#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun TGRT Haber Kanalına Verdiği Özel Röportaj, 6 Şubat 2018

SUNUCU- TGRT Ankara Stüdyolarından iyi akşamlar sevgili seyirciler. Gündem yoğun, bir taraftan Afrin Harekatı devam ediyor, bir taraftan da diplomasi turları devam ediyor. Birçok son dakika gelişmesi var.

Bu akşam çok önemli bir konuğumuz var, Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu TGRT Haber’de özel canlı yayın konuğumuz.

Sayın Bakanım, hoş geldiniz yayınımıza.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hoş bulduk.

SUNUCU- Ayağınızın tozuyla da aslında dün akşam Roma’dan döndünüz, birçok başlık var ama Afrin Harekatı çok sıcak olduğu için, sürekli oradan aslında son dakika gelişmeleriyle karşı karşıya bulunduğumuz için şunu sormak istiyorum: Harekata genel çerçeve olarak baktığımız zaman, bir taraftan da güvenlik toplantıları devam ediyor, bir taraftan planlar revize ediliyor. Ne aşamadayız? Hani sonuna doğru yaklaşıyor muyuz, herkes bu haberi bekliyor. Ama sabırlı mı olalım, nedir efendim sahadaki son plan?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Zeytin Dalı Harekatımız planlandığı gibi devam ediyor, başarılı bir şekilde devam ediyor. Elbette şehitlerimiz olunca hepimiz üzülüyoruz, ciğerimiz yanıyor, yüreğimiz yanıyor, tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz, ailelerine ve milletimize sabır diliyoruz. Tabii bir terörle, bir tehditle mücadele ediyoruz. Sınırımızın içinde değil, ama sınırımızın diğer tarafında. Tıpkı daha önce Kandil ve Kuzey Irak’taki dağlarda PKK ile mücadele ettiğimiz gibi, şimdi de Afrin bölgesinde PKK-YPG ile mücadele ediyoruz, çünkü bize yönelik ciddi bir tehdit var. Tabii harekat istediğimiz gibi ilerliyor. Burada özellikle sivillere yönelik bir şey olmasın, yanlışlık olmasın, hata olmasın diye, siviller ölmesin diye temkinli davranıyoruz. Elbette her askerimiz, her güvenlik görevlimiz bir göreve giderken şehit olmaya hazırdır, ama biz de güvenlik görevlilerimizin, Mehmetçiğimizin güvenliği için tedbirleri de almamız lazım. O nedenle arazideki gelişmelere göre yeni planlamalar olabiliyor, bazen hava şartlarına göre oluyor, sahaya inince, araziye inince bazı yeni gelişmeler görüyoruz, boyutu farklı oluyor. Dolayısıyla bir taraftan havadan, bir taraftan istihbaratımız, bir taraftan yine İHA’larımız, yine karada gözlemcilerimiz, askerlerimiz, Mehmetçiğimiz, Özgür Suriye Ordusu topyekun bir bütünlük içinde hareket ederek hedeflerimize ulaşıyoruz. 1000’e yakın teröristi etkisiz hale getirdik, bunlar kayıtlı rakamlar, belki daha fazlalardır. Bugüne kadar herhangi bir sivilin ölmemesi de gerçekten harekatın başarısı için de çok önemlidir. Ve bugüne kadar bize siviller konusunda hatırlatma yapmaya çalışan ülkelere de bir derstir. Bunları da anlamakta zorluk çekiyoruz. Örneğin DEAŞ’a karşı Fırat Kalkanı operasyonunu başlattığımız zaman hiç kimse bize sivilleri hatırlatmıyordu, hiç kimse. Ayrıca, YPG-ABD birlikte DEAŞ’a karşı mesela Rakka’ya girdiği zaman da kimse oradaki sivilleri sormuyordu veya siviller ne olacak demiyordu. Nedense bu PKK-YPG terör örgütüne karşı ne zaman biz bir operasyon başlatsak, hemen herkes teröre karşı bir şey yapmayın diyemiyor, siviller üzerinden bu harekatı önemsiz hale getirmeye çalışıyor ya da o kanaldan bir eleştiri getirmeye çalışıyor. Hatırlarsanız Sur’da ya da Şırnak’ta, bazı şehirlerde…

SUNUCU- Silopi’de.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Silopi’de de yine PKK’lıları temizlemek için, o çukurları kazmışlardı ya, harekatı başlattığımız zaman da hep böyle söylendi. O yüzden sivilleri ön plana atan, sivilleri canlı kalkan yapan, hatta çocuk yaşta kişileri, çocukları daha doğrusu, en son Süryaniler de açıklama yaptı, Hristiyanları, herkesi zorla savaşmaya gönderen bir terör örgütünden bahsediyoruz. Dolayısıyla bu terör örgütüne karşı mücadelemiz bitinceye kadar devam edecektir. O yüzden ne kadar sürecek, planlaması ne olacak, ilerledikçe bu konularda daha detaylı…

SUNUCU- Ama hızlı bir şekilde Afrin merkeze doğru…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, hızlı bir şekilde değişik kollardan ilerliyoruz. Ara ara roketler gönderiyorlar, Türkiye’de de vatandaşlarımız şehit oldu. Ama bu tehdidi tamamen buradan temizlemeden kendimizi, vatandaşlarımızı güvende hissedemeyiz. O yüzden bu tehdidin tamamen ortadan kaldırılması gerekiyor, bunun için de Afrin bölgesindeki teröristleri bizim temizlememiz lazım.

SUNUCU- O roketlere yönelik bir tedbirden söz ediliyor askeri anlamda. O konuda bir adım atılacak mı, o konuda bir çalışma mutlaka vardır, ama detayı var mı Sayın Bakan?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Askerlerimiz ve savunma sanayi içindeki arkadaşlarımız, Milli Savunma Bakanlığımız, istihbaratımız bu konuları görüşüyorlar nasıl engelleyebiliriz diye. Ama bunun en etkin engelleme yöntemi, olduğu yerde bunları yok etmektir, yani en garanti engelleme yöntemi budur. Şimdi tabii…

SUNUCU- Roketi atamadan.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bizde bataryalar var, ama bunlar daha çok füzelere yönelik, yani füzelerin gereken tespiti ve bunların havada yok edilmesine yönelik tedbirlerdir. Ama bunlar menzili 20 kilometre, 10 kilometre, bazen 5 kilometre olan roketler de geliyor, her zaman bunları tespit etmek de kolay olmuyor, o yüzden tehdidi yerinde yok etmek en etkin yöntemdir.

SUNUCU- Çok büyük bir araziden bahsediyoruz, ama bir-iki gündür atılan roket sayısında belki tedbirler alındığı için çok da fazla büyük olaylarla karşılaşmıyoruz.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabii menzili de bu arada uzatıyoruz, daha doğrusu ilerledikçe askerlerimiz ve Özgür Suriye Ordusu bir geri çekilme var, mesafe uzuyor.

SUNUCU- Türkiye’ye gelen tehdit de böylelikle mesafe uzadıkça düşüyor.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet.

SUNUCU- Sayın Bakanım, demin siviller konusunu açtınız, soracaktım, ama CNN International’da bir haber yayınlanıyor iki gündür, Afrin’de mağaralarda çekilen bazı kadınlar-çocuklar, işte Erdoğan başımıza bombaları yağdırdı, benim kardeşim öldü, benim oğlum öldü, öbürküsü işte oğlumu nasıl bulacağım. Sonra haberin devamında diyor ki; ölen sayısı belli değil diyor. Türkiye yetkililerine de sorduğumuz zaman Dışişleri’ni kastederek, bu konuda sivillere yönelik bir can kaybının olmadığı iddia edildi diyor. CNN’deki o haberi, dönen haberi gün boyu, her bültende de dönüyor, siz de izlemişsinizdir.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bunlar propagandadır, bunlar PKK’nın, YPG’nin propagandası ve yurt dışında da PKK-YPG’ye sempati duyanların da yine devam ettirdiği bir propaganda. Bunları gündeme getirenlere biz diyoruz ki; elinizde bir delil varsa bize verin, biz bu konuda çok titiziz, hassasız ve bizim askerimiz, Mehmetçiğimiz, güvenlik güçlerimiz siviller konusunda herkesten daha fazla hassas, Türk milleti siviller konusunda herkesten daha fazla hassas. Herhangi bir bilgi, belgeniz varsa bize getirin diyoruz. Bugüne kadar bize herhangi bilgi, belge getiren olmadı. Bunlar işte oralarda çekilmiş propaganda görüntüleri. Bunların hiçbir kıymeti yoktur, biz bu konuda hassasız ve bugüne kadar hiçbir sivil ölmemiştir. Önce Türkiye’deki sivilleri göstermeye çalıştılar. Rejimin daha önce öldürdüğü Suriye’de sivilleri göstermeye çalıştılar. Daha sonra öldürülen YPG’li teröristleri sivil gibi göstermeye başladılar. Bunların hiçbiri tutmayınca şimdi başka yöntemler deniyorlar.


