#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Gazetecilerin Sorularına Verdiği Cevaplar, 9 Kasım 2016, İstanbul

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Herkesin halkın tercihine saygı duyması lazım. Zaten bu saygıyı ilk gösteren de Hillary Clinton olmuştur ve Trump’ı arayarak tebrik etmiştir. Ayrıca, seçim öncesinde adaylar birbirleriyle ilgili bazı konularda retorik içerisine girdiler, bu normaldir. Ama seçimin kazananı Başkan Trump’ın Hillary Clinton ile ilgili sarf ettiği nezaket içeren sözler de önemlidir. Siyasette görmek istediğimiz her zaman budur. Biz Amerika’yla ilişkilerimize her zaman önem veriyoruz. Önemli ilişkilerimizin güvene dayalı şekilde gelişmesi lazım. Sadece ikili ilişkilerimizin değil, birçok alandaki işbirliğimiz için de bu geçerli. Dolayısıyla, Trump’la birlikte güvene dayalı ilişkilerimizi daha da geliştireceğimizi umut ediyoruz. Bu konuda hiçbir şüphemiz yok. Elbette her başkan Amerika’nın çıkarlarını savunmak zorundadır. Ama Amerika gibi küresel bir aktör, dünyanın sorunlarına her zaman daha duyarlı olmalıdır. Bizimle işbirliği içinde olduğu zaman da bu duyarlılık, her zaman adalet çerçevesinde ve yapıcı bir şekilde olur. Çünkü Türkiye olarak, dış politikamızın ana unsurlarından bir tanesi de insan odaklı, adaletli ve yapıcı dış politikadır. İnanıyorum ki ABD’yle ilişkilerimiz önümüzdeki süreçte daha da güçlü olacaktır. Trump’ın ekibini tanıyoruz. Bu ekiptekilerle kişisel dostluklarımız da var. Hatta ekibindeki arkadaşlarımızı sabah aradık ve tebrik ettik. Biliyorsunuz Ocak ayında işbaşı yaptıktan sonra ekibini kuracaktır. Biz de Türkiye olarak, yeni yönetimle işbirliğimizi sürdüreceğiz.

SORU- Sayın Bakanım, konuya ekonomi tarafından bakacak olursak, ticari ilişkilerimiz nasıl etkilenir?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabii Trump iş adamı, dolayısıyla ekonomiye de çok önem veriyor. Amerikan ekonomisini de güçlendirmek istiyor. Bu anlamda, ABD’nin birçok ülkeyle ekonomik ilişkilerini daha fazla geliştirmek istiyor. Ekonomik ilişkilerimizi geliştirmek için bugüne kadar önemli adımlar attık. Fakat ekonomik ilişkilerimizin potansiyelinin çok gerisinde olduğunu da biliyoruz. Şöyle ki; ABD ile müttefikiz, siyasi ilişkilerimiz ve işbirliğimiz var, NATO içerisindeyiz ama örneğin ABD dış ticaretimizde ilk üç ortaktan birisi değil. İlk beşte de değil. Olabilir, bu potansiyel var. Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesi, Türkiye’nin AB’ ile ABD arasındaki TTIP anlaşmasına dâhil olması gibi önemli aşamaları aşarsak, Amerika’yla ekonomik ilişkilerimiz de daha güçlü olur. Trump yönetiminde de bu anlayış var. Hem Amerikan ekonomisini güçlendirme, hem de dünyayla ekonomik ilişkileri arttırma. Bu anlamda, Türkiye de daha önemli bir ticaret ortağı olabilir. Biz buna hazırız.

SORU- Efendim, Trump’un gelişiyle FETÖ’nün başı Fethullah Gülen’in Türkiye’ye iade edilmesi noktasında bir gelişme bekliyor musunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Trump ve yönetiminin FETÖ’ye bakış açısı net. Bunu kampanya zamanında da gördük. Esasen biz şu andaki yönetimden, bir an evvel Fethullah Gülen’nin iadesini istiyoruz. Beklentimiz budur. Yani bu işi savsaklamamaları gerekiyor. Ellerinde en güçlü dosya var. Deliller içeren dosyayı aşama aşama ilettik. En son Adalet Bakanımız çok güçlü bir dosyayı kendi eliyle teslim etti. O ziyaretten sonra, Adalet Bakanımız Dışişleri Bakanlığı’na yeni deliller ulaştırdı. Biz de bu delilleri, Büyükelçiliğimiz aracılığıyla Vaşington’a ilettik. Dolayısıyla eğer ABD şu anda bizim elimizde yeterli delil yok diyorsa, biz de deriz ki bu doğru değil. Şu anda ellerinde en sağlam deliller var. Gülen’in bir an evvel geçici olarak tutuklanmasını ve bize iade edilmesini bekliyoruz. Tabii inşallah yeni yönetime bırakılmaz bu iş ama elbette yeni yönetimden de bu talebimiz geçerlidir.

