#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Halep’teki Mevcut Gelişmeler Hakkında Düzenlediği Basını Bilgilendirme Toplantısı, 16 Aralık 2016, Ankara

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere hep birlikte Halep’teki gelişmeleri takip ediyoruz. Özellikle burada sıkışan insanların kurtarılmasıyla ilgili vardığımız mutabakatlar, yaptığımız çalışmalar var. Ara ara aksayan durumlar da oluyor. Bu konularda ve Suriye konusunda ne düşünüyoruz, ne yapıyoruz size bilgi vermek için bu toplantıyı düzenledik, tekrar geldiğiniz için çok teşekkür ediyorum.

Biz Türkiye olarak başından beri Suriye’de ateşkesi, barışı ve siyasi çözümü önerdik, en iyi çözüm siyasi çözümdür dedik. Değişik formatlarda çok önemli çabalar da sarf ettik. Özellikle Uluslararası Suriye Destek Grubu, Fikirdaş Ülkeler grupları gibi platformlarda, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi kuruluşlarda Suriye’de ateşkesin sağlanması ve siyasi çözüme ulaşılması için çok çaba sarf ettik. Aynı şekilde muhalefete de her zaman en iyi çözümün siyasi çözüm olduğunu, mutlaka Cenevre’deki müzakerelere katılmaları gerektiğini ve Suriye’nin geleceğine yönelik vizyonlarını orada hem rejimle, hem de tüm dünyayla paylaşmaları gerektiğini hep anlattık. Muhalefet de, her seferinde sonuç alınmasa da, Cenevre’deki siyasi görüşmelere hep katıldı.

Esasen Suriye’de her zaman vurguladığımız gibi şu anda da bir siyasi geçiş sürecine acilen ihtiyaç var. Bunun parametreleri de belli: Cenevre Bildirisi ve 2254 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı. Bu karar alınalı bir seneyi geçti. Siyasi çözüm için, siyasi dönüşüm için parametreler belli. Bu çerçevede siyasi çözüme geçilmesi gerekiyor. Tabi çok taraflı çabalarımızdan sonra her seferinde alınan kararların uygulanmadığını, ihlal edildiğini, özellikle de rejim ve rejime destek veren gruplar tarafından ihlal edildiğini hep gördük. Bunu anlattık, eleştirilerde bulunduk, yeni öneriler de getirdik. Çok taraflı görüşmelerin yanında Türkiye olarak biz gerek bölgedeki önemli aktörlerle, Körfez bölgesindeki Suudi Arabistan, Katar gibi ülkelerle, gerekse yine Suriye’deki diğer iki aktör olan Rusya ve İran’la da ikili düzeyde temaslarımız oldu. Özellikle Rusya’yla ilişkilerimizin normalleştirilmesi sürecinden sonra Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Sayın Putin’le yaptığı görüşmeler çerçevesinde çok ciddi ve çok boyutlu temaslarımız oldu. Bir taraftan Dışişleri Bakanlığı olarak biz Lavrov başta olmak üzere Rusya Dışişleri Bakanlığıyla, aynı şekilde Milli İstihbarat Teşkilatımız kendi muhataplarıyla, Genelkurmay Başkanımız başta olmak üzere askerlerimiz de Rus muhataplarıyla çok ciddi görüşmeler yaptı. Bu süreçte özellikle Rusya’yla muhalefeti bir araya getirme çalışmaları da yaptık. Ruslara hep şunu söyledik: Muhalefet size karşı değil, ama şu anda yaptıklarınıza karşı. Dolayısıyla, muhalefetle de bir araya gelmenizin faydası var. Biliyorsunuz arazideki güçlerle Rusları da Ankara’da bir araya getirdik. Bazı mutabakatlar sağlandı, bazıları uygulanmadı ve şu anda bu temaslar da sürekli bir şekilde devam ediyor. Tüm bu süreçler devam ederken maalesef Halep’te durum hep kötüye gitti, ateşkes bir türlü sağlanamadı, sivil insanlar bombalandı, hastaneler, okullar, çocuklar, kadınlar bombalandı, yani tarihte görmediğimiz vahşetin değişik boyutlarını maalesef Suriye’de Halep’te gördük. Son 6 yıldır öldürülen 600 bin insanın yanında Halep’teki vahşeti gördük. Ama biz buna da sessiz kalamazdık mutlaka çözüm bulmamız gerekiyor, bu insanları bu vahşetten kurtarmamız gerekiyor.

