#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun A Haber Kanalına Verdiği Özel Röportaj, 24 Ocak 2019, Ankara

SUNUCU- Günaydın efendim. Türk dış politikasının en önemli gündem maddesi; hiç kuşkusuz an itibariyle Suriye’deki savaş. Eğer Suriye üst başlıksa alt başlıklar olarak da Fırat’ın doğusunda güvenli bölge, Münbiç’in boşaltılması ve İdlib de bu ana başlığın alt başlıkları. Bu ve benzeri konulardaki sorularımız için yayın konuğumuz Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu. Sayın Bakan, hoş geldiniz.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- İyi yayınlar.

SUNUCU- Teşekkür ederim. Hemen güvenli bölgeyle başlamak istiyorum. Siz dün Moskova’daydınız Cumhurbaşkanı Erdoğan’la beraber. İhtimal siz havadayken Rus Dışişleri Bakanlığı bir açıklama yaptı ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Suriye’den çekileceğine dair hala bir işaret olmadığını söyledi. Güvenli bölgenin birinci adımı Amerikalıların çekilmesiyse eğer, nasıl bir takvim söz konusu, Amerikalılar ne zaman çekilecekler, size gelen bir bilgi var mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Trump çekileceğini önce Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a söyledi, daha sonra kamuoyuyla paylaştı. Ve o açıklamadan sonra Amerika’dan farklı sesler gelmeye başladı. Özellikle güvenlikle ilgili birimlerin Trump’ı bu kararından caydırmaya çalıştığını görüyoruz ve bu konudaki çabalarını da takip ettik, bizlerle olan temaslarına bile bazen yansıdı.

Elbette Trump yine bir açıklamasında güvenli bölgeden bahsetti. Tabii bu güvenli bölgeden ne anlıyorlar, ne yapacağız; bu konuları ABD ile görüşmeye başladık. Askerlerimiz görüşüyor, bizler görüşüyoruz, en son genelkurmay başkanları Brüksel’de biliyorsunuz görüştü Yaşar Paşa ile Dunford. Tabii Rusya da ABD’nin bu çekilme kararını memnuniyetle karşılarken biraz da temkinli yaklaşıyor. Aynı temkinli yaklaşım herkeste var işin doğrusu. Ama tüm bu süreci koordine etmek lazım.

Tabii Amerika çekildikten sonra bu bölgelerde ne olacak, kimler girecek, YPG kalmaya devam mı edecek, buradan nasıl temizlenecek? Diğer taraftan rejim girerse ne olacak, Amerika rejimin girmesini istemiyor, İran’ın girmesini istemiyor. Rejimin girmesi demek İran’ın girmesi demek, bunu da açıkça da söylüyorlar. Rusya sahada bir aktör, İran da bir aktör; seversin-sevmezsin, bunu ABD için söylüyorum. Ama biz tüm bu konuları tüm boyutuyla beraber bir taraftan güvenlik endişelerimizi karşılayacak şekilde, diğer taraftan Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruyacak şekilde ve Suriye’ye istikrar getirecek şekilde ve bunun insani boyutu var, göçmen boyutu var, insanların geri dönmesi, onlara yardım edilmesi var. Biz tüm boyutlarıyla düşünerek herkesle bu işleri konuşuyoruz, koordine etmeye çalışıyoruz, herkesin kafasında ne var, birlikte nasıl çalışabiliriz; bunu konuşuyoruz. Şu anda henüz güvenli bölgeyle ilgili netleşmiş şeyler yok, ama bazen Amerika’dan işte Türkler buraya girmesin diyorlar, ama bizim buraya girmememiz bir kere bizim güvenlik endişemizi ortadan kaldırmaz. Rejim girse bile YPG ile nasıl işbirliği yapabileceğini daha önce gördük. Bizim olmadığımız yerde insanların güvenli bir şekilde dönmesi de söz konusu değil. Buraların istikrara kavuşturulması da söz konusu değil, terörün buradan tamamen temizlenmeyeceğini biz çok iyi biliyoruz. Dolayısıyla kim ne yapacaksa her şeyden önce Türkiye’yle yapması gerekiyor. Çünkü burası bizim sınırımızın hemen öbür tarafı. Bizim için ve Suriye için hayati derecede önemli. Dün Moskova’da da önce Sayın Cumhurbaşkanımız Başkan Putin’le baş başa bu işi görüştüler, daha sonra Milli Savunma Bakanımızla beraber katıldığımız dışişleri bakanları ve milli savunma bakanlarının da katıldığı toplantıda biraz daha detaylı bu konuları konuştuk. Ama bu güvenli bölge dahil bu konuları birlikte görüşmeye, teknik düzeyde de görüşmeye devam etme konusunda da cumhurbaşkanlarımızdan, başkanlardan talimat aldık, mutabakat var, Ruslarla çalışmaya devam edeceğiz.

