#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Ali Babacan'ın Kosova Meclisi Genel Kurulu'nda Yaptığı Konuşma, Priştine, 13 Ocak 2009

Sayın Cumhurbaşkanı,
Sayın Meclis Başkanı,
Bağımsız Kosova Cumhuriyetinin Saygıdeğer Milletvekilleri,
Kordiplomatiğin Sayın Temsilcileri,
Değerli Kosovalı Yetkililer,
Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler,

Kosova Cumhuriyeti Meclisi’nde, bu saygın kurumun çatısı altında, bugün sizlerle beraber olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bu vesileyle, genç Kosova Cumhuriyeti ve halklarına daha iyi bir gelecek ve refah dilerken, bağımsızlığınızı en içten dileklerimle yeniden kutlarım.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı olarak bana bu fırsatı tanıdığınız için, sizlerle bugün bir arada olduğum için yüce Meclisinize şükran duygularımı da sunmak isterim.

Bağımsız genç Kosova Cumhuriyetinin, ülkenin tüm unsurlarını kucaklayıp bünyesinde barındıran Yüce Meclisinden Kosova halkına seslenebilmek benim için gurur verici ve tarihi bir vesileyi oluşturmaktadır.

Sayın Başkan,
Değerli Milletvekilleri,

Bölgenin diğer halklarıyla olduğu gibi, Kosova’da yaşayan halklarla da uzun bir dönem ortak bir tarihi ve kaderi paylaştık. Kosova’nın Türkiye açısından taşıdığı önem, bu ortak geçmişten kaynaklanan kültürel ve beşeri bağlarımıza dayanmaktadır.

Bildiğiniz üzere, Kosova’da bugün sayıları azımsanmayacak bir Türk toplumu vardır. Türkiye’de ise çok sayıda kökleri Kosova’da olan vatandaşlarımız vardır. Bu bağlantı, bizi, Kosova meselesine başından beri yakın bir ilgi göstermeye sevk eden hususların başında yer almıştır.

Türkiye, Balkanlar’da barış ve istikrarın muhafaza edilmesine bir dış politika önceliği olarak ve aynı zamanda da bir insani konu olarak her zaman büyük önem atfetmiştir.

Batı Avrupa’da, değişik dönemlerde gelişen çeşitli düşünce akımlarından etkilenen Balkanlar günümüzde bir denge arayışı içerisindedir.

Bölgemizde, tarih boyunca çeşitli etnik grup, din ve kültürlerin “yanyana” değil, “iç içe” yaşamış olduğunu mutlaka göz önünde bulundurmamız gerekmektedir. Bu gerçeğin doğurduğu fırsatları olumlu yönde kullanabileceğimize biz gönülden inanıyoruz.

Bunu da Türkiye, savaş sırasında sarf ettiği diplomatik çabalar ve çeşitli dönemlerde ortaya koyduğu işbirliği projeleriyle kanıtlamıştır.

Bu anlayıştan hareketle, bize göre Kosova’nın huzur ve refahı aynı zamanda Balkanlar’ın ve Avrupa’nın istikrarı anlamına gelmektedir.


Sayın Başkan,
Değerli Milletvekilleri,

Uluslararası toplumla uyum içerisinde hareket eden Türkiye Cumhuriyeti, Kosova Meclisi’nin 17 Şubat 2008 tarihinde aldığı bağımsızlık kararı ve bağımsızlık bildirgesinin muhtevasında ifadesini bulan hür iradeye saygı çerçevesinde Kosova Cumhuriyeti’ni tanıma kararı almıştır.

