Sevgili Konuklar, Aramızda bulunan çok değerli Müftülerimiz, çok değerli Milletvekilleri,
Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı sıfatıyla Yunanistan’a yaptığım ilk ziyaret dün başladı. Bugün öğlene kadar Atina’daydık. Öğleden sonra da sizlerle burada beraberiz. Bu ziyarette oldukça geniş bir işadamı heyeti de bize eşlik ediyor. Aramızda TOBB’un Başkan Vekili, DEİK Eş Başkanı, DEİK’ten yönetici arkadaşlarımız ve aynı zamanda Türkiye’den bizlere eşlik eden genişçe bir basın mensubu grubu da var. Gördüğünüz gibi Batı Trakya’ya oldukça kalabalık bir heyetle geldik.
Öncelikle şunu bilmenizi istiyorum: bizim gönlümüz, kalbimiz her zaman sizlerle. Buradaki sıkıntıları biliyoruz. Sorunları biliyoruz. Son yıllarda Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin daha iyiye doğru gitmesinin olumlu sonuçlarını buralarda da göreceğiz. Türkiye ile Yunanistan arasındaki işbirliği çok çeşitli alanlarda ilerliyor. Bir diyalog ve işbirliği süreci başlatmış durumdayız. Biz bu ilişkileri daha da ileriye götürecek iradeye sahip bir hükümetiz. Ben bunu burada özellikle belirtmek istiyorum.
Sadece ekonomik ilişkilerden örnek vermem gerekirse, geçtiğimiz yıl Yunanistan ile Türkiye’nin ticaret hacmi bir önceki yıla oranla %42 artarak 2 milyar Euro’ya ulaşmıştır. Hedefimiz 2010 yılına kadar bunu 5 milyar Euro’ya çıkartmaktır. Bir de doğalgaz boru hattının açılışını yaptık. Bu, iki ülkeyi birbirine bağlayan bir doğalgaz boru hattıdır. Yunanistan’dan gittikçe artan sayıda işadamı Türkiye’ye yatırım yapıyor. Bugün tam 294 Türk firmasına Yunan işadamları tarafından yatırım yapılmıştır. Yunanistan’dan Türkiye’ye yapılan yatırımların toplam miktarı 4 milyar Euro’yu geçmiştir. Tabii biz, özellikle kendi iş adamlarımız gelsinler, Yunanistan’ın her yerinde yatırım yapsınlar istiyoruz. Batı Trakya’ya yatırım yapsınlar ve burada iş imkânları oluştursunlar diyoruz. Çalışınca, emek harcayınca mutlaka ki fırsatlar bulunacaktır, imkânlar doğacaktır. Beraber nasıl daha çok iş yapılabileceği üzerinde çalışırsak, bunun mutlaka olumlu sonuçları alınacaktır.
İki ülke arasındaki işbirliği ve diyalog süreci ve bu karşılıklı güvenin artması sizlerin refah seviyesine ve yaşam koşullarınıza da mutlaka olumlu şekilde yansıyacaktır. Kaldı ki şu son yıllarda, Yunanistan hükümetinin yapmış olduğu ve sadece belki ilk adım olarak, ilk başlangıç adımları olarak görmemiz gereken bu açılımlar, Türkiye ile Yunanistan arasındaki diyalogun iyiye doğru gitmesinin sonucudur. Bunu özellikle ifade etmek istiyorum.
Çok değerli soydaşlarımız, Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler,
Yunanistan ile iyi komşuluk ilişkilerimizde sağlam ilerlemenin birçok sorunun çözümü konusunda, henüz yeterli ilerleme sağlanamamış olsa da, mutlaka gün gelecek olumlu sonuçlarını alacağız. Bundan bizim kuşkumuz yok. Biz, Atina ziyaretimizde de açıkçası sizlerin yaşadığı sıkıntıları, karşı karşıya olduğunuz sorunları toplantılarımızda açıkça dile getirdik.
