#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Ali Babacan'ın, Medeniyetler İttifakı İkinci Forumu Çerçevesinde Yüksek Temsilci Sampaio ve İttifakın Eş sunucusu İspanyol Dışişleri Bakanı Miguel Moratinos ile Birlikte Düzenlediği Ortak Basın Toplantısındaki İfadeleri, İstanbul, 7 Nisan 2009

Değerli basın mensupları, Medeniyetler İttifakı’nın İkinci Forumu’na ilişkin görüş ve değerlendirmelerimizi paylaşmak ve sorularınızı yanıtlamak üzere tertiplediğimiz bu basın toplantısına katıldığınız için hepinize teşekkür etmek istiyorum.

İstanbul Forumu’nun sonuna gelmiş bulunmaktayız. Sizin de yakından takip ettiğiniz gibi, ülkemiz 5 Nisan Pazar gününden bu yana çok yoğun bir toplantı ve temas trafiğine sahne oldu. Ev sahipliğimizde düzenlenen bu yılki Forum’un uluslararası toplumdan büyük bir ilgi çekmiş olduğunu da memnuniyetle gözlemlemekteyim, -ki yaklaşık 1500 katılımcı ve kayıt olan yaklaşık 1200 basın mensubu- bu seneki toplantıya olan ilgiyi rakamlarla tarif etmek açısından anlamlı olacaktır diye düşünüyorum. Ayrıca biliyorsunuz çok sayıda Devlet ve Hükümet Başkanı, çok sayıda Dışişleri Bakanı, farklı alanlardan Bakanlar, çok sayıda siyasi gözlemci, kanaat önderi, akademisyen, işadamı ve dini lider, bilgi ve tecrübe birikimlerini Forum’un istifadesine sunmuşlardır.

Forum çerçevesinde 5 adet genel oturum düzenlenmiştir. 12 çalıştay düzenlenmiştir. 16 adet kahvaltılı oturum yapılmıştır. Uluslararası toplumun karşı karşıya bulunduğu bazı temel sorunların ayrıntılı olarak tahlil edilmesi ve sorunların çözüme kavuşturulması için Medeniyetler İttifakı’nın atabileceği adımların belirlenmesine yönelik kapsamlı bir görüş alışverişi de gerçekleştirmiştir. Foruma sadece Türk basınının değil, uluslararası basının da ilgisi yoğun olmuştur. Bunun İttifak’ın ve bu meyanda temin etmeye çalıştığımız amaçların daha geniş kesimlere iletilerek kamuoyuna mal edilmesine hizmet edeceğine inanmaktayım.

İttifak bugün 84 ülke ve 17 uluslararası ve bölgesel kuruluşu bünyesinde barındıran köklü bir BM girişimi haline gelmiştir. Ortaya bu fikrin atılmasından bu kadar kısa bir süre sonra, bu kadar çok sayıda ülkenin, bu kadar çok sayıda uluslararası kuruluşun resmen İttifak çalışmaları içerisinde yer alacağını açıklamış olması ve bizim Dostlar Grubu’na üye olmaları gerçekten son derece sevindiricidir. Bu itibarla girişimin kurumsal yapısının ve BM içindeki yerinin güçlendirilmesi yönünde değerli katkılarından ötürü Portekiz eski Cumhurbaşkanı, Yüksek Temsilci Sayın Sampaio’ya, İttifakın eş sunucusu İspanya’nın Dışişleri Bakanı meslektaşım Sayın Miguel Moratinos’a, BM Genel Sekreteri Sayın Ban Ki Moon’a içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

