#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun TRT Haber Kanalına Verdiği Özel Röportaj, 22 Haziran 2018, Antalya

SUNUCU- Antalya Alanya’da canlı yayındayız, konuğumuz Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu. Efendim, TRT Haber canlı yayına hoş geldiniz.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz.

SUNUCU- Çok teşekkürler, hoş bulduk. Seçime artık son 2 gün kaldı, Türkiye çok yoğun seçim atmosferinde, siz de çalışmalarınıza yoğun bir şeklide devam ediyorsunuz ama, bir taraftan da diplomasi alanında çok hızlı gelişmeler oluyor.

Münbiç’le başlamak isterim, Münbiç’te Türk askerinin sınır boyunca devriyeleri başladı, Amerika Birleşik Devletleri’yle koordinasyon içerisinde oluyor, şu an için bağımsız. Ancak, sizin sürekli söylediğiniz bir şey vardı, Münbiç’ten PKK/PYD unsurlarının çekilmesi gerektiğini ve o bölgeyi asıl sahiplerine vermesi gerektiğini söylüyorsunuz. Son durum nedir, PKK çekilecek mi Münbiç’ten?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Teşekkür ediyorum.

Burada yoğun bir kampanya süreci yürütüyoruz, ama diğer taraftan dış politikayla ilgili gelişmeleri anbean takip ediyoruz, Ankara’yla ve dünyanın her yeriyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Münbiç yol haritasının amacı nedir? Münbiç’ten PKK ve YPG’nin çekilmesidir. ABD, Münbiç’e girerken YPG’yi de yanında getirdi ve bize o zaman bir sözü vardı. Ne zaman? 2016. Hemen operasyon bittikten sonra çekilecekler, hemen aynı gün, ama maalesef bu sözünü tutamadılar. Yeni yönetim de defalarca söz verdi ve bu durum bizim ilişkilerimizi gerdi, diğer işte FETÖ meselesiyle beraber ilişkilerimizi olumsuz etkiledi. Sonuçta ilişkilerin gergin olduğu bir ortamda, ABD, gelin beraber çalışalım ve biz artık bu sözümüzü tutmak istiyoruz, dedi ve bu yol haritası üzerinde çalıştık, onayını verdi, şimdi ise uygulama safhasına geçtik. Yol haritası bugüne kadar hiç aksamadan uygulanmaya başladı. Önce ön hazırlık çalışmaları her iki taraf da kendi arasında ve yine iki taraf arasında ön görüşmeler, hazırlık çalışmaları derken zaten askerlerimiz de Münbiç bölgesine girdiler ve devreye geziyorlar. Bizim, YPG/PKK’nın çekildiğinden emin olmamız gerekiyor. Yani bu yol haritasının, ABD’yle yaptığımız bu anlaşmanın amacı, Münbiç’ten ve daha sonra diğer bölgelerden PKK’nın ve YPG’nin temizlenmesidir, silahların da ellerinden alınmasıdır. Ve hiçbir aksaklık yok, çekilecek, başka çaresi yok, yani bu yol haritasının, bu anlaşmanın amacı bu olduğuna göre, biz de bunu göreceğiz.

Daha sonra ne olacak, buraları kim yönetecek, buralarda güvenlik tedbirlerini kimler alacak, bu yapılarda kimler yer alacak; işte bu konularda da ABD’yle birlikte karar vereceğiz, yani tek başına ABD karar vermeyecek veya tek başına Türkiye de karar vermeyecek, birlikte karar vereceğiz.

Bizim derdimiz, YPG, PKK. Bizim derdimiz, Suriye’deki Araplar, Suriye’deki diğer unsurlar, hatta Suriye’deki Kürtler değil. Esasen bu yaptığımız çalışma, Suriyeli Kürtler için de çok iyi. Ve Türkiye’de bulunup da bu bölgelere dönemeyen ve malları, mülkleri elinden alınan Kürt kardeşlerimize de çok büyük bir iyilik yapıyoruz biz. Ve bu bölgeyi istikrara kavuşturuyoruz, insani boyutu var, bu konuda da çalışacağız ve göçmenlerin bu bölgelere güvenli bir şekilde dönmesi için de onları destekleyeceğiz, yardım edeceğiz, tıpkı bizim Fırat Kalkanı bölgesinde yaptığımız gibi, tıpkı şimdi Afrin bölgesinde yapmaya başladığımız gibi. Afrin bölgesinde temizlik çalışmaları, yani patlayıcılardan, el yapımı patlayıcılar, bombalar veya mayınlar, ne varsa ciddi bir temizlik çalışması yaptık, şimdi artık yerel hak dönmeye başladı, içlerinde Kürt de var, Türkmen de var, Arap da var, hatta içlerinde Süryani de var. Hatta bu Süryani çocukları biliyorsunuz PKK/YPG zorla silahlandırıp bize karşı da cepheye sürmek istedi, yani sahada gidin savaşın diye. Bunu Süryani Aramiler Dünya Kongresi Başkanı da açık, net bir şekilde Hollanda’dan söylemişti.

