#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun A Haber’e Verdiği Özel Röportaj, 14.04.2017, Antalya

SUNUCU- İyi günler efendim. Bugünkü konuğumuz Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu, kendisiyle gündemdeki önemli maddeleri konuşacağız. Hoş geldiniz efendim yayınımıza.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Teşekkür ediyorum. Siz de Antalya’ya hoş geldiniz.

SUNUCU- Teşekkür ederim. Efendim, Suriye konusuyla başlamak istiyorum. Suriye konusunda Amerika’dan yeni Başkan Trump’tan üst üste açıklamalar geliyor. Bunlardan bir tanesi, en yenisi; artık Suriye’deki vahşi iç savaşı bitirmenin zamanının geldiği yönünde. Beri taraftan sert açıklamalar var, Esad için o bir hayvan ifadesini kullanmıştı. Tüm bunları yan yana getirdiğimiz zaman, niyet ve uygulamalar ne kadar birbirini tutuyor Amerika açısından Suriye’de, özellikle Rakka ve Münbiç’teki durumu da göz önünde bulundurduğumuzda?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Suriye’deki bu vahşi savaşı durdurmak için esasen çok bile geç kaldık, çok geç kaldık bile daha doğrusu. Çünkü 6 yıldan fazla bir süredir 1 milyondan fazla insan öldü, bunun büyük bir bölümünü Esad rejimi kendisi öldürdü. Ateşkes için, siyasi çözüm için birçok çaba da sarf edildi. Cenevre süreci, diğer süreçler, Rusya’yla bizim birlikte attığımız adımlar. Ama maalesef halen ihlaller de devam ediyor. Bir an evvel bu ateşkesin tam olarak sağlanması gerekiyor ve siyasi çözümü de başarmamız lazım. Bu anlamda Amerika Birleşik Devletleri’nin yeni yönetiminin kararlılığını biz doğru buluyoruz. Ama hep birlikte bunu iyi planlamamız lazım ve siyasi çözümü nasıl başarırız, sonrasını nasıl planlarız ve Suriye’nin sınır bütünlüğünü, toprak bütünlüğünü nasıl tesis ederiz, bunu iyi planlayıp iyi uygulamak lazım. Başka ülkelerdeki hataları tekrarlamamak gerekir. Kendileri de söylüyor, Libya’daki hatayı örneğin tekrarlamamamız gerekiyor, biz de kendilerine hatırlatıyoruz. Üstelik bir de Irak’taki hatalar var. Bu hataları tekrar etmeden bu savaşı bitirmek lazım ve siyasi çözüme geçmek lazım.

