#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun A Haber Kanalına Verdiği Özel Röportaj, 27 Ekim 2017, Gaziantep

SUNUCU- Gaziantep’teyiz ve konuğumuz Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu.

Efendim, hoşgeldiniz A Haber yayınına.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Teşekkür ediyorum.

SUNUCU- Gündem çok yoğun, önce Suriye’den başlamak istiyorum ve özellikle İdlib harekatı, daha doğrusu barış kalkanı harekatı, PKK’nın artık iyice o bölgede köşeye sıkıştığını söyleyebilir miyiz, yani üçlü bir kıskaca alındı mı sizce Türkiye, Rusya ve İran olarak?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Suriye’de istikrarın tekrar tesis edilmesi için ateşkesin bir kere önce sağlanması lazım ve siyasi çözüme doğru yürümemiz lazım. Siyasi çözüm için de taraflar arasında biraz güveni de tesis etmek lazım. Bizim son 1 senedir esasen yapmaya çalıştığımız bu. Bir taraftan arazide, sahada ateşkesi tesis etmek, diğer taraftan da siyasi çözüme geçebilmek. Astana süreciyle beraber, Astana sürecinden önce de yaptığımız girişimlerle beraber, önce Rusya’yla, sonra İran’ı da dahil ederek çaba sarf ederek bu noktaya geldik. Şimdi genelde, Suriye genelinde bir ateşkesin büyük oranda tesis edildiğini görüyoruz. Ara sıra ihlaller oluyor, hemen o zaman devreye giriyoruz ve ihlali kim yapıyorsa ve buna yönelik attığımız adımlarla da bu ihlalleri de sonlandırıyoruz. Ama Astana süreciyle zaten bu ihlalleri önlemek ve kimin yaptığını tespit etmek için bazı anlaşmalar yaptık. Bu anlaşmalar çerçevesinde şu anda İdlib’de bizim gözlemcilerimiz var, askerlerimiz var. Ama İdlib bölgesinin güvenliğini de tesis etmek lazım. Burada bazı terör grupları da var. Hemen İdlib’in kuzeyinde ise Afrin var. Afrin’de de YPG ve PKK teröristleri var. Bu teröristler hem Suriye’deki sivillere ve ılımlı muhalefete yönelik bir tehdittir, hem de bizim sınırımızın hemen öbür tarafında olan bu teröristler bizim için bir tehdittir. Ve bu teröristlerle de tabii ki mücadele ediyoruz, edeceğiz. Ama bizim esas burada yapmak istediğimiz, yani büyük resme baktığımız zaman terör örgütleriyle mücadele etmek, onları yok etmek. İki; ateşkesi sağlamak. Üç; siyasi çözüme gitmek ve sonuçta Suriye’nin sınır bütünlüğünü, toprak bütünlüğünü desteklemektir. Ve bu konuda şu anda en önemli aktör ülke Türkiye’dir. Elbette Rusya’yla, İran’la, diğer bölgesel örgütlerle de işbirliği yapıyoruz veya ülkelerle işbirliği yapıyoruz. Ama hemen sınırımızın öbür tarafında 7 yıldır devam eden bu gelişmelerde Türkiye’nin oynadığı rol ve attığı adımlar Türkiye’yi en önemli aktör haline getirmiştir.

SUNUCU- Efendim, Sayın Cumhurbaşkanının Afrin’le ilgili özellikle söylemleri var, bir gece ansızın gelebiliriz söylemi artık bir gece ansızın vurabiliriz’e döndü. Afrin’e yönelik bu operasyon ne zaman başlar sizce?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Her şeyden önce Suriye’nin kuzeyinde, bizim güneyimizde bir terör koridorunu bizim engellememiz lazım; bu bizim en büyük hedefimizdir ve en doğal hakkımızdır. Neden? Çünkü sınırın öbür tarafındaki terör örgütü Türkiye için tehdittir. Şimdi Irak’ta konuşlanan PKK, sınırın öbür tarafındaki YPG-PKK Türkiye’ye her zaman saldırmıştır. Sadece Türkiye’ye saldırmasını beklememeliyiz. Nerede olursa olsun o teröristleri, o tehdidi bizim yok etmemiz lazım. Afrin bölgesinde de terör örgütleri YPG ve PKK mevcuttur, teröristler mevcuttur ve bunları bizim vurmamız da en doğal hakkımızdır, uluslararası hukuktan kaynaklanan hakkımız da mevcuttur, angajman kurallarını da uygularız ve buradaki terör yuvalarını nasıl Kandil’de vuruyorsak, nasıl Türkiye içindeki dağlarda, inlerde vuruyorsak, buralarda da vururuz ve vuracağız.