Neticede, Suriye’nin istikrara kavuşturulması bakımından bu Münbiç yol haritası, Münbiç’le başladığımız için Münbiç diyoruz, çok önemlidir. Burada tabi samimi bir şekilde bu yol haritasını uygulamaya devam etmemiz lazım. Şu ana kadar hiçbir aksaklık yok, her şey yolunda gidiyor.

SUNUCU- Biraz önce önemli bir şey söylediniz, silahlar da çıkacak bölgeden diye. Amerika Birleşik Devletleri’nin ya da diğer koalisyon üyelerinin PKK/PYD’ye farklı isimlerle pek çok kez silah yardımı biliyoruz, bunlar şu anda Münbiç’te de var. Bu silahların tamamen temizlendiğinden, bunun garantisini Amerika Birleşik Devletleri mi verecek bize, bu süreç nasıl işleyecek?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Elbette silahı veren ABD ağırlıklı olarak. Yine koalisyonun içindeki ülkeler ne kadar verdi, bunların sayısı çok yoktur, ama ABD tüm dünyanın gözü önünde PKK/YPG’ye tırlar dolusu silahlar verdi. Ve biz buna itiraz ettiğimiz zaman da, Rakka bittikten sonra biz bu silahları toplayacağız, DEAŞ’a karşı bu silahlar kullanılıyor ve seri numaralarını aldık, diyorlardı. Bundan da emin olmamız lazım, o yüzden yol haritamıza bunu da koyduk. Ve YPG/PKK çıkarken silahlarıyla mı gitti, silahsız mı gitti, bunları da göreceğiz. Burada şimdi devreye gezmeye başladık, nezaret edeceğiz, doğrudan biz YPG’yle, PKK’yla muhatap olmayacağız.

Örneğin Halep’ten, Humus’tan, Doğu Guta’dan koridor açıldığı zaman, El Nusra olsun, El Kaide olsun, diğer teröristler buradan ayrıldı, bilerek onlara da izin verdiler gittiler. Ve ellerinde silah var mı, yok mu, bunların zaten tespiti yapıldı, hep gördük. Çoğu da İdlib’e geldi, şimdi bir de onlarla uğraşıyoruz İdlib bölgesinde, bu terörist gruplarla mücadele ediyoruz ve diğer gruplar üzerinde hakimiyet kurmaması için, zaten gözlem noktalarımız da bu konuda etkili, sahada biz orada istihbaratımız, tüm kurumlarımızla varız.

Dolayısıyla Münbiç’ten ayrılırken silahların alınıp-alınmadığını zaten göreceğiz. Zaten silahların bir kısmını sattılar, bir kısmını Türkiye’ye sokmaya çalıştılar ve soktular, PKK’nın elinde yakaladık, bir kısmını kullandılar, bunlar artık kullanılmaz hale geldi. Yüzde 100 hepsini, tüm Suriye için söylüyorum bunu, Münbiç’te kolay da, geri alabilecekler mi, alamayacaklar mı, burada soru işaretleri var. Daha önce tecrübelerimiz de var, Irak’ta, Kuzey Irak’ta geçmişte yine alacağız diyorlardı o silahları, alamamışlardı ve Kuzey Irak’ta terörün artmasına da bu şekilde vesile de oldular dolaylı-dolaysız. Ama biz şimdi Münbiç’ten çıkarken silahların alınıp-alınmadığını göreceğiz.

Bu yol haritasını uygularken her şey gözümüzün önünde olacak, onlar ayrılırken göreceğiz, denetleyeceğiz, fakat sonrasında da birlikte karar vereceğiz, birlikte devriye gezeceğiz. Bu bölgenin güvenliğiyle ilgili eğitim çalışmaları dahil hepsini birlikte yapacağız.

SUNUCU- Peki, silahları sattılar dediniz, bu konuda bir rapor var mı elinizde ya da bilgi var mı nereye sattıklarına dair?..

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bunlar rejime de satıyorlar, diğer savaştıkları gruplara da satıyorlar, herkese satıyorlar. Yani bir ara Kuzey Irak’ta da öyleydi, yani o silahlar ambalajlarıyla beraber satışa konulmuştu. Neden? Maaşlar ödenmedi, Peşmerge bile elindeki silahları sattı. Bunlar birbiriyle savaşıyorlar, bir bakıyorsunuz birbirinden petrol alıp satıyorlar, diğer taraftan yiyecek, içecek, işte ilaç vesaire, tıbbı malzemeler. Hadi bunları anladık, savaşın bile kuralları var, ama birbirlerine silah satıyorlar, ertesi gün de bu silahları birbirlerinin aleyhine kullanıyorlar, garip bir durum. Yani Suriye’de maalesef hiçbir şeyin kuralı yok. Allah kimseyi Suriye’nin durumuna düşürmesin.