SUNUCU- Efendim, önceki gün, demin bahsettiniz tankımıza anti tank füzesiyle yapılan saldırıda şehitlerimiz olmuştu, tankın etrafındaki askerlerimiz de şehit olmuştu. Orada Sayın Cumhurbaşkanına da soruldu. O füze Rus malı olduğu veya Amerikan malı olduğuna yönelik çeşitli iddialar var. O konudaki son durum nedir, bizimle paylaşabileceğiniz yeni bir bilgi var mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Teknik çalışmalar henüz tamamlanmadı, bazı ön bilgiler var, ama tamamlanınca bunları açıklamakta fayda var. Her hangi bir ülkeye ya da herhangi bir gruba atfetmemek için ya da suçlamamak için tamamen deliller ortaya çıksın, inceleme tamamlansın, ondan sonra zaten paylaşırız.

SUNUCU- Bir de efendim, harekat hızlı bir şekilde devam ediyor. Siz dediniz ki, planlandığı şekilde devam ediyor ve güvenlik toplantılarında da sürekli bu planlar yeniden gözden geçiriliyor, farklı hareketler de yapılabiliyor gün içerisinde. Şimdi bir taraftan Amerika Birleşik Devletleri’ne baktığımız zaman işte Afrin’den sivillerin ayrılması noktasında, bazı Türkiye’nin tahliyeleri noktasında bazı çalışmaları var, işte Azez’deki kampa geçmeleriyle ilgili. Ve oradaki terör örgütü elemanlarının, PYD’lileri kastediyorum, oradan bölgeden çıkmalarına yönelik ABD ile bu konuda bir temas veya pazarlık tırnak içerisinde oldu mu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yok, ABD ile bir pazarlığımız ya da temasımız olmadı. Zaten ABD’nin burada bir mevcudiyeti yok, yani bilinen bir mevcudiyeti yok. Belki istihbarat elamanları vardır, onlar da zaten gizli bir şekilde sahada dolaşırlar. Ama ABD’nin böyle bir mevcudiyeti yok. Dolayısıyla ABD ile konuşacağımız bir konu da değil. Bizim ABD’den zaten isteğimiz bellidir, bu terör örgütüne desteği kessinler, silah vermesinler, bir de gölge etmesinler. Bizim beklentimiz gayet açık-nettir; Afrin bölgesinde ABD ile ya da başka bir ülke ile bu konuda herhangi bir pazarlığımız olmadı. Zaten siviller konusunda biz çadırlar kuruyoruz. Sağlık birimlerimiz orada, AFAD’ımız, Kızılay’ımız orada, insani yardımlarımızı ulaştırıyoruz, ilaç vesaire diğer ne ihtiyaç varsa karşılıyoruz. Bugüne kadar kurduğumuz çadırlarda binlerce, herhalde 6-7 bin oldu, kişinin barınabileceği bir kapasiteye ulaştık.

SUNUCU- 6 bin kişi şu an halihazırda çadırlarda.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Belki daha da fazladır, yani benim elimdeki birkaç gün önceki bilgidir. Sürekli arkadaşlarımız burada başarılı bir şekilde bu çalışmaları da yürütüyor.

Biz gerçekten bu operasyonu başlatırken her boyutuyla hazırlıklarımızı yaptık. Yani askeri bakımdan ne yapmamız gerekiyor, sizin de söylediğiniz gibi duruma göre yine stratejimizi değiştirebiliyoruz, neye ihtiyacımız var ona göre hareket ediyoruz, neyi devreye sokacağız bunlara karar veriyoruz. İnsani boyutunu ihmal etmedik, hemen çadırlarımızı bölgeye gönderdik, diplomasi boyutunu hiç ihmal etmedik, hukuki boyutunu atlamadık. Uluslararası hukuka uygun bir şekilde yaptık. Dolayısıyla bir taraftan Mehmetçiğimiz bu operasyonları Özgür Suriye Ordusuyla birlikte yürütürken diğer kısımlarını da biz Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hep beraber diğer kısmını da iyi bir şekilde yürütüyoruz. Yani burada başka bir ülkeyle pazarlık yapacak bir söz konusu yok. Bu teröristlerin burada olması, başka yerde olması fark etmez. Terörist teröristtir. Şimdi DEAŞ oradan oraya, Rakka’dan gitti, şimdi herkesin korkusu, bunlar nereye gitti? Özellikle kaynak ülkeler, bize geri dönecek mi, dönerse ne olacak; bunun derdindeler. Bir yerde bir terör örgütü varsa, demek ki hiç kimse güvende değildir, kendisini güvende hissedemiyor, nereye gideceği belli değil. O yüzden teröristlerin bir yere gitmesi, başka yere gitmesi sorunu çözmez. Teröristler ya silah bırakır, terörü tamamen bırakır ya da yok edilir, başka çaresi yok. Çünkü başka yerde bulunsa da bugün olmasa yarın başka yöntemlerle yine tehdit olur.

SUNUCU- Münbiç olayı peki efendim?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Münbiç’te de YPG’liler var. ABD söz vermesine rağmen bugüne kadar hiç çekilmedi ve oradan da yine Fırat Kalkanı bölgesine tacizde bulunuyorlar. Hemen operasyonun ertesinde acilen çekeceklerdi, ne oldu? Çekmediler.

SUNUCU- Rakka’nın ardından değil mi efendim?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hayır, Rakka’yı da yerel halka vereceklerdi. ABD’nin bize ve Avrupalılara verdiği söz budur, Fransızlar da bunu teyit ediyor, İngilizler de teyit ediyor, ama maalesef önceki yönetim de, şimdiki yönetim de bu konularda verdiği sözü tutmuyor. Ondan sonra biz Türkiye’nin size güveni kalmadı dediğimiz zaman da niye güvenmiyorsunuz diyorlar. Biz müttefikiz, yani kağıt üzerinde müttefik olabiliriz doğru, NATO üyesiyiz doğru, ama uygulamada da müttefik olduğumuzu artık kanıtlamanız gerekiyor, burada bir güven bunalımı var; ABD’ye söylediğimiz bu sürekli. O nedenle bizim şimdi terör örgütü nerede varsa ya da bize nerede tehdit oluşturursa Münbiç dahil, biz bu tehdidi ortadan kaldırmazsak milletimiz nasıl kendisini güvende hissedecek? Ve biz kime güveneceğiz? Elbette Cumhurbaşkanımızın her zaman söylediği gibi kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz.

