#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basın Toplantısı, 6 Ocak 2017, New York

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- … kapsamlı bir şekilde değerlendirme fırsatı bulduk. Ne yapıyoruz, Rusya’yla ne amaçlıyoruz, 45 binden fazla insanı Halep’ten nasıl kurtardık, daha sonraki anlaşmaları nasıl hazırladık ve Astana’da ne düşünüyoruz, Birleşmiş Milletler’e ne rol düşüyor? Birleşmiş Milletler parametreleri, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 nolu kararı, aynı şeklide 2336 nolu kararı, yine Cenevre Bildirgesi, tüm bunlar siyasi sürecin temelini oluşturuyor.

Sayın Genel Sekreter bir kere daha bize, özellikle Türkiye’ye bu süreçteki oynadığımız rol için teşekkürlerini iletti ve bundan sonraki süreçte Birleşmiş Milletler’le birlikte bu süreci yürütme konusunda kendilerinin de iradesini ortaya koydu.

Malum Kıbrıs konusunda yoğun bir süreç yaşıyoruz, kritik bir aşamaya geldik, 9-11 tarihlerinde Cenevre’de taraflar biraraya gelecek ve 12 Ocak’ta da 5’li konferans başlayacak. Tam bu kritik aşamadan önce Genel Sekreter'le Kıbrıs çözümü konusunda Türkiye olarak ne düşünüyoruz, Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkü’nün hassasiyetleri nedir ve bugüne kadar nasıl geldik, bunları da değerlendirme fırsatı bulduk, bu düşüncelerimizi aktarma fırsatı bulduk, Genel Sekreterin düşüncelerini aldık ve Cenevre’de buluşmak üzere teyitleştik.

Daha sonra Kıbrıs Özel Temsilcisi Espen Eide’yle bir araya geldik. Esasen kendisi bu görüşme için Ankara’ya gelecekti, çünkü 2 gün önce Atina’daydı, Atina’dan sonra Ankara’ya gelecekti, ama benim New York ziyaretim vesilesiyle kendisi de New York’a gelerek bu görüşmeyi gerçekleştirdik. Yine kendisiyle Kıbrıs sürecini enine boyuna değerlendirme fırsatı bulduk.

Bu sabah çalışma kahvaltısında Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kotzias’la bir araya geldik, özellikle güvenlik, garanti konusunda düşüncelerimizi paylaştık. Kendisiyle gayri resmi formatta daha önce bu konuları değerlendirme fırsatı bulmuştuk, ama artık sona doğru gelirken bu konudaki düşüncelerimizi net bir şekilde paylaşmakta fayda var. Yunan Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı geçen hafta Ankara’daydı, yine Çipras’ın Dış Politika Danışmanı Ankara’daydı, bizim ilgili arkadaşlarımız onlarla da Türkiye’nin düşüncelerini paylaştılar.

Biz çözüm konusunda her zaman herkesten bir adım ileride olduk, ama ne pahasına olursa olsun çözüm anlayışı içinde ne biz olduk, ne de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti oldu. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs Türk halkı için özellikle garanti ve güvenlik meselelerinin ne kadar hassas olduğunu geçen hafta bir kere daha gördük. Dışişleri Bakanından sonra CTP Genel Başkanı Tayfun Bey Ankara’daydı, aynı şekilde Özdil Nami Ankara’daydı ve son olarak Sayın Akıncı yine Ankara’daydı, hem Sayın Başbakanımızla, hem de Sayın Cumhurbaşkanımızla görüşme gerçekleştirdi. Onlardan da bir kere daha duyduk ki, güvenlik ve garanti konusu Kıbrıs Türk halkı için hassas. Biz hiçbir zaman bu konularda bencil davranmadık, kazan-kazan formülüyle, parametreleri belli zaten, 11 Şubat 2014 tarihindeki ortak açıklamada bu çözümün çerçevesi belirlenmiştir, yine Birleşmiş Milletler’in de şemsiyesi altında devam eden bu süreçte de çözümün kriterleri bellidir. Sürekli söylediğimiz gibi, adil, kalıcı, iki kesimliliğe dayanan bir çözümü biz bugüne kadar destekledik. Umarım Kıbrıs Rum tarafı ve Yunanistan da aynı anlayış içinde olur ve 12 Ocak’ta başlayacak 5’li konferanstan bir sonuç elde ederiz.