Bu vesile ile bir hususu da özellikle vurgulamak istiyorum. Yüce Meclisiniz bu çatı altında 17 Şubat tarihinde Kosova ulusunun kaderini çizecek bağımsızlık kararını alma yönünde toplandığı anda, bununla ilgili görüşmeleri yaptığı dakikalarda, aynı şekilde Ankara’da da biz Dışişleri Bakanlığımız çatısı altında bütün heyetimizle beraber toplantı halindeydik. Ve buradan hem canlı yayından hem de bizzat arkadaşlarımızın telefonla bizle kurdukları bağlantı vesilesiyle dakika dakika gelişmeleri izliyorduk. Ve biz de açıkçası Bakanlığımızda arkadaşlarımızla beraber benzer duygularla, kalben aslında buradaydık, sizlerle beraberdik. Heyecanınızı hissiyatınızı içimizde hissederek burada, 17 Şubat tarihindeki toplantıyı izledik.

Kosova’nın bağımsızlık ilanını bizimle birlikte bütün dünya da aslında büyük ilgi ve heyecan ile izledi.

Bağımsızlık ilanınızın, tüm dünyanın göz önünde cereyan eden insanlık trajedilerinin yaşandığı ve çağımıza yakışmayan haksızlıkların ortaya konduğu bir sürecin kaçınılmaz bir sonucu olduğunu da düşünüyoruz.

Medeniyet seviyesinin çağımızda ulaştığı düzeyde, vicdanlarımızın bu tür acıları kabul etmesi artık mümkün değil. Bu açıdan Kosova’nın bağımsızlık ilanına giden süreçte yaşanan acılar hepimiz için, tüm Balkanlar için ve insanlık için bir ders olmalıdır.

Ülkelerin iç ve dış sorunlarını gidermek için tüm zorluklara karşın diplomatik çözüm yollarından vazgeçmemeleri çağımızın bir gereğidir. Biz dış politikamızda sorun çözmek için temel aracın hep diplomasi olduğunu söyledik. Siyasi diyalogdan başka çözüm yolları aramanın son derece riskli olduğunu hep söyleyegeldik. Kaldı ki bugün şöyle bir bakacak olursanız Türkiye’nin diplomatik çabalar gösterdiği bölgelere, coğrafyalara bir bakacak olursanız, pek çok sorun vardır. Ve bugün hatta bu saatlerde, bu dakikalarda Gazze’de yaşananlar kuşkusuz hepimizi için son derece kaygı vericidir. O sorunun çözümü için de biz diplomasinin temel bir yol olması gerektiğini söyledik. Şu anda arkadaşlarımız arazide. Başkentler arasında mekik dokuyarak mümkün olan en kısa zaman içinde bir ateşkes sağlamanın çabası içindeler. Ve ben burada sizlerle beraberken bir yandan da Gazze’deki acıların dinmesi için yoğun bir diplomatik faaliyet, yoğun bir siyasi faaliyet içinde bulunuyoruz.

Biz günümüzün liderlerinin büyük sorumluluk sahibi olduklarını düşünüyoruz. Ve basiretli liderlikle sorunların aşılmasının, sorunların çözümünün gerektiğini düşünüyoruz. Aksi halde farklı bir liderlik tutumunun yol açtığı insanlık trajedilerinin uluslararası toplum tarafından kabul edilmesinin de pek mümkün olmadığını düşünüyoruz.

Bu tür trajedilerin önüne geçilmesi Kosova’da olduğu gibi ancak uluslararası toplumun ortak iradesi ve kararlılığı ile mümkün olabilecektir. Uluslararası toplumun tek vücut olarak insanlık dramlarına, insanlık trajedilerine dur demesi gerekmektedir. Hiç kimse vahşete tolerans göstermemelidir. Hiç kimse insanlık trajedileri karşısında, bekleyelim, görelim dememelidir. Belki bunun ne demek olduğunu, bu acının, bu çaresizliğin ne demek olduğunu en iyi anlayacak topraklardan birisi de Kosova’dır.

Sayın Başkan,
Değerli Milletvekilleri,

Kosova halkının bu tarihi bağımsızlık kararını, Kosova Meclisi ve yönetimi ile birlikte ve uluslararası toplumla uyum içinde alması takdire şayan, örnek bir gelişmeyi oluşturmuştur.