SUNUCU- Sanki öyle, ona doğru gidiyor. Ve Amerika Birleşik Devletleri Türkiye’nin özellikle Münbiç konusundaki kararlı tavrından sonra Amerika Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster bu hafta sonu, ardından da ki siz defalarca konuştunuz, artık ben sayısını unuttum, Dışişleri Bakanı Tillerson öbür hafta sonu da Ankara’ya gelecek. Tabii çok net bir şekilde Münbiç açıklamalarının ardından bunun gelmesi ve yine Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada Münbiç’le ilgili gerçekten -tırnak içerisinde- endişeliyiz sözü. Tabii bu çerçevede bakıldığı zaman önemli konuklar geliyor ve Amerika’nın her geçen gün endişeli olduğunu arttıran tonda söylediği açıklamalar.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Amerika esas bizim endişelerimizi anlamalı ve karşılamalı. Yani burada sorunun kaynaklarından bir tanesi; ABD’nin YPG-PKK’yla yaptığı işbirliği. PKK ile YPG’nin aynı örgüt olduğunu ABD’nin kendisi kabul ediyor. Daha önceki Savunma Bakanı Carter, şu anda halen görevine devam eden Genelkurmay Başkanı Dunford, ABD Kongresinde sorulan sorulara cevap verirken de kayıtlarda da var, sürekli dolaşıyor zaten. Aynı örgüt olduğunu, aynı kişi olduğunu, hiçbir fark olmadığını söylüyor. Dolayısıyla şimdi bile bile bu terör örgütüyle işbirliği yapıyorsunuz ve bu bize tehdit oluşturuyor. ABD, bu bizim endişemizi anlayıp ve gereğini yapması gerekiyor, yani müttefiksek ABD bunu yapmalı. Eğer ABD bunu yapmazsa, bu tehdidi ortadan kaldırmazsa, bu sefer biz bu tehdidi ortadan kaldırmak durumundayız. Bizim buradaki hedefimiz terörist örgütleridir. Ne ABD’dir, ne de Kürt kardeşlerimizdir. Hiçbir zaman biz Kürt kardeşlerimizi hedef almadık ve her zaman Kürt kardeşlerimizin yanında olduk. Zamanında yine Peşmerge biliyorsunuz Saddam döneminde kimyasal silahlar kullandığı zaman kapımızı açtık, gönlümüzü açtık. Şimdi 350 bin Suriyeli Kürt kardeşimiz Türkiye’de yaşıyor ve YPG bunların dönmesine izin vermiyor. Suriye’de şu anda çok sayıda Kürt hapiste, YPG bunları hapse attı. Çok sayıda diğer Kürt partisini YPG kapattı. Nerede insan hakları savunucuları, hani Kürtleri savunanlar? Terör örgütünün dışında Kürt mü yok? Var, çok var. Niye onların haklarını savunmuyorsunuz? O kapatılan partileri, aynı şekilde hapisteki Kürtler, Türkiye’de ve Avrupa’da sürgünde yaşayan Kürtler ve de ellerinden mülkleri, evleri alınan Kürtlerin hakkını savunmuyorsunuz, her şey YPG-PKK ekseninde dönecek, tüm haklar onların sanki. İşte burada niyet farklı. Yani burada amaç nedir, yani bakış açısı nedir daha doğrusu? Türkiye’ye yönelik, Türkiye’nin düşmanı bizim dostumuz, yani Türkiye’ye saldırana sempati duymalıyız ya da destek olmalıyız anlayışı var. Ya da ideolojisi aynı, Marksist, Komünist, Leninist, ateist ideoloji, dolayısıyla PKK da bu ideolojiye sahip, dolayısıyla biz müttefikiz; böyle bir şey olur mu? Biz şimdi DEAŞ’la müttefik olabilir miyiz? Tam tersini söylüyoruz, DEAŞ’ın İslam’la bir ilgisi yoktur diyoruz. Sen Marksist ideolojini siyasi olarak sokaklarda savunabilirsin, doğal, normal, destek bulursan hayatta kalırsın. Seninle teröristler arasında bir fark olması lazım. Sen dağdaki teröristi aynı ideolojiden dolayı nasıl savunursun? Tam tersi onun ideolojisini öldürmek lazım. Sadece DEAŞ’ın ideolojisini yok etmek yetmez. Terör örgütlerinin kullandığı tüm ideolojileri bizim öldürmemiz lazım ki terör örgütleri değişik kaynaklardan veya ülkelerden milletlerden insanları devşirmesin, kendisine dahil etmesin. Ama burada bariz bir ikiyüzlülük var.

SUNUCU- İkiyüzlülük var dediniz, bir taraftan da bugün bazı haberler yayınlandı. Türkiye’nin bu konuyu aslında hukuk yöntemiyle Amerika’yı köşeye sıkıştırma anlamında hani PKK’yla ve PYD’yle yaptığı işbirliğini hukuka taşıma anlamında bazı adımlar atacağı söylendi. Bu konuda Dışişleri Bakanı olarak siz neler diyeceksiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Elbette şimdi bir ülkenin terörü destekleyen bir ülke durumuna düşmemesi lazım. Hatırlarsanız zamanında Türkiye’yi de işte kıskananlar ya da sevmeyenler; Türkiye, DEAŞ’a destek veriyor dedi. Ver bir tane belgeni göster kardeşim, nerede Türkiye hangi, ne zaman desteklemiş? Bir kere daha, daha önce anlatmıştım, daha önceki Dışişleri Bakanı John Kerry bana dedi ki; siz dedi, Türkiye dedi, DEAŞ’tan petrol alıyor dedi. Emin misin dedim, eminim dedi. Ben dedim, bu işin peşini bırakmam, bana delilini vereceksin. Bir sonraki toplantıda bir daha hatırlattım vereceğim dedi, bir sonraki toplantıda bir daha hatırlattım vereceğim dedi. En son dedim ki; bak ben açıklayacağım delil veremedin diye, sonra bize bir belge gönderdiler, CIA’den bir belge geldi. Verdik bizim İstihbaratımıza, Emniyetimize, arkadaşlar incelediler.

SUNUCU- Ne çıktı efendim?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Kilis Belediyesi’nin asfalt şantiyesi. Bunun yazısını, raporunu gönderdik, CIA yazılı bir şekilde özür diledi bizden.

SUNUCU- CIA Türkiye’den yazılı olarak özür diledi.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yazılı bir şekilde özür diledi. Şimdi böyle iftira atmak öyle kolay bir şey değil. Ama bugün YPG- PKK’ya verilen silahların kayıtları ortada, zaten ABD bunu inkar etmiyor. Veya başka ülkeler, şimdi YPG bize roket atıyor, nereden geliyor bu roketler, kim satıyor, kim veriyor, hangi kaynaktan geliyor? İllegal yoldan mı geliyor, ülkeler mi veriyor? Efendim diyor bazıları, biz diyor bunu Peşmerge’ye verdik Kuzey Irak’ta, oradan gelmiştir. Şimdi zaten Peşmerge’yle YPG’yi de ayırmak lazım. Peşmerge’nin de düşmanı YPG-PKK. Kuzey Irak’ta PKK öncelikle oradaki Kürtlerin düşmanı. Çünkü orada da araziye girmek istiyor. Orada KYB’yle, yani Talabani’nin partisiyle Süleymaniye’de ve yine Kerkük’te bazı işbirlikleri yaptılar da, ama özellikle Erbil’de ve genel anlamda Kuzey Irak’ta Kürtlerin de birinci düşmanı PKK. Türkiye’de de Kürtlerin birinci düşmanı PKK. O yüzden Kürt kardeşlerimiz şimdi PKK’ya karşı operasyonun hiç ara vermeden devam etmesini istiyorlar. Çünkü huzuru gördüler, çünkü zorla vergi diye para topluyorlar, sözde mahkemeler kuruyorlar, her evden bir çocuk kaçırıyorlar. Hangi aile çocuğunun dağlara gitmesini, terörist olmasını ister?

SUNUCU- Efendim, bugün yine bazı görüntüler yayınlandı, hani Kuzey Irak’tan Fişhabur bölgesinden Kamışlı’ya Amerikan zırhlılarının geçtiği yönünde, onunla ilgili bir yorumunuz olacak mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ben o konuda bugün göremedim, izleyemedim, çünkü ofiste yoğun bir şekilde çalışıyoruz.

SUNUCU- Yani hani bir taraftan Kuzey Irak’la Kuzey Suriye arasındaki terör geçişkenliğiyle ilgili…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Kuzey Irak’ta PKK ve YPG arasında geçişkenlik var, geçen Bağdat’a gittiğimizde İbadi de bunu kabul etti. Ve şimdi İbadi o sınır bölgesinin tedbirini alacak, kendisi de söyledi. Çünkü burada PKK-YPG aynı DEAŞ gibi Irak’ın da sınır bütünlüğü, toprak bütünlüğü için ciddi bir tehdit, güvenliği için.

SUNUCU- İbadi bunun tedbirini alacağım diyor.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Elbette, bu sınır boyunca tedbir alacaklarını söylediler. Çünkü oradan biliyorsunuz Sincar bölgesinde de, bu Irak’ın içinde bulunduğu durumdan faydalanılarak PKK oraya yerleşti. Ve oradan sınırdan YPG-PKK geliş-geçişler oluyor. İşte o sınırı kapatmak için gerekli tedbirleri alıyorum dedi, kendisi söyledi bunu. Yani biz burada Sincar’da ve Kandil’de, diğer bölgelerde PKK’ya karşı beraber operasyon yapma konusunda hemfikiriz. Bunu da zamanı geldiği zaman inşallah başlatacağız. Ama esas kendisi söyledi, bu sınır boyunda Suriye-Irak sınırından gelişler-geçişler…

SUNUCU- Buradan geçişgenliği önlemek.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Onları kapatmazsak bizim için de ciddi bir tehdit oluşacaktır.