SUNUCU- Irak’taki gelişmeler ne aşamada şu anda, gayrimeşru bir referandum yapıldı, Barzani iyice köşeye sıkıştı, ne aşamada şu anda? Bir taraftan Merkezi Yönetimle Türkiye Cumhuriyeti’nin ilişkileri var, diplomasi trafiği var.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bugüne kadar kendilerine zor günlerinde yardım eden ve her zaman iyi ilişkiler kuran Türkiye gibi ülkeleri dinlemezseniz, başkalarının aklıyla sizleri yönetmek ve kullanmak için akıl verenleri dinlerseniz işte başınıza bu gelir. Bugün Barzani bizlerin tavsiyesini dinlememenin bedelini ödüyor. Biz kendisine bugün başına gelecekleri senaryosuyla beraber anlattık. Bunların hepsi başınıza gelecek, bu referandumdan vazgeçin dedik. Ama o yanlış hesap yaptı, başkalarına güvendi. Masada güçlü olurum dedi referandum yaparsam, şimdi masaya bile oturamıyor. Kürtleri birleştiririm etrafımda ve konumumu sağlamlaştırırım dedi. Kürtleri böldü, bölük pürçük etti. Ve en çok zararı da zaten Irak’taki Kürt kardeşlerimize verdi. Aynı şekilde daha çok hak elde ederim diye yola çıktı, mevcut şu anda Anayasadan kaynaklanan haklar dahil ya da defakto bir şekilde bu Irak’ın kendi içinde bulunduğu durumdan faydalanarak kullandığı ve illegal olan haklar dahil hepsi de elden gitti. Şimdi kim zarar gördü? Irak’taki Kürt kardeşlerimiz zarar gördü. Ve şu anda bir geri adım atmak için bazı çabalar var ama, bu işin kesin çözümü, bu referandumun tamamen iptal edilmesidir, dondurulması değil. Dondurulması ne demek? Yarın, iki gün sonra bunu aktif hale getirebilirim ya da yürürlüğe koyabilirim demektir. O zaman daha fazla sorunlar olacak.

Bizim derdimiz oradaki Kürt kardeşlerimizi izole etmek ya da onlara zarar vermek değildir, ama onları zor duruma düşüren kişiler de bunun bedelini ödemelidir, attıkları yanlış adımın karşılığı mutlaka olmalıdır. Zaten Irak yönetimi şu anda gerekli adımları atıyor. Sınır kontrollerini ele geçirmek istiyorlar, ki onların zaten hakkıdır, bizim sınır anlaşmalarımızın da hepsi Merkezi Hükümetledir, IKBY ile değildir. Ve yukarıya bizim sınırımıza doğru da ilerliyorlar. Ve biz kendileriyle bu konuda işbirliği yapacağımızı da söyledik ve tüm anlaşmalarımızın Merkezi Hükümetle olduğunu da tekrar vurguladık. İbadi’nin ziyareti de önemli bir ziyaretti, gerek atacağımız adımlar, gerekse ilişkilerimizde biliyorsunuz geçmiş yıllarda bazı ufak tefek pürüzler oldu ya da gerginlikler oldu, soğukluklar oldu, özellikle Maliki döneminde olmuştu, ama İbadi’nin ziyaretiyle biz ilişkilerimize de güvene dayalı yeni bir sayfanın açıldığını görüyoruz. Zaten bizim Irak’a, Suriye’ye, yani Irak halkına, Suriye halkına bakışımız her zaman bellidir, biz Irak’ı ve Suriye’yi kardeş olarak görüyoruz, halkları da kardeş halklar olarak görüyoruz ve Irak’la ilişkilerimizi çok daha güçlendireceğiz.