SUNUCU- Dönüm dolaşıp o zaman bir takvim sorusu gündeme geliyor, takvim konusunda Amerikalılar açıkçası çok güvenilir değiller. Çünkü daha evvelden Münbiç konusunda verilen sözler var, birazdan o konuya da gireceğiz. Ama an itibariyle güvenli bölge konusunda size verilen ya da ima edilen Amerikalılar tarafından bir takvim söz konusu mu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Takvim söz konusu değil, ama bu konularda çekinmeyle ilgili ve güvenli bölgeyle ilgili neler düşündüklerini gayri resmi bir şekilde tutum kağıdı olarak da bizlere ilettiler, biz de karşı tutum kağıtlarımızı kendilerine ilettik. En son genelkurmay başkanları biraz detaylı bir şekilde görüştüler. Senatör Graham her ne kadar yönetim içinde yer almasa da, hem Cumhuriyetçi olduğu için, hem de gerek Kongrede, gerekse yönetim üzerinde de etkili bir isim, o geldiği zaman bazı düşüncelerini bizlerle paylaştılar. Dolayısıyla henüz daha süre konusunda da, güvenli bölgeden tam olarak ne anladıkları konusunda da net bir şey yok, görüşmelere devam ediyoruz.

SUNUCU- Tutum belgesi dediniz, tutum belgesi konusunda bize verdikleri bazı talepler var. Buna karşılık bizim gönderdiğimiz cevaplar, yanıtlar var. Bolton’un son geldiğinde bu exchange oldu. Peki, an itibariyle onlardan bize gelen ikinci bir yanıt var mı ve bu çerçevede şunu sormak istiyorum: Bu kadar mektuplaşma ve teatiden sonra mesela üsler ne olacak, Amerikalıların üsleri ne olacak, bıraktıkları zaman kimlere gidecek? Artı, YPG ve PYD’ye verdikleri silahlar ne olacak? Ve tabii bütün bunlara bağlı olarak PYD ve YPG’ye olan ilişkileri kesilecek mi-kesilmeyecek mi? Çünkü kesilmeyecekse, o zaman başka bir güvenli bölge sorunu ortaya çıkacak.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabii tutum kağıdı gayri resmi bir şekilde, yani resmen birbirimize ilettiğimiz belgeler değil, ama görüşlerimizin gayri resmi bir şekilde ve yazılı olarak da iletilmesi bakımından yaygın kullanılan bir yöntem esasen, buna “non-paper” deniyor İngilizcede, tutum kağıdı. Biz cevabımızı verdikten sonra, ABD de tekrar kendi tutumunu bize bildirdi. Ve son tutum kağıdında görüyoruz ki ABD ile temelde, genel çerçevede bir iki nokta hariç görüşlerimiz örtüşüyor, bu güzel.

