#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun CNNTürk Haber Kanalına Verdiği Özel Röportaj, 21 Haziran 2018, Antalya

Efendim, öncelikle hoş geldiniz ve teşekkür ederiz bize bu yoğun tempoda zaman ayırdığınız için.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Teşekkür ederim, siz de Antalya’ya hoş geldiniz.

SUNUCU- Teşekkürler.

Çok konu var konuşacağımız, ama dilerseniz bugünün tarihi itibariyle F-35’lerle başlayalım. Türkiye’nin ilk iki F-35 savaş uçağının teslimatı için bugün Teksas’ta bir tören yapılacak bildiğimiz kadarıyla, herhangi bir son dakika değişikliği yok değil mi ve kim temsil edecek o törende ülkemizi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Savunma Sanayii Müsteşarlığımız, tabii Büyükelçimiz Türkiye’yi temsil edecek. Herhangi bir değişiklik yok, Türkiye davet edildi ve uçak teslimatı yapılacak. Fakat ondan sonra 2020’ye kadar zaten eğitim çalışmaları olacak. Uçakların Türkiye’ye gelmesi de 2020 yılında olacak. Bunlar tamamen önceden belirlenen takvim çerçevesindeki gelişmeler.

SUNUCU- Tam da onu soracağım; şimdi uçakların bugün evet teslimatı yapılacak, ama iki yıl sonra Türkiye’ye gelecek, dolayısıyla bu iki yıllık süre sizi endişelendiriyor mu? Çünkü şöyle: Şimdi ABD Kongresinin iki kanadından da bazı tasarılar onaylandı biliyorsunuz engellemeye yönelik, tabii ki bu nihai şey değil, başkanın önüne gidecek. Başkanın buna izin vermemesi gibi bir endişeniz var mı? Yani uçakların yaklaşık 2 yıl daha orada kalacak olması kriz ihtimalinin tamamen ortadan kalkmadığı anlamına gelir mi eğitimlerin yarıda kesilmesi, programdan Türkiye’nin çıkarılması gibi bir endişeniz var mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hayır. Bu, söylediğim gibi belirlenen bir takvim çerçevesinde işleyen bir süreç. Kongreden geçen karar sebebiyle 2020 beklenilmiyor, eğitim çalışmaları…

SUNUCU- Tam eğitimler devam ederken…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Biz bu programın ortaklarından bir tanesiyiz, ta ki ’99 yılından bu yana Türkiye işin içinde. Ve Türkiye üretim konusunda da işin içinde. Türkiye yükümlülüklerini yerine getirmiştir, parasını zamanında ödemiştir. Ben istemem şimdi, ben şimdi şu sebepten, bu sebepten dolayı canım sıkıldı, ben bunu yapmam demek olmaz, bu kapsamlı bir sözleşmedir, anlaşmadır, çok taraflı bir sözleşmedir.

SUNUCU- Peki, böyle bir şey yaparlarsa Türkiye nasıl karşılık verir, çünkü siz daha önce karşılık verileceğini söylemiştiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bizim herhangi bir endişemiz yok. Yani kongreden bu karar çıktı, endişeli misiniz? Yok. Birincisi sözleşme, anlaşma, hukuki bir sözleşme. İkincisi, Türkiye çaresiz değil, yani alternatifsiz değil. Biz elbette ABD’den F-35’leri almak isteriz, o sebeple biz anlaşma imzaladık. Ama en kötü senaryoyu konuşuyoruz, olasılıklarla konuşmayı fazla sevmem, ama en kötü senaryoda da Türkiye kendi başının çaresine bakar.