Şahsi kanaatim İttifak’ın en temel hedefinin, uluslararası toplumda görülen kültürel kutuplaşma ve ayrışmanın diyalog ve işbirliği yoluyla sona erdirilmesi olduğu yolundadır. Türkiye, bu hedefe ulaşılmasının yolunun farklılıklara saygıdan geçtiğine inanmaktadır. Kaldı ki, gerek 15-16 Ocak 2008 tarihlerinde düzenlenen Madrid Forumu’nda, gerek İstanbul Forumu’nda gerçekleştirilen görüşmeler, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi bizleri birleştiren temel değerlerin, kültürel farklılıklarımızdan daha güçlü olduğunu ortaya koymuştur. İttifak’a gösterilen ve giderek artan ilgi, insanlarımızın çatışma değil, işbirliği istediğinin de bir göstergesidir. Türkiye ayrıca kültürler arasında bir hiyerarşi olmadığına, her toplumun tarih boyunca insanlığın gelişimine ve evrensel değerlere katkıda bulunduğuna inanmaktadır. Yukarıda değindiğim kutuplaşma ve ayrışma esasen 20. yüzyılın davranış kalıplarının bizlere miras bıraktığı bir sorundur. Bu sorunu ancak içinde bulunduğumuz modern zamanların ruhuna uygun bir yaklaşımla çözebiliriz. Bu yaklaşımlar ise, karşılıklı saygı esasına dayanmaktadır. Bunun özü kültürel farklılıklara saygı, bireysel tercihlere saygı ve toplumsal iradeye saygıdır. Hiçbir kültür, bugün küresel ticaret, moda akımları, müzik ve hızlı haberleşme akışına karşı yalıtılmış değildir. İletişim teknolojisinin imkanlarından kolayca yararlanan genç kuşaklar bunun belki de en iyi örneğidir.

Bu meyanda vurgulamak istediğim birinci husus, uluslararası toplumun İttifak’ın temel ilkelerine duyduğu güvenin teyit edilmiş olmasıdır. Kanımca forumun en önemli kazanımı da budur. Katılımcı ülke ve kuruluşlar, kültürlerarası çatışma gibi kavramlara itibar etmediklerini aslında buraya gelmekle, bu Forum’a iştirak etmekle göstermişlerdir. Günümüzün siyasi ve sosyo-ekonomik sorunlara ve hayatın bir gerçeği olan rekabet olgusuna başka etiketler yapıştırmak da doğru değildir.

Katılımcılar, aynı zamanda kavramsal tartışmalardan uygulama safhasına geçilmesi ve pratik önlemlere öncelik verilmesi gerektiğini de dile getirmişlerdir. Bu yönde yapılan çok sayıda önerinin yüksek temsilci Sampaio ve İttifak yazmanlığı tarafından inceleneceğine ve üye ülkelere ve kuruluşların istifadesine sunulacağına da inanıyorum.

Medya acil mukabele mekanizması gibi işbirliği projelerinin tatminkar biçimde gelişmekte olduğunu da yine bu Forum sırasında beraberce gözledik. Forum sırasında Medeniyetler İttifakı ile çeşitli uluslararası kuruluşlar arasında da işbirliği görüşmeleri yapılmıştır. Kültürlerarası diyalog maksadıyla geliştirilmekte olan ulusal planların tamamlanmasının ve bunların uygulanmasının önem taşıdığı hususunda yine görüş birliği oluşmuştur. Özellikle İttifak’ın hedefinin hayata geçirilmesi bakımından, bölgesel işbirliği projelerine hız verilmesi de benimsenmiştir. Vakıfların, iş dünyasının, akademi çevrelerin, kadınların ve gençlerin katkılarından memnuniyet duyulduğu ve bu katkıların sürdürülmesinin arzu edildiği de yine bu Forum’da teyit edilmiştir.

Sözlerime son vermeden önce iki hususu daha vurgulamak istiyorum. Öncelikle, kültürlerarası kutuplaşma ve ayrışma eğilimlerine karşı çıkılması ve karşılıklı saygının geliştirilmesi bakımından basına da önemli görevler düşmektedir. Basın ve ifade özgürlüğüne herhangi bir halel getirmeksizin, habercilik anlayışının nesnel ve sorumlu bir yaklaşımla sürdürülmesi, kuşkusuz mevcut diyalog çabalarına olumlu bir katkıda bulunacaktır. Dünya basının ezici bir çoğunluğunun zaten bu şekilde davrandığını görmekte memnuniyet vericidir.

Son olarak, üçüncü Forum’un gelecek yıl Brezilya’da yapılması kararlaştırılmıştır. Bunun, İttifak’ın ilke ve hedeflerinin daha geniş bir coğrafyaya açılarak Güney Amerika’da da iyi tanıtılmasına imkan vereceğine ben inanıyorum. Dostlar grubunun tüm üyelerinin bu zorlu görevin yerine getirilmesinde Brezilya makamlarına destek olacaklarına da eminim.

Şimdi sözü İspanya Dışişleri Bakanı değerli dostum Miguel Moratinos’a vereceğim. Arkasından, son alarak, Sayın Yüksek Temsilci Sampaio’ya söz vereceğim ve daha sonra da eğer varsa sorularınızı hep beraber cevaplandırmaya çalışacağız.

