Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan ile Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu'nun Devir Teslim Vesilesiyle Yaptıkları Konuşmalar, 2 Mayıs 2009 Bakanlığımızın 89. Kuruluş Yıldönümü Vesilesiyle Sayın Bakanımızın Tüm Teşkilata Mesajı, 2 Mayıs 2009 Dışişleri Bakanı Sayın Ali Babacan’ın TBMM Genel Kurulunda Yaptıkları Konuşma (29 Nisan 2009) Dışişleri Bakanı Sayın Ali Babacan'ın, Medeniyetler İttifakı İkinci Forumu Çerçevesinde Yüksek Temsilci Sampaio ve İttifakın Eş sunucusu İspanyol Dışişleri Bakanı Miguel Moratinos ile Birlikte Düzenlediği Ortak Basın Toplantısındaki İfadeleri, İstanbul, 7 Nisan 2009 Dışişleri Bakanı Sayın Ali Babacan'ın Özel Sektör ve Ekonomik Kalkınma Enstitüsü'nün Açılışı Vesilesiyle Yaptıkları Konuşma, Ankara, 2 Nisan 2009 Dışişleri Bakanı Sayın Ali Babacan'ın 18 Mart Şehitler Günü Münasebetiyle Düzenlenen Törende Yaptıkları Konuşma, 18 Mart 2009 Dışişleri Bakanı Sayın Ali Babacan'ın NTV'ye Verdiği Mülakat, Ankara, 10 Mart 2009 Dışişleri Bakanı Sayın Ali Babacan'ın Deik/Taik Tarafından Düzenlenen Öğle Yemeğinde Yaptıkları Konuşma Ve Yöneltilen Sorulara Cevapları, İstanbul, 25 Şubat 2009 Dışişleri Bakanı Sayın Ali Babacan'ın Kosova Meclisi Genel Kurulu'nda Yaptığı Konuşma, Priştine, 13 Ocak 2009 Dışişleri Bakanı Sayın Ali Babacan'ın AB Başmüzakerecilik Görevinin Devir-Teslimi Vesilesiyle Düzenlenen Basın Toplantısında Yaptığı Konuşma, Ankara, 11 Ocak 2009 Dışişleri Bakanı Sayın Ali Babacan'ın BM Güvenlik Konseyi'nde Gazze'deki Duruma İlişkin 1860 Sayılı Karar'ın Kabulünden Sonra Yaptığı Açıklama, New York, 8 Ocak 2009 Dışişleri Bakanı Sayın Ali Babacan'ın BM Güvenlik Konseyi Toplantısında Yaptığı Konuşma, New York, 6 Ocak 2009 Dışişleri Bakanlığı Ve Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Bütçesinin TBMM Genel Kurulu’nda Görüşülmesi Vesilesiyle Sayın Bakanın Yaptığı Konuşma, 23 Aralık 2008 Sayın Bakanımızın AB Üyesi Ve AB’ne Aday Ülkelerin Büyükelçilerine Verdiği Çalışma Yemeği Öncesinde Yaptığı Açılış Konuşması, 16 Aralık 2008 Sayın Dışişleri Bakanımız Tarafından 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü Vesilesiyle Yayınlanan Mesaj Afganistan İslam Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti Ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları Arasında Gerçekleştirilen İkinci Üçlü Zirve Sonucunda Kabul Edilen Ortak Açıklama, İstanbul, 5 Aralık 2008 Türkiye Cumhuriyeti Ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları Arasında Gerçekleştirilen Görüşmenin Ardından Yapılan Ortak Açıklama, İstanbul, 5 Aralık 2008 Dışişleri Bakanı Sayın Ali Babacan'ın 2009 Mali Yılı Bütçe Tasarısı Konuşması, 21 Kasım 2008 Sayın Bakanın Türk-İtalyan Forumu'nda Yaptığı Konuşma, Roma, 5 Kasım 2008 Sayın Bakanımızın Boğaziçi Konferansı’nda Yaptığı Konuşma, İstanbul, 11 Ekim 2008 Sayın Bakanın 24 Ekim Birleşmiş Milletler Günü Vesilesiyle Verilen Resepsiyonda Yaptığı Konuşma Türk-Arap İşbirliği Forumu Dışişleri Bakanları Birinci Toplantısı Kapanış Ortak Bildirisi Sayın Bakan'ın Cinsiyet Eşitliği - TAIEX açılış konuşması, Çözüm, 9 Ekim 2008 Sayın Bakanımızın “AB ve Türkiye Arasındaki Sivil Toplum Diyaloğunun Geliştirilmesi Açılış Konferansı”nda Yaptıkları Konuşma, Sheraton/Ankara, 9 Eylül 2008 Sayın Bakanımızın Türkiye-KİK Stratejik Diyaloğu 1. Dışişleri Bakanları Toplantısında Yaptıkları Konuşma, Cidde, 2 Eylül 2008 Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın Büyükelçiler Konferansı Açış Konuşması, 15 Temmuz 2008, Bilkent Otel ve Konferans Merkezi Sayın Bakanımızın Türkiye’den Ayrılışında Havalimanında Yaptıkları Basın Açıklaması, 26 Mayıs 2008 Sayın Bakanımızın GDAÜ Zirvesi için Pomorie’ye Hareketinden Önce Havaalanında Yaptıkları Basın Açıklaması, 20 Mayıs 2008 Sayın Bakanımızın “Dünya Türk Girişimcileri Konseyi” Gala Yemeğinde Yaptıkları Konuşma, 4 Mayıs 2008 Sayın Bakanımızın 9 Mayıs Avrupa Günü Vesilesiyle AB Üye ve Aday Ülkelerin Büyükelçilerine Verdiği Kahvaltıdaki Konuşması, 9 Mayıs 2008, Swissotel
Sayın Bakanımızın Basın Toplantısında Yaptıkları Konuşma, 1 Kasım 2007

Değerli Basın Mensupları,

Dün eski Bakanlarımızdan Sayın Erdal İnönü’yü kaybettik.

