#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun AA Editör Masasına Verdiği Mülakat, 22 Mart 2018

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Editör Masasından hayırlı sabahlar. Adalet ve Kalkınma Partisi Antalya Milletvekili, aynı zamanda Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu Editör Masası’nda misafirimiz.

Sayın Bakanım hemen hızlıca 18 Mart Çanakkale törenlerinde kürsüden Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından duyurulan 58. günün sonunda Afrin merkezin Türk Silahlı Kuvvetleri ve ÖSO tarafından tamamen ele geçirilmesi ve tüm köylere hakim olunmasıyla belli bir merhaleyi katettiği düşünülen Zeytin Dalı Harekatı üzerinden soracağım. Afrin’de bundan sonraki aşama ne olacak? Türk askeri bölgede ne kadar kalacak? Ve Türkiye’nin bu süreçte Afrinlilere desteği nasıl olacak efendim?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Teşekkür ediyorum. Tabii YPG’lilere yönelik operasyon genel anlamda tamamlandı, şimdi arama-tarama çalışması yapılıyor sızmalar var mı sadece Afrin şehir merkezinde değil ama diğer yerlerde de var mı, bu konularda da dikkatli olmak gerekiyor. Neticede bunlar terörist. Nasıl Türkiye’de ve başka yerlerde değişik yöntemlerle terör saldırısında bulunuyorsa, bu Afrin’de de olabilir, o nedenle tamamen arama-tarama ve temizlik çalışmalarının bitirilmesi gerekiyor.

Ama eş zamanlı olarak insani yardımlarımızı tüm Afrinli kardeşlerimize iletiyoruz. Daha önce kırsal bölgedeydi, şimdi şehir merkezinde. Yine sağlıkla ilgili doktorlarımız, hemşirelerimiz sağlık birimlerimiz orada, tedaviler, kontroller yapılıyor. Merkezler oluşmaya başladı. Diğer taraftan buradaki insanların yaşam standartlarımı yükseltmek için neler yapılacak, ne yapmamız lazım? Sadece geçici olarak kurulan çadırları kastetmiyoruz tabii. Şehirlerde neler yapılacak? AFAD’ımız, Kızılay’ımız ve ilgili kurumlarımız bu konuda yoğun çalışmalarını sürdürüyorlar, Afrin’deki siviller de bu çalışmalardan son derece memnun.

Diğer taraftan tabii buraların istikrara kavuşması gerekiyor. Biz her zaman ne diyoruz? Afrin, Afrinlilerindir. Dolayısıyla Afrin bölgesini Afrinlilerin yönetmesi gerekiyor ve güvenliğini de onların tesis etmesi gerekiyor, bununla ilgili de çalışmalarımız sürüyor.

Diğer taraftan, yine buraları terk etmek zorunda kalan insanların geri dönmesi lazım. YPG ayırt etmeksizin Arapları da, Türkmenleri de, Kürtleri de ve Hıristiyanları da sürgüne gönderdi, mallarını, mülklerini elinden aldı. Şimdi bu insanların geri dönmesini biz desteklememiz gerekiyor, yani gönüllü dönüş, kimseyi zorla bir yere döndürmüyoruz biz. Daha önce Fırat Kalkanı bölgesine de oradaki şartlar oluştuktan sonra geçen haftaya kadar 132 bin Türkiye’den Suriyeli kardeşimiz dönmüştü ve Suriye içinden 150 bin civarında Suriyeli bu bölgeye döndü. Esasen Afrin bölgesine de tabii gerek Türkiye’deki, gerekse Suriye’nin başka bölgelerine kaçmak zorunda kalan ya da başka ülkelere gitmek zorunda kalan Suriyeli kardeşlerimiz dönebilecekler ve onlara her türlü desteği vermemiz lazım.

Burada özelikle uluslararası kuruluşlara ve bazı ülkelere seslenmek istiyorum. Afrin’le ilgili gereksiz tezviratta bulunmak yerine, yani Türkiye’yi suçlamak ya da gereksiz açıklamalar ya da oradaki PKK, YPG’nin propagandasına inanmak yerine, şimdi bu insanların dönmesi için ne yapmamız lazım? Bu tezviratlar ile bir yere varamazsınız. Gördünüz, şehir ayakta, her yer ayakta, yağmalama yok, yıkılma yok. Yağmalamayla ilgili iddiaları da çok titizlikle hemen ele aldık, dikkatlice inceledik, bakıyoruz. Bombalama olmadı, ama burada insanların dönebilmesi için temel ihtiyaçları var, bu ihtiyaçları karşılama konusunda herkesin hassas olması lazım, uluslararası kuruluşların, sivil toplum örgütlerinin ve ülkelerin bizim kadar hassas olması lazım ki Suriyeliler güven içinde buralara dönsün. İşte tüm bunları bundan sonraki süreçte biz yoğun bir şekilde bu çalışmaları sürdüreceğiz.

