecektir. Bu çok kapsamlı bir çalışmadır; sosyal boyutu vardır, ekonomik boyutu vardır. Her alanda Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti gereken tedbirleri almaktadır ve alacaktır. Bunun için kimsenin uyarısına veya talebine ihtiyacı yoktur. Bunu sizler en iyi bilecek konumdasınız.

SORU: ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi daha önce yaptığı bir açıklamada, birkaç gün içerisinde, ABD Dışişleri Bakanı Rice’ın Yunanistan ile Türkiye’yi ziyaret edeceğini söyledi. Öncelikle böyle bir ziyaret planlanmakta mıdır? En azından çalışmaları başladı mı ve dün de yapılan görüşmeler ışığında Amerika’nın Kıbrıs’la ilgili yeni bir inisiyatif geliştirmesini bekliyor musunuz?

CEVAP: Somut olarak bir ziyaretin planlandığına ilişkin bilgim yok. Ancak, önümüzdeki günlerde bu konuda bir gelişme olduğu takdirde sizlere bilgi vereceğimiz tabiidir. ABD’nin Kıbrıs konusunda somut bir adım atıp atmayacağını benim bilmem mümkün değil. Bunu Amerikalı yetkililere sormanız uygun olur. Tabii ki, bizim ne gibi adımlar atılmasını beklediğimiz hususunu Amerikalı muhataplarımız gayet iyi bilmektedirler. İnanıyoruz ki, bu konuda en yakın zamanda, gerek uluslararası planda gerekse ülkeler bazında –ki buna ABD de dahildir- somut adımlar atılacaktır.

SORU: Dün Bryza Dışişleri Bakanlığı’na gelerek çeşitli dairelerle görüştü. Bunlardan biri de Kafkas Dairesi’ydi bildiğim kadarıyla. ABD’nin Karadeniz’de donanma bulundurma isteğini tekrar ettiler mi acaba?

CEVAP: Genellikle yapılan görüşmelerin zabıtlarını sizlerle paylaşmıyoruz. Kaldı ki ben bunlara henüz bakmadım; çünkü daha dün gerçekleşti. Müsaade ederseniz, ne gibi çalışmalar, görüşmeler yapıldığı konusunda size önümüzdeki günlerde bilgi veririm.

SORU: Brüksel’den gelen bazı haberler var. Türkiye ile yürütülecek müzakerelerin siyasi kriterlere bağlanması konusunda Avusturya’nın yeni bir öneri hazırladığı ve fasıllara siyasi kriter getirme konusunun iç belgeyle çözümlenmesinin önerildiği belirtiliyor. Bunu nasıl karşılarsınız, Türkiye için kabul edilebilir midir ve Avusturya acaba bu önerisini sizinle de paylaştı mı?

CEVAP: Geçen hafta, hatırlayacaksınız, bu konudaki sorularınıza muhatap kalmış idim. Orada da vurguladığım üzere, bu konuda AB ülkelerinin bir ortak tutum geliştirmeye çalıştıkları anlaşılmakla birlikte, henüz bu ortak tutumu geliştirip, bize bildirmiş değiller. Bu çerçevede, hangi tekliflerin yapıldığı, aralarında ne tür görüşmelerin cereyan ettiği konusunu bilmiyorum. Önümüzdeki günlerde daha somut şekilde bunlar ortaya çıkınca, size tepkimizi söylerim. Bize resmen bildirilmiş herhangi birşey yok.

SORU: Irak’ta hükümet kurma çalışmaları devam ediyor, fakat hala bir hükümet çıkmadı. Siz kısa zamanda hükümetin oluşturulması için, taraflarla görüşmelere devam ediyor musunuz? Ayrıca, yine Türkiye’deki terör olaylarının artışında, Bağdat’ta bir hükümetin kurulmamasının etkili olduğunu düşünüyor musunuz?

