SC:28 -;12 Temmuz 2007 Dışişleri Bakanlığı Sözcüsünün Bir Soruya Cevabı

 

SORU: Almanya’da onay süreci halen devam etmekte olan Göç Yasasındaki değişikliklerle ilgili yeni kanun hakkında Sayın Cumhurbaşkanımızın AFC Cumhurbaşkanı Köhler’e bir mektup gönderdiği söyleniyor. Bu konuda bilgi verebilir misiniz?

CEVAP: Sayın Cumhurbaşkanımızın Alman karşıtına bir mektup gönderdiği doğrudur. Bildiğiniz gibi, yabancılar ve göç mevzuatında öngörülen değişiklikleri ve onay sürecini, Almanya’da yaşayan vatandaşlarımız açısından arzettiği hassasiyet itibarıyla ilk günden bu yana dikkatle takip etmekteyiz.

Bu konudaki hassasiyetimizi çeşitli vesilelerle Alman tarafının dikkatine getirmiştik. Ancak girişimlerimizin yanı sıra Almanya’da yaşayan Türk Toplumunun görüş ve önerileri de dikkate alınmamış ve Yasa Federal Parlamentoda 14 Haziran 2007 tarihinde, Eyaletler Meclisinde ise 7 Temmuz 2007 tarihinde kabul edilmiştir. Yasanın yürürlüğe girebilmesi için Cumhurbaşkanı tarafından da onaylanması gerekmektedir.

Cumhurbaşkanımız mektubunda, iki ülke ve halkları arasındaki köklü ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkilerin en önemli unsurunu teşkil eden Almanya’daki 3 milyon Türk kökenli insanın Alman toplumuna uyum sağlamaları için sergilediğimiz ortak çabanın önemine dikkat çekmiş, son zamanlarda yaşanan çok sayıda Türk kökenli vatandaşımızın Alman vatandaşlıklarının iptal edilmesi, Türkçe anadil derslerine Alman tarafınca verilen desteğin kademeli olarak kaldırılması ve nihayet Göç Yasasında yapılan değişiklikler gibi olumsuz gelişmelerin vatandaşlarımız arasında haklı kuşku ve tereddütlere yol açtığını dile getirerek, yasanın yeniden değerlendirilmesi yönünde karar alınması halinde gerekli katkıyı sağlamaya hazır olduğumuzu vurgulamıştır.

Bildiğiniz gibi Almanya’daki bazı siyasi partiler, hukukçular, sivil toplum kuruluşları ve Türk çatı kuruluşları yasaya karşı olduklarını ilan etmişler, ve sözkonusu çatı kuruluşları, bugün yapılmakta olan İkinci Uyum Zirvesi’ni boykot etme kararı almışlardır.

Alman makamlarının diyalog çağrılarına biz de gönülden katılmaktayız. Ancak, diyalogun “bu hayati önemi haiz kararın 3 milyonluk bir kitleye empoze edilerek nasıl uygulanacağı aşamasında değil, karar alma aşamasında yapılmış olmasını” tercih ederdik.

Bütün bu olumsuz gelişmelere rağmen, Türk-Alman ilişkilerinin tarihten gelen özelliklerini göz önünde bulundurduğumuzda sağduyunun galip gelerek bu sorunun aşılacağını ümit ediyoruz.