SUNUCU- Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından yine söylediğiniz önemli bir nokta var, silahların bir kısmı Türkiye’ye sokulmaya çalışıldı, hatta sokuldu diye. Zaman zaman Genelkurmay Başkanlığı Güneydoğu’da yaptığı operasyonlarda zaten açıklıyor, işte antitank füzeleri ele geçiriliyor, bazen omuzdan havaya füzeler ele geçiriliyor. Bunların büyük bir çoğunluğunu da müttefiklerimizin verdiğini biliyoruz. Siz pek çok görüşme yapıyorsunuz, bu sürecin ilk gününden itibaren Amerikalılara bu işin yanış olduğunu defaatle dile getirdiniz. Ne diyorlar? Yani sizin verdiniz silahlar Türkiye’de bize karşı kullanılıyor.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tüm görüşmelerinde, Merkel’le görüşmesinde, Trump’la görüşmesinde bunu söylüyor, hatta fotoğraflarını da gösteriyoruz. Sınırdan geçerken yakaladıklarımız ya da PKK terör örgütünün elinde yine yakaladığımız ya da ele geçirdiğimiz silahların seri numaraları var. Bakıyorsunuz Rus silahları da var hatta. Biz Almanlara, Almanların Milan biliyorsunuz antitank silahları var ve ağırlıklı tabi ABD üretimi. Bazen de bir bakıyorsunuz Balkanlar’da bir ülkede üretilmiş, o ülke verdiğinden değil, alıyorlar, veriyorlar.

Sonuçta, bunları verdiğimiz zaman ne diyorlar? Biz doğrudan, ABD zaten saklamıyor da, diğerleri biz doğrudan bunlara bir silah vermedik, işte Peşmergeye verdik, diğerlerine verdik veya üçüncü ülke üzerinden bu silahları temin etmiş olabilir diyorlar, Almanlar, diğerleri bunları söylüyor. Ama ABD’nin böyle bir şeyi demesine gerek yok, açıkça verdiler, inkar da etmiyorlar zaten.

SUNUCU- Peki, Münbiç’le ilgili son bir soru sormak isterim. Şu anda görünen, Türk Silahlı Kuvvetleri Münbiç’le Fırat Kalkanı arasındaki bölgede daha çok devriye vazifesinde. İlerleyen günlerde Türk ordusunu Münbiç’in daha içlerinde görecek miyiz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabii, içine gireceğiz, içine girmeden YPG/PKK’nın çıktığından nasıl emin olacaksınız? Bir de içeride olmadan PKK/YPG çekildikten sonra orada bir boşluk oluşacak ve bu boşluğu geçici olarak Türk ve ABD askerleri dolduracak, onlar bu güvenlikle ilgili tedbirler alacak. Ne zamana kadar? Yerel halka devredinceye kadar. Kimin yöneteceği, yönetimde kimler olacak, güvenlik biriminde kimler olacak ve bunların eğitimi. O zamana kadar bu tedbirleri beraber alacağız ve Münbiç’in içinde her yerinde olacağız biz.

SUNUCU- Peki, şimdi bir taraftan Münbiç’de mücadele devam ediyor, ama Türkiye aslında pek çok koldan terörle mücadeleyi sürdürüyor, önemli noktalardan bir tanesi de Kandil. Türkiye’nin yıllardır başına bela, deyim yerindeyse bir çıbanbaşı gibi Kuzey Irak’ta bulunuyor. Ancak son günlerde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bölgede çok ciddi bir operasyonu var, hatta geçtiğimiz günlerde yapılan bir hava harekatında terör örgütünün sözde liderlerinin bir toplantı halinde olduğu şeklinde gelen bilgiler var, Sayın Cumhurbaşkanı da açıkladı bu konuyu. Son durum nedir, sizin elinize bu konuda bizimle paylaşabileceğiniz bir bilgi var mı acaba?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bizim amacımız, bataklığı kurutmak. Yani içeride, tamam, dağlarda, inlerde, şehirlerde bu mücadeleyi sürdürüyoruz, temizliği yapıyoruz. Fakat karşı tarafta olduğu zaman, tabi sınır kontrolü o kadar kolay değil, özellikle dağlık bölgelerde. Nereden geliyorlar? Sınırımızın diğer tarafından Afrin’de olduğu gibi. Afrin’de yine Hatay tarafında o dağlardan geçerken geçmişte hem DEAŞ, hem de PKK/YPG teröristleri çok sayıda yakalandı ve etkisiz hale getirildi. Yine Güneydoğu Bölgesinde Irak’tan PKK’lıların sınırımızı geçtiği, ihlal ettiği biliniyor, bu yeni bir şey değil. O zaman karşı taraftaki bataklığı kurutmamız lazım. Ve bu sefer kararlı bir şekilde Kandil’e doğru ilerliyoruz ve çok başarılı bir harekat. İHA’larımız, SİHA’larımız devrede, kendi istihbaratımız etkin bir şekilde devrede, artık başkaları anlık bilgi verecek mi, vermeyecek mi, bunun derdinde değiliz biz, kendi teknolojimiz var, imkanlarımız var. Ve tam isabet, yani tespit edildiği zaman tam isabet tüm hedefleri vuruyoruz. Onlar tabii kendilerine göre tedbirler alıyorlar, işte dağlarda -Türkiye’de de gördük- kat kat, böyle sanki 10 katlı ev gibi dağların içinde inler yapmışlar, ama fark etmez, artık nerede ne yaptıklarını biliyoruz. İşte birkaç gün önce Sayın Cumhurbaşkanımızın da açıkladığı gibi yine Türkiye’ye yönelik saldırıları planlarken, toplantı halindeyken jetlerimiz oraları vurdular. Ve artık sözde lider kadrosu, üst düzey PKK’lılara yönelik de bizim etkin çalışmamız, harekatımız devam ediyor. Sonucu alacağız, yani artık o bataklığı bizim tamamen kurutmamız lazım. Türkiye’de huzur içinde olabilmemiz için biz bunu başarmak zorundayız ve emin adımlarla ilerliyoruz.