Yunanistan bugün AB’ne tam üye olan bir ülkedir. AB, bir değerler bütünüdür. Yani AB dendiğinde, AB’nin kriterleri var. Bir ülke AB’ne üye olmak istiyorsa, ki Türkiye olarak biz bu süreçteyiz, özellikle temel haklar ve hürriyetler konusunda AB’nin ilkelerine uyum sağlamalıdır. Bizim beklentimiz, nasıl Türkiye kendi içinde pek çok reformu gerçekleştiriyorsa, bu konularda sürekli açılım yapıyorsa, ki bu reformları müzakere sürecinde yapan bir ülkeyiz biz, AB’ne tam üye olan bir ülke de, istisnasız olarak tüm vatandaşlarına işte bu hak ve özgürlükleri sağlamak durumundadır. Bu aynı zamanda Lozan Antlaşması’ndan gelen bir hukuki yükümlülüktür. Yunanistan ile Türkiye’nin bu konularda karşılıklı hukuki yükümlülüğü vardır. Muhataplarımıza “AB kriterlerini ele alalım, bu ilkeleri, kuralları, temel hak ve özgürlükler konusundaki AB’nin ruhunu Batı Trakya dâhil tüm Yunanistan’da yaşayanlara uygulayın, bir de Lozan Antlaşmamız var, onun da gereğini yapın” diyoruz. Bunların da çok haklı talepler olduğunu düşünüyoruz.
Bildiğiniz gibi, Türkiye’de kamuoyu Batı Trakya’daki soydaşlarımızın sorunlarına çok büyük bir hassasiyetle yaklaşmaktadır. Türkiye’de de çeşitli nedenlerle doğdukları bu toprakları terk etmiş olan çok sayıda Batı Trakyalı soydaşımız var. Sizlerin azınlık hakları bağlamındaki talep ve beklentilerinizi hükümetimiz ve Türkiye’de çok geniş bir kamuoyu bilmektedir, farkındadır ve bu konuların üzerinde de hassasiyetle durmaktadır. Sizler sabır ve itidal içinde hareket ederken, biz de bu sorunların çözüm yolunu kuşkusuz arayacağız, uğraşacağız, çalışacağız. Bu arada, sizler de kendi haklarınızı arama konusunda önemli adımlar atabilirsiniz. Bakın AİHM’de gittikçe artan sayıda dava söz konusudur ve bu davalar çoğunlukla soydaşlarımızın lehine sonuçlanmaktadır. Bugünün dünyasında, hele AB’ne üye olan bir ülkede de hak aramanın da yollarını bilmek gerekiyor ve bunun peşinde olmak gerekiyor.
Bölgenin ekonomik durumu ve kalkınması konusunda, azınlığın hayat standartlarının yükseltilmesi konusunda işbirliğine hazır olduğumuzu anlattık. Dünkü Atina temaslarımızda bunu açıkça dile getirdik. Tabiatıyla bölgenin kalkınma ve ilerlemesi için sizlerin de çabası büyük önem taşıyor. Özellikle azınlığımızın, soydaşlarımızın önünde yeni ufukların açılabilmesi için girişimci ruhun gençlere aşılanması gerekiyor. Yeni iş alanları, yatırımlar, ticaretin geliştirilmesi, aile ekonomisine tüm aile bireylerinin katkıda bulunması burada çok önem taşımaktadır. Bu çerçevede, aynı zamanda AB’nin finansman imkânlarından da yararlanmak büyük önem taşımaktadır. Tabii bu projeleri oluşturmada, bu projeleri AB’ne sunmada da kuşkusuz bu konuyu bilen, bu konunun içinde olan arkadaşlarınızın sizlere yardımcı olmaları gerekiyor.
Bir yandan bizi biz yapan değerleri, kültürümüzü, manevi değerlerimizi, kültürel değerlerimizi, dilimizi koruyacağız; bu değerleri çocuklarımıza küçük yaştan itibaren öğreteceğiz, ama öte yandan da bu ülkenin vatandaşlığının bir sonucu olarak da bu ülkede nasıl herkes kendi başına, tek tek yaptığı işte başarılı olabilir bunun arayışında olacağız. Bugün iki Milletvekiliniz sizlerin temsilcisi olarak Atina’da. Bu çok önemlidir. Bir önceki dönemde bir Milletvekili vardı, bu dönem neredeyse üç oluyordu, ama kıl payı iki oldu. Belki bir dahaki sefer durum değişir. Bu çok önemlidir, bu ülkenin hukuku çerçevesinde, bu ülkenin siyaset mekanizmasında yer almak sorunların çözümünde büyük önem taşımaktadır.