Ve her zaman şunu söylüyoruz, tekrar söylüyorum: Afrin, Afrinlilerindir. Biz Suriye’nin sınır bütünlüğünü, toprak bütünlüğünü herkesten daha fazla destekledik ve bugün de aynı şeyi söylüyoruz, Suriye’nin sınır bütünlüğü, toprak bütünlüğü önemli. Suriye’nin istikrarı önemli, onlar için de önemli, bizim için de önemli.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Efendim, Zeytin Dalı Harekatı sonrası Afrin’e, biraz Fırat Kalkanı Harekatı sonrası El Bab’a baktığımız gibi, Cerablus baktığımız gibi bakabilir miyiz, yani aşağı yukarı bunları mı beklemeliyiz? Orada yapılan gibi bir yönetim mi, orada ki gibi bir yönlendirme mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Aynen. Bu Suriye’nin esasen tamamı için geçerli. Esasen ABD’yle bir anlayışa vardık, komisyonlar kurduk ve bir yol haritası üzerinde çalışıyor bu komisyonlar demiştik. Eğer bu yol haritası üzerinde yine nihai olarak bir mutabakata varırsak, Münbiç ve diğer bölgelerdeki uygulamalarımız da böyle olacak. Buralarda da, Münbiç yüzde 90 Arap şehriyse, o şehri yüzde 90 Arapların yönetmesi gerekiyor. Keza güvenliğiyle ilgili görev alacak kişiler ise yine yüzde 90 oranında Arap olması gerekiyor, yüzde 5 Kürt kardeşimiz varsa Kürt kardeşimiz de olacak. Başka bir yerde Türkmen ağırlıklıysa Türkmen ağırlıklı. Yani o şehrin nüfus oranına göre bir yapılanma olması gerekiyor ki kapsayıcı olsun, kucaklayıcı olsun, herkes işin içinde olsun ve herkes burada temsil edilsin, o zaman işte yerel sahiplenme olur, yerel sahiplenmenin olmadığı hiçbir yerde huzur ve istikrar olmaz.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Efendim, bu harekâtı TSK ve ÖSO unsurları, Özgür Suriye Ordusu unsurları birlikte yürüttüler, yönettiler ve Afrin merkeze girildikten sonra da biraz sosyal medyada, biraz uluslararası medyada biz bir yağma, talan, biraz evvel zikrettiğiniz hususlardan şikâyetler gördük. Daha sonra bunun ciddi alındığını açıkladınız siz, Cumhurbaşkanlığı da açıkladı, Silahlı Kuvvetler de bunun ciddiye alındığını açıkladı. Birleşmiş Milletler’in de, bunu henüz delillendiremedik, ama böyle şikayetler var gibi bir açıklaması oldu. Türkiye’nin vatandaşa nasıl yaklaştığına aşağı yukarı kestirebiliyoruz biz ama, idareciler olarak sizler nasıl yaklaşıyorsunuz bu hadiseye?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi biz millet olarak da, yine hükümet olarak da, devlet olarak da insanlık dışı olan her şeye karşıyız, yani kötü muameleye de karşıyız, yağmalamaya da karşıyız. Bunlar her şeyden önce hak ve hukuk meselesidir, yani bu insanların malını-mülkünü kimse yağmalayamaz. Ve buna benzer haberler çıkınca, şikâyetler geldiği duyulunca biz tabii ciddiye almak durumundayız, var mı, yok mu, bundan emin olmak durumundayız, ya hiç olmaz, olmaması gerekiyor deyip kestirip atmamız gerekiyor. Ve burada gerçekten güvenlik güçlerimiz, orada bulunan Mehmetçiğimiz, jandarma özel harekâtımız, polis özel harekâtımız, komandomuz hepsi birlikte ve tabii AFAD’ımız var, Kızılay’ımız var, tüm birimlerimizle bu işi ciddiye aldık. Ve bazı elimize gelen bilgileri de gördük, videoları, fotoğrafları da gördük, mesela başka yerlerden, Halep’ten gelip de burada hırsızlık yapanlar da yakalandı. Maalesef geçmişte deprem bölgelerinde bunu gördük biz, böyle şeyler olabiliyor, başka şeyler de. Ama bu konuda Özgür Suriye Ordusu da en az bizim kadar hassastır ve zaten yakın diyalog içinde arkadaşlarımız, bu tür kötü muameleye biz müsamaha edemeyiz.

Zaten YPG, PKK bugüne kadar oradaki insanların malını-mülkünü elinden aldı, yani yağmalamayı onlar yaptı, etnik temizliği onlar yaptı, insanları sürgüne gönderdi. Bizim derdimiz, o insanların geri dönmesini sağlamaktır ve biz devlet olarak da, güvenlik güçlerimiz veya Özgür Suriye Ordusu, hiç kimse PKK gibi, YPG gibi olamaz, kimse buna müsaade etmez, böyle bir anlayış bizim askerimizde zaten yok, bizim milletimizde böyle bir anlayış yok. Doğrudur, Suriye içinde değişik bölgelerde değişik grupların, arazide olanlardan öğreniyoruz, yani evlerdeki televizyon kablosunu bile aldıklarını, yollarda haraç kestiklerini görüyoruz.