Sayın İnönü, aldığı birçok üst düzey görevde, gerek üstün mesleki meziyetleri gerek insani yönüyle daima hatırlanacak müstesna bir Devlet adamıydı. Öte yandan, Sayın İnönü’nün gerçekleştirdiği akademik çalışmalar bilim çevrelerince daima saygıyla hatırlanacaktır. Merhuma Allah’tan rahmet, ulusumuza, kederli ailesine ve değerli eşi Sevinç Hanımefendi’ye başsağlığı ve sabırlar diliyorum.

Değerli Basın Mensupları,

Bildiğiniz gibi bu hafta sonu ev sahipliğini yapacağımız önemli bir toplantı var. Ben, bugün sizlerle bu toplantı konusunda bazı kısa bilgileri paylaşmak istiyorum. Bu toplantı, Genişletilmiş Komşu Ülkeler Dışişleri Bakanları Toplantısı ve bu türdeki ikinci toplantı. Biliyorsunuz ilki genişletilmiş şekliyle Şarm-el-Şeyh’te yapılan bu format, getirdiği sonuçlar itibariyle önemli bir platform. Türkiye’nin çabalarıyla, inisiyatifiyle başlamış bir platform ve bundan sonra da daha kalıcı bir zeminde devam etmesini arzu ettiğimiz bir platform.

Irak’a Komşu Ülkeler Dışişleri Bakanları süreci, aslında ilk olarak 2003 yılında başladı. Dediğim gibi, Türkiye’nin insiyatifiyle başladı ve henüz Çok Uluslu Güç askeri harekatı başlamadan önce ilk toplantısı yapılmıştı.

Başlangıçta bu sürecin amacı, Irak’taki çalkantının, komşu ülkelere yayılmasının önüne geçmekti. Daha sonra beşinci toplantıdan itibaren, özellikle Irak’ta merkezi hükümetin oluşmasıyla beraber, Irak Dışişleri Bakanı’nın bu sürece katılmasıyla birlikte, artık biraz nitelik değiştirdi ve komşuların Irak’ın istikrara kavuşturulmasına katkı yapmalarına yönelik bir nitelik kazandı.

Değerli Arkadaşlar,

Biliyorsunuz, bu toplantıların dokuzuncusu tamamlandıktan sonra, yani bu çekirdek komşu ülkelerin 9 toplantısı yapıldıktan sonra artık genişletilmiş format dediğimiz bu formatla devam ediyoruz. Ancak, çekirdek ülkelerin formatı da paralel bir şekilde devam edecek. Yani gerçek komşu ülkeler toplantıları seri halde devam edecek, genişletilmiş komşu ülkeler platformu da ayrı bir zeminde devam edecek ki biz İstanbul’da Cumartesi sabah sadece komşu ülkelerle bir çalışma kahvaltısını da gerçekleştireceğiz.

Değerli basın mensupları,

Türkiye ilk günden itibaren Irak’ın toprak bütünlüğünü, siyasi birliğini ve kardeş Irak halkının huzur ve mutluluğunu düşünerek, komşu ülke sorumluluğuyla hareket etmiştir.

Türkiye aynı zamanda Irak’ta yaşanan olumsuzlukların, bölgesel barış ve istikrara zarar vermesinin önüne geçilmesi için yoğun bir çaba göstermiştir. Türkiye’nin bu iyi niyetli çabaları, sürecin daha da derinleşmesini, toplantıların giderek daha fazla ülkenin katılımıyla önemli bir platforma dönüşmesini de sağlamıştır.

Komşu Ülkeler sürecine Irak’ın coğrafi komşuları olan Türkiye, Suriye, Ürdün, Suudi Arabistan, Kuveyt ve İran ile birlikte Mısır ve Bahreyn de katılmaktadır. Yine BM Genel Sekreteri’nin Irak Özel Temsilcisi ve sekizinci toplantıdan sonra İslam Konferansı Örgütü ile Arap Ligi Genel Sekreterleri, Avrupa Birliği Konseyi ve Komisyonu da bu sürece dahil olmuştur.

Irak’a Komşu Ülkeler Dışişleri Bakanları, dediğim gibi bu formatta defalarca toplanmış ve süreç boyunca yapılan tüm toplantılarda daima Irak’ın ulusal birliği, siyasi birliği ve toprak bütünlüğünün altı çizilmiştir. Bu vurgu, hem Irak’ın iç barışına verilen önemin, hem de bölgesel barış ve istikrar açısından Irak’taki durumun taşıdığı önemin bir sonucudur.

Toplantılar vesilesiyle Irak yönetimi, içinde bulunduğu güvenlik şartları ve siyasal geçiş durumuyla ilgili komşularını ilk elden bilgilendirme ve beklentilerini aktarma imkanı bulmuştur. Toplantılar ayrıca, Irak’ın komşularının en öncelikli konularda görüş birliğine varmaları ve Irak’ı ilgilendiren konularda, temel bazı ilkelerin ortaya çıkması açısından da çok önemli bir işlev görmüştür.

Ben bu temel ilkeleri kısaca tekrar etmek istiyorum:

• Irak’ın bağımsızlık ve egemenliğinin, ulusal birlik ve toprak bütünlüğünün korunması.

• Irak’taki ulusal uzlaşı ve siyasal diyalog sürecine destek verilmesi;

• Irak’ın istikrar, refah ve huzura kavuşmasına komşuların katkıda bulunması;

• Irak’taki her türlü terörizmin kınanması ve komşular arasında terörizm konusunda işbirliğinin önemi.