SUNUCU- Örtüşen noktalar nelerdir Sayın Bakan?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Burada çekilmeyle ilgili, koordinasyonla ilgili, boşluğun teröristler tarafından doldurulmamasıyla ilgili, yine biraz önce söylediğiniz gibi silahların, verilen silahların toplanması konusunda taahhütlerini yerine getirecekleriyle ilgili bugüne kadar söyledikleri, yani ikili görüşmelerde ve diğer platformlarda yaptığımız konuşmalarda vurguladıkları şeylerin tekrar kağıt üzerinde görülmesi demektir, yani burada görüşlerimiz örtüşüyor. Ama YPG’yle ne kadar ayrışacaklar, bağlarını koparacaklar? YPG’nin oluşturduğu SDG’den ne anlıyorlar, buna benzer konularda henüz görüşmeye devam etmemiz gerekiyor. Bunları da önümüzdeki süreçlerde Cumhurbaşkanımız gerektiğinde Trump’la telefonla görüşebilir, sık sık zaten görüşüyorlar. Yine Mike Pompeo ile ben sık sık görüşüyorum. Yine Jeffrey Türkiye’ye geliyor bugün. Ve Jeffrey’le Özel Temsilci olarak ilgili arkadaşlarız, Bakan Yardımcım olsun, İbrahim Bey olsun, diğer arkadaşlarımız görüşüyor, her düzeyde görüşmeye devam edeceğiz.

Bu tabii birden alınan bir karar, ABD içinde de sürpriz oldu, herkese sürpriz oldu. Dolayısıyla ABD içinde farklı tutumların olduğunu biraz önce söylemiştim. Bizim tarafımızdan her şey net, tutumumuz da belli, görüşlerimiz de belli, gizli ajandamız yok, Suriye’yle ilgili görüşlerimiz de belli. Kendi ulusal güvenliğimizle ve çıkarlarımızla ilgili tutumumuz belli ve milletimizin görüşüyle de tamamen örtüşüyor. Yani milletimizin esasen bu konudaki tutumuyla Cumhurbaşkanımızın ve Hükümetimizin uyguladığı politikalar ya da düşünceleri tamamen örtüşüyor. Ama bu tabii kolay bir süreç değil. Bu süreçte biraz önce söylediğiniz Münbiç yol haritasının gecikmeli de olsa biran önce uygulanması, yani Münbiç modelinin de Fırat’ın batısına da uygulanması esasen en sağlıklı çözüm. Bugüne kadar uygulansaydı Münbiç yol haritası, bugün bunları konuşmuyor olacaktık. Yani Fırat’ın doğusuna da teşmil edilseydi Münbiç’te bittikten sonra, tamamlandıktan sonra, bu konuları konuşmayacaktık. Ve şu ana kadar Suriye’nin önemli bir bölgesini, Kuzey Suriye’nin istikrara kavuşturmuş olacaktık ve göçmenler bile dönmeye başlamış olacaktı. Fakat bu 90 günlük yol haritası 6 ayı buldu ve burada ciddi bir gecikme oldu. Bunu da Sayın Cumhurbaşkanımız zaten en son telefon görüşmesinde Trump’a bir kere daha hatırlattı. Ama son kararlardan sonra Münbiç’le ilgili bir hareketlilik oldu, yani Münbiç yol haritasının uygulamasıyla ilgili. Şimdi buralarda kimler yer alacak YPG’den sonra, yönetimde kimler olacak, güvenlik birimlerinde kimler olacak; bunları konuşmaya başladık. İsim listeleri ortaya konulmaya başladı, biraz hareketlilik ve hızlanma var. Ve bir an önce bu Münbiç yol haritasını tamamlama konusunda iradeler tekrar ortaya konuldu diyebilirim.