SUNUCU- Efendim, hazır sınırları konuşmuşken bir taraftan Amerika’dan farklı sesler çıkıyor, Tillerson işte sizle Paris’te yaptığı görüşmeden sonra soruldu, bu sınırdaki güvenli hat veya güvenli bölge veya adına ne derseniz deyin, uçuşa yasak bölge, tam öyle demek istemedim dedi, 30 kilometre demedim, şöyleydi-böyleydi. Beyaz Saray ve Pentagon’dan da çok farklı açıklamalar geliyor. Wolters başka bir şey söylüyor. Hani bu açıdan bakılacak olursa, o nedir efendim, o güvenli bölge konusu nedir, biz nasıl bakıyoruz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tillerson, daha önce de açıkladım bunu, Türkiye’yle güvenli bölge konusunda işbirliği yapmak isteriz diye bir açıklama yaptı. Paris’te karşılaşınca kendisine sordum, yani neyi kastettiniz diye. Daha sonra telefonda da görüştük zaten. Biz 10 kilometrelik bir güvenli bölge, tampon bölge oluşmasını arzu ediyorduk, fakat size gelen roketlerin menzili 30 kilometre, dolayısıyla 30 kilometre derinliği olan bir güvenli bölge, tampon bölge oluşturabilir miyiz, bunu söylemek istedim dedi. Tabii bu teknik ekiplerin bir kere önce görüşeceği bir şey de, ama bunları bizim ABD’yle görüşebilmemiz için, kendisine telefonda da, yine Paris’te söylediğim gibi güveni tesis etmemiz lazım. Şu anda biz bu konularda…

SUNUCU- Yani teknik ekipler baksın, altından başka bir şey çıkabilir, güvenmediğiniz için mi böyle söylüyorsunuz Sayın Bakanım?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hayır, yani teknik ekiplerin de konuşabilmesi için önce bizim ABD’ye güvenebilmemiz lazım. Ben şu anda Irak’ta, özellikle Suriye’de YPG konusunda bu konularda maalesef ABD’ye güvenemiyorum. Çünkü bana verdiği sözün hiç birisini tutmadı. Dolayısıyla güvenemediğim bir durumda gelen teklifi değerlendirmem ya da oturup konuşmam çok mantıklı olmaz. Önce ABD’den verdiği sözleri tutmasını bizim beklemek hakkımızdır, yani görmemiz lazım. Münbiç’ten YPG’yi acilen bir kere çıkarması gerekiyor. Aynı şekilde YPG’yle artık bağlarını koparması lazım. Yok efendim, birkaç cepte böyle küçük, bölük pörçük diye DEAŞ var, dolayısıyla onlar da ne olacak, bilmem ne, acaba büyür mü, o bakımdan YPG’yle işbirliğimizi devam ettireceğiz şeyine biz inanmıyoruz. Bunlar inandırıcı sözler değildir. Rakka’da nasıl anlaşıldığı görüldü. Madem Rakka’da bunlara izin verdiniz, daha doğrusu bunların gelişmesinden, büyümesinden endişelisiniz de, Rakka’da niye yok etmediniz de salıverdiniz, gitmesine izin verdiniz? Şimdi bu bir taktik, bir strateji. Buralarda bulunmasını bahane ederek bu işbirliğini sürdürmek. Biz çok açık ABD’nin yüzüne söylediğimiz için de bunları açıkça söylüyoruz. Yani bu bizim için hayati bir durumdur, Türkiye için hayati bir durumdur. Böyle bir hayati durumda ikircikli davranamayız veya diplomatik konuşamayız. Çok açık, net konuşmamız lazım. Ne olacağını da çok açık, net bir şekilde konuşup belirlememiz lazım. Bir şeyi yani konuşabilmek için de, güvenli bölge olsun, başka bir bölge, amaç ne? Amaç, Türkiye’nin güvenliğini sağlamak mı, YPG-PKK’yı korumak mı?

SUNUCU- Sanki ikincisine daha yakın gibi görünüyor.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- İşte şimdi bizim halkımızın düşüncesi belli. Şimdi biz hep şunu da söylüyoruz? Biz doğru diplomatız, diplomasinin başındayız. Ama aynı zamanda siyasetçiyiz ve Türk milletini temsil ediyoruz, Türk milletinin hissiyatını da yansıtmamız gerekiyor konu ne olursa olsun. Ve Türk milletinin de bu konudaki hissiyatı, duygusu çok açık, nettir.

SUNUCU- Amerikan Başkanında madem öyle bir değişiklik var mı efendim? O telefon konuşması, tekrar peşine bir telefon konuşması oldu iki ay sonra, sözler tutulmadı.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi ABD Başkanının Türkiye’yi sevdiğini ben biliyorum.

SUNUCU- Öyle mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Cumhurbaşkanımıza da bir saygısının olduğunu biliyorum ve Türkiye’ye önem verdiğini de biliyorum. Hatta hatta, yani Türkiye’yle ilişkilerinin niye bozulduğuna dair sorgulama yaptığını da biliyorum. Fakat biraz önce siz zaten çok güzel açıkladınız, Vaşington’da kaç tane ABD var, kaç yönetim var? Her birinden farklı ses geliyor. Yani kendi içlerinde de çok ciddi sorunlar var. Normal şartlarda biz o ülkenin içindeki meselelerle ilgili yorum yapmayız, ama o tablo sadece bizi değil Türkiye olarak, Avrupa’yı da etkiliyor bugün, Avrupa’yla ilişkileri de etkiliyor, terörle mücadelemizi etkiliyor. Neymiş efendim, YPG’ye yönelik müdahalemiz, operasyonumuz DEAŞ’le mücadeleyi etkiler mi? İşte Süryaniler söylüyor, Fırat’ın doğusundan DEAŞ’lileri Afrin bölgesine getiren zaten YPG-PKK, Rakka’dan da hadi güle güle diyen, tokalaşıp anlaşıp gönderen o. Şimdi Türkiye’ye karşı Afrin bölgesinde beraber savaşıyorlar omuz omuza. Yani YPG, DEAŞ’la mücadele için mi var? Hayır, Suriye’yi bölmek için var.

Burada bizim ABD karşıtlığımız yok. Ama ortada bir tablo var, güven zedelendi. Yani bu güveni bizim tekrar tamir etmemiz lazım, bu zedelenen güveni yeniden tesis etmemiz lazım. Yani ilişkiler güven üzerine kurulur ve geliştirilir. Aramızdaki temaslar önemli, sürekli telefonla görüşüyoruz. Aynı şekilde çalışma gurubu oluşturduk ve Tillerson geldiği zaman da yine samimi bir şekilde bu düşüncelerimizi kendisiyle paylaşacağız, beklentilerimizi paylaşacağız. Artık oyalama dönemi bitti…

SUNUCU- Yani?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Oyalama dönemi bitti, yok işte oradan çekeceğiz, yok işte Rakka’dan şöyle olacak, yok artık silah vermedik-vermeyeceğiz; bu dönem bitti. Biz uygulamada, somut adımlarla uygulamada bu sözleri görmek istiyoruz.

SUNUCU- Bütün sözcüler efendim klişe bir şekilde DEAŞ’la mücadeleye odaklanılmalı, Türkiye de buna odaklanmalı gibi, ama bu artık hani böyle sürekli sürekli…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Türkiye’den daha güçlü bir şekilde bugüne kadar DEAŞ’le mücadele eden var mı? Sadece Irak’ta biz 800 civarında DEAŞ’lıyı öldürdük. 3000 civarında DEAŞ’lıyı Fırat Kalkanı Operasyonu kapsamında biz etkisiz hale getirdik. Ve bugüne kadar 5000 civarında DEAŞ’lıyı yakalayıp ülkelerine ve oradaki hukuka teslim ettik. Önceleri salıveriyorlardı, serbest bırakıyorlardı, sonra oralarda da saldırı olmaya başlayınca bundan daha ciddi tedbirler almaya başladı. Kaç tane DEAŞ’lıyı biz Türkiye içinde de etkisiz hale getirdik, kaç tane DEAŞ’lı şu anda hapiste. Ve yabancı terörist savaşçıların geliş ve gidişlerini biz durdurduk hava alanlarında, sınırlarda aldığımız tedbirlerle. DEAŞ’ın ideolojisini öldürmek konusunda biraz önce de söyledim, yani Türkiye’den ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan daha etkili bir ülke ve bir lider olmamıştır. Özellikle Avrupa’da ve diğer yerlerde yaşayan saf Müslümanları kandırmamaları konusunda, yani DEAŞ’ın bir şeytani ideolojiye sahip olduğunu en güçlü şekilde söyleyen biziz, Cumhurbaşkanımız, Türkiye söylüyor. Sen Türkiye DEAŞ’a odaklanmalıdır demeye ne hakkın var, hangi yüzle söylüyorsun? Sen kaç tane DEAŞ’lıyı etkisiz hale getirdin? Yani biz DEAŞ’a, 55 bin kişiye giriş yasağı koymuşuz, biz o kadar etkili mücadele yapmışız ki DEAŞ’la bunlar rakamlarla ortada. Ve bugün istihbarı anlamda da dünyayla bu konuda da en iyi iş birliği yapan ülke Türkiye’dir.