CEVAP: Irak’taki genel güvenlik sorununun, Türkiye’deki PKK faaliyetlerini ve sızmaları belli şekilde etkilediği ortadadır. Ancak, biz Irak’taki tüm kesimlerin temsil edildiği bir milli birlik hükümeti kurulması amacıyla, siyasi sürece destek vermek yolundaki çabalarımızı sürdürmekteyiz. Bunu hepiniz takip etmektesiniz. Bu çerçevede, hükümet kurulması konusunda tarafların kendi aralarında yürüttükleri çalışmaları da yakından takip etmekteyiz. Ancak, neticede hükümeti Irak’taki Iraklılar kuracaktır. Bizim bu çerçevede yapabileceğimiz katkılar veya telkinler, talep olunduğu ölçüde bütün taraflara iletilmektedir. Hükümet kurulması konusunda çok çeşitli gayretlerin gösterildiği, yine hepinizin izlemekte olduğu bir husustur. Umuyoruz ki çok yakında, Irak’ta ulusal uzlaşının sonucunda, tüm kesimlerin temsil edildiği bir hükümet kurulacaktır ve Irak kısa sürede güvenlik sorunlarına bir çözüm getirerek istikrara kavuşacaktır. Bunu bütün uluslararası camia beklemektedir. Tabii Türkiye’nin de beklentisi bu yöndedir.

SORU: Bu konuyla bağlantılı olarak, gerek Ankara’ya gelen ABD Genelkurmay Başkanı, gerekse Matt Bryza şunu söylediler: “Bizim PKK ile mücadele edebilmemiz için öncelikle Irak’ta bir hükümet kurulması gerekir. Bu hükümet kurulduktan sonra en sağlıklı yol Türkiye, Irak ve bizim masaya oturup bu sorunları çözümlememizdir.” Siz Amerikalılardan PKK ile mücadele konusunda gelen bu açıklamaları gerçekçi buluyor musunuz?

CEVAP: ABD yetkililerinden bu konuda onlarca açıklama gelmiştir. Hepsinin ortak bir yanı vardır. O da, bu terör örgütünün Irak’taki varlığının, ABD tarafından kesinlikle istenmediğidir. Amerikalı yetkililerin terör örgütünün Irak’tan tamamen temizlenmesi için, gerek Türkiye’de gerek Irak’taki mevcut hükümetle her türlü işbirliğini sürdürecekleri yolunda açıklamaları mevcuttur. Biz de bu açıklamalar çerçevesinde, ilgili kurumlarımızın yaptıkları temasların, görüşmelerin daha somut sonuçlara bağlanmasını sürekli talep etmekteyiz. Bu konuda da önemli mesafeler alındığını hepiniz bilmektesiniz. Bu Sayın Bakanımız tarafından da ifade edilmiştir. Yine Hükümetimizin ilgili Bakanları tarafından da ifade edilmiştir. ABD, özetle ifade etmek gerekirse, Irak’ta PKK’nın herhangi bir faaliyetini sürdürmemesi için en etkin önlemlerin alınmasını istemektedir. Bu konuda kararlılığını vurgulamaktadır ve bizimle işbirliği içerisindedir.

SORU: Dün ve önceki gün, Londra ve Almanya’da bazı Türk işyerlerine birtakım saldırılar gerçekleşti. Acaba buna ilişkin olarak girişimleriniz oldu mu? Avrupa’daki Türk şirketler ya da kurumlara ilişkin benzer olayların yaşanması riskine karşı herhangi bir girişiminiz oldu mu?

SORU: Sözkonusu saldırılarda bölücü terör örgütünün parmağı olabileceği iddiaları dolaşıyor. Bunlara katılıyor musunuz?

CEVAP: Ben olayların mahiyetini bilmiyorum. Ancak, bu en son olayla bağlantılı olarak, Bakanlığımızın veya ilgili kurumlarımızın bir girişimde bulunup bulunmadığını soruyorsanız şunu söyleyebilirim. Size biraz önce vurgulamaya çalıştığım gibi, gerek Türkiye’deki makamlarımız, gerekse yurtdışındaki temsilciliklerimiz, bu konuda kimseden herhangi bir uyarı beklemeksizin girişimde bulunurlar. Türkiye’de bulunan ilgili ülkelerin temsilcilikleri nezdinde de gerekli girişimler derhal yapılır. Dolayısıyla gerek vatandaşlarımızın yurt dışındaki hak ve hukukunun korunması, gerek terör örgütünün faaliyetlerinin önlenmesi konusunda bizim teşkilatımız son derece duyarlıdır. İlgili makamlarımız da aynı şekilde duyarlıdır. Bundan endişe edilmemesi gerekir. Olaylarda PKK’nın parmağının olup olmadığı konusu tamamen o olayla ilgili olarak yapılacak araştırmaya bağlıdır. Görünen odur ki, sözkonusu olaylarda terör örgütünün bazı provokatif girişimleri vardır. Ancak, benim bunları teyit etmem mümkün değildir.