Şunu da hep söyleyegeldik: Artık bu son fırsat penceresidir, bu anlamda yürütülen son müzakerelerdir, buBirleşmiş Milletler'de sürekli gündeme getirildi, o nedenle bu fırsatın kaçırılmamasını istiyoruz ve inşallah buradan bir sonuç elde ederiz, kalıcı, adil bir çözüm olur.

Tüm muhataplarımızla bu konuları da değerlendirme fırsatı bulduk. Dolayısıyla bu görüşmelerden sonra ziyaretimizi tamamlayıp ülkemize döneceğiz.

Biraz sonra dostum Sergey Lavrov’la telefon görüşmesi yapacağım ve kendisiyle Suriye’deki süreci, arazideki durumu ve Astana sürecini de değerlendirme fırsatı bulacağız. Kendisinden bir talep geldi, ama tam basın toplantımıza saati denk geldiği için bir yarım saat erteledik, bu toplantıdan sonra yolda kendisiyle de görüşmüş olacağım.

Teşekkür ediyorum, sorularınız varsa cevaplamak isterim.

SORU- Sayın Bakanım, şimdi Birleşmiş Milletler’in Suriye müzakerelerine katılımı konusunda siz Astana sürecinin başlayacağını öngörüyorsunuz. Bu konuda öngörünüz nedir, bu konuda engeller var mı? Birleşmiş Milletler bu sürece nasıl dahil olacak?

Bir de, Kıbrıs konusunda bir takvim belirleyebildiniz mi ya da bir öngörünüz var mı bu konuda?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Astana’daki görüşmeler biraz önce söylediğim çerçevede olacak. Burada Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ve Cenevre Bildirgesi, yani Birleşmiş Milletler süreci Astana’daki müzakerelerin temelini oluşturacak. Birleşmiş Milletler Özel Temsilcisi De Mistura orada olacak bu konuda zaten Rusya’yla da teyitleştik dolayısıyla, Birleşmiş Milletler burada olacak. Burada elde edilen sonuçlar esasen Cenevre sürecinin tekrar başlaması için de bir vesile olacak. De Mistura’nın da 8 Şubat’ta Cenevre’deki müzakereleri başlatma arzusu var biz bunu da destekliyoruz. Birleşmiş Milletler parametreleri çerçevesinde Astana’daki müzakerelerin bir sonuç elde etmesini arzu ediyoruz bu konuda biz samimiyiz, muhalefet samimi.

Peki, Astana’da bu sürecin başarılı olabilmesi için endişeniz var mı? Elbette temkinliyiz, endişemiz yok gerçekçi yaklaşıyoruz. Muhalefet var, rejim tarafı var. Her iki tarafın da gerçek anlamda müzakere etmek için masaya gelmesi lazım. Sadece resim vermek için, görüntü vermek için değil. Yani siyasi süreç konusunda Suriye’nin siyasi geleceği konusunda hazırlıklı gelmeleri gerekiyor ki doğrudan bu düşüncelerini, vizyonlarını hem birbirleriyle hem de tüm dünyayla paylaşmalarında fayda var. Ama Astana sürecinin başlayabilmesi ve başarılı olabilmesi için de varılan mutabakata herkesin uyması gerekiyor, yani ateşkes sürecinin devam etmesi gerekiyor. İnsani yardımların kesintisiz bir şekilde ve hiç ayrım yapılmadan tüm kesimlere ulaştırılması gerekiyor. O nedenle ateşkesin devamı için çaba sarfediyoruz, bazı ihlaller var, bu ihlallerin artmasını değil, azalmasını, hatta tamamen bitmesini arzu ediyoruz. Ufak tefek taciz atışları beklediğimiz şeyler, ama sistematik ihlaller olduğu zaman o zaman süreci etkileyebilir. Sürecin etkilenmemesi için muhataplarımızla başta dostum Sergey Lavrov olmak üzere Rus muhataplarımızla ve diğer muhataplarımızla da görüşmelerimizi sürdüreceğiz.