Keza Türkiye’nin ilk kez ortaya attığı üzere, BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi ve G-8 ülkeleri bu sürece zaman içinde dahil edilmiş ve Şarm el Şeyh’teki toplantıda Enerji, Yerlerinden Edilmiş Kişiler ve Güvenlik konularında çalışma grupları oluşturulmuştur. Bu çalışma gruplarının amacı, Irak’ın şiddetle ihtiyaç duyduğu bazı konularda Irak’a yardımcı olabilmektir. Türkiye bu üç çalışma grubuna da katılmaktadır: Enerji, Yerlerinden Edilmiş Kişiler ve Güvenlik Çalışma Grupları. Hatta Türkiye, Enerji konusundaki Çalışma Grubuna da ev sahipliği yapmıştır, yapmaktadır.

Değerli arkadaşlar, İstanbul’daki toplantıya katılacak ülkelerin ve uluslararası kuruluşların ben isimlerini sizlere kısaca okumak istiyorum.

- Bahreyn
- Kanada
- Mısır
- Fransa
- Almanya
- İran
- Irak
- İtalya
- Japonya
- Ürdün
- Kuveyt
- Rusya
- Suudi Arabistan
- Suriye
- İngiltere.
-ABD.

Bunlar ülke olarak katılacakların listesi, ayrıca;

-AB
- Arap Ligi
- İslam Konferansı Örgütü ve Birleşmiş Milletler.

Bütün ülkeler değerli arkadaşlar oldukça üst seviyede temsil edilecekler. Bu saydığım ülkelerin pek çoğu Bakan seviyesinde temsil edilecek. Yine, BM Genel Sekreteri’nin, İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreteri’nin, Arap Ligi Genel Sekreteri’nin, AB’nin Dış İlişkilerden Sorumlu Komiseri’nin de bu toplantıya katılmasını bekliyoruz. Yani gerçekten dünya genelinde çok yüksek profilli, bütün dünyanın ilgiyle izleyeceği, takip edeceği bir toplantı olacak İstanbul toplantısı.

İstanbul Toplantısı’yla ilgili bir sonuç bildirgesi çalışması var. Bu sonuç bildirgesinin şu anda taslağı bütün katılacak ülkeler arasında dolaşıyor, ülkeler kendi görüşlerini, kendi bakışlarını belirliyorlar. Bu sonuç bildirgesinde, daha önceki Dışişleri Bakanları Toplantılarında alınan kararların teyid edilmesini öngörüyoruz. Yani uluslararası toplumun ve komşu ülkelerin Irak’la ilgili bazı temel ilkeler konusunda hemfikir olması, aynı platformda olmaları gerçekten büyük önem taşıyor. Burada, belki üçüncü kere tekrarlıyorum ama, bu özellikle uluslararası basın için de büyük önem taşıyor,

• Irak’ın ulusal birliğinin ve toprak bütünlüğünün vurgulanması, bu da yine sonuç bildirgesindeki temel ilkelerden bir tanesi olacak.

• BM’nin Irak’taki rolünün güçlendirilmesi, bu da yine çok önemli, biz Irak’ta hem BM’in hem de uluslararası toplumun artık daha aktif olmasını Türkiye olarak arzu ediyoruz.

• Irak’lı mülteciler, enerji ve güvenlik konularında daha önce kurulmuş bulunan Çalışma Gruplarının faaliyetlerinin sürdürülmesi,

• Irak’ın komşularının ve uluslararası camianın Irak’a yapabilecekleri katkıların belirlenmesi, tesbit edilmesi,

• Irak ile komşuları arasında terörizmle mücadelede işbirliğinin güçlendirilmesi gibi konuların sonuç bildirgesinde yer almasını biz bekliyoruz. Dediğim gibi bu çalışmalar devam edecek. Cuma günü siyasi direktörler seviyesinde bir toplantıda arkadaşlarımız teknik seviyede sonuç bildirgesi üzerinde çalışacaklar, bütün ülkelerin, uluslararası kuruluşların katılımıyla beraber çalışacaklar, daha sonra da Bakanların katılımıyla Cuma akşamından itibaren çalışmalarımıza başlayacağız.

Değerli Basın Mensupları,

Komşumuz Irak, çok güç bir dönemden geçmektedir. Ben son Bağdat ziyaretimde bunu gözlerimle gördüm, gerçekten Bağdat’ın durumu içler acısı. Tamamen harap olmuş yıkılmış bir şehir. Yollar bloke edilmiş, beton bloklar, kum çuvalları, dikenli teller arasından yolunu bulmaya çalışan vasıtalar, şehrin ortasında tanklar, zırhlı araçlar ve pek çok elinde makineli tüfek olan insan ve tabi bir zamanların Bağdat’ını, Binbirgece masallarının Bağdat’ını bu şekilde görmek kuşkusuz benim ve arkadaşlarım için üzücü bir tecrübe oldu. Orada bizim arkadaşlarımız, Büyükelçiliğimiz çok başarılı bir çalışma veriyor. O zor şartlarda güvenlik sorununun maksimum olduğu şartlarda çalışma yapıyorlar. Ayrıca biliyorsunuz Musul’da Başkonsolosluğumuz açıldı, şimdi Basra’da Başkonsolosluk açılması için çalışmalar başladı. Biz iyi günde de kötü günde de Irak’la beraberiz. Irak halkıyla beraberiz. Pek çok ülke savaştan sonra Büyükelçiliğini kapatmak durumunda kaldığı halde biz orada varız ve olmaya da devam edeceğiz.

Irak’ın enerji, güvenlik ve yerlerinden edilmiş kişiler konusundaki gereksinimlerinin karşılanması için komşularının desteğinin temin edilmesi şart. Ayrıca, siyasal geçiş sürecinin başarıyla tamamlanması için de komşularının katkısına ve dayanışmasına ihtiyaç var.