SUNUCU- Avrupa’daki bazı havalimanlarında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına yönelik hoş olmayan davranışlar oluyor, köpekle aramalar vesaire. Bununla ilgili neler söylersiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi güvenlik tedbiri alabilirsiniz, cihazlar koyarsanız, tüm yolcular buradan geçer, ama insanları küçük düşürücü esasen uygulamalar o ülkeyi küçük düşürüyor. Yani insan hakları dersi vermeye çalışanların insanları küçük düşürücü muameleler içinde bulunması esasen onlara bu uygulamaların ne kadar yakıştığını da gösteriyor; bunlar çok çirkin şeyler. Biz bunun karşılığını veririz, ama biz Avrupa vatandaşlarının da, ister Avusturya’yla olsun, ister Alman olsun veya başka ülkeden olsun, bu tür muameleleri hak etmediğini görüyoruz. Dolayısıyla Türkiye’yi üzmek için böyle yaptıkları iş esasen onları gerçekten çok küçük düşürüyor ve imajını da sarsıyor ve insanlığa ne kadar önem verdiklerini ya da vermediklerini de açıkça gösteriyor. Yani bu tür uygulamalara tevessül etmemeleri gerekiyor, cihazlar var, yoklama yöntemleri var, bunu göstere göstere böyle köpeklerle insanları rencide ederek yapmaları çok bana göre aşağılık bir uygulamadır ve bu ucuz yöntemlerden vazgeçmeleri gerekiyor. Biz böyle yollara tevessül etmek istemeyiz esasen, yani onlar böyle uygulama yapmasa biz karşılığını da vermeyiz veya kendi başımıza yapmayız. Ama bize yapılan bir şeyin de karşılığını da vermek durumunda kalıyoruz. Dolayısıyla bu tür yollara tevessül etmemeleri gerekiyor.

SUNUCU- Son olarak şunu soracağım Sayın Bakanım: Kamuoyunda Büyükada davası olarak bilinen dava var ve tahliyeler de oldu. Bununla ilgi neler söylemek istersiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Burada yargı kararını vermiştir. Bir süreç oldu, soruşturmalar oldu, soruşturmalar tamamlandı ve burada bazı kişiler hakkında mahkeme kararını verdi, yani tutuksuz bir şekilde yargılanmasına hükmetti. Sabırlı olmak lazım, bu tür konular, yani farklı kişilerin de ya da çok sayıda insanın içinde olduğu bu tür soruşturmalar bazen zaman alabiliyor. Ama Türk yargısına herkes güvenmelidir, yani adalet er ya da geç mutlaka yerini bulur ve bazı kişiler hakkında mahkeme bu kararı verdi, bazı kişiler hakkında farklı kararlar verdi. Mutlaka bu soruşturmalar neticesinde ortaya çıkan deliller, belgeler çerçevesinde bu kararlar verilmiştir. Yani burada bazı ülkelerin, yok işte Türkiye’de şu var, Türkiye’de bu var ya da sanki biz talimat veriyoruz mahkeme öyle yapıyor gibi hava oluşturması da son derece çirkindir. Biz onlara söylediğimiz zaman bir şeyi, zaten bizde yargı var diyorlar, bizde de yargı var. Öyle baskı yaparak bize ya da şantaj yaparak ya da tehdit ederek yani mahkeme kararlarını da değiştiremezler. Bağımsız mahkemeler soruşturma neticesinde ortaya çıkan deliller çerçevesinde kararını verir. Bu konularla ilgili yasalarımız zaten mevcuttur, bu yasaları da biz 16 sene içinde reforme ettik, Avrupa ve dünyanın ortak değerleri çerçevesinde ve evrensel hukuk çerçevesinde reforme ettik. Dolayısıyla bu yasalar çerçevesinde mahkemelerimiz karar verir, onun-bunun ne demesiyle vermez.

SUNUCU- Çok teşekkürler.