Özellikle Rusya’yla yoğun çabalar sarf ettik ve bir mutabakat sağlandı. Bu mutabakat çerçevesinde de çalışmalarımızı sürdürüyoruz, ama bu mutabakatın uygulanması da çok önemli. Özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın burada çok önemli rolü vardır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve talimatlarıyla zaten tüm bu çabalarımızı gerçekleştiriyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız da bizzat Sayın Putin’le defalarca telefonda görüştü. Bunları da her seferinde zaten sizlere duyurduk. Aynı şekilde, Sayın Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletlerin yeni atanmış Genel Sekreteri Guterres'le de telefonda görüştü. Biliyorsunuz Guterres de insanı konularda, göç konularında hassas bir insandır. Daha önce Mülteciler Yüksek Komiseri olarak da görev yapmıştı ve Türkiye’yle de yakın işbirliği içinde olan bir kişi kendisi. Yine dün Sayın Cumhurbaşkanımız Obama’yla bir görüşme gerçekleştirdi. Aynı şekilde Şansölye Merkel’le de görüşme gerçekleştirdi.

Diğer taraftan Sayın Başbakanımız Medvedev’le görüştü, Sayın Başbakanımız da süreci yakinen takip ediyor. Tüm bakanlarımızı görevlendirdi ve tüm arkadaşlarımız seferberlik içinde Halep’ten kurtardığımız insanlara yardım ulaştırmak için gece gündüz çalışıyor. Biz de tabii Dışişleri Bakanlığı olarak gece-gündüz arkadaşlarımızla birlikte çalışıyoruz. Bir taraftan istihbaratımızın ve diğer kurumlarımızın yaptığı temaslarda arkadaşlarımız da yer alıyor, diğer taraftan ülkemizin tutumunu belirten bir Bakanlık Açıklaması da yaptık. Yoğun bir temas içindeyiz. Arkadaşlarımız De Mistura’yla defalarca görüştüler. Aynı şekilde P5 ülkelerinin büyükelçilerini ya da fikirdaş ülkelerin büyükelçi ya da maslahatgüzarlarını Bakanlığımıza davet ederek hangi adımların atılması gerektiği konusunda görüş alışverişi yapıldı.

İslam İşbirliği Teşkilatı içinde de temaslarımız oldu. Riyad Hicab’la görüştüm. Diğer taraftan Suriye Ulusal Koalisyonu Başkanı Abde Bakanlığımıza geldi ekibiyle beraber, arkadaşlarımızla görüştü, biz de görüştük. Yani konuyla ilgili olabilecek herkesle yakın temas içinde olduk ki, bu insani drama bir son verelim. Yine muhataplarımızla, yani bazı Dışişleri Bakanlarıyla da görüştük. Lavrov’la yine Cumhurbaşkanımız ve Putin’in verdiği talimat çerçevesinde süreci takip ettik. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’le, önceki gün iki; dün altı; bugün de iki defa telefonla görüştük ki burada sorun yaşanmasın, insanlar kurtarılsın ve insani konuları siyasi konulara alet etmeyelim diye. Tüm çabalarımız bu yönde. Yine Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Jubeir’le görüştük. Katarlı mevkidaşım Şeyh Muhammed’le de görüştük. Bugün Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier’la saat 17:00’da bir görüşmemiz olacak. AB Yüksek Temsilcisi Mogherini’yle yine bir görüşmemiz olacak. Bu görüşmelerimiz tabii özellikle buradaki insani yardımların bir an evvel ulaştırılmasıyla ilgili olacak. Şansölyenin Sayın Cumhurbaşkanımıza bazı önerileri oldu. Obama’nın keza yine telefonda Cumhurbaşkanımıza bazı yardım önerileri oldu. Bunları da takip etmemiz gerekiyor. Avrupa Birliği’nin keza öyle bazı teklifleri oldu. Ama şu bilinmelidir ki: Hiç kimse yardım etmese de biz Türkiye Cumhuriyeti olarak bugüne kadar 3 milyon insana nasıl kucak açtıysak, nasıl ülkemizde misafir ediyorsak, Halep’ten kurtarılan kardeşlerimize de elbette her türlü yardımı hiç gecikmeden ulaştıracağız, ulaştırıyoruz. Bu konudaki hazırlıklarımız da tam.