SUNUCU- Peki İran, coğrafi olarak Kandil İran’a oldukça yakın bir bölgede. İran’la bu konuda temaslar var mı, onlar bu sürecin neresinde ya da destek oluyorlar mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- İran’la eskiden beri temastayız. Çünkü Irak tarafında PKK, İran tarafında PJAK, Suriye’de YPG, PKK, aynı şey bunlar. Şimdi şu anda İran’a saldırmıyorlar diye, iki gün sonra İran’a saldırmayacakları anlamına gelmez veya İran’ın topraklarını bölmek istemediklerini kimse söyleyemez; bunu İran da biliyor. Dolayısıyla İran’la bizim sürekli işbirliği içinde olmamız lazım. Şu anda onlar adeta böyle bir çatışmasızlık var aralarında, fakat İran yönetimi de biliyor ki, bu hücre orada uyuyor, her an saldırabilir İran’a, ilk fırsatta İran’ı tekrar hedef alır. Bir de Kandil tam sınırın Irak tarafında ve Irak’ın sınırlarını geçince İran’da da yerleşim birimleri var, dağlar var.

Edindiğimiz bilgiye göre, özellikle harekat başladığı zaman bunların sözde üst yönetimi İran tarafına da kaçıyor. Yani İran bunlara ev sahipliği yapıyor ya da onları kolluyor anlamında söylemiyorum, burada net olalım. Orada da sınırların kontrolü o kadar kolay değil ve oraya kaçıyorlar, oradan geliyorlar. O sebeple bizim İran’la daha sıkı işbirliği içinde olmamız lazım, İran’ın da bunu anlaması lazım.

Tabii Kuzey Irak’ta da karmaşık durumlar var. Bazı siyasi partiler bazı ülkelerin de teşvikiyle PKK’yla iç içe oldular. Amaç da neydi? KDP’yi zayıflatmak, yani Erbil’i zayıflatmak. Şimdi bakıyoruz, şehre inmiş PKK-YPG, o Talabani’nin partisi KYB dahil, Goran dahil onları etkisi altına almış. Bizzat bakanlar söylüyor, artık bize talimatı PKK veriyor diyor, tehdit ediyor bizi diyor. Terör örgütüyle işbirliği yapmanın sonucu bu. O nedenle tabii İran’ın da işbirliği önemli.

Şimdi hükümet kuruyor, hükümet kurma çalışması içinde Bağdat, merkezi hükümet. Erbil’de işte referandum öldü-bitti, artık çöpe gitti o referandum, öyle olması gerekiyordu. Kendileri de anladılar ne kadar büyük bir hata yaptıklarını, ama maliyeti de kendileri açısından da büyük oldu ve pişman olduklarını da görüyoruz. Vahim bir hataydı, biz onları uyardık. Yani şu andaki haklarınızı bile, defakto kullandıkları hak vardı Anayasadaki hakların dışında Kerkük dahil, o tartışmalı bölgeler dahil onların hepsini kaybettiler. Sınır kontrolünde gümrük vesaire Erbil Havaalanı yönetimi daha önce tamamen onlardaydı, bu haklarını da kaybettiler. Neyse, hata ciddi bir hataydı, maliyeti ağır oldu. Ama şimdi tabi hükümet kurulduktan sonra bizim Irak’la da yakın işbirliği içinde olmamız lazım ki Irak’ta tercih etmez kendi sınırlarında bir terör örgütü olsun. DEAŞ için neler yaptılar, biz de destek verdik. Kırsal bölgede, dağlık bölgede diye orada terör yuvalarının burada bulunmasına onlar da müsaade etmez. Dolayısıyla burada Irak’la da yakın işbirliği içinde olacağız ve tamamen buraları temizleyeceğiz.

SUNUCU- Peki, Mahmur efendim? Yani Mahmur baktığımızda Birleşmiş Milletler kampı gibi görünüyor. Ama fiiliyata baktığımızda içeride bir terör örgütünün adeta eleman devşirdiği bir alan haline gelmiş durumda.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Resmen Birleşmiş Milletler kampı gibi görünse de, artık BM’nin orada elemanı yok, yöneticisi yok, boşlukta kalmış. Herhangi bir yerde boşluk olduğu zaman, bir ülkede olsun, bir şehirde olsun veya bir kampta ilk o boşluğu dolduracaklar teröristlerdir, hele hele yönetilemeyen ülkelerde veya bölgelerde. Ve maalesef bu bölgede de PKK var. Hatta PKK, yine Kerkük-Süleymaniye bölgesinde ABD’nin T1 Üssü var, o bölgelere kadar geldiler. Yani kampın içinde demiyorum, onlar üssünün içinde, o bölgelerde bile dolaşıyorlar, bulunuyorlar, faaliyetlerde bulunuyorlar. Biz bunların bütün bilgilerini ABD’ye de verdik, Irak yönetimine de verdik. Dolayısıyla şimdi Mahmur’da da, o bölgede de PKK’lılar var. Beklenen nedir, yani en ideali? Irak’ın temizlemesi ve BM’nin bunu yapması. Fakat BM’nin tabii bunu yapacak bir kapasitesi yok, Irak’ta hele hele hiç yok, hangi güçle yapacak? Dolayısıyla biz bu bölgede de PKK kamplarını temizleyeceğiz, başka çaremiz yok. Bu mesela Kandil, hani eskiden beri bilindiği için Kandil deniyor, başka dağlar da var ve kırsal kesimde bulunan PKK’lılar da var grup-grup, tamamını bizim temizlememiz lazım ki Türkiye’de kendimizi güvende hissedelim, ulusal güvenliğimiz tehdit altında olmasın. Yani artık biz kararlıyız, nerede olursa olsun teröristlerle mücadele yapacağız ve onları temizleyinceye kadar sürdüreceğiz, başka çaresi yok; bu beka meseledir.

