#

Türkiye ile Yunanistan Arasındaki Ticari ve Ekonomik İlişkiler

Türkiye ile Yunanistan Arasındaki Ticari ve Ekonomik İlişkiler

Kaşif ERYALÇIN (*)

1. Yunanistan’ın Ekonomik Durumu ve İlişkilerin Potansiyeli

Yunanistan 22 yıllık Avrupa Birliği üyeliği ile ekonomik sorunlarını büyük ölçüde çözümlemiş bir ülkedir. Ekonomik büyüme hızı, 2000 yılından beri ortalama % 4 civarındadır. Enflasyon ise, yine aynı dönem itibariyle, yılda ortalama % 3 olarak gerçekleşmektedir. 2001 yılında gayrisafi milli hasılası 132.7 milyar Euro, kişi başına gayrisafi yurtiçi hasılası 12.000 Euro civarında olmuştur. Bu ülke, nüfusuna oranla önemli bir ithalatçı ve alım gücü yüksek olan  bir pazardır. 2001 yılı toplam dış ticaret hacmi, cari fiyatlar esas alındığında 47.5 milyar Euro seviyesinde gerçekleşmiştir. Sözkonusu miktarın 13 milyarlık bölümü ihracat, 34.5 milyar Euro’luk  bölümü ise ithalat değerlerinden oluşmaktadır. Başlıca ihraç ürünleri işlenmiş ve ham gıda ürünleri, işlenmemiş pamuk ve tütün, tekstil, kimya ürünleri, çimento ve rafine petrol ürünleridir. İthalat kalemleri arasında ise yiyecek, elektrikli eşya, makineler, hammadde, yakıt-yağ önemli yer tutmaktadır. Yunanistan’ın dış ticareti büyük ölçüde AB ülkeleriyle gerçekleşmektedir Son dönemde, Balkan, Karadeniz ve Kuzey Afrika ülkeleriyle olan dış ticaretini ve yatırım ilişkilerini artırma çabası içinde görülmektedir. Diğer taraftan,Yunanistan dünyada en fazla turist çeken ülkeler arasında 15. sıradadır. Dünya turizm piyasasındaki payı % 2 civarındadır.

Yunanistan’ın yukarıda özetlenen ekonomik durumu ve dış ticaret yapısı, ekonomisinin  itici gücünü dış ticaretin oluşturduğu ülkemiz ile arasında, potansiyel olarak, kapsamlı ticari ve ekonomik ilişkilerin bulunması gerektiğini düşündürmektedir. İki ülke arasında, aynı coğrafyayı  paylaşmanın da ötesinde, mevcut sınır komşuluğu; Yunanistan’ın Türkiye’nin Avrupa’ya açılan ikinci kapısı olma özelliği; Yunanistan’ın genel ithalatında yer alan ürünlerin önemli bir kısmında Türkiye’nin uluslararası piyasalarda rekabet gücüne sahip bulunması; Yunanistan’ın AB üyesi, Türkiye’nin de bu örgütle Gümrük Birliği ve aday ülke ilişkisi içinde olması; üçüncü ülkelerde, özellikle birlikte yaşadıkları Güney Doğu Avrupa’da ortak projeler üstlenme imkânları gibi unsurları da ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için ilâve avantajlar olarak görmek mümkündür.

Sözkonusu potansiyel yıllar itibariyle nasıl kullanılmıştır? İki ülke arasında, mazisi derinlere inen siyasi sorunlar, mevcut uygun ekonomik işbirliği ortamını gölgelemiş midir?  Diğer taraftan, birbirleriyle işbirliğini geliştirip güçlendirmek için öteden beri arzulu oldukları bilinen iş çevreleri bakımından, siyasi sorunlardan mümkün mertebe arındırılmış bir zemin yaratılabildiği ve bu zemin hukuki alt yapı ile desteklendiği takdirde kurulacak işbirliğinin boyutları ne olabilir? Nihayet ekonomik, kültürel ve sosyal alanlarda sağlanacak işbirliği, siyasi sorunların da çözüme kavuşturulması için uygun bir ortam yaratmayacak mıdır? Yukarıdaki soruların Türkiye ile Yunanistan arasındaki ekonomik ve ticari işbirliğinin çerçevesini belirleyen unsurlar olduğu düşünülmektedir. Bu perspektifle, önce anılan ilişkilerin halihazır durumuna bakmakta yarar görülmektedir:

2. Ticari ve Ekonomik İlişkilerimizin Son Durumu ve Geçmişi

2003 yılının başları itibariyle Türkiye ile Yunanistan arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin genel görünümü şöyledir:

- İkili ticaret hacmi, 800 milyon doları aşmış bulunmaktadır.

