#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun CNN Türk Gece Görüşü Özel Programına Verdiği Röportaj, 10 Ekim 2019

SUNUCU- Gece Görüşü’ne hoş geldiniz, yayını Gece Görüşü özel bir şekilde bu akşam açıyor, çünkü Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu konuğumuz. Hoş geldiniz Sayın Bakan.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hoş bulduk, iyi yayınlar.

SUNUCU- Çok teşekkürler. Tabii hemen aslında şununla başlayalım: Biliyorsunuz sevgili izleyiciler, Ceylanpınar, Nusaybin ve Akçakale’de 6 şehidimiz var, Allah’tan rahmet diliyoruz.

Sayın Bakan, aslında Türkiye’ye yönelik birtakım kara propaganda yürütülüyor, sivilleri hedef aldığı yönünde, pek çok başlık var ama, bunlardan bir tanesi de o, bununla başlamak istiyorum doğal olarak, hem de 6 sivil şehit haberimiz sebebiyle. Bunlardan bir tanesi, 10 aylık bebek. Dolayısıyla ben şimdi Twitter’a da baktım, “babykillerPKK” hashtag’i de açılmış. Daha evvel Türkiye bu acıları çok yaşadı, bugün bir kere daha yaşıyor. Dolayısıyla Türkiye’yi suçlayanlara ne yanıt verirsiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Öncelikle ben de şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. 70 civarında da yaralı vatandaşımız var aldığımız bilgiye göre, acil şifalar diliyorum.

Esasen işte bizim anlatmaya çalıştığımızı PKK-YPG terör örgütü kendisi açık bir şekilde ortaya koydu bizim anlatmaya çalıştığımızı. Yani Türkiye’ye sürekli buradan taciz, saldırılar geldiğini söylüyoruz ve bu terör örgütü Suriye içinde de aynı şeyleri yapıyor, dolayısıyla bu terör örgütüyle bağlarınızı kopartın diyoruz, ama tam tersine müttefiklerimiz silah vermeye devam etti. Esasen bu açık bir mesaj, bunu güçlü bir şekilde anlatmamıza da gerek yok, ama almak isteyene bu mesajı, görmek isteyene tabii. Görmek isteyen için çok fazla örnekler var, işte Diyarbakır’da Kürt anneler, babalar çocuklarını geri istiyor. Hangi uluslararası basın gitti onların derdini dinledi? Hangi siyasi, Kürtlerin hakları Kürtlerin hakları diyen siyasetçiler uluslararası arenadan gelip dinlediler ya da merak ettiler? Tık yok. Varsa yoksa YPG. Ama bunlar aynı şekilde Suriye içinde de örneğin harekat başladığı zaman oradaki Hıristiyan azınlığa yönelik de saldırıda bulundular. Neden Hıristiyanlara yönelik saldırıda bulundular? Çünkü onlar bir kere korumasız, bugüne kadar zaten YPG onlara zulmetti ve Dünya Aramiler Kongresi Başkanı yine tekrar açıklamasıyla bunu dile getirdi.

Fakat oradaki kastı ne? Türkler, işte Türkiye burada Hıristiyanlara saldırdı diye güya Batıdan destek alacak. Yani terörün gerçekten çirkin yüzü ortada, ama görmek isteyenlere. Zaten bugüne kadar görselerdi bu harekata gerek kalmazdı, güvenli bölgeyi de oluştururduk. Dolayısıyla bugüne kadar bizim tavsiyelerimiz ve nasihatlerimizi dinlemeyenler, görmeyenler, işte şu aşamada bile görsünler bu terör örgütü kimdir ve ne kadar gücü var, elinde ne kadar silah var? Güç derken onu kastediyorum, ne kadar silah verildi ve nerelere ulaşabiliyor kapasitesini görsünler. Bu terör örgütüne silah verenler de maalesef bizim sözde müttefiklerimiz.

SUNUCU- Evet, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere. Şimdi onların hepsini soracağım, Trump’ın tavrını soracağım, Amerika’daki farklı sesleri soracağım ama, isterseniz bir operasyonla başlayalım.

Tabii ki operasyon, harekat nasıl gidiyor? Bir de biz bu haritayı hazırladık, yani olası harekatın yapıldığı alan, yapılacağı alan ve güvenli bölge 32 kilometrede duracak mı, çünkü hep Trump bir limitten bahsediyor. Bu operasyonun kapsamı, çerçevesi, takvimi nedir?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi operasyon başladı. Amacı nedir? Teröristleri buradan temizlemek, etkisiz hale getirmek ve tamamen buradan çıkarmak. Dolayısıyla neden 20 mil ya da 30 kilometre? Geçmişte de Cumhurbaşkanımız aşağı yukarı aynı mesafeleri söylüyordu, çünkü bugün Ceylanpınar’a, Akçakale’ye, Nusaybin’e gelen o roketlerin, buna benzer silahların ya da roketlerin, füzelerin neyse menzili aşağı yukarı bu kadar. Yani 30 kilometreye indiğimiz zaman ortalama, bize yönelik bu tür tehditler ortadan kalkmış oluyor. Aynı zamanda güvenli bölgeye dönecek insanlar bakımından, oranın huzuru bakımından ve o bölgenin temizlenmesi bakımından da bu 30 kilometrelik yaklaşık güvenli bölge bizim için tamamdır biz buna itiraz etmiyoruz.

SUNUCU- Onun altına Türkiye geçmeyecek.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Türkiye onun altına geçmeyi planlamıyor. Ha bazı yerlerde biraz içeride olur, bazı yerlerde 1-2 kilometre aşağıda olabilir, bu olabilir. Neden olur? Oradaki köy var, işte 8 köy teröristlerden arındırıldı, o köyün veya kasabanın sınırı biraz daha aşağıda olabilir, biraz yukarıda olabilir. Yani dümdüz bir çizgi değil, zaten burada sizin haritanızda da görülüyor, inişli-çıkışlı şeyler var, ama ortalama yaklaşık 30 kilometrelik bir derinlikten bahsediyoruz.

SUNUCU- Sağ ve soldan uzunluk konuşacak olursak, 120 kilometre midir ilk etapta, yoksa bütün sınırı mı kaplayacak?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- İlk önce bu 120 kilometreye girip ondan sonra tamamını bu teröristlerden temizlememiz lazım. Hele hele Suriyeli Kürt kardeşlerimiz, şu anda Türkiye’deki 300 bin Suriyeli Kürt kardeşimiz de buralara dönecekse, çoğunluğu geçmişte özellikle Kürt olan Ayn El Arab ya da Kobani gibi yerlerden de bu teröristlerin çıkması lazım, o teröristler yüzünden bu Suriyeli Kürt kardeşlerimiz Türkiye’den oralara dönemiyor.

Ayrıca, bu tehdit nerede? Sınırımızın öbür tarafında, sadece 120 kilometrelik bir genişlikte değil ki, tamamında bunlar var. Dolayısıyla tamamının bir güvenli bölge haline getirilmesi lazım, ama bu aşama aşama olacak ve bu güvenli bölge bitinceye kadar da harekatımız devam edecek.

SUNUCU- O zaman hedef 400 kilometre, ama ilk etapta 120 kilometrelik bir birinci aşama var. Peki, bunun için bir takvimlendirme var mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi bu hareket için takvimlendirme yapmak doğru bir şey olmaz, çünkü sahaya giriyorsunuz…

SUNUCU- Tabii ki, ama bir öngörü anlamında.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Afrin için de herkes bir takvim belirliyordu, ama o belirlenen takvimlerden çok önce ordumuz ve daha sonra onlara destek vermek için giren polis özel harekatımız, jandarma özel harekatımız, yani güvenlik güçlerimiz hep birlikte o belirlenen takvimden çok önce harekatı bitirdiler, temizlediler.

Bizim arzumuz nedir? Bir an önce burada netice almak, bir an önce burayı istikrara kavuşturmak, bir an önce insanları huzura kavuşturmak, tehdidi bertaraf etmek ve dönmek isteyen gönüllü Suriyelilerin dönmesine destek olmak. Yani ne kadar erken olursa o kadar iyi olur.