Irak’la ilgili hiçbir önemli kararın komşu ülkelerle danışılmadan verilmemesi gerektiğine biz kuvvetle inanıyoruz. Kuşkusuz Irak’ta yeni bir yapılandırma vardır, yeni bir merkezi hükümet kurulmaktadır. Bu hükümet yeni yeni kendi imkânlarını, kendi kurumlarını oluşturmaktadır. Ancak Irak’la ilgili her şey komşu ülkeleri de yakından ilgilendirmektedir. Dolayısıyla bu platformların, bu komşu ülkeler toplantılarının Irak’la ilgili konuların komşu ülkeler ve uluslararası toplum tarafından incelenmesi, değerlendirilmesi bütün ülkelerin kendi görüşlerini ortaya koyması açısından büyük önem taşımaktadır.

Irak’ın içinde bulunduğu şartların terörizmle mücadelede bir kısım olumsuzluklara yol açtığı aşikar olduğundan Irak’ın bir an önce güven ve istikrara kavuşması bölgesel barış ve istikrar açısından da önem taşımaktadır. Irak’ın kendi iç bütünlüğünü koruması, siyasal sistemin istikrarlı bir şekilde çalışır hale gelmesi, güvenlik şartlarının oluşması, komşuların rahatsızlık duyduğu konuların çözümü için de bir gerekliliktir. İstanbul Toplantısı’nın, bu beklentileri karşılayacağına inanıyoruz, ümit ediyoruz.

Türkiye, istikrara, huzura ve refaha kavuşmuş bir Irak istemektedir. Türkiye ulusal birliğini korumuş, toprak bütünlüğünü korumuş bir Irak arzu etmektedir. İstanbul Toplantısı, Türkiye’nin görmeyi arzuladığı Irak’ın kurulmasına katkıda bulunacaktır. Bu toplantı, içinden geçtiğimiz süreçte Irak yönetimiyle ve komşu ülkelerle bir kez daha görüşmemiz açısından önem taşımaktadır.

Bildiğiniz gibi, geçen günlerde bölgede 11 ülkeyi kapsayan geniş çaplı bir diplomasi trafiği gerçekleştirdim.

Bu diplomasi trafiğinde, kuşkusuz Irak ziyaret ettiğim her ülkede önemli bir gündem maddemizdi. Irak’ın geneli ile ilgili olan durum, Kuzey Irak’la ilgili sorunlar, PKK terör örgütü; bunlar bu ziyaretlerimin önemli gündem maddeleriydi. Bu ziyaretlerde Lübnan’da yaklaşan seçimler, Ortadoğu Barış Süreci ve bu Ortadoğu barış süreciyle ilgili Aralık ayında ABD’de yapılması öngörülen toplantı ve toplantı öncesi özellikle İsrail-Filistin meselelerinin değerlendirilmesi, ayrıca, İran’ın nükleer programı gibi pek çok konuyu da komşu ülkelerle, bölge ülkeleriyle değerlendirme fırsatı buldum ve Türkiye’nin bütün bu konulardaki güçlü tutumunu, pozisyonunu ziyaret ettiğim ülkelerdeki yetkililerle paylaştım.

Değerli Arkadaşlar,

Hafta sonu İstanbul’da pek çok ülkenin Dışişleri Bakanlarıyla tekrar görüşme fırsatı bulacağım. Bu hem genel toplantı çerçevesinde olacak, ama aynı zamanda da pek çok ikili görüşme talebi var. Bu ikili görüşme talepleri çerçevesinde de katılımcı ülkelerin dışişleri bakanlarıyla çok sayıda ikili toplantıda gerçekleştirilecek.

Toplantıya katılmak amacıyla ülkemize BM Genel Sekreteri Sayın Ban Ki Moon’un gelmesini bekliyoruz. Sayın Ban Ki Moon’un yarın ayrıca bir Ankara ziyareti gerçekleştirecek. Yani, toplantı öncesi Ankara’da iki konuk ağırlayacağız. BM Genel Sekreteri ve ABD Dışişleri Bakanını.

Program, Cuma akşamı bir çalışma yemeği ile başlayacak. Ertesi gün sabah 8’de çekirdek grupla çalışma kahvaltımız var. Daha sonra Sayın Başbakanımızın yapacağı açılış konuşmasıyla toplantının resmi gündemine başlayacağız. Ayrıca, Sayın Cumhurbaşkanımız yine katılımcılara bir öğlen yemeği verecekler ve bu yemekte de bir konuşma yapacaklar.

Değerli Arkadaşlar,

Bu toplantının marjında, ayrıca iki çok önemli anlaşmaya imza atacağız. Bunlardan bir tanesi Türk Arap İşbirliği Forumu Çerçeve Anlaşması, diğeri de Türk-Mısır Stratejik Ortaklığı İçin Çerçeve Belgesi. Bununla ilgili teknik bilgiyi biraz sonra basın toplantısından sonra arkadaşlar size dağıtacak; bu imzalayacağımız anlaşmalar ne anlama geliyor, niçin bunları yapıyoruz ama, ben öncelikle bu Türk-Arap işbirliği konulu çerçeve anlaşması hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum. Bu belge Türkiye ile Arap Ligi arasındaki siyasi alanda ve güvenlikle ilgili konularda, ekonomik kültürel ve sosyal kalkınma alanlarında işbirliği yapılması, ayrıca Medeniyetler İttifakı girişiminin genişletilmesi hedefi doğrultusunda güç birliğine gelinmesine öngörmekte ve bu amaçla gerekli istişare ve işbirliği mekanizmaları oluşturmakta. Biliyorsunuz, Türk-Arap İşbirliği Forumu özellikle son dönemde Türkiye ile Arap ülkeleri arasında her alanda kaydedilen önemli ilerlemelere yeni bir ivme kazandıracak ve ilişkilerin daha da ileriye götürülmesine yardımcı olacaktır. Bu anlaşma, bu forumu daha ileri götürecek ve ikili ilişkilerin her veçhesine yapacağı katkının yanı sıra bölgede barış ve istikrarın tesis edilmesi yolunda gayretlerin güçlendirilmesi bakımından da önem taşıyacaktır. Bu anlaşmayı 2 Kasım, yani Cuma günü akşam saat 7.30’ta Çırağan Sarayı Yıldız salonunda Arap Ligi Genel Sekreteri Sayın Amr Musa’yla beraber imzalayacağız.