***   (Yüksek Temsilci Sayın Sampaio ve İspanya Dışişleri Bakanı Miguel Moratinos’un konuşmaları)

SAYIN BAKANIMIZ   : Evet çok teşekkür ediyorum, şimdi bizlere soru sormak isteyenler varsa. Birkaç soru alalım ama vaktimiz de sınırlı. Onu da baştan ben söylemiş olayım.

SORU  : Teşekkür ederim. İran Televizyonu Press TV. Öncelikle başarılı Forum için tebrik etmek istiyorum. Özelikle ahiren NATO Genel Sekreteri olarak seçilen Danimarka Başbakanı’nın dün yaptığı konuşma ilginçti. Eminim dünyadaki herkes uzlaşma ruhundaki bu konuşmayı dinlemekten memnun olmuştur. Sayın Bakan Babacan, insanlar işbirliği istiyor, çatışma değil dediniz. ABD Başkanı Obama’nın dün Türkiye Cumhurbaşkanı ile ortak basın toplantısında Ermenilerin 1915’deki toplu öldürülmeleri konusunda dile getirdiği hususlar sizin için tatminkar mıdır? Ayrıca halen Vaşington’da Dışişleri Komisyonu’ndaki tasarının yasalaşmayacağı yönünde bir teminat aldınız mı? Teşekkür ederim.

SAYIN BAKANIMIZIN CEVABI.  : Biliyorsunuz, Türkiye ile Ermenistan arasında aylardır devam eden bir süreç var. Bu sürecin hedefi de, iki ülke arasındaki ilişkilerin tam olarak normalleşmesi. Biz bu süreçte Ermenistan’la Türkiye arasındaki farklı problemleri tüm boyutlarıyla ele alıyoruz. Problemlerin hepsini masanın üzerine koyduk. Kapsamlı bir çözüm üzerinde çalışıyoruz. Bu çalışmalar da iyi gidiyor. Şimdiye kadar önemli mesafeler kaydettik. Her iki taraf da süreçten memnun olduğunu muhtelif zamanlarda, biliyorsunuz, ifade etmiş durumda.

Bu süreç devam ederken üçüncü ülkelerin bu konulara yaklaşımının bir hassasiyet içerisinde olması gerektiğini düşünüyorum. Şu anda Güney Kafkaslar’da bir normalleşme süreci yaşanıyor. Biliyorsunuz, bir yandan da Ermenistan’la Azerbaycan arasında Yukarı Karabağ sorununun çözümüyle alakalı bir süreç var. Her iki ülkenin Cumhurbaşkanı şu ana kadar yanılmıyorsam 3 defa buluştular. Önümüzdeki dönemde yine buluşmalar sözkonusu olacak. Bir yandan Ermenistan-Azerbaycan süreci devam ediyor, bir yandan da Türkiye ile Ermenistan arasında bir süreç devam ediyor. Bizim üçüncü ülkelerden beklediğimiz bu süreçlere destek vermeleri, bu süreçlerin başarıya ulaşmaları için katkıda bulunmaları. Atılabilecek bazı yanlış adımlar bu süreçlere zarar verebilir. Biz bunu tüm dostlarımızla da paylaşıyoruz. Hedefimiz kendi bölgemizde, Türkiye’yi çevreleyen coğrafyada ve Türkiye’nin ulaşabildiği tüm bölgelerde barışı getirmek, istikrarı getirmek ve refahın artmasını sağlamak

Zaten burada, bu Medeniyetler İttifakı İkinci Forumu’nda, İstanbul Forumu’nda da ana tema budur. Bir bakıma bütün bu kavramların uygulanmasıyla alakalı Türkiye’nin çabaları var. Türkiye sadece kendi tarafı olduğu sorunlara değil, başka ülkeler arasındaki sorunların çözümüne de katkıda bulunan bir ülke. Ve umarız ki bütün bu çabalar belli bir anlayış içerisinde başarıya ulaşır ve arzu ettiğimiz tabloyu hep beraber görürüz.

