#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu'nun Basın Toplantısı, 25 Temmuz 2015, Ankara

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hazır mıyız arkadaşlar?

Çok değerli basın mensupları, öncelikle sizleri ve ekran başında bizleri izleyen yüce milletimizi, vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Son günlerde ülkemizi hedef alan terör saldırıları maalesef yüreklerimizi yakan kayıplara yol açtı. Bu vesileyle Suruç’ta, Diyarbakır’da, Ceylanpınar’da ve son olarak Kilis’te kaybettiğimiz vatandaşlarımıza ve şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.

Esasen 5. yılına giren Suriye kaynaklı risk ve tehditlerin bölgenin istikrarına ve ülkemize ne denli bir tehdit oluşturduğunu başından beri söylüyoruz, söyleyegeldik. Suriye’deki çatışma ortamının doğurduğu tehditler, DEAŞ terör örgütünün ortaya çıkışıyla çok boyutlu bir hal almıştır. Biz her zaman terörün her türlüsünü lanetledik; terörün dini, dili, ırkı olmaz dedik. Terörle mücadelenin ancak ortak ve kapsamlı bir stratejiyle mümkün olabileceğini söyledik. Çünkü biz terörle 40 yıldır mücadele eden, teröre çok kayıp veren ve terörün acısını herkesten daha iyi hisseden bir ülkeyiz. Terörle nasıl etkin şekilde mücadele edilebileceği konusunda da tecrübe sahibi bir ülkeyiz. Son olarak 20 Temmuz’da Suruç’ta yaşanan saldırıyla terörün acı yüzüyle bir kez daha karşılaştık.

Değerli arkadaşlar, Türkiye her zaman DEAŞ’ı ülkemizin ulusal güvenliğine bir tehdit olarak görmüştür. Ancak buna rağmen ısrarlı ve kasıtlı olarak Türkiye bu konuda son derece çirkin ve mesnetsiz bir algı operasyonuna maruz kalmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımızı ve çocuklarını dahi DEAŞ terör örgütüyle ilişkilendirecek kadar haddini aşan bu algı operasyonunun ulusal olsun, uluslararası olsun tüm taraflarını burada bir kez daha kınıyorum.

Biz DEAŞ’ı bir terör örgütü olarak ilan eden ilk ülkelerden bir tanesiyiz. Henüz birçokları bu örgütün varlığından haberdar değilken biz 10 Ekim 2013’te terör örgütleri listesine aldık ve bu örgütü hem Türkiye, hem de küresel barış açısından ortak bir tehdit olarak gördük. Bu örgüte yönelik yurt içinde yaptığımız operasyonlarda bine yakın kişiyi örgütle bağlantısı olduğu gerekçesiyle gözaltına aldık, çok sayıda mühimmat ve malzemeyi de ele geçirdik. Uluslararası planda DEAŞ’la ve bu örgüte katılan ya da katılmaya çalışan yabancı terörist savaşçılarla mücadeleye etkin katkıda bulunuyoruz. Bu kapsamda 16 binden fazla yabancının ülkemize girişini yasakladık. 1600’den fazla yabancı terörist savaşçıyı yakaladık ve ülkelerine geri gönderdik. Aynı şekilde 1300’ten fazla yabancının da sınır kapılarımızda yaptığımız kontroller çerçevesinde ülkemize girişini engelledik. Türkiye, 60’tan fazla ülkenin yer aldığı DEAŞ’la mücadele küresel koalisyonun aktif bir üyesidir. 10 aydır devam eden uluslararası koalisyon harekâtlarına milli imkân ve yeteneklerimizle katkıda bulunuyoruz. Ülkemiz koalisyon bünyesinde teşkil eden 5 çalışma grubundan birisi olan yabancı terörist savaşçılar çalışma grubunun eş başkanlığını Hollanda’yla birlikte yürütmektedir. Bu çerçevede Hollanda Dışişleri Bakanıyla da iki gün önce bir telefon görüşmesi yaptım.

Ancak 20 Temmuz sonrasında ortaya çıkan gelişmeler DEAŞ’ın sınırımızdaki varlığının ve faaliyetlerinin ulusal güvenliğimize doğrudan oluşturduğu tehdidin giderek büyüdüğünü bir kez daha ortaya koydu. Bu tehdide karşı alınabilecek önlemler konusunda devletimiz, tüm birimleriyle eşgüdüm halinde çalışmalarını yürütüyor, gereken adımları tereddütsüz şekilde atmaya devam ediyor.