İkinci anlaşma, Türkiye ile Mısır arasında olacak. Doğu Akdeniz’in önde gelen iki ülkesi olan Mısır ve Türkiye, ilişkilerinin stratejik ortaklık düzeyine çıkartma kararı almıştır ve bu stratejik ortaklık içinde işte bu yine önümüzdeki Cumartesi günü imzalayacağımız Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi bunun somut bir adımı olacaktır. Sözkonusu belgede, Türkiye ile Mısır arasında siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda, Bakanlar, kıdemli memurlar ve teknik düzeyde istişare ve işbirliği mekanizmaları oluşturulacak ve düzenli aralıklarla toplantılar yapılacaktır. Bu da gerçekten Doğu Akdeniz’deki iki önemli ülke Mısır ve Türkiye arasında bir stratejik ortaklık kurulmasının önemli bir adımıdır. Bu belgenin imzalanmasıyla ilgili konuların yanı sıra, iki ülkeyi yakından ilgilendiren bölgesel ve uluslar arası konularda da yakın işbirliğinde olunacak, politikalarımız uyumlaştırılabilecek, barış ve istikrara katkı ve gayretlerimiz daha da güç kazanacaktır. Bu anlaşmayı da Mısır Dışişleri Bakanı Sayın Abu Gheid ile Cumartesi günü saat 14.15’de Çırağan Sarayı Yıldız salonunda imzalayacağız.

Değerli arkadaşlar,

İstanbul’da gerçekleştirilecek olan Genişletilmiş Komşu Ülkeler Toplantısı gerek Irak’ın geleceği, gerek bölge ülkeleri ve uluslararası kuruluşların beklentileri açısından çok büyük önem taşımaktadır. Türkiye’nin bu süreçte ortaya koyduğu katkı, dost ve kardeş Irak için olduğu kadar, bölgesel barış ve istikrar için de anlamlıdır. Dış politikasında “Yurtta sulh, cihanda sulh” anlayışıyla her zaman barıştan yana tavır alan ve diplomatik çabalara destek veren Türkiye, önümüzdeki süreçte de yapıcı katkısını sürdürecektir.

Türkiye’nin bu çabasının, terörle mücadeledeki ortak duyarlılık ve dayanışmayı güçlendireceğine inanıyorum. İstanbul’da gerçekleştirilecek Genişletilmiş Komşu Ülkeler Toplantısı’nın başarılı geçmesi temennisiyle sözlerime burada son veriyor, sizlere de teşekkür ediyorum.

Şimdi, varsa sorularınıza cevap verebilirim.

………….

SORU: Sayın Bakan, İstanbul’daki toplantı kapsamında ikili görüşmeler de yapacağınızı biliyoruz. Irak yönetimiyle ne tür görüşmeler yapacaksınız? Maliki’nin ve Zebari’nin geleceği biliyoruz biz İstanbul’a. Bir de çok farklı söylentiler çıktı, Irak Devlet Başkanı Talabani’nin bu toplantıya davet edilip edilmediği yönünde ya da daha sonra Ankara’ya geleceği yönünde. Bir de o konuya açıklık getirirseniz sevineceğim. Bir başka sorum da Irak’a uygulanacak ekonomik ambargo ile ilgili olacak. Hava sahasının koridorunun, kapandığına dair haberler var? Bize biraz anlatırsanız sevineceğiz.

CEVAP: Şimdi, değerli arkadaşlar bizim ikili görüşmelerimizin hangi ülkelerle olacağının üzerinde şu anda arkadaşlarımız çalışmalarını devam ettiriyor. Tabii çok yoğun bir program ancak henüz ikili program takvimimiz netleşmedi. Bunu netleşir netleşmez zaten sizlerle de paylaşacağız. İstanbul’daki toplantının marjında ikili, üçlü, başka formatlarda ne tür toplantılar olacağını saatler, yerler kesinleşince sizlerle paylaşacağız.

Toplantı biliyorsunuz, Dışişleri Bakanları toplantısı. Dolayısıyla bu toplantıya ben ilgili ülkelerin Dışişleri Bakanlarını davet ettim. Aynı zamanda, AB Dış İlişkilerinden Sorumlu Komiseri’ni, Arap Ligi Genel Sekreteri’ni, İslami Konferansı Örgütü Genel Sekreteri ve BM Genel Sekreteri’ni davet ettim. Toplantının açılışı Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bir konuşmasıyla yapılacak ve yine bütün katılımcılara Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül bir öğlen yemeği verecek. Dolayısıyla biz açılışta ve öğlen yemeğine katılımcı ülkelerin Hükümet Başkanları ve Devlet Başkanlarının arzu ettikleri takdirde katılacaklarını, katılabileceklerini daha önce biliyorsunuz duyurmuştuk. Kuşkusuz kim katılmak isterse kapımız açıktır. Bu Irak için de geçerlidir, başka ülkeler içinde geçerlidir. Hem açılışta Hükümet Başkanı olarak, hem de öğlen yemeğinde Devlet Başkanı olarak katılmak isteyenlere kuşkusuz açık davetimiz vardır.

Son olarak da ekonomik tedbirleri sordunuz. Biliyorsunuz dün Bakanlar Kurulu’nda bu konuyu biz detaylıca, enine boyuna ele aldık. Burada değerli arkadaşlar, ekonomik tedbirlerin ne amaçla, kimi hedefleyerek alındığı çok önemli. Biz ekonomik tedbirlerden bahsettiğimizde, ne Türkiye’de yaşayanların ne de Irak halkının herhangi bir sıkıntıya, herhangi bir güçlüğe uğramasını arzu etmeyiz. Ekonomik tedbirlerden kastımız, terör örgütünün ekonomik kaynaklarıdır ve terör örgütüne destek veren unsurların ekonomik kaynaklarıdır. Dolayısıyla çerçevesi son derece iyi belirlenmiş, iyi hedeflenmiş ve terörü, terör örgütünü ve destekçilerini hedefleyen bir ekonomik tedbir listesi üzerinde baştan beri çalıştık. Ve bu tedbirler de böyle önceden ilan edilerek işte şu zaman şunu yapacağız, şu şu gün devreye girecek, böyle olmayacak. Bazı tedbirler zaten çoktan devreye girmiş durumda. Zamanı geldiğinde de gerekli adımlar atılacak. Ama bunu önceden ilan etmeden gerektiği zaman gereken adımı atarak yapma kararını aldık.