SUNUCU- Örneğin Rusların muadili olan uçağını alır mı, SU-57’leri?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Fark etmez, Rus olur, Avrupa’dan olur, Fransa’dan olur, yani bir ülke vermiyorsa diğer seçeneklere bakarız, hangisinin şartları bize uygun olursa, hangisi bize yine en uygun teklifi verirse o ülkeden alırız. Biz illa o ülke olmazsa diğerinden diye düşünmeyiz. Yani ABD’nin alternatifi Rusya değildir ya da tersi değildir, seçeneklerimiz fazladır. Ama biz böyle bir gelişmenin olacağını da gerçekten düşünmüyoruz, her ne kadar bugün kongrede değişik sebeplerden dolayı bu kararlar alınsa da, biz ABD yönetiminin Türkiye gibi bir müttefikini kaybetmeyeceğini ve kaybetmemek için de aklıselim bir şekilde davranacağını düşünüyoruz. Kongreden böyle bir karar çıkması bağlayıcı değil, neticede en nihayetinde uygulama konusunda da yönetime bir yetki veriyor. Bir tek Rusya’ya yönelik yaptırımlar konusunda katı bir karar aldı, onun dışında tamamen kararlara baktığınız zaman son yetki Hükümete ve yönetime bırakılıyor.

SUNUCU- Sayın Bakan, ABD ile bir diğer kritik başlık, sıcak başlık da Münbiç, günlerdir konuşuyoruz. Sizin 4 Haziran’da mevkidaşınız Pompeo ile birlikte yol haritasını onaylamanızdan sonra adım adım işlediğini görüyoruz takvimin. Bugün itibariyle hangi aşamadayız? YPG’nin 4 Temmuz’a çekileceği söyleniyordu, çekilmeye başladı mı, çekildi mi, tarih belli oldu mu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- 4 Temmuz esasen 4 Haziran, 4 Temmuz arası hazırlık çalışmalarının tamamlanması ve 4 Temmuz’dan itibaren çekilmelerin başlaması, takvim böyle işliyor. Yol haritamıza baktığımız zaman bir 10 günlük bir ön hazırlık var, daha sonra hazırlık var ve adımların atılması var. 4 Temmuz’dan sonra da tamamen uygulama.

SUNUCU- Net tarih değil mi 4 Temmuz yani, 4 Temmuz’da başlayacak diyebiliyor muyuz çekilmeye?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabii 1 ay içinde uygulama başlayacak 4 Haziran’dan sonra 1 ay ne zamandır? 4 Temmuz’dur. Şu ana kadar yol haritası tam anlamıyla uygulanıyor, hiçbir aksaklık yok. Dolayısıyla, bundan sonraki süreçte de aynen uygulanması konusunda da bir tereddüdümüz yok. Bu ortak bir yol haritamız artık birlikte karar verdiğimiz, onayladığımız yol haritasını da uygulamayacaksak o zaman birbirimize ne zaman güveneceğiz, nasıl güveneceğiz? Tamamen güven ortamı zedelenir. Zaten bu adımların sebeplerinden bir tanesi de Türkiye’yle ABD arasında kaybolan onlardan kaynaklanan kaybolan bu güvenin tekrar tesis edilmesi. Çünkü güven kaybı olduğu zaman diğer konularda da adım atamazsınız. Yani iki ülke ilişkilerini sürdürürken birbirine güvenmiyorsa o zaman nasıl adım atacaksınız, nasıl güveneceksiniz, nasıl uygulayacaksınız? Dolayısıyla, yol haritası konusunda hiçbir sıkıntı yok. Tamamen işliyor hiç kimsenin bir endişesi olmasın, bu bir diplomatik zaferdir. Bazen söylediğim gibi sahada önce adım atarız, sonra masada bu attığımız adımı sonun kadar da savunuruz ve sahada kazanımlarımızı kaybetmeyiz. Şimdi ise yine daha önce sahadaki kazanımlarımızla beraber masada elde ettiğimiz bir sonuçtur. Ve şimdi bu sonucun sahada uygulaması safhasındayız. Bu Suriye’nin geleceği için de önemli. Suriye’nin şu anda YPG’nin kontrol altında olduğu diğer bölgeler için de bir model olacaktır, bir örnek olacaktır. Bu yol haritası sadece Münbiç’le sınırlı değildir, ilk etapta Münbiç’ten başlanacak.