Türkiye, geçmişte büyük acılar yaşamış Balkanlar’da artık kalıcı barış anlayışının hakim olmasına önem vermekte, Kosova’nın bağımsızlığının, bölge ülkeleri arasındaki istikrar ve güven ortamının takviyesi için de vesile teşkil etmesini temenni etmektedir.

Bugün gelinen aşamada Kosova Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğü ve istikrarı, Balkanlar’da ve Avrupa coğrafyasında barışın muhafazası bakımından uluslararası toplumun üzerinde hassasiyetle durması gereken bir hususu oluşturmaktadır.

Türkiye, Kosova’da, çoğulcu demokrasi, hukukun üstünlüğü, evrensel insan haklarına ve azınlık haklarına saygı gibi çağımızın temel değerlerinin yerleştirilmesi ve geliştirilmesi gerektiğine inanmaktadır. Ayrıca, Kosova ile komşuları arasında da karşılıklı güven ve işbirliği ortamının zaruret teşkil ettiği görüşündeyiz.

Kosova Cumhuriyeti’nin milletler ailesinin, bölgesel barış ve istikrara katkıda bulunan sorumluluk sahibi bir üyesi olarak tüm komşularıyla iyi ve dostane ilişkiler kurma doğrultusundaki tutumunu destekliyoruz. Özellikle Kosova’nın bağımsızlık bildirgesinde Sırbistan ile ilişkilerin dostluk ve işbirliği temelinde yürütüleceğinin ifade edilmesi de ayrıca memnuniyet vericidir.

Balkan uluslarının geçmişin esiri olmadan, ancak tarihten gerekli dersleri de çıkararak, yaralarını sarması ve yeni bir barış ortamı tesis etmesinin, tüm bölge ülkelerinin işbirliğini öne çıkaran bir dayanışma gerektirdiğine inanmaktayız. Balkanlarda sağlanacak genel istikrar ve refah kuşkusuz tüm insanlığın ve yakın bölgesi Avrupa’nın yararına olacaktır.

Kosova dâhil tüm bölge ülkelerinin Avrupa-Atlantik yapılarıyla entegrasyonunu yürekten desteklediğimizi ben burada özellikle ifade etmek isterim. Bu zor hedefe ulaşılması, işleyen ve etkin devlet kurumları oluşturarak, geçmişin ağır yükünden arınmış bilinçli nesiller yetiştirerek ve çevresiyle diyalog içerisinde olarak mümkün olabilecektir. Bu ortamın yaratılmasında başlıca sorumluluğun da bölge ülkelerine ait olduğunun unutulmaması gerekmektedir.

Bu hedef hiç kuşkusuz tüm bölge ülkelerinin vizyonunu genişleterek ortak bir ülküye yönelmesi ve Balkanları adeta bir dostluk, dayanışma ve kardeşliğin egemen olduğu zemine çevirmesiyle mümkün olabilecektir.