Bir kere DEAŞ benim düşmanım, bana tehdit. Dolayısıyla, ama sadece DEAŞ değil işte YPG, PKK da aynı şekilde bize düşman, bize tehdit. Birisini sevmiyorsun sen, oradan radikal İslam diye de İslamofobik, İslam düşmanlığını da bir kere şey yapıyorsun, affedersin, kusuyorsun. Ama diğer taraftan diğer terör örgütüne karşı da ona sempati duyduğun için ya da işte onlar ateist olduğu için ona da sahiplenme duygusu içindesin. Biz ise diyoruz ki o da terörist, bu da terörist ikisini de yok etmek lazım.

SUNUCU- Efendim, Fransa Cumhurbaşkanı’yla basın aracılığıyla bazı atışmanız oldu tırnak içerisinde öyle söyleyeyim.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Atışma mı?

SUNUCU- En son şey olarak sizin sözlerinize karşılık verdi ve en son dedi ki…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Not ettim dedi.

SUNUCU- Not ettim dedi ve operasyon işgale dönüşmemeli gibi bir söz kullandı, ondan sonra bir tekrar temas oldu mu? Fransa aslında en başta operasyonu destekliyordu, hani Avrupa Birliği içerisinde Türkiye’nin yanında durduğunu açıklıyordu, Suriye konusunda beraber gibi bir fotoğrafın içerisinde duruyordu Türkiye’yle.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi biz Fransa’yla esasen Suriye konusunda bugüne kadar hem aynı çizgide olduk, yani siyasi çözüm konusunda, yine DEAŞ konusunda vesaire, yani Suriye’yi çok iyi bilen bir ülke Fransa, gerçekleri biliyor ve biz hep aynı çizgide olduk. Fakat Fransa’nın özellikle bu Afrin Operasyonundan sonra işte YPG lobisi, PKK lobisi sayesinde ara sıra böyle açıklamaları oluyor. Önce Güvenlik Konseyine burayı götürecek miyiz, götürmeyecek miyiz gibi bir muallak bir şey söylediler net olmayan, biz de tavrımızı koyduk, sonra sadece rejimin şeyini o da olağanüstü toplantı değildi, normal rutin güvenlik konseyi toplantısında rejimin Afrin’in İdlib o bölgelerde Afrin, İdlib ve diğer Guta bölgesindeki saldırılarını gündeme getirdiler. Şimdi bazen diyalog var, iyi, haftada bir görüşüyoruz Sayın Cumhurbaşkanımız da samimi yaklaşıyor, biz öyle ikiyüzlülük yapmıyoruz, tüm zorlukları da konuşuyoruz. Hemfikir olduğumuz hemfikir olmadığımız konularda rahatça konuşuyoruz bu diyaloğun olması çok iyi bir şey. Fakat ikide bir böyle başka türlü açıklamalar yapmalarını da doğru bulmuyoruz. Mesela, işte Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmek durumunda kalıyorum gibi diğer Avrupa’daki bize karşı olan kesime de sempatik görünmeye çalışmasını samimi bulmuyorum ben şahsen. Ben burada Cumhurbaşkanımızın adına konuşmuyorum, ama Dışişleri Bakanı olarak kendi gözlemimi de söylüyorum. Ve bir keresinde de efendim biz Balkanlara gitmezsek Türkiye, daha doğrusu Balkanlar Ruslara ve Türkiye’ye gider. Dışişleri Bakanına söyledim biz rakip miyiz, düşman mıyız? NATO içindeyiz. Üstelik Balkanların Avrupa-Atlantik entegrasyonunu en çok destekleyen biziz. Biz buranın istikrarı ve ekonomik kalkınması için çok çaba sarf ediyoruz, gelin beraber bir şeyler yapalım. Şimdi bu açıklamalar olunca bu sefer samimiyeti sorguluyoruz biz, yani bizimle samimi ol, yüzümüze karşı başka, arkamızdan başka konuşmayın. Yüzümüze karşı söylemediklerinizi gidip Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları Konsey Toplantısında söylemeyin. Yani bizim yüzümüze farklı söylüyorsunuz orada biz yokken oradakilerin çoğu da arkadaşımız gelip bize söylüyor.

SUNUCU- Ne demişler efendim?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yani orada toplantılarda bize karşı Türkiye’ye karşı işte bize söylenmeyen şeyleri gidip orada söylüyorlar şimdi detaylara girmeye gerek yok. Şimdi eğitim konusunda bir bakıyoruz Türkçe konusunda, öğretmen konusunda zorluk çıkarıyorlar. Soruyoruz bunu gündeme getiriyoruz bir reform yapıyoruz. Tamam ben de o zaman Türkiye’de bir reform yapıyorum Türkiye’de Fransız okullarında hiçbir tane Fransız öğretmen kalmayacak anlaştık mı? Hayır hayır bunları oturalım konuşalım. Tamam konuşalım da 700 bin civarında Fransa’da yaşayan Türk var, bunların eğitim hakkı var, Türkçe öğrenme hakkı var, dini ve doğru kaynaklardan öğrenme hakkı var ki yanlış kaynaklara giderse insanlar radikalleşebilir ve biz bu konularda samimi iş birliği yapıyoruz. Yani bizim Fransa Cumhurbaşkanıyla kavga etme ya da rekabet etme ya da atışma gibi bir şeyimiz yok. Samimi olmayan bir yaklaşım gördüğümüz zaman da biz açık sözlü olarak yani siyasetçiler olarak artık Türkiye’de siyasetçiler, yani Türkiye’yi yönetenler Türk milletinin hissiyatını açık bir şekilde yansıtıyor, söylüyor, biz de bunları söylemek durumunda kalıyoruz. Çünkü biz samimiysek karşı taraftan da samimiyet bekliyoruz başka bir şey beklemiyoruz, pozitif ayrımcılık da beklemiyoruz.

SUNUCU- Efendim, Afrin Operasyonuna karşı ülkelerden bir tanesi de Almanya. Gerçi seçimlerden sonra bir yumuşama dönemine girilmişti. Şimdi Leopar 2 Tanklarının modernizasyonunu Afrin Harekatında kullanıldığı için Alman Hükümetinin karşı çıktığı söyleniyor.

İki, çok şaşırdık Alman Parlamentosunun karşısında PYD çadırı çıktı birden bire ortaya. Neler oluyor?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Afrin Operasyonuna karşı çıkan ülkelerden birisi Almanya’dır dersek haksızlık yapmış oluruz. Almanya’yı başka konularda eleştirebiliriz, ama Almanya’nın açıkladığı yani operasyonla ilgili açıklamaları ortada. Yani Türkiye’nin güvenlik endişelerini anlıyoruz, ama onlar da ama diyerekten başlayarak siviller konusunda vesaire şu konuda endişelerimiz var diyebiliyorlar. Diğer Leopar Tankları konusunda ise savunma sanayinde daha önce bir bazı kararlar almışlardı, fakat bunlar normalleşmeye başladı. Son zamanlarda ilişkileri geliştirmek için diplomatik çabalarımızı sürdürüyoruz. Ziyaretler oldu, takip ettiniz, dışişleri bakanları. Diğer düzeyde de arkadaşlarımız temasları sürdürüyorlar. Ve bazı konularda tabi bir komisyon var, o komisyon karar veriyor, yani izni veriyor. Bizde de öyle mesela bize de soruyorlar savunma sanayiimiz veya özel şirketler ASELSAN olsun, HAVELSAN olsun, TAI olsun. Bir ülkeye bir şey satılacağı zaman bize Dışişleri Bakanlığına da soruyorlar. Biz de hassassa tabi bunu üstlerimize soruyoruz Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, ama normal bir şeyse de izni veriyoruz. Yani kesin satılmayacak durumdaysa zaten böyle bir politikamız varsa onu da hemen bildiriyoruz.