22 Aralık’ta İslam İşbirliği Teşkilatı İcra Komitesi’nin Cidde’de Halep konulu bir toplantısı olacak. 27 Aralık’ta ise, Türkiye-Rusya-İran 3’lü Dışişleri Bakanları toplantısı Moskova’da gerçekleşecek. Uluslararası platformda da çabalarımızı sürdürüyoruz. New York’ta talimatımız üzerine Daimi Temsilciliğimiz, eski Müsteşarımız Feridun Bey, devreye girdi ve BM Genel Kurulu’nu acil oturuma davet etmek üzere temaslarda bulunuyor. Diğer taraftan, diğer kurumlarla da, kişilerle de görüşmelerimiz devam ediyor.

Peki ne yaptık? Sonuç ne? Biliyorsunuz dün sabah ilk konvoy çıkarken yine taciz ateşleri oldu. O yüzden gecikme oldu. Daha sonra arazideki arkadaşlarımızın teknik çalışmaları, bizim de Cumhurbaşkanımızın liderliğinde diplomasi çalışmalarımız sonuç verdi ve bu sabaha kadar 6 tur yapıldı. Bazıları soruyor: niye fazla otobüs gönderilmiyor? Çünkü o gidilecek alan çok dar olduğu için. Otobüs veya başka araç sıkıntımız yok. Vatandaşlarımız da sağ olsunlar sürekli öneriyorlar “biz de araçlarımızı verelim” diye. Ama o insanların alındığı yere girebilecek araç sayısı belli. Toplu girip toplu çıkması lazım. Bu sebepten dolayı maalesef sınırlı sayıda. Ama bu imkanı artırmak için veya insanları başka yerden alabilmek için ne yapabiliriz? Bunun çalışmasını da sürdürüyoruz ki bir an önce bu insanlar bu zulümden kurtulsun.

7500 kişi kurtarıldı. Bu kurtulan kişiler içinde hasta olanlar, yaralı olanlar, kadın ve çocuklara öncelik vermek üzere bunları hemen Türkiye’ye alıyoruz. Sağlık Bakanlığımız hazırlığını yaptı. Aynı şekilde Başbakan Yardımcımız Veysi Kaynak. Bölgede AFAD’ımız, Kızılay’ımız zaten kurtarma operasyonun da içinde. Çadır kurulması… [Ses Kayıt Kesikliği] …ulaştırılması, tedavi, psikolojik tedavi dahil, her türlü hazırlığımız tamam. Sağlık Bakanlığımız da sabah bir canlı yayında bunları anlattılar. Halep’ten kurtardığımız bu kardeşlerimize her türlü imkanımızı sunuyoruz ve sunacağız. Onları yalnız bırakmayacağız. Buradan insanların tahliyesi için çabalarımız da devam edecek.

Şu anda son konvoyla ilgili bir tıkanıklık oldu. Sizler de takip ediyorsunuz. Bunu aşabilmek için biraz önce İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’le de görüştüğümü söyledim. Arkadaşlarımız da Rus ve İranlı muhataplarıyla, arazideki unsurlarla görüşmelerini sürdürüyorlar ki bunu da sorunsuz bir şekilde aşabilelim. Ama bizim arzumuz: Suriye’de ateşkes sağlansın ve Suriye’de ateşkesle birlikte kuşatma altında olan tüm insanlar özgür hale gelsin. Şu anda değişik taraflardan kuşatma altında yaşayan insanlar da var. Biz Suriye’de insanlar arasında ayrım yapmayız. Sünni-Şii ayrımı yapmayız. Mezhep ayrımı yapmayız. Hepsi insandır, hepsi candır. Bir an evvel ateşkesle birlikte kuşatmalar da kalsın, insani yardımlar da ulaşsın ve siyasi dönüşüm için görüşmelere de başlansın ki kalıcı bir çözüm ve kalıcı bir barış getirelim.

Bizim Suriye’nin geleceğiyle ilgi vizyonumuz da son derece nettir: sınır bütünlüğü, toprak bütünlüğü, bağımsızlığı korunmuş bir Suriye. Herkesi kapsayan, farklı dinlerden, farklı etnik gruplardan, mezheplerden hiç kimseyi dışlamayan bir yönetim. Irak’ta Maliki döneminden de ders alınarak herkesi kucaklayan ve barış ve huzur içinde bir Suriye istiyoruz. Buna yönelik katkılarımızı vermeye ve çabalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.