Balkanlar farklı etnik kökenlerin farklı din ve mezheplerin birarada iç içer yaşadığı bir coğrafyadır. Bu farklılıkları ne zaman biz bir zenginlik olarak görmeye başlarsak, ne zaman çokkültürlülüğü temel bir güç kaynağı olarak görmeye başlarsak o zaman Balkanlarda kalıcı bir barışı ve kalıcı bir huzuru sağlayabileceğimize inanıyoruz. İşte bu açıdan özellikle Balkan ülkelerinin Avrupa Birliği yönelimini biz çok önemsemeliyiz. Avrupa Birliği şu anda 27 ülkeden oluşan ve kendi içinde pek çok farklılıkları barındıran bir yapıdır. Farklı etnik özellikler, farklı ırklar, dinler, diller, ancak bu farklılıkları bir arada bulunduran ortak değerler, ortak ideallerle ayakta durabilir. Bir bakıma şöyle bir 2. Dünya Savaşına dönüp bakacak olursak milyonlarca insanın öldüğü zenginliklerin de kıyasıya savaşan ülkelerin bir araya gelip oluşturdukları bir barış projesidir. İşte bu barış projesinin Balkanları da içine alacak şekilde genişlemesi, Balkanların uzun vadedeki istikrarı ve güvenliği açısından son derece önemlidir. Biz de Türkiye olarak Avrupa Birliği sürecinde ilerliyoruz. Avrupa Birliğine aday olan ve adaylıktan ileride katılımcı ülke statüsüne sahip olan biz ülkeyiz. Ve biz 27 ülkeyle yaptığımız temasların hepsinde istisnasız olarak Balkan ülkelerinin mutlaka ve mutlaka Avrupa Birliği perspektifi içerisinde yer alması ve Avrupa Birliği genişlemesinin Balkan Ülkelerini de içine alacak şekilde devam etmesinin şart olduğunu söyledik. Avrupa Birliği ne zaman içine kapanırsa ne zaman bu kadar artık genişleme dursun derse işte o zaman kendi gücünden de bir şeyler kaybetmeye başlayacaktır. Avrupa Birliğini güçlü kılan aynı zamanda bu genişlemenin devamıdır ve genişlemenin devamı, açık kapı politikası, aslında Avrupa Birliğini çevreleyen bölgeler için de önemli bir istikrar ve huzur kaynağıdır. Dolayısıyla Balkan Ülkelerinin tümünde olduğu gibi Kosova’da da bu perspektifin olması, Kosova’nın Avrupa Birliği ile olan ilişkilerini gittikçe sağlamlaştırması ve ümit ederiz ki, malum beş ülke daha var, o noktayı da aştıktan sonra Avrupa Birliğiyle çok daha farklı bir yapısal ilişki içerisine girmesi önem taşımaktadır.

Sayın Başkan,
Değerli Milletvekilleri,

Ortak bir tarihi, kültürü ve gelenekleri paylaşan Türkiye ve Kosova geçmişteki zor günlerde olduğu gibi bundan sonraki dönemde de yine beraber olacaktır. İyi bir diyalog içerisinde olacaktır ve güçlü bir dayanışma içerisinde olacaktır. Türkiye Kosova’ya her alanda destek vermeye devam edecektir. Bundan hiç kimsenin en ufak bir şüphesi olmasın.

Kısa zamanda ülkelerimiz arasında diplomatik ilişkiler tesis edilmiştir. Bu, hemen bağımsızlığı takip eden birkaç gün içerisinde tamamlanmıştır. Priştine’deki temsilciliğimiz Büyükelçilik düzeyine çıkarılmış ve Kosova Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçiliği’nin faaliyete geçmesi de gerçekleşmiştir.

Kosova’nın ekonomik ve sosyal kalkınmasını tamamlayarak uluslararası toplum içinde hak ettiği yeri alması başlıca dileğimiz ve beklentimizdir.

Bu yönde, işbirliğimizin tüm alanlarını kapsayacak şekilde tamamlanacak anlaşmalarla ilişkilerimizin hukuki zemininin de güçlendirileceğine inanıyoruz.

Meclis Başkanı Sayın Jakup Krasniqi, Meclis Başkanlık Divanı üyeleriyle birlikte Ocak ayı başında Türkiye Büyük Millet Meclisimizi ziyaret etmiştir. İki yüce Meclis arasındaki bu ilk resmi temasın, kökleri tarihe dayanan işbirliğimize yeni bir ivme kazandıracağı da muhakkaktır.

TBMM’de Türkiye-Kosova Dostluk Grubu kurulmuştur ve bu Dostluk Grubuna ilgi gerçekten yüksek olmuştur. Çok sayıda milletvekilimiz bu Dostluk Grubuna üye olmuştur. Bu durum, Kosova’ya verdiğimiz önemin ve Kosovalılara beslediğimiz muhabbet duygularının da ayrı bir göstergesidir.

