#

Türkiye'de Yerlerinden Olmuş Kişiler (IDP'ler) ve Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Programı

Genel

• Türkiye’de yerlerinden olmuşluk olgusunun temel sebebi, bölücü terör örgütü PKK’nın yıllar süren terörist eylemleridir. PKK’nın baskı ve saldırıları nedeniyle özellikle Güneydoğu Anadolu’da çok sayıda vatandaşımız yerleşim yerlerini terk etmek zorunda kalmıştır. Kısıtlı sayıda yerleşim birimi de Türk makamları tarafından güvenlik önlemleri çerçevesinde boşaltılmak zorunda kalınmıştır.

• Ülke içinde yerlerinden olmuş kişileri (internally displaced people - IDP’ler) barındıran diğer pek çok ülkenin aksine Türkiye, konuya açık, yapıcı ve uluslararası işbirliğine önem veren bir çizgide yaklaşmakta ve IDP’lerin köylerine gönüllü olarak geri dönmelerine yönelik adımlar atmaktadır. Her ne kadar ülkemizin iç dinamikleri itibariyle iç göç ve yerlerinden olmuşluk olgusu içiçe geçmiş bulunsa, dolayısıyla güvenlik ve sosyo-ekonomik gerekçelerle yerlerinden ayrılan kişiler arasında ayırım yapmak zorlaşsa da, ülkemiz konuya tamamen yapıcı ve bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşmakta ve somut sonuçlar alınmasını hedefleyen adımlar atmaktadır. Diğer taraftan, gönüllü olarak köylerine geri dönmek isteyenler ile zamanında yerleştiği büyük şehirlerde kalmayı tercih edenler arasında da fark gözetilmemekte, muhtaç durumda olsun ya da olmasın, konu hakkında alınan önlemlerin tüm IDP’leri kapsamasına gayret edilmektedir.

Ülkemizce Atılan Adımlar

• Hükümetimizce 1994 yılında hayata geçirilen ve halen devam eden “Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi”, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, başta güvenlik olmak üzere çeşitli nedenlerle köylerinden ayrılan aileler arasından gönüllü olarak geri dönmek isteyenlerin, kendi köylerinde veya arazisi müsait başka yerlerde iskan edilmeleri ve bu yerleşim yerlerinde sürdürülebilir yaşam koşulları sağlanmasını hedeflemektedir.

• Öte yandan, ortaya çıkan ihtiyaç çerçevesinde, IDP’ler konusunda yeni, geniş kapsamlı ve süreklilik arzeden bir yapılanmaya gidilmesi kararlaştırılmış, bu bağlamda Şubat 2005’te İçişleri Bakanlığı’nın eşgüdümünde kurulan ve ilgili kurumlarımızdan temsilcilerin yer aldığı komisyon çalışmalarını Eylül 2005’te tamamlamıştır. Komisyonun çalışmaları neticesinde, konuyu tüm boyutlarıyla ele almayı hedefleyen ve Bakanlar Kurulu tarafından onaylanan “Yerlerinden Olmuş Kişiler Sorunu ve Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesine Yönelik Tedbirler” başlıklı bir strateji belgesi ortaya çıkmıştır.

• Bu çerçevede, IDP’ler konusunun tüm boyutlarından sorumlu kılınan İçişleri Bakanlığı’nın bünyesinde, münhasıran bu konuyla ilgilenecek kapsamlı bir birim kurulması yönündeki çalışmalar sürdürülmektedir.

Türkiye Göç ve Yerinden Olmuş Nüfus Araştırması

• Ülke içinde yerlerinden olmuş kişilere ilişkin olarak istatistiki bir taban oluşturmak, tabloyu tüm boyutlarıyla net bir şekilde görebilmek ve böylece sorunun giderilebilmesi bakımından atılacak doğru adımları belirleyebilmek amacıyla, Devlet Planlama Teşkilatı'nın finansmanıyla Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü (HÜNEE) tarafından 2004 yılından bu yana yürütülen "Türkiye Göç ve Yerinden Olmuş Nüfus Araştırması" (TGYONA) isimli projenin sonuçları 6 Aralık 2006 tarihinde kamuoyuna açıklanmıştır.