- Ekonomik ve ticari ilişkilerin hukuki alt yapısı ile ilgili olarak 15 anlaşma ve protokol imzalanmış ve yürürlüğe girmiştir.

- Ülkemizde Yunanistan kaynaklı sermaye ile faaliyet gösteren 61 Yunan firması bulunmaktadır. Eylül 2002 itibariyle 59.4 milyon Dolarlık Yunanistan kaynaklı sermayenin ülkemize girmesine izin verilmiştir.

- Türkiye ile Yunanistan arasındaki elektrik sistemleri ve doğalgaz şebekelerinin enterkonneksiyonu amacıyla yapılan çalışmalar son aşamaya gelmiştir.

- Türk-Yunan Karma Ekonomik Komisyonu (KEK), ikincisi 2003 Mart ayında olmak üzere, bir yıl arayla iki toplantı gerçekleştirilmiştir.

- Türk-Yunan Ekonomik ve Ticari İşbirliği Ortak Çalışma Grubu 8, Bölgesel İşbirliği Ortak Çalışma Grubu 6, Turizm İşbirliği Ortak Çalışma Grubu 7, Çevresel İşbirliği Ortak Komitesi ise 6 toplantı gerçekleştirmiştir.

- Türk-Yunan, Yunan-Türk İş Konseyleri, 2000 yılından bu yana 6 ortak konsey toplantısı düzenlemişlerdir.

- İki ülke Dışişleri Bakanlıkları siyasi direktörlerinin başkanlığında kurulmuş olan Türk-Yunan Yönlendirme Komitesi 5 toplantı gerçekleştirmiştir.

- Yılda Ortalama 200.000 Yunanlı turist ülkemizi ziyaret etmektedir. Bakan düzeyindeki Turizm Karma Komitesi, 23 yıllık bir aradan sonra ilk toplantısını 2003 Şubat ayında gerçekleştirmiştir. Turizm Eğitim İşbirliği Programı çerçevesinde  iki ülke arasında her yıl çok sayıda turizm öğrencisi, idareci ve akademisyen değişimi gerçekleşmektedir.

Türkiye ile Yunanistan arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin bugün vardığı seviye itibariyle yukarıda ana hatlarıyla yansıtılmaya çalışılan ve aşağıda ayrıntılarıyla değinilecek olan tablonun olumlu diğer bazı unsurlarla zenginleştirilmesi mümkündür. Örneğin gümrük, ulaştırma, tarım, veterinerlik ve sağlık alanlarında imzalanmış anlaşma ve protokoller vasıtasıyla sürdürülen bir işbirliği mevcuttur. Çeşitli düzeylerde heyetler, uzman grupları, akademisyenler, düzenli aralıklarla bir araya gelmekte ve mevcut işbirliğine yeni boyutlar ilâve etmeye çaba göstermektedir.

Oysa, çok değil bundan 4-5 yıl geriye gidildiğinde, yukarıdaki olumlu tablodan  çok farklı bir manzara ile karşılaşılmaktadır. Şöyle ki;

- 1999 yılı Eylül ayında Bakanlığımızda yapılan bir çalışmada, Türkiye ile Yunanistan arasında aktedilmiş olan münhasıran ekonomik nitelikli tek anlaşmanın 7 Kasım 1953  tarihli Ticaret ve Ödeme Anlaşması olduğu tesbit edilmiştir. Aynı çalışmada Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması imzalanmasına yönelik olarak tarafımızdan 1990 yılında sunulan taslağa Yunan tarafınca cevap dahi verilmediği, Deniz Taşımacılığı Anlaşması’nın ilk taslaklarının 1988  yılında teati edildiği ve sonuçlandırılamadığı da saptanmıştır.

