#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun TRT HABER Kanalına Verdiği Özel Röportaj, 21 Aralık 2018, Valetta

SUNUCU- Malta’dan canlı yayındayız. Konuğumuz, Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu.

Son derece sıcak bir dış politika gündemi var. Öncelikle size çok teşekkür etmek istiyorum, çünkü bugün Malta’dasınız, yarın Libya’ya gidiyorsunuz, sonrasında Tunus, çok kısa bir süre önce İsviçre’deydiniz, bu yoğun diplomasi trafiğinin içerisinde bizlere zaman ayırdınız.

Çok sıcak bir gündem var söylediğimiz gibi. Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün öğlen bir açıklama yaptı, sizin de gündüz saatlerinde bir açıklamanız vardı. Tabii Amerika Birleşik Devletleri’nin Suriye’den çekilme kararı dünyada bir anda dikkati o yöne doğru çekti bir kez daha. Türkiye de uzun dönemdir o bölgenin terörden temizlenmesi gerektiğini söylüyordu. Öncelikle Amerika’nın bu kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Amerika daha önce de buradan çekileceğini açıklamıştı, hatta karar alma aşamasında tekrar fikir değiştirdi. Amerika içinde farklı görüşler var. Esasen Trump’ın da seçim kampanyasında vaatlerinden bir tanesiydi. Ama son zamanlarda özellikle ABD’nin bizim uyarılarımıza rağmen YPG’ye silah vermesi, destek vermesi ve sürekli YPG’nin orada mevcudiyetini artırması bizim en önemli rahatsızlığımızdı ve bu konuda da bir operasyon yapacağımızı Sayın Cumhurbaşkanımız, Başkomutanımız bizzat açıklamıştı. En son telefon görüşmesinde bu konu tabii ki gündeme geldi, bu açıklamadan sonra Trump Cumhurbaşkanımızı aradı, Pompeo bizi aradı, Mattis Savunma Bakanımızı aradı, askerler arasında görüşmeler de oldu. Ve bu görüşmede de Trump Suriye’den çekileceğini, çekilmek istediğini telefonda Sayın Cumhurbaşkanımıza da söyledi, ABD olarak çekilmek istediklerini. O telefon görüşmesinden belli bir süre geçince, iki gün önce de zaten önce Twitter’da kendisi, daha sonra resmi açıklamayla bunu duyurdular.

Tabii biz Suriye’nin toprak bütünlüğüne çok önem veriyoruz ve Suriye’yi bölen hiçbir faaliyetin arkasında olmadığımız gibi karşısında oluruz, çünkü Suriye’nin istikrarı bizim için de önemli.

Diğer taraftan YPG’ye verilen destekten rahatsız olduk, bize de doğrudan tehdit oluşturuyordu, o yüzden kararlı bir şekilde biz buraya gireceğimizi açıkladık, bizzat Sayın Cumhurbaşkanımız açıkladı. Münbiç yol haritasını 90 günde bitirmeyi hedefliyorduk, 4 Haziran’da imzaladık, şimdi yılsonuna geldik, henüz daha tam istediğimiz seviyeye gelemedik. Ama bizden kaynaklanan bir şey değil ABD’den kaynaklanan.

Tüm bunlar göz önüne alındığı zaman bu bölgenin istikrara bir an önce kavuşturulması gerekir. YPG ve PKK bu bölgede olduğu sürece, DEAŞ terör örgütü tamamen temizlenmediği sürece de bu bölgenin istikrara kavuşması mümkün değil. DEAŞ’la ilgili önemli bir mesafe kat ettik. Ve gerek Irak’ta olsun, gerek Suriye’de olsun DEAŞ’a karşı göğüs göğse mücadele eden tek asker bizim askerimiz oldu, yani Mehmetçiğimiz oldu. Hiçbir ülke bizim gibi tek başına 4 binden fazla DEAŞ’lı teröristi etkisiz hale getirmedi. Bundan sonraki süreçte de tabii Suriye’de olsun, Irak’ta olsun bu tür terör örgütlerinin barınmaması gerekiyor, hepsinin temizlenmesi lazım. Bu konuda Türkiye her zaman kararlıdır.

