#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Berliner Morgenpost gazetesinde yayınlanan makalesi, 5 Ocak 2018

[Orjinal Almanca metnin resmi olmayan Türkçe tercümesidir]*

Türk-Alman ilişkilerinde zorlu bir yılı geride bıraktık. İkili ilişkilerde yeni bir başlangıç yapılması, iki tarafın da çıkarınadır, zira sınamalarla dolu bir dönemde yaşamaktayız. Ayrıca AB’nin normatif gücü azalırken, İslam düşmanlığının körüklediği kimlik siyaseti öne çıkmaktadır. Bu nedenle akılcı olan, ilişkilerimizi 3 asırdır olduğu gibi dostluk içerisinde ve işbirliği odaklı sürdürmemizdir.

Ancak bu, yalnızca ilişkimizdeki mevcut kriz sarmalını kırarak mümkün olabilir. Bu nedenle karşılıklı anlayış hususunda yeni bir çerçeve geliştirilmelidir. Buna ilişkin dört önerim olacak:

Birincisi, iki ülkenin birbirini aynı göz hizasında, iki eşit ortak olarak görmesi ve buna uygun davranmasıdır. Türkiye’nin son 15 yılda kaydettiği muazzam ilerleme takdir edilmelidir. İkincisi, üst düzey siyasi diyaloğun, güvene dayalı olarak ve gerektiğinde gayrı resmi iletişim kanalları vasıtasıyla kesintisiz sürdürülmesidir. ‘Megafon diplomasisi’ yersizdir. Değerli meslektaşım Sigmar Gabriel ile sürdürdüğümüz ve Cumartesi akşamı memleketi Goslar’da tekrarlayacağımız gayrı resmi görüşmelerimiz bu çabanın bir örneğidir.

Üçüncü olarak popülist, benmerkezci ve kısa vadeli iç siyaset yaklaşımları yerini ortak çıkarlara dayanan pragmatik yaklaşımlara bırakmalıdır. Dördüncü sırada ve belki en önemli unsur olarak ise, birbirimize karşı daha empatili bir dil geliştirmemiz gerekliliği gelmektedir. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin halkımızda yol açtığı travmanın burada tam olarak anlaşılamadığını düşünüyoruz. Alman dostlarımızdan, Türkiye’nin bugün karşı karşıya olduğu durumu daha iyi anlamalarını bekliyoruz.

Sözkonusu çerçevede sağlanacak karşılıklı anlayış, özellikle güvenlik, ticaret, karşılıklı yatırımlar, enerji alanında işbirliği ve bölgesel politikalarda eşgüdüm gibi konularda yeni ufuklar açacaktır. İlişkilerimizin içinden geçtiği zorlu sürece rağmen, özellikle güvenlik alanındaki işbirliğimiz memnuniyet vericidir. İlgili kurumlarımız arasında başta DEAŞ olmak üzere terör örgütlerine karşı etkin istihbarat paylaşımı sürmektedir.

Aynı kararlı tutumun, FETÖ ve PKK’nın Almanya’daki faaliyetlerinin engellenmesi konusunda da sergilenmesi en büyük beklentimizdir. Çok yüzlü FETÖ’nün karanlık yönünün daha iyi anlaşılmasını ve buna göre gereken adımların atılmasını beklemekteyiz.

Ekonomik işbirliği alanında da önemli bir potansiyel bulunmaktadır. Son beş senede ticaret hacmimiz toplamda 174 milyar Avro olurken, bu dönemde Almanya lehine 40 milyar Avroluk fazla ortaya çıkmıştır. Türkiye, başta ulaştırma ve enerji olmak üzere, önümüzdeki on yılda da büyük altyapı projeleri gerçekleştirmeye devam edecektir. Özellikle yenilenebilir enerjide önemli fırsatlar bulunmaktadır.

Son mülteci krizi, artık hiçbir krizin uzak olmadığını göstermiştir. Türkiye ile AB arasında 18 Mart 2016 tarihinde yapılan anlaşma, son düzensiz göç akınının üstesinden gelinmesi konusunda merkezi bir noktadaydı. Krizde, Türkiye ve Almanya’nın sergilediği liderlik, diğer AB ülkeleri için örnek teşkil etmektedir. Türkiye, sözkonusu mutabakat çerçevesindeki tüm sorumluluklarını yerine getirmiştir. AB’nin de özellikle vize muafiyeti olmak üzere yükümlülüklerini yerine getirmesini talep etmemiz en tabii hakkımızdır.

AB üyelik sürecimizdeki tıkanıklığın aşılması hepimizin çıkarınadır. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusu, Türkiye’ye karşı bir koz olarak kullanılmamalıdır. Ne de olsa Türkiye, Rusya ve Japonya’nın önünde, AB’nin dördüncü büyük ihracat pazarıdır.

Özellikle Türkiye’de tutuklu bulunan bazı şahıslar konusunun Alman kamuoyunda hassasiyetle takip edildiğini bilmekteyim. Ancak hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak bağımsız yargıya güvenmeliyiz. Siyaseten ise, hukuki süreçlerin hızlandırılması konusunda elimizden geleni yapmaktayız.

Son olarak, ülkelerimiz arasındaki olumlu gündem hakim kılındığı ölçüde, burada yaşayan Türklerin toplumsal katılımı ve aidiyet duygusu da güçlenecektir.

* Sayın Bakanımızın makalesi ayrıca Funke Medya Grubuna bağlı Bergedorfer Zeitung​, Braunschweiger Zeitung ve Hamburger Abendblatt gazetelerinde de yayınlanmıştır.