Ekonomik tedbir deyince saha çok geniş, bununla ilgili ne zaman, hangi adım atılacağını biz ilan ettik. Gerektiği zaman gerekenler yapılacaktır. Ancak, bugüne kadarki uygulamalarda, özellikle Irak’la ilgili uçuşlarda, teknik bazı gerekçelerle, teknik sebeplerle dönem dönem bazı kısıtlamalar olmuştur; yine bundan sonra da kuşkusuz olabilir. Dediğim gibi, bakın tekrar altını çiziyorum, ekonomik tedbirlerin hedefi Irak halkı olmayacaktır. Kendi halkımızın bundan olumsuz etkilenmesine izin vermeyeceğizdir ve hedef, terör örgütü, teröristlerdir ve onlara yardım eden, onlara kaynak sağlayan unsurlardır.

SORU: Geçen toplantıda, Şarm el Şeyh Toplantısında, genişletilmiş Irak konferansının, Irak’ın dış borçlarının silinmesi önemli gündem maddelerinden biriydi. Acaba bu konuda Türkiye’nin tutumu nedir? Türkiye Irak’ın borcunu silmeye yanaşıyor mu? Şu ana kadar bu yönde atılmış bir adım var mı?

CEVAP: Biz Irak’ın borçlarıyla ilgili şu ana kadar bir tesbit çalışmasını yürütüyoruz. Biliyorsunuz Irak, özellikle savaş sonrası gerçekten kayıt sistemi olsun hesap kitap olsun o konularda bazı sıkıntılar içerisinde ve Türkiye’deki tüm özel ve kamu kuruluşları ile Irak’ın borç alacak ilişkisinin şu anda tesbiti üzerinde çalışıyoruz. Sadece bir tesbit çalışmasıdır. Borç alacak tesbiti yapıldıktan sonra bununla ilgili hangi adımların atılacağı konusunda henüz bir karar verilmemiştir.

SORU: Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari daha önce İstanbul toplantısının çok önemli olacağını belirterek, burada birtakım somut öneriler bulacaklarını ve komşu ülkelerden artık vaat değil, destek istediklerini ifade etmişti. Yine bu öneriler arasında da Türkiye-Irak sınırının Amerikan birliklerinin konuşlanması da vardı. Bunu sanıyorum daha önce de gündeme de getirdiler size de. Türkiye bu fikre nasıl bakıyor acaba? Sınırdan teröristlerin sızmasını önlemek için Türkiye-Irak sınırına Amerikan birlikleri, Amerikan askerlerinin konuşlanmasını onaylar mıyız?

CEVAP: Değerli arkadaşlar, şu anda Irak’ta bir Amerikan varlığı sözkonusudur. Benim hem Bağdat ziyaretimde, hem de Irak’tan gelen heyetle yapmış olduğum görüşmelerde, kendilerinin çok açık seçik ifade ettikleri bir gerçek vardır. O da şudur. Irak merkezi hükümetinin, teröristlerle, PKK terör örgütüyle mücadele edecek imkanı, kabiliyeti, enstrümanları yoktur. Bunu kendileri de zaten açık ifadelerle söylüyorlar. Cumhurbaşkanları söylüyor. Diğer yetkilileri söylüyor. Bizim Irak merkezi hükümetinin terörle mücadele konusundaki iyi niyetinin farkındayız. Ancak, sadece niyetler sonuç getirmiyor. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde bizim özellikle ABD ile yapacağımız görüşmeler, PKK terör örgütüyle ilgili bundan sonraki atılacak adımlar konusunda belirleyici olacaktır. Biz, Irak hükümetini tanıyoruz, onlarla görüşüyoruz. Siyasi konjontürün bu kadar zor olduğu bir dönemde, konjontürün bu kadar sıkıntılı olduğu bir dönemde bakın ben Dışişleri bakanı olarak gittim ve Saddam rejiminden sonraki ilk Bakan seviyesindeki ziyarettir benim ziyaretim ve onlara son olarak mesajlarımızı verdik. Onlardan neler beklediğimizi söyledik. Onların imkanlarını, kabiliyetlerini, yapacaklarını ve yapamayacaklarını ilk elden duyduk, bizlere aktardılar. Daha sonra heyet gönderelim dediler, ona da tamam dedik. Gelsin heyetiniz dedik. Heyet geniş olsunlar dediler, tamam dedik. Şunları şunları koymak istiyoruz heyete dediler, tamam dedik. Fakat bu heyetin ziyaretinden de açıkcası biz beklediğimizi bulamadık. Çünkü biz somut şeyler konuşmak istiyoruz. Zaman faktörü çok önemli. Kaybedecek zamanımız yok. Dolayısıyla bundan sonraki dönemde bizim Irak’la ilgili, özellikle PKK terör örgütüyle ilgili mücadelede her türlü enstürümanımız şu anda masada durmaktadır. Ben daha öncede defalarca söyledim. Siyasi diyalog, diplomasi, sosyokültürel enstrümanlar, ekonomik enstrümanlar, askeri enstrümanlar bunların hepsi şu anda masadadır ve hepsi de belli ölçülerde ve belli dozajlarda zaten bugün itibariyle kullanılmaya başlanmıştır. Ancak bundan sonra bunun kompozisyonunun nasıl oluşacağı, takvimlendirilmesi kuşkusuz genel strateji içerisinde düşünülecektir, çalışılacaktır ve gereken zamanda da gerekli adımlar atılacaktır.

