#

Pakistan'ın Ekonomisi

Pakistan dünyanın, nominal Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) bakımından kırkyedinci, alım gücü esaslı GSYİH açısından ise yirmisekizinci büyük ekonomisidir. Ülkede ekonomi, temel olarak tarım ve tekstil sektörüne dayanmaktadır. GSYİH’nın sektörel dağılımı %21,8 tarım, %23,6 sanayi, %54,6 hizmet sektörü şeklindedir. Gerek tarım, gerek sınaî üretim, ülkeyi kuzey-güney ekseninde geçen İndus nehrinin etrafında bulunan verimli ovalarda yoğunlaşmıştır. Ülkenin finans ve ticaret merkezi Sindh Eyaleti’nin başkenti Karaçi’dir. GSYİH’nın %59’u ise tarım ve hizmet sektörlerinde başı çeken Pencap Eyaleti’nde üretilmektedir.

Pakistan’ın temel ihraç ürünleri, pamuk, deri, pirinç ve tekstil malzemeleri olup, ABD, BAE, Afganistan, İngiltere, ÇHC ve Almanya ihracat yaptığı başlıca ülkelerdir. Ağırlıklı olarak petrol ürünleri, makineler ve telekomünikasyon cihazları ithal eden Pakistan’ın ithalat gerçekleştirdiği öncelikle ülkeler arasında ise Suudi Arabistan, ÇHC, BAE ve Kuveyt yeralmaktadır.

İçinde bulunduğu güvenlik durumu nedeniyle yabancı yatırımları ülkeye çekmekte zorlanan Pakistan’da ekonominin karşı karşıya bulunduğu diğer önemli sıkıntılar arasında, enerji darboğazı, enerji alanında yeni altyapı yatırımları yapılamaması, vergi tabanının genişletilememesi, enflasyon ve yaygın yoksulluk bulunmaktadır.

Pakistan ekonomisinin ortalama büyüme hızı, 1960’larda %6,8, 1970’lerde %4,8, 1980’lerde %6,5, 1990’larda %4,6, 2000’lerde ise %4,8 olarak gerçekleşmiştir. Pakistan’ın 1960’larda benimsediği kalkınma modeli ve planlama stratejisi, aralarında Güney Kore Cumhuriyeti’nin de bulunduğu birçok gelişmekte olan ülke tarafından örnek alınmıştır. Ancak ilerleyen yıllarda siyasi istikrarsızlıkla birlikte kamu borçları da artmış ve büyüme hızı yavaşlamıştır. Hindistan’la yapılan savaşlar ve Doğu Pakistan’ın (Bangladeş) ayrılması ekonomiye darbe vuran diğer gelişmeleri teşkil etmiştir. 2000’li yıllarda ise terörizmle mücadeleye hasredilen kaynaklar ülke ekonomisi üzerinde ciddi baskı yaratmış, 2011’e gelindiğinde terörle mücadelenin bilançosu 68 milyar Dolar’a ulaşmıştır.

2008 ekonomik krizi nedeniyle bozulan ekonomi, 2009 yılında Hükümet tarafından izlenen mali politikalar ve IMF ile imzalanan “stand-by” anlaşması sayesinde iyileşme belirtileri göstermeye başlamış ve 2010 yılı boyunca da göreceli olarak ekonomik istikrar sağlanmıştır. Ancak 2010 yılı Temmuz ayında ülke tarihinin en büyük sel felâketi yaşanmıştır. Pakistan topraklarının %20’sini sular altında bırakan, 24 milyon kişiyi etkileyen ve yaklaşık 10 milyar Dolar tutarında hasar meydana getiren sel felâketi sonucunda, tarım üretimi ciddi darbe almış, ulaşım ve iletişim altyapısı kaydadeğer ölçüde zarar görmüş ve 2010-2011 mali yılında ekonomik büyüme ancak %2,4 seviyesinde gerçekleşebilmiştir.