Son olarak bildiğiniz gibi Başbakanımız başkanlığında bir güvenlik toplantısı yaptık ve bu toplantının ardından da son dönemdeki gelişmeler bağlamında daha farklı adımları atmaya başladık. Gerek büyüyen bu tehditlere gerekli karşılığın verilmesi, gerek terörle mücadeleye ilişkin bilinen tutumumuz çerçevesinde ABD ile yürütmekte olduğumuz DEAŞ’la mücadeleye ilişkin işbirliğimiz de artık üzerinde mutabakata varılan somut bir çerçeveye dönüştü. En son Sayın Cumhurbaşkanımızın ABD Başkanı Obama’yla telefon görüşmesinde de ele alınan bu mutabakatla ilgili hem Sayın Cumhurbaşkanımız, hem Sayın Başbakanımız gerekenleri kamuoyumuzla paylaşmıştır. Dün akşam saatlerinde bu konuda Bakanlığımızın da bir açıklaması oldu.

Değerli basın mensupları, bu vesileyle bir hususu da vurgulamak isterim, krizin başından itibaren şunu söyledik: Suriye’de gelinen noktanın baş sorumlusu Esad ve onun eli kanlı çevresidir. Rejim başından beri DEAŞ’la işbirliği yapmış, bu örgütün topraklarında palazlanması için uygun ortam ve imkânları sağlamıştır. Gelinen noktada bu tehdit çok farklı bir boyut kazanmış ve başından itibaren dile getirdiği kaygılarında Türkiye maalesef haklı çıkmıştır. Ortak tehditlerle mücadele, ancak ortak çaba ve eylemlerle mümkün olabilir. Ortaya çıkan tabloda Amerika Birleşik Devletleri’yle işbirliğimizi önemsiyor ve bunun DEAŞ tehdidiyle mücadelede etkin sonuçlar doğuracağına inanıyoruz.

Kimsenin endişesi olmasın, milletimiz müsterih olsun. Türkiye, kendisine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek kudret ve kararlılığa sahiptir. Terör örgütü DEAŞ da Türkiye için bir tehdittir ve bu tehditle mücadelede gereken yöntem ve mekanizmalar tereddütsüz bir şekilde harekete geçirilmiştir. Türkiye, aklıselimle, metanetle, olgunlukla meselelerin üzerine gidecek ve bu mücadelesinde tarihinden ve milletinden aldığı güçle başarıya ulaşacaktır.

Çok teşekkür ediyorum, şimdi varsa sorularınızı cevaplamaya çalışayım.

SORU- Efendim, dün akşam yapılan açıklamayla Türkiye’nin üslerini Amerika ve koalisyon güçlerine açtığı açıklandı. Hangi üslerin hangi çerçevede kullanılması söz konusu olacak?
 
Ayrıca, bu hava unsurlarına açıldığı söylendi, ama bu hava operasyonlarını yürütmek için herhangi bir yabancı personelin bu üslerde konuşlandırılması söz konusu mu acaba?
 
Bir de, Türkiye’nin uzun süredir bu müzakerelerde Suriye içinde güvenli bir bölge kurulması talebi söz konusuydu, bu üslerin açılması karşısında Amerika ve koalisyon güçlerinden Türkiye bu talebine karşılık buldu mu acaba?

Teşekkür ederim.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Değerli arkadaşlar, Amerika’yla yaptığımız anlaşma çerçevesinde Türkiye’deki birlikte tespit edeceğimiz bazı alanlar gerek insanlı, gerekse insansız hava araçlarına açık olacaktır ve Türkiye de DEAŞ’la mücadeleye etkin bir şekilde farklı bir boyut kazandıracaktır. Ve hangi alanların kullanılacağı, hangi alanların Türkiye ve ABD’nin uygun göreceği bölge ülkelerinin ve müttefiklerin katılacağı alanlar olacağı konusunda çalışmalarımız devam edecektir. Tabii ki daha önce de olduğu şekilde, yine eğit-donat programında olduğu gibi tüm kararları birlikte veriyoruz. Bazı ülkelerin talepleri olabilir, ama Türkiye’nin bu konuda Amerika ile birlikte ortak karar alacağını burada söyleyebilirim. Yani Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye’nin dışında hangi ülkelerin bu üsleri kullanacağı ve konuşlanacağı konusunda kararı birlikte vereceğiz. Bazı bölge ülkeleri ve koalisyonun içindeki bazı müttefik ülkeler olabilir. Örneğin eğit-donat konusunda İngiltere’nin bir talebi olmuştu ve İngiltere’nin bu talebini ABD ile birlikte olumlu karşılamıştık ve hukuki süreç başladı. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte bu konudaki gerekli açıklamaları da zaten sizlere yapacağız.