SUNUCU- Çadır olayı.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Dolayısıyla bu, o komisyonu söyleyeyim de. Burada o komisyon toplantısı ertelendi ben şöyle gözlemliyorum: Belli bir grup tabi orada da Die Linke var PKK’nın en yakın dostu müttefiki sol parti, Yeşiller öyle, Sosyal Demokratların bir kısmı öyle maalesef Hıristiyan Demokratların içinde de var onlar ama Türkiye karşıtlığından dolayı Türkiye’nin düşmanına sempati duyuyorlar. Dolayısıyla, böyle baskılar olsa şimdi Türkiye lehine bir karar çıksa bu sefer siyasiler zor durumda kalacak zaten bir hükümet kurulma aşaması var. Türkiye’ye izin verseler orada zor durumda bırakacak. Türkiye karşı olsa bu sefer ilişkilerimiz tekrar zedelenecek dolayısıyla, o toplantı ertelendi ben bunları problem olarak görmüyorum, aşabileceğimize inanıyoruz. Toplantıda son zamanlarda yine engellemelere rağmen halen PKK’lılar, YPG’liler ellerinde bölücü başının posterleriyle ya da terör örgütünün paçavralarıyla mitingler yapıyorlar, yürüyüşler yapıyorlar, ama epeyce de engelliyorlar, burada Almanya’yı savunmak için söylemiyorum. Yeri geldiği zaman Almanya’yı en ağır bir şekilde eleştiren benim, ama gerçekleri söylemek lazım. Burada özellikle Sigmar Gabriel’in gerçekten İçişleri Bakanının ve Sigmar Gabriel’in çabalarını da takdir etmemiz gerekiyor. Ve açık net bir şekilde yine Sigmar Gabriel PKK, YPG arasında hiçbir fark yoktur dedi. Geçenlerde Karin geldi biliyorsunuz Avusturya, Kneissl, Dışişleri Bakanı. Kendisi de çok iyi biliyor, Sigmar’da çok iyi biliyor. PKK’nın düğünlerde bile nasıl para topladıklarını ayrı ayrı kutular koyarak para topladıklarını çok iyi bilen arkadaşlarımız, yani meslektaşımız, mevkidaşımız ikisi de. Ben anlatmadan kendileri anlattılar PKK’nın orada ne yaptığını. Ama biz bunu artık yani bunların tamamen engellenmesini istiyoruz ve bu çadırların kalkması konusunda da gerekli temasta bulunduk.

SUNUCU- Bulundunuz, Parlamento önündeki PYD, PKK çadırlarının kalkması için anında bulunduk.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Almanya’nın şeyinde terör örgütünün çadırının olması ne demek?

SUNUCU- Dolayısıyla, Almanya’nın özellikle bu Afrin Operasyonuna bakışı çok da kamuoyuna yansıdığı gibi değil, Türkiye’yi bu konuda destekliyor ve PKK’yı ve PYD’yi aynı terör örgütü olarak görüyor ki Dışişleri Bakanı olarak da Gabriel bunu açıkladı.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Dışişleri Bakanı olarak görüyor, ama tüm Almanya’daki siyasetçiler ve partiler böyle görmüyor, onu da söylememiz lazım. Ve PKK’nın terör listesinden çıkması için çaba sarf eden siyasetçiler var, parti var Die Linke var sol parti. İşte biraz önce söylediğim gibi aynı ideolojiden dolayı Marksist, Leninist sol ideolojisinden.

SUNUCU- Efendim, basına bugün bir haber daha düştü Esad’ın özellikle kuzeye doğru, yani kuzey sınırına Türkiye sınırına hava savunma sistemleri yerleştireceği, Habur’u koruma altına alacağı söylendi. Tabii bir taraftan da hafta sonu Kemal Kılıçdaroğlu bir haftadır bunu söylüyor, ama CHP lideri, Türkiye’nin Esad’la ilişkiye girmesi gerektiğini söylüyor. Orada son durum ne, o füze sistemleri, Esad, ilişki, nasıl görüşüyoruz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi rejimle bizim herhangi bir diplomatik temasımız yok.

SUNUCU- Hala yok.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Halen yok. Diğer taraftan biz Suriye’nin sınır bütünlüğünü, toprak bütünlüğünü herkesten daha fazla destekliyoruz. Sanırım rejim de, diğer Suriyeliler de, muhalefette bunun farkında. Ve Astana deklarasyonunda da var, yine Soçi deklarasyonunda da var, Moskova deklarasyonunda da var tüm şeyler bizim katıldığımız, yani baş aktör olarak bulunduğumuz tüm toplantılarının sonuç bildirgelerinde bu var. Dolayısıyla, şimdi biz rejime yönelik bir tehdit değiliz, ama rejim de Guta’da ve İdlib bölgesindeki ihlalleri bir an önce durdurması lazım ki siyasi sürece sağlıklı bir şekilde gidebilelim, yani endişe burada.

Diğer taraftan, YPG konusunda da sanırım farklı düşünmüyoruz. Yani YPG’nin de Suriye’yi bölmek isteyen bir terör örgütü olduğu konusunda rejim de aynı şeyi düşünüyor. Yani rejimi destekleyen ülkelerin de bize söylediği bu zaten, biz de öyle görüyoruz. Yani burada bir gerçeği yani ilişkilerimiz yok diye yani belli konuda da zıt düşünecek değiliz. YPG’nin oluşturduğu tehdit sadece bize yönelik değil, Suriye’nin geleceğine yöneliktir.

SUNUCU- Zaman zaman rejimden Türkiye’ye yeşil ışık yakmalar, zaman zaman Türkiye’nin hoşuna gidecek açıklamaların gelmesi de sanki rejim Türkiye’yle ilişkiye mi geçmek istiyor diye yorumlanmıyor değil.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bunlar olabilir. Şimdi en son Kudüs konusunda da New York’ta aynı çizgideydik, yani onlar da bizim verdiğimiz önergeyi destekledi. Onların büyükelçisi konuşma yaptı ve ABD’nin aldığı kararı eleştirdi. Şimdi bu biraz önce söylediğim gibi herhangi bir temasımızın olmaması her konuda hemfikir olmamamızı gerektirmez. YPG konusunda da bakışımız objektif bakan herkesin bakışı esasen aynıdır.

SUNUCU- Efendim, İran konusu aslında önemli, Suriye’deki oyun kuruculardan bir tanesi sahadalar. Bu Zeytin Dalı Harekatına özellikle dini liderin sözcüsünden gelen bazı eleştiriler var. İran’la bu noktada siz de sık sık görüşüyorsunuz İran tavır mı değiştiriyor o konuda nedir Zeytin Dalı Operasyonuna bakışı anlamında ve sahadaki diğer operasyonlarda?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- İran’la da farklı görüşler olabiliyor, mecliste görüşme yapan milletvekili Kürt kökenli bir milletvekiliydi ve Türkiye’yi eleştirdi. Onun dışında çok ağır Türkiye karşıtı bir tepki gelmedi. Onlar da tabi Suriye’nin toprak bütünlüğü, sınır bütünlüğüne vurgu yapıyor, ama bu konuda kimsenin endişesinin olmaması gerekiyor biz de bu konuda zaten İran’la aynı düşünüyoruz, Rusya’yla da aynı düşünüyoruz. Ama buradaki terör örgütü esasen İran için de bir tehdittir. Yani YPG, PKK, PJAK yani ülkeye göre ismi farklı olabiliyor, ama neticede aynı insanlar, aynı terör örgütü, aynı kadrolar. Dolayısıyla, bu terör örgütünün burada elemine edilmesi İran’ın geleceği bakımından da önemli.

SUNUCU- Rusya’yla da çalışıyoruz dediniz ben Rusya’ya getirecektim soruyu. Özellikle İdlib’de Rus uçağının düşürülmesinin ardından bugün Rus Savunma Bakanlığı bir açıklama yaptı pilotun na’şının Rusya’ya götürülmesi konusunda Türkiye’nin yardımları oldu dedi. Hem Fırat Kalkanı, ardından Afrin Operasyonu ve İdlib’de güvenlik noktalarının oluşturulması noktasında Rusya’yla bir tenakuza düştüğümüz, ayrı düştüğümüz bir durum var mı, bir sıkıntı var mı sahada efendim?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yok Rusya’yla bir sıkıntımız yok. Rusya’yla temaslarımızı sürdürüyoruz. Astana, Soçi, Cenevre’ye bağlantı, ama Astana sureci devam edecek. Bir sonraki toplantının Astana toplantısının bakanlar düzeyinde olmasını Ruslar önerdi, biz de olabilir dedik detaylarını arkadaşlarımız görüşecekler Mart ayının ilk ikinci haftasının başında Astana toplantısı olacak. Diğer taraftan tabi sahada var olan aktörlerle bu operasyon zamanında temaslarımızı daha da sıklaştırdık ki bir kaza olmasın, bir yanlış anlaşılma olmasın. Yani özellikle hava uçuşlarını, yine hava operasyonlarını aynı şekilde sahadaki gelişmeleri zamanlıca birbirimize bilgilendirmemiz gerekiyor ki kazalar olmasın, yanlışlık olmasın.

SUNUCU- Anlık görüşüyoruz.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yani anlık veya öncesi, öncesi de olabilir, bir gün öncesi de olabilir, iki gün öncesi de olabilir, durumun hassasiyetine göre bunlar teknik konular tabi. O nedenle biz tüm aktörlerle temasımızı zaten diyaloğumuzu sürdürüyoruz. Bu illa operasyonu ortak yaptığımız anlamına gelmez, her konuda da hemfikir olduğumuz anlamına da gelmez. Bir durum var şu anda bir operasyon var bunu yönetiyoruz. Bunu biraz önce de söyledim tüm boyutlarıyla bizim yönetmemiz gerekiyor.