SUNUCU- Şimdi beraber çalışmaktan bahsediyorsunuz, ancak görünen o ki bu iki süper güç, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya son derece farklı tutumlar içindeler. Aslında hem Rusya’nın, hem Amerika’nın bölgenin en önemli gücü Türkiye’yle farklı düşünceleri var. Mesela İdlib’deki kimyasal saldırı, Putin açıklama yapıyor ve kimyasal silahın Suriye rejimi tarafından kullanılmadığını söylüyor. Peki, bu şartlarda nasıl bir işbirliği, ne kadar etkin bir işbirliği?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Değişik konularda ülkeler arasında farklı görüşler olabilir, bizim de her iki ülkeyle müttefik olmamıza rağmen, Rusya’yla ateşkes konusunda, Astana konusunda çok önemli sonuçlar elde etmemize rağmen mesela Esad’ın kalması-gitmesi konusunda farklı düşünüyoruz, başından beri de bunu da biliyoruz, saklamıyoruz birbirimizden. Ama onu bir tarafta tutarak diğer konularda adım atıyoruz, öyle olması gerekiyor. Bir konuda farklı düşünüyoruz diye her şeyi tıkamanın da bir anlamı yok. Şimdi burada Amerika ile Rusya’nın bu konularda daha yakın temas içinde olması da faydalıdır. En son Tillerson Moskova’ya gitti ve bu anlamda önemli görüşmeler gerçekleştirdiler, Putin’le de görüştü. Umarım burada pozitif bir gündem için ve gerçekten Suriye’nin geleceğini düşünerek kendi ajandalarını ön plana çıkararak değil bir yol haritası konusunda en azından samimi görüş alışverişinde bulunmuşlardır. Tabii iki ülke arasındaki bir mesele bu, ama hepimizi ilgilendiriyor. Fakat burada bu mesele sadece Rusya’nın, Amerika’nın meselesi değil bu hepimizi ilgilendiren bir mesele. Sadece Türkiye’yi de ilgilendirmez, Irak’ı da ilgilendiriyor, Suudi Arabistan’ı da, Körfez bölgesini de, Avrupa’yı da ilgilendiriyor. Burada Fikirdaş Ülkeler var biliyorsunuz, Suriye konusunda. Tillerson Moskova’ya gitmeden önce İtalya’da biz G-7 Dışişleri Bakanları Toplantısı marjında biraraya geldik ve burada verilmesi gereken mesajları da istişare ettik. Dolayısıyla herkesin meselesi olduğu için, böyle büyük bir sorunu çözmek için tabii ki Amerika ve Rusya’nın rolü önemli, ama Türkiye de bugün Suriye konusunda en önemli aktör haline geldi. Biz bir çözüm için tüm bu ülkelerle diğer bazı konulardaki görüş ayrılıklarımızı bir kenarda tutarak ya da parantez içine koyarak sürdürmek isteriz. Bizim bu konudaki yapıcı yaklaşımımız, gerçekçi yaklaşımımız, objektif yaklaşımımız herkes tarafından da zaten biliniyor.

SUNUCU- Sınırımızdaki en büyük sıkıntılardan bir tanesi savaşın ötesinde, bir de savaşta kimyasal silahlar kullanılması, İdlib’deki saldırıdan bahsediyorum. Biraz evvel de söyledim, Putin bu saldırının Esad rejimi tarafından yapıldığına inanmıyor. Beri taraftan Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü de Bizim Sağlık Bakanlığının konuyla ilgili açıklaması üzerine, onlar bunlarla ilgileneceğine Türkiye’nin deniz suyu, gıdalarının temizliğiyle ilgilensinler yönünde bir açıklama yaptı, ne dersiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Türkiye’ye gelen kişiler üzerindeki kimyasal silah kullanılıp kullanılmadığını incelemek tabii ki Sağlık Bakanlığının da görevi, bizim hastanelerde tedavi görüyor. Bunun sonucunu açıklamak da doğru, burada bir yanlışlık yok. Fakat kimyasal silahın kullanıldığı açık, bunu kimse inkar etmiyor. Kimin, nasıl kullanıldığı konusunda da ön bilgiler de var. Bu konuda hiç kimsenin tereddüdü kalmaması için soruşturmanın, incelemenin yapılması gerekiyor.

SUNUCU- Birleşmiş Milletler soruşturması.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabii tabii. Bu anlamda biliyorsunuz Kimyasal Silahların Önlenmesi Örgütü var ve bunun başında da, bu örgüt biliyorsunuz Hollanda’da. Bunun başında da Üzümcü var, bizim eski Büyükelçilerimizden. Bakanlıktan şu anda orada görevi yaptığı için diyorum, ama Büyükelçimiz ve objektif bir görev yapıyor. Biz de Türkiye olarak bu kuruluşun Türkiye’ye gelmesini ve buradan da bu bölgeye geçmesini sağlıyoruz, her türlü desteği veriyoruz. İdlib bölgesinde, yani sahada sorunlarla karşılaşmaması için birçok gruplarla bizim ilgili kurumlarımızda görüşüyor ki bu kurum görevini yapsın. Bu Birleşmiş Milletler’in çatısı altında bir kurum ve herkesin saygınlığını, objektifliğini kabul ettiği bir kurum. Böyle bir kurum da raporunu hazırladıktan sonra buna kimsenin de itiraz etmemesi gerekiyor. Bunu Rus mevkidaşım Lavrov’a da daha önce söyledim, Sayın Cumhurbaşkanımız Rusya Devlet Başkanı Putin’e de söyledi; bu konularda incelemenin tamamen hassas bir şekilde yapılıp ve en sonunda dünya kamuoyuyla da paylaşılması gerekiyor. Biz araştırmaya karşı değiliz, tam tersi yapılması için, incelemelerin yapılması için destek de oluyoruz.