SUNUCU- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasında bir ifadesi vardı, mevcut operasyon, yani biz Fırat’ın doğusuna Türkiye’nin bir operasyon yapacağını artık biliyoruz, ama bu operasyonun bir müddet daha bekleyebileceğini ve sonrasında belki PYD ile birlikte DEAŞ’ın da hedef olabileceği şeklinde. Türkiye, biraz önce siz söylediniz, DEAŞ’ı ilk defa vurmadı, bugüne kadar hem kara operasyonuyla, hem havadan defaatle bu tür operasyonlar yaptı. Önümüzdeki dönemde DEAŞ’a karşı da bir operasyon gelebilir mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Esasen belki de demeye gerek yok, çünkü bizim için hepsi terör örgütüdür; DEAŞ ile YPG-PKK arasında hiçbir fark yoktur, FETÖ ile başka bir terör örgütü arasında hiçbir fark yoktur. Biz hepsiyle mücadele etmede kararlıyız. Ve bugüne kadar kararlılığımızı sahada da gösterdik, sadece sözde değil. O nedenle nasıl Fırat Kalkanı Operasyonuyla 2 bin kilometrekarelik bir bölgeyi DEAŞ’tan temizlediysek, nasıl Afrin’de Zeytin Dalı Operasyonumuzla kahramanlarımız Mehmetçiğimiz, kahraman polislerimiz tüm PKK’lıları, YPG’lileri, içinde yabancı terörist savaşçıları dahil temizlediyse, önümüzdeki süreçte sadece YPG-PKK değil DEAŞ’ın da yine bu bölgelerden tamamen temizlenmesi için Türkiye ne gerekiyorsa yapacaktır. Operasyonun ertelenmesi de mantıklıdır. Şimdi orada bulunan bir ülkenin çekileceğim demesinden sonra elbette bu çekiliş süreci ve diğer birçok konular var. Bu süreçte bir dost ateşi olmaması için de, bir kargaşanın olmaması için de biz tabii ki bu süreyi bu şekilde Sayın Cumhurbaşkanımızın da talimatıyla biraz erteleyebiliriz. Ama bu bizim kararlılığımızdan ve YPG’ye karşı o bölgede ileride başlatacağımız operasyonlardan vazgeçtiğimiz anlamına gelmesin, kimse de rehavete girmesin. Biz bu konuda kararlıyız. Ha bu süreçte esasen yapılması gereken nedir? Bu çekilme sürecinde koordinasyon içinde olmak, biz de bunu yapıyoruz. Cumhurbaşkanımız Trump’la görüştükten sonra biz zaten bu süreci konuşmaya başladık. Bir taraftan ben muhatabım Pompeo ile görüşüyoruz. Şimdi Mattis istifa etmiş, onu da gördük. Ama Milli Savunma Bakanları arasında, Genelkurmay Başkanları arasında, her düzeyde görüşmeler devam ediyor. Bundan sonraki süreçte de bunu koordinasyon içinde götüreceğiz. Örneğin bizim Suriye üzerine ve diğer konularla ilgili üç tane çalışma grubumuz vardı ABD ile Tillerson zamanında, hatırlayacaksınız. Tillerson’ın Ankara’ya gelmesiyle birlikte verdiğimiz, Cumhurbaşkanımızın da yine onay vermesiyle kurduğumuz bu çalışma grupları toplanacak. 7’sinde Türkiye’de bir tanesi toplanacaktı Suriye’yle ilgili, ama konsolosluk meselesi ve Suriye ve Irak’ta PKK ile mücadele komisyonu da, hepsi birlikte şimdi, onların bir kısmı 8’inde Vaşington’da toplanacaktı, tüm bu üç komisyon da 8’inde Vaşington’da toplanacak. Bir toplantı Türkiye’de oluyor, bir toplantı orada oluyor biliyorsunuz, ABD tarafında oluyor. Ve Suriye’den ABD’nin çekilmesi ve birlikte nasıl koordine ederiz; hepsi bu toplantılarda da ele alınacak, bundan sonra koordinasyonu birlikte sürdürme konusunda en son Pompeo ile yaptığımız telefon görüşmesinde de mutabık kaldık.