Türkiye’de darbe girişimi yapıldıktan sonra Trump’ın Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanımıza yönelik gayet pozitif yönelik sözlerini de hatırlıyoruz. Kendisi, Türk halkını ve Cumhurbaşkanımızı takdir ettiğini söylemiştir ve darbe girişimine ve darbecilere karşı tavrını da koymuştur. Her alanda olduğu gibi bu konuda da yeni yönetimden inşallah gerek kalmaz ama beklentilerimiz açıktır.

SORU- Sayın Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan sabah yaptığı bir konuşmada, Avrupa Birliği’ne seslenerek nihai kararınızı verin çağrısında bulundu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Sayın Cumhurbaşkanımızın ilk çağrısı değildir. Hatırlayacaksınız; Avrupa Birliği Türkiye’yi defalarca oyalarken, Türkiye’nin önüne siyasi engeller çıkarırken ve daha önceki raporlarda Türkiye’ye yönelik reddettiğimiz mesnetsiz suçlamalarda ve ithamlarda bulunurken, işte tam üyelik değil de Türkiye’ye başka şeyler verelim önerileri gelirken de, Sayın Cumhurbaşkanımız : “Eğer Türkiye’yi tam üye olarak istemiyorsanız, bunu da net bir şekilde, dürüstçe bize söyleyin, bizi oyalamayın” diyor. Sayın Cumhurbaşkanımız bu mesajı defalarca verdi. Bu mesajı ilk defa vermiyor. Şimdi de darbe girişiminden sonra, “efendim yok şöyle olursa üyelik durur, terörle mücadele konusunda üyelik sürecini durdururuz”… Biz de diyoruz ki; bizimle ilişkilerinizi böyle tehditvari bir şekilde sürdüremezsiniz. Kardeşim ne yapmak istiyorsanız kararınızı verin. İlişkilerinizi durdurmak istiyorsanız da durdurun. Sürdürmek istiyorsanız biz buna hazırız. Ama bizi eşit bir ortak olarak görmek durumundasınız. Bizi ikinci sınıf bir ülke olarak gördüğünüz sürece, ilişkilerimiz belirli bir mesafenin ötesine gidemiyor. Çünkü bu bakış açınızı değiştirmeniz lazım. Bizim bu mesajımız, Sayın Cumhurbaşkanımızın verdiği bu mesaj ilk defa değildir. Avrupa Birliği’ne bu mesajı başından beri veriyoruz ve yineliyoruz.

SORU- Sayın Bakanım, Rusya’yla ilişkilerimiz hızla ilerliyor. Orada gelinen süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? İlişkiler istediğiniz seviyede gidiyor mu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Rusya’yla ilişkilerimiz henüz uçak düşürme hadisesi öncesindeki döneme ulaşamadı. Çünkü ticaretin önünde bazı engeller var. Ama uçak düşürme hadisenin öncesindeki ilişkilerimizin ilerisine gidebilmek için kararlılık ve mekanizmalarımız var. İki cumhurbaşkanı arasında, üç defa görüşme oldu. Telefonda sık sık görüşülüyor, keza biz de muhataplarımızla görüşüyoruz. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısı 2017 başında Rusya’da gerçekleşecek. Onun öncesinde, Lavrov’la beraber Türkiye’de hazırlık toplantısını yapacağız. Bazı konularda, örneğin Kırım konusunda, Suriye konusunda, Esad konusunda görüş ayrılığımız olabilir. Ama bu konularda da diyalogumuz var. Özellikle Suriye konusunda, aramızda oluşturduğumuz yeni bir mekanizma var. Genelkurmay Başkanlarımız, istihbaratlarımız, diplomatlarımız sürekli görüşüyor. Bazen ayrı ayrı, bazen birlikte görüşmeler yapıyorlar. Doğru bildiklerimizi ve düşüncelerimizi hem ikili ilişkilerimiz, hem de bölgesel işbirliğimiz bakımından Rusya ile paylaşıyoruz. Şu anda, ilişkileri daha ileriye götürmek konusunda ortak bir irade var. Bu da güzel.

Rusya’yla ilişkilerimizi ileriye götürmemiz, Avrupa Birliği’ne ya da başka bölgelerdeki ilişkilerimize bir alternatif değildir. Bu tamamlayıcıdır. Hiçbir zaman da böyle görmedik. Uçak düşürme hadisesinden önce Rusya’yla ilişkilerimiz çok iyiyken, birinci ticaret ortağımız Almanya’nın ardından ikinci ticaret ortağımızken dahi bunu bir alternatif görmedik. Neden alternatif görelim? Çünkü Türkiye çok yönlü ve proaktif bir dış politika izlemeli. Çok yönlü dış politika izlerken de, ilişkilerini gayet dengeli bir şekilde sürdürmelidir. Bizim de yapmaya çalıştığımız budur.

Çok teşekkür ederim arkadaşlar.