Ben huzurlarınızda önce Sayın Cumhurbaşkanımıza, liderliği için şükranlarımı sunuyorum. Bizlere verdiği talimatlar çerçevesinde sonuç elde etmeye çalışıyoruz.

Personelime, Bakan Yardımcımız burada yok, Müsteşarımıza, Ortadoğu’dan sorumlu Müsteşar Yardımcımıza ve tüm çalışanlarımıza da çok teşekkür ediyorum.

Başta Hakan Fidan olmak üzere Milli İstihbarat Teşkilatımıza ve tüm çalışanlarına gerçekten çok teşekkür ediyoruz.

Keza, Sayın Veysi Kaynak, arazide yoğun bir şekilde seferberlik içinde olan AFAD, Kızılay ve diğer tüm kurumlarımıza… Sayın Sağlık Bakanımız ve diğer arkadaşlarımız… Belki burada hepsini sayamayacağız ama gerçekten bir seferberlik halinde, gece-gündüz uyumadan süreci takip ediyoruz ve çalışıyoruz. İnşallah emeklerimiz de boşa gitmeyecek ve insanları zulümden kurtaracağız. Emeği geçen herkese şükranlarımızı sunuyoruz.

Sayın Başbakanımıza da yine tüm arkadaşlarımıza – biz Bakanlara – verdiği görevlerden dolayı çok teşekkür ediyoruz ve şükranlarımızı sunuyoruz.

Sizlere de çok teşekkür ediyoruz.

Önce sorularınızı varsa onları cevaplamak isterim. Daha sonra biraz da sohbet etmek isteriz.

SORU- Sayın Bakanım, Kanal 24, Petek Us.

Efendim, dün de Sayın Müftüoğlu’na aynı soruyu sormuştum. Bugün de size soracağım. Bu kadar yoğun diplomasi trafiğine rağmen: Sayın Cumhurbaşkanının Rusya’ya, Rusya Devlet Başkanına söylediği gibi oradaki taraflarla temas kurması… Sayın Başbakanın Medvedev’e yapmış olduğu çağrıda da o bölgede hangi gruplar varsa onların bir şekilde uyarılması… Sizin yaptığınız görüşmelerde de…. Acaba neden bir tıkanıklık yaşanıyor? Türk kamuoyunda da hep “bir oyun oynanıyor, ama bu oyunun ne olduğunu hiç kimse anlayamıyor” şeklinde bir algı da var. Gerçekten orada ne oluyor? Sizin de başını yürüttüğünüz yoğun diplomasiyle rağmen çözülemeyen ne? Teşekkürler.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi engellere baktığımız zaman, rejim ve rejime destek veren bazı gruplar tarafından engel çıkartıldığını görüyoruz; bu bir.

İkincisi; rejimin insani konularda hassas olmadığını biliyoruz. Hassas olsaydı bir rejim son 6 yılda 600 binden fazla insan öldürmezdi.

Tabii arazide farklı gruplar var. Ülke olarak da farklı aktörler var. Muhalefet olarak da farklı gruplar var. Rejime destek veren, rejimin yanında olan da farklı ülkeler ve farklı gruplar var.

Dolayısıyla böylesine bir durumda bile siyasi çıkar elde etmeye çalışanlar, insani konularda hassasiyet göstermeyenler ve insani konuları da siyasete alet etmek isteyenler var. Dolayısıyla aksaklıklar oluyor. Çok farklı gruplar var, ama biz ciddi bir çabayla, tüm boyutlarıyla, tüm aktörlerle yoğun temasta bulunarak, dengeleri de sağlayarak bir sonuç elde etmeye çalışıyoruz. Arazideki şartlar çok kolay değil, fiziki şartlardan bahsetmiyorum sadece. Söylediğiniz gibi çok karmaşık bir durum var. Bunu yöneterek sonuç elde etmeye çalışıyoruz. O kadar kolay olsaydı zaten bugüne kadar başarılabilirdi. Ateşkes ilan ediyorsunuz, Birleşmiş Milletler kararı da var, bir bakıyorsunuz birisi ihlal ediyor, sonra diğeri başlıyor. Çok karmaşık bir hale geldi maalesef Suriye ve Halep’teki durum. Ama biz tüm bu zorluklara rağmen sonuç elde etmeye çalışıyoruz.

Teşekkür ediyorum.

