Dışişleri eski Bakanlarımızdan Sayın İsmail Cem’i ölümünün birinci yıldönümünde saygıyla anıyoruz.
Sayın Cem, 40 yılı aşkın bir süre hizmet verdiği Türk siyasi ve basın-yayın hayatında üstün mesleki meziyetlerinin yanı sıra insani yönüyle de daima hatırlanacak müstesna bir Devlet Adamı olmuştur. Ayrıca, birikimi ve düşünür kimliğiyle değer taşıyan eserler bırakmış, ülkemizin entelektüel gelişimine katkı sağlamıştır.
Sayın Cem, 1974–75 yılları arasında genç yaşta TRT Genel Müdürlüğü yapmış, Türkiye’nin iletişim alanında çağı yakalaması için her zaman gayret sarf etmiştir. Genel Müdürlüğü sırasında televizyon izleyici sayısında artış olmuştur. Rahmetli Cem, yaşamında iletişim teknolojisini her zaman yakından takip etmiş, Bakanlığımızda kurulmuş olan iletişim teknolojisinin ilk nüveleri ve bu teknolojinin belli bir noktaya gelmesinde katkıda bulunmuştur.
Sayın Cem, üstün mesleki yetenekleri ve özverili çalışma anlayışıyla Türk dış politikasını ilgilendiren birçok hassas konuda ulusal çıkarlarımızın korunması bakımından değerli hizmetler vermiştir.
1997–2002 yılları arasında Dışişleri Bakanlığı yapan İsmail Cem, Cumhuriyet tarihinde bu görevi en uzun süre yürüten bakanlar arasında yer almış, Yunanistan ile ilişkilerin geliştirilmesinde önemli rol oynamış olup, bugünkü Türk-Yunan yakınlaşmasının da mimarlarındandır. Rahmetli Cem’in, Türkiye-AB ilişkilerinin ilerlemesinde ve ülkemizin 1999 Helsinki Zirvesi’ne katılımı aşamasında sarf ettiği gayretler bugünkü çabalarımızın zeminini hazırlamıştır. Türkiye’nin artık bir devlet meselesi, projesi haline gelmiş AB sürecinde özellikle 1997 yılında yaşanan ciddi sıkıntılardan sonra 1999’da aday statüsü kazanmamız, AB sürecinde atılan çok önemli adımlardan biridir. Özellikle Yunanistan Başbakanının 49 yıl sonra ülkemizi ziyaret ettiği bugünlerde ve Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin her geçen yıl daha ileri götürüldüğü bu dönemde İsmail Cem’i burada hep beraber anmanın özel bir anlamı olduğunu düşünüyorum.
Sayın Cem, aldığı birçok üst düzey görevler sırasında sergilediği sıcak ve samimi yaklaşımıyla gerek kamuoyumuz gerek devlet hayatımızda saygın bir yer edinmiştir. Sıkı aile bağlarıyla her zaman örnek teşkil etmiştir.
Rahmetli Cem, yoğun iş temposuna rağmen kültür ve sanattan hiçbir zaman kopmamış, çektiği fotoğraflar ve açtığı sergilerle dünyayı nasıl gördüğünü bizimle cömertçe paylaşmıştır.
Bu anma töreni vesilesiyle, en büyük tesellimizin, Sayın Cem’in bizlere bıraktığı her yönüyle örnek kişiliği olduğunu vurgulamak isterim. Aslında buradaki bu topluluk, salondaki bu iklim, İsmail Cem’in nasıl sevildiğini, nasıl saygı duyulan bir kişilik olduğunun da en önemli göstergesidir.
Kendisiyle fazla temasım, beraberliğim olmadı. Ancak, daha yakından tanımayı arzu ederdim. Vefatından önce yazdığı “Veda” şiirindeki “Boşa geçmedi hayatım, Daha fazlası olabilirdi, ama buna da ‘Şükür” demeliyim” satırları Cem’in hayata nasıl baktığını da bize gösteriyor, önemli ipuçları veriyor.
Bu vesileyle, merhuma Allah’tan rahmet diliyorum.