Bildiğiniz üzere, Kosova’nın kalkınması yönünde, önümüzdeki üç yıllık bütçe planlamaları göz önünde bulundurularak, uluslararası toplumun Kosova’ya yapacağı destek, Bağışçılar Konferansı’nda, Donörler Konferansında ele alınmıştır ve Türkiye bu çerçeve içerisinde de, Bağışçılar Konferansı çerçevesi içerisinde de Kosova’ya belli bir destek taahhüdünde bulunmuştur.

Bu çerçevede, süre giden diğer yardımların yanı sıra sözkonusu taahhüdümüzü tüm Kosova sathında, eğitim, sağlık ve altyapı projelerine yönlendirmeyi öngörmekteyiz.

Öte yandan, Kosova’nın yeni döneminde Türk yatırımcılarının Kosova’ya yönelik ilgilerinin de gitgide arttığını memnuniyetle gözlemlemekteyiz.

Esasen, bu ziyaretimde bana refakat eden heyette çok sayıda işadamının bulunması da Türkiye’den Kosova’ya olan ilginin belki de en somut göstergesini teşkil etmektedir.

Bu bağlamda önümüzdeki dönemlerde de Kosova’nın önde gelen ticaret ortaklarından biri olmayı sürdüreceğimize inandığımızı da burada özellikle ifade etmek istiyorum. Ticaret hacmimiz, 2007 yılından 2008 yılına şöyle bir baktığımızda iki kattan fazla artmış durumda ve Türkiye şu anda Kosova’nın en büyük ticaret ortakları arasındadır. Ayrıca Türkiye’den Kosova’ya doğrudan yatırımların da biz önümüzdeki dönemde gittikçe artmasını bekliyoruz. Şu anda belki sadece bir başlangıç diyebileceğimiz bazı Türk şirketlerinin Kosova’ya yatırımları gerçekleşmiş durumda, ancak bundan sonraki dönemde biz bunu artmasını bekliyoruz ve işadamlarımızı da Kosova’yla daha çok ticaret yapmaları ve Kosova’ya daha çok yatırım yapmaları yönünde teşvik ediyoruz.

Bugün öğleden sonra iki önemli anlaşma imzalayacağız. Bunlardan bir tanesi ülkelerimiz arasındaki stratejik işbirliğini bir çerçeveye oturtacak bir anlaşma ve ilişkilerimizin bütün yönlerini kapsayan bir anlaşma. Bir diğer anlaşma da Vize Muafiyet Anlaşması, yani Kosova Cumhuriyeti vatandaşlarının herhangi bir vize yükümlülüğü olmadan pasaportlarını ceplerine koyup Türkiye’yi rahatça ziyaret etmelerini ve yine Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da vizesiz bir şekilde Kosova’ya gelebilmelerini sağlayan anlaşmayı da bugün imzalıyoruz. Bu da iki halkın, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ve Kosova Cumhuriyeti vatandaşlarının birbirleriyle olan yakınlığını daha da artırmak için önemli bir vesile, önemli bir imkân sunacaktır.

Biliyorsunuz ülkemiz 1999 yılından itibaren KFOR ve UNMIK nezdinde görev yapan asker, polis ve uzmanlarımız vasıtasıyla da Kosova’ya güvenlik alanında da katkıda bulunmuştur. Bu konuda ayrıca polis eğitim programları vardır. Bu da bundan sonraki dönemde de memnuniyetle devam edeceğimiz bir programdır.