SORU: Doğu komşumuz İran son bir hafta içerisinde arka arkaya çeşitli askeri tatbikatlar yaptı ve farklı silah denemelerinde bulunuyor. Öncelikle komşumuz olarak, bu tatbikatlar ve denediği silahlarla ilgili Türkiye’nin yaklaşımı nedir? Bu konuda herhangi bir açıklama Türkiye tarafından talep edilmiş midir? Ayrıca nükleer kriz çerçevesinde bu tatbikatları nasıl değerlendiriyorsunuz?

CEVAP: Bu tatbikatlar, benim bildiğim kadarıyla, ulusal tatbikatlarıdır. Bunları benim değerlendirmem tabii ki sözkonusu olamaz. Her ülkenin ulusal tatbikatları vardır. Bunun ötesinde, bu konuda yapılabilecek teknik değerlendirmelerin ise, yine bizim kurumumuz tarafından yapılmasını beklemek doğru olmaz. İlgili makamlarımız, mutlaka teknik olarak bunu değerlendiriyorlardır.

SORU: Uluslararası Af Örgütü’nün bugün duyurduğu bir raporda, CIA’nın hem gizli uçuşlarını yaptığı, hem de gizli cezaevlerinin bulunduğu ülkelerin arasında Türkiye’nin de adı geçiyor. Bu konuda Dışişleri Bakanlığı’nın herhangi bir açıklaması var mı?

CEVAP: Bakanlığımızın ve Bakanımızın gayet net açıklamaları oldu. Böyle bir şey sözkonusu değildir.

SORU: Avrupa Konseyine 1 Nisan’a kadar bir mektup verecektik. Bu mektubun içeriği belli oldu mu acaba?

CEVAP: Mutlaka belli olmuştur. En azından bir çalışma yürütülüyordur. Ama benim içeriği hakkında bilgim yok. Sorar öğrenir, size bilgi veririm.

SORU: PKK ile bağlantısı olduğu iddia edilen Fırat Haber Ajansı’nın ABD’nde Dallas üzerinden yayın yaptığı belirtiliyor. Sizde bu yönde bir bilgi var mı? Amerikalılarla bu konuyu görüştünüz mü?

CEVAP: Biraz önce yine vurgulamaya çalıştım. Biz PKK terör örgütünün her türlü faaliyetini takip ediyoruz; buna medyaya yönelik faaliyetleri de dahildir. Elbette ki bu faaliyetlerin önlenmesi konusunda gayet etkin tedbirler, zamanlıca alınmaktadır. Bundan sonra da böyle olacaktır.

SORU: Dün ABD’nin Ankara Büyükelçisinin bir açıklaması oldu PKK ile mücadele konusunda ve dedi ki “Saddam Hüseyin iktidardayken PKK’yı teşvik ediyordu, artık Saddam Hüseyin olmadığı için bu savaş çok daha kolay olacak.” 1991’den önce Saddam Hüseyin’in bunları teşvik etmesi ve artık Saddam olmadığına göre savaşın daha kolay olacağı görüşüne katılıyor musunuz?

CEVAP: Çeşitli kişilerin, çeşitli görüşleri olabilir. Bizim bunları teker teker yorumlamamız sözkonusu değildir. Bizim beklentimiz açıktır. Irak PKK örgütünden tamamen arındırılmalıdır. Bu konuda da, gerek ABD gerek Irak yönetimi, gerekse uluslararası alanda bu konuda sorumluluğu olan kurum ve kuruluşlar, en kısa sürede etkili adımlar atmalıdırlar. Bizim inancımız budur.

Başka sorunuz olmadığını anlıyorum, hepinize teşekkür ediyor ve toplantımızı kapatıyorum.