SUNUCU- Esad rejiminin kullandığına dair en ufak bir tereddüt var mı sizin açınızdan?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bize gelen bilgilerde Esad rejiminin kullandığı açık. Ama farklı iddialar varsa, bu iddiaların da net bir şekilde ortaya konulması ve incelenmesi gerekiyor. Bizdeki bilgilere göre Esad rejiminin kullandığı açık, nettir. Ama tüm dünyanın bunu görüp kabul etmesi gerekiyor. O sebeple, sadece Türkiye “bizdeki bilgiye göre” veya başka bir ülke “bizdeki bilgiye göre” dediği zaman farklı tartışmalar oluyor. O zaman ne olacak? Uluslararası bir örgütün bu raporu hazırlayıp herkesle paylaşması gerekiyor. Ama bizdeki bilgiler ortada, biz bunu zaten paylaştık, düşüncelerimizi ve tepkilerimizi de tüm dünya kamuoyuyla da paylaştık.

SUNUCU- DAEŞ’in de kimyasal silah kapasitesi olduğu söyleniyor, bu yöndeki elinizdeki bilgiler nedir Sayın Bakan?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bir kere bu bölgede zaten DAEŞ yok. DAEŞ’in olduğu bölgeler belli. Diğer taraftan, gerçekten yer yer iddialar ortaya çıkıyor, bir kere bu örgütte var mı-yok mu, o konuda bizim elimizde net bir bilgi yok. İstihbaratların varsa kendi aralarında bu bilgiyi paylaşması gerekiyor. Ayrıca, bu rejim ya da bu örgütler bu kimyasal silahları nereden elde ediyor, nasıl gidiyor? Daha önce 2013’te de rejim kimyasal silah kullanmıştı ve Rusya’nın da önerisiyle kimyasal silahların Suriye’den temizlenmesi, rejimin elinden alınması çabaları oldu ve alındığı da söylenmişti. Ama şimdi görüyoruz ki halen Suriye’de kimyasal silahlar var. Kimyasal silah olduktan sonra kimin elinde olduğu da önemli değil, kimin kullandığı da önemli değil esasen. Rejim ilk defa da kullanmadı, bu da açıktır. Hepsinin temizlenmesi lazım, hepsinin yasaklanması lazım.

Bir de, ayrıca kimyasal silahla insanların, 100 insanın öldürülmesi tamam bu insanlık suçudur, ama 1 milyon insan neyle öldürüldü, hangi silahlarla öldürüldü, varil bombalarıyla veya konvansiyonel silahlarla öldürüldü, 1 milyon öldürüldü, bunu da durdurmamız lazım. Sadece kimyasal silahı önlemek, engellemek doğru, önemli, ama aynı şekilde diğer silahlarla da insanların öldürülmesini de durdurmamız lazım. Bu vahşi savaşı durdurmak lazım derken gerçekten biz ABD yeni Başkanı Trump’ın bu söylemini de destekliyoruz, durdurmamız lazım. En iyi çözüm siyasi çözümdür diyoruz biz her zaman.