SUNUCU- Dolayısıyla da, Rusya’yla çok ciddi bir şekilde ve sıkı bir şekilde ve sıklıkla iş birliği ve ilişki devam ediyor Suriye’deki operasyonlar nedeniyle. Efendim işte Soçi ve Astana’nın Cenevre’ye taşınması noktasını da çok kısaca sormak istiyorum.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Soçi zirvesi bildirgesine baktığınız zaman burada Soçi’nin bundan sonra Cenevre’de bu formatta devam edeceğini görebilirsiniz. Soçi’de esasen o gün muhalefetin katılmasıyla ilgili, rejimin bayraklarıyla ilgili.

SUNUCU- Mihraç Ural.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, Mihraç Ural sonradan çıktı, yani önceden bilmiyorduk biz onun orada olduğunu.

SUNUCU- Siz o gün sabaha kadar telefondaydınız galiba…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- O gün sabaha kadar telefondaydık, akşama kadar da telefondaydık.

SUNUCU- 24 saat.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Aşağı yukarı işte o gün 1 saat falan uyuduk, ama iyi yönettik arkadaşlarımızla an be an Sayın Başbakanımız Binali Bey’e ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a bilgilendirmede bulunduk, o gün grup toplantımız da vardı. Ama güzel bir şekilde arkadaşlarımızla Sedat Bey vardı orada, Müsteşarımız gece yine uyumadı, Bakan Yardımcımız, diğer birimlerden arkadaşları da aradık, Ruslarla temasta olduk. En sonunda muhalefetin bize yetki vermesiyle, yani temsil bakımından sorunu çözdük ve anayasa komisyonunu oluşturacak listeyi de İran ve Rusya’yla birlikte kararlaştırdık, listeyi De Mistura’ya verdik. De Mistura bu liste içinde belki hepsini de dahil edebilir. İstediği kişilerden bir anayasa komisyonu oluşturacak dengeli bir şekilde ve bu anayasa komisyonu da bundan sonra Cenevre’de toplanacak. Fakat biraz önce söylediğim gibi Astana süreci devam edecektir, çünkü Astana süreci güven arttırıcı önlemlerin alınması, tutukluların değişimi, yaralı hastaların tedavisi, insani yardımların ulaştırılması, ama daha da önemlisi çatışmasızlık bölgelerinin tesis edilen çatışmasızlık bölgelerinin bundan sonra da aynı şekilde kalması, sürdürülebilmesi. Ama şu anda mesela İdlib’de rejimin bunu ihlal eden adımlarını görüyoruz, bunu da bir an önce durdurmamız gerekiyor. İdlib bölgesine bizim de gözlemcilerimiz işte hızlı bir şekilde yerleşiyor.

SUNUCU- Altıncı gözlem noktasının da kurulmaya başlandığı…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Kuruldu yerleşme oldu. Bazen tacizler, saldırılar oluyor, ama zamanında arkadaşlarımız istihbaratımız, diğer arkadaşlarımız, bizler temasta bulunarak…

SUNUCU- Bir taraftan Fırat Kalkanı bölgesi tahkim edilirken, bir taraftan İdlib’de operasyon devam ediyor, Afrin’de ona keza dolayısıyla, Türkiye çok ciddi bir tahkimat yapıyor bölgede güvenliğin sağlanması anlamında diyebiliriz.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, hem kendi güvenliğimizin tesis edilmesi hem de Suriye’de siyasi bir çözüme ulaşabilmek için atılması gereken adımlar konusunda Türkiye çok yoğun bir çaba sarf ediyor ve çok yönlü bir çaba içindeyiz. Ve çok şükür, zorluklarla karşılaşıyoruz, tehditlerle karşılaşıyoruz, ama önemli mesafeler kat ettik, inşallah sonu da iyi olur, yani Suriye’de siyasi bir çözümü.

SUNUCU- Siyasi çözüm zaten onu Türkiye’nin hedefi onu siyasi çözümle bu operasyonları taçlandırmak olduğunu zaten daha önce de söylediniz.

Sayın Bakanım, Kemal Kılıçdaroğlu diyorum. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bugün açıkladı, YPG’ye 50 defa terör örgütü dedim dedi Sayın Cumhurbaşkanının eleştirisi üzerine. Yine birçok açıklama var aslında niye Özgür Suriye Ordusunun peşine takıldı Türkiye açıklaması var. Yine Süleyman Şah Türbesinin taşınmasını da eleştirdi biz gerekirse orada 10 bin şehit verirdik dedi. İşte sivillerin zarar gördüğüne yönelik hem kendisinden hem CHP’lilerden gelen açıklama var.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Türkiye’deki siviller mi?

SUNUCU- Yok yok oradaki operasyonla ilgili hassasiyeti Genel Başkan yani CHP’den farklı seslerin çıktığı anlamında söylüyorum. Kendi partisi içerisinden Selin Sayek Böke gibi YPG’ye terör örgütü diyemeyenler var, demeyenler var. Bu açıdan bir baktığınız zaman iç siyasi açıklamaları nasıl görüyorsunuz, değerlendiriyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- CHP çok karmaşık bir parti haline geldi. Maalesef YPG, PKK’ya sempati duyan, işte terör örgütü bile diyemeyen kişiler de var, DHKP-C’li kişiler de var CHP’nin içinde. İstanbul İl Başkanını görüyorsunuz ibretlik gerçekten. Ama CHP içinde de bu konularda huzursuzluk var bazen konuşuyoruz, tabanla da konuşuyoruz. Yani CHP gerçekten rotası belli olmayan, sağa sola böyle yelpaze gibi sallanan bir parti haline geldi. Ama neden Özgür Suriye Ordusuyla iş birliği yapıyorsunuz? Özgür Suriye Ordusunu ve ılımlı muhalefeti meşru bir kuruluş olarak 130 civarında ülke tanıdı, sadece Türkiye değil ki, ayrıca senin problemin ne? Yani sahada bizim Mehmetçiğimizle bir iş birliği içinde teröristlere karşı bizimle beraber mücadele ediyor, bizim safımızda mücadele ediyor. Kaldı ki DEAŞ’a karşı yine Özgür Suriye Ordusuyla birlikte mücadele ederken bunları söylemiyordun da, sormuyordun da niye YPG’ye karşı Özgür Suriye Ordusuyla beraber gittiğimiz zaman sorguluyorsun? Demek ki, beynin arkasında YPG, PKK’ya sempati var.

SUNUCU- Başka bir şey mi var?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Sempati var işte parti içindeki şeylerden bu baskılardan dolayı bunlar söyleniyor.

SUNUCU- Anladım.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Daha önce Özgür Suriye Ordusuyla DEAŞ’a karşı Fırat Kalkanı Operasyonunda iş birliği yaparken bunları söylediler mi, sorguladılar mı? Hayır. Neden o zaman sorgulamadınız da şimdi sorguluyorsunuz? Tek başına Kemal Kılıçdaroğlu’nun YPG’ye terör örgütü deyip, dememesi bir şey değiştirmiyor ki. Örgütün çoğu veya önemli bir kısmı partiyi yönetenler bugün diyemiyorsa ya da çok farklı sesler çıkıyorsa ya da bu farklı seslerden dolayı her gün halkın başka tabiri var, ama pozisyon değiştiriyorsa bir lider, o zaman biz hangisini dikkate alacağız? Yani maalesef Ana Muhalefet Partisi normalde nedir? İktidarın alternatifidir, yani ülkeyi yönetmeye taliptir. Bunlara nasıl bu ülkenin güvenliğini teslim edeceksiniz, nasıl dış politikasını teslim edeceksiniz, nasıl emniyetini teslim edeceksiniz, nasıl terörle mücadeleyi bunlara teslim edeceksiniz? Yani maalesef böyle bir tablo maalesef…

SUNUCU- Efendim, sizin önemli bir toplantınız var ekibinizden de bazı uyarılar geliyor bir toplantıya katılacaksınız külliyede.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bizde toplantı bitmez.

SUNUCU- Toplantı bitmez. Ayağınızın tozuyla da geldiniz gece yarısı geldiniz yorgunsunuz, ama birkaç önemli son dakika düştü. Türkiye’yle AB zirvesi 26 Mart’ta Varna’da gerçekleştirilecek. Ve 26 Mart tarihinde aslında uzunca bir aradan sonra bu zirvenin gerçekleştirmesi önemli. Birde vize serbestisini sormak istiyorum ki sanırım bir son dakika bilgisiyle karşı karşıya kalacağız diye düşünüyorum ama.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- AB’yle tabi her ne kadar fasılların açılması konusunda bir sorun yaşasak da onlar da bizimle ilişkileri belli bir çizgide tutmak istiyor, esasen onlar Türkiye elimizden gitmesin derdindeler. Biz de onlara bize yine ABD’ye söylediğimiz gibi samimi yaklaşın diyoruz. Şimdi belli konularda tabi Gümrük Birliğinin güncellenmesi, vize serbestisi ve güvenlikle ilgili, göç konusunda, diğer konularda da tabi iş birliğinin devam etmesinde fayda var diye düşünüyoruz biz de. Burada özellikle vize serbestisi konusunda bir çalışmamız vardı ve 72 tane kriter vardı. Bu 72 kriterden 65’i bize göre ya da 67’si onlara göre 65’i gerçekleşti. Geri kalanlarla ilgili ne yapacağınız konusunda onların tavsiyeleri vardı, biz de bir çalışma yapıyorduk. Nasıl karşılarız, ne kadarını karşılarız veya hangisini karşılamayız?