SUNUCU- Şimdi Sayın Bakan, aslında bu ortak devriye, yani mekanizma bir anlamda sürüyor derken, öyle ifade edelim, siz hep çok mesafeli yaklaşmıştınız, göstermelik demiştiniz, bunlar gerçek adımlar değil demiştiniz. Dolayısıyla gerçekten bu yüzden mi? Yani bir de süre bitti, bir de baktık New York’ta hiçbir görüşme olmadı, yani Amerika bu işi yapmayacak diye algılandı, o yüzden mi? Trump-Erdoğan görüşmesine aslında Türkiye zaten kararını vermiş olarak mı oturdu? Telefon görüşmesinden bahsediyorum.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, telefon görüşmesinde zaten kararımızı vermiştik ve Sayın Cumhurbaşkanımız Trump’a ve ABD’ye verdiği önemden dolayı bizzat kendisi söylemek istedi.

Esasen Hande Hanım, geçmişi böyle biraz hatırlarsak, Sayın Cumhurbaşkanımız bu harekatın başlaması için aylar önce talimat vermiş ve o zaman Trump arayarak, biz bu bölgeden çekiliyoruz, dolayısıyla şimdi bir harekata girmeyin ve çekilme sürecini birlikte koordine edelim ve hemen arkasından da burada bir güvenli oluşsun, 20 mil olsun derinliği ve bunun için de birlikte çalışalım teklifi geldi, biz tamam dedik. Ve tüm iyi niyetimizle Münbiç’teki kötü tecrübemize rağmen, 90 günde Münbiç’ten teröristler çekilecekti, şimdi 4 Haziran’da bir yıl oldu. Haziran’dan bu yana, Temmuz, Ağustos, Ekim’deyiz, yani 16 ay oldu, hiçbir şey yapılmadı, dün Mike Pompeo’ya da bunu söyledim. Yani bu tecrübemize rağmen yine iyi niyetle sizin teklifiniz üzerine, Trump’ın ve Cumhurbaşkanımızın vardığı mutabakat çerçevesinde biz birlikte yapmak istedik. Fakat bu süreç başladığı zaman, ortak bir Hareket Merkezinin oluşturulması gibi bazı adımlar atıldı, ta o gün de dedik ki, biz bunu iyi bir başlangıç olarak görüyoruz, fakat bu yetmez, devamı gelmesi lazım. Ve arkasından da sahadan edindiğimiz bilgiler çerçevesinde gerçekleri söyledik, yani burada kozmetik şeyler oluyor, mesela tüneller ve sığınakların hepsi yıkılacakta, yıkılmadığı gibi yenilerini de eklediler. Diğer taraftan işte derinlikle ilgili biz o sözü vermedik, biz bu sözü vermedik. Bir bakıyor askerimiz sahada, YPG’liler orada, PYD SDG olmuş, aynı şeyler. Onlar sandılar ki, biz saha konusunda bir bilgimiz yok, neler olup bittiğini bilmiyoruz. Oysa biz bunların hepsini takip ediyoruz, görüyoruz, askerimiz akıllı, istihbaratımız aynı şekilde çok iyi çalışıyor, ne olup ne bittiğini gördük. Ve aynı şekilde ortak uçuşlar da kozmetik uçuşlar oldu.

Sonuçta bunları yaparken ne oldu aynı zamanda? ABD, YPG’ye eğitim vermeye devam etti, silah vermeye devam etti, daha da güçlendirdi. Artık bunları açık açık gördükten sonra sabrettik sabrettik sabrettik ve Sayın Cumhurbaşkanımıza bilgiler arz edilince de istişarelerden sonra Sayın Cumhurbaşkanımız da dedi ki, artık ABD’yle ortak güvenli bölge oluşturma imkânımız kalmadı, dolayısıyla kendi adımımızı kendimiz atacağız, kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz diyerekten harekat için talimatı verdi, kararımızı aldık.

Bunun Amerika’da Trump’la görüşüp görüşmemeyle hiç ilgisi yok. Yani görüme olur-olmaz, Trump’ın işte o gün başına gelenleri gördük, görüşme olmadı, orada da telefonda… İşte, şimdi bize saldırıyor ama, o gün söyledikleriyle bugünkü söyledikleri arasında o kadar farklar var. Neticede görüşmeyle ilgisi yok. Tamamen bu sahadaki gerçekler çerçevesinde biz bu kararı aldık ve yine müttefiklik gereği ve birlikte bir çalışma yaptığımız için Sayın Cumhurbaşkanımız Trump’a herkesten önce bu kararı aldığımızı iletti.

SUNUCU- Şimdi hem Amerikan basınında, hem Türkiye’de birtakım tartışmalar dönüyor, işte Pompeo da buna katıldı. Yeşil ışık yaktı-yakmadı, yani Trump operasyona bir ışık yaktı mı? Trump’la Erdoğan arasında bir anlaşma var mı? Çünkü Başdanışman Gülnur Aybet’in de CNN International’da operasyon konusunda tam anlaşmaları var dedi. Yani sanki ortada Trump’la Erdoğan anlaştı, Türkiye öyle girdi gibi bir hava var, doğru mu bu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Cumhurbaşkanımız bunları söyledikten sonra Trump bir soru sordu, DEAŞ’lıları ne yapacaksınız? Orada kampta hapishanede DEAŞ’lılar var dedi, bunları ne yapacaksınız? Cumhurbaşkanımız da bizim DEAŞ’la mücadelemizi anlattı. Dolayısıyla Trump aynı zamanda Avrupalılar hakkında da sitem etti, geçmişte de zaten sosyal medyada da onlara epeyce bir eleştiri getirdi. Eğer bizim kontrolümüzde olan yerlerdeyse tabii ki geldikleri ülkelere gönderme konusunda gereğini yaparız, hatta birlikte…

SUNUCU- Araya gireceğim Sayın Başkan, çok önemli bir şey söylediniz, bizim kontrolümüzde olan yerlerdeyse, yani güvenli bölge içindeki DEAŞ’lılardan mı bahsediyoruz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, güvenli bölge içindeyse bu hapishaneler ya da onları tutulduğu geçici kamplar, elbette biz oraya girdiğimiz onların sorumluluğu bizde ve bu konuda da ABD’yle de birlikte çalışalım dedik. Hatta şu anda Dışişleri Bakanlığımızla birlikte Adalet Bakanlığımız, İçişleri Bakanlığımız, Milli Savunma Bakanlığımız ve istihbaratımız eğer bizim bölgedeyse, yani güvenli bölgedeyse onlarla ilgili ne yapabiliriz, ülkelerine gönderebilir miyiz? Aynı şekilde almıyorlarsa uluslararası hukuka göre bunlar nasıl yargılanır? Çünkü teröristler neticede yargıya hesap vermesi lazım.

Bir de yalnız Hande Hanım, Cumhurbaşkanımız bugün çok önemli bir şey söyledi, yani bu DEAŞ’ın yıkımı herkesi etkiledi. Bir de ortada kalmış kadınlar ve çocuklar var…

SUNUCU- Onlar güvenli bölgede var mı? El Hol Kampına alınmadı mı onlar?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Kamplarda var, yani oralarda bunlar da varsa veya aşağılarda fark etmiyor. Şu anda YPG bunları özellikle elinde silah olarak tutuyor, bak bunları ben kontrol ediyorum, ben olmazsam bunlar işte dağılır. Oysa YPG bunlara silah da sattı, petrol de sattı ve bunları otobüse bindirdi gönderdi. YPG alanını genişletmek için, Suriye’yi bölmek amacında olduğu için, alanını genişletmek için bunlarla mücadele etti, bazı yerlerde de otobüslere bindirdi gönderdi. Yani DEAŞ’tan nefret ettiği için sahada mücadele etmedi, kendi zeminin hazırlamak için bunları yaptı. Biz ideolojisi dahil her şeyine karşı olduğumuz için bu terör örgütüyle göğse savaştık, yani Irak’ın dışında o da kendi topraklarında göğüs göğse çarpışan bir ülkenin askeri olmadı. Sonuçta…

SUNUCU- Yani Cumhurbaşkanı Trump’a söyledi, bizim bölgemizdeyse dedi…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Eğer o bölgede olursa biz sizinle de beraber çalışırız, ama ülkeler de almazsa bunlar kesinlikle serbest kalmadığı gibi yargıya da hesap verirler, atılması gereken ne adım varsa atarız. Geçmişten bu yana DEAŞ’la ilgili DEAŞ’a karşı neler yaptığımızı da kısaca özetledi. Sonra Trump, ben askerlerimle de görüşeceğim, size döneceğim dedi, telefon görüşmesi böyle kapandı. Ertesi gün işte Trump’ın tweet açıklamaları oldu, kendi toplantıları oldu, farklı sesler geldi, farklı açıklamalar oldu. Ve Trump’ın operasyonla ilgili de işte açıklamaları orda, yani aşağı yukarı giden gelen açıklamalar var, onları görüyoruz. Neticede biz cevabımızı zaten sahada verdik. Amacımız, terörle mücadele ve gereğini yapıyoruz.