SUNUCU- Sayın Putin’in de açıklamaları oldu, Rus tarafı da çok hareketli Suriye konusunda. Bir de iddiası var, o da; Amerika Birleşik Devletleri’nin Şam’ın güneyini vurmaya hazırlandığına dair. Sizin böyle bir izleniminiz var mı, böyle bir hareketin sonuçları ne olabilir Suriye savaşında.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu konuda bizim elimizde bir bilgi yok. Daha önce hava üssünü vururken Amerika tüm müttefikleriyle, yani koalisyonun içindeki ülkelerle, bizlerle paylaştılar…

SUNUCU- Vurmadan önce.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabii, paylaştılar, bilgi verildi. Fakat şu anda herhangi bir yeri vuracağına dair bir bilgi yok, bir istihbarat yok ya da Amerika’nın böyle bir bilgilendirmesi de yok. Ama biz istiyoruz ki hiç bunlara gerek olmadan bir an önce şu siyasi çözüm gelsin ve geçiş hükümeti işbaşına gelsin, artık Esad’dan bu ülke kurtarılsın ve ülke seçime hazırlansın, bu arada terör örgütü DEAŞ ve El Nusra gibi bu örgütleri de temizleyelim Suriye’den ve artık Suriye’nin geleceğiyle ilgili kararı Suriye halkı versin.

SUNUCU- Suriye’nin geleceği dediğimiz zaman iki tane çok önemli unsur var Türkiye açısından. Bunlardan bir tanesi Rakka, bir tanesi Münbiç. Başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere siz de defalarca bu konuların altını çizdiniz. Söylemeye çalıştığım şey şudur: Acaba bu konularda son durum nedir Sayın Bakan?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Münbiç’te biliyorsunuz YPG unsurları halen var sayısı az da olsa. Ama orası çok karışık bir hale geldi ve bugün Münbiç’te rejim de, rejimin de bazı sembolik güçleri var, Rusya’nın da var, Amerika var, YPG var, hem etrafında ılımlı muhalefet var, Özgür Suriye Ordusu var, hemen yanı başında yine El Bab ve bölgesinde biz varız, yani çok karmaşık bir hale geldi. Esasen bir önceki yönetimin, yani Obama yönetiminin yanlış politikalarını, daha önce yine o yönetimin Irak’taki ayrılırken yanlış politikalarını, Libya’daki yanlış politikalarını halen bu bölgeler ödüyor. Bunu da özellikle vurgulamak lazım. Bugün Münbiç bölgesi de karmaşık bir hale geldi. Burada en iyi formül nedir biliyor musunuz? Münbiç, Münbiçlilerindir. Münbiç’te yaşayan insanların da çok büyük bir bölümü, yüzde 95 oranındaki bir bölümü Arap’tır ve burada sadece yüzde 2 Kürt vardır ve o yüzde 2 Kürt’ün önemli bir bölümünü de YPG sürgüne göndermiştir diğer bölgelerde yaptığı gibi. YPG’nin dışında orada Kürt de kalmamıştır. Münbiç halkına Münbiç’in bir an evvel teslim edilmesi gerekiyor ve herkesin burayı da terk etmesi gerekiyor YPG başta olmak üzere.

SUNUCU- O zaman burada iki tane küçük soru olacak şöyle ki: Bu şartlarda hala Münbiç’te bir Türk askeri operasyonu mümkün mü? Çünkü artık orada Rus askeri var, Amerikan askeri var, rejim askeri var. Bu şartlarda hala mümkün mü? Rakka’da da eğer Amerika Birleşik Devletleri, PYD ve YPG’nin desteğiyle Türkiye olmaksızın operasyonda ısrar ederse Türkiye’nin tepkisi, tutumu ne olacak?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Biz bu konudaki tutumumuzun ve tepkilerimizin ne olacağını Amerikalı muhataplarımıza, dostlarımıza net söyledik. Daha önce Başbakanımız Münih’te ABD Başkan Yardımcısı Pence’e söyledi. Aynı şekilde ABD’li mevkidaşım Tillerson Ankara’ya geldiği zaman, benim daha önceki görüşmelerimin yanı sıra, Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız net bir şekilde söyledi, ben de kendisine gerekçeleriyle izah ederek anlattım. YPG ile işbirliği yapmanın mahsurlarını, bizim için mahsurunu, Suriye için mahsurlarını net bir şekilde anlattık. Buna rağmen YPG’yi seçiyorsa Amerika, o zaman bizim de tavrımız farklı olur ve ister istemez ilişkilerimiz de etkilenir. Çünkü halkımız gerçekten bu konulardan çok rahatsız. Ve biz bir dostumuzun, müttefikimizin her şeyden önce bize saldıran bir terör örgütüyle işbirliği yapmasını istemeyiz. Suriye’nin geleceği için de bu adım, bu tür işbirlikleri, yani YPG ile yapılan işbirliği çok tehlikelidir, risklidir, Suriye’nin birliğini, bütünlüğünü de sağlamaz. Irak nasıl bugün dolaylı olarak maalesef bütünlüğünü riske attıysak ve sık sık bölünme riski yaşıyorsa, Suriye’nin geleceği de aynı riskleri taşır. Dolayısıyla Amerika’nın burada sadece Rakka’yı temizlemekle değil, Suriye’nin geleceğini planlamakla yükümlü olduğunu da bilmesi lazım, bilmemiz lazım, bunu da hep birlikte başarmamız lazım, terör örgütleriyle değil.