Mesela bir şey söyleyeceğim size, Rusya Kafkasya Bölgesinden Müslüman olan polis gücü gönderdi rejimin şu anda kontrol ettiği bazı yerlere, Halep dâhil. Neden gönderdi biliyor musunuz? Oradaki halkın talebi üzerine gönderdi ve bu tür yağmalama ve kötü muameleden dolayı gönderdi. Ama bizim Fırat Kalkanı Operasyonu bölgemizde de, 2000 kilometre karedir, böyle bir şikayet gelmedi. Burada bu tür haberler ya da duyumlar olunca biz bunu ciddi aldık ve hassasiyetle bu işin üzerindeyiz ve bu tür şeylere ne Özgür Suriye Ordusu müsaade eder, ne de bizim askerimiz, polisimiz buna müsaade eder.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Teşekkür ederim.

Doğrusunu isterseniz, Özgür Suriye Ordusu tarafından yapılan bazı araştırmalar ve yakalanan bazı çetelere ilişkin görüntülü haberlerimiz de var, bugün elimizdeydi, bugün gireceğiz büyük bir ihtimal, onların da hassas olduğunu görebiliyoruz, ama Türk Silahlı Kuvvetlerinin zaten hassasiyeti noktasında herhangi bir endişe yok.

Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.

Metin Bey, Metin Mutanoğlu.

METİN MUTANOĞLU- Efendim, müsaadenizle ben de Münbiç konusunda sorumu sormak istiyorum.

Siz Sayın Amerika’nın eski Dışişleri Bakanı Tillerson’la Münbiç konusunda bir anlayış noktasında çalışma yürütmüştünüz. Münbiç’in yönetimi, Münbiç’in belki Amerikalılarla birlikte yönetimi, dünkü basın toplantınızda da Münbiç, aslında o hattın yönetimiyle ilgili bazı şeylerden bahsettiniz. Bu konuda şimdi yeni bir Amerikan yönetimi var, daha doğrusu yeni bir Dışişleri Bakanı var. Nasıl bir plan görüyorsunuz, Münbiç’le ilgili neler öngörüyorsunuz bundan sonrası için?

Bir de, müsteşar düzeyinde ilk toplantı ne zaman yapılacak Amerikalılarla?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Teşekkür ediyorum.

İlişkilerimiz belli bir noktaya gelince, yani kritik bir noktaya gelince Tillerson biliyorsunuz Ankara’ya geldi ve kendisiyle önce Cumhurbaşkanımızla beraber görüştük, üçlü baş başa görüştük. Şimdi bazı saçma sapan şeyler görüyoruz, yazılıyor, çiziliyor, efendim, Dışişleri Bakanı tercümanlık yapar mı? Pekala baş başa özel görüşmede eğer Cumhurbaşkanımız arzu ediyorsa yaparız, memnuniyetle de yaparız. Biz de görüşmelerimizde bazen dışişleri bakanlarıyla veya ilgili bakanlarımız baş başa görüşmeler olur, burada söylememiz gereken konular vardır hassas konular ve daha sonra heyetlerarası görüşmeler olur, burada konuştuklarımızın bir kısmı veya tamamı aktarılır ya da bazı hassas konular vardır, milletimiz bize güvenmiş ki yetki vermiş. Zaten Cumhurbaşkanımızla, Tillerson’la üçlü yaptığımız görüşmenin tüm detayları ertesi gün ortak açıklamaya da yansıdı, basın toplantısına da yansıdı, heyetlerarası görüşmeye de yansıdı, yani burada gizli saklı bir şey yok. Biz Türkiye için çalışıyoruz ve Türkiye’mizin geleceği çalışıyoruz, bekası için çalışıyoruz ve her konuda da dik duruyoruz ve Türkiye’nin hakkını sonuna kadar da savunuyoruz, her platformda hiç korkmadan savunuyoruz, önce Allah’a, sonra milletimize güveniyoruz.

Ve bu ziyarette ilişkileri tekrar rayına oturtmak için ABD’nin de adım atmak istediğini söyledi Tillerson ve neler yapmak istediklerini, bize verdikleri sözü nasıl tutacaklarını ve bugüne kadar sözlerini tutmadıklarını kabul ederek iletti, biz de beklentilerimizi söyledik. Ve ertesi gün o artık açıklama var, basın toplantısı var, üç çalışma grubu kurulması konusunda mutabık kaldık. Sonra arkadaşlarımız 8-9 Mart’ta Washington’a giderek ilk toplantıyı yaptılar ve burada da bir yol haritasını biz müzakere ettik. Hangi günde hangi adım atılacak, kaç günde hangi adım atılacak, bir yol haritası. Ve Münbiç’ten başlayacağız, Münbiç’te bu yol haritası başarılı bir şekilde uygulandıktan sonra bu sefer Fırat’ın doğusundaki şehirlere yine giderek aynı o modeli oralarda da uygulayacağız.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Münbiç’i bir model olarak konuşuyorsunuz herhalde?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Münbiç tabii bir model, önce Münbiç’ten başlayacağız, çünkü 2016’da bize söz veriyorlardı biliyorsunuz ve o söz tutulmadı, Münbiç’ten başlayarak. Şimdi tabii yol haritası konusunda arkadaşlarımız bir yakınlaşma sağladılar, ama nihai noktayı eğer gidebilseydik 19 Mart’ta, yani geçtiğimiz Pazartesi günü dışişleri bakanları olarak biz koyacaktık ve bu mutabakattan sonra da bu yol haritasının uygulama safhasına geçecektik, belli bir gün hazırlık, ondan sonra uygulama safhası.

