2 Şubat 2006, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan´ın Haftalık Olağan Basın Toplantısı

TAN: Basın brifingimize hoşgeldiniz. Hepinizi her zaman olduğu gibi içten sevgiyle selamlıyorum. Sorularınıza geçmeden önce size kısa bir bilgi aktarmak istiyorum. Halen Bakanlığımız Sanat Galerisinde eserleri sergilenmekte olan ressam Neveser Aksoy, “Bodrum Penceresinde Esinti” adlı eseri ile cam altı koleksiyonunu oluşturan parçalardan “Tavus Kuşu” adlı eserinin gelirlerini 23 Ocak 2006 tarihinde kaybettiğimiz değerli mensuplarımızın ailelerine bağışlama kararı almıştır. Yine aynı şekilde, Bakanlığımızda açılan fotoğraf yarışmasında ödül alan veya almayan fotoğrafların satışından elde edilecek gelirlerinin sözkonusu mensuplarımızın ailelerine bağışlanması karara bağlanmıştır. Diğer taraftan Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü öğretim elemanları, yine Bakanlığımız Sanat Galerisinde sergilenmekte olan eserlerden koleksiyon parçaları dışındakilerin satışından elde edilecek gelirin tamamını yine anılan kazada hayatını kaybeden mensuplarımızın ailelerine sunulmasını kararlaştırmış bulunmaktadırlar. Benim söyleyeceklerim bundan ibaret; sorularınız varsa bunları cevaplandırmaya gayret edeyim.

---------------------------------------------------

SORU: Danimarka’da yayınlanan karikatürler ve daha sonra Norveç, Fransa ve Almanya’da devam eden karikatür olayı ile ilgili İslam dünyasında geniş bir tepki var. Hatta bazı ülkeler ambargo, boykot gibi belli ürünlere karşı tedbirler alıyorlar. Türkiye bu tedbirlerin neresinde duruyor, Türkiye diğer Müslüman ülkelerle birlikte mi hareket ediyor?

CEVAP: Müsaade ederseniz bu sorunuzu şimdilik not alalım, arkadaşımız o konudaki tepkimize ilişkin belgeleri birazdan getirecek, o zaman sizin bu sorunuzu cevaplandırayım.

SORU: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin vicdani redde ilişkin olarak almış olduğu kararın muhtemel sonuçlarıyla ilgili olarak Bakanlıkta bir değerlendirilme yapılıyordu. Acaba bu konuda herhangi bir sonuca ulaşıldı mı? Bu kararın nasıl bir yansıması olabilir?

CEVAP: Bu kararın yorumu, karar alındıktan hemen sonra ilgili makamlarımızca yapılmış idi. Bunun Türkiye’de uygulanan sistem üzerinde herhangi bir etkisi olmayacaktır. Bu kişisel bir davadır. Dolayısıyla sorunuzun da bu çerçevede olduğu düşüncesiyle böyle bir tepki vermek uygun olur diye düşünüyorum.

SORU: Bugün bir gazetede Manavgat projesinin iptal edildiğine ilişkin bir haber var. Bu doğru mudur? Sizden konuya ilişkin bir açıklama alabilir miyiz?

CEVAP: Bu konuyu ben de bugün basında yeralan haberlerde gördüm. Onu da müsaade ederseniz ilgili arkadaşlarımız daire yetkililerinden araştırıp size bilgi versinler.

SORU: Bugün Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu İran’a ilişkin bir toplantı yapacak. İran’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sevkedilmesi yönünde bir karar çıkması bekleniyor. Acaba İran ve nükleer çalışmalarıyla ilgili gelişmeleri, bölge istikrarı ve güvenliği açısından Türk Dışişleri nasıl değerlendirir?