SORU- Sayın Bakan, 7500 kişinin tahliye edildiğini söylediniz, bunların tamamı sivillerden mi oluşuyor, muhalifler de tahliye edildi mi acaba? Bu kişiler nereye yerleştirilecek? Bu konuda çeşitli açıklamalar var, İdlib civarı olduğu söyleniyor, kamplar oluşturulacağı söyleniyor. Bunlar nerelere yerleştirilecek?

İkinci konu da, Sayın Zarif’le 10 defa görüştünüz efendim iki gündür. Aşılamayan sorun nedir acaba? Çünkü Şii milislerin bu ateşkesi ihlal ettiği yönünde haberler geliyor. İki Şii köyünün tahliyesi talep ediliyordu, bu gerçekleşecek mi, yoksa başka talepler de var mı acaba?

Teşekkür ederim.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok teşekkür ediyorum.

İran burada önemli bir aktör. Biz her zaman Suriye’de kalıcı bir çözüm için İran’ın ve Rusya’nın yapıcı rolü önemlidir dedik. Bunu defalarca söylemişizdir. Sizler de şahitsiniz. Bunu hiçbir zaman inkar etmedik. Ama bu rolün yapıcı ve barıştan yana bir rol olması gerekiyor.

Tabii arazide dediğiniz gibi değişik gruplar var, Şii gruplar var, aynı şekilde İran biliyorsunuz rejime destek veriyor. Dolayısıyla rejimin ve o grupların çıkardığı engelleri aşabilmek için arazide de görüşmeler olacak, üst düzeyde diplomatik görüşmeler olacak. Dolayısıyla Zarif’le görüşmelerimizin temel konusu bu.

Tabii burada kuşatma altında olan Şii köyler de var, Sünni köyler de var. Diğer bölgelerde arkadaşlarımızın yaptığı çalışmalar var. Bazı Şii köylerin ve bazı Sünni köylerin karşılıklı boşatılmasıyla ilgili ya da insani yardımların ulaşmasıyla ilgili yaklaşık bir ay kadar önce bir anlaşma sağlandı. Bu anlaşma o Sünni ve Şii köyleriyle ilgiliydi, ama burada Halep’teki durum farklı. Bence o anlaşmaların da uygulanması lazım. Sünni-Şii hiç ayrım yapılmaksızın. Müsteşarımız da köylerin isimlerini de verdi, Fua ve Keferya, bunlar Şii köyleri, diğer taraftan Zabadini ve Madaya Sünni köyler. Bunlar karşılıklı kuşatılmış. Ama bu dört köyde de yaşayan insanların Sünni-Şii ayrım yapılmaksızın bu kuşatmadan kurtulması gerekiyor. Bizim bu konularda tutumuz o. Ama bununla ilgili zaten rejim taraftarıyla, rejim yanlılarıyla ya da Şii gruplarla muhalifler arasında bir mutabakat sağlanmıştı, buna da uyulması gerekiyor. Ama Halep’teki mutabakatlara da uyulması, engel çıkarılmaması gerekiyor. Biz her konuda, yani insanın olduğu her yerde aynı hassasiyeti gösteriyoruz.

Sorunuzu cevapladım sanırım.

SORU- Sayın Bakan, son dakika düşen bir haber var ajanslara, Rusya tarafından yapılan bir açıklama, tahliyelerin tamamen sona erdiğine ilişkin. Sizde bu yönde bilgi var mı, yoksa süreç devam edecek mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hayır, tahliyeler daha devam ediyor. Çok az tahliye oldu, sadece 6 tur tahliye oldu. Biraz önceki soruda da siviller mi diye sorulmuştu. Evet, şu ana kadar tahliye edilenler siviller. Bu sivillerden İdlib’de kalmak isteyenler tabii orada kalır, ama bizim sınırımızın hemen ötesinde de biz kamp kurmak, çadır kurmak için hazırlıklarımızı tamamladık. Yaralı, sivil, hasta ve çocukları yani ihtiyaç duyanları da Türkiye’ye hemen acilen alacağız. Daha sonra da ihtiyaç duyulursa yine onları da Türkiye’ye alabiliriz. Ama öyle görünüyor ki o insanlar bir gün Halep’e de dönmek umuduyla, başka güvenli bölgeler olsa bile Suriye içinde de kalmak istiyorlar. Elbette insani boyut önemli, güvenlik boyutu da önemli güvenlikle ilgili her türlü tedbirleri zaten alıyoruz.