Şimdi DEAŞ’la etkin bir mücadele amacıyla bu çerçeve anlaşması yapıldı, bu mutabakat anlaşması yapıldı, ya da mutabakata varıldı. Dolayısıyla amacımız, DEAŞ tehdidini ortadan kaldırmaktır. DEAŞ tehdidini Suriye içinde ve hatta Irak’ta DEAŞ tehdidini ortadan kaldırdıktan sonra da zaten kendiliğinden güvenli bölgeler de oluşacaktır. Biz başından beri Suriye’de ve Irak’ta istikrarın gelebilmesi için, ikisini çünkü bir resim olarak görüyoruz, bir bütün olarak görüyoruz, Suriye’de bir güvenli bölgenin oluşturulması ve uçuşa yasak bölgenin oluşturulmasını savunageldik. Suriye’deki sorunun çözümünün siyasi olduğunu her zaman vurguladık, Esad’sız bir siyasi çözüm. Ama işin insani boyutunu da hiçbir zaman ihmal etmedim. Yani bu oluşturulacak güvenli bölgelere özellikle Türkiye’deki ve komşu bölgelerdeki mülteciler ve Suriye içinde, Irak içinde yerinden edilmiş insanların yerleştirilmesi gerektiğini de söyleyegeldik. Dolayısıyla bu operasyonlar sonucunda DEAŞ’la etkili mücadele sonunda DEAŞ’tan temizlenen bölgeler güvenli bölge olacak ve umarım insanlar da evlerine-yurtlarına dönme imkanı bulacaktır.

SORU- Devam sorusu olarak, IŞİD’den temizlenen bölgeler kendiliğinden güvenli bölge olacak dediniz, ancak bu fiili durum içerisinde mi gerçekleşecek, yoksa ABD ile yapılan mutabakatta böyle bir ifade, madde, hüküm yer alıyor mu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Gerek yerinden edinilmiş insanların, gerekse yurt dışında yaşayan Türkiye dahil mültecilerin kendi topraklarına dönmesi ortak arzumuzdur.

SORU- Efendim, Sibel Türk, Haber Türk Televizyonu.

İncirlik Üssü resmen kullanılmaya başlandı mı ve diğer üslerle ilgili koalisyon güçleri de değerlendirilecek dediniz, ne zaman kullanıma açılacak?
 
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- İncirlik Üssü şu ana kadar kullanıma bu anlamda açılmadı. Hem DEAŞ’a karşı, hem de PKK’ya karşı operasyonlarımız tamamen kendi imkanlarımızla, kendi güçlerimizle yapılmıştır, yani milli operasyon olmuştur. Dolayısıyla şu ana kadar İncirlik Üssü bu anlamda ABD ve diğer koalisyon güçlerine açılmamıştır. Bu ileriki aşamada gerçekleşecektir. Bildiğiniz gibi bir Bakanlar Kurulu kararımız vardır, bunun da yürürlüğe girmesi gerekiyor ve ondan sonraki gelişmeleri zaten sizlerle şeffaf bir şekilde paylaşacağımızı biraz önce söyledim.

SORU- Enes Engin, TRT Arapça’dan.

Sayın Bakan, bu yapılan operasyonlarda Türk hava sahası kullanılmıştır, bir sonraki operasyonlarda Suriye hava sahası kullanılacak mı, yoksa hep Türk sahası mı kullanılacak?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Türkiye kendisine karşı oluşan tehditleri yok etmek ve mücadele etmek için uluslararası hukuk çerçevesinde tüm haklarını kullanacaktır. Tehdit nerede oluşursa ve nasıl oluşursa Türkiye buna karşı, zaten şu anda hazırlıklarımız da bu yöndedir, her türlü tehdide karşı nereden gelirse gelsin, mücadele edecek yeteneğe kabiliyete de sahiptir, uluslararası hukuk çerçevesinde nereden kaynaklanıyorsa orada da mücadele yapmaya hazırız.

SORU- Efendim, yabancı personelle ilgili bir sorum olmuştu, yabancı personel konuşlandırılacak mı acaba?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabii ki üsler şimdi kullanıma açıldıktan sonra gerek ABD, gerekse biraz önce söylediğim bazı bölge ülkeleri olabilir, diğer koalisyon içindeki ülkelere açılacaksa bu üslerin kullanımı sırasında personel de olacak, personel olmadan sadece insansız hava araçları kullanılır. Dolayısıyla personel de tabii ki gelecek.

Teşekkür ediyorum.