SUNUCU- Şimdi dün ikinci devriye görevi tamamlandı bildiğimiz kadarıyla. Kaç YPG’li var Münbiç’te, kaç YPG’linin oradan ayrılmasını öngörüyorsunuz ve silahları nasıl bırakacaklar? Siz Münbiç’ten ayrılırken bırakmamalılar, Amerikalılar verdi onlar almalı dediğiniz nasıl olacak o süreç biraz detaylandırır mısınız?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok basit Amerikalılar alacak silahları nasıl verdiyse silahı alacak. Kaç tane YPG’li var bu konuda tam bir net rakam yok. Şimdi sahaya girdikten sonra biz o bilgileri daha net bir şekilde alacağız, çünkü bugüne verilen rakamlar çelişkiliydi, ama silahı veren Amerika’dır ve silahları toplayacak olan da yine Amerika’dır. Dolayısıyla, biz hani YPG’lilerle muhatap olmayacağız, bize silahınızı ver, demeyeceğiz. Silahı veren de ben değilim, benim silahım değil. Bizim yol haritamıza göre ABD Münbiç’ten çıkarken YPG’lilerin silahlarını elinden alacak. Biz buna nezaret edeceğiz, biz bunu gözlemleyeceğiz, işin içindeyiz. Ama doğrudan YPG’yle muhatap biz değiliz.

SUNUCU- Yani Türk askerinin YPG’yle karşı karşıya gelmesi gibi bir ihtimal yok.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yok, biz karşı karşıya geldiğimiz zaman ne yaptığımız, ne yapacağımız belli zaten.

SUNUCU- Efendim, Münbiç’te atılacak kritik adımlardan biri de kuşkusuz yönetimin ve güvenliğin orada nasıl sağlanacağı. Güvenlik konusunda yerel unsurlar eğitilecek mi Türk askeri tarafından? Yönetim konusundan da şimdi ABD Münbiç askeri konseyini koruma sözü verdiği iddiası var. YPG’lilerle gitse de hem sivil konseyde hem askeri konseyde YPG ideolojisindeki Arapların korunmasını isteyecekleri, bu yöndeki pazarlık edecekleri iddiaları var. Dolayısıyla var mı size gelen bilgiler, nedir bu anlamda isimler belirlendi mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- YPG ideolojisinde Arap olmaz, yani Marksist, komünist, ateist Arap olmaz.

SUNUCU- Yani SDG çatısı altındaki Araplarda…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet olmaz yani. YPG ideolojisinde Kürt sayısı da çok azdır. Suriye’de de Irak’ta da Türkiye’de de Kürt kardeşlerimize bakın inançlı Kürtlerdir, muhafazakardır ve herkese de saygı duyan, hoşgörü içinde misafirperverdir Kürtler. Ama YPG Marksist, Leninist, ateist, komünist bir ideolojiye sahip terör örgütüdür. Ha Marksist, komünist, ateist ideolojiye inançsız insan da olabilir, ama terörist olmasın, beni ilgilendirmez. Herkesin inancına, herkesin fikrine, ideolojisine saygım var. Bu ideolojilere sahip siyasi partiler var, o siyasi partilerle benim bir problemim yok, benimsemem ayrı bir şey. Ama demokrasi, ama bunlar terörist. Dolayısıyla, yani Arapların içinde bunların ideolojisinde olan yok. Ne var? Zorla buraya monte edilen Araplar. Ve özellikle Afrin’den sonra ayrılmak isteyen Arap grup aşiretleri liderlerini bunlar katlettiler. Çok sayıda Arap lideri katlettiler bunlar, çok sayıda diğer Kürtleri siyasi parti kurmak isteyen Kürtlerin partilerini kapattılar katlettiler bunlar tam bir terör örgütü. Burada ne olacak? Kim yönetecek güzel bir soru sordunuz ve güvenlik güçlerinde kim olacak? Bu konuda ABD’yle birlikte karar vereceğiz. Yani ABD’nin birine tek başına söz vermesi veya bizim birisine tek başına söz vermemiz söz konusu değildir birlikte karar vereceğiz. Ve birlikte karar verirken tabii ki bu kişilere ABD’nin önerdiği kişilere biz bakacağız. Bunlar terörle bağlı mı, bağlı değil mi? Terör bağlantısı var mı, yok mu? PKK/YPG’yle ilintisi var mı, yok mu? Onların güdümünde mi, değil mi? Onların güdümünde olacaksa zaten fark etmez ha lideri olmuş, ha maşa kullanmışlar. İdlib’i veya diğer bölgeleri terör örgütlerinin kontrolüne bırakırsak hiçbir yeri istikrara kavuşturamayız ki. Münbiç’te ki bu yol haritasının sebebi de Münbiç’i istikrara kavuşturmak ve göçmenleri, mültecileri de oraya döndürmek. Dolayısıyla, böyle terörle bağlantılı ya da YPG’nin güdümünde olan kişilerin bu yönetimlerde ya da güvenlik birimlerinde yer almasına biz müsaade etmeyiz. Aksi takdirde kendi içlerinde de zaten çok ciddi çatışmalar olur, problemler olur.