SUNUCU- Şimdi DEAŞ demişken o zaman oradan devam edelim, güvenli bölgede kaç DEAŞ’lı var hapishanelerde tutulan?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi güvenli bölgede şu anda kaç tane DEAŞ’lı olduğunu ben bilmiyorum.

SUNUCU- Bir öngörü, bir rakam var mı? Çünkü on binlerle ifade ediliyor diye iddia çıktı.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ama işte bunların ne kadarı içeride, ne kadarı aşağıdaki kamplarda veya 60 kilometre derinlikte falan olduğu söyleniyor, farklı bilgiler var ortada. Dolayısıyla sonuçta hapishanelerde bin civarında ve böyle binlerce var, birkaç bin de kamplarda var diyorlar. Bunların tam rakamını burada YPG bunları farklı kullanıyor, farklı söylüyor. Mesela Trump ne dedi? 800 tane var burada, bunları alın dedi yabancı savaşçı olarak. Şimdi farklı rakamlar ortada dolaşıyor, ancak sahaya indiğimiz zaman bunlarla ilgili gerçek bilgiler alabiliriz.

SUNUCU- Ama Türkiye şunu yapmayacak değil mi: 65. kilometredeki DEAŞ’lıları getirip kendi bakmayacak, ne bilmeyim El Hol’dan alıp…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- 65. kilometreye ben inmeyeceğime göre, orada rejim varsa DEAŞ’lılardan sorumlu olan rejimdir. Orada YPG-PKK varsa… Ve Amerika ne dedi? 30 kilometrenin aşağısına ineceğim bu bölgede, fakat orada kalmaya devam edeceğim, dolayısıyla oralarda da sorumluluk Amerika’nındır. Fakat biz her zaman şunu söylüyoruz: Terör örgütü hepimizin düşmanı, DEAŞ’dan bahsediyoruz, YPG-PKK da öyle ve DEAŞ’lılar konusunda Amerika’yla ve diğerleriyle kim olursa olsun, bugün ilişkilerimiz iyi olsun-kötü olsun fark etmez, teröristlerle mücadele konusunda, gereğini yapma konusunda biz üzerimize düşeni aşağıda da yaparız. Ama 30 kilometreye indiniz, 60. kilometredeki DEAŞ’lılar da sizin sorumluluğunuzda derse o olmaz. İşte YPG de var orada, rejimin biraz aşağısında Amerikalılar var.

Dolayısıyla şunu söylemeye çalışıyorum: Yani bir terör örgütüyle mücadele ederken başka bir terör örgütünü pazarlık konusu yapıp da, yani bu harekatın meşruiyetini sulandırmaya kalkmasınlar. Bizim tavrımız, DEAŞ’a karşı da tavrımız bugüne kadar ortada, diğer terör örgütleriyle mücadelede de yaptıklarımız ortada ve biz bu konuda hiçbir zaman çifte standart içinde de olmadık, ikiyüzlülüğe de hiç tevessül etmedik, çünkü terör insanlık suçudur, dolayısıyla insanlığa karşı bu terör örgütleriyle mücadele etmek… Biz çok çektik, işte 6 tane kardeşimiz yine şehit oldu. Dolayısıyla bu konuda biz üzerimize düşeni yaparız.

SUNUCU- Peki, şöyle bir eleştiri var bazı kesimlerden: Neden biz başımıza bu belayı alıyoruz, DEAŞ belasını niye alıyoruz? Türkiye neden sorumlu olmayı kabul etti? Tehlikeli değil mi, ya örgüt içeride uyuyan hücreleriyle Türkiye’yi hedef alırsa gibi birtakım eleştiriler yönetiliyor. Buna ne derseniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi terörden korkacaksak o zaman terörle hiç mücadele yapmayalım. O zaman Türkiye içindeki hapishanedeki DEAŞ’lıların sorumluluğunu de almayalım. Yabancı terörist savaşçı diye bırakalı verelim. Türkiye’de de var şu anda hapishanelerde. Yani biz bunlardan niye korkacağız. Ayrıca, bir bölgeye girdiğimiz zaman orada YPG ile mücadele ederiz, PKK-YPG’yle, ama DEAŞ’lı varsa DEAŞ’la da mücadele ederiz. Fırat’ın batısında Fırat Kalkanı Operasyonuyla biz kimi temizledik? DEAŞ’lıları temizledik. Yani bize ne DEAŞ’lılardan, sınırın ötesinde. Her şeyden önce bize tehdit bunlar. Yarın bunlar serbest bırakıldığı zaman Türkiye’ye gelse geçmişte olduğu gibi Gaziantep’te ya da Allah korusun İstanbul’da veya başka bir yerde bir terör saldırısı yapsa, o zaman bunun bedelini nasıl ödeyeceğiz? Yani bunlar serbest mi bırakılacak? Teröristler ve terör örgütlerine karşı ne yapılması gerekiyorsa, gerek güvenlik güçleri olarak, gerekse yargı olarak biz onu yaparız, yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Yani biz burada 800 yabancı terörist savaşçıdan korkacağız, sorumluluğunu almayacağız, bize ne diyeceğiz; zaten birçok ülkenin gösterdiği zafiyet de bu. Bizim şikâyetimiz ne? Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyorsunuz, bize destek vermiyorsunuz. Şimdi biz aynı çiftçe standarda düşersek olur mu? Yani bu tür şeylerden korkmayalım, teröristlere ve terör örgütlerine karşı mücadelede kararlı durmamız lazım.

SUNUCU- Şimdi burada bir de şu var: Hem Amerikan kamuoyunda, hem Avrupa’da belli ülkelerde DEAŞ yeniden dirilir. Türkiye’nin Fırat’ın batısındaki başarısı ortada, dediğiniz gibi aynı zamanda tek ülke göğüs göğse savaşmış olan. DEAŞ’ı yeniden diriltir, PKK-PYD-YPG kaybedilmemeli, müttefik. Bu ver yansın neden?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- DEAŞ’la, biraz önce de söyledim, hangi ülke göğüs göğse çarpışmış? Hani ülke 7 binden fazla yabancı terörist savaşçıyı sınırında tüm sınırlarda, havaalanlarında ve sınır kapılarında buna yönelik tedbir alıp da yakalayıp geri göndermiştir? Hangi ülkede 70 binden fazla kişi ülkeye giriş yasağı listesindedir? Hangi ülke bugüne kadar yabancı terörist savaşçılar dahil DEAŞ’ın ideolojisini yok etme konusunda Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye kadar mücadele etmiş? Bu YPG’liler mi DEAŞ’a karşı? İşte biraz önce anlattım, dolayısıyla deminden beri anlatmaya çalıştığım şu: Biz DEAŞ’a karşı en çok mücadele eden ülkeyiz ve bizim olduğumuz yerde DEAŞ geri gelmez. Peki, Fırat Kalkanı bölgesini kimden temizledik?...

SUNUCU- Kendi de açıkladı sıfırladık diye biliyorsunuz, Trump açıkladı.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, kendisi dedi sıfırladık diye. Fırat Kalkanı bölgesini kimden temizledik? DEAŞ’tan değil mi? Bugüne kadar 2 yıl geçti, bir tane DEAŞ teröristi ortaya çıktı mı burada? Şimdi Afrin bölgesinde var mı? Yok. Dolayısıyla terörden temizlerken herkesten temizlememiz lazım.

Bunlar esasen bu terör örgütüne karşı biz destek veriyoruz, beraberiz, o yüzden dokunma demiyor, harekatı sulandırmak ya da karşı çıkmak için bu tür bahaneleri söylüyorlar.

Bakınız size bir şey daha söyleyeyim; dünden beri çok sayıda dışişleri bakanıyla görüştüm, çoğu da Batıdan ve bu sözler dahil böyle 2-3 tane paragraf var, kelimesi kelimesine, virgülü virgülüne aynı, aynı sözler, farklı…

SUNUCU- Neye bağlıyorsunuz, önden hazırlık gibi konuşmuşlar mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hazırlanmış, verilmiş. Yani kelimesi kelimesine, virgülü virgülüne farklı arkadaşlardan aynı şeyleri duyduk, DEAŞ’ın geri gelmesi, insani durum, işte bölgenin daha da fazla istikrara kavuşturulması, en başta da sizin meşru endişenizi anlıyoruz, tehdidi görüyoruz, ama diyerekten kelimesi kelimesine, virgülü virgülüne aynı paragraflar.