SUNUCU- Tavrımız farklı olacak derken, tepkimiz farklı olacak derken neler yapılabilir? Askeri işbirliğinde kısıtlamalar olabilir mi? Şunu sormak istiyorum: Mesela bir İncirlik’in konumu hakkında farklı hareketler, adımlar olabilir mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi tabii bu soru sık sık bize soruluyor, bu ciddi bir konu. Varsayım üzerine bu konularda şöyle yaparız, böyle yaparız ya da yapmayız demek doğru olmaz. Bu konularda ve diğer konularda ülkenin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin önemli mekanizmalarının karar vermesi gerekiyor. Bakanlar Kurulu var, Milli Güvenlik Kurulu var vesaire. Ama bir kere böyle bir işbirliğini desteklememiz mümkün değil, buna tepkimizi gösteririz.

SUNUCU- Amerikan-PYD.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, tabi, buna tepkimizi gösteririz. Bu ayrıca bizim ilişkilerimizi de zedeler. Şu anda zaten halkımızın ABD’ye bakışı maalesef çok negatif 2 sebepten dolayı; Feto’nun iade edilmemesi ve bugüne kadar YPG’ye verilen destek. O YPG Suriye kamplarından gelerek Türkiye’ye saldırılarda bulunuyor, intihar saldırıları. YPG’ye verilen silahlar PKK’nın elinde çıkıyor, biz yakalıyoruz, alıyoruz o silahları. Dolayısıyla bize zarar veren bir sürecin içinde müttefikimizin olmasını biz istemeyiz, olursa da ister istemez ilişkilerimizi negatif yönde etkilemeye devam eder.

SUNUCU- Sayın Bakan, bir başka sorunlu bölgeye geçmek istiyorum, o da Irak, Kerkük’teki bayrak krizi. Bölgeden bazı haberlerde karakollara da Kürt bayrağının çekildiğine dair iddialar var. Son durum nedir, Türkiye’nin istediği yönde bir gelişme söz konusu mu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabi biz bu konuyu çok yakından takip ediyoruz, Bağdat Yönetimiyle de süreci yürütüyoruz ve Erbil’deki Bölgesel Yönetime de gerekli mesajları verdik. Esasen benim gördüğüm şu: Erbil Yönetimi burada bir tuzağa çekildi ve Erbil Yönetimiyle Türkiye ve Erbil Yönetimiyle Bağdat’ın arasını bozmaya yöneliktir. Bunu da diğer oradaki siyasi partiler aracılığıyla yapıyorlar. Erbil Yönetiminin bu tuzağa düşmemesi gerekiyordu. Biz şu 16’sını atlatalım inşallah, ondan sonra bu konuda zaten Irak Türkmen Cephesi Başkanını da Türkiye’ye davet ettik, Başbakanımız görüştü, arkadaşlarımız görüştü, ilgili kurumlarımız görüştü ve Büyükelçimiz de bölgeye gidiyor, buradaki süreci yakından takip ediyoruz. Şu anda Irak bir terör örgütüyle mücadele ederken böyle bir fırsatçılık da doğru değil ve bu tür adımlar Irak’ın istikrarını riske atar, çok tehlikelidir, o nedenle bu tür adımlardan vazgeçmesi gerekiyor, hepsinin vazgeçmesi gerekiyor ve burada Barzani Yönetiminin de bu tür tuzaklara düşmemesi lazım. Maalesef bu, rakibi olan oradaki partilerin bir tuzağıydı. Etnik kaygıdan dolayı onlar da işin içine düştüler.