SUNUCU- Sayın Bakan, sizce ABD’nin YPG’yle ilgili nihai hedefi nedir? Çünkü hep dediler ki geçici, taktiksel bir iş birliği bu. Ama Mattis yakın zamanda dedi ki, kenara itmeyeceğiz onları. Şimdi onlara nasıl söz vermiş olabilirler? Yani örneğin, biz şimdi Münbiç’te tam siz çekilin, ama Fırat’ın doğusunda biz Türkiye’yi ikna ederiz gibi bir düşünceye kapılmış olabilir mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hayır, yani bu böyle bir sözleri varsa onları bağlar. Bizim mutabakatımıza göre yol haritası Fırat’ın doğusu için de uygulanacaktır, yani tüm buralarda YPG, PKK çekilecektir. Ha ne söz verdi, bundan sonra ilişkileri nasıl sürdürürler bu onların bileceği bir iştir. Ve kendilerinin sorumluluğundadır, çünkü bu hatayı ABD yaptı. Bir terör örgütüyle ben iş birliği içine girmedim, terör örgütüne silahı da ben vermedim, onlara herhangi bir taahhütte de bulunmadım. Ben sadece terör örgütlerinin içeride ve dışarıda temizliyorum. Bu DEAŞ olabilir, PKK/YPG olabilir hiç fark etmez, biz terörün her türlüsüyle mücadele ediyoruz. FETÖ’süyle, diğerleriyle DHKP-C, PKK fark etmez. Başka Afrika’da da yine terörle mücadeleye o ülkelere de destek veriyoruz. Biz terörden çok çekmiş bir ülke olarak terörün her türlüsüne karşıyız. O sebepten dolayı bu silahları toplayacağım diyen de ABD, buraları yerleştiren de ABD. Ve buralarda diğer insanlara zulüm yapılıyor, etnik temizlik yapılıyor dolayısıyla, bu etnik temizliğin sorumlusu da bunlar. PKK’ya, YPG’ye ben destek vermedim. Dolayısıyla, bunların Suriye topraklarından gitsin. Diğer bölgelerde Kuzey Irak’ta aynı şekilde Kandil’de orada, Sincar’da nerede olursa olsun ben onları da temizlemek durumundayım, çünkü oradan bana tehdit geliyor bu bir ulusal güvenlik meselesidir. Ve bunu yaparken de normal Türklerle teröristleri Irak’ta da, Suriye’de nasıl Türkiye’de yaptığımız gibi iyi ayırt etmek gerekiyor. Sadece teröristlerdir hedefimiz olan.