SORU- Kıbrıs konusu…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Kıbrıs konusunda bir takvim belirlendi. Aşağı yukarı bir 18 aydır taraflar Ada’da müzakerelerini sürdürdüler. Montpelerin’de iki tur görüşmeler oldu, bir kesilme oldu, sonra tekrar bir mutabakata vardılar, beşli konferansın tarihi belli oldu ve Cenevre’deki kendi aralarındaki görüşmelerin de takvimi belli oldu, ama Cenevre’ye kadar da Ada’da görüşmeye devam ettiler. Özelikle ilk dört fasılda da henüz açık olan konular var. O konuların bir an evvel tamamlanması lazım ki 5’li konferansa hazır gelsinler. Bizim arzumuz, belirlenen bu takvim içinde sonuca ulaşmak, bir çözüme ulaşmak. Taraflar bu iradeyi ortaya koyarsa iki taraf ve üç garantör ülke 5’li konferansta sonuç elde edebiliriz.

Buyurun lütfen.

SORU- Teşekkürler. Siz de demin konuşmanızda belirttiniz Kıbrıs Türk halkı garanti verdi Türkiye’nin garantisi konusunda son derece hassas. Bugün Yunanlı mevkidaşınızla görüştünüz efendim eğer garantiler olmazsa bir çözüm olabilir mi? Bu konuda Kıbrıs Türk halkı sizden bir her zaman destek görüyor şu anda da bekliyorlar efendim. Bu konuda eğer bir garantiler olmadan bir çözüm olabilir mi, eğer olmazsa ne olacak, yani artık hazır olduğunu söylediniz nedir bundan sonraki süreç?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Biz bu süreçte de hiçbir zaman tek taraflı düşünmedik. Her zaman her iki tarafın da güvenlik endişeleri dikkate alınmalıdır dedik. Elbette Türkiye’nin sorumluluğu, esas sorumluluğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin ve Kıbrıs Türk Halkının garanti ve güvenlik konusunda veya mevcut tehdit ya da oluşabilecek tehditler konusunda endişelerini gidermektir, o güvenceyi vermektir. Görüştüğümüz tüm siyasi parti liderleri Başbakan Özgürgün de Ankara’daydı geçen hafta biraz önce onu söylemeyi unuttum. Hepsi Türkiye’nin garantörlüğünün Kıbrıs Türk halkı için vazgeçilmez olduğunu söylüyor. Bu mesele sadece hani garantör olarak Türkiye’nin meselesi değil, aynı zamanda daha da önemlisi KKTC’nin ve Kıbrıs Türk halkının meselesidir. CTP Genel Başkanı Tayfun Bey de aynı şeyi söyledi, diğerleri de Başbakan ve tüm iktidar, muhalefetteki tüm arkadaşlarımız bunu söylüyor dolayısıyla, bu hassas bir konu, yani bu güvencenin sağlanması gerekiyor. 1960’dan 74’e kadar Kıbrıs Türk halkının yaşadıklarını kısa sürede unutmasını beklemek gerçekçi değil. Ama bunun da ötesinde bugün Kıbrıs etrafında gelişen olaylara baktığımız zaman Doğu Akdeniz’deki gelişmelere baktığımız zaman Kıbrıs için riskler var, tehditler var. Bugün herkes Suriye’de, Orta Doğu sorunu henüz çözülmüş değil. Terör örgütleri var DEAŞ var, El-Nusra var, başka terör örgütleri var, ciddi bir göç ve mülteci dalgası riski var, çünkü henüz daha her şey bitmiş değil. Doğu Akdeniz’de herkes bulunuyor şu anda birçok ülke var savaş gemileriyle orada. Kıbrıs etrafında doğalgaz ve petrol rezervleri var dolayısıyla, herkes gözünü oraya dikmiş durumda. Böylesine bir ortamda tabii ki bugünün şartlarında farklı tehditler de var, farklı boyutta tehditler veya oluşabilecek tehditler var. Tüm bunlar karşısında Kıbrıs Türk halkı kendisini güvencede hissetmek istiyor, bunu da herkesin anlaması gerekiyor. Aksi takdirde bir anlaşma olsa bile referandum da destek bulmaz. Ama biz her zaman diyoruz ki, Rum tarafının da acaba derdi ne, ne düşünüyor, bunu nasıl dikkate alabiliriz, bu güvenlik ve garanti konusundan vazgeçmek anlamına gelmez. Onlar da aynı şekilde referanduma gidecekler, taviz vermek anlamına gelmez anlamaya çalışıyoruz. Neden endişe, niye Türk askerinin varlığını tehdit görüyorlar? Şimdi siz geleceğe yönelik eğer kafanızda hasmane tutumlar yoksa, orada Türk askerinin olmasından da rahatsız olmamanız gerekiyor. Tüm dünyada birçok sorun varken özellikle o coğrafyada birçok sorun varken Kıbrıs barış içinde bugüne kadar huzur içinde yaşıyorsa esasen Ada’daki Türk askeri sayesinde, yani Türkiye’nin mevcudiyeti sayesinde olmuştur, bunun da unutulmaması gerekiyor. Bunların hepsini işte biz hazırlıklı bir şekilde inşallah Cenevre’ye gideceğiz. Rum tarafı ve Yunanistan’da aynı samimiyet ve hazırlık içinde gelirse sonuç elde ederiz.