Eğitim konusu da yine ülkelerimiz arasında çok önem verdiğimiz bir konudur. Her sene yaklaşık 100 kadar Kosovalı öğrenciye devlet bursu imkânıyla Türkiye’de eğitim görme imkânı veriyoruz ve bu öğrenciler mezun olduktan sonra iki ülke arasında çok önemli kalıcı köprüler oluşturulmasında faydalı oluyorlar. Gittikçe artan sayıda Kosovalı gencin Türkiye’de eğitim görmesi, bizim çok önem verdiğimiz bir konudur, ancak bunun bir adım ötesine giden ayrıca bir proje var. Benim de mezunu olduğum ve Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birisi olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Kosova’da bir kampus inşa etmeyi planlıyor ve bu girişim gerçekleştiğinde Kosova’yı da ayrıca bir cazibe merkezi haline getirecektir. Yani sadece Kosova için değil, bölge için eğitim konusunda Kosova’yı bir cazibe merkezi haline getirmek açısından bunu da önemli buluyoruz ve bu konuda da bizim Hükümet olarak desteğimiz, bu projenin gerçekleşmesi konusunda tamdır.

Sayın Başkan,
Değerli Milletvekilleri,

Kader ortağınız Kosovalı Türkler, ülkenin siyasi hayatına olumlu katkılarda bulunmaktadır. Kosova Devletinin geleceğine daima her platformda samimi bir şekilde destek vermektedirler.

Kosova’da Türk toplumunun mevcudiyeti ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin ve mevcut bağın daha da güçlendirilmesinde de önemli bir rol oynamaktadır.

Halihazırda Kosova Hükümetinde bir bakan ve bu Yüce Meclisin çatısı altında da üç milletvekiliyle temsil edilen Türk toplumunun, Ahtisaari planıyla garanti altına alınan çok etnili, çok kültürlü Kosova için olumlu bir örnek teşkil ettiğini ben burada özellikle ifade etmek istiyorum.

Bu bağlamda, Kosova yönetiminin Türkçenin ve diğer azınlık dillerinin kullanımı hususunda atmış olduğu adımlardan duyduğumuz memnuniyeti de bilhassa burada dile getirmek istiyorum. Gerçekten Devlet Başkanı, Bakanlar bu konuda çok büyün destek vermişlerdir, özel hassasiyet göstermişlerdir ve bunu da Türkiye Cumhuriyeti olarak önemsediğimizi burada arzetmek istiyorum.

Türkiye-Kosova dostluğu güçlenerek gelişecektir. Evvelce de belirttiğim gibi, Türk ve Kosova halkları tarihten gelen bağlarla zaten birbirlerinin kardeşidir.

Bu vesileyle, bugün öğleden sonra mevkidaşım Sayın Hüseyni ile beraber olacağız, bahsettiğim anlaşmaları imzalayacağız ve ayrıca ilk defa Türkiye-Kosova İş Konseyi’ni toplayacağız. Bugün zaten gün boyu, benimle beraber gelen işadamları Kosovalı karşıtlarıyla beraber oldular, toplantılar düzenlediler ve katılacağım bu İş Konseyinin özellikle işadamlarımız arasındaki ilişkilerin yapısal bir çerçevesini oluşturacağını ben bu vesileyle buradan ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan,
Değerli Milletvekilleri,

Sözlerime son verirken, Yüce Kosova Meclisine bana bu fırsatı verdiği için teşekkürlerimi ve iyi dileklerimi bir kez daha sunmak istiyorum.

Kosova halkı geçmişte karşılaştığı büyük badireleri ortak azim ve iradesi ile aşarak, günümüzde genç ve demokratik bir Cumhuriyeti idrak etme başarısına erişmiştir.

Kosova Devletinin samimi ve yapıcı bir yaklaşımla başta komşuları olmak üzere bölge ülkeleri ve uluslararası toplum ile olumlu ilişkiler geliştirmesinin bir zaruret teşkil ettiğini burada bir kez daha vurgulamak istiyorum. Bu, Kosova’nın önünü açacaktır ve uluslararası toplum içinde hak ettiği yeri almasını da sağlayacaktır. Kosova’nın bu yolda başarı göstereceğine olan inancımız tamdır.

Türk halkının ve üyesi olduğum Türkiye Büyük Millet Meclisinin en içten esenlik dileklerini tekrar iletmek istiyorum ve Kosova halkını temsil eden sizlere, yüce Kosova Meclisine en derin saygılarımı sunuyorum.