SUNUCU- Kandil dediniz Kandil’e geçmeden önce hemen Suriye’den ayrılmayalım İdlib’deki gelişmeleri soralım. Bir yandan Esad’ın muhaliflere yönelik daha büyük bir çatışmaya gireceği haberleri var. Bu cihadist örgütlerin oradaki cihatçı örgütlerin kendi aralarındaki çatışmalar var, Türkiye’nin gözlem noktaları orada dolayısıyla 2,5 milyon insanın olası bir çatışmada Türkiye’ye gelebileceği söyleniyor bu yönde uyarılar var. Nedir aldığınız önlemler?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bizim aldığım önlemler orada 12 tane gözlem noktamız var bir. İkincisi, Rusya’ya ve İran’a bakınız bu bölgeye de bir saldırı olursa zaten siyasi süreç tamamen biter artık ne kadar sürerse savaş devam eder, bunu tercih ediyorsanız başka. Ama siz rejimin garantörüsünüz dolayısıyla, artık rejimin bu ihlalleri, yani Astana’daki mutabakat, çatışmasızlık bölgesi anlaşması vesaire tüm süreçle ilgili ihlallerini siz durduracaksınız, sizin sorumluluğunuzda. Aksi takdirde Astana da biter, Soçi de biter, diyoruz.

SUNUCU- Astana masasından kalkar o zaman Türkiye.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hayır, Astana masası biter yani olmayan bir şeyde kimse masada olmaz, yani Türkiye’nin masadan ben kalkıyorum demesine gerek yok. Çatışma devam ederken şimdi muhalefet gider mi Astana’ya? Bu Astana’da rejimle muhalefeti bir araya getiriyoruz. Masa kurulmazsa İran da gidemez, Türkiye de gitmez, Rusya da gidemez; fark etmiyor kimin masadan kalktığı süreç ölür.

Diğer taraftan tabi İdlib’de 2,5 milyon sivil var sizin de söylediğiniz gibi. Fakat çok sayıda terörist de var, radikal gruplar da var. Bunun da sorumlusu yine rejim ve diğerleri rejimi destekleyenler. Neden? Halep’te biliyorsunuz insanları biz buradan kurtarırken 45 binden fazla sadece toplu taşımayla insan kurtardık bir de kendi araçlarıyla ayrılanlar oldu. Yine Doğu Guta’da, Humus’ta başka yerlerde koridorlar açıldıktan sonra sadece sivillere izin vermediler, bu bile bile ellerinde silahlarla bu terörist gruplara da izin verdiler hepsi İdlib’e geldi. Şimdi bu terörist gruplar bize de tehdit oluşturuyor hem sınırlarımızın içinde hem de oradaki gözlem noktalarımızda. Diğer taraftan oradaki halka da baskı yapıyor tıpkı PKK gibi. Bu terör örgütlerinin ideolojisinin ne olduğu önemli değil. Hepsinin halka yaptığı zulüm ve yöntemleri aynı.

Diğer taraftan, bu terör örgütleriyle nasıl mücadele edeceğiz? Amerika’ya söylüyoruz, Rusya’ya söylüyoruz, hepsine söylüyoruz diyoruz ki, burada diğer yerlerde olduğu gibi bombalanırsa her yer ve sivil terörist ayrımı yapılmaksınız hastaneler, okullar bombalanırsa biraz önce söylediğim olur yine. Dolayısıyla ne yapmak lazım? Terör örgütlerine yönelik doğru bir stratejimizin olması lazım. Bir, ayrıysa herhangi bir yerde kendi kampı olur, izole edilmiş bir yerdedir ona göre ayrı bir stratejimiz olur. Ama şehrin içinde sivil insanların arasındaysa bunların tespiti ve doğrudan bunlara yönelik bir şeyler yapmak gerekiyor. Biz zaten girdiğimizden bu yana özellikle birçok grupları ve sivil halkı bu terör örgütlerinin güdümünden kurtardık. Zorla çünkü bunları baskı altında tutuyordu, tıpkı PKK’nın Türkiye’de daha önce yaptığı gibi. Şimdi bunları kurtardık, ama halen onlar yerleşim birimlerinde de var. O zaman gelip tüm insanları bunları öldürmek için öldürmek mi lazım? Bunu yapmak lazım bu teröristlerden de İdlib bölgesini temizlemek lazım. Bir de tabi ihlalleri de önlemek lazım. Bizim iki konuda da çok ciddi çalışmalarımız var. Hem kendi tedbirlerimizi alıyoruz hem de uluslararası camiayla bunları görüşmeye devam ediyoruz. Hem de Rusya ve İran’a da gerekli uyarıları yapıyoruz herkes anlaşmaya sadık kalsın.