SUNUCU- Sayın Bakan, ayın 16’sından sonra dediniz, ayın 16’sına işaret ettiğiniz bir diğer konu Avrupa Birliği’yle ilişkiler. Dün ya da önceki gün yanılmıyorsam bu konuda son bir önerimizin olacağını söylediniz Avrupa Birliği’ne. Bu son öneri neyi öneriyor efendim, içeriği ne olacak?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şu anda vize serbestisi konusunda, şartları yerine getirme konusunda henüz bir mutabakat sağlayamadık biliyorsunuz. Avrupa Birliği terörle mücadele kanunlarında değişiklik yapmamızı istiyor, bunun dışında 4 tane daha kriter var. Avrupa Birliği’ne göre bu kriterler konusunda da adım atılması gerekiyor. Bu 4 kriter konusunda biz aşağı yukarı Avrupa Birliği’yle anlaştık, mutabakat sağladık. Terörle mücadele kanunlarında ise herhangi bir adım atamayacağımızı da söyledik. Bu kadar terör örgütüyle mücadele yaparken, Türkiye’nin bu mücadelesini zafiyete düşürecek ya da halkımızda öyle bir hissiyat yaratacak bir adım atmamız mümkün değil. Ve biz hangi konuda, bu 4 kriter, artı terörle mücadele konusunda ne yapacağımızı, ne yapmayacağımızı yazılı bir şekilde Avrupa Birliği’ne vereceğiz, Timmermans’a ve Avramopoulos’a ileteceğiz ve beklentimizi bir kere daha söyleyeceğiz.

Geri kabul anlaşması zaten şu anda uygulanmıyor, tarih olarak bu yılın içinde Ekim ayında uygulanacaktı, ama uygulamayacağımızı da Avrupa Birliği’ne bildiriyoruz. Aynı şekilde geri kabul anlaşmasının yanında vize serbestisi olmadığı için, diğer taraftan göç anlaşması uygulanıyor, ama göç anlaşması, vize serbestisi ve geri kabul anlaşması da birbirine bağlantılı anlaşmalardır, 3’ünün birden uygulanması gerekiyor. Avrupa Birliği’nden olumsuz cevaplar alırsak o zaman tüm bu anlaşmaları tabi ki gözden geçirmek ya da askıya almak bizim de en doğal hakkımızdır.

SUNUCU- Neler yapabileceğimizi ve yapacağımızı bildireceğiz derken, yapabileceklerimiz çerçevesinde yeni adımlar, şu anda kamuoyunun bilmediği unsurlar var mı Sayın Bakan?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yok yok, bu 72 kriter var biliyorsunuz, 72 kriterden Avrupa Birliği’ne göre 5 tanesi henüz yerine getirilmemiş. Bu 4 kriter, artı 5’inci terörle mücadele kanunlarında bir değişiklik yapmakla ilgili ne yapabiliriz, ne yapamayacağız, bunu yazılı bir şekilde Avrupa Birliği’ne ileteceğiz, yani söylediğim bu kriterlerle ilgili doğrudan.