SUNUCU- Fırat’ın doğusuna yapılacak olası bir operasyonda Türkiye’nin bir müttefik olarak Amerika Birleşik Devletleri’nden lojistik ya da başka anlamda herhangi bir beklentisi var mı DEAŞ’la mücadelede olsun, PYD-PKK’yla?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Biz her zaman şunu söyledik: Burada lojistik destek olsun, havadan yine koruma olsun vesaire bunlar yapıldığı sürece, geçmişte de, bunları yapalım, DEAŞ’ı beraber temizleyelim, biz temizleriz, çünkü DEAŞ bizim de düşmanımız. Hem barış dini, yüce dinimiz İslam’ı kullanarak İslam’a ve Müslümanlara çok zarar vermiştir, hem de bunlar insan bile olamaz, çünkü herkesi acımasızca öldüren bir terör örgütü. Dolayısıyla biz bu terör örgütüne karşı da başından beri kararlı bir şekilde mücadele ediyoruz. Diğer taraftan şimdi zaten burada, bizim kimseden de herhangi bir desteğe de doğrudan ihtiyacımız yok. Ha bilgi paylaşımı olur, yine bu bölgede Rusya var, diğerleri var, herkesle koordineli bir şekilde götürmemiz lazım, bir kazanın yaşanmaması lazım, terörle mücadele ederken tüm ülkelerle yakın bir koordinasyon içinde, bilgi paylaşımı içinde olmamız lazım ki aksaklıklar, kazalar olmasın, başka şeyler olmasın. Ama biz Fırat Kalkanıyla 3 binden fazla DEAŞ’lı teröristi etkisiz hale getirirken hiç kimsenin yardımına ihtiyaç duymadık. Bugün Türkiye muktedir bir ülkedir, kapasitemiz var, savunma sanayimiz güçleniyor, Mehmetçiğimiz, Özel Harekâtımız, polisimiz, hepsi içeride de, dışarıda da terörle mücadelede ne kadar kararlı görüyorsunuz, şehit olmaya hazır hepsi. Diğer savunma sanayiyle ilgili insansız hava araçlarımız olsun, silahlı-silahsız hava araçlarımız olsun, her türlü bizim imkânımız da var. Bizim bu konularda elbette DEAŞ’a karşı, diğer terör örgütlerine karşı mücadele ve işbirliği yapmak isteyen herkesle yaparız. Ama hamdolsun böyle bir kapasitemiz de bugün var.

SUNUCU- Donald Trump’ın kararından sonra Amerika’da bazı siyasilerden ve bazı basın yayın organlarından Trump’a yönelik eleştiriler vardı, orada işbirliği yaptığımız kişileri yüzüstü bırakıyorsunuz şeklinde. Bunları nasıl görüyorsunuz? Yani müttefiki kim Amerika Birleşik Devletleri’nin, Türkiye mi, yoksa PKK-PYD mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- ABD sürekli şunu söylüyordu: Biz bunlara geçici olarak destek veriyoruz, şu anda ihtiyacımız var, ama kalıcı bir müttefikimiz değil diyordu. Esasen terör örgütüyle böyle bile olsa, geçici bile olsa angajmana girmek doğru değil. Sonuçta hiçbir zaman terör örgütlerini mutlu da edemezsiniz, tatmin de edemezsiniz, çünkü bu bir terör örgütüdür. O yüzden işbirliği yapacağınız kim olursa olsun, ülke dahil, gruplar dahil bunu çok dikkatli bir şekilde seçmeniz lazım. Burada Türkiye gibi bir müttefik varken bir terör örgütüyle işbirliği yapması, Obama döneminde başladı bu, çok ciddi vahim bir hataydı. Böyle bir hatanın içine düştükten sonra bu kararı alsanız da almasanız da içeride ve dışarıda çok farklı görüşler de gelir, tepkiler de gelmesi normal. Ama bugün YPG-PKK’yı bir ortak gibi görüyorsa ABD iç politikası, gerçekten bu onlar açısından çok vahim bir durumdur.