SUNUCU- Kim yapıyor, yani kim aynı metni dağıtıyor olabilir ki?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- İşte bu YPG’lilerle işbirliği içinde ve onlara destek veren ve de onlar aracılığıyla Suriye’yi bölmek isteyenler, zaten en büyük dertleri o şu anda.

SUNUCU- O Amerikan politikası, birazdan ona da geleceğim ama…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Sadece Amerikan politikası değil, Fransa’nın çok iyi bir politikası, İsrail’in çok iyi bir politikası, sadece Amerika’nın değil.

SUNUCU- Peki bu harita gördüğümüz operasyon alanında, harekatta Amerika Türkiye’ye hava sahasını kapattı mı? Türk uçakları buna rağmen mi uçtu? Niye bunu soruyorum? Çok tartışıldı, Amerikalılar işte bundan sonra Katar’daki o müşterek merkezden Türkiye’ye yer görevi emri çıkartacak diye ifade edildi.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi anlaşamadığımız noktalardan bir tanesi de buydu. Yani güvenli bölge oluştururken içeride biz diyorduk ki, bu hava sahasının sınırsız kullanılması lazım, çünkü Amerikalılar işte burada hava sahasını kontrol ettiğini söylüyorlar. Onlar da diyor, hayır, her uçak kalkışında bizden, yani Katar’daki merkezden izin alacaksınız, yani kuş uçurtmayız. Şimdi buralar Amerika’nın mı? Burası Suriye’nin hava sahası. Biz buraya niçin giriyoruz? Terörü temizlemek için. Uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımız kullanıyoruz, BM şartının 51. maddesi ortada. En son BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 nolu kararı dahil terörle mücadele konusunda ülkelerin, devletlerin neler yapabileceğine dair BM Güvenlik Konseyi kararları ortada. Ayrıca ikili düzeyde bakacak olursak, Adana Mutabakatında da eğer rejim gereğini yapamıyorsa, Suriye’deki yönetim, bu sefer Türkiye kendisi teröristleri temizlemek için girecektir, bu da bildirimizde de var, oradan da kaynaklanıyor. Dolayısıyla biz buraya BM Güvenlik Konseyi ve BM şartının 51. maddesi olarak giriyoruz, dolayısıyla bizim havayı kullanma hakkımız da var. Şimdi biz ne yapıyoruz?..

SUNUCU- Yani kimseden izin alınmadı öyle değil mi şu an?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi burası Amerika’nın hava sahası değil. Amerika kendisi uçmayacağım, hava desteği vermeyeceğim dedi. Tamam, vermesin. Yani açıklamaların özü şuydu: YPG’ye de destek vermeyeceğiz, size de destek vermeyeceğiz; tamam. Biz de her girişimizde onlara bildirimde bulunuyoruz. Neden bildirimde bulunuyoruz? Herhangi bir kaza olmasın, herhangi bir dost ateşi olmasın diye biz buraya bildirimde bulunuyoruz.

Şimdi bu harekat başlarken niye bildirimlerde bulunduk? Kimseye hesap vermek için değil. Her şeyden önce buradaki koalisyon üyelerine bildirimde bulunduk, askerlerimiz ataşeleri çağırdılar bildirimde bulundu, biz de aynı şekilde büyükelçilerini, bakanlığa çağırdık, bildirimde bulunduk. BM’ye, BM Güvenlik Konseyi’ne, NATO’ya, Avrupa Birliği’ne, AGİT’e, Avrupa Konseyi’ne, Astana garantörlerine ve diğer ilgili yerlere, hatta rejime, İstanbul Başkonsolosluğuna nota verdik, bildirimde bulunduk, biz buraya giriyoruz, amacı budur, sebebi budur, diğer gerekçeler vesaire; hesap vermek için değil. Bir kere koalisyon üyelerine, biz buraya giriyoruz, herhangi bir karşı karşıya gelme olmasın, kaza olmasın, dost ateşi olmasın, tabir olarak söylüyorum. Şimdi böyle deyince de milletimiz kızıyor, sen bunlara hala dost mu diyorsun vesaire. Ama bunun tabiri bu.

Neticede hedefimiz onlar olmadığı için ve burada böyle bir durum yaşanmaması için azami gayreti de gösteriyoruz. Yani burada Amerika bize izin verdi, burası Suriye toprakları, Suriye’nin hava sahası, ben izin verdiğim zaman uçarsın veya uçmazsın deme hakkı da yoktur.

SUNUCU- Şimdi gelelim Trump’a, bir gün öyle, bir gün böyle. Hatta bir gün değil, 2 dakika, 5 dakika arasında açıklamaları fark edebiliyor, bir dostum diyor, işte Türkiye’ye iyidir diyor, bir dönüyor YPG diyor, sonra dönüyor ekonomik yaptırım tehdidinde bulunuyor, bugün yine finansal yaptırım tehdidinde bulundu. Trump niye böyle yapıyor?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Trump daha önce de ekonomik yaptırım tehdidinde bulundu ve bunun boş olduğunu söyledik. Şimdi Trup Türkiye’deki işte dalgalanmaları, geçmişte yaşadığımızı Amerika yaptı falan demeye çalışıyor ama, esas Londra’dan o dönemde milyarlarca TL’yi biriktirerek Türkiye’ye yönelik saldırıyı kimlerin yaptığını Hazine ve Maliye Bakanımız çok iyi biliyor. Esasen bu tür…

SUNUCU- Londra’dan mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- O zaman, döviz kurundaki dalgalanmadan sonra.

SUNUCU- Ağustos’taki.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet. Hazine ve Maliye Bakanımız gayet iyi biliyor. Gerçekten çok başarılı tedbirler de alındı ve Türkiye’ye saldıranların hepsi de, son zamanlar da dahil, ara ara böyle oluyor, hepsi de büyük zararlarla çıkma zorunda kaldılar ve çok zarar ettiler.

Fakat diğer taraftan şunu söylemeye çalışıyorum: Gerçekten Trump Türkiye’nin önemini biliyor, PKK’nın ne olduğunu da biliyor. Fakat esas görüyoruz ki, Amerika’da içinde gerçekten çok farklı pozisyonlar var, görüşler var, baskılar var, işte Lindsey Graham’ın yapmaya çalıştığı var, diğer yerlerden gelen açıklamalar var ve hepsi de bu terör örgütünü bir müttefik olarak görmeye başladı, Lindsey Graham dahil.

SUNUCU- O nasıl biri, niye nasıl biri? Cumhurbaşkanı güvenilmez dedi, ama işte geldi Türk dostuyum dedi, öyle dedi-böyle dedi, konsere gitti, şimdi yaptırım paketi hazırladı, tasarısı hazırladı.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Vallahi kimin güvenilmez olduğunu attığı tweet’lerin altındaki yorumlara bakıyorum, Amerikalıların kendisi söylüyor. Ve Amerikalıların kendisi, bir tanesini de retweet ettim, Lindsey Graham’ın General Dunford’a sorduğu sorular ve orada kendisi itiraf ediyor, PKK ile YPG aynıdır. Peki diyor, Türkler bizim dostumuz-müttefikimiz, Türkler bundan rahatsız değil mi? Özetini söylüyorum. Ben yeni Türkiye’den geldim, bunlar terör örgütü. Onu bırak, en son Cumhurbaşkanımız tarafından kabul edilmek istedi, Cumhurbaşkanımız da lütfetti kabul etti, ben de oradaydım.

SUNUCU- Amerika’dayken.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet. Orada diyor ki; bunlar terör örgütü, PKK-YPG aynı şey, fakat Kongrede ve Amerika’da bunu anlayabilen çok az kişi var kişi var benim gibi. Ben biliyorum da, bizim arkadaşlar anlamıyor, daha iyi anlatmamız lazım diyor.

SUNUCU- Bu U dönüşünün sebebi ne sizce Bakan, neye bağlıyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Lindsey Graham’ın esas derdi Türkiye değil. Esas diyor ki; burada bunlar olmazsa bu sefer İran gelir, Rusya gelir, rejim gelir, üçü de aynı şey demektir zaten, dolayısıyla bu YPG’liler burada durursa İran da giremez, Rusya da giremez Amerika ile beraber dururlarsa. Onu da söyledi yalnız, onu da söyledi.