SUNUCU- Ne oldu efendim?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu çalışmayı tamamladık, Başbakanımızla da istişare ettik, bugün Sayın Cumhurbaşkanımızla da istişare ettik, talimatlarını aldık ve çalışmamızı bugüne kadar AB Bakanımızla, İçişleri Bakanımız ve Adalet Bakanımızla beraber dört Bakan olarak sürdürmüştük. O arkadaşlarımıza da buradan bir kere daha ve çalışma arkadaşlarına teşekkür ediyoruz. Ve şimdi bu televizyon programından sonra da Timmermans’la da bir telefonla görüşeceğiz ve mektubumuzu Timmermans’a ulaştıracağız.

SUNUCU- 72 kriteri tamamladık.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, artık bize göre tamamladık, artık top Avrupa Birliğinde.

SUNUCU- Avrupa Birliğinin kucağında.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Avrupa Birliği bu konularda bu geri kalan 5 kriter konusunda ne diyor, bizim önerilerimize ne diyor? Bunları da tabii müzakere edebiliriz, ama yarından itibaren bu mektubumuzu AB’ye ulaştırdığımız günden itibaren, andan itibaren artık top diğer tarafta ve onlarla birlikte bu süreci bir an önce sürdürüp ve sonuçlandırmamız gerekiyor. Halkımızın bir beklentisi var, o beklentiyi de Avrupa Birliğinin karşılaması lazım.

SUNUCU- İşler yolunda giderse 2018’de vizesiz seyahat demeyeyim, ama hani artık bir hayal mi, bir böyle ütopya yani sonuçta herkes bunu bekliyor, ama AB de sürekli ayak sürüyor Sayın Bakan.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi yine biraz önce ABD için söylediğimi AB’ye de söyleyebilirim.

SUNUCU- Evet.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yani bugüne kadar birçok kararlara uymadı Kıbrıs konusunda, kısıtlamaları kaldıracaktı kaldırmadı. Ahde vefa konusunda keza birçok maalesef bizi hayal kırıklığına uğratan adımlar gördük. Diğer konularda da yine verdiği sözleri her zaman tutmadı, biz Türkiye olarak verdiğimiz sözleri tutuyoruz, o yüzden buradan pembe bir tablo çizmek istemiyoruz. Fakat biz üzerimize düşeni yapıyoruz ve topu karşı tarafa atıyoruz ve ABD’nin de artık bunu Avrupa Birliği’nin bugün ABD’den çok bahsettik sürekli. Avrupa Birliğinin de artık bu konuda adım atması gerekiyor ki geri kabul anlaşmasıyla kendilerine de resmi olarak bildirdik. Vize serbestisi anlaşması aynı anda, eş zamanlı uygulanacak önce birisi, sonrası birisi değil. Yani bu artık karardan sonra biz üzerimize düşeni yaptık verdik, alınacak karara göre diğer anlaşmaları da etkilenebilir. Yani özellikle göç anlaşması vesaire çünkü bunların hepsini birbirine bağladık. Ama biz olaya olumlu yönden bakarak kendi üzerimize düşeni yaptık, şimdi artık top Avrupa Birliği tarafında.

SUNUCU- Efendim, bir dakika birkaç soru var.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Sor.

SUNUCU- Yunanistan, Kardak ve özellikle FETÖ’cülerin iade edilmemesi.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yunanistan’ın FETÖ’cüleri iade edilmemesi hayal kırıklığıdır. Yani burada Avrupa’dan gelen bazı baskılar yüzünden vermedik de böyle yargı bağımsızlığıymış, şuymuş buymuş, biz bunları gerçekten bunlara inanmıyoruz görüyoruz. Çünkü darbe konusunda Yunanistan bizden daha fazla hassas, daha fazla zarar gördü.

Diğer taraftan, Kardak konusunda tahrik etmeye kalktılar. Onlara önceden uyarıda bulunduk, bakınız tekrar 96 olaylarını yaşamayalım. Ama buna rağmen bir Savunma Bakanı var bu aşırı sağ partiden, bu tahrikleri seviyor. Biz de gerekli tedbirlerimizi, önlemlerimizi aldık ve geri dönmek zorunda kaldılar. Bana göre bu tür yollara tevessül etmemeleri gerekiyor, bu istikşafı görüşmeleri sürdürmemiz gerekiyor. Yunanistan bizim komşumuz, ilişkilerimiz her geçen gün daha iyiye gidiyor, ama tabi farklı düşündüğümüz ve bugüne kadar anlaşamadığımız konular var. Kıta sahanlığı olsun, aidiyeti belli olmayan adalar konusu var, kara suları konusu var, hava sahasının kontrol sınırları var, FIR dediğimiz, dolayısıyla, tüm bu konularda görüşmelerimizi de sürdürüyoruz. Ama böyle özellikle Savunma Bakanının ara ara tahrikleri oluyor, Yunanistan’ın kendi tabiriyle şımarık çocuk diyorlar ona. Biz de ara sıra diyoruz ki bu şımarık çocuğunuza sahip çıkın ki gerginlik olmasın. Yani gerginlik olduğu zaman ilişkilere diğer boyutuna da yansır. Esasen iyi bir diyaloğumuz var Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı ziyaret hem Atina’ya hem Batı Trakya’ya çok iyi bir ziyaretti, faydalı bir ziyaretti. Ve Batı Trakya konusunda da yine aynı şekilde iş birliği yapmamız lazım, yani artık belli şeyleri bizim aşmamız lazım, Yunanistan da artık belli korkuları aşması lazım. Yani buradaki kardeşlerimize Türk demekten niye korkuyorsun. Yani İnsan Hakları Mahkemesi kararları var vesaire, ama o ziyaret çok faydalı bir ziyaret oldu, dönüm noktası oldu diyebilirim bazı konularda, ileride göreceğiz faydasını.

SUNUCU- Öyle mi? O zaman onun detaylarını alırız. Efendim, ben aslında çok soru soracağım, ama ekibiniz sıkıştırıyor bir taraftan önemli bir toplantı için külliyeye geçeceksiniz. Aslında fazla zamanımız kalmadı, bu yüzden programı sonuçlandırıyoruz çok teşekkür ederim. Birçok konuyu konuştuk, birkaç konu kaldı onları da bir başka programda konuşmak üzere diyorum çok sağ olun, ağzınıza sağlık.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Arkası haftaya diyelim.

SUNUCU- Arkası haftaya diyelim, sağ olun Sayın Bakan.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok teşekkürler.

SUNUCU- Çok teşekkürler diyoruz, başarılar diyoruz, kolaylıklar diliyoruz, bu yoğun günlerde ve size dinçlikler diliyoruz. Hakikaten 24 saat üzerine yayılan mesainizde de Allah yardımcınız olsun, çok sağ olun, çok teşekkürler.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Görevimiz. Halkımızın beklentileri var, bunun için bize yetki verdiler biz sadece şunu söylüyoruz her zaman: Milletimize borcumuzu ödüyoruz biz. Birde yoğunluk tempoda görüyoruz şimdi biz kendimiz çalışıyoruz, ama bazen böyle isyan etme durumuna geldiğimiz zaman Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımız gözümüzün önüne geliyor. Onların bu yoğun tempoda yaptıkları işe bakınca ve yüklendikleri sorumluluk onların yanında bizimki daha hafif kalıyor. Bizim de görevimiz zaten Cumhurbaşkanımızın ve Başkanımızın da yükünü de alabilmektir, bunun için siyaset yapıyoruz. Bizim için şereftir, onurdur.

SUNUCU- Efendim, birçok konuya açıklık getirdiniz, gerçekten bu cevaplarınız için de ayrıca teşekkür ediyoruz. Programı burada noktalıyoruz, çok sağ olun. Evet, efendim bizden bu akşamlık da bu kadar diyoruz. Yorumu her zaman olduğu gibi siz sevgili seyircilerimize bırakıyoruz.

Ankara’dan hoşça kalın efendim, iyi akşamlar.