SUNUCU- Peki, idam konusunun gündeme gelmesi, çünkü meydanlarda sık sık dile getirilen bir konu. İdam konusunun referandum mevzusu olması Avrupa Birliği’yle ilişkileri bu söylediğiniz bağlamda nasıl etkileyecek?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yani burada vize serbestisinin idam veya diğer konularla bir ilgisi yok. 72 tane kriter var, bu kriter yerine geldi mi, gelmedi mi? İnsanların seyahat özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasının diğer konularla bir bağlantısı da yok. Esasen bu kriterlere de gerek yok, yani bizim halkımızın, milletimizin hak ettiği vize serbestisini Avrupa Birliği’nin vermesi gerekiyor. Ama Avrupa Birliği elindeki gücü her zaman böyle pazarlık konusu yaparak hep kendine bir şeyler koparmaya çalışıyor, dolayısıyla diğer birçok ülkeye şartsız vize serbestisi verirken, müzakere eden bir ülkeye de vize serbestisini de vermesi gerekiyor. Ama başta anlaşma imzalanırken, 2013 yılında 16 Aralık’ta, yani 17-25 Aralık darbe girişiminin 1 gün öncesinde Ankara’da imzalamıştı, o zaman ortaya şartlar konulmuş ve burada bir mutabakat sağlanmış, bu şartların yerine getirileceği, şimdi bu kriterlerle ilgili son yol haritamızı kendilerine vereceğiz.

SUNUCU- Sayın Bakan, Antalya’da olduğumuz için ve hem Antalya, hem de Türk turizmi açısından Rus pazarı büyük önem taşıdığı için onunla ilgili bir soruyla devam etmek istiyorum. Rusya’dan charter uçuşlar konusunda bir sıkıntı var mı? Çünkü sık sık dile geliyor, size de soruluyor. Ben de size sormak istiyorum, bu konuda bir sıkıntı var mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu tür haberler çıktı, ama bir sıkıntı yok. Dün Sayın Cumhurbaşkanımız Putin’le de görüştü, ikili ilişkilerimizi de görüştük, aynı şekilde bölgesel ilişkilerimizi de görüştük ve bu charter meselesini de Sayın Cumhurbaşkanımız da sordu bunun gerçekliliği nedir diye; böyle bir sıkıntı yok. Geçen sene böyle bir sıkıntıyı yaşadık bu üzücü hadiseden sonra, ama Rus dostlarımız da Türkiye’ye, Antalya’ya tatil yapmak için gelmek istiyor. Bizim de görevimiz, hem Rusya olarak, hem de Türkiye olarak insanların rahat bir şekilde gelip güven içinde tatillerini geçirmesi, mutlu bir şekilde Türkiye’den, Antalya’dan ayrılmasıdır. Bu konuda bizler de Antalya milletvekilleri olarak zaten sürekli çalışmalarımızı da sürdürüyoruz, sektörümüzle iç içeyiz, Rusya’yla ilgili de böyle bir sıkıntımız yok, inşallah olmayacak da. Ve geçen sene Rus turistler farklı ülkelere gidince, gerek vize zorluğu, gerekse otel kalitesi, hizmet kalitesi, doğal güzellikler, deniz vesaire, tüm konularda Türkiye’nin kıymetini bir kere daha anladılar; gerçekten Türkiye’nin bu anlamda alternatifi yoktur.

Ve şimdi sağlık turizminde de Ruslarla işbirliği yapmak istiyoruz. Geçen hafta sağlık ve spor turizmi fuarını ilk defa Antalya’mızda düzenledik, yurt dışından 150 ülkeden 4 bin alım heyeti geldi ve çok sayıda sözleşmeler imzalandı. Rus sigorta şirketleri de Rus vatandaşlarının Antalya’da ve Türkiye’de tedavisi için çok sayıda sözleşmeler imzaladılar. Gerçekten müthiş, beklentimizin ötesinde başarılı bir fuar oldu, bunu da sürdüreceğiz, yani turizmin çeşitliliğini artırmak, elimizdeki imkanların turizme sunulması ve buradan da gelir elde etmemiz için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Rusya’yla herhangi bir sıkıntımız yok. Biz şu anda Rusya’yla bir taraftan ikili ilişkilerimizi nasıl geliştiririz, bunun çabası içindeyiz ve 18 Nisan’da Başbakan Yardımcımız Mehmet Şimşek’in başkanlığında bir heyetimiz, Ekonomi Bakanımız da olacak, Moskova’ya gidecekler. Rusların daveti üzerine gidiyorlar ve burada ihracatın, yani ticaretin önündeki şu anda tamamen kalkmayan, var olan mevcut engelleri de nasıl kaldırabiliriz, bunları konuşacaklar, ticaretimizi, turizmimizi, ikili ilişkilerimizi​ nasıl geliştiririz bunları konuşacağız.