SUNUCU- O görüşmede söyledi mi bunu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- O görüşmede de söyledi, daha önce geldiğinde de söyledi. Maalesef bir dediği bir dediğini tutmayan bir arkadaş olduğunu gördük. Dolayısıyla, bu yaptırımlardan falan hiçbir şey çıkmaz. Bizim ulusal güvenlik meselesi konusunda bizim taviz vermemiz mümkün değil. Gördük ki bak bugün yapmasak yarın bu harekatımız belki de imkânsız hale gelecekti, çünkü her gün destek veriyorlar. Ne kadar PKK sevdalısı varmış, gizli sevdalılar…

SUNUCU- Hala veriyorlar mı Sayın Bakan, bugün itibariyle, bugün, dün?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Dünden bu yana o konuda elime geçen bir bilgi olmadığı için net bir şey söylemeyeceğim, ama 3-4 gün önce verdiklerini biliyoruz, bunu da paylaştık.

SUNUCU- Amerikalılar mı yine?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabii, Amerikalılar verdi. Irak tarafından getiriyorlar veriyorlar.

SUNUCU- Peki, burada Trump’ın bir ifadesi daha var, limitlerim aşılırsa diyor, yani limitler aşılırsa, bir limit mi koydu acaba?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Onun devamındaki söylemek istediği, ikinci tweet’te görüyorsunuz, onun oradaki hassasiyeti; bu DEAŞ’lı teröristler serbest kalırsa ve bunlar bize zarar verirse anlamına geliyor. Şimdi çok fazla Trump’ın tweet’leriyle ilgili yorum yapamayacağım, çünkü hangisiyle yapayım, her iki dakikada bir farklı bir pozisyon, farklı bir tweet.

SUNUCU- Acaba iç kamuoyuna mı oynuyor diye…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- İçeride baskılar var, kendi şeyi var, pozisyonu var, bir ülkenin içişlerine çok fazla karışmak istemem, ama bu tweet’ler bizi ilgilendirdiği için ister istemez yorum yapıyoruz. Yani bir günde sizin dediğiniz gibi birkaç dakika içinde de farklı pozisyonlar olduğu için hangi birisini yorumlayayım. Ama sonuçta şunu söylemek isterim: Kim tehdit ederse, yani bu yola tevessül ederse etsin, kim ekonomik yaptırım veya başka şeyleri gündeme getirirse getirsin, bu bizim için beka meselesidir, ulusal güvenlik meselesidir ve biz bu konuda ne gerekiyorsa ülkemizin, milletimizin, devletimizin geleceği için bunu yaparız. Ve gördük ki, şu dönemde de gördük ki müttefiklerimiz bile terör örgütü tarafında meyil gösteriyor, yani Türkiye gibi bir müttefikin arkasında durmuyor. Bazıları dengeli açıklamalar yapıyorlar. Demek ki yarın başımıza daha kötü bir şey gelse, bunlar hiçbir zaman Türkiye’nin yanında olmayacak. O nedenle biz kendi tedbirimizi kendimiz almak zorundayız teröristlere karşı. Ne Suriyelilere karşı, ne de başka bir ülkeye karşı, ilişkilerimizin şu anda iyi olmadığı biliniyor rejimle, rejime karşı da değil teröristlere karşı.

SUNUCU- Peki, olası yaptırımlar karşısında Türkiye hazırlığını yaptı mı, İncirlik kartı dahil olmak üzere masaya çıkarır mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi biz daha önce de yaptırımlara karşı, yaptırım kararlarına biz de karşı adım attık. Dolayısıyla Türkiye’ye dönük bir adım atılırsa tabii ki karşılığını veririz, her şeyi de masaya koyarız. Bugün zaten Avrupa Birliği ne diyor? Suriye’ye dönen göçmenlere yardım etmeyeceğiz, gönüllü dönmüşse. O zaman alırsın kardeşim kendin bakarsın kendi ülkende, bu kadar basit. Bu bir tehdit mi? Şimdi sen öyle söylüyorsun, bizi tehdit etmiş olmuyorsun. Ben de diyorum ki, Cumhurbaşkanımızın dediği gibi, o zaman sen al ülkende bunları barındır, sana gönderelim; aa Türkiye bizi tehdit ediyor, buna pabuç bırakmayalım. Onlar ne yaparsa meşru, biz ne dersek blöf oluyor, tehdit oluyor. Yok, gayet açık, net konuşuyoruz, tehditle bir ilgisi yok bunun.

SUNUCU- Bir tek şey de değil, yani güvenli bölge oluşturmayın çıkın demelerinin yanı sıra şöyle bir açıklama var: AB’den maliyeti üstlenmesini beklemeyin. Yani aslında orada Türkiye Suriyeliler için bir kent oluşturmayı planlıyor, ama bu maliyete de katılmayacaklarını söylüyorlar. Türkiye bu durumda ne yapacak?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Biraz önce söyledim.

SUNUCU- Gönderir diyorsunuz, net.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- O zaman alın bunları siz bakın, biz bu kadar baktık. Tabii ki zorla göndermek mümkün değil, zorla gönderecek olsak geri göndeririz. Türk milleti olarak biz bize sığınanları zorla bir yere göndermeyiz. Ama zaten bunların büyük bir bölümü Avrupa ülkelerine gitmek istiyor, biz tutuyoruz. O zaman buyurun kardeşim, oraya gitmelerini istemiyorsanız kendi evine dönmek istiyor adam, neden yardım etmek istemiyorsun? Kendi evine gitmek istiyor. Şimdi bunlar diyor ki; sizin meşru güvenlik endişenizi anlıyoruz, ama bunu yapmayın. Anlıyorsun da, bu terör örgütüne karşı beni desteklemek için ne yapacaksın? Yok. Diplomasi diyor. Hangi diplomasiden bahsediyorsunuz? Biz diplomasiyi sonuna kadar işlettik, Amerika ile o yüzden müzakereler yaptık ve bugüne kadar çağrılarda bulunduk. Şimdi diyor ki; bunlar bu bölgeye dönmesin diyor. Adamın orada evi var, niye dönmesin dönmek istediği zaman? Bunların derdi başka işte, burayı bölmek istiyorlar, bir PKK koridoru, devleti ya da otonom bir statü oluşturarak bunlara burada bir şeyler yapmak istiyorlar, yani sonuçta Suriye’yi bölmek istiyorlar. Şimdi bu söylediklerinin bir mantığı var mı? Arapların, Kürtlerin, Türkmenlerin, Hristiyanların kendi evlerine dönmesinden daha doğal ne var? İnsan haklarından bahsediyorsun, YPG bunların dönmesine izin vermiyor. Dönerse de diyor destek vermem diyor. O zaman buyur sen al.

SUNUCU- Peki, daha ileri gidenler var, makamında ağırlayıp, Macron’dan bahsediyorum, iyi bir görüşme yapıp kendince Türkiye’ye çağrıda bulunup bir de Türkiye’ye nota verecekleri söyleniyordu, bilmiyorum verdiler mi? Büyükelçi çağrılmıştı.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şu ana kadar bize ulaşan bir şey yok, ama karşı notamız da gayet dirayetli olur, onu da bilsinler.

SUNUCU- Macron için ne dersiniz, yani iyice ileri gitti.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Macron ilk defa yapmadı ki bunu, daha önce de teröristleri Élysée Sarayında ağırladı. Macron zaten Suriye’yi bölmek istiyor. Macron, gidip de Fransızlar Irak içinde de bu tür çabalar sarf ediyorlar ve Iraklılara orada belli grup-kısma da biz burada ayrı bir devlet oluşturmak istiyoruz, destek verin dediği de biliniyor, değişik uluslararası camiada da aynı. Yani Fransa esasen buradaki amacını da gizlemiyor. Daha önce Fransa biliyorsunuz aynı şekilde Irak’ın da bölünmesi için referanduma destek veren bir ülke, ilk defa değil ki. Macron’un ve Fransa’nın geçmişteki yaptıklarını, bugün Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki sorunlara baktığınız zaman bunların müsebbibi bunlar.