SORU  :  Teşekkür ederim. Danimarka Haber Ajansı. Sorum önümüzdeki dönem NATO’nun Genel Sekreterliği’ni üstlenecek Bay Rasmussen’in dün gerçekleştirdiği ziyareti hakkında olacak. Sayın Babacan, öncelikle Bay Rasmussen’in dün yaptığı konuşmalar sizin için tatminkar mıydı? Türkiye Bay Rasmussen’in NATO’yu gelecek yıllara taşımak için uygun kişi olduğuna ikna oldu mu? İkinci olarak, Türkiye’nin Bay Rasmussen’e karşı muhalefetini kaldırmasını sağlayan bir mutabakat hakkında basına pek çok haber yansıdı. Özellikle ROJ TV’nin kapatılması ihtimali başta olmak üzere, Türkiye ile NATO arasında varılan mutabakatın tam olarak ne olduğunu söyleyebilir misiniz?

SAYIN BAKANIMIZIN CEVABI  : Biliyorsunuz Sayın Rasmussen, Strazburg ve Kehl’de düzenlenen NATO’nun 60. yıl zirvesinde yeni Genel Sekreter olarak seçildi. Kendisini ben burada bir kez daha kutluyorum. Bu seçim tüm NATO üyelerinin oydaşması ile yapılmış bir seçim. Yani Türkiye’nin de, diğer NATO üyelerinin de Sayın Rasmussen’i desteklemesiyle ortaya çıkmış bir sonuç. Sayın Rasmussen’in dün İstanbul’da oluşu, Medeniyetler İttifakı toplantısına katılması ve NATO’nun yeni Genel Sekreteri, seçilmiş Genel Sekreteri sıfatıyla burada bu güzide topluluğa hitap etmesi gerçekten bizi çok sevindirdi.

NATO ile ilgili, kültürlerarası diyalogla alakalı görüşlerini, yaklaşımlarını ifade etti ve özellikle NATO’nun gittikçe yoğunlaşan bir şekilde ilgilendiği coğrafyaya bakacak olursak, NATO operasyonlarının sürdürüldüğü ülkelere bakacak olursak, özellikle kültürel hassasiyetlere dikkat etmek, NATO’nun çalıştığı, iş yaptığı, operasyonlarının olduğu ülkelerdeki hassasiyetleri anlamak, tanımak ve o ülkelerin insanlarını, o ülkelerin toplumunu kazanarak o ülkelerde faaliyet göstermesi başarı açısından son derece önemli. Çünkü NATO evet bir güvenlik kuruluşu ama, siyasi niteliği de gittikçe ağırlık kazanan bir kuruluş. Üstelik güvenlik sözkonusu olduğunda, artık bunun psikolojik boyutu, sosyolojik boyutu, kültürel boyutu son derece önemli ve Sayın Rasmussen’in ortaya koyacağı tarz, ortaya koyacağı yaklaşım, kendi ifadeleri bizler için gerçekten cesaret verici.

SORU  : Azer News temsilcisi. Sayın Bakan, katılımcılar listesinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in ismi olmasına karşın katılmadılar. Ayrıca heyet olarak, Dışişleri Bakanı ya da başka düzeyde hiç katılım olmadı. Sadece kızı katıldı. Sayın Aliyev’in katılmaması bir küskünlük müdür?

SAYIN BAKANIMIZIN CEVABI  : Biliyorsunuz, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ilişkiler çok özel ilişkiler. Hatta rahmetli Haydar Aliyev’in tabiriyle “tek millet ama iki devlet”. Anlayış bu. Güney Kafkasya önemli bir transformasyon sürecinden geçiyor şu anda. Ve özellikle Gürcistan ve Rusya arasında geçtiğimiz yıl ortaya çıkan ihtilaf ve bunun sıcak bir çatışmaya dönüşü, tüm Güney Kafkasya ülkeleri için Güney Kafkasya ile ilgili pek çok politikayı belki gözden geçirme ihtiyacı doğurdu. Ve biz bir Kafkasya İşbirliği ve İstikrar Platformu kurmak için yola çıktık. 5 ülke. Rusya, Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan. Rusya-Gürcistan ilişkilerini düşünecek olursanız, Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerini düşünecek olursanız, Ermenistan-Türkiye ilişkilerini düşünecek olursanız, bu 5 ülkeyi aynı masa etrafında ve aynı temel ilkeler, prensipler etrafında oturtabilmek gerçekten önemli bir adım oldu. Bakan yardımcısı seviyesinde şu ana kadar iki ayrı toplantı gerçekleştirmiş olduk. Bu sürece Azerbaycan’ın da katkısı gerçekten çok değerli, çok önemli ve fiilen Azerbaycan da bu süreç içerisinde yer alıyor.