- Ekonomik ilişkilerin çerçevesi, uluslararası ve bölgesel forumlardaki temasların ve bazı iş çevrelerinin münferit ve çoğu kez mevcut engeller nedeniyle sonuçlandırılamayan  girişimlerinin ötesine geçmemektedir.   

- Dışişleri eski Bakanımız İsmail Cem, 8 Şubat 2000 tarihinde, Yunanistan Cumhurbaşkanı Stephanopoulos tarafından "Yunanistan’ı 40 yıllık bir aradan sonra resmi olarak ziyaret eden ilk Türk Dışişleri Bakanı" sıfatıyla kabul edilmiştir.

- İki ülke arasındaki yıllık ticaret hacmi 1990’lı ilk yıllarda ortalama 250 milyon Dolar civarındadır. Türkiye’nin Yunanistan’ın dış ticaretindeki payı 1992 yılında % 0.8, Yunanistan’ın Türkiye’nin dış ticaretindeki payı ise % 0.9’dur (2000 yılında bu rakamlar sırasıyla, %1.9 ve % 1.6’dır. 2001 yılında Yunanistan’ın toplam ihracatımız içindeki payı % 1.5’tir).

- 1988 yılında kurulmuş olan Türk-Yunan İş Konseyi faaliyetlerinin ivme kazanması ancak 1999 yılından sonra mümkün olabilmiştir.

- Turizm hareketleri bakımından da benzer bir tablo görünmektedir. 1991 yılında ülkemizi ziyaret eden Yunan vatandaşı sayısı 138.918 iken 2002 yılının ilk on ayı itibariyle dahi bu sayı 228.865 mertebesindedir.

3. Diyalog Süreci’nde Ekonomik ve Ticari İlişkiler

 Kısa sayılabilecek bir zaman dilimi içinde iki ülke arasında ticari ve ekonomik ilişkilerdeki bu çarpıcı gelişme nasıl meydana gelmiştir? Bu sorunun ilk yanıtı, şüphesiz Türkiye ile, Yunanistan’ın da üye olduğu Avrupa Birliği arasında 1996 yılında yürürlüğe giren Gümrük Birliği’dir. Yunanistan’a 1990 yılında 139.4 milyon Dolar olan ihracatımız Gümrük Birliği ile birlikte 1996 yılında 236.5 milyon Dolar, 1997 yılında 298 milyon Dolar olarak gerçekleşmiştir. 1998 yılında ihracatımızın bir önceki yıla oranla % 23.8’lik bir artış kaydettiği görülmektedir.

AB ile Gümrük Birliği’nin kurulması, iki ülke arasındaki ekonomik işbirliği potansiyelinin kullanılma imkânını ortaya çıkarmış olmasına rağmen, Türk–Yunan ilişkilerinde mevcut sorunların yarattığı güvensizlik ortamının aşılmasına kifayet etmemiştir. Sözkonusu ilişkilerde mevcut ivmenin kazanılması, zamanın Türk Dışişleri Bakanı Sayın Cem ile Yunan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu arasında, sırasıyla 24 Mayıs ve 25 Haziran 1999 tarihlerinde gerçekleşen mektup teatisini takiben, iki bakanın 30 Haziran 1999 günü New York’ta yaptığı görüşmede varılan mutabakatla mümkün olmuştur. Sözkonusu mutabakatı takiben, Temmuz ayında Ankara ve Atina’da, taraflar arasında, dördü ekonomik içerikli altı komite halinde görüşmelere başlanmıştır. Ticaret, Çevre ve Turizm Komitelerinin ilk toplantıları 26-27 Temmuz 1999 tarihlerinde Ankara’da Kültür, Bölgesel İşbirliği ve Örgütlü Suç, Uyuşturucu Kaçakçılığı, Yasadışı Göç ve Terörizm Komitelerinin ilk toplantıları ise 29-30 Temmuz 1999 tarihlerinde  Atina’da yapılmıştır. Terörizm ve bağlantılı konular  Çalışma Grubuna katılan heyetimize Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Siyasi İşler Yardımcısı, ekonomik içerikli toplantılardaki heyetimize ise Müsteşar Ekonomik İşler Yardımcısı başkanlık etmişlerdir. Bugün varılan aşamanın mukayeseli olarak görülebilmesi açısından, Çalışma Gruplarının bahsekonu ilk toplantılarında ele alınan hususlar özetle aşağıda sunulmuştur:

Turizm Ortak Çalışma Grubu

- 1979 tarihli Turizm Anlaşmasının gözden geçirilerek, gerekiyorsa yeni metin hazırlanması ve Karma Turizm Komisyonunun canlandırılması,

- Türk Turizmi aleyhine kampanyalara son verilmesi,

- Meslek kuruluşları arasında işbirliği başlatılması.