SUNUCU- Tarih boyunca görülüyor zaten, tabii.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi bize de insan hakları dersi vermeye çalışıyor, geçen gün de cevabını verdim. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde her zaman hangi konuşmacı gelirse gelsin basın mensuplarının aldığı yeri kapatıp basın mensuplarını içeri sokmadılar ve 70. yıl kutlamalarına da basın mensuplarını sokmadılar. Élysée Sarayındaki basın birimini, ofisini, Cumhurbaşkanlığımızda var biliyorsun, kapattı ve YPG’lileri işte orada ağırlıyor. Ve gerek bir skandal olmuştu biliyorsunuz Sarı Yeleklilere, ismini unuttum yanındaki kişinin, gerekse Suudi Arabistan gibi ülkelere silah satışını araştırmaya çalışan gazetecilerin hepsini istihbarat çağırıp tehdit etmiş. Ve aynı şekilde orada Sarı Yeleklilere karşı kullandıkları güç ortada, olağanüstü hali yasallaştırarak tamamen devam ettiriyor; yani böyle bir Macron’dan bahsediyoruz. Cumhurbaşkanımız ona haddini bildiriyor, dersini veriyor, her türlü tarih dersi de dahil. Ama maalesef niyeti iyi değil, Suriye’yi bölmek isteyen bir kişi olduğunu burada açıkça söylemek zorundayım.

SUNUCU- Şimdi bir de dediniz ki; Rusya ve Şam rejimi özellikle Senatör Graham’ın da endişesiydi, dile getirdi dediniz. Lavrov’un açıklamalarını görüyoruz; Türkiye ile Şam rejimini biraraya getirmek istiyoruz diyor, bir yandan da Şam rejimiyle Kürtleri biraraya getirmek istiyoruz, çözüm yolu budur diyor. Lavrov’la görüşüyorsunuz, bu konuda size baskı yapıyor mu? Rusya, Şam rejimiyle Türkiye’yi biraraya getirebilir mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Lavrov’la harekat başlamadan 1 gün önce telefonla görüştük, Astana garantörlerimiz olduğu için, aynı şekilde Zarif’le de görüştük. Harekatın başlayacağını ve bunun amacının ne olacağını kendilerine önceden bildirmek istedik, bizzat ben kendim aradım, Sırbistan’dan aradım, kendisi de Nursultan’daydı, eski adıyla Astana’da ve anlattık. O da; sınır bütünlüğüne, toprak bütünlüğüne önem verdiğiniz için çok teşekkür ederim dedi. Zarif de aynı şeyi söyledi.

Tabii burada rejimle bizim ilişkilerimiz yok, ama sahada yer yer istihbaratlar arasında bilgi paylaşımı oluyor, diğer ülkelerle de oluyor, bu şarttır, yani illa siyasi düzeyde olması şart değil ve buna benzer temaslar Cumhurbaşkanımızın da söylediği gibi olabilir. Ama şu anda bizim siyasi olarak yeni bir sürece başlattığımız bir dönemde, Anayasa Komisyonu dahil, siyasi süreç tamamlandığı zaman Suriye’yi kim yönetirse, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliği çerçevesinde biz Suriye’yle ilişkilerimizi tekrar tamamen normalleştiririz.

SUNUCU- Esad yönetirse, Esad’la da yani normalleştirir misiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi şunu söyleyelim: Esad bugün Suriye’yi de normalleştiremez, Suriye’nin ilişkilerini kimseyle de normalleştiremez. Bir kere Suriye’yi birleştirme konusunda bizim söylediğimizden çok Suriye halkı bunu söylüyor. Gerekli adımları atamaz, yapamaz, yani Suriye’yi birleştiren bir kişi olamaz bu kadar insanı öldürdükten sonra, yani bunu da açıkça söylememiz lazım. Biz bunu söylüyoruz, görüyoruz, ama esas Suriye halkı ne diyor ona da kulak vermek lazım, onların da ortak görüşü bu yönde.

SUNUCU- O zaman Lavrov ‘unki gibi bi açıklama; kimse Türkiye’nin Esad yönetimiyle masaya oturmasını ya da yan yana gelmesini beklemesin, öyle bakmak lazım herhalde.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Zaten bir şey olduğu zaman, Rusya’nın rolü ne diğer Suriye’deki rolünün dışında? Rejimin garantörü. Rejimle bir şey olduğu zaman onlar temasa geçiyor, işte bu listelerin değiştirilmesi gibi. Aynı şekilde İran da öyle. İran ve Rusya zaten herhangi bir mesaj olduğu zaman iletiyor, oradan bir mesaj olduğu zaman siyasi süreçle ilgili, Anayasa Komisyonuyla ilgili, isimlerle ilgili veya başka bir konuyla ilgili, gerekli zaten şeyi bu iki ülke yapıyor, yani şu anda o bakımdan bir sıkıntı görmüyoruz.

SUNUCU- Sayın Bakan, -tırnak içi soruyorum- neden inat ediyor Türk Hükümeti, Türkiye Hükümeti, Türkiye Cumhuriyeti? Yani şu yüzden: CHP mesela çıkıyor diyor ki Esad’la görüşmeli, bazı çevreler diyor ki Esad’la görüşmeli. Barış işte Esad’la görüşmeden geçer. Bu bir inat mı, yoksa hayır bir gerekçesi mi var?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yok hiç inat değil gerçekçi bir yaklaşım.

Bunu söyleyenlere bakın, bugün Suriye İslam İşbirliği Teşkilatı’nın üyesi mi? Üyelik askıya alındı. Sadece biz miyiz? Bugün Suriye Arap Ligi’nin üyesi mi? Hayır. Bir ara bir iki ülke denedi, sonra vazgeçtiler. Yani bunu sadece biz söylemiyoruz ki. Neticede şu anda 1 milyonu öldüren bir kişiyle neyi oturup konuşacaksınız her şeyden önce. Ve burada biz muhalefetin de garantörüyüz, aynı zamanda gerçekçi olmak lazım. Şimdi muhalefet Anayasa Komisyonu üzerinden şimdi rejimle müzakere ediyor, bu doğal. Ama diğer taraftan sahada, İdlib’de görüyorsunuz rejim onlara saldırıyor. Terör örgütlerine saldırma bahanesiyle sivil halka saldırıyor. Sonuçta şimdi tamam bunu söylemek kolay da sahada o kadar kolay değil. Bir ülkenin de prensipleri de olması lazım. Bu ilkesel bir duruştur. Suriye halkına karşı mıyız? Hayır, hiçbirisine karşı değiliz. Suriye’deki Kürtleri de seviyoruz, Arap’ları da seviyoruz, Nusayrileri de seviyoruz, Sünni, Şii, Arap, Türk, hiç fark etmez. Bu savaş başlamadan önce Suriye’deki Kürtlerin haklarını da Recep Tayyip Erdoğan arıyordu. Kimlikleri bile yoktu, Recep Tayyip Erdoğan Esad’la o zaman görüşmelerinde; bunların pasaportlarını, kimliklerini niye vermiyorsun, bunların haklarını niye tanımıyorsun, bak Türkiye’de biz neler yapıyoruz demiştir. Oradaki Kürt kardeşlerimizin de Türkiye’deki Kürt kardeşlerimize akrabalığını da ve ilişkilerini de her zaman anlatmıştır. Dolayısıyla biz herkesi, orada Suriye halkına karşı bir şeyimiz yok bizim, kim olursa olsun.

SUNUCU- Şimdi bu Astana süreci demişken Anayasa Komitesinin Ekim sonunda toplanması bekleniyor. Bu operasyonun yine yönlendirmeli çevreler ifade edeler ki –görmüşsünüzdür siz de- bu sürece de zarar vereceği iddiası var.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu sürece zarar vermez, çünkü bu sürecin içinde YPG yoktur. YPG’nin dahil olması konusunda muhalefete telkinlerde bulunulmuştur ve buna en güzel cevabı da bir önce Müzakere Yüksek Heyeti Başkanlığını yapan Riyad Hicab vermiştir, benim önümde de verdi belgeleriyle John Kerry ve diğerleriyle; bu teröristleri ve Salih Müslim’i biz Kandil’den çağırdık ve Esad benim önümde Türkiye’ye yönelik terör faaliyetlerini başlatması talimatı verdi, her türlü desteği vermiştir, dolayısıyla bunlar PKK ile aynıdır ve biz muhalefet olarak bu terör örgütleriyle aynı grupta, aynı masada olmak istemiyoruz, rejimle oluruz, ama bunlarla olmayız. Şu anda da aynı şeyi söylüyorlar. Eğer ikisinden birisini seçeceksek rejimi seçeriz, bu terör örgütünü seçmeyiz diyecek kadar yani sağlam, kararlı duruyorlar. Çünkü bu terör örgütünün ne olduğunu ve şimdi sahada da neler yaptığını bunlar da görüyor. Sonuçta Anayasa Komisyonunun içinde YPG yok, sivil toplum var, rejim var ve muhalefet var, meşru muhalefet, herkes tarafından tanınmış ve inşallah biz de elimizden gelen desteği vereceğiz. Buradaki mücadele terörle.

