Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü - NATO

Türkiye’nin Örgüt’le İlişkileri

Üye olduğumuz 1952 yılından bu yana NATO, ülkemizin güvenliğinin temininde merkezi bir role sahip olmuş; ayrıca Avrupa-Atlantik topluluğuyla bütünleşme hedefimize kaydadeğer katkılarda bulunmuştur. Bunun karşısında ülkemiz de her zaman, diğer Müttefiklerle paylaştığı ortak değerlerin savunulması yönünde üzerine düşen sorumluluğu layıkıyla yerine getirmiştir.

Ülkemiz, NATO’nun, Avrupa-Atlantik coğrafyasında güvenlik ve istikrarın korunmasındaki başat rolünün devamına ve üyelerinin güvenliklerini ilgilendiren konularda siyasi-askeri istişarelerde bulundukları temel transatlantik forum olma özelliğinin korunmasına önem atfetmektedir. Keza İttifak güvenliğinin bölünmezliği, dayanışma, adil risk ve külfet paylaşımı ve oydaşma ilkelerinin yönlendirici olma özelliğinin muhafazasını gerekli görmektedir. Esasen NATO’yu tarihteki en başarılı askeri örgüt yapan husus, bu ilkelere sadık kalınması ve İttifakın değişen koşullara uyum sağlama yeteneğini sergileyebilmiş olmasıdır.

Diğer yandan, İttifakın Afganistan ve Kosova’da olduğu gibi mevcut harekatlar bağlamında ve yeni Stratejik Konsept ışığında kriz mukabele harekatlarında üstleneceği müstakbel görevleri yerine getirmekte göstereceği başarı da, NATO’nun geleceği açısından belirleyici olacaktır. Bu temel saptamadan hareketle, ülkemiz İttifak harekatlarına uygun şekilde destek vermeye devam etmektedir.

Ülkemiz, NATO’nun başarısı bakımından kaçınılmaz görünen savunma dönüşümü çabalarının da savunucuları arasında yer almaktadır. Bu amaçla, dönüşümün katalizörü sayılan NATO Mukabele Kuvvetinin (NATO Response Force-NRF) ilk mukabele unsuruna kaydadeğer katkıda bulunulmaktadır. Ayrıca İstanbul’da, yüksek hazırlık düzeyinde bir Kuvvet Karargahı teşkil etmiştir. NATO Komuta Yapısındaki yeni yapılanma çerçevesinde, İzmir’deki Hava Unsuru Komutanlığının yerine bir Kara Komutanlığı kurulması öngörülmektedir.

Ortak ülkelerin sivil ve askeri personelinin, BİO genel prensipleri doğrultusunda eğitimi ve Ortakların NATO’yla müşterek çalışabilirlik hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olmak amacıyla, 29 Haziran 1998 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde “Barış İçin Ortaklık Eğitim Merkezi (BİOEM)” kurulmuştur. BİOEM, Müttefik ve Ortak ülkeler ile Akdeniz Diyaloğu ülkeleri personeline stratejik ve taktik düzeyde kapsamlı eğitim vermektedir.

Ülkemiz, Avrupa güvenliği ve savunması konusunda NATO ile AB arasında stratejik ortaklık tesis edilmesini memnuniyetle karşılamaktadır. Karşılıklı destek, tamamlayıcılık ve şeffaflık temelinde yürütülmesi gereken bu stratejik ortaklık, mevcut risk ve tehditlere karşı ortak mücadelenin daha etkin bir şekilde yürütülmesini sağlayacaktır. Diğer yandan ülkemizin Avrupa güvenlik ve savunması konusunda NATO-AB işbirliğine yönelik yaklaşımı, NATO üyeliğinin ve AB’ye üyelik arzusunun doğal bir sonucudur.

NATO’nun ortaklık ilişkileri de ülkemiz tarafından kuvvetle desteklenmektedir. Bu bağlamda NATO ile RF arasında yapıcı, karşılıklı anlayış, şeffaflık ve işbirliğine dayalı kurumsal ilişkiler kurulmasının, Avrupa-Atlantik bölgesinin barış ve istikrarı için gerekli olduğunu ve NATO-Rusya Konseyinin bu bakımdan gerekli zemini sağladığına inanılmaktadır.

Batı Balkanlar’daki tüm ülkelerin Avrupa-Atlantik kurumlarıyla bütünleşmesi, tarafımızdan, bölgede barış ve istikrarın kalıcı olarak tesis edilmesinin anahtarı olarak görünmektedir. Bu çerçevede, Makedonya ve Bosna-Hersek başta gelmek üzere ilgili ülkelerin NATO’ya üyelik süreçlerinin ileriye götürülmesi, Kosova’da güvenliğin geri dönülmez şekilde tesisi, Kosova ile Sırbistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi gibi hususlar ülkemiz tarafından desteklenmektedir.

Avrupa güvenliğinin Akdeniz’in güvenliği ve istikrarıyla yakından bağlantılı olduğu inancıyla, Akdeniz Diyaloğunun, NATO’nun katma değer sağlayabileceği alanlarda güçlendirilmesi hedefi tarafımızdan da paylaşmaktadır. Keza İstanbul İşbirliği Girişimi bünyesinde yer alan Körfez ülkeleriyle işbirliği yapılmasına tarafımızdan destek verilmektedir.