SUNUCU- Sayın Bakan, süremiz kısaldığı için hızlanalım. Şimdi Kandil’i sormak istiyorum özellikle. Dün Cumhurbaşkanı toplantı halinde kandildeki lider takımını hallettik dedi, nedir detayları? PKK’nın üst düzey iki yöneticisinin Türkiye’nin elinde olduğu ve kısa zaman içinde hatta Cumartesi’ye kadar İmralı’ya götürülerek Öcalan’la aynı hapishaneye konulacağı iddiası var bu doğru mu? Bu bahsedilen iki isim eğer iddia doğruysa Murat Karayılan ve Cemil Bayık mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi PKK’ya yönelik Kandil’de de operasyonlarımız devam ediyor. Bu operasyonla ilgili bilgileri ve ipuçlarını zaten Sayın Cumhurbaşkanımız veriyor. Dolayısıyla, Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediklerinin dışında bizim herhangi bir şuan da Dışişleri Bakanı olarak söyleyeceğimiz ilave bir bilgi yok. Olduğu zaman da zaten kamuoyuyla, halkımızla, milletimizle paylaşıyoruz. Bizzat Sayın Cumhurbaşkanımız devletin başı olarak, hükümetin başı olarak şu anda her ne kadar fiilen anayasaya göre Hükümetin başı Başbakanımız, ama Cumhurbaşkanımız da Hükümete biliyorsunuz Başkanlık yapabiliyor. Neticede Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olarak, lideri olarak Cumhurbaşkanımız zaten gerekli açıklamaları yapıyor. Ama şunu milletimiz bilsin: Kandil’e doğru emin adımlarla gidiyoruz her şey yolunda. İnşallah nasıl Türkiye’de dağları temizlediysek, nasıl Afrin’de teröristleri burada temizlediysek Kandil’de de gereğini yapıyoruz, yapacağız.

SUNUCU- Cumhurbaşkanının dikkat çeken bir açıklaması daha vardı Kandil’e hatta ilk defa söylüyorum, Mahmur Kampına da gireriz demişti. Mahmur Kampıyla ilgili bir gelişme var mı? Türkiye Birleşmiş Milletler gözetimindeki Mahmur Kampına girebilir mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Mahmur Kampı esasen BM gözetiminde bir kamp gibi görünse de resmen, fakat burada BM’nin bir etkisi yok. Ve yine burada BM’nin doğru dürüst personeli de yok, bir boşluk var. Boşluk olduğu zaman bundan en çok faydalanan kim oluyor? Teröristler oluyor. Irak’taki boşluktan kim faydalandı? DEAŞ. Suriye’deki boşluktan kim faydalandı? DEAŞ ve PKK/YPG. Kuzey Irak’taki boşluktan kim faydalandı? PKK. Dolayısıyla, PKK buralarda Mahmur Kampı dahil buralara doğru giriyor. Şimdi tabii Birleşmiş Milletlerle de görüşüyoruz Birleşmiş Milletler bir kere burada yani PKK’lıların burada bulunmasına da müsaade etmemesi lazım. Eğer onlar bir şey yapamıyorsa bu sefer kim yapar? Biz yaparız, biz temizleriz.