Tabii görev değişikliği sebebiyle bu ziyaret gerçekleşmedi. Ama yeni Bakanın göreve gelme süresiyle ilgili değişik şeyler var, işte Nisan sonu, belki Mayıs başı gibi, tabii bu Amerika’nın kendi iç meselesi. Fakat bu arayı da soğutmamak gerekir, o nedenle şimdi Tillerson’ın yetkilerini devrettiği Sullivan’la Müsteşarımız Ümit Yalçın Bey görüşsün dedik ve şimdi bir tarih belirlemeye çalışıyorlar ki yeni Dışişleri Bakanı göreve gelinceye kadar çalışmayı o arkadaşlarımız o düzeyde sürdürecek. Ara soğumasın ve bir an önce biz bu uygulama safhasına da geçelim, olayın özeti bu.

METİN MUTANOĞLU- Sizin modelleme dediğimiz Münbiç modellemesi, kan dökülmeden buraların teslim alınması, YPG’nin çıkartılması ve bir Türk-Amerikan yönetimi şeklinde mi efendim?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi buradan YPG çıkacak, YPG’nin çıkmasına nezaret edilecek. Daha önce çıktı-çıkmadı, biliyorsunuz doğru bilgiler verilmedi, çıkmadığını da gördük. Ondan sonra buranın güvenliğini kim sağlayacak? Öncelikle tabii YPG gittikten sonra Türkiye ve ABD birlikte burada hareket edecekler ve güvenlik konusunda da tedbiri birlikte alacağız. Daha sonra ise ikinci aşamada, çünkü YPG hemen çıkması lazım, ikinci aşamada buraları kim yönetecek? Ve buraların güvenliğini kim tesis edecek, güvenliğini sağlama konusunda kimler görev alacak? Biraz önce söylediğim kriterler çerçevesinde bunların belirlenmesi ve göreve başlamasıyla birlikte…

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Ağırlıklı demografi belirleyecek bunları, öyle mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet evet, burada demografi tabii kriter olacak, oranlar bu şekilde belirlenecek. Yani işin çerçevesi bu, bunun tüm detaylarını işte bu yol haritasında net bir şekilde ortaya koyup ondan sonra uygulamaya geçmemiz lazım.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Yani muvafık olduğumuz anlayış dediğiniz şey bu mu, Amerikalılarla şuraya kadar tamam mıyız?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, aynen budur ve çerçeve budur, Münbiç’ten sonra da diğer bölgelere, Rakka dâhil yine Fırat’ın doğusundaki tüm bölgeler için de bu geçerli olacak. Amaç ne? Amaç, tüm bu bölgeyi istikrara kavuşturmak. Esasen bu yaptığımız çalışma en çok Suriye’nin yararına olacak, Suriye teröristlerden temizlenmiş olacak ve Suriye’nin sınır bütünlüğü, toprak bütünlüğü konusunda önemli destekleyici adımlar da atılmış olacak. Çünkü bu teröristlerin amacı Suriye’yi bölmektir, bunun da önüne de geçmiş olacağız inşallah.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Sayın Bakanım, Zeytin Dalı Harekâtında biz Kilis’ten ve Hatay’dan, basında buna böyle bir hilal benzetmesi de yapıldı ama Türk toprağıyla teröristlerin komşuluğunu kestiğinizi gördük, yani harekâtın hemen bunu kestiğini gördük. Fırat’ın doğusu için de böyle bir plan, böyle bir harekat yakın diyebilir miyiz efendim? Yani orada Ayn el-Arap ya da Kobani, işte Kamışlı, buralar için, Irak’a kadar gidileceği gibi ifadeler oldu Sayın Cumhurbaşkanımızın. Bu kısa vadede beklememiz gereken bir harekât mıdır, yoksa bir anlayıştan mı bahsediyoruz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Münbiç modeli buralarda başarılı bir şekilde uygulanırsa buna gerek kalmaz. Eğer Münbiç ya da diğer bölgelerde bu uygulanmazsa, o zaman sınırımızın diğer tarafında bir terör örgütü var, teröristler var, bize tehdit oluşturuyor, buradan sızmalar oluyor her ne kadar sınırda duvar inşa etsek de, tedbirlerimizi arttırsak da, değişik yöntemler oluyor, tünel kazıyorlar vesaire. Silahlarıyla yakalanan birçok YPG’li oldu, ama oradan saldırı da geliyor. Dolayısıyla eğer bu plan uygulanmazsa o zaman yapılması gereken tek şey var, teröristlerin burada yok edilmesi, etkisiz hale getirilmesi bu sadece Fırat’ın doğusu için geçerli değil, Irak’taki teröristler için de geçerli, neresi olursa olsun fark etmez.