Ticaret Ortak Çalışma Grubu

- İkili ilişkilerin hukuki çerçevesini oluşturacak olan ve hali hazırda askıda kalmış bulunan temel anlaşmaların biran önce sonuçlandırılması, bu çerçevede;

- Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi (ÇVÖ) Anlaşması’nın imzalanmasını teminen, müzakerelere mevcut metin üzerinden devam edilmesi,

- Yatırımların Karşılıklı Olarak Korunması ve Teşviki Anlaşması imzalanması (hazırlanan yeni bir taslak metin Yunan tarafına tevdi edilmiştir),

- Ekonomik, Sınai ve Teknik İşbirliği Anlaşması ile  Ticaret ve Ödeme Anlaşmasının birleştirilerek yeni bir anlaşmanın formüle edilmesi,

- Bilim ve Teknoloji Alanında İşbirliği Anlaşması aktedilmesi,

- Denizcilik Anlaşmasının imzalanmasının sağlanması,

- Ulaştırma Anlaşmasının daha etkin bir şekilde uygulanması, Karma Ulaştırma Komisyonunun toplanması,

- Selanik ve İstanbul arasında bir inter-city  treninin sefere başlaması projesine hayatiyet kazandırılması,

- Pazarkule’de  yeni bir sınır kapısı açılması,

- İki ülke Sermaye Piyasası Kurulları arasında işbirliği yapılması  ve bir Mutabakat Muhtırası imzalanması,

- İki ülke Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler arasında işbirliği ,

- İş Konseyi’nin çalışmalarının devamının sağlanması (Yunan tarafı Türk-Yunan İş Konseyi’nin çalışmalarına yeniden başlamasına önem verdiklerini bildirmiştir).

Çevre Ortak Çalışma Grubu

- Çevre Alanında İşbirliğine ilişkin bir anlaşma imzalanması,

- Her iki tarafın Akdeniz ve Ege Denizi kıyıları boyunca eko-turizminin gelişmesinde ortak programların hazırlanması,

- Ortak çevre eğitim programları geliştirme,

- Orman yangınlarıyla ortak mücadele edilmesi,

- Çölleşme ile mücadele konusunda işbirliği.

Bölgesel İşbirliği Ortak Çalışma Grubu

- Karadeniz Bölgesinde ticareti geliştirmek üzere yasal ve fiziki altyapının sağlanması için gerekli önlemlerin alınması,

- SECI çerçevesinde Balkanlardaki Borsalar arasında işbirliği yapılması amacıyla İstanbul Menkul Kıymetler Borsası tarafından başlatılan projeye Yunanistan’ın katılması,

- Yunanistan’ın karşı çıktığı KEİ merkezi ve ülkemiz ile KEİ arasında bir Merkez Anlaşması imzalanması gibi örgütsel sorunlara bir çözüm bulunması,

- Yunanistan ile KOBİ konusunda işbirliği.

İki ülke Dışişleri Bakanlarının 1999 Haziran ayında New York’ta vardıkları mutabakat uyarınca Dışişleri Bakanlıklarının denetim ve gözetiminde başlatılan  ve bir işbirliği ortamının oluşmasını hedefleyen süreç, ilk toplantıları takiben artık "Diyalog Süreci" adıyla anılmaya başlanmış, Türkiye ile Yunanistan’da bu arada peşpeşe meydana gelen depremlerde karşılıklı gösterilen dayanışma atmosferi içinde Ocak ve Şubat 2000’de gerçekleştirilen ziyaretler sırasında yukarıda sözü edilen 9 anlaşma imzalanmıştır. ÇVÖA dışında bugün tümü yürürlüğe girmiş olan ve Diyalog Süreci Çalışma Gruplarının yukarıda maruz ilk toplantılarında gündeme gelen sözkonusu anlaşmaların imza ve yürürlüğe giriş tarihleri aşağıda sunulmuştur.

