Aziz Şehitlerimizin Muhterem Aileleri,
Saygıdeğer Konuklar,
Değerli Mesai Arkadaşlarım,
Yurtdışında ülkemizi büyük bir onur ve özveriyle temsil ederken şehit edilen Bakanlığımız mensuplarının, diğer kamu görevlilerimizin ve aile fertlerinin manevi huzurlarında saygıyla eğilmek için bir araya gelmiş bulunuyoruz.
Bildiğiniz gibi, 18 Mart Türk milletinin, vatanı üzerindeki varlığını kanının son damlasına kadar savunacağını dost ve düşman herkese bir kez daha hatırlattığı bir gündür.
Tarihimiz, bir şehitler tarihidir. Çanakkale şehitlerimizi, I. Dünya Savaşı’nda çeşitli cephelerde hayatlarını vatan savunmasında kaybedenler, işgal altındaki topraklarımızdan düşmanı atmak, yıkılmakta olan Osmanlı İmparatorluğu’nun temellerinden Anadolu’da Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmak için canlarını verenler, Soğuk Savaş yıllarının baskısı altında Kore’de, soydaşlarımızın canlarını korumak için Kıbrıs’ta şehit olanlar izlemiştir.
Bugün kanlı terör örgütü PKK ile mücadelemizde yine şehitlerimizin acılarını kalbimizde hissediyoruz.
Aziz Şehitlerimizin Muhterem Aileleri,
Değerli Mesai Arkadaşlarım,
1973-1994 yılları arasında Ermeni terör örgütlerinin 19 ayrı ülkede gerçekleştirdikleri menfur suikastlar neticesinde birçok değerli diplomatımız, kamu görevlimiz, diplomatlarımızın eşleri ve çocuklarının yanı sıra çok sayıda insanımız hayatını kaybetmiştir.
Ülkelerine şerefle hizmet ederken haince katledilen ve her biri bizler için son derece kıymetli olan arkadaşlarımzın acılarını bir kez daha yüreğimizin en derininde hissediyoruz. Vatan sevgisini ve görev bilincini kendi canlarından bile aziz tutan şehitlerimizin isimleri bugün Bakanlığımızın her köşesinde yaşatılmaktadır.
Şehitlerimizin dostları ve mesai arkadaşları kat ve kat güçlenmiş azim ve inançla görevlerine devam etmektedirler. Bayrak elden ele, nesilden nesile taşınmakta, ülkemize ve devletimize en üstün hizmetin çabası içinde gayret sarf edilmektedir.
Dışişleri Bakanlığı, şehitlerimizin aziz hatırasını ilelebet yaşatacaktır.
Değerli Mesai Arkadaşlarım,
Ülkemiz bulunduğu coğrafyanın zorlu ve olumsuz koşullarına rağmen barış ve güven ortamının tesis edilmesi için olağanüstü çaba göstermiştir, göstermeye de devam edecektir. Buna karşılık namlusunun ucunu insanımıza ve toprağımıza yöneltmiş olanlar bilmelidirler ki, bu hasmane tavırları bizi yıldırmamıştır, yıldırmayacaktır.
Vatan toprağı için, onuru için, çok büyük acılar çekmiş bir ülkenin Dışişleri Bakanı olarak bölgemizde ve dünyada barış ve güvenliği sağlamanın, terörizmle ortak mücadelenin, ne kadar elzem ve önemli olduğunu herkesin anlamasını diliyorum.
Biz geleneğinin temelinde hoşgörü olan bir milletiz. Bugün barışa, huzura, dostluğa herşeyden fazla ihtiyaç duyulan bir zamanda yaşıyoruz. Türkiye, tarihi ile barışık, ileriye olumlu bakan bir ülkedir. Bu anlayışla, ülkemiz Ermenistan’a, hafıza tortularını ve efsaneleri bir tarafa bırakarak, ortak tarihimizin tartışmalı dönemlerini bilimsel olarak, tarih ve arşiv bilimi ışığında incelenmesi ve değerlendirilmesi için Ortak Tarih Komisyonu kurulması teklifinde bulunmuştur. Türkiye, askeri arşivler dahil bütün arşivlerini araştırmacılara açmıştır.
Tarihi gerçeklerin araştırılması yerine üçüncü ülkelerin parlamentolarından asılsız iddialarına paralel kararlar çıkartmak, kendi inşa edilmiş hafızalarını Türkiye’ye aynen benimsetmeye çalışmak yanlıştır. Bu ne hakkaniyetle ne de gerçekçilikle bağdaşmaktadır.
Değerli arkadaşlar,
Türkiye’nin tarihi ve geleceği için, barış için, bağımsızlık için canlarını feda eden şehitlerimizin mirasına sahip çıkıyoruz, sahip çıkacağız.
Ülkemizin istikbali ve huzuru, birliği ve beraberliği adına terörizme karşı mücadelede hayatını kaybetmiş çocuklarımızı ve ayrıca gazilerimizi minnet ve saygıyla anıyorum.
Bu acı günde aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, çok fedakar ailelerine sabır ve metanet diliyorum.
Ruhları şad olsun!