Zaten Sincar Bölgesinde PKK var, bu DEAŞ’ın Irak’ın belli bir bölgesini işgal etmesini fırsat bularak geldiler buraya yerleştiler. Burada YPG, PKK, zaten aynı örgüt, karşılıklı geçişler var, silah desteği var, Irak da bundan çok rahatsız. Yani şu anda zaten Irak seçimlere gidiyor, Sincar Bölgesinde ve sınır boyunca güvenlik tedbirlerini artırdı ve buradaki PKK’nın mevcudiyetinden en çok onlar rahatsız. Aynı şekilde Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi de bunlardan çok rahatsız, çünkü bunlar terörist. Teröristler her şeyden önce kim sömürür? Yani temsil ettiğini söylediği insanları sömürür. Yani burada en çok zararı da Kuzey Irak’taki Kürtlere veriyorlar. Ha belli bir bölümü var Süleymaniye bölgesinde, bunlar işbirliği yaptılar PKK’yla, mesela Talabani’nin partisi, mesela bazı oradaki küçük partiler. Ama esas itibarıyla bugün PKK Kuzey Irak’taki Kürtler için de bir tehdittir, Türkiye’deki Kürtler için de bir tehdittir, Suriye’deki Kürtler için de ne kadar bir tehdit olduğunu görüyoruz, yaşıyoruz.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Sayın Bakanım, öte yandan yeni dönemin, yani Amerika’daki Trump yönetiminin herhalde ilk ismiydi Türkiye’yi ziyaret eden Mike Pompeo, CIA Başkanı sıfatıyla geldi Türkiye’ye, siz de görüşmüştünüz yanlı hatırlamıyorsam o geldiğinde, Sayın Başbakan da görüşmüştü, Sayın Cumhurbaşkanı da görüşmüş idi. Tillerson’la belli bir noktaya geldiğiniz bir Münbiç konusu var ama aynı zamanda Pompeo da çok yabancı bir isim değil, sizin görüşmelerinize atfen söylüyorum. Nasıl değerlendirir Pompeo’nun Dışişleri Bakanlığı döneminde Amerika-Türkiye ilişkilerini, biraz sorumluyuz?

Ve Tillerson’la son görüşmeniz nasıl geçti, diplomatik nezaket çerçevesinde bir vedalaşma mıydı, yoksa bazı meseleleri de görüştünüz mü?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Son görüşmemiz bir vedalaşmaydı, yani insani bir görüşmeydi. Elbette bugüne kadar zor süreçte yaptığımız çalışmalara da değindik. Özellikle biraz önce söylediğim bu anlayış, yani vardığımız anlayışın devam etmesi, çalışma gruplarının netice vermesi ve uyulamaya geçmemiz konusunda düşüncülerimizi, temennilerimizi bir kere daha dile getirdik. Tillerson’la zor günlerde çalıştık, ama diyalogumuzu hiçbir zaman kesmedik. Çoğu zaman belki hemfikir olmadık, tam tersi, ama sonuçta diplomasiyi sürdürerek belli konularda da en azından yakınlaşma sağladık, en son ziyaretinde olduğu gibi. Dolayısıyla kendisine de bu zor şartlardaki işbirliği için teşekkür ettim. Yani bazen dostumuz dediğim zaman vatandaşlar kızıyor haklı olarak çünkü YPG’ye, PKK’ya silah veriliyor, FETÖ’yü vermediler duruyor Pensilvanya’da. Bazen vatandaşlarımız haklı olarak kızıyor, ama Dışişleri Bakanları arasında da bu zor şartlarda çalışmanın verdiği bir şey de oluyor, yani dayanışma ortaya çıkıyor, kişisel dostluklar da oluşuyor. Dışişleri Bakanları da her şartta teması sürdürmesi gerekiyor, diyalogun olması gerekiyor. Şimdi Pompeo tabii ilk ziyaretini Türkiye’ye yaptı, Türkiye’nin önemini biliyor, ama bu ilişkiler yani Türkiye ABD ilişkileri tek başına Mevlüt Çavuşoğlu’na Dışişleri Bakanı olarak söylüyorum Mevlüt Çavuşoğlu’na da bağlı değil, ABD’nin Dışişleri Bakanına da bağlı değil bu bir devlet politikasıdır. Devlet politikası olarak bizim yaklaşımımız nettir. ABD tarafından da özellikle son zamanlardaki bu çalışmaların Trump’ın talimatıyla olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla, ABD yönetiminin Türkiye’ye yönelik politikaları radikal bir şekilde değişmediği sürece yeni gelecek Dışişleri Bakanı da aynı anlayış içinde olacaktır diye düşünüyoruz. ABD içinde şu anda farklı kurumların, farklı pozisyonları ve açıklamaları var bundan duyduğumuz rahatsızlığı da kendilerine ilettik. Bu farklı açıklamalar, farklı tutumlar sizin sadece bir iç politika meseleniz değil, bizi de doğrudan ilgilendiriyor veya etkiliyor, son zamanlarda bunu azalttıklarını da söylüyorlar. Ama burada Trump’ın da Türkiye’yle ilişkileri normalleştirme arzusunda olduğunu biliyoruz, ama sisteme biraz daha hakim olması gerekiyor, herkesin aynı çizgide olması gerekiyor devlet yönetiminde bu. Şimdi biz Cumhurbaşkanımızın çizgisinden farklı bir dış politika izleyebilir miyiz? Kendi düşüncelerimizi zaten Cumhurbaşkanımıza biz arz ediyoruz, Sayın Cumhurbaşkanımız da istişareye çok önem veren bir siyasi lider. Gerçekten herkesle istişare etmeyi Sayın Cumhurbaşkanımız çok önemli buluyor ve görüşlerimize de önem verir. Ama sonuçta bir karar çıktıktan sonra istişareden sonra o artık hepimizin kararıdır o kararın arkasında hepimiz dururuz ve bu şekilde biz çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sonuçta ABD yönetiminin burada tutumu önemli. Biz de yeni Dışişleri Bakanıyla göreve geldikten sonra aynı anlayışla çalışmak isteriz, çünkü ilişkilerimizi düzeltmek için sadece bir anlayışa varmak yetmez, somut adımlar atmak gerekiyor ki ilişkilerimizin bu noktaya gelmesinde Türkiye’yi hiç kimse sorumlu tutamaz. Neden bu noktaya geldik bunun sebepleri de gerekçeleri de gayet açıkça ortadadır. Zaten Cumhurbaşkanımızla Trump da sürekli telefon görüşmeleri yapıyorlar.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Onu soracaktım bugünlerde de görüştüler mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bugün de telefon görüşmesi gerçekleştirecekler prensip olarak öyle. Ve her platformda da zaten G-20 olsun, başka ortamlarda da zaten ikili görüşmeleri de yapıyorlar. Bu diyaloğun sürmesi önemli, ama bu diyalogdan da sonuç almamız daha da önemli.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Teşekkür ederim.