SUNUCU- Şimdi Esad’ın değil, ama Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığının; Türkiye operasyonuna karşı her türlü meşru yolla karşı konulacak açıklaması var. Siz hem bu açıklamanın ardından bir de SDG’nin o tarafa doğru bir ilerleme, bir sanki flörtleşme durumu var YPG’nin, PYD’nin. Terör örgütü Esad rejimiyle yan yana gelir bu saatten sonra?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Gelemez diyemem, olabilir, Afrin’de denediler olmadı, İdlib’de denediler olmadı. Çünkü bu terör örgütünün amacı belli, resmen toprakların bir kısmını bana ver diyor rejime. Dolayısıyla ben olsam da rejimin yerinde böyle bir talebi kabul etmem. Yani talepleri o kadar ağır ki birlikte olma karşılığında, rejim de bunu kabul etmiyor. Rejim de biliyor bunların ayrılıkçı olduğunu, dolayısıyla ne yaptığını. Ama yer yer petrol alışverişi oluyor. Yani esasen bu YPG-PKK herkesi kullandı, Amerika’yı da kullandı, bazen bizim Astana’daki ortaklarımızla da diyaloğa girdi, rejimi kullandı, diğer terör örgütleriyle angajmana girdi. Esasen bir terör örgütüdür, mücadele de ediyoruz, temizleyeceğiz. Ama bakıyoruz gerçekten yani birçok şeyi aynı anda idare etme becerisi de var bunlarda. Zaten bir ilke, bir prensip olmadığı için rahatlıkla bunu yapıyorlar. Ama tamamen Amerika’nın bir ara kontrolüne girdikten sonra diğerlerinden de buna benzer cevapları da sert bir şekilde aldıklarını da biliyoruz.

SUNUCU- Bugün İl Başkanları Toplantısında Cumhurbaşkanı, Arap Birliği toplanacak, çünkü Mısır’ın çağrısıyla üstelik, hem Mısır’a, hem Suudi Arabistan’a sert çıktı. Hem onlar var, hem de “Kürt bölgelerindeki Türk işgalini şiddetle kınıyor, etnik temizlik konusunda uyarıyoruz” ifadesini kullanan bir Netanyahu var. Nasıl buldunuz bu açıklamayı, yani çok komik değil mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Başka ne beklersiniz? Netanyahu da çok iyi biliyor ki, burada Kobani ve birkaç kasabanın dışında, birkaç yerleşim yerinin dışında Kürtler çoğunlukta değil. Burada büyük şehirlerin, burada da görüyorsunuz Rasulayn dahil, Tel Abyad dahil, bu şehirlerin nüfusunun yüzde 90’ı Arap ve diğerleri. Ortalama söylüyorum, bazı yerlerde yüzde 95. Aynı şekilde Menbiç’te. Bir tek işte Ayn El Arap dediğimiz ya da Kobani denen yerde Kürtlerin çoğunluğu var. Dolayısıyla burada YPG kontrol ediyor diye bu bölgenin nüfusunun çoğunluğu Kürtler demek yanlış olur. Şimdi bize diyorlar ya, demografiyi değiştirmeyin. Esas burada demografiyi değiştirmeye çalışan YPG’dir ve burada Araplar ve diğerlerinin, Hristiyan azınlıklar dahil feryadı da bu yüzdendir. Burada insanların evine dönmek istemeyenlerin de esasen gerekçesi budur, YPG çünkü bunlar dönerse buralara bizi huzursuz eder diyor, onların da hamisi olan ülkeler buraya işte Avrupa Birliği içinde ağırlığı olan özellikle Fransa’dan bahsediyor, onlar da diyor ki buraya onlar dönmesin destek vermeyiz diyor. Hepsi bunların birbirine esasen bağlantılı ve hepsini de buradan YPG ile angajmanından kaynaklanan şeyler. O yüzden Netanyahu’nun da bu açıklaması bizi şaşırtmadı işin doğrusu.

SUNUCU- Mısır şaşırttı mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Mısır da şaşırtmadı. Diğer taraftan, Irak’taki referandumu destekleyen, Kürt bölgesindeki referandumu destekleyen de Netanyahu. Netanyahu hangi yüzle bunu söylüyor? İşte Cumhurbaşkanımız BM Genel Kurulu Toplantısında haritalarla gösterdi, sen bir Filistin Devletini işgal etmişsin, en son yine seçimi kazanabilmek için, bir faydası da olmadı da, seçimi kazanabilmek için aynı şekilde Batı Ürdün dediğimiz o bölge dahil, özür dilerim, Ürdün Vadisi dahil geri kalan yerleri de işgal edeceğini ve bu işgal yerlerini de resmiyete kavuşturacağını söyleyen kim? Netanyahu. Bu Netanyahu Türkiye’ye kalkıp ders veremez. Ama gerekçesi belli, çünkü Filistin konusunda, Kudüs konusunda en büyük dirayeti gösteren Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye’dir; tüm dünya bunu kabul ediyor, işte yaptıklarımız ortada.

Şimdi Arap Ligi, niye çıkardın bu rejimi Arap Ligi’nden, üyeliğini niye askıya aldın? Madem bu kadar Suriye’ye önem veriyorsun da, bugüne kadar 1 milyon insan ölürken neredeydin neredeydin? Bu terör örgütleri burayı işgal ederken neredeydin? Gelip de, Amerika’nın telkiniyle buraya gelip de teröristlerle görüşen Arap ülkeleri var, temsilcileri var. Yemen’i yıkanlar-yakanlar, ondan sonra binlerce, on binlerce insanı öldürenler, on binlerce insanı açlığa mahkûm edenler, salgın hastalıklarda kıvranarak Yemenli insanlar öldü, bunu yapanlar şimdi kalkıyor, bizim burada harekatımızı kınıyor. Eğer bizim terörle mücadelemiz kınanacaksa, masum insanları öldüren Suudi Arabistan’ın yaptığına ne diyeceğiz?

SUNUCU- Peki, burada bir değişik durum, acayip bir durum görmüyor musunuz? Şöyle, yanılıyorsam düzeltin: Pakistan, Katar, Azerbaycan değil mi, bunun dışında bir destek açıklaması gelmemesini neye bağlıyorsunuz, herkes mi karşı bu operasyona?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu tarihi bir şey, tarihten bu yana her zaman biz kardeş Azerbaycan’ın, can Azerbaycan’ın yanında olduk, bir millet, iki devletiz. Aynı şekilde tarihten bu yana bizim zor günlerimizde Pakistanlı kardeşlerimiz koşmuştur her şeyiyle, Pakistan’ın zor günlerinde de Türkiye olarak ve Türk milleti olarak her zaman biz onların yanında olmuşuzdur. Katar da keza öyle ve her zaman Katar’ın yanında biz olduk, bizim yanımızda Katar oldu.

SUNUCU- Bu kadar mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Diğerleri, dengeli açıklamalar yapanlar, susanlar var, öyle yapanlar-böyle yapanlar var, ama o ülkelerin halklarından gelen mesajlara esas bakmak lazım, gelen dualara bakmak lazım. Arap ülkelerinden, Körfez ülkelerinden, aynı şekilde diğer coğrafyalardan gelen desteklere bakalım. Bakıyoruz Kanada’dan bile, bakıyoruz Kanadalı, yani Türk kökenli falan değil ya da Müslüman ülkelerden gelmiş birisi değil, oralardan da destek geliyor. Yani gerçeği görenler, teröre karşı olanlar, samimi olanlar bu mücadeleye destek veriyor. Diğerleri de, söylediğim gibi, anlıyoruz endişenizi, meşru, ama ama…

SUNUCU- Peki Sayın Bakan, yola çıkacaksınız, çünkü NATO Genel Sekreteriyle görüşeceksiniz, dolayısıyla son iki soruya giriyorum.