Teşekkür ediyorum.

SORU- Efendim, Rusya’nın savaş uçak gemisini çekmesini bölgeden söyleniyor … asker çekmeye başlamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi tabii bu Rusya’nın kendi tercihi. Rusya şu anda Suriye’deki rejimin daveti üzerine oraya gittiğini söylüyor, iki tane de Suriye’de üssü var. Biz tabii Doğu Akdeniz’in bir barış denizi olmasını istiyoruz. Hiçbir şekilde tırmanma olsun istemiyoruz ya da farklı güçlerin rekabet ettiği bir bölge olmasını da istemiyoruz. O bölgenin istikrarı, güvenliği önemlidir. Rusya sürekli şunu söylüyor: Yani burada yani Suriye’de kalmak isterler, istemezler o başka bir şey, ama sürekli burada çok sayıda asker bulundurmak istemediklerini de dostane toplantılarda söylüyorlar, bu gemiyle ilgili karar da tamamen kendilerinin kararı. Bundan sonra hangi adımlar atacaklar tabii onu Ruslara sormak lazım.

SORU- Müsaadenizle ben Suriye konusuna dönmek istiyorum. Suriye’de ateşkes ihlallerine … ülke içindeki farklı gruplar tarafından yapıldığını söylemiştiniz, yaptırım uygulanması gerektiğine dikkate çektiniz ve bu ateşkes ihlallerini Rus yetkililerle görüştüğünüzü de belirtmiştiniz. Rus tarafı ateşkes ihlalleri ve yaptırımlar konusuna nasıl bakıyor?...