SUNUCU- Şimdi bir taraftan bu PKK’ya verilen, PYD’ye verilen destek, 15 Temmuz’un ardından FETÖ elebaşını Türkiye’ye iade etmeme, S-400 vesaire derken Amerika Birleşik Devletleri’yle ilişkiler da ılımlı bir ortamda değildi, hatta F-35’in teslimine ilişkin birtakım girişimler oldu orada, farklı ülkelerin lobilerinin de işin içinde olduğunu biliyoruz. Ama dün bir tören gerçekleşti, iki tane F-35 resmen artık Türkiye’nin. Bir süre daha Amerika’da kalacaklar oradaki sürecin devam etmesi için. Bu süreci nasıl görüyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Süreç seyrinde izliyor. Bir taraftan Kongrede, bir taraftan Washington’da retorik var, özellikle S-400 ve bazı sebeplerden dolayı Türkiye’ye F-35’lerin verilmemesine dair kararlar da var. Ama tabii burada nihai yetki yönetimin, ABD Yönetimi karar verecek, ama bu çok kapsamlı, hep söylüyorum; çok kapsamlı, çok taraflı bir anlaşma. Ve bunun içinde Türkiye de var ve başından beri Türkiye var. Şimdi durup dururken mesela ABD veya başka bir ülke biz Türkiye’yi bu programdan çıkaracağız diyemez. Biz üretimde dahi var olan bir ülkeyiz. Sonuçta bu retorik devam ederken ve gürültü koparken dün işte ilk uçak teslimatı yapıldı. 2020’ye kadar bundan sonraki süreçte tabii eğitim çalışmaları olacak ve aşama aşama uçakların üretimi bittikçe bu teslimat devam edecek.

Biz ABD’ye şunu söylüyoruz: Bakınız biz sizden savunma sistemi de almak istedik, yani Patriot almak istedik, veremediniz. Ya vermek istemediniz, ya veremediniz; Kongre vesaire bahaneler. Biz de başkasından almak zorundaydık, bizim acil ihtiyacımız var. İsterdik ki NATO müttefiki ülkelerden alalım, isterdik ki daha önce alabilelim. Etrafımızda tehdit çok, herkeste füze var, ben hava savunma sistemini almak zorundayım. NATO da bu konuda tamamen şu anda yeterli değil, tüm ülkelerin, müttefiklerin hava sahasını koruma konusunda. Bizde sınırlı sadece İtalyan SAMP-T kaldı ve İspanyolların Patriot bataryası kaldı, ben almak zorundayım, keşke alabilseydim müttefiklerden. Aldım, çaresiz değilim. F-35 ortak anlaştık, parça üretiminde de beraberiz. Şimdi sen Rusya’dan S-400 aldın, ben bunu vermem olmaz ki. Gel Patriot’u da ver, alayım senden, satabiliyorsan, garanti veriyorsan. Trump’a göre problem yok, hemen diyor, hızlı bir şekilde veririz diyor. Bizim ilave ihtiyacımız var, acil ihtiyacımızın dışında. O yüzden Eurosam’la anlaşma imzaladık, mutabakat zaptı. Ortak üretim, teknoloji transferi, ama bu orta vadede, uzun vadede hayata geçecek bir anlaşma, ama ben daha almam lazım. Şimdi S-400’ün NATO, F35 veya şu anda müttefiklerimizi düşman olarak tanıması mümkün değil, bu konuda biz onlar kadar hassasız. Yunanistan’da S-300 var. Eğer bu risk olsaydı, Yunanistan’da S-300 olmazdı, Yunanistan da NATO üyesi…

SUNUCU- Ve yıllardır var.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yıllardır var. Dolayısıyla bu tür bahanelere gerek yok, bu tamamen basit bir program işi. Kullandığınız savunma sistemi veya uçak ne olursa olsun bunun üzerindeki program neyi düşman olarak tanımlar, neyi dost görür bu size bağlı bir şey. Bu S-400’lerin kontrolü de tamamen bizde olacak. O bakımdan bunları bahane ederek yaygara koparmaya gerek yok. Eğer müttefiksek, müttefikliğimizin gereğini iki tarafın da yapması lazım. Bizim tarafımızda da bir sıkıntı yok zaten.