İç politikada da operasyon konusu, evet herkes destek verdiğini ifade etti, ama Kemal Kılıçdaroğlu hem 7 tane soru yöneltti, hem dış politikanın kötü yönetildiğini CHP söyledi. Bu 7 soru içinde de; “Ortağın, haddini aşarsan ekonomini mahvederim diyecek kadar cüretkâr ve küstah. Ne için söz verdin, haddini aşmayacağın nokta nedir? Operasyonun sınırları hakkında bir anlaşma mı yaptın? Büyük Ortadoğu Projesini Eşbaşkanlığını hala sürdürüyor musun” diye Cumhurbaşkanına soru yöneltti. Siz bu sorulara yanıt vermek ister misiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Biz cevabımızı zaten sahada verdik. Kılıçdaroğlu da desteklediğini söyledi. Ne kadar samimi, ne kadar samimi değil onu da milletimiz görüyor, bir şey demeyeceğim ben. Cumhurbaşkanımız da Başkomutan olarak, ülkenin Cumhurbaşkanı olarak, cumhurun başı olarak harekat başlamadan önce HDP hariç –çünkü HDP demek PKK demek- diğer partilerin liderlerine bildirimde bulundu, bilgi verdi, biz dedi böyle bir harekata geçiyoruz, başlıyoruz dedi. Dolayısıyla şimdi Trump’ın söylediklerinden korkacak olsaydık biz bu harekatı başlatmazdık, korkmadığımızı da gösteriyoruz, cevabımızı sahada veriyoruz, uygulamada veriyoruz.

Dış politikayla ilgili CHP’lilerin büyük bir bölümü de aynı şeyi söylüyor, anketlerde de görüyoruz. Şu anda yani yaşadığımız süreç Cumhuriyet tarihinin en karmaşık, en zorlu sürecidir. Ve biz hiçbir olayı kontrolümüzün dışına çıkarmıyoruz Cumhurbaşkanımızın liderliğinde. Ve Türkiye’nin izlediği dış politika tüm dünya tarafından gerçekten takdir edilirken, saygıyla karşılanırken ve milletimiz tarafından, ben şahsıma söylemiyorum, bugün ben varım, yarın başka bir arkadaş olur. Elbette ki kişisel ilişkiler de önemlidir diplomaside, Cumhurbaşkanımızın dostlukları, arkadaşlıkları, kurduğu ilişkiler, zor zamanlarda diğer ülkelere ya da muhataplarımıza verdiğimiz destekler, bunların hepsi çok önemli, yani diplomaside de önemli. Ama bugün dünya bir geçiş sürecinden geçiyor, çok önemli bir geçiş sürecindeyiz ve çok karmaşık, çok ciddi sınamalar var, tehditler var. Fırsat gibi gördüğümüz, işte bu dijital teknoloji dediğimiz fırsat gibi gördüğümüz alanlarda bile bir bakıyorsunuz hibrit savaşlarından tutun aynı şekilde dijital tehditler de var, yani bunları yönetmek kolay bir şey değil. Bugün dünyadaki çatışmaların yüzde 60’ı bizim etrafımızda ve hiçbirisi de bizim tarafımızdan başlatılmayan çatışmalardan bahsediyoruz. Bugün dünyada dondurulmuş ihtilaf diye saysanız kaç tane var diye, aşağı yukarı yüzde 70’i bizim etrafımızda. Karabağ’dan tutun da Gürcistan’dan Kırım’a kadar, Kıbrıs’a kadar böyle zorlu bir coğrafyada, böylesine zorlu bir dünyada Türkiye küresel sistem içinde, etkin bir küresel sistem ve de aynı şekilde kendi uyguladığı dış politikayla, girişimci ve insani dış politikada sahada ve masada güçlü olan bir Türkiye’dir. Yurtta sulh, cihanda sulh içinde üzerine düşeni yapan bir ülkedir. Tabii Kılıçdaroğlu muhalefet, muhalefetin lideri, beğenmeyebilir. Yani iyi şeyler oldu dediğini hiç duymadım ben, yani harekata destek veriyor… 15 Temmuz’un hemen arkasından da aynı şeyleri açıkladı, ama bir hafta sürdü, bir hafta sonra tekrar tersine döndüğünü görüyoruz. O yüzden Kılıçdaroğlu’nun söylediklerini halkımız görüyor, halkımıza havale ediyoruz, başka diyecek de bir şey yok.

SUNUCU- Şimdi üç dakikamız var, dolayısıyla çok kısa, yani siz yola çıkacaksınız diye, yoksa ben sizi tutarım ama.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Sorular karmaşık, 7 tane sual dediniz, ben sadece birkaç tanesini cevapladım.

SUNUCU- Çok kısa. Trump’ın Kasım ayındaki görüşme takviminde bir iptal olmaz değil mi? Yani herkes acaba iptal mi olacak, Amerika çok karışık filan diyor ama…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, Trump davet etti, 6’sı için davet etmişti, 6’sı bizim programımıza uymadı, 13 olur mu dedik, onlar da hayhay dediler. Daha sonra telefonda da mutlaka bekliyorum dedi. Yine attığı tweet’lerden bir tanesinde de Cumhurbaşkanımızı ağırlamaktan mutluluk duyacağını söyledi. Dolayısıyla biz de bu daveti kabul ettik. Şu ana kadar tersine bir bilgi de gelmedi.

Önemli olan şudur: En zor zamanlarda bile diplomasiyi ve diyaloğu devam ettirmektir. Biz Türkiye olarak bu olgunluğa sahibiz, böyle hareket ediyoruz. Bugün bizimle görüşmek isteyen herkesle görüştük, yani küçük ülke, büyük ülke demedik. Arayan kim olursa görüşüyoruz, izahatımızı yapıyoruz, sitemimiz varsa onu da yapıyoruz, açık konuşuyoruz, net konuşuyoruz.

SUNUCU- Ölçülü operasyon isteyen NATO Genel Sekreterine yarın sabah ne mesaj vereceksiniz diyerek bitireceğim sorarak size.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Biz NATO’ya da bildirimde bulunduk. Neticede böyle bir dönemde dayanışma da istedik. Son derece makul bir açıklama yaptı Stoltenberg kendisine yakışan bir şekilde, kuruma yakışan bir şekilde açıklama yaptı. Tabii ki operasyonun ölçülü olması bizim de hassasiyetimiz, bunu Cumhurbaşkanımız da söyledi, biz de sürekli açıklamalarımızda söylüyoruz. Çünkü terör örgütüne yönelik, siviller zarar görmesin, kadın ve çocuk konusunda herkesten hassasız, göçler olmasın, aynı şekilde insani dramlar yaşanmasın, YPG-PKK bunları canlı kalkan olarak da kullanmasın. Ve harekatı bir an önce tamamlayalım, istikrara kavuşalım; ölçüsü de budur, limiti de budur. NATO Genel Sekreteriyle, esas geliş amacı bu değil, daha önceden planlanmıştı, ama tabii bu gündemde olduğu için bunu da konuşacağız. Ama Türkiye bugün NATO’ya en çok katkı sağlayan ülke, karşılığını müttefiklerinden alamasa da NATO’nun önemli bir…

SUNUCU- Sınırlarını koruyorsunuz sonuç itibariyle.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Sınırlarını da koruyoruz. Sonuçta yarın bunu… Aynı zamanda Türkiye’nin güvenliğiyle ilgili NATO’nun aldığı kararı YPG yüzünden veto eden bazı ülkeler var Fransa ve Amerika bunlardan iki tanesi, 8 tane ülke var, bu da müttefikliğe yakışan bir şey değil. Bizim müttefiklerimizden bu anlamda çektiğimiz sadece bu sınır operasyonu başlattığımız zaman yaptıkları yorum değil, yani NATO içinde de maalesef bu angajmandan dolayı böyle engellemeler de oldu. Yarın bu konularda neler yapabiliriz, gelecekle ilgili neler yaparız, her zaman samimi bir ortamda Türkiye’nin katkıları dahil yarın görüşeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımız da öğleden sonra, Cumadan sonra kendisini kabul edecek, programına aldığını söyledi arkadaşlar, Özel Kalem. Neticede yarınki toplantı verimli geçecek pozitif bir atmosferde, onu söylemek isterim.

SUNUCU- Peki, çok çok teşekkürler Gece Görüşü’ne katıldığınız için, CNN Türk’ün sorularını yanıtladığınız için ve tabii kolay gelsin Sayın Bakan.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok teşekkürler.

SUNUCU- Sevgili izleyiciler, Gece Görüşü’nün bu bölümünün sonuna geldik, saat 21:00’de yeniden ekranlarda olacağız, görüşmek üzere.