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, dün ihlallere baktığımız zaman havadan ve karadan yani havadan bombardıman var ve karadan da atışlar var, hepsi de rejim ve rejimi destekleyen gruplar tarafından gerçekleştirilmiş, zaten muhalefetin hava gücü yok biliyorsunuz. Muhalefet tarafından bir ihlal var mı diye baktım, sıfır. Bize gelen tüm bu ihlalleri, raporları anında Rusya’yla paylaşıyoruz, çünkü iki tane merkez kuruldu; izleme merkezi Ankara’da ve Moskova’da ve bu iki merkez arasında diyalog var, bilgi paylaşımı anlık oluyor. Biz Rusya’yla paylaştık, çünkü ateşkesin garantörleriyiz. Elbette biz muhalefetin garantörüyüz, muhalefet ihlal etmediğine göre ya da geçmiş günlerde çok sınırlı karşılık verdiğine göre muhalefet sözünde duruyor. Peki, ihlallere karşı yaptırım olacak mı? Yaptırımın olması konusunda bir mutabakat var, ama nasıl yaptırım olacak, kim uygulayacak, bunun detayları üzerinde çalışılacak. Henüz ortaya çıkmış bir mutabakat, bir belge ya da bir anlaşma yok. Ama esasen bu ateşkesin kalıcı olabilmesi için ve siyasi sürecin devam edebilmesi için ihlallerin olmaması gerekiyor, ihlal edenlere karşı da yaptırımların uygulanması gerekiyor, olması gerekiyor.
Buyurun.

SORU- … (Mikrofonsuz Konuşma)

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi siyasi çözüm mü istiyorsunuz, askeri çözüm mü istiyorsunuz? Buna karar vermeniz gerekiyor. Esasen 10 gün önce varılan mutabakatta rejim de siyasi çözüm istediğini söyledi ve bir belgeye imza attı, mutabakata imza attı, Rusya’da bunun garantörü oldu. Hem siyasi çözüm isteyip Astana süreciyle ilgili ve ateşkesle ilgili iki belgeyi imzalayacaksınız, hem de ondan sonra İdlib’i ele geçirmeye çalışacağız bu olmaz, o zaman tüm süreç çöker, o zaman tekrar kaos başlar. Yine varılan mutabakata göre her iki tarafında imzaladığı mutabakata göre hiçbir taraf diğerine karşı kazanım elde etmeye çalışmayacak, yani toprak elde etmeye çalışmayacak. Herkes şu anda bulunduğu yerde kalacak. O nedenle İdlib veya başka bir yerde yine savaşı sürdürmek Suriye’yi kaosa götürür. Herkes o yüzden imzaladığı mutabakata sadık kalsın, sözünde dursun ki en iyi çözüm siyasi çözümdür bu yolda hep beraber ilerleyelim.

Evet, son soruyu alalım.

SORU- Efendim, Astana süreci başladığında Amerika Birleşik Devletlerinin yeni bir görevi mi olacak? Trump’un Dışişleri Bakanı adayıyla herhangi bir temas söz konusu mu bu süreçte bile? Amerika Birleşik Devletleri Astana sürecine dahil olmak isterse Kıbrıs ne olur? Bir diğer konuysa, Trump yönetiminin Suriye politikasına ilişkin atmayı planladığı adımlar nispeten Obama yönetimine göre daha olumlu, nasıl bir beklenti içerisindesiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok teşekkür ediyorum.

Henüz bir görüşmemiz olmadı, çünkü şu anda görevi başında olan bir yönetim var ve o yönetiminin de Dışişleri Bakanı var. Dışişleri Bakanıyla sürekli John Kerry’le görüşüyoruz. Yeni yönetim, yeni Dışişleri Bakanı göreve başladıktan sonra elbette kendisiyle de yakın işbirliği içinde olacağımızdan da şüphemiz yok. Mevcut yönetim devam ederken yeni seçilmiş, ama görevi devralmamış yönetimle görüşmeler yapmak siyasi nezakete de uymaz. Zaten Trump ve ekibi de bu konuda hassas, biz de aynı şekilde bu hassasiyeti sürdürüyoruz. Kişisel temaslar olabilir, Sayın Cumhurbaşkanımızla Trump telefonda görüştüler, Cumhurbaşkanı Trump’u tebrik etti. Ama yeni 20’sinden sonra bu temasımız olacak. Biz daha şimdiden Rusya’yla Astana’ya ABD’nin katılması konusunu konuştuk ve bu fikri destekliyoruz. Yani Rusya’nın yanında ABD’nin de mutlaka…