CEVAP: Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz kitle imha silahlarının yasaklanmasına dair bütün sözleşmelere taraf olan Türkiye, bu tür silahlara karşıdır. İçinde bulunduğumuz bölgenin güven ve istikrarını yakından ilgilendirmesi nedeniyle İran’ın nükleer programı konusundaki gelişmeleri de yakından ve dikkatle takip etmekteyiz. Ülkemiz İran’ın nükleer programından kaynaklanan sorunun, diplomasi yoluyla çözümlenmesini savunagelmektedir. Bu anlayışla bu ana kadar Avrupa Birliği üçlüsünün çabalarına destek verdik. İran’ın nükleer enerjiden barışçıl amaçlarla faydalanma hakkını kabul ediyoruz. Ancak, İran’ın Uluslararası Enerji Ajansı ile tam ve şeffaf bir işbirliğine gitmesi, nükleer programının münhasıran barışçıl amaçlara yönelik olduğunu kanıtlamak üzere ilave güven arttırıcı önlemler alması ve Avrupa Birliği üçlüsü ile müzarekerelere tekrar başlaması gerektiğini de gözardı etmemekteyiz. İran’ın nükleer alanda araştırma geliştirme faaliyetlerine tekrar başlama kararının uluslararası toplumda yarattığı endişeyi Türkiye de paylaşmaktadır. Bu yöndeki mesajlarımızı İran’lı yetkililere uygun vesilelerle iletmekteyiz. Biliyorsunuz AB üçlüsü; Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin İran dosyasının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sevkedilmesi yönünde anlaşmaya vardıkları, İngiltere Dışişleri Bakanı tarafından 30 Ocak tarihinde açıklanmıştır. İran dosyasının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sevkedilmesi Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu’nun 2-3 Şubat tarihlerinde gerçekleştirilecek olağanüstü toplantısında, ki buna sizde değindiniz, karara bağlanacaktır. Bu çerçevede, İran dosyasının, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Genel Direktörü El Baradei’nin Ajans Yönetim Kurulu’nun 6 Mart tarihinde tertiplenecek olağan toplantısına sunacağı raporunu müteakip BM Güvenlik Konseyinin gündemine alınması beklenmektedir. Şu andaki değerlendirmelerimiz bu çerçevededir.

SORU: Filistin’deki seçimi Hamas’ın kazanmasının ardından Sayın Başbakan’ın dile getirdiği bir konu vardı. İsrail’le Filistin arasında arabulucuk yapabiliriz diye. Acaba Hamas’ın seçimi ardından bölge istikrarı açısından Türkiye nasıl bir rol oynuyor, bu konuda herhangi bir gelişme var mı?

CEVAP: Türkiye barış sürecinin aksamadan yürümesi konusunda her fırsatta önemli katkılarda bulunmuştur. Hamas’ın son olarak yapılan demokratik çerçevedeki seçimlerde belli bir çoğunluğu sağladığı malumdur. Biz barış sürecinin bu gelişme ile aksamamasının gerektiğini düşünüyoruz. Hamas’a bir fırsat verilmesi gerektiği düşüncesindeyiz. Diğer taraftan İsrail tarafına da önyargılı hareket edilmemesi ve barış sürecinin aksamadan devamına yardımcı olunması şeklinde telkinlerimiz olmaktadır. Bizim bu yöndeki mesajlarımız bizzat Sayın Bakanımız tarafından geçen Cuma günü basın aracılığıyla gerek Ortadoğu ve Dünya kamuoyuna, gerek Türk kamuoyuna duyurulmuştur.

SORU: Rice’in geliş tarihi nedir?

CEVAP: Henüz belli olmadı.

SORU: Karikatürler meselesi?

CEVAP: Hz. Muhammed’e ilişkin karikatürlerin önce Danimarka, sonra Norveç, ardından da diğer bazı Avrupa basın organlarında yeralmasını ve özellikle aradan epeyce bir süre geçtikten sonra Almanya, Hollanda, İtalya gibi Avrupa ülkelerinin basınına yansımasını bir talihsizlik olarak değerlendiriyoruz. Kültürlerarası diyalogun öneminin arttığı bu dönemde farklı din, dil, kültürden gelen tarafların daha uzlaşmacı bir yaklaşım sergilemesini bekleriz. Bu konuda basına da büyük görevler düşmektedir. Basınımızın ve uluslararası basının konuyu tahrik etmek yerine suhuletli bir yaklaşımla hareket etmesinin uygun olacağını değerlendirmekteyiz.

Başkaca sorunuz olmadığı anlaşılıyor. Hepinize teşekkür ediyor ve basın toplantısını kapatıyorum.