Sayın Aliyev, programının yoğunluğu sebebiyle buraya katılamayacağını ancak kızının katılacağını söyledi. Kendisi konuğumuz oldu ve faaliyetlere de katıldı. Dün Sayın Başbakanımızın verdiği resepsiyon olsun, diğer faaliyetler olsun buradaydı. Dediğim gibi, amacımız tüm bu coğrafyada artık barışı getirmek, istikrarı sağlamlaştırmak, güvenliği sağlamlaştırmak ve Güney Kafkasya’nın bir istikrar barış ve refah bölgesi haline gelmesi. Dolayısıyla bizim bu yöndeki çabalarımız devam ediyor, devam da edecek. Azerbaycan’ın bu yöndeki çabalarına destek veriyoruz. Ermenistan’la devam ettirmekte olduğu sürece destek veriyoruz. Ayrıca Sayın Aliyev programının yoğun olduğunu ve kızının geleceğini Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Başbakanımıza söyledi, ancak aynı zamanda Azerbaycan Devlet Komitesi Başkanı yine bu toplantıya katıldı, iştirak etti ve kendilerine katkılarından dolayı da teşekkür ediyoruz.

SORU   : Efendim ben de aynı konuyla devam etmek istiyorum. Şimdi Azeri basında Sayın Aliyev’in Türkiye’ye gelmemiş olması…

SAYIN BAKANIMIZIN CEVABI : Artık o soruya cevap verdiğimi düşünüyorum. Medeniyetler İttifakı’ndayız şu anda. Konuyla ilgili soruları olan varsa onlarla devam edelim.

***
SORU    : Hürriyet Gazetesi. Aslında Medeniyetler İttifakı ile ilgili dediniz ama kısmen daha önceki soruya cevap alınamadığı için ben tekrar sormak istiyorum. NATO zirvesinde Sayın Rasmussen’in Genel Sekreterliği ile ilgili olarak Türkiye’ye bazı sözler verildiği Türk basınına yansıdı ve diplomatik bir zafer olarak da nitelendirildi genel olarak. Şimdi bu sözlerden bir tanesi Roj TV’nin kapatılması, diğeri de karikatür kriziyle ilgili olarak Sayın Rasmussen’in o dönemki tavrıyla ilgili kısmen özür dilemesiydi Medeniyetler İttifakı’nda. Sayın Rasmussen, Roj TV’nin kapatılmasıyla ilgili “savcıların işi” dedi. Karikatür kriziyle ilgili de özür dilemedi. Şimdi gerçekten böyle sözler verildi mi? Verilmediyse Hükümet bunun basına böyle yansımasına neden itiraz etmedi? Eğer sözler verildiyse geri kalan sözler ne olacak? Yani, diğer sözlerin tutulmadığını düşünürsek, NATO Genel Sekreterliği Yardımcılığı’na bir Türk atanacak mı?

SAYIN BAKANIMIZIN CEVABI  :Şimdi bazı konuları zaman içerisinde uygulama ile göreceksiniz.

SORU   : Today’s Zaman. Sayın Obama dün Meclis’teki konuşmasında Heybeliada Ruhban Okulu’na direk referans verdi. Açılmasıyla ilgili isteğini belirtti. Dün de Sayın Bakoyannis ile olan ikili görüşmenizde konunun gündemine geldiğine dair duyumlar aldık. Acaba Türkiye’nin bu konuda herhangi bir adım atması sözkonusu olacak mı yakın zamanda?

SAYIN BAKANIMIZIN CEVABI  : Biliyorsunuz, Heybeliada Ruhban Okulu uzun zamandır gündemimizde olan bir konu ve Türkiye’de zaman zaman dile getirilen, özellikle Türkiye’de bizim vatandaşımız olan azınlıkların yine ilgilendiği bir konu. Bu konuyla ilgili devletimizin farklı birimleri dönem dönem farklı çalışma yaptılar. Yine Milli Eğitim Bakanlığımızın bu konuda yürüttüğü çalışmalar var. Konunun Anayasal boyutu var. Yasal boyutu var. Bu, üzerinde çalıştığımız bir konu. Ama henüz karar verdiğimiz bir konu değil. Dolayısıyla bu yapılan çalışmalar, yapılan analizler hangi yönde sonuçlanır, bununla ilgili nihai kararımız ne olur, bunu tabii zaman gösterecek. Ama bu nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsız bir şekilde kendi vereceği bir karardır.

Teşekkür ediyorum.