Mustafa Özkaya.

SORU- Efendim, az önce kısmen değindiniz Sincar’a ilişkin bir soru yöneltmek istiyorum. Malum Cumhurbaşkanımız bir gece ansızın gelebiliriz diyerek Sincar’a yönelik bir harekat sinyali de vermişti. Böyle bir harekatı yakın zamanda öngörebiliyor musunuz? Beklenen operasyonla ilgili Bağdat ve Erbil kısmen değindiniz az önceki konuşmanızda ama tutumu ne olacağını düşünüyorsunuz? Bir de ek soru olarak, Kuzey Irak’a yapılacak tüm uçuşlara yönelik Türkiye’nin almış olduğu uçuş yasağı kararı kaldırılabilir mi, ne zaman kaldırılır eğer kaldırılacaksa.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Ona bir ilave yapayım müsaadenizle Sayın Dışişleri Bakanım. Efendim, Erbil ve Bağdat’la Türkiye arasındaki hukuku en iyi noktasında diye niteleyebilir miyiz? Vatandaşta böyle bir şey var bu konuyu bilmiyorlar.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bağdat’la Türkiye arasında mı?

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Evet Bağdat’la Türkiye ve Erbil’le Türkiye arasında. Mesela Erbil’le Türkiye’ye referandumdan da iyi diyebilir miyiz? Bağdat’la Türkiye’de şu ana kadar en iyi.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabii referandumdan sonra Erbil hatasını anladı, Türkiye’nin kıymetini de anladı ve Türkiye’yle yakınlaşmak istiyor. Biz zaten hiçbir zaman Erbil’e oradaki Kürt kardeşlerimize karşı olmadık tam tersi onları destekledik. Bizim karşı olduğumuz oradaki yöneticilerin vahim hatalarıydı referandum başta olmak üzere. O referandumdan sonra bile orada Kuzey Irak’ta yaşayan Kürt kardeşlerimizin bu yönetimin hatalarından dolayı ceza çekmemesi için, cezalandırılmaması için de hassas davrandık. Ticaretimiz devam etti, diğer konular yine gümrük kapısı vesaire. Tabii burada esas bizim muhatabımız Bağdat, Bağdat yönetimi merkezi yönetim. Merkezi yönetim hava sahasıyla ilgili kararlar aldı bizden de talepte bulundu biz de gerekli kararları aldık. Şimdi merkezi yönetim bu konudaki kararını gözden geçirdi neden? Havaalanı kontrolü konusunda, diğer konularda bir mutabakat sağlandı. Şimdi Erbil’deki memurların buna Peşmerge de dâhil maaşının ödenmesi konusunda Bağdat Merkezi Hükümeti tarafından ödenmesi konusunda da bir anlayış ortaya çıktı tamamı olmasa bile. Dolayısıyla, ikisi arasındaki yakınlaşma bizim her ikisiyle olan ilişkilerimizi de etkiler. Özellikle Erbil’le olan ilişkilerimizi de etkiler. Bu konuda da talepler var bunları hep birlikte değerlendireceğiz ne zaman hangi adımlar atacağımızı göreceğiz.