SUNUCU- FETÖ ile mücadele yoğun bir şekilde devam ediyor, onu biliyoruz. Özellikle yurt dışındaki temsilcilikler de bu konuda aktif bir çalışma içerisinde. Amerika Birleşik Devletleri’nde son durum nedir bu konuyla ilgili olarak, yeni bir gelişme var mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- FETÖ ile mücadele, bizim dış politikamızın önceliklerinden bir tanesidir. FETÖ ile ve terörle mücadele, FETÖ de zaten bir terör örgütüdür. Dolayısıyla sadece ABD nezdinde değil tüm dünyada bu çalışmayı yürütüyoruz. Büyükelçiliklerimizin en önemli görevlerinden bir tanesi budur. Diğer taraftan ilgili kurumlarımız, istihbaratımız ve MASAK ve ilgili kurumlarımızla da ve İçişleri Bakanlığımız, Emniyet Genel Müdürlüğümüz, tüm kurumlarımızla yakın işbirliği içinde çalışıyoruz, herkes görevini yapıyor ve çok sayıda FETÖ mensubunu biliyorsunuz farklı ülkelerden ülkemize getirdik. Her ülke isminin açıklanmasını istemiyor, ama yer yer isimleri açıklanan ülkeler de oldu biliyorsunuz, haberleri de söz konusu oldu.

Diğer taraftan FETÖ’nün iadesiyle ilgili ABD nezdindeki mücadelemizi sürdürüyoruz ve bunun peşini bırakamayız biz. Türkiye’de bir daha FETÖ benzeri örgütlerin olmaması ve de bir daha darbe girişiminin olmaması için bizim bunlardan hesap sormamız gerekiyor. O nedenle peşini bırakmıyoruz. En son görüşmemizde Pompeo, kendisi de eski CIA direktörü; Türkiye’den gelen her talep ve delili, belgeyi çok ciddiye alıyoruz ve titizlikle üzerinde çalışıyoruz, bunu bilmenizi isterim, dedi. Ben de müttefikimizden beklediğimiz budur, dedim. Ama artık adım atma zamanı, çünkü iki sene oldu neredeyse, şurada 15 Temmuz’a kaç gün kaldı? Üç hafta kaldı, dolayısıyla iki sene oldu. Diğer taraftan FBI, ABD içinde FETÖ’ye yönelik bir soruşturma başlattı. Yine Pompeo’ya göre ciddi ve kapsamlı bir soruşturma. Ben de kendisine; bırak ciddi-kapsamlı bir soruşturmayı, basit bir soruşturma bile, eğer yani objektif bir soruşturmaysa, FETÖ’nün ABD içindeki usulsüzlüklerini, vergi kaçakçılığını, vize kaçakçılığını ve tüm ihlallerini ortaya çıkarır; nasıl bir örgüt olduğunu, esasen ABD için de nasıl riskli bir örgüt olduğunu gösterir, dedim. Çünkü bağlantılarına bakın, işte Atilla davası, Halkbank davası tamamen FETÖ motiflidir. Washington’da öyle network kurmuşlar ki senatörler, kongrede, her yerde, yargıda ve diğer bazı kurumlara da sızdıklarını görüyoruz ve çok ciddi para harcadılar. Milletimizden zorla ya da safiyane duygularla inançlarını sömürerek topladıkları paralar hep oraya gitti.

Şimdi FBI soruşturması da önemli, 20 eyalette soruşturma başlatıldı. Bunu Büyükelçimiz de teyit etti, hatta Büyükelçimiz daha önce söylemişti, diğer arkadaşlarımız da teyit etti. İnşallah her koldan bastırmaya devam edeceğiz. Çünkü bizim ilişkilerimizi bozan iki unsur; PKK/YPG’ye verilen silahlar ve FETÖ’nün iade edilmemesi, FETÖ’ye yönelik bugüne kadar hiçbir soruşturmanın başlatılmaması, davanın açılmamasıydı. Ve bu konuda adım atılırsa ilişkilerimiz daha hızlı normalleşir. Ve güven bunalımı yaşıyoruz, bu da ABD’den kaynaklanıyor. ABD söylesin, Türkiye şu sözünü tutmadı ya da ABD aleyhine teröristleri destekledi, vesaire vesaire herhangi bir gerekçe göstersin, gösteremez. Çünkü biz güvenilir bir ülkeyiz, müttefiklerimize yanlış yapmayız. Ama bize yanlış yapıldığı zaman da artık bu konuda da gereğini yapmak durumundayız. Dolayısıyla ilişkilerimiz maalesef bu süreçten geçiyor. Münbiç yol haritası güven artırıcı bir önlemdir aynı zamanda. Başarılı bir şekilde uygulamaya devam edersek, iki ülke arasındaki güveni tesis ederiz. Ama esas FETÖ konusunda adımlar atılırsa, o zaman ilişkilerimiz hak ettiği yere daha hızlı bir şekilde gelir ki, ABD gibi bir ülke ile Türkiye arasında böyle gereksiz, yani ilişkilerimizi bozacak konuların olmaması gerekiyor. Bu konuda da ABD’den artık adım bekliyoruz.