1) Turizm Alanında İşbirliği Anlaşması (20 Ocak 2000) (4 Mayıs 2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir)

2) Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması (20 Ocak 2000) (24 Kasım 2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir)

3) Çevrenin Korumasına İlişkin Mutabakat Muhtırası (20 Ocak 2000) (30 Haziran 2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir)

4)  Terörizm, Örgütlü Suçlar, Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı ve Yasadışı Göç ile Mücadelede İşbirliği Anlaşması (20 Ocak 2000) (17 Temmuz 2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir)

5) Ekonomik İşbirliği Anlaşması (4 Şubat 2000) (24 Kasım 2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir)

6) Bilimsel ve Teknolojik İşbirliği Anlaşması (4 Şubat 2000) (4 Mayıs 2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir)

7) Gümrük İdarelerinin İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Anlaşması (4 Şubat 2000) ( 3 Haziran 2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir)

8) Deniz Taşımacılığı Anlaşması (4 Şubat 2001) (19 Ağustos 2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir)

9) Kültürel İşbirliği Anlaşması (4 Şubat 2000) (19 Temmuz 2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir)

Böylece "Diyalog Süreci"nin henüz ilk aşamalarında temel nitelikte işbirliği anlaşmalarının çoğu imzalanmış olmaktadır. Bu derecede hızlı bir gelişme doğrusu başlangıçta beklenmemiştir. Bu gelişmelerin teşviki ile, iki ülke özel sektör ve hükümet dışı kuruluşları arasında temaslar artmış, ticaret hacminde hissedilir bir yükselme kaydedilmeye başlamıştır. Türk-Yunan İş Konseyi toplantıları  olumlu gidişatı teyid eden düzey ve nitelikte cereyan eder olmuş, borsacılık, bankacılık, turizm, müteahhitlik, deniz taşımacılığı, ticaret ve sanayi, sigortacılık konuları, oluşturulan çalışma gruplarıyla sürekli izlenen gündem maddeleri haline gelmiştir. İki ülke Ticaret Odalarıyla İstanbul ve Atina Menkul Kıymetler Borsaları arasında  yakın temaslar başlamış, Türk ve Yunan Sermaye Piyasası Kurulları 5 Ekim 2001 tarihinde İstanbul’da bir işbirliği protokolü imzalamıştır. Ulaştırma alanındaki işbirliği verimli bir hale gelmiş, Pazarkule/Kastanies ile İpsala/Kipi sınır kapılarının 24 saat süreyle  çalıştırılması  konusunda mutabakata varılmıştır. İstanbul-Selanik Demiryolu hattı projesine ilişkin anlaşma Mart 2001’de imzalanmıştır. Via Egnatia yolunun İstanbul’a kesintisiz olarak bağlanması için çalışmalara hız verilmiştir. Tarım Bakanları arasında 1 Kasım 2001 tarihinde Veterinerlik ve Bitki Koruması Alanlarında iki işbirliği anlaşması imzalanmıştır. Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi İşletmeleri arasındaki işbirliğini teşvik etmek üzere KOSGEB ve Yunan karşıtı EOMMEX arasında Temmuz 2001’de  Atina’da bir işbirliği protokolü imzalanmıştır. Türkiye-Yunanistan Doğalgaz Enterkonneksiyonu ile Philippi-Babaeski Elektrik Enterkoneksiyonuna ilişkin Mutabakat Muhtıraları 28-29 Mart 2002 tarihlerinde Ankara’da imzalanmış, Doğal gaz boru hattı tesisine ilişkin Hükümetlerarası Anlaşma ise 23 Şubat 2003 tarihinde Selanik’te aktedilmiştir.