Bağdat’la ilişkilerimiz eskiden de çok çok iyiydi, ama içinde bulunduğu şartlar vesaire daha sonra işte yaşanan süreçler belli, biraz gerginlikler de oldu, ama sonra attığımız adımlar ve referandum süresince yine merkezi yönetim şunu gördü: Türkiye Irak’ın ve Iraklıların dostu ve Irak’ın istikrarını istiyor, yine DEAŞ’la mücadele konusunda verdiğimiz destek ortada. Sınır bütünlüğünü, toprak bütünlüğünü destekliyor uyum içinde. O süreç adeta bir yeni sayfa açmamıza da vesile oldu. Şimdi onun üzerinde ilişkilerimizi yine güçlendirmek istiyoruz o temel üzerinde. Fakat bazı konular da var bunları da aşmamız gerekiyor enerjiyle ilgili, diğer konularla ilgili. O konuları da kendi aramızda görüşüyoruz ve ilişkileri çok daha iyi noktaya getireceğimize inanıyoruz. En son Kuveyt’teki konferansta da gördünüz en yüksek miktarı Türkiye açıkladı, yani Irak’ın yeniden inşası için 5 milyar dolarlık bir kredi açıkladık. Elbette bizim firmalarımızın üstleneceği projeler elbette bizim firmalarımızın yapacağı yatırımlar burada bizim için de kriter olacaktır. Dolayısıyla, buradan en çok Irak’ta karlı çıkacak, bizim firmalarımız da karlı çıkacak.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Türkiye Sincar’a yönelik bir harekâta girerse bunu merkezi yönetimle çok rahat bir biçimde çözebilir diye mi anlayalım?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Sayın Cumhurbaşkanımızın bir gece ansızın gelebiliriz sözü Afrin için de geçerliydi ve gerçekleşti. Sincar için de geçerli, Kandil için de geçerli. Yani YPG, PKK’nın olduğu her yer için geçerlidir. Bunun ne zaman, nasıl olacağı tabii askerlerimiz, güvenlik birimlerimiz, ilgili kurumlarımız istihbaratımız değerlendiriyorlar, çalışmaları yapıyorlar. Ama ne diyor askerimiz, Mehmetçiğimiz, komandomuz daima hazır diyor, daima hazır. Buna polis özel harekatımızı da dâhil edebiliriz ki Afrin biliyorsunuz operasyonuna onlar da katıldı, jandarmamız hepsi bizim yiğitlerimiz, kahramanlarımız Allah onlardan razı olsun.

SORU- Efendim uçuş yasağıyla ilgili bir öngörünüz var mı efendim … var mı kaldırılmasıyla ilgili?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bunu biz kendi aramızda bir değerlendireceğiz, buna yönelik talepler geldi istişare edeceğiz, ondan sonra ancak açıklama yapabiliriz.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Ama sıcak baktığınızı söyleyebiliriz, sıcak yaklaştığınızı.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Biz durup dururken zaten bu kararı almadık. Burada her zaman şunu söylüyoruz: Bağdat’ın bizden talepleri, ricası bizim için esas kriterdir dolayısıyla, burada Bağdat yönetiminin bizden taleplerini biz her zaman dikkate alırız.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI-Teşekkür ediyorum.

Müsaade ederseniz Brüksel’e döneceğim Sayın Bakanım. Yusuf Kaya karşımda, Yusuf Bey buyursunlar.

SORU- Sayın Bakanım, Türkiye Avrupa Birliği Zirvesi 26 Mart’ta Varna’da yapılacak zirveye ilişkin Türkiye’nin somut beklentileri nelerdir? AB’yle ilişkilerde gergin dönemin ardından yeni bir sayfa mı açılıyor?

Teşekkür ediyorum efendim.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Teşekkürler.

Geçen sene Sayın Cumhurbaşkanımızın Brüksel ziyaretinde AB’ye de bir AB kurumlarına da bir ziyarette bulunmuştu ve burada bir yol haritası konusunda mutabık kalmıştık. Bu yol haritası ne kadar uygulandı, ne uygulanmadı bunları tabii 26 Mart’taki zirvede Varna’da tekrar gözden geçireceğiz. Ve yine önümüzdeki sürece yönelik de neler yaparız, neler yapmamız gerekiyor. ne yapmamamız gerekiyor bunları da değerlendireceğiz. Avrupa Birliği’yle ilişkilerimizin sorunlu olduğu bir sır değil. Ve tüm konularda hani Avrupa Birliği’yle ilişkilerimizi düzelteceğiz dersek de bu fazla iyimser bir yaklaşım olur, ama ortak atabileceğimiz adımlar var. Her şeyden önce tamamen ayrıştığımız ve bir ilerleme kaydedemeyeceğimiz konularda her gün ısrar etmenin bir anlamı yok ben buna inanıyorum.

Diğer taraftan atılması gereken atılabilecek adımlar konusundaysa her iki tarafında kararlı olması gerekiyor. Buradaki sorun ne? Bizde bu kararlılık var, AB tarafında zikzaklar var, farklı görüşler var, farklı tutumlar var, sorunun temelinde de bu var. Yine AB ile vize serbestisi konusunda bir süreci yürütüyoruz. Biz kendilerine en son teklifimizi verdik, cevaplarını bekliyoruz. Bu zirvede bu konu gündeme gelebilir, vize konusu.

Diğer taraftan göç anlaşması, Avrupa Birliği sözünü ne kadar tuttu, ne kadar tutmadı rakamlarla ortada, ama Türkiye sözünü tamamen tuttu. Türkiye bir anlaşmayı imzalıyorsa yükümlülüğünü yerine getirir, dürüst bir ülke böyle yapar, dürüst siyasetçiler böyle davranır. Neticede Avrupa Birliği’nin de Suriyelilere vereceği yardım dahil her konuda sözünü tutması gerekiyor. Yok efendim bürokrasi, yok işte standartlar vesaire vesaire bahanelerin arkasına sığınmanın bir anlamı yok. Bu konu da elbette gündeme gelecek.