Sizin sorunuzla ilgili tekrar söylüyorum, şu ana kadar çıkışlar, tahliyeler tamamlanmadı. Daha oradan çıkmak isteyen çok sayıda insan var, bunun da yapılması gerekiyor.

SORU- NTV, Özden Erkuş.

Sayın Bakan, bir projeksiyon yapıldı mı acaba? Kaç kişinin tahliye olacağına ilişkin elinizde bir öngörü, bir veri var mı? Bir de eğer Suriye sınırları içerisinde tahliye edilenlerin barınmalarına dönük bir adım atılacaksa güvenliğin sağlanması konusunda Türk Silahlı Kuvvetleri bir inisiyatif gösterecek mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Zaten bu bölgeler güvenli, yani yerleştirilecek bölgeler şu anda muhalefetin kontrolündeki yerler. Dolayısıyla, burada güvenliği onlar sağlıyor. Ama bizim sınırımızın hemen öbür tarafında olduğu zaman biz de güvenliği için her zaman gerekli desteği veririz. Ama biz böyle bir durumla da karşılaşmayı istemeyiz, arzu de etmeyiz, çünkü bunlar siviller. Kaç kişi ayrılacak, kaç kişi ayrılmak istiyor, esasen tahliye sürecinin sonuna doğru gerçek rakamı sizinle paylaşabiliriz. Ama şu anda ayrılmak isteyen daha çok sayıda insanın olduğunu biliyoruz.

SORU- Efendim, benim tahliyenin parametreleriyle ilgili bir sorum olacak. Bu çerçevede birinci sorum, muhaliflerin tahliyelerinde hafif silahlarıyla çıkacağı söyleniyor, bu muhalifler nereye gidecek? El-Nusra konusu vardı. Rusya, El-Nusra muhaliflerin içinden ayrılmalı diyordu, bu konuda ısrarcı oluyordu. El-Nusra’nın akıbeti konusunda bir çözüm sağlandı mı? Çünkü Putin de Sayın Erdoğan’dan bu konuda destek istemişti. Burada muhaliflere ve terörist gruplara yönelik tahliye işlemlerindeki son durum nedir? Bir de efendim Sayın Erdoğan’la Putin’in de katılacağı Kazakistan’ın arabuluculuğunda yapılacak zirveyi de sormak isterim.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok teşekkür ediyorum.

Şimdi muhalif güçlerin söylediğiniz gibi hafif silahlarıyla ayrılması, bunların da İdlib tarafına gitmesi sözkonusu. Bu konuda bir ön mutabakat var. Diğer taraftan, Kazakistan’ın arabuluculuğunda değil. Sayın Cumhurbaşkanımızla Putin’in telefon görüşmesinde Putin’in şöyle bir önerisi oldu: Ateşkes sağlandıktan sonra muhalif gruplarla rejimin, rejimin temsilcilerinin yine üçüncü bir ülkede görüşmesinde fayda var. Basınımızda sanki bir zirve olacak, Cumhurbaşkanımızla Putin biraraya gelecek gibi yansıdı, ancak öyle değil. Zaten Cumhurbaşkanımızla Sayın Putin sürekli görüşüyorlar, telefonda da görüşüyorlar. Önümüzdeki yılın başlarında da Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Zirvesi gerçekleşecek. Bunun hazırlık toplantısını da biliyorsunuz Alanya’da Sayın Lavrov’la birlikte gerçekleştirmiştik. Dolayısıyla, böyle bir arabuluculuğa da gerek yok. Bizim Kazakistan’ın, aksakalımızın da arabuluculuğu konusunda her zaman güvenimiz tamdır. İlişkilerin normalleşmesinde de çok önemli rolü olmuştur. Ama burada rejimin temsilcileriyle, muhalefetin temsilcilerinin Cenevre görüşmelerine ilaveten biraraya gelmesi esasen nedir? Güven arttırıcı bir tedbir önerisidir ki, bunda da bir mahzur görmüyoruz. Tabii bu konuda muhalefet ve rejim karar verir. Ama siyasi bir çözüme gideceksek, dönüşüme gideceksek burada hem Cenevre’de resmi formatta, hem de gayri resmi formatta görüşmeler olabilir, bizim bu konuya da bir itirazımız yoktur.

Teşekkür ediyorum.