SUNUCU- Peki Yunanistan, komşumuz darbe gecesi biliyorsunuz Türk ordusuna ait helikopter kaçırıldı, Yunanistan’a indi ve onlar hala Yunanistan’da. Türkiye’nin bütün iade taleplerine de olumsuz yanıt verildi. Üstelik pek çok FETÖ’cünün de Yunanistan’ı Avrupa’ya kaçmak için kullandığını biliyoruz yine bugün o çerçevede gelen haberler, bilgiler vardı. Siz Kotzias’la pek çok noktada görüşmelerde bulunuyorsunuz, neler söylüyorlar tepkinizi dile getirdiğinizde?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Daha ilk Yunanistan’a ulaştıkları andan itibaren biz muhataplarımızla temasa geçtik. Ben Kotzias’la görüştüm, Cumhurbaşkanımız Çipras’la görüştü, Başbakanımız Çipras’la görüştü ve ilgili kurumlarımız temasa geçti, istihbaratımız temasa geçti. Biz isterdik ki hemen bize versinler, verebilirlerdi. Esasen bu konuda Çipras’ın da samimiyetine, Kotzias’ın samimiyetine inanıyorum, onlar da vermek istiyorlardı. Ama ne olduysa yine birileri devreye girdi. Ve sonra görüyoruz ki artık hiçbir şey gizli kalmıyor. Batı Avrupa’dan özellikle Yunan yargısına da baskılar geldi vermeyin diye, Türkiye’ye vermeyin diye ve maalesef vermediler.

Şimdi hükümet bir taraftan tabii bu kararları daha üst mahkemelere götürüyor. Darbeden en çok çekmiş bir ülke olarak Yunanistan’dan burada bir dayanışma beklerdik. Tamam, aramızda henüz çözemediğimiz sorunlar var, Kıbrıs konusu da yine iki garantör ülke olarak ikimizi de ilgilendiren bir konu. Ve geçen sene Crans-Montana’da da 11 gün süren müzakereler yaptık. Ege’de kıta sahanlığı, karasuları, FIR hattı vesaire, tüm konularda, aidatı belli olmayan adacıklar dahil, ara-ara işte Kardak krizi oluyor. Bu konuları da nasıl çözeceğimize dair aramızda istikşafi görüşmeler de devam ediyor.

Cumhurbaşkanımız 64 yıl sonra ilk defa bir Devlet Başkanı olarak Yunanistan’a ziyarette bulundu. Şimdi tüm bu adımlar atılırken doğrusu Yunanistan’dan böyle bir karar beklemiyorduk ve özellikle demokrasi düşmanı darbecilere bu şekilde sahip çıkmasını beklemiyorduk, ama bunun dışarıdan baskıyla olduğunu da biliyoruz.

SUNUCU- Peki, iki gün sonra seçimler olacak bu konuya değinmemekte olmak, artık süremizin yavaş yavaş sonuna yaklaşıyoruz, ama Antalya’da çok yoğun bir seçim süreci geçiriyorsunuz artık son düzlüğe girildi 2 gün sonra seçimler var. Neler söyleyeceksiniz bu konuyla ilgili olarak?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Antalya’da seçim kampanyası yapmak bizim için büyük bir mutluluk, keyif. Neden? Sürekli zaten Antalya’dayız, ama bu 1 aydır halkımızla her yerde beraberiz. İkincisi, gönül rahatlığıyla seçim yapıyoruz. Biraz önce söylediğim gibi sadece seçim zamanı burada değiliz halkımız da bunun farkında.