Diğer taraftan Gümrük Birliği Anlaşmasının güncellenmesi konusu da elbette gündemde olacaktır, bu iki tarafın da yararınadır. Avrupa Birliği bunu Türkiye’ye karşı bir koz olarak kullanmamalıdır. AB üyesi ülkelerin çoğu Türkiye’den daha fazla bu güncellemeyi istiyor, çünkü ekonomik olarak Türkiye’den daha fazla onlar faydalanacaktır. Her iki taraf için kazançlı olan bir süreçte de siyasi düşünceler ya da iç politika sebebiyle bu süreç engellenmemeli, bu konularda adım atabiliriz. Buna benzer diğer teknik çalışmalar var, Avrupa Birliği Bakanlığımızın takip ettiği konular var. Dışişleri Bakanlığı olarak vize serbestisi gibi bizim takip ettiğimiz konular var. Bu konularda önümüzdeki sürece yönelik bir yol haritası belirleyebiliriz. Ve bu konulardaki beklentilerimizi, düşüncelerimizi de zaten Avrupa Birliğine de bu zirvede Sayın Cumhurbaşkanımız bizzat iletecekler.

SORU- Efendim, dün Sayın Cumhurbaşkanımız Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier’le görüştü. Dün de Merkel’in bir açıklaması oldu Afrin’le ilgili. Genel olarak Türk-Almanya ilişkileri hangi zeminde ilerliyor?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi bazı açıklamalara takılıp kalmamak lazım. Biz esasen Avrupa Parlamentosunda 730-740 civarında orada milletvekili var, bir tanesinden bir açıklama oluyor, biz bunu tüm AB kurumlarının ortak görüşüymüş gibi çok büyütüyoruz. Bir tane milletvekilinin, ben milletvekilini küçümsediğimden değil, bir kişinin görüşünü bu kadar Türkiye’de ön plana çıkarmak veya önem vermek esasen doğru değildir. Veya ilişkiler iyi gider, bir açıklama olur, bunun sebebi nedir, ne değildir buna bakmak lazım. Almanya ile ilişkilerimiz mükemmel diyemeyiz, ama 6 ay öncesine göre daha pozitif bir atmosfer var, diyalog var. Sayın Cumhurbaşkanımız sık sık Merkel’le ve Steinmeier’le görüşüyor. Biz muhataplarımızla görüşüyoruz, diğer arkadaşlarımız görüşüyor ve ilişkilerin düzelmesi konusunda da bir anlayış var, bir mutabakat var. Ama bu açıklamalar doğru mu? Doğru değil bu tür açıklamalar. İşte basın soruyor veya birisi soruyor, orada PKK yanlısı gruplar baskı yapıyor cevap veriliyor.

Şimdi bu açıklama, Afrin’le ilgili açıklamayı isim verilmese, kim yaptı diye sorsalar bana ben YPG-PKK’nın kendisi yaptı derim.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Ağzı benzetiyorsunuz.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çünkü aynı üslup, aynı sözler. O yüzden Merkel ve Avrupalı liderlerin, siyasetçilerin bu konuda dikkatli olması gerekiyor ki tüm yaptığımız her şey ortada. Oradaki sol partinin, sol partinin içindeki birçok milletvekilinin, Yeşillerin içinde var, bazı diğer partilerin içinde de var Avrupa’da, PKK’yı ne kadar sevdiğini biliyoruz. Onlar PKK’yı terör listesinden çıkarmaya çalışıyor. En son Almanya’da PKK’nın neler yaptığını da gördük. Engellemeye başladıkları zaman ne kadar vahşi bir terör örgütü olduğunu Almanya da görmeye başladı. Dolayısıyla yöneticilerin radikal bir milletvekili gibi açıklama yapması doğru olmaz. Varsa öğrenmek istediği bir şey Cumhurbaşkanımıza her zaman ulaşabilir. Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım Bey kendisini Berlin’de ziyaret etti, görüşme de güzel geçti. Temelsiz açıklamaların bir faydası olmaz.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Sayın Bakanım, çok yoğun bir programınız var, bugün de birazdan Meclis’te eski Dışişleri mensubu, büyükelçi, aynı zamanda da parlamenter Sayın Deniz Bölükbaşı dün 69 yaşında vefat etmiş idi. Kendisinin cenaze törenine iştirak edeceksiniz. Bize zaman ayırdığınız için çok çok teşekkür ediyorum.

Deniz Bey’le alakalı söylemek istediğiniz bir şey varsa onları da alalım.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ben çok teşekkür ediyorum, Allah rahmet eylesin. Deniz Bölükbaşı hem milletvekili olarak Parlamentoda çalışma arkadaşımızdı, hem de Bakanlığımızda uzun süre görevler yaptı. En son Dünya Ticaret Örgütü nezdinde büyükelçimizdi ve çok önemli kritik konularda müzakere heyetlerinde yer aldı. Son derece yetenekli, vatansever bir arkadaşımızdı. Rahatsızlığı vardı epeyidir ve en son işte kötü haberi aldık. Eşini aradık, başsağlığı diledik. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Bütün bu dileklerinize katılıyoruz.

Adalet ve Kalkınma Partisi Antalya Milletvekili, aynı zamanda Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu Editör Masası’nda misafirimizdi.

Sayın Bakanımız, çok çok teşekkür ediyoruz.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ben çok teşekkür ediyorum.