SORU- Efendim Katar’la, Suudi Arabistan’la, Rusya’yla, İran’la, Almanya’yla görüştüğünüzü söylediniz. Acaba doğrudan Suriye’yle görüşme olanağı yok mu? Şu anda doğrudan temasa geçilse daha verimli bir sonuç alınmaz mı? Şam’da Büyükelçiliği faaliyeti geçirmeyi düşünüyor musunuz? Artık zamanı geldi şeklinde görüşler var, bunlar için ne diyorsunuz? Bir de İdlib’e hafif silahlarla gideceklerin başka bir alan gösterdikleri ve son dakikada Suriyelilerin iddiasına göre başka bir yere gitmek istedikleri söyleniyor. Buradan yeniden Halep’e saldırı olanaklarını düşündükleri ve Suriyelilerin de bunu istemedikleri konusunda bilgiler geliyor.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi bu dedikodular üzerinde biz yorum yapmayız. Süreci engellemek için rejim ve rejime destek veren arazideki gruplar sürekli böyle dezenformasyon yapıyorlar, manipülasyon yapmaya çalışıyorlar, ama biz varsayım ve dedikodular üzerinde hareket etmeyiz. Şu ana kadar yapılan mutabakatlar konusunda sizlere bilgi vermeye çalışıyoruz.

Diğer taraftan, şu anda rejimle bizim doğrudan görüşmemiz sözkonusu da değildir. Çünkü 600 bin kişiyi öldürmüş bir Esad’la oturup şimdi neyi konuşacaksınız? Ama rejimin temsilcileriyle, muhalefetin zaten müzakere heyeti de var bunların kendi aralarında Suriye’nin geleceğiyle ilgili görüşmesinde de fayda var. Siyasi çözüm isteniyorsa siyasi dönüşüm geçiş süreci isteniyorsa da bunda fayda var, ama şu anda bizim rejimle doğrudan görüşme konusunda tutumumuz aynıdır, değişmemiştir.

SORU- Efendim, ben hemen çok kısa Astana’yla ilgili oradan sormak istiyorum. Rusya’nın Türkiye’yle bu konuda Cenevre sonrası yeni bir inisiyatif aldığı noktasında ve bu inisiyatifin daha somut getirilerinin olduğu noktasında yorumlarda var. Bundan sonraki süreçte Putin’in açıklamaları Suriye’nin tamamında bir ateşkese varılabileceği bu süreçle beraber yönünde. Bu anlamda sizin izlenimleriniz neler bunu almak istiyorum, bundan sonraki dönemde Suriye politikasında ne gibi değişiklikler öngörebiliriz en azından Rusya tarafından ve Amerika tarafından?

Teşekkür ederim.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Sayın Putin’in açıklamasında da net bir şekilde gördünüz. Dün akşam telefon görüşmesinde de ben de Sayın Cumhurbaşkanımızın yanındaydım. Burada Sayın Putin’in iki gün önceki görüşmede söylediği nettir. Cenevre görüşmelerine ilaveten yani bir alternatif değil, muhalefetle rejimin bir araya gelmesi, ama burada gerçek muhalefet olması gerekiyor, yani muhalefeti sulandırma çabalarına da girmemek gerekiyor. Bu çabaların amacı ne? Defalarca söyledik, ateşkesin sağlanması. Ateşkes için esasen bu görüşmelere de gerek yok. Ateşkes şu anda sadece Halep’te değil, tüm Suriye’de, Suriye genelinde bir ateşkesin derhal sağlanması lazım. Zaten bir taraftan çatışırken, diğer taraftan siyasi dönüşüm veya siyasi çözüm konusunda görüşmelerde çok anlam ifade etmeyebilir. Yani her şartta görüşmelerinde fayda var, ama gerçekçi olmamız lazım, yani görüşmelerin sonuç getirebilmesi için, anlamlı olabilmesi için ateşkesin sağlanması lazım. Şu anda Suriye genelinde acilen ateşkes konusunda Türkiye, İran, Rusya bizim aramızda bir görüş ayrılığı da yok. Diğer Amerika, fikirdaş ülkeler arasında da bir görüş ayrılığı yok, en son Cumartesi günü de geçtiğimiz Cumartesi Paris’te fikirdaş ülkeler ile bir araya geldik dolayısıyla, bir an evvel ateşkesin sağlanması lazım. Bu görüşmelerle birlikte de siyasi çözüm bulunması gerekiyor. Tamamladık mı 7’yi?

Arkadaşlar, soruları tamamladık, cevapları verdik çok teşekkür ediyoruz.