SUNUCU- Bunun için bir süre var mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yani bunun için bugün, yarın diye hani belirlenmiş bir takvim olmaz. Görüşürüz ederiz bak burada sizin bıraktığınız boşlukta teröristler var, özellikle Karaçok KDP’nin eline geçtikten sonra yani burada Erbil yönetimini söylüyorum ve KDP Barzanilerin partisi. PKK’lılar Mahmur’a doğru gittiler. Ve maalesef yine Talabani’nin partisiyle YPB ve Goran Partisinin bazılarının da teşvikiyle PKK’yla yaptıkları iş birliği sonucunda PKK şimdi Süleymaniye tarafından şehirlere de indi ve hatta orada bazı Batılı ülkelerin üslerine de yakın yerlerde de var biz bir o ülkelere de bildirdik. Örneğin, Amerika’nın üssünün yakınlarında bile PKK’lıları tespit ettik. Amerikalılara da bak sizin üslerinizde bile yakın var dedik. Dolayısıyla, biz bunları çok yakından takip ediyoruz.

Şimdi yine KYB’den bakanlar diyor ki, artık diyor PKK’lılar bizimkiler diyor önce bunların şehre inmesine izin verdi, şimdi bizim partiyi de baskı altında tutuyor. Ve bu doğru, diğer kaynaklardan da teyit ediyoruz, Erbil’den de teyit ediyoruz, ama biz kendi kaynaklarımızdan da bunu teyit ediyoruz, orada Türkmen kardeşlerimiz de bunu doğruluyor.

Düşünün, bir terör örgütüyle işbirliği yapmanın sonuçlarına bakın. Şimdi de ABD de bununla karşı karşıya, bir terör örgütüyle işbirliği yapıyor, oradaki bazı Kürt partiler de maalesef söylediğim gibi yapıyor. Ama KDP’yi düşman görüyor PKK, onlar da birinci sırada PKK’nın düşmanı kendileri diyor, ikinci sırada Türkiye diyorlar. Netice fark etmez kime ne kadar düşman, bir terör örgütüdür, Mahmur’da da olsa, aynı şekilde Kandil’de de olsa, Sincar’da da olsa, nerede olursa olsun biz kararlıyız. Biz sınırlarımızın ötesindeki ulusal güvenliğimize tehdit oluşturan terör örgütlerini, bu bataklıkları korutmaya kararlıyız, bunun için de ne gerekiyorsa yapacağız. Bazen masada hallediyoruz diplomasi yoluyla, çoğu zaman da sahada kendi işimizi kendimiz görüyoruz.

SUNUCU- Sayın Bakan, son 3 dakikaya girdik, dolayısıyla iki soru sormak istiyorum hızlıca.

Birincisi OHAL; OHAL’le ilgili Cumhurbaşkanı seçimden sonra kaldırılabileceğini söyledi, dün Başbakan da 17 Temmuz son zaten dedi. Dolayısıyla şimdi ne etkili oldu bu kararın alınmasında? Yani gelen eleştiriler mi sizi buna yöneltti, yoksa darbe tehdidi tamamen bertaraf edildi diyebiliyor musunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi OHAL bir tercih değildi, zorunluluktu darbeden sonra. Eleştirilerden çekinecek olsaydık, zaten bugüne kadar da kaldırırdık. Yani imaj, eleştiri önemli, ama Türkiye’nin bekası ve bizim güvenliğimiz her şeyden önemli. Ama bu olağanüstü hali de bir an önce kaldırmak için de Türkiye’yi normalleştirmemiz gerekiyordu ve bu konuda da çok ciddi tedbirler aldık, adımlar attık. Olağanüstü hal sadece ve sadece devletin kurumlarını ve teröristleri hedef alıyordu ve FETÖ’yü hedef alıyordu. Olağanüstü hali iktidara gelir gelmez kaldıran bir partiyiz biz, iktidarız ve ayın parti, aynı lider işbaşında. Dolayısıyla biz olağanüstü halden memnun olan bir parti ya da yönetim değiliz, ama bir mecburiyetti. Şimdi normalleştikçe biz bunu tabii ki kaldırmamız lazım. Ve her uzatma inanın, Güvenlik Konseyinde de, Bakanlar Kurulunda da biz samimi olarak tartışıyoruz, bilgiler veriliyor, ihtiyaç var mı, yok mu, uzatalım mı, uzatmayalı mı? Ve her seferinde de ne zaman kaldırırız, bunu da düşündük, bir an önce kaldırmamız gerektiğini hiçbir zaman unutmadık. Şimdi gerekli adımlar atıldı, normalleşme süreci başladı ve olağanüstü halin kaldırılması konusunda bir kanaat oluşmaya başladı. Tabii bir komisyon çalışıyor, neredeyiz, ne değiliz ve buna göre adımlar atacağız. Biz olağanüstü hali sevdiğimiz için getirmedik, tam tersi mecbur kaldığımız için. Ve her ne kadar vatandaşlarımızın günlük hayatını, bireysel hak ve özgürlüklerini, iş dünyası olsun veya gelenler olsun Türkiye’ye, onları etkilemese de adı bile hoş değil. Ama bu bir zorunluluktu, bunu aklımızdan çıkarmayalım. Olağanüstü hal olmasaydı da bu hızlı adımları FETÖ’ye karşı atamazdık.