Diyalog Süreci çerçevesinde iki ülke arasında ticari ve ekonomik alanda işbirliği yapılabilecek alanları belirlemek ve gelişmeleri izlemek üzere, Dışişleri Bakanlıkları Ekonomik ve Siyasi İşler Müsteşar Yardımcıları  düzeyinde kurulduğu yukarıda belirtilen çalışma grupları, Ekonomik İşler Genel Müdürleri başkanlığında alt gruplar ve izleme komiteleri oluşturmuş, gelişmeler belirli bir düzeye ulaştığında ise çalışma gruplarına Genel Müdürler başkanlığında devam edilmesi kararlaştırılmıştır. Çalışma Gruplarının faaliyetleri, ilk toplantısını 20 Mart 2000 tarihinde yapan Türk-Yunan Yönlendirme Komitesi tarafından denetlenmektedir. Komiteye, iki ülke Dışişleri Bakanlıkları Müsteşar Siyasi İşler Yardımcıları Başkanlık etmektedirler. Anılan Komitenin 5. toplantısı 9 Nisan 2002 tarihinde yapılmıştır. Kaydedilen gelişmeler nihai olarak Dışişleri Bakanları tarafından değerlendirilmektedir.

Turizm, Türkiye ve Yunanistan arasında yapılacak işbirliğinden, karşılıklı olarak en ziyade yarar sağlayacak alanların başında gelmesi nedeniyle, ekonomik ilişkilerde özel bir ağırlık ve önem kazanmıştır. Turizm alanındaki işbirliği ile ilgili gelişmeler, Turizm Ortak Çalışma Grubu toplantıları, özel sektörlerin de iştirakiyle her yıl toplanan ve bu yıl 5incisi yapılacak olan Turizm forumları ve Bakan düzeyinde iki yılda bir yapılması öngörülen Karma Turizm Komitesi aracılığıyla izlenmektedir.


4. Sonuç ve Değerlendirme

Türkiye ile Yunanistan arasındaki ticari ve ekonomik ilişkiler bugün itibariyle canlı ve dinamik bir yapıya kavuşmuştur.

İki ülke Dışişleri Bakanlıklarınca yürütülen Diyalog Sürecinin sonucu olarak yukarıda değinilen Çalışma Gruplarının gündem maddeleri birkaç istisna dışında gerçekleştirilmiş ve yeni hedefler belirlenmiş bulunmaktadır. Ekonomik ve ticari ilişkilerin hukuki altyapısı, müzakereleri halen devam etmekte olan Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması dışında tamamlanmıştır. 2002 yılında bugüne kadar Türk-Yunan ticaret hacminde ulaşılan en yüksek değer olan 900 milyon Dolar, iki ülkenin hızla büyüyen pazarları ve ekonomik erişimleri dikkate alındığında yetersiz görünmekte, ilk aşamada bir milyar Dolara ulaşılması hedeflenmektedir. İki ülke pazarlarının daha iyi tanıtımını sağlamak, ikili ticarete konu ürün yelpazesini genişletmek ve ortak yatırım imkânlarını keşfetmek amacıyla iş çevreleri arasındaki el’an mevcut bilgi eksikliğinin giderilmesi için ciddi bir faaliyet programı üzerinde çalışılmaktadır. Türk işadamlarının vize temini ve yatırım olanakları dahil, Yunanistan bakımından karşılaşmakta oldukları, ilişkilerin gelişmesini engelleyici uygulamaların giderilmesi, düzenlenen fuarlara sadece Türk işadamlarının değil, karşılıklı olarak azami ölçüde katılım sağlanması, iki ülke arasında ikili ve transit karayolu taşımacılığının tamamen serbestleştirilmesi, ortak turizm tesisleri kurmak ve ortak turlar düzenlemek yoluyla dünya turist akışının ülkelerimize daha fazla yönlendirilmesi, müteahhitlik ve müşavirlik firmalarının  iki ülkede ve üçüncü ülkelerde mevcut işbirliği potansiyelini kullanmaları, ticari ve ekonomik ilişkilerimizin daha da geliştirilmesi için kısa ve orta vadeli hedefler olarak belirlenmiştir.

İki ülke arasındaki ilişkilerin karşılıklı saygı, güven ve ortak çıkarlar doğrultusunda, istikrarlı ve dengeli bir şekilde geliştirilmesi konusunda, her iki ülkenin yöneticilerinde ve halklarında mevcut irade ve kararlılığın, sözkonusu hedeflerin de gerçekleşmesi bakımından uygun bir ortam teşkil ettiği düşünülmektedir.


(*)  Daire Başkanı, Ekonomik İşler Genel Müdürlüğü; Dışişleri Bakanlığı