• Bu çerçevede, ülkemizdeki IDP'lerin sayısının, 953.680 ile 1.201.200 arasında olduğu ortaya çıkmıştır. Sözkonusu araştırmanın açıklanmasıyla birlikte, yerlerinden olmuş vatandaşlarımızın sayısı için İçişleri Bakanlığı verilerine dayanarak bugüne kadar kullanılan yaklaşık 360-370 bin rakamı geçerliliğini kaybetmiş bulunmaktadır. Diğer taraftan, gerek metodolojisi ve özenli saha çalışması, gerek HÜNEE'nin bağımsız ve akademik kimliği itibariyle yerli ve yabancı çevrelerin takdirini toplayan sözkonusu araştırmanın sonuçları, ülkemizdeki IDP'lerin sayısına ilişkin olarak bazı kesimlerce ileri sürülen, 2 milyon veya 3,5 milyon gibi abartılı tahminleri de çürütmektedir. Öte yandan, geri dönüşe ilişkin olarak İçişleri Bakanlığı'nın verileri ile TGYONA sonuçlarının aşağı yukarı birbirleriyle örtüştüğü görülmektedir (Yaklaşık 112-124 bin kişi).

• Pek çok ülkede yıllardır yerlerinden olmuşluk olgusu yaşanmaktaysa da, IDP’lere yönelik duyarlılık ancak son dönemde oluşmaya başlamıştır. Konunun dünya genelindeki boyutları henüz net olarak kestirilememekte; IDP’lerin kesin rakamları, karşı karşıya bulundukları zorluklar ve ilgili ülkelerin yaklaşımları tam anlamıyla bilinememektedir. Bunda, bazı ülkelerin kendi IDP’ler sorununu uluslararası camiayla paylaşmak istememeleri veya konuyu gözardı etmeleri önemli bir rol oynamaktadır. IDP’ler konusunda bağlayıcı bir uluslararası mevzuatın bulunmaması durumu daha da güçleştirmektedir. Nitekim, mevzuat eksikliğinin yarattığı ortamdan istifade eden bazı ülkelerin, neredeyse düzenli bir şekilde keyfi zorunlu yer değiştirmelerde bulunabildikleri de bilinmektedir. Ancak IDP’lere uluslararası ilginin giderek artmakta olduğu da bir gerçektir.

• Böyle bir ortamda, ülkemizin konuya ilişkin şeffaf, yapıcı ve uluslararası işbirliğine önem veren yaklaşımına koşut olarak, TGYONA sonuçlarının açıklanması, gerek önümüzdeki dönemde de doğru stratejilerin belirlenebilmesi bakımından ihtiyaç duyulan istatistiki verilerin ve sosyo-ekonomik tablonun ortaya konulması, gerek ülkemizin konuya dönük yapıcı yaklaşımının başta BM olmak üzere uluslararası muhataplarımıza bir kez daha vurgulanması bakımından oldukça önemli bir gelişmeyi teşkil etmiştir. Nitekim, İçişleri Bakanı Sayın Aksu da, konuya ilişkin müstakbel çalışmalarda, TGYONA sonuçlarının dikkate alınacağını vurgulamıştır.

• Sözkonusu araştırma, HÜNEE tarafından görevlendirilen bir yetkili tarafından İngilizce’ye de çevrilmiştir.

5233 Sayılı Kanun ve Zarar Tazmin Komisyonları

• Ülkemiz, 27 Temmuz 2004 tarihinde yürürlüğe giren 5233 sayılı "Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun"un (Terör-Tazmin Kanunu) etkin biçimde uygulanmasını hedeflemektedir. Bu çerçevede, iller bazında “Zarar Tazmin Komisyonları” kurulmuş ve tazminat başvurularını incelemeye başlamış olup, başvuru süresinin sona erdiği 3 Ocak 2007 tarihine kadar yapılan başvuru sayısı 266.802, sonuçlanan başvuru sayısı ise 50,825 olarak tespit edilmiştir.