SORU: Ben sorumu tam soramadım.

CEVAP: Hedef sadece ve sadece terör örgütüdür. Burada hedef sadece Irak değildir, Irak’ın bütünü değildir, Irak halkı değildir, Irak’ın toprakları değildir. Irak’ın tabii kaynakları değildir. Hedef sadece teröristlerdir. Terör örgütüdür. Bu ayrımı çok iyi yapmamız gerekiyor. Ancak, maalesef bazı uluslar arası medya kuruluşları bu sorunu sanki Türkiye ile Irak arasındaki bir sorun gibi göstermeye çalışıyorlar. Mesela bizim olası bir sınır ötesi harekatımızı işgal kelimesiyle kasıtlı olarak kullanıyorlar. Halbuki bu sınır ötesi, tamamen teröristlere yönelik, teröristleri yataklarında yuvalarında vurmaya yönelik bir konudur ve bizim hükümet olarak meclisimizden aldığımız bir yetkidir. Yine maalesef hem ABD’nin, AB’nin, pek çok uluslararası kuruluşun, pek çok ülkenin terörist örgüt olarak kabul ettiği PKK’ya, bazı uluslararası yayın kuruluşları farklı kelimelerle hitap etmektedir. Bunun da çok masumane bir yaklaşım olduğunu ben düşünmüyorum. Burada konuyu maalesef ısrarla Irak’la Türkiye arasındaki bir mesele olarak sunma, konuyu bu zemine çekme çalışması var. Biz bunu şiddetle reddediyoruz. Konu Irak’la Türkiye arasındaki bir mesele değildir. Konu Türkiye ile terörist örgüt arasındaki mücadeledir ve bu terörist örgütle olan mücadelemizde tüm komşu ülkelerin, ABD’nin, uluslar arası toplumun bize destek vermesidir, bizimle yan yana durmasıdır. Bizim derdimiz budur, hedef burada terör örgütüdür, teröristlerdir. Irak değildir. Öncelikle bunların terörist olduğu konusunda bir ortak zeminde buluşmamız lazım. Zaten bunlara terörist diyemeyenlerle oturup bir şeyler konuşmak, bir zeminde buluşmanın ben çok zor olduğunu düşünüyorum açıkcası. Bazıları diyor niye bizlerle konuşmuyorlar, niye görüşmüyorlar. Şimdi öncelikle bu terör örgütü müdür, değil midir? Bütün dünyanın terör örgütü olarak kabul ettiği bir örgüte siz açıkça teröristtir diyemezsiniz o zaman işe yanlış yerden başlarız. Dolayısıyla bu konulardaki ayrımı çok net yapmamız gerekiyor değerli arkadaşlar ve sizlerin de medya kuruluşları olarak bu konudaki sorumluluğu açıkçası çok büyük. Yani hem kendi kamuoyumuza, hem dünya komuoyuna Türkiye’nin amacı nedir, hedefi nedir; bunu çok iyi anlatmamız gerekiyor. Eğer iş karışırsa, iş Türkiye ile Irak arasında, ya da farklı etnik kökenler arasındaki bir kavgaya, çatışmaya o zemine çekilmeye çalışılırsa orada çok büyük yanlış yaparız. Bizim amacımız kesinlikle o değildir. Biz Türkiye de toplumsal huzur, barış, birlik beraberlik istiyoruz. Irak’ın da yine siyasi birliği, bütünlüğünü, beraberliğini istiyoruz. Irak halkı bizim komşumuzdur, akrabalarımızdır. Dolayısıyla Irak halkıyla ilgili kötü herhangi bir niyetimiz, herhangi bir girişimimiz kesinlikle düşünülemez. Ancak, terörle mücadele bizim için bir ilke meselesidir. Temel bir ilkedir. Yine Irak’ın toprak bütünlüğü de temel bir ilkedir ve bu iki temel ilke birbiriyle çatışan, birbiriyle ters düşen iki ilke değildir. Biz bir yandan Irak’ın toprak bütünlüğünü korurken bir yandan da teröristlerle, terörist örgütle mücadelenin aynı zamanda gerçekleşeceğine inanıyoruz, güveniyoruz ve bundan sonraki çalışmalarımız hep bu yönde olacaktır.

SORU: Efendim, konuşmalarınızda özellikle zamana vurgu yapıyorsunuz. Bir buçuk hafta önce yaklaşık Bağdat’taydınız orada da dile getirdiniz. Sonra da Irak’tan heyet geldi onlara da aynı mesaj verildi. Zaman bizim için çok önemli diye. Ancak zaman öyle bir kavram ki, şu an da bir zaman, bir süre sonrası da bir zaman. Neyi algılamamız gerekiyor zamandan, vermiş olduğunuz süreçten? Sayın Başbakan’ın ABD’ye yapacağı ziyareti mi veya ondan önce bir süre mi veya sonrasında bir süre mi? Sonuç itibariyle toplumda bir şey oluştu. Yani doğru veya yanlış ama bir beklenti var. Zaman olarak neyi bekliyoruz bir sınır verebilir misiniz?