SUNUCU- Sayın Bakan, son bir dakikamızdayız, artık röportajı noktalamadan önce sormak istiyorum. Antalya’daki seçim çalışmalarınızı sormak istiyorum, burada yoğun bir çalışma yürüttüğünüzü biliyoruz.

Bir de, şimdi 24 Haziran’da Türkiye yeni sisteme geçiyor ve siz parlamenter sistemin son Dışişleri Bakanı olarak tarihe geçeceksiniz. Acaba yeni sistemin de ilk dışişleri bakanı olarak tarihe geçmek ister misiniz, geçeceğinizi düşünüyor musunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Antalya’daki çalışmalarımız çok güzel, yaptıklarımızı, yapacaklarımızı anlatıyoruz. Her zaman Antalya’da olduğumuz için, niye seçim zamanında geldiniz diyen de yok, tam tersi teşekkür ediyorlar. Ve diğer partililerin de hiçbir projesi yok, Antalya için de, Türkiye için de yok. Ve Antalya’ya gururla söylüyoruz ki, bugüne kadar çok hizmet yaptık Cumhurbaşkanımızın liderliğinde. Dolayısıyla kampa sürecimizde seviyeli, güzel, ama çok yoğun bir kampanya izliyoruz. Antalya hemşerilerimizin de teveccühü var, farklı partilerden de teveccühler var, sağ olsunlar, gerçekten bundan memnunuz.

Tabii ki Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı olmak benim için zor bir görev, ama hiçbir zaman da böyle inanılmaz zor, yapamayacağım diye düşünmediğim gibi, kendime de güvenim var, milletime güvenim var, ülkeme güvenim var ve başımızda Cumhurbaşkanımız gibi bir liderimiz var, elimizden geleni yaptık. Tabi ki yeni hükümet sisteminde de Cumhurbaşkanımız inşallah cumhurbaşkanı olduktan sonra tamamen takdir onundur.

Ben her zaman söylüyorum, siyasete girmek istedim, bu çocukluğumdan beri hayalimdi, ama siyasete girdikten sonra sadece Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanlığı için aday olmak istedim, oldum ve kazandık hamdolsun. Onun dışında herhangi bir göreve talip olmadım, ama verilen görevleri de en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum. Sorun yaratmadan, siyasette de sorun yaratmadan ve çözüm üretmek için, ülkemizi de savunmak için, devletimizin, milletimizin çıkarlarını savunmak için her alanda yoğun çaba sarf ediyoruz. Gerisi takdiri ilahidir ve elbette tabii ki Sayın Cumhurbaşkanımızın takdiridir.

SUNUCU- Çok teşekkürler Sayın Bakan açıklamalarınız için.

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’yla gerçekleştirdik yayınımızı, önemli mesajlar verdi. Antalya’dan veda edelim.