• Diğer taraftan, Zarar Tazmin Komisyonlarına başvuru süresinin bir yıllık bir süre için uzatılmasını sağlayan 5666 sayılı Kanun (Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapan Kanun) 24 Mayıs 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmiş, 29 Mayıs 2007 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanımızca onaylanmış, 30 Mayıs 2007 tarih ve 26537 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanmıştır.

• Zamanında yaptığımız başvuru çerçevesinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) köye dönüş başvurularında pilot dava olarak ele alınan Aydın İçyer’in başvurusuna ilişkin kararını 17 Ocak 2006 tarihinde açıklamıştır.

• Benzer başvurular için örnek teşkil eden kararda özetle, 5233 sayılı Kanun ile oluşturulan iç hukuk yolunun hem teorik olarak, hem de uygulamada etkin bir iç hukuk yolu olduğu vurgulanmış ve başvuranın, malına ulaşamamasından kaynaklanan zararlarının karşılanması amacıyla bu yolu tüketmemiş olması nedeniyle başvurusunun kabuledilemez olduğu sonucuna varılmıştır. Kararda ayrıca, Hükümetimizin, Doğan vd. kararından (Haziran 2004) sonra köylerindeki mallarına ulaşamadıklarını belirten vatandaşların şikayetlerine çözüm getirmek amacıyla 5233 sayılı Kanun da dahil olmak üzere çok sayıda önlem aldığı vurgulanmıştır. • AİHM, Aydın İçyer başvurusuna ilişkin olarak verdiği kabuledilmezlik kararıyla, köye dönüş başvuruları konusunda, ülkemizde iç hukuk yolunun işlediğini teyit etmiş olmaktadır.

• 16-23 Şubat 2006 tarihleri arasında ülkemize bir ziyaret gerçekleştiren BM İnsan Hakları Komisyonu Terörle Mücadelede İnsan Haklarının Korunması Özel Raportörü Martin Scheinin, 5233 sayılı Kanunun övgüye değer olduğunu, hem terör eylemleri, hem de devletin terörle mücadele faaliyetlerinden zarar görenlere yönelik böyle bir kanunun varlığının dahi büyük önem arzettiğini, insan haklarına saygı bağlamında uygulandığı takdirde terör ve terörle mücadeleden en çok zarar gören bölgelerimizde düzenin yeniden tesisine katkı sağlayabileceğini düşündüğünü kaydetmiştir.

Uluslararası İşbirliği

• Ülkemiz, IDP’lerin sorunlarına tatmin edici ve kalıcı çareler bulma yönündeki iyi niyetli çabalarını, uluslararası kuruluşlarla işbirliği halinde ve katılımcı bir anlayışla sürdürmeye kararlıdır.

• Nitekim, ülkemizin uluslararası işbirliğine atfettiği önem bağlamında, UNDP Türkiye Temsilciliğiyle ortaklaşa olarak, “Support to the Development of an IDP Programme in Turkey” başlıklı bir proje yürütülmesi hususunda Ocak 2006’da mutabakata varılmıştır. Halen başarıyla sürmekte olan sözkonusu projenin 2008 yılına kadar uzatılması öngörülmektedir.

• Türkiye’de konu bağlamında uluslararası muhataplarımızla sürdürülmekte olan işbirliği çerçevesinde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin IDP’lerin İnsan Hakları Özel Temsilcisi Prof. Walter Kälin, Mayıs 2005’ten bu yana ülkemizi dört kez ziyaret etmiştir.

• Davetimiz üzerine 4-7 Mayıs 2005 tarihleri arasında ülkemize ilk ziyaretini gerçekleştiren Prof. Kälin, ziyareti süresince Bakanlığımız, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı ve Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı yetkilileri ile temaslarda bulunmuş, ayrıca HÜNEE tarafından TGYONA ara raporunun açıklanması amacıyla düzenlenen çalıştaya iştirak etmiş ve Türkiye Uluslararası Uyuşturucu ve Organize Suçlarla Mücadele Akademisi'nde (TADOC) “Global IDP Project of the Norwegian Refugee Council” adlı sivil toplum kuruluşunca BM ile işbirliği halinde düzenlenen, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarımız temsilcilerine yönelik, BM’nin IDP’lere İlişkin Rehber İlkeleri konulu iki günlük bir eğitim seminerine katılmıştır.