İkincisi olarak, biz gönül rahatlığıyla seçim kampanyası yapıyoruz derken, bugüne kadar yaptıklarımız ortada. Antalyalılar bugün Alanya’dayız, Alanyalı hemşerilerimiz ve tüm Antalya’daki hemşerilerimiz bunu görüyorlar. Diğer taraftan yine boş laf yerine önümüzdeki süreçte neler yapacağımızı, hedeflerimizin ne olduğunu konuşuyoruz. Turizmde, sağlık turizminde, eğitimde, ulaşımda vesaire tüm alanlarda neler yapacağımızı ve hangi projelerimizin olduğunu söylüyoruz. Ve halkımız da bize inanıyor, çünkü bugüne kadarki vaatlerimizi hep gerçekleştirdik ya da şu anda gerçekleştiriyoruz, milletimiz görüyor ve Antalya’ya gerçekten çok ciddi hizmet ettik. Bugüne kadar 39 milyar TL yaklaşık yatırım yaptık. Antalyalılar bunun farkında, Alanyalılar, Gazipaşalılar da bunun farkında. Manavgat’ta farkında, Serik’te farkında ta Kaş’a kadar Kumluca olsun, Finike olsun, Demre olsun, Elmalı olsun, Korkuteli olsun, Gündoğmuş, İbradı, Akseki, merkezdeki ilçeler, herkes farkında. Ama Antalyalılar tabii ki Antalya’yı düşünecekler, esas Türkiye’de neler yaptığımızı çok iyi biliyorlar. Ayrıca Antalyalılar demokrasi konusunda ve demokratik mücadele konusunda çok hassastır. O yüzden geçmişte hep rahmetli Demirel’in, rahmetli Menderes’in, rahmetli Özal’ın yanında olmuştur. Ve Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı sorunları çok iyi gözlemliyorlar, analiz ediyorlar. Sadece bir evlatları Dışişleri Bakanı olduğu için değil, içeriden ve dışarıdan neyle karşı karşıya kaldığımızı çok iyi görüyorlar bir. Ve son 1 haftada Antalyalılar şu soruyu sorup cevabı kendisi veriyor: Türkiye’ye hak ettiği hizmetleri hangi parti verebilir, hangi aday verir? Bugüne kadar kim ne yaptı, kim ne yapmadı? Gerçekten üzülüyorum bu bizim için bir avantaj olsa da bizden başka Antalya için, diğer adayları Türkiye genelinde de görüyorum bir tane proje ortaya koyan parti ya da aday yok. Bir çeşme bari söyleyemez misiniz, bir yol, bir okul hiçbir proje ortaya koyan yok, ama biz her ilçede ne yapıyoruz? Daha ne yapacağız?... ama hemşerilerimiz ve Antalya da artık şu soruyu da soruyor: Bu ülkeyi kim yönetebilir? Gelecekte kolay değil Türkiye’yi hedeflerine kim ulaştırabilir? Ülkeyi kime emanet edebilirim. Kim ehil, kim değil? Seçim kampanyasında herkes konuşur bize yönelik de AK Parti’ye yönelik de 16 senede yani 79 yılla kıyaslandığı zaman müthiş işler yaptık, ama eksiğimiz yanlışımız da olabilir. Bu konuda halk düşüncesini de söyler. Ama herkes söyleyeceğini söyledi, şimdi karar aşamasında esas soru ve cevaba geliyor vatandaşlarımız. Tamam, diyor burada da bir eksikliği olabilir. Ben de özeleştiri yapıyorum kendimle ilgili de yapıyorum özeleştiri. Her şeyimiz yani her yaptığım mükemmel demiyorum, ama iyi niyetli çalışıyoruz ve müthiş işler yapıyoruz. Ülkeyi kime emanet edebilirim, ülkeyi hedeflerine kim ulaştırır? Kudüs davasını kim savunabilir, yani dünyadaki mazlumların sesi kim olabilir? Ümmetin umudu kimdir? Ve sorumluluğumuz nedir? Ve Türkiye’nin vizyonu nedir, bunlara kime emanet edebilirim? Kısacası ülkemizi ve Türkiye’nin geleceğini kime emanet edebilirim? Bunu sorduğu zaman zaten cevabını onlar bize söylüyorlar, artık karar aşamasına geldik. Ve Antalyalılar da bizi şahsen de Cumhurbaşkanımızı tabii ki hiçbir zaman yalnız bırakmadılar Cumartesi günü miting müthişti, geçtiğimiz Cumartesi günü. Zaten herkes Türkiye’de bir İstanbul mitingine bakıyor, bir Antalya mitingine bakıyor kriterdir, ikisi de müthiş. Tabii, İstanbul’un tabii büyüklüğü ortada. Cumhurbaşkanımızı hiçbir zaman yalnız bırakmadı Antalyalılarımız, yine destekleyecekler. Bizleri de yani milletvekilleri olarak hiçbir zaman yalnız bırakmadılar. Alanyalı hemşerilerimiz de biz Alanyalıyız, Gazipaşalıyız, Gündoğmuşluyuz yaylamız orada olduğu için ve Alanyalı olduğumuz kadar Manavgatlıyız. Bu bölgedeki hemşerilerimiz de ilaveten bize destek oldular. Şu anda görüyoruz taraflı, tarafsız, farklı partilerden arkadaşlarımız, dostlarımız Cumhurbaşkanımıza ve bizlere yani milletvekilliğinde bizlere de destek verecekler. Ben tüm hemşerilerime bugüne kadarki verdikleri destek için teşekkür ediyorum. Gerçekten onların bizim arkamızda gücü olmasa biz özellikle masada, yurt dışında masada bu kadar güçlü olmayız. Ankara’dan da tüm kurumlar nezdinde yatırımları getirirken bu kadar da etkin olmayız. Çünkü her şey güç demek, ama bu gücü nasıl kullandığına bağlı. Hemşerilerimiz bizi tekrar yalnız bırakmayacaklardır ve bizi tüm Gazipaşa’dan Kaş’a kadar ve Gündoğmuş’tan Elmalı’ya kadar tüm hemşerilerimiz sağ olsunlar yine bize destek verecekler. Ben gerçekten Dışişleri Bakanı olarak ve diğer görevlerinde ülkemi, milletimi, devletimi temsil etmekten büyük bir şeref duydum.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, günlerce uykusuz kaldığını biliyorum, yani partiyi kurduğumuz günden bu yana bu ülke için, bu millet için, ümmet için, mazlumlar için ne yaptığına bizzat şahidim. Bir amacımız da bu kadar çok çalışan bir liderin yükünü alabilmek, ona yardımcı olmak zaten babamın da nasihati buydu partiyi kurarken. Ve Cumhurbaşkanımızın yükünü almak için de gece gündüz çalışıyoruz. İnşallah her şey iyi olacak.

SUNUCU- Sayın Bakanım, çok teşekkür ederim bu yoğun programınızda bize zaman ayırdınız. Konuğumuz Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’ydu. Kendisine çok teşekkür ediyoruz, yeniden görüşmek dileğiyle.