CEVAP: Biliyorsunuz, geçtiğimiz dönemde terörist örgütle mücadelede hem ABD ile hem Irak merkezi hükümetiyle pek çok yöntem denedik. Pek çok format denedik. Fakat bunların hiçbirinden sonuç alamadık. Sorunlar azalmadı, çoğaldı. Biz, önümüzdeki dönemde artık zaman kaybettirecek, işi bir süre daha oyalama sürecine sürükleyecek, ya da komitelerle, komisyonlarla, tartışmalarla vakit kaybettirecek bir sürece yönlendirilmek istemiyoruz. Artık somut konuları konuşalım diyoruz ve hızlı adımları konuşalım diyoruz. Şimdi kuşkusuz geçtiğimiz dönemde yaşadığımız bazı tecrübeler var. Biz Türkiye olarak aynı hatayı tekrarlamayız. Daha önceki denenmiş ve çalışmayan mekanizmaların tekrar tekrar denenmesine de karşıyız. Biz diyoruz ki, Irak’ta hakim olan bir Amerikan varlığı vardır. Bu bir gerçektir. Bir merkezi hükümet vardır ki merkezi hükümetin niyeti ne olursa olsun kuzeyle ilgili, PKK’yla ilgili fazlaca bir kabiliyeti, fazlaca bir imkanı yoktur. Kuzeyde ayrı bir oluşum vardır. Fakat bu Kuzey’deki ayrı oluşumun da bu konudaki iradesiyle ilgili, terörizmle ilgili mücadele iradesiyle de çok açıkcası emin olamıyoruz. Zaman zaman yapılan açıklamalar adeta bu terör örgütüne zımni bir destek, bir sempati. Bunu söylüyorum ben. Dolayısıyla burada siyasi iradeyle imkanların birleşmesi gerekiyor. Terörizmle mücadelede bir siyasi irade olacak, iki fiziksel imkan olacak. Bu ikisini buluşturmadığımız sürece sadece iyi niyet de sonuç vermiyor, olan imkanların farklı niyetlerle kullanılma ihtimali de yine sonuç vermiyor. Bizim bu konudaki kararlılığımız çok net, çok açık. Umarız bizim bu kararlılığımızı, bu tutumumuzu, bu çektiğimiz sıkıntıları, acıyı, duyduğumuz öfkeyi umarız herkes anlıyordur. Ateş düştüğü yeri yakar. Şu anda ateş Türkiye’ye düşmektedir. Umarız muhataplarımız bunun farkındadır. İşin ciddiyetinin farkındadır.

SORU: Sayın Bakan, Hakkari’deki terör saldırısının ardından kaybolduğu belirtilen 8 askerle ilgili bir gelişme var mı? ve ilave olarak Irak Cumhurbaşkanı Talabani’nin devreye girmek istediği ancak bunu bir pazarlık unsuru olarak kullanmaya çalıştığı, Türkiye’nin de buna karşı çıktığı bir yönünde iddia var, doğru mudur?

CEVAP: Sözkonusu 8 askerimizle ilgili bütün gelişmeler ilgili kurumlarımız tarafından çok yakından takip edilmektedir ve ilgili kurumlarımız gerekeni yapmaktadır.

SORU: Sayın Bakan, Irak’a uçuşlardaki kısıtlamalarda teknik sebeplerden bahsettiniz. Bunu biraz açabilir misiniz? Yani burada bu yasakla tam olarak ne hedefleniyor ve bunun dolaylı olarak olası bir hava operasyonuyla ilgisi var mı?

CEVAP: Şimdi, ben bu soruya cevap verdiğimi düşünüyordum ama tekrarlayayım. Şu ana kadarki uygulamalar teknik bazı problemlerden ortaya çıkan uygulamalardır. Bundan sonraki dönemde Irak’la ilgili herhangi bir ekonomik yaptırım sözkonusu olursa ki tekrar ediyorum bunun hedefi Irak olmayacaktır. Kuzey Irak halkı olmayacaktır, teröre destek veren unsurlar olacaktır. Bununla ilgili adımlar gerektiği zaman atılacaktır. Şimdiye kadar atılan adımlar vardır, ama bu adımların atılıp atılmadığı, ne zaman atılacağı konusunda da, konu biraz açıkçası kapalı yürütülecektir arkadaşlar. Yani bu konuda bizden böyle sık sık herhangi bir açıklama beklemeyin. Çünkü açıklamalar alınmış olan ya da alınabilecek tedbirlerin etkinliğini azaltabilir. Bakın bu konu, çok ciddi bir konu. Biz, tüm bu olaylarla ilgili eğer bazı şeyler anlatıyorsak sebebi vardır. Bazı şeyleri de anlatmıyorsak yine sebebi vardır. Ama bütün bunların anlattığımız ya da anlatmadığımız her şeyin hedefi tektir, o da PKK terör örgütüyle ilgili verdiğimiz mücadeledir.

SORU: Sayın Bakanım, Irak’ın kuzeyindeki oluşumun PKK’yı terör örgütü olarak bile tanımadığını, tanımaktan çekindiğini, hatta böyle sempativari açıklamalar yaparak zımni olarak destek verdiğini söylediniz. Ardından da Kuzey Irak’a yönelik değildir bizim ambargomuz dediniz. Yani biz bundan ne anlamalıyız? Tam olarak Kuzey Irak’ta destek verenler terörist olarak ilan etmeyenler mi hedefimiz?

CEVAP: Bakın ben tekrar ediyorum, alınabilecek herhangi bir ekonomik tedbirin Kuzey Irak’ta ya da Irak’ın herhangi bir bölgesinde yaşayan halkı olumsuz etkileyecek tedbirler olmasını biz arzu etmiyoruz. Dolayısıyla alınacak tedbirler, terör örgütünün ve ona destekçi olan unsurların finansmanına yönelik ekonomik tedbirlerdir.

SORU: Kuzey Irak’taki oluşumun terörizmi zımnen de olsa desteklediğini söylediniz. Merkezi yönetimin herhangi bir terörle mücadele herhangi bir kabiliyeti olmadığını zaten Bağdat’la ilgili problem olarak bunu ortaya koyuyordu ve geriye ABD yönetimi kalıyor. Sayın Başbakan’ın ayın 5’inde yapacağı görüşmeden istediğimiz sonuç çıkmazsa terörle mücadele konusunda diplomatik yolların bittiği anlamına ulaşabilir miyiz?

CEVAP: Şu anda varsayımlarla bir şey söylemek zor doğrusu. Onun için önümüzdeki günlerde bunların hepsi görüşülecek, tartışılacak. Teşekkür ediyorum, iyi günler diliyorum.