• Ülkemizi ziyaretinin sonunda bir basın toplantısı düzenleyen Prof. Kälin, bu vesileyle TGYONA projesinin metodolojisinin son derece iyi tasarlandığını, geri dönüş sürecine sivil toplum kuruluşlarının da katılımının teşvik edilmesi gerektiğini, Terör-Tazmin Kanunu ile ilgili olarak süre uzatımı veya yasa içeriğinin gözden geçirilmesi gibi gerekebilecek tüm işlemleri yerine getirmek hususunda ilgili makamlarımızın son derece iyi niyetli ve yapıcı bir tutum içinde olduklarını gözlediğini ve Hükümetimizin, geçici köy korucuları ve bölgedeki mayın sorunu da dahil olmak üzere, IDP’ler konusunda kalıcı bir çözüm üretilmesine yönelik açık fikirli çabalarından etkilendiğini belirtmiştir.

• Prof. Kälin, sözkonusu ziyaretinden dokuz ay sonra, bu kez İçişleri Bakanlığı ile UNDP’nin ortaklaşa düzenlediği bir program çerçevesinde 22-25 Şubat 2006 tarihleri arasında ülkemizi ziyaret etmiştir.

• Adıgeçenin bir anlamda Mayıs 2005'teki seyahatinin devamı mahiyetindeki bu ziyaretinin, IDP'ler konusunda özellikle son dönemde hayata geçirilen somut gelişmelerin birinci ağızdan aktarılması, ilgili kurum ve kuruluşlarımızın konuya ilişkin samimi gayretlerinin ve bu çerçevede genel kabul gören uluslararası ilkelere bağlılıklarının gösterilmesi açısından başarılı geçtiği değerlendirilmektedir. Özellikle Prof. Kälin'in, bölge illerinin Valileri ile yüzyüze fikir alışverişinde bulunarak bölgede meydana gelen gelişmeler hakkında en yetkili kişilerden bilgi almasının önemli yararlar sağladığı düşünülmektedir. Nitekim, Prof. Kälin de, halihazırda memnuniyet verici seviyede bulunan ülkemizin IDP'ler konusuna yönelik çabalarının son dönemde önemli bir ivme yakaladığını ve diğer ülkelere kıyasla ülkemizin önemli bir mesafe katettiğini, ziyareti sırasında değişik vesilelerle dile getirmiştir.

• Prof. Kälin, yukarıda maruz “Support to the Development of an IDP Programme in Turkey” başlıklı projede pilot bölge olarak seçilen Van iline ilişkin olarak hazırlanan Eylem Planı’nın Sayın Van Valisi tarafından sunulduğu törene katılmak üzere 29 Eylül 2006 tarihinde, bu kez Van'ı ziyaret etmiştir. Anılan ziyaret, IDP'ler konusunda özellikle son dönemde hayata geçirilen somut gelişmelerin aktarılması ile ilgili kurum ve kuruluşlarımızın konuya ilişkin samimi gayretlerinin ve uluslararası işbirliği anlayışına bağlılıklarının gösterilmesine ilaveten, yerinden olmuşluk olgusunu yerinde görmesi (adıgeçen Van’ın köylerini de gezmiştir) açısından bir diğer önemli fırsatı teşkil etmiştir. Prof. Kälin de, ziyareti boyunca, ülkemizin bu alanda önemli bir ivme yakaladığını kaydetmiş; ülkemizin IDP'ler barındıran diğer ülkeler için örnek gösterilebilecek adımlar atmakta olduğunu vurgulamıştır.

• Nihayet adıgeçen, TGYONA’nın kamuoyuna açıklandığı 6 Aralık 2006’daki törene katılmak üzere, 19 ay içinde ülkemizi dördüncü kez ziyaret etmiştir.