SUNUCU- Peki, Amerikan askerleri ayrılıyor, ama siz de çok yakından takip ediyorsunuz bu süreci, içeriye giren yüzlerce de tır vardı, o tırların çok büyük bir çoğunluğu silah doluydu, o silahlar ne olacak?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi bu silahların geri alınmasını başından beri zaten söylüyoruz. Cumhurbaşkanımız defalarca, geçen seneydi Hamburg’da yine Temmuz ayında söylemişti, diğer görüşmelerimizde de söylemişti ve en son Arjantin’de G-20 marjında da söyledi. ABD’lilerin her zaman söylediği, bu seri numaralarımız var elimizde, bunları toplayacağız. Esasen burada Amerikan yönetimini ilgilendiren, özellikle Başkan Trump’ı ilgilendiren başka bir konu da bunun maliyeti, verilen bu silahların maliyeti, sürekli tepkisinde de bunu zaten gündeme getiriyor. Fakat bu o kadar kolay değil, neden? Bunların içerisinde kullananlar var. İkincisi; bu kadar silahı dağıttıktan sonra toplamanız o kadar kolay değil. Geçmişte Irak’ta da Amerika o zaman dağıttığı silahları tekrar toplayacağım dedi, ama toplayamadı, terör örgütlerinin eline geçti. Üçüncüsü, daha da vahimi; YPG-PKK bu silahları herkese sattı, DEAŞ dahil herkese satmıştır ve bu silahların çoğu yok. Türkiye’de de bu silahları biliyorsunuz PKK’lıların elinde biz yakaladık, dolayısıyla hepsini geri almaları, toplamaları mümkün değil. Ama biz bu konudaki beklentimizi bu ABD’nin açıkladığı karardan sonra da net bir şekilde muhataplarımıza ilettik.

SUNUCU- Son birkaç yıla baktığımız zaman, Rusya’yla sıkıntılı bir dönem yaşadı Türkiye, ama örneğin şu anda Suriye’ye baktığımız zaman orada bir işbirliğini görüyoruz. Amerika Birleşik Devletleri’yle bir süre öncesine kadar gerilimler vardı, ama geçen hafta, sadece birkaç hafta içerisinde FETÖ’ye yönelik mali operasyon haberler geldi. Vaşington, Patriot’larla ilgili adımlar attı, ondan sonra Trump Suriye’den çekilme sürecinin başlatıldığını duyurdu. Çok ciddi gelişmeler oluyor. Tam da bugün, aslında bunları da belki doğrulayan nitelikte Cumhurbaşkanının bir açıklaması vardı; “dış politikada destan yazmaktayız” diye. Nasıl görüyorsunuz bu süreci, nerelerden nerelere gelindi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi tabii ilişkileri sadece bir ülke özeline indirmemek gerekiyor, ama haklısınız ABD ile sıkıntılı günlerimiz oldu, halen de çözülmemiş konular var; FETÖ’nün iadesi, yine YPG’ye bugüne kadar verilen destek, çekilme olursa bu sorun da ortadan kalkmış olacak. Ama başından beri ben şunu görüyorum: Her ne kadar bu Brunson problemi döneminde Türkiye’ye yönelik bazı açıklamalar olsa da, hatta işte kur savaşları başlatılsa ki bunu sadece ABD’ye bağlamamak gerekiyor, Londra’dan başlatılan bu saldırının arkasında bazı Müslüman ülkeler bile var, sadece ABD’ye bağlamıyoruz, ama etkisi olmuştur. Trump’ın her zaman Cumhurbaşkanımıza bir saygısı vardır, samimi bir dostluk vardır ve Türkiye’ye karşı da bir sevgisinin, saygısının olduğunu tüm telefon görüşmelerinde ve tüm ikili görüşmelerde bulunan birisi olarak, bir Dışişleri Bakanı olarak ben bizzat gözlemledim, bunu da her zaman söylüyorum. Bu, Trump’ın politikalarını desteklediğim anlamına gelmez diğer konularda da. Ama Türkiye’ye yönelik Trump’ın bakış açısını anlatmaya çalışıyorum. Son zamanlarda ilişkilerde bir düzelme var, bunun için de çaba sarf ediyoruz Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve onun talimatlarıyla çaba sarf ediyoruz.