Dün Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ve Putin’in telefonda mutabık kaldığı gibi, bundan sonraki süreçte yine Suriye’de ateşkesin devam etmesi, aynı şekilde Astana ve Cenevre süreçlerinin devam etmesi ve siyasi çözüm, insani yardımlar gibi konularda da Rusya’yla bundan sonra ilişkilerimizi, işbirliğimizi daha da güçlendireceğiz. Ve son 5-6 ayda biliyorsunuz Türkiye ve Rusya’nın bu işbirliğinin olumlu yansımalarını Halep’te de gördük, insanları kurtarırken de gördük, ateşkesin yayılmasında da gördük, ihlaller olsa da, bu kimyasal silah kullanımını bir kenara bırakacak olursak, genel anlamda çatışmaların büyük oranda durduğunu da gördük. Yani oturup işbirliği yaparsak, anlayış içinde olursak demek ki bir sonuç elde edebiliyoruz. Biz bu işbirliğimizi de Rusya’yla ilerletmek istiyoruz, sonuç almak istiyoruz.

SUNUCU- Sayın Bakan, son 1-2 dakikam, çok kısaca yanıt rica ediyorum.

Malum referanduma artık çok kısa bir süre kaldı, siz nasıl bir sonuç öngörüyorsunuz? Ve bu çerçevede yine çok kısaca rica ediyorum, Batı basının son günlere kadar bu konudaki yayınlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- İnşallah iyi bir sonuç elde edeceğiz, şu anda anketler bunu gösteriyor. Ben yüzde 60’ın üstünde bir sonuç bekliyorum. Çünkü bu sistem, yani bu anayasa değişikliği Türkiye’nin geleceğini garanti altına alıyor, sistemi güçlendiriyor, demokratik kurumları güçlendiriyor, güçler ayrılığını tesis ediyor, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı çok önemli. Ve Meclis kendi görevini yaparak daha da güçlü olacak denetim ve yasama, cumhurbaşkanı hesap verebilecek, yürütmenin başındaysanız hesap vermelisiniz, yardımcıları da hesap verebilecek. Yani demokrasinin esasen baktığınız zaman temel kriterleri yerine gelecek, Türkiye de istikrara kavuşacak, seçimler zamanında olacak. Koalisyonu halk kuracak, seçim sonrası hükümet kuruldu-kurulmadı dertleri bitecek ve Türkiye emin adımlarla hedeflerine ulaşacak.

SUNUCU- Batı basını.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Batı basınına bakıyoruz, son derece negatif ve taraf tutuyor, sadece Batı basını değil, siyasetçileri de taraf tutuyor. Bunlar gerçekten Türkiye’yi bizden daha çok sevmiyor, tam tersi İslam karşıtlığı ve Türkiye karşıtlığının da bir tezahürüdür. Türkiye’nin daha güçlü, daha bağımsız olmasından da rahatsızlar. Sadece Batı basını ya da Batılı siyasetçiler değil, hepsini dahil etmeyelim, ama onların desteklediği PKK, YPG, DHKP-C, FETÖ gibi tüm hainler ve terör örgütleri, ayrıca DEAŞ onlarla kol kola olmuşlar, bu referandumda hayır çıkması için çalışıyorlar, milletimiz de bunu görüyor, sandıkta 16 Nisan’da hem Türkiye’nin geleceğine karar verecekler, hem de bunlara da güzel bir şekilde bir kere daha haddini bildirecekler.

SUNUCU- Sayın Bakan, çok teşekkür ediyorum.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok teşekkürler.

SUNUCU- Efendim, yayın konuğumuz Antalya’dan Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’ydu.

Yeniden görüşünceye kadar hoşça kalın efendim, iyi bir gün diliyorum.​