Ben bugün Celal Bayar Lisesi’ne uğradım. Havaalanından önce oraya gittik. Herkesin; kendi ideali ne ise, hangi mesleği seçecekse, o meslekte en başarılı olması için hedef koymasının gerektiğini; böylelikle tüm dünyanın Yunanistan’da örneğin çok başarılı Türk hekimler, çok başarılı Türk siyasetçiler, çok başarılı Türk mühendisler bulunduğunu görmesi gerektiğini söyledim. İşte bunu yakalamamız gerekmektedir.
Eğitim deyince kuşkusuz bazı sorunlar var, bunun farkındayız. Okul öncesinden başlamak üzere, anadilin eğitimi, öğretimi çok büyük önem taşıyor. Bu, aynı zamanda temel bir haktır. Kuşkusuz anadil, Türkçe öğrenirken bunun yanında Yunanca öğrenilmesi çocuklarımızın ilerideki dönemde başarısında büyük önem taşımaktadır. Eğer o konuda sıkıntılar olursa, o zaman da bakıyorsunuz ileri dönemde üniversiteye girme sıkıntısı oluyor. Okul bitse iş bulma sıkıntısı oluyor. Bunları da kuşkusuz aşmamız gerekiyor.
Batı Trakyalı soydaşlarımızı Yunanistan ile Türkiye arasında bir dostluk köprüsü olarak görüyoruz, iki ülke arasında o özel bağı kuran kişiler olarak görüyoruz. Yine soydaşlarımızın kendi kimlikleri ve kendi kurumlarıyla Türk-Yunan dostluğunun temelinde sağlam bir harç olması gerektiğine inanıyoruz. Sizler de bir yandan demokrasinin sunduğu imkânlardan yararlanarak kimliğinizi, kültürünüzü mutlaka muhafaza etmeli, ama diğer yandan da iyi birer vatandaş olarak refah ve istikrar için çaba göstermelisiniz.
Bir diğer konu atanma, seçilme konusudur. Bunu da biz her platformda dile getiriyoruz. Olması gerekeni muhataplarımıza iletiyoruz, görüşüyoruz. Yine Türk kimliği ile ilgili, Türk kelimesiyle ilgili sorunlar var. Bunun da farkındayız ve bundan artık korkmaya hiç olmadığını söylüyoruz. Türk sözcüğü açık açık olmalı, kullanılmalıdır. Korkunun hiçbir faydası yok. Türk kelimesini kullandırtmamakla, yazmamakla siz o kimliği yok edemezsiniz ki... İşte sizler, yüz binin üzerindeki soydaşımız buradasınız. Kendi kültürünüzle, inançlarınızla yaşıyorsunuz. Dilinizi konuşuyorsunuz. Bu konularda çok daha rahat olunması gerektiğini düşünüyoruz. Hele AB’ne üye olan bir ülkede, bu konuların sorun dahi olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Adım atılmasını bekliyoruz. Biz diyalogla, iletişimle çözülemeyecek sorun olmadığını düşünüyoruz. Örneğin Kıbrıs konusunda 2004’te Başbakanımız söz verdi ve “biz hep bir adım önde olacağız ve asla masadan kalkan taraf olmayacağız” dedi. Ve Türkiye sözünde durdu. Biliyorsunuz 2004 yılında Kıbrıs davasında çok farklı bir noktaya geldik.
Daha rahat bir zamanda, daha geniş bir zamanda ve belki de sorunlar bir miktar daha çözüldükten sonra tekrar sizlerle tekrar beraber olmayı gönülden arzu ediyorum.
Hepinize tekrar saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum.