#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun NTV Kanalına Verdiği Özel Röportaj, 18.05.2017

SUNUCU- Amerika Birleşik Devletlerine yapılan ziyaret, ziyaretin ardından ortaya çıkan sonuçlar, Suriye’de son durum, DAEŞ’in Rakka’dan çıkarılması, Almanya’yla İncirlik krizi, Avrupa Birliği’yle ilişkiler gündemde önemli başlıklar var ve tüm bu soruları Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na soracağız.

Hoş geldiniz efendim.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hoş bulduk.

SUNUCU- Amerika ziyaretinin ardından yapacağınız açıklamalar önemli olacak öncelikle teşekkür ederiz burada olduğunuz için. Amerika ziyaretiyle başlayalım, kritik bir görüşme, ziyaretten önce Sayın Cumhurbaşkanının bir dönüm noktası olacak tarihi bir ziyaret olacak şeklinde yorumları da vardı. Geldiğimiz noktada alınan mesajlar ve verilen mesajlar anlamında nasıl değerlendiriyorsunuz bu ziyareti?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Gerçekten son 1 ay içinde Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı ziyaretlere bakarsak Türkiye’nin dış politikada ne kadar proaktif ve öncü olduğunu görürüz. 1 ay içinde dünyanın en büyük dört ülkesini ziyaret etti Sayın Cumhurbaşkanımız. Önce Hindistan’a gittik ve Hindistan’da yaptığımız ziyaret bugüne kadarki en başarılı ziyaretti ve adeta yani bir duvar yıkıldı psikolojik bir duvar ve hem dostluk hem de işbirliği bakımından önemli mesafeler kat edildi. Hemen arkasından Soçi’ye gittik ve Soçi’de gerçekleştirdiğimiz ziyaret, görüşme bugüne kadar Rusya’yla olan en verimli, en iyi ziyaretti onu açıkça söyleyebilirim. Arkasından Çin’e yaptığımız ziyaret Çin’le ikili görüşmemiz ikili düzeydeki temaslarımız, yaptığımız anlaşmalar ve yapmak üzere hazırlığını yaptığımız anlaşmalara baktığımız zaman Çin’le de adeta yeni bir sayfa ileriye ilişkileri götürmek için yeni bir sayfa açtık. Ve ABD’ye yaptığımız hemen Çin’den sonra ziyaret de çok önemli bir ziyaretti. Sayın Cumhurbaşkanımız daha önce 3 defa Trump’la telefonla görüşmüştü, bu telefon görüşmelerinde de zaten samimi bir dostluk oluşmuştu, ama ilk defa yüz yüze görüşüldü. Uygulanan protokolden tutun da görüşmelerin kapsamı ve atmosferine baktığımız zaman çok farklı bir ziyaret olduğunu söyleyebilirim. Ve ABD’yle ilişkilerimizi daha ileriye götürecek bir platformun oluştuğunu da söyleyebiliriz. Bazı konularda görüş ayrılığımız var, ama o görüş ayrılığı olan konularda bile belli prensip anlaşmalarına vardık. Dolayısıyla hem ikili ilişkiler hem bölgesel konular, ABD’yle bazı konulardaki dayanışmamız bakımından ve verilmesi gereken mesajlar bakımından önemli bir ziyaretti. Sayın Cumhurbaşkanımız verilmesi gereken mesajları hem baş başa görüşmede, hem de heyetler arası çalışma yemeğinde ki iki saat sürdü o yemek tüm mesajları net bir şekilde verdiler. Ayrıca Trump hem Savunma Bakanına hem Dışişleri Bakanına söz verdi ve onlar da kendi pozisyonlarını açıkladılar. Sayın Cumhurbaşkanımız da Genelkurmay Başkanımıza ve bana Dışişleri Bakanı olarak söz verdi. Biz de bu vermemiz gereken mesajları, arazideki tecrübelerimizle beraber onların sorduğu sorulara da cevaplar vererek veya daha önceki tecrübelerimizi aktararak bazı konuların oluşturabileceği riskleri ve gelecekte hataların yapılmaması için hangi adımları birlikte atmamız gerekiyor, Amerika hangi adımları atmalı, hangi adımlardan geri atmalı bunları net bir şekilde söyledik. Tabi Fethullah Gülen’in, FETÖ’nün, terörist başının iadesi ve diğer konuları da, ikili ilişkileri, ticareti, savunma sanayindeki dayanışma dahil, işbirliği dahil her konuyu görüştüğümüz son derece verimli, ama samimi bir ortamda, dostane bir ortamda görüştüğümüz bir ziyaret oldu.

SUNUCU- Arazideki yansımaları göreceğiz özellikle YPG politikası konusunda ki anlaşamadığımız ortada, bu Sayın Cumhurbaşkanı’nın bugünkü açıklamalarında da bunu görüyoruz, Rakka operasyonu YPG’yle yapılacak belli ki. Orada hem heyetler arası görüşmelerde hem ikili görüşmede siz de birlikte olun teklifi reddedileceği bilinse dahi geldi mi? Ve bu anlamda Türkiye artık Rakka operasyonunun dışında mı demek oluyor bu Amerika’nın tavrıyla birlikte?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi ABD de koalisyonun içinde, yani DEAŞ’e karşı koalisyonun içindeki en etkili ülkelerden iki tanesi Türkiye ve ABD. Dolayısıyla, burada DEAŞ’e karşı Rakka dahil iş birliği yapmak istediler, ABD başından beri söylüyor. Ama bu iş birliği için bizim de şartlarımız, kriterlerimiz var. Biz başından beri doğru gruplarla, doğru ve sonuç alıcı stratejilerle DEAŞ’e karşı mücadele etmemiz gerektiğini söylüyoruz ve DEAŞ sonrası Suriye’nin geleceğini de planlamamız gerekiyor. Ayrıca Astana süreci, Cenevre süreciyle birlikte oluşan atmosfer ve siyasi çözüm Esad’ın gitmesi dahil tüm konularda neler yapılması gerektiğini biz başından beri net bir şekilde savunuyoruz. Ve kendilerine şunu da hatırlattık: 2012’de Türkiye’nin tavsiyelerini dinlemediklerinden dolayı üzüntü duyduklarını ve hata yaptıklarını McMaster’da ikili görüşmemizde söylemişti. O heyetler arası görüşmede ben bunu da hatırlatarak bugün de biz objektif, dengeli ve gerçekçi önerilerde bulunuyoruz, gizli ajandamız da yok. Dolayısıyla, ileride bizim tavsiyelerimizi dinlemediğiniz için üzüntü duyarsınız, duyacaksınız dedik. Ve burada tabi biz Rakka’da her ne kadar demokratik güçler adı altında da olsa, çoğunluğu Arap da olsa, içinde YPG’lilerin de olduğu bir yerde biz olamayız. Ve bunu burada bu şekilde olamayacağımızı Rakka’da Sayın Cumhurbaşkanımız son derece net bir şekilde baş başa görüşmede de aktardı, heyetlerarası görüşmenin sonunda da net bir şekilde bu mesajı verdi. Dolayısıyla, YPG’nin olduğu yerde biz olmayız.

Ayrıca YPG’ye karşı mücadele edeceğimizi, angajman kurallarımızı uygulayacağımızı, daha önce biliyorsunuz hem Suriye’de hem de Irak’ta PKK’ya yönelik yaptığımız operasyonlardan dolayı ABD’nin bir tepkisi olmuştu, ve bundan sonraki süreçte biz angajman kurallarımızı uygularız ve bunlara karşı da mücadelemizi yürütürüz mesajını Sayın Cumhurbaşkanımız çok net, sade bir şekilde muhatabına ABD Devlet Başkanına ve heyetine aktardı. Dolayısıyla YPG…

SUNUCU- Ne yanıt alındı efendim?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu konuda herhangi bir olumsuz bir şey söylemediler.

SUNUCU- Yani daha önce bir Sincar ve Karaçok’a operasyon yaptığında tepki gösteren Amerika, şimdi biz yeniden biz vururuz YPG’yi dediğimizde bu kez…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hiçbir tepki göstermediler, bunu da anlayışla karşıladılar. Ve kendileri de YPG dahil hiçbir unsurun Türkiye’ye yönelik tehdit oluşturmasına müsaade de etmeyeceklerini söylediler.

SUNUCU- Bu teminatlar önemli neler söylediler, yani bunun altını nasıl doldurdular? Silahlar size karşı kullanılmayacak, kantonların birleşmesine müsaade edilmeyecek gibi somut teminatlar mı ilettiler?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabi bu verilen silahlar sadece ve Rakka ve güneyinde kullanılacak, Türkiye’ye karşı kesinlikle kullanılmayacak, buna müsaade edilmeyecek. Ayrıca PKK’ya yönelik etkin mücadeleyi birlikte Türkiye’yle ABD birlikte yürütecek.

Diğer taraftan ben konuşmamda da vurguladım, YPG ne için Rakka’ya girmek istiyor? YPG, DEAŞ’ın ideolojisinden nefret ettiği için değil, o da bir terör örgütü o da bir terör örgütü. Kendisine alan yaratmak için buralara gidiyor. Münbiç örneğini, yine Tel Abyad örneğini, diğer, nüfusun çoğunluğunun Arap olup da YPG geldikten sonra buralardan çıkmadığı gibi o insanları sürgüne gönderdiği tüm gelişmelerden örnek vererek YPG’nin Rakka’ya girmesinin Rakka’yı DEAŞ’dan kurtarmak değil, kendisine alan yaratmak, ileride bir kanton, hatta bağımsız devlet oluşturmak amacıyla bu operasyonlara girdiğini söyledik. Ve kendileri kesinlikle Suriye’nin sınır bütünlüğünü, toprak bütünlüğünü desteklediklerini, YPG’ye böyle bir vaatte bulunmadıkları gibi, böyle bir oluşuma da karşı olacaklarını söylediler.

SUNUCU- Teminatlar meselesine yeniden gelirsek Münbiç örneği ortadayken Amerikan Devletinin ya da yönetiminin verdiği teminatlara nasıl güveneceğiz, ne kadarlık bir süre, ne kadarlık bir marj tanıyacağız bu noktada?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Trump yönetimi Obama yönetiminden farklı, biz bunu görüyoruz, tüm tutumlarında da görüyoruz ve bu konudaki samimiyetini de inanıyoruz. Ve yine Sayın Cumhurbaşkanımız bu Münbiç örneğini hatırlattı yani bizzat Obama’nın ve Amerikan askeri yönetiminin söz vermesine rağmen yine John Kerry de defalarca söz vermesine rağmen buradan çekilmediklerini söylediler. Yeni yönetimin Türkiye’ye karşı tutumunda bir önceki yönetimden çok farklı olduğunu, samimi olduğunu görüyoruz. Gerek Trump’un kendisi Başkan olarak, gerekse yönetimindeki kişilerin Adalet Bakanından, Savunma Bakanına, aynı şekilde Tillerson’dan Milli Güvenlik Danışmanı McMaster’a kadar buradaki farkı biz görüyoruz. Fakat burada arazideki kişilere baktığımız zaman hem Suriye’de, hem Irak’ta bölgedeki asker ve siyasi kişilere baktığımız zaman aynı kişiler, Obama yönetimindeki kişiler. Dolayısıyla zaten o kişiler de Obama yönetimini etkilemiştir. Dolayısıyla arazideki bu kafadaki kişilerin yeni yönetimi zehirlememesi gerekiyor. Ve tabii ki biz bir ülkenin içişlerine karışmayız, Amerika bizim müttefikimiz, dostumuz, ama eski yönetimi etkileyen kişiler olduğu sürece arazide riskler oluşabilir, biz bu konudaki uyarılarımızı da yaptık.

SUNUCU- Bir araya gireceğim hemen orada, DEAŞ’le mücadele özel temsilcisi McGurk eski yönetimden devam eden bir isim ve birçok defa da Türkiye’nin tepkisini çeken bir isim. Tam Amerika’da görüşmeler devam ederken de Kobani’de Türkiye’nin aradığı PKK’lı teröristlerle aynı masada fotoğrafları yansıdı basına, kastettiğiniz bu mu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, McGurk daha önce de biliyorsunuz ödül de aldı bu teröristlerden ve bunları en güçlü destekleyen, daha önce Obama döneminde vardı, şu anda halen devam ediyor görevine ve burada PKK’ya ve YPG’ye net bir şekilde destek veren bir kişidir. Ve biz yeni yönetim geldiği zaman, kendisi de Ankara’ya geldiği zaman Tillerson’la, arkadaşlarımızla yeni yönetimi zehirlemeyin diye de dostane uyarıları yapmışızdır. Ama McGurk kesinlikle PKK ve YPG’ye destek vermektedir ve bu kişinin değişmesinde de fayda vardır.

SUNUCU- Bu şekilde iletildi mi Amerikan yönetimine?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu şekilde iletmedik ama biz Obama yönetiminde PKK’ya, YPG’ye yakın olan kişilerin görevine devam etmesinin ilişkilerimizi etkileyeceğini, dolayısıyla YPG’ye ve PKK’ya, PKK ve YPG aynı şey Suriye’de, yani Irak’ta PKK’ya karşı mücadelede ABD’nin bize desteği var ama biz Suriye’yi konuşuyoruz burada, dolayısıyla bu kişilerin devam etmesinin oluşturabileceği riskleri isim vermeden hatırlattık.

SUNUCU- Çalışma yemeğinde, heyetlerarası görüşmede hem Amerikan tarafı, hem biz konuşmalar yaptık dediniz. Önce Amerikan tarafı konuştu galiba değil mi hem askeri, hem Dışişleri yetkilileri? Yani neler söylediler orada, yani neler söylediler orada? Bundan sonrasına ilişkin tatmin edici mesajlar çıkarabildik mi o anlamda soruyorum?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Türkiye’ye savunma sanayinde verecekleri destekten ve Türkiye’ye oluşacak tehditlere karşı işbirliği yapmaktan tutun da tüm ikili ilişkileri geliştirmek için ne düşündüklerini söylediler. Diğer taraftan ise, YPG ile bugüne kadar yapılan işbirliğinin bir tercih değil bir zorunluluk olduğunu da hatırlattılar. Ama biz bunun zorunluluk da olsa, yani doğru olmadığını, hatta zorunluluk olmaması gerektiğini Sayın Cumhurbaşkanımız net bir şekilde ortaya koydu. Bir taraftan Türkiye-ABD, diğer taraftan Özgür Suriye Ordusu, ayrıca DEAŞ’a karşı mücadelede Rusya’nın da dahil edilebileceğini, Suudi Arabistan, Katar gibi Körfez ülkelerinin de dahil edilebileceğini, dolayısıyla bir terör örgütüne karşı başka bir terör örgütüyle işbirliği yapmanın doğru olmadığını ve bunun bir zorunluluk olmaması gerektiğini, yani alternatiflerin var olduğunu Sayın Cumhurbaşkanımız söyledi.

Diğer taraftan Türkiye’nin DEAŞ’e karşı Fırat Kalkanı operasyonundan da örnekler verdi ki kaç tane önemli şehri biz DEAŞ’ten kurtardık. Önce Cerablus, sonra Rai, oradan güneye doğru indik, hemen güneyde, batıda Dabık, sonra aşağıya El Bab’a indik. El Bab’la Rakka arasında o teröristlerin geliş-gidişleri de oldu DEAŞ teröristlerinin. Şehirde sivil insanlar etkilenmesin, ölmesin diye son derece titiz bir operasyonla El Bab gibi, Dabık gibi DAEŞ’in kalesi olan şehirleri biz temizledik. Dolayısıyla burada YPG’yle işbirliği yapmadık, sadece Türk askeri ve Özgür Suriye Ordusunun o bölgeden özellikle temin edilen üyeleriyle birlikte buralar temizlendi. Dolayısıyla Rakka da temizlenebilir. Rakka’ya teröristlerle girmenin buradaki risklerini biz söyledik.

Burada bir şey daha söylediler Münbiç örneğini de hatırlattıktan sonra, Rakka’nın yönetimi kesinlikle yerel güçlere, yani Araplara bırakılacak…

SUNUCU- Operasyon sonrası için bir teminat…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, operasyon sonrası, burası yüzde 99 Sünni Arap’tır ve mutlaka Araplara ve yerel kişilere buranın yönetimi bırakılacak diye de teminat verdiler.

SUNUCU- Bu tatmin edici noktalardan biri mi Türkiye için Rakka operasyonu açısından?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi biz Münbiç örneğine baktığımız zaman tabii temkinliyiz, yani sözlerin verilmesi başka bir şey, uygulanıp - uygulanmaması başka bir şey. Müttefikler arasında bir söz verildiği zaman bu uygulanması gerekiyor. Türkiye ne zaman hangi konuda söz verirse, o sözünü mutlaka yerine getirir, Erdoğan ne söz verirse onu yapar. Bugün dünyada Erdoğan’ı sevenler de - sevenler de bir noktada birleşir; Erdoğan söz verirse yapar, Türkiye söz verirse yapar. Bu önemlidir, itibar için de önemlidir, müttefiklik - dayanışma için de önemlidir, kendi aramızdaki güven için de çok önemlidir. Dolayısıyla burada bir teminat var ama Münbiç örneğini de hatırlarsak burada biz tabii temkinli yaklaşıyoruz.

SUNUCU- Şöyle bir hava edindiniz mi, böyle bir izlenim aldınız mı: PKK ile YPG’yi, PYD’yi birbirinden ayırma ve Türk tarafını da buna ikna etmeye yönelik bir izlenim aldınız mı? Özellikle şunun için soruyorum: PKK ile mücadele konusunda desteğimiz artacak mesajları için soruyorum.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- PKK ile açık, net her türlü mücadeleyi birlikte yapalım mesajında esasında PKK’yı YPG’den ayrı gördüklerini vurguluyorlar. Ama beraber ayıralım, işte siz de bu konuda destek verin gibi bir ima olmadı, zaten olsa da biz bunu kabul etmeyiz, çünkü verdiğimiz tüm mesajlarda YPG eşittir PKK, hiçbir farkının olmadığını ve kadrolarının bile aynı olduğunu, aynı kampları kullandığını, Salih Müslim’in de esasen Riyad Hicab da Başbakanken Esad tarafından Kandil’den çağrılıp Türklere karşı terör faaliyetlerini başlatın dediğini biz biliyor ve bunları söylüyoruz kendilerine. O nedenle bize herhangi bu konuda birlikte çalışalım gibi bir öneri de gelmedi, ima da olmadı.

SUNUCU- Sincar konusunda, Sincar’ın boşatılması, PKK’dan temizlenmesi konusunda bir teminat ya da söz var mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Sincar başta olmak üzere PKK ile mücadele, PKK’nın elebaşlarının yine etkisiz hale getirilmesi dahil istihbarat paylaşımı ve ortak çalışma konusunda bir sorun yok. Bu konudaki mesajları sık sık böyle net bir şekilde bize verdiler.

SUNUCU- Savunma sanayii anlaşmaları ve hızlandırılması, temini konusunda bundan sonra Amerika’dan almayı talep edeceklerimizle ilgili mi, mevcut alamadığımız birtakım silahlarla ilgili sürecin hızlandırılması mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Mevcut ve bundan sonrakilerle ilgili.

SUNUCU- Neler var?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Zaten Başkan Trump basın toplantısında da söyledi. Şu anda bizim ihtiyacımız olmasına rağmen yine önceliği Türkiye’ye vereceğiz. Mevcut taleplerimiz de var, bundan sonra da tabii savunma sanayinde işbirliğimiz olacak. Son zamanlarda isteyip de alamadığınız bazı akıllı mühimmat dahil savunma sanayiyle ilgili ürünler vardı. Bu konulardaki engeller tamamen kalkacak, bu konuda bir problem yok. Bu konudaki verdikleri teminatı da samimi görüyoruz. İşin doğrusu, bundan sonraki süreçte de Türkiye’nin tüm taleplerini ticari alanda da karşılayacaklarını başta Trump, hepsi söylediler.

SUNUCU- Gülen’in iadesi konusu, tam da Fethullah Gülen’in bir makalesiyle Amerika’da bu görüşmeler aynı güne denk geldi. Bir adım daha ilerde miyiz Gülen’in iadesi konusunda ve elbette Amerika’daki FETÖ’cülerin hep birlikte iadesiyle ilgili.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu yönetimi bir önceki yönetime göre Gülen konusunda da daha samimi bulduk. Ve Trump bu konuyu çok ciddi bir şekilde ele aldıklarını, Türkiye’nin tüm taleplerini değerlendirdiklerini, Türkiye’nin kendilerine ulaştırdıkları, en son Adalet Bakanımız da biliyorsunuz Adalet Bakanı Jeff Sesions’a, Başsavcıya aynı zamanda yeni deliller ulaştırdı. Ve bunları titizlikle incelediklerini söylediler ve bu konuyu çok ciddi bir şekilde ele aldıklarını bizzat Trump’ın kendisi söyledi. Biz de beklentilerimizi söyledik, tabii ki nihai beklentimiz iade edilmesi, fakat bu süreçte idari tedbirlerin alınabileceğini, idari tedbirlerin alınabilmesi için de biz gerekli delilleri verdiğimizi, aynı şekilde bir soruşturmanın Amerika’da açılması gerektiğini, bununla ilgili de yine biliyorsunuz, verdiğimiz dosyaların yanında uzmanlarımızı da gönderiyoruz MASAK’tan ve diğer kurumlarımızdan, ve tüm boyutlarıyla, yani mali boyutları ve bu alanlardaki suiistimal dahil Amerika içindeki mevzuatların ihlali dahil neler yapıldığını kendilerine de anlattık, bir bilgi paylaşımı yapıyoruz. Ve iade edilinceye kadar da geçici tutuklama dahil bazı tedbirlerin alınması gerektiğini söyledik. Trump da bu konuyu çok ciddi bir şekilde değerlendirdiklerini bize söylediler.

SUNUCU- Bakanlıklar arası ya da istihbarat kuruluşları arasında işbirliği anlamında yeni bir mekanizma kurulması konuşuldu mu, böyle bir karar alındı mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu toplantıda ABD Dışişleri Bakanı Tillerson ile Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı olarak beni görevlendirdiler. Tüm bu çalışmaları biz koordine edeceğiz.

SUNUCU- Bunların içinde tutuklu din görevlisi Andrew Brunson’ın iadesi talebi ve bu konudaki görüşmeler de var mı, o konuda ne söyleyeceksiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Andrew Brunson da gündeme geldi toplantının sonunda. Sayın Cumhurbaşkanımız da kendisinin neden tutuklandığı ve soruşturmanın ne olduğunu, neyle ilgili olduğunu Trump’a söyledi. Sayın Cumhurbaşkanımız burada, özellikle bu kişinin terör örgütleriyle bağlantısında dolayı gözaltına alındığını ve şikâyetlerden dolayı soruşturmanın başlatıldığını söylediler. Ve tabii bu konuda yargı süreci işliyor.

SUNUCU- Yani şu kısa sürede bir iade olması yargı süreci devam ettiği için zor görünüyor.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabii yargı süreci işliyor, yargının vereceği karar önemli. Çünkü bir şikâyet var, yani resen başlatılmış bir şey değil, kendi yakınındaki kişilerin şikâyeti üzerinden başlatılan bir soruşturma ve burada terör örgütleriyle bağlantısı var, PKK’yla bağlantısı var. Tabii diğer terör örgütlerinden de faydalanma var. Daha detaylı bilgiyi şu anda paylaşmak istemiyorum devam eden bir yargı süreci olduğu için, ama terör örgütleriyle bağlantısından dolayı tutuklandığını biliyoruz. Ama konsolosluk erişimi sağlanıyor, aynı şekilde ailesinin görüşmesinde bir sorun yok. Avukatları görüşüyor, kendisinin kişisel talepleri karşılanıyor, yani insani ihtiyaçları vesaire. Dolayısıyla burada bir sıkıntı yok, ama yasal bir süreç de işliyor. Bu konuda, yani bu Brunson konusunun çok detaylarına girmeden neden gözaltına alındığını ve yasal sürecin işlediğini de konu açılınca Sayın Cumhurbaşkanımız Trump’a iletti.

SUNUCU- Amerika ziyaretini etraflıca değerlendirdik, ama bir taraftan hem Avrupa Birliği, hem de Almanya’yla ilişkilerde de önemli başlıklar var, özellikle Almanya’yla bir ikinci İncirlik krizi mi demek lazım, gerilimi mi demek lazım, bir anlaşmazlık söz konusu. Ve Merkel’in Ürdün seçeneğini gündeme getirmesi var. Almanya Dışişleri Bakanın Alman Parlamentosuna şantaj yapılmasının tahammül edilemez olduğu şeklinde bir açıklaması var. Nedir, bu kriz nasıl son bulur, ne dersiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Almanya Dışişleri Bakanı böyle bir açıklama yaptıysa saygısızlık yapmıştır. Bana karşı konuşmalarında farklı oluyor, sonra çıkıyor popülizm için farklı şeyler söylüyor. Kendisiyle biz ilişkileri düzeltmek için görüşmeler yapıyoruz, en son Malta’da da görüştük. Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım Beyle de kendisi yine biliyorsunuz Londra’da görüştü ve ilişkileri düzeltmek için çaba sarf ediyorlar. Hangi adımları atmamız lazım, bize soruyorlar. Biz de kendilerine karşılıklı hangi adımları atarız, bunu size ileteceğiz dedik, bir çalışma yapıyoruz. Tüm bunlar yapılırken, biz şantaj yapmıyoruz, neyin şantajını yapacağız? Siz Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanının otel odasını bile iptal ettireceksiniz, istihbaratınız ve polisiniz bunu yapacak, siz bizim bakanlarımızı engelleyeceksiniz, milletvekillerimizi engelleyeceksiniz, sonra da biz istediğimiz zaman efendim Türkiye’ye gideriz, Türkiye bizi engellemesin, engellediği zaman da şantaj; senin yaptığın neydi o zaman? Eğer bu şantaja giriyorsa senin yaptıkların neydi bunu izah et? Biz her şeye rağmen aklıselim bir şekilde yaklaşıyoruz.

Almanya şu zihniyetten vazgeçmeli: Biz Türkiye’ye karşı istediğimizi yaparız, yine de Türkiye biz ne istersek yapmak zorunda. Öyle bir Türkiye’nin olmadığını, artık Türkiye’nin değiştiğini kendilerine söylüyoruz, yüzlerine söylüyoruz. Türkiye’den bu şekilde netice alamayacaklarını net bir şekilde anlatıyoruz. Sigmar Gabriel benim arkadaşım, dostum. Kendisine de bir dost olarak da defalarca baş-başa görüşmelerde, özel görüşmelerimizde de söyledik; artık Türkiye’ye istediğiniz gibi muamele edemezsiniz, bu Türkiye yok. Biz sizin bu şekildeki tutumlarınızı kabul etmeyiz. Sizin çifte standartlarınızı biz reddederiz, boyun da eğmeyiz. O yüzden Türkiye’ye eğer yaklaşmak istiyorsanız bir dost gibi, patron gibi değil bir dost gibi yaklaşacaksınız. Türkiye bugüne kadar size hangi kötülüğü yaptı? Hangi konuda size düşmanlık yaptı da siz Türkiye karşıtlığını ön plana çıkarıyorsunuz, Erdoğan karşıtlığını ön plana çıkarıyorsunuz, bize karşı hasmane tutum sergiliyorsunuz, sebebi ne? Bunu bir izah edin bize. Şimdi sen istediğini yap, engelle, sonra Türkiye bizim milletvekillerimizi kabul etmek zorundadır; diplomaside böyle bir kural yok. Her şeyden önce diplomasinin temel kurallarından bir tanesi karşılıklılık esasıdır. Bir şey yapıyorsan bunun karşılığının olacağını bileceksiniz. O yüzden Almanya önce kendisine bir çekidüzen vermesi lazım, Türkiye’ye nasıl davranması gerektiğini Almanya’nın öğrenmesi gerekiyor. Almanya bizi dost olarak görüyorsa, biz Almanya’yı daha iyi bir dost olarak görürüz. Almanya bize karşı olumlu bir adım atarsa, biz iki adım atarız.

SUNUCU- İncirlik’ten çekilme kararı alırlarsa?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Kendileri bilir, yalvaracak değiliz. Gelmek istediler, DEAŞ’a karşı koalisyon içinde biz kendilerine yer açtık. Ama her şey onların istediği gibi, onların keyfine göre olacak değil, bunu bilmeliler. Ayrılmak istiyorlarsa da kendileri bilir, onlara yalvaracak değiliz. Onlar gelmek istedi, biz yardımcı olduk. Ayrılmak istiyorlarsa da güle güle deriz.

SUNUCU- Şimdi NATO Zirvesinde bir Erdoğan-Merkel görüşmesi söz konusu olabilir mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- NATO Zirvesinde şu ana kadar bir talep olmadı. Bazı liderlerden oldu. Yine iki başkan, Trump ve Erdoğan Brüksel’de NATO marjında da kısa da olsa bir görüşme yapacaklarını teyit ettiler. Yine Cumhurbaşkanımız Trump’ı Türkiye’ye davet etti, en kısa süre içerisinde ziyaret etmek istediğini söyledi. AB liderlerinden talep geldi, Juncker ve Tusk’tan, Komisyon ve Konsey başkanlarından, üçlü bir şekilde yine Parlamento Başkanı Cumhurbaşkanımızla bir görüşme yapacaklar, onun saatini ayarlıyoruz. Ama Merkel’den henüz bir talep gelmedi, gelirse tabii ki görüşürüz. Biz diyalogdan yanayız, diplomasiden yanayız, sorunların diyalog yoluyla çözülmesinden yanayız. Ama bu anlayışın karşı tarafta da olması gerekiyor.

SUNUCU- Bu NATO marjında yapılacak, AB yetkilileriyle yapılacak görüşmeler AB-Türkiye ilişkileri açısından da önemli, toplantının kendisi kadar buradan çıkacak sonuçlar da önemli. En son Avrupa Birliği Günü’nde Sayın Cumhurbaşkanı’nın yaptığı Avrupa Birliği üyeliği stratejik hedef açıklaması; o gerilimden acaba uzaklaştık ve yeni bir sayfaya doğru gidiyor muyuz şeklinde yorumlandı. Ne dersiniz AB ilişkilerinde yeni bir sayfa önümüzde mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yok, aslında öyle değerlendirmiyoruz biz. Esasen Cumhurbaşkanımızın vurguladığı bu paragrafın ya da cümlenin özeti şudur: Türkiye ile AB arasındaki sorunların sebebi Türkiye değildir. Türkiye halen AB üyeliğini bir stratejik hedef olarak görüyor. Ama yaşanan sorunların müsebbibi Avrupa Birliği’dir, Avrupa Birliği üyesi bazı ülkelerdir, hepsini suçlamayalım. Yani Türkiye’nin önemini bilen, Türkiye’nin üyeliğinin Avrupa için kıymetini bilen AB üyesi ülkelerin sayısı çok. Ama sayısı az olup da sesi çok çıkan, ama kurum içinde de etkili olan ülkeler de var, yönetimdeki insanlar da var. Dolayısıyla buradaki mesaj şudur: Bizim Avrupa Birliği’yle bir sorunumuz yok, Avrupa kıtasıyla da bir sorunumuz yok, Avrupa kıtasının içinde yaşıyoruz. Avrupa ülkeleriyle bizim durup dururken niye sorunumuz olsun? İşbirliğimiz var, ticaretimiz var, NATO içinde üyeyiz, Avrupa Konseyi içinde birlikte çalışıyoruz, üyeyiz, Avrupa’yla bizim niye sorunumuz olsun? Ama bazı Avrupa ülkelerinin ve Avrupa Birliği içindeki bazı kişi ve kurumların Türkiye’yle ilgili sorunu var; buradan çıkacak mesaj odur. Yani biz halen yani Avrupa Birliği’ne nasıl baktığımızı esasen özetleyen bir açıklama oldu.

SUNUCU- Bu liderler zirvesi planı, Avrupa Birliği-Türkiye zirvesi planı daha doğrusu halen geçerli mi, bir zaman belli oldu mu ya da Almanya seçimlerini mi beklemek gerekiyor?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi uzmanlar karşılıklı görüşüyorlar, bizim uzmanlarımızla Avrupa Birliği’nden uzmanlar bu zirvenin hazırlıklarıyla ilgili görüşmelere başladılar. Malta’da bunun kararını verdik Mogherini ile yaptığımız görüşmede, çalışmalarını yapıyorlar. Esasen Brüksel’de 25 Mayıs’ta yapılacak bu liderler görüşmesinde, yani Avrupa Birliği liderleriyle Cumhurbaşkanı’mızın görüşmesinde durum biraz daha netleşir. Tabi tüm ülkelere uygun bir tarihin belirlenmesi gerekiyor. Bunun tarihini birlikte görüşerek, Avrupa Birliği yetkilileriyle değerlendirerek belirleriz. Ama şu anda belirlenmiş bir tarih yok.

SUNUCU- NATO Zirvesinden tamam bizim Avrupa Birliği’yle olan ilişkilerimiz anlamında önemli görüşmeler yapılacak, Erdoğan’la Trump bir kez daha kısa da olsa biraraya gelecekler. Onun dışında somut olarak ne bekliyoruz biz Brüksel’deki toplantılardan? Yeniden Suriye tabii masada olacak bu anlamda.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabii terörle mücadelede artık NATO’nun daha etkin olması gerekiyor. Sadece DAEŞ değil PKK dâhil müttefiklere yönelik tehdit oluşturan tüm terör örgütleriyle mücadelede NATO’nun etkin rol oynaması gerekiyor. NATO niçin kuruldu? Müttefikleri tehditlere karşı korumak için. Değil mi? Şimdi tehdidin illa bir ülkeden gelmesi şart mı? Hayır, tehdit nereden gelirse gelsin, tehdit kim olursa olsun NATO’nun bu dayanışmayı göstermesi gerekiyor. O nedenle ABD de bu konuda bizimle aynı düşünüyor, NATO’nun artık terör örgütlerine karşı mücadelede etkin bir kurum olması gerekiyor.

Diğer taraftan, müttefiklerin korunmasıyla ilgili tedbirlerin alınması gerekiyor. Örneğin Türkiye’nin hava sahasının korunmasında NATO’nun bugüne kadar aldığı tedbirler yeterli değildir. Biz kendi tedbirlerimizi almak için de biliyorsunuz görüşmeleri sürdürüyoruz. S400 bir taraftan, yine diğer kendi füzelerimizi de üretiyoruz, şu anda 300 kilometrenin üzerinde menzili olan füzeleri üretmeye başladık. Daha da, şimdi hedef 1000 kilometre menzili olan ürünleri üretmek. Ama diğer taraftan NATO’nun da görevi, tüm sadece Türkiye değil müttefiklerinin korunmasını etkin bir şekilde temin etmektir. Bu konularla ilgili 2016, 2014 zirvelerinde, 2017, 2015 zirvelerinde, NATO’nun Galler ve Varşova zirvelerinde alınan kararlar var. Bu kararların da uygulanması gerekiyor.

Diğer taraftan, müttefik ülkeler, yani NATO üyesi ülkelerin de savunma harcamalarını bütçesinin yüzde 2 oranına çıkarması gerekiyor. Bu konu da gündeme gelecek, bunu özellikle ABD gündeme getirecek. Çünkü üye ülkeler de savunma konusunda üzerine düşeni yapmalılar. Yani NATO bölgesindeki güvenliği sağlamak için sadece kurum olarak NATO’ya değil üye ülkelere de önemli görevler düşmektedir. Bunlar NATO zirvesinin önemli gündem maddesi olacak. NATO’nun tabii dahi etkin bir kurum olabilmesi için, reformunun yapılabilmesi için de görüşler ortaya koyacak. Ama bu mini zirvenin esas amacı; biliyorsunuz yeni seçilen ABD Başkanıyla müttefikleri de tanıştırmak olacaktır. Bu bakımdan ABD’nin burada sergileyeceği tutum da önemlidir.

SUNUCU- Şimdi bundan sonraki sürede Kıbrıs konusundaki son durumu da değerlendirmek istiyorum. Ama buradan geçmeden önce şimdi Amerika’yla ilişkiler ve Suriye başlığını konuştuk ama bir taraftan da Suriye için yürüyen başka süreçler var, oraya da bir bakmak gerekiyor. Çatışmasızlık bölgeleri konusunda anlaşmalar imzalandı, hayata geçirilmesi için grupların, çalışma gruplarının oluşup masaya oturmaları gerekiyor, sürecin neresindeyiz bu anlamda?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi çalışma gruplarının oluşturulması için görüşmeler devam ediyor. Şu anda Ankara’da görüşmeler devam ediyor, Pazar günü İran’da görüşmeler olacak. Astana süreci gerçekten etkin bir şekilde ilerliyor, bu konuda Türkiye’nin rolü de çok önemli. Kazakistan’ın ev sahipliğinde en son kabul edilen belgeler Suriye’nin sadece ateşkesin sağlanması ya da barışın temin edilmesi değil, esasen siyasi çözüm ve Suriye’nin geleceği bakımından önemli olduğunu düşünüyoruz ve şu anda Cenevre süreci de biliyorsunuz başladı tekrar. Cenevre süreci 4 gün sürecekti bakalım ne kadar sürecek? Muhalifler yine her zaman olduğu gibi Suriye’nin geleceğiyle ilgili, siyasi geleceğiyle ilgili vizyonunu net bir şekilde ortaya koydular. Yeni anayasa, seçime ülkenin hazırlanması, geçiş hükümeti gibi önemli konularda görüşülmeye başladı. Dolayısıyla, bir taraftan ateşkesin temin edilmesi için çalışma grupları oluşturulacak, ama ateşkesi ihlal edenlere karşı müeyyidelerin de mutlaka olması gerekiyor. Bunun için de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı gerekir, bu konuda da henüz bir gelişme olmadı. Diğer taraftan da siyasi sürecin iyi bir şekilde işletilmesi gerekiyor. Bizim ABD’ye verdiğimiz mesajlardan bir tanesi de sadece DEAŞ’a karşı mücadeleye odaklanmayan, bu önemli, DEAŞ’a karşı mücadele önemli, ama bir o kadar da siyasi çözüme odaklanmamız lazım ki en iyi çözüm siyasi çözümdür. Diğerini ihmal edersek burada boşluklar olursa o zaman arzu etmediğimiz durumlar oluşur ve bu boşluğu başkaları doldurur. O nedenle ABD’nin ve müttefiklerimizin de siyasi çözüme de biraz daha fazla ağırlık vermesi gerekiyor bunun için teşvik ediyoruz.

SUNUCU- Bu Ankara’daki bugün yapılan çalışmada İran ve Rus yetkililerin olduğu bir heyet çalışıyor anladığım kadarıyla değil mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabi burada uzmanlar çalışıyor, Ruslar da burada, bizim arkadaşlarımız burada, istihbaratımız, bizim Bakanlıktan diplomat arkadaşlarımız ve bu alınan, kabul edilen belgeler, çatışmasızlık bölgesi bizi diğer üç tane daha belge var bunların uygulanmasıyla ilgili görüşmeleri sürdürüyorlar arkadaşlarımız.

SUNUCU- O bölgelerin güvenliğiyle ilgili bir karar var mı şu anda alınmış? Mesela Türk askeri orada daha fazla Fırat Kalkanı çerçevesinde oradayız, ama bu çatışmasızlık bölgelerinin güvenliğini sağlamak için de daha fazla asker orada olacak mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bazı öneriler var yani hangi ülkenin askerleri burada bulunsun öneriler var. Esasen biz Birleşmiş Milletler çatısı altında değişik ülkelerin asker ve ülkeler Birleşmiş Milletler çatısı altında misyonu askerler verebilir. Ama bir kurumun gözetiminde olmasını da arzu ediyoruz. Ama değişik ülkelerden, yani özellikle Rusya’dan, Türkiye’den hangi ülkelerden askerler olabilir bunlar gayri resmi öneriler o yüzden ülkelerin isimlerini de vermek istemiyorum öneriler var, ama henüz somut adımlar yok ya da alınan kararlar yok, hangi ülkeden ne kadar asker gelecek? Birleşmiş Milletlerin çatısı altında olursa esasen bu konuda kimsenin de tereddüdü olmaz.

SUNUCU- Şimdi Kıbrıs konusuna gelelim. 2 aylık bir aranın ardından görüşmeler yeniden başladı fakat müzakerelerin sonuçsuz kaldığına yönelik yeniden haberler var. Sizin de yetkililerle bu son birkaç günde görüşmeler yaptığınızı biliyoruz. Hani tıkanma noktası neresi ve aşılabilecek bir noktada mı tabi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Dünkü görüşmeden bir gün önce ABD’deyken KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Akıncı’yla görüştük. Kendisi iktidardaki ve muhalefetteki tüm siyasi partilerin liderleriyle de bir araya geldiklerini Başbakan ve Başbakan Yardımcısı dahil. İzlenebilecek yol haritası konusunda KKTC’de bir mutabakatın olduğunu söylediler ki bu mutabakat her zaman vardır. Ara ara tabi ki farklı görüşler ortaya çıkabilir, bizde de çıkar Türkiye içinde yani. Ama izlenecek yol haritası konusunda KKTC’de bir mutabakat var. İzlenebilecek yol haritasını da telefonda birlikte değerlendirdik ki çok basit. 11 Şubat 2014 ortak açıklama bu müzakerenin bir çerçevesidir. Bu konuda 6 tane ana fasıl var. İki tanesi güvenlikle ilgili ve garantörlükle ilgili. Bir tanesi de yine bu ikiden bir tanesi de toprakla ilgili. Bu iki konu bugüne kadar yaptığımız vardığımız mutabakatlara göre de en son 5’li konferansta değerlendirilecek. 5’li konferansa kadar da geri kalan 4 konuda, 4 faslın içindeki bazı konularda mutabakat sağlandı, ama açık olan konular var. Bu açık olan konularda müzakere edilecek ve bunlar kapanacak, yani uzlaşıya varılacak ve 5’li konferansı düzenleyeceğiz. En son yaptığımız 5’li konferansta bu konularda yani birçok konuda açıklık olduğu için, henüz mutabakat olmadığı için ve güvenlik, garanti ve toprak konusunda da Rum Kesimi ve Yunanistan hazır gelmediği için bir sonuç elde edemedik. Genel sekreterle birlikte iki lider ve garantör ülkelerin Dışişleri Bakanları olarak bu konferansa katılmıştık. Dünkü toplantıda ise Rum Kesiminin böyle garip garip önerileri üzerine bir sonuç elde edilemedi. Rum Kesimi diğer açık dört konudaki, dört fasıldaki açık konuları şimdi konuşmak bile istemiyor. Oysa iki tarafın yaptığı müzakerelerin temelinde bunlar var, bunları görüşmeleri gerekiyor, diğer konular garantörlerle birlikte görüşülür. Neymiş efendim, konferansı tamamlayalım, konferansın ilk gününde garanti ve güvenlik konularını çözelim, ikinci günde toprak meselelerini çözelim ve ondan sonra beyefendinin eli rahatlayacakmış ve dönüşümlü başkanlık dahil idari konularda da kendileri bir iyilik yapacakmış, tabi bu saçma önerileri Türk tarafı reddetti. Dün (Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Danışmanı) Eide ile de görüştük ve kendilerine hep şunu söyledik: Bakınız biz Türkiye olarak ve KKTC olarak çözüme hazır olduğumuzu ve çözümün parametreleri çerçevesinde hazır olduğumuzu her zaman sadece söylemedik gösterdik. Ama Rum tarafı şimdi seçime doğru da gidiyor, kendi aralarında da sorunlar var, kendi içlerinde de sorunlar var, popülizm ön tarafa çıkmaya başladı ve maalesef Anastasiadis’in eli zayıf. Anastasiadis kişisel olarak çözümü istese de maalesef içinde bulunduğu şartlardan dolayı böyle garip önerilerde bulunmaya başladı. Bir, kendi içindeki zorluklar, yani ülke içinde arkasında güçlü bir destek yok. İki, seçime doğru giderken kendisi de popülist çizgiye kaymaya başladı. O nedenle dünkü toplantıdan bir sonuç elde edilemedi. Eide bugün hem Akıncı’yla, hem Anastasiadis’le ayrı ayrı görüşecek. Biz de Kıbrıs’la ilgili Genel Müdürümüz Burak Bey ve Genel Müdür Yardımcısı Murat Bey’i Ada’ya gönderdik ve gerekirse ben de önümüzdeki günlerde Ada’ya bir ziyarette bulunacağım ve birlikte bu süreci değerlendireceğiz. Dün akşam Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Başbakanımıza bu gelişmelerle ilgili telefonda da bilgiler arz ettim. Biz yakından takip ediyoruz, olumlu bakıyoruz, ama Rum tarafı öyle görünüyor ki yine savsaklamaya başladı, zamana yaymaya başladı, uzatmaya başladı, ama biz artık bu konuyu uzatmak istemiyoruz. Olacaksa, olmayacaksa da bir an önce bunun kararını vermemiz lazım.

SUNUCU- Şimdi son birkaç dakikaya girdik şunu sormak istiyorum: Türkiye referandumdan sonra büyük değişimler yaşadı 2019’a kadar da bu uyum yasaları çıkartılacak ve sonra yeni bir yönetim sistemiyle hayatına devam edecek ülke olarak. Ama bu süreçte dış politikayla ilgili de, bugüne kadar yapılan değerlendirmeler, yorumlar, kimi eleştiriler hepsi masaya konup yeni bir vizyon, yeni bir dış politika bakış açısı gündemde mi Avrupa Birliği’yle ilişkilerde ya da Suriye’de ya da Rusya ve Amerika ilişkilerinde? Yani tüm bunları başlık başlık konuştuk, ama genel çerçevede dış politikayla ilgili yeni bir yol haritası gündeme gelmesi ihtimali var mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi dış politikada bizim prensiplerimiz var, ilkeli tutumlarımız var, bu prensiplerimizi tabi biz değiştirmeyiz. Çünkü ilkelerinizden vazgeçtiği zaman bu sefer ilkesiz bir dış politika olur. Çok yönlü dış politika izliyoruz devam edeceğiz, proaktif dış politika izliyoruz devam edeceğiz. Ama konular değişiyor, gündem değişiyor, öncelikler değişiyor buna göre de dış politikanızı adapte etmeniz gerekiyor. Biz esasen kendi içimizde de her zaman özeleştiri yapıyoruz. Ben şahsen yani kendimle ilgili de özeleştiriyi her zaman yaparım. Aynı şekilde Bakanlık içinde de arkadaşlarımızla oturup hangi konuda ne eksik var, ne yanlış var bunları rahatlıkla değerlendiriyoruz.

Gelen eleştirileri de çok samimi bir şekilde dikkate alırız, çok kasıtlı, yanlış eleştiriler de var. Mesela adam televizyonuna davet ediyor beni gitmiyorum, gitmek de istemiyorum. Ertesi gün bir bakıyorsunuz benim şahsıma yönelik hakaret dolu açıklamalar… Bu şekilde bize boyun eğdirmeye çalışırlarsa olmaz. Biz Recep Tayyip Erdoğan’la siyaset yapıyoruz, kimseye de boyun eğmeyiz. Ama gelen yapıcı eleştirilerin hepsini de dikkate alıyoruz, değerlendiriyoruz ve her zaman biz dış politikamızı birlikte değerlendirip gözden geçiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızla, Sayın Başbakanımızla da aynı şekilde bunu yapıyoruz, kendi aramızda da bunu yapıyoruz. Şimdi SAM Stratejik Araştırmalar Merkezimizi de yeniden yapılandırıyoruz. Aynı şekilde YÖK’le de işbirliği yapıyoruz bundan sonra think-thank’lerle sık sık bir araya geleceğiz. Yine üniversiteden akademisyenlerle, dış politikayla ilgili akademisyenlerle düzenli bir şekilde bir araya geleceğiz. Sivil toplum örgütleriyle bir araya geliyoruz. Onların da görüş ve önerilerini almak faydalı. Bunların esasen hepsi, bizim hem dış politikada yani her konuyu gözden geçirmeye hazır olduğumuzu, varsa eksiğimiz, yanlışımız onu da düzeltmeye açık olduğumuzu gösteriyor. Ama doğrulardan ve prensiplerimizden bazen zorlansak da vazgeçmeyiz. Vazgeçtiğimiz zaman o zaman saygınlığımız da gider ve etkinliğimiz de gider. Bazı konular kolay değildir zordur, ama doğru yolda olduğundan eminseniz zor da olsa o doğru yolda ilerlemek lazım. Oradan “U” dönüşü yapmamak lazım ya da sağa-sola sapmamak lazım, eğer gittiğiniz yol doğruysa. Eksiğiniz varsa, yanlışınız varsa onu da düzeltmek bir erdemdir, biz her zaman bu konulara böyle bakıyoruz.

SUNUCU- İç dinamiklerin ne kadar etkili olduğunu düşünüyorsunuz? Bunu da şu anlamda soruyorum: Avrupa Birliği’ni birinci hedef olarak ortaya koyan iktidarın ilk yıllarında bir AK Parti var, ama şimdi yeniden siyasi denetim mekanizmalarına dâhil edilmiş bir AK Parti var.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Avrupa Konseyi, AK Parti değil çok yanlış söylüyorsunuz.

SUNUCU- Türkiye diyeyim o zaman pardon Türkiye diyeyim. AK Parti’nin hedefleri olarak baktığımız zaman ne dersiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Avrupa Birliğiyle, Avrupa Konseyini ayırmak lazım yalnız ikisi farklı bir kurumdu farklı kurumlardı. Her ne kadar değerler bakımından aynı şeyleri söylese de, savunsa da ikisi çok farklı kurumdur, bir tanesi 47 ülkenin. Bu denetim komisyonun aldığı karar yine Türkiye’deki seçimlere gelen kişiler ve hazırladıkları raporlar, bunlar tamamen ön yargılı ve siyasidir. Son zamanlarda oluşan Türkiye karşıtlığı, İslam karşıtlığının da, Avrupa’da artan ırkçılığın da bir tezahürüdür buraları çok iyi bildiğim için konuşuyorum. Dolayısıyla, şimdi hata yaptıklarını da itiraf etmeye başladılar. Türkiye gibi bir ülkeye nasıl yaklaşacaklarını her zaman söylüyoruz, öğrenmeleri gerekiyor. Bu şekilde Türkiye’yi cezalandırma çabaları esasen ters teper. Bizim de verdiğimiz karşılıklar var, olur da, biz bunlara boyun eğmeyiz. Ama diğer taraftan bir gerçek var ki biz iktidara geldiğimiz zaman Türk halkının Avrupa Birliği üyeliğinize verdiği destek yüzde 75’in üstündeydi.

SUNUCU- Şimdi.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi ise yüzde 20’lerde. Burada biz halkımızı suçlayamayız. Halkımız niye Avrupa Birliği’ni bu kadar artık olumlu görmüyor ya da Avrupa Birliği üyeliğine üyeliğimize sıcak bakmıyor? Burada suç halkta değil, burada halk görüyor her şeyi. Avrupa Birliği’nin yaklaşımlarını görüyor, yanlış politikalarını görüyor, başarısızlıklarını da görüyor, geleceğiyle ilgili soru işaretlerini de vatandaşımız çok iyi görüyor, değerlendiriyor. Ama biz buna rağmen bu süreci devam ettirebilir miyiz gayretindeyiz, yani popülizm yapmıyoruz. Halkımıza sorduğumuz zaman gelen mesajlar da bunu gösteriyor, anketler de bunu gösteriyor halkımıza sorduğumuz zaman biz bugün Avrupa Birliği’yle süreci durdurmamız lazım. Ama biz ortaya koyduğumuz bir vizyon, bir hedef var bu sebepten dolayı sabrediyoruz. Avrupa Birliği’nin tüm çifte standartlarına, ikiyüzlülüklerine de sabrediyoruz. Ama Avrupa Birliği’nin de artık bu konuda bir karar verilmesini gerektiğini de söylüyoruz. Bunu Brüksel’deki görüşmede Cumhurbaşkanımızla Avrupa Birliği lideriyle olan görüşmede Cumhurbaşkanımız tekrar söyleyecek. Bir karar vermeleri gerekiyor, yani herkes de bir bıkkınlık var işin doğrusu. Tekrar ediyorum, bu Avrupa Birliği’ne ya da Avrupa’ya karşıtlığımızdan değil veya hedeflerimizden şaştığımızdan değil. Bu karşıdaki duvardan kaynaklanan bir şey. 60 yıldır devam eden bir sürecin verdiği bıkkınlık diyelim vatandaşımızda da var herkeste var. Tüm bu zorluklara rağmen biz popülizme kapılmadan bu süreci yürütmeye çalışıyoruz.

SUNUCU- Yani Brüksel’den tamam mı, devam mı bize bu konuda net bir açıklama yapın şeklinde bir söylem ve bir mesaj mı beklememiz gerekiyor Cumhurbaşkanın yaptığı görüşmeden?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Brüksel’de Cumhurbaşkanımız bu mesajı verecek, yani gelecekle ilgili Türkiye-AB’nin geleceğiyle ilgili bir karar vermelisiniz artık, bu şekilde durumu sürdüremeyiz sürdürmemelisiniz diyecek.

SUNUCU- Peki, çok teşekkürler efendim bilgiler ve değerlendirmeler için.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Sağ olun, ben teşekkür ederim sağ olun.

SUNUCU- Amerika Birleşik Devletleri ziyareti, Suriye’deki son durum, Avrupa Birliği’yle ilişkiler, Almanya’yla yeniden yaşanan İncirlik krizi ve Kıbrıs müzakerelerinde yeniden yaşanan sorunlar gibi önemli başlıklarda kritik değerlendirmeler aldık Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ndan.