Türk dış politikası gerçekten son zamanlarda tüm dünya tarafından, uluslararası toplum tarafından takdir edilen ve hayranlıkla izlenen bir politikadır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın liderliğinde Dışişleri Bakanlığı olarak biz de elimizden gelen katkıyı sağlıyoruz. Ve diğer taraftan diğer kurumlarımızla, parlamentomuzdan tutun da sivil toplum örgütlerimize kadar, iş dünyamıza kadar hepimizin birlikte yürütmemiz gereken bir dış politika var burada. Dünyada öyle hızlı değişimler oluyor ki beklentiler var, sorunlar da var, bu sorunları çözmek lazım, arabuluculuk yapmak lazım, inisiyatifler kullanmak lazım, uluslararası örgütler nezdinde aktif olmanız lazım. Üstlendiğiniz ve başlattığınız inisiyatifler, medeniyetler arası ittifak gibi, barış için arabuluculuk gibi, dörtlü ittifak, mekanizmalar, Balkanlar’da olsun, üçlü mekanizmalar olsun, Türkiye’nin başlattığı ve yürüttüğü birçok inisiyatifler var, tüm bunları yürütmemiz lazım.

Diğer taraftan, terörle mücadele dahil sahadaki kazanımlarımızı da masada kaybetmememiz lazım, yani burada diplomasi önemlidir. Ve biz gerçekten bir bütünlük içinde Cumhurbaşkanımızın liderliği ve talimatlarıyla artık Türk dış politikasında somut kazanımlar da elde etmeye başladık. Bir taraftan sorunların çözülmesi, bakın bir İdlib muhtırasıyla biz bir felaketi önlediğimiz gibi şimdi Suriye’de bir siyasi süreç. Biz herkesle bu süreci paylaşmak istiyoruz, dörtlü zirve yapıldı, üçlü Astana formatında zirveyi tekrar Ocak sonunda veya Şubat başında bu sefer tekrar Rusya’da yapacağız, dönüşümlü ev sahipliği yapıyoruz. Yani birçok çabamızla ve platformlarla biz Türkiye olarak gerçekten dış politikada önemli bir aktör olduk.

Bugün Latin Amerika’daki sorunlara katkı sağlıyoruz. Bugün Filipinler’deki bu barış sürecine sürekli olarak bir büyükelçimizi görevlendiriyoruz, katkı sağlıyoruz. Sadece maddi katkı değil, yani Türkiye’nin tecrübelerinden herkes faydalanıyor. O yüzden Türk dış politikası yani burada gerçekten ben sadece Bakanlığımı övmek için söylemiyorum, zaten Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bunu yürütüyoruz. Tüm kurumlarımızla beraber bu işin içinde ticaret var, bu işin içinde ekonomi var, bu işin içinde savunma sanayi var, her boyutuyla beraber her konuda artık görüşü sorulan ve sözü dinlenen bir ülke olmaya başladık. Her masada varız, ama pozitif anlamda, katkı sağlayıcı bir şekilde, çözüm odaklı bir şekilde varız. Onun da neticelerini hamdolsun görüyoruz. Cumhurbaşkanımızın da sanırım vurgulamak istediği buydu. Kendilerine de bizlere olan güveninden dolayı ve özellikle Türk dış politikamıza yaptığı liderlik için de ayrıca şükranlarımı sunuyorum.

SUNUCU- Sayın Bakanım, çok teşekkür ediyorum bu yoğun gündeminizde bizlere zaman ayırdınız.

Malta’da canlı yayında konuğumuz Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ydu, sorularımıza verdiği yanıtları sizler de duydunuz.

Söz şimdi yeniden merkezde.