SUNUCU- Münbiç’le devam edeceğiz, ama onun öncesinde bu tutum belgesi, tutum kağıdı değiş tokuşu konusunda bir soru sormak istiyorum. Birçok konuda örtüşüyoruz, bazı konularda örtüşmüyoruz dediniz. Örtüşmediklerinizi anladım, ama örtüştüklerimiz konusunda yazılı olarak Amerika Birleşik Devletleri ve PYD ve YPG’ye verdiği silahların alınacağı konusunda taahhüt verdi mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yazılı taahhüt demek resmi belgeyle taahhüt demektir. Ama daha önce Trump birçok ikili görüşmede ve bizim diğer yaptığımız değişik seviyelerdeki görüşmelerde zaten bu silahları geri alacağını söylemişti ve son görüşmelerimizde de yine bu silahları seri numaralarının da alındığını ve YPG’den geri alacaklarını söylediler. Tutum kağıdıyla, resmi kağıtları karıştırmayalım. Yani tutum kağıdı esasen görüşmelerin gayri resmi bir şekilde yazılı bir şekilde iletilmesidir. Ve bunlar resmiyete dökülmeden tüm detaylarıyla paylaşılması da doğru değildir. Ama şunu biliyoruz ki u silahların belli bir bölümü zaten kayboldu. Bazıları kullanılmıştır doğrudur, bir kere kullanıldıktan sonra kullanılamayanlar vardır. Bazıları PKK’nın elinde yakalandı. Ama daha önce de söylediğim gibi YPG bu silahların belli bir bölümünü başkalarına sattı.

SUNUCU- Kime?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- DEAŞ’a da sattı, sahadaki diğer gruplara da sattı, belki rejime ve diğerlerine de vermiştir, satmıştır. Sahada herkes birbirine her şeyi satıyor, yani çatışan gruplar bile birbirine silah satıyor yeri geldiği zaman, para ihtiyacı olduğu zaman. Petrol, diğer ihtiyaçlar, yiyecek, içecek, gıda ya da ilaç, tıbbi malzeme gibi bunlar doğaldır satılır, ama yani çatıştıkları gruplara bile silah satabiliyorlar çok karmaşık bir durum.

SUNUCU- Üsler ne olacak peki?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Üslerle ilgili tabii Amerika çekildikten sonra buradan tamamen askerini çekecek, diğer taraftan Irak’a taşınacağını görüyoruz dolayısıyla, üsler konusunda da tabii ABD’nin ne yapacağı henüz daha net değil.

SUNUCU- Sayın Bakan, peki Amerikalılar çekildiği zaman PYD ve YPG’lilerin konumu bunlar nereye gidecekler, bunlar rejimle bir anlaşma içine girebilirler mi? Acaba çekildikleri bölgeleri rejime bırakabilirler mi? Bu sefer bizim rejimle burun buruna gelmemiz gibi yeniden bir gerçek ortaya gelecek.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bunların hepsi ihtimal dahilinde. YPG herkesi kullanmaya çalıştı bugün kadar, Rusya’da dahil. Başlangıçta hatırlayacaksınız, Ruslara diyorduk, bunlar sizi kullanıyor. Onlar da biz kontrol etmezsek ABD’nin güdümüne girer, ABD de tam tersini söylüyordu. Biz de her ikisine diyorduk ki, bu terör örgütü ikinizi de kullanıyor. Rejimle de işbirliği yapma arayışlarına girmediler mi? Afrin Harekatımızda, Zeytin Dalı Harekatımızda girmediler mi? Yine İdlib’de anlaşabilselerdi rejimle beraber İdlib’e saldıracaklardı. Bu terör örgütü çıkar için her şeyi yapar, herkesle işbirliğine girebilir. Ama bu bölgeye rejimin girmesi demek ABD için ve bazı ülkeler için İran’ın girmesi demek onlar öyle düşünüyor, yani bu işler o kadar kolay değil, burada farklı dengeler var sahada. Biz bu dengelerin hepsini gözeterek herkesle birlikte bu işleri konuşuyoruz, gerçekçi, reel politik izliyoruz biz ve buradaki aktörlerin hiçbirisini yok saymıyoruz. Suriye’de kalıcı bir çözüm için bunu da yapmak durumundayız, bunun faydası çok gördük.

SUNUCU- PYD ve YPG herkesi kullanıyor dediniz, geçtiğimiz günlerde basına yansıyan birtakım haberler var o da Rusların PYD ve YPG’lilerle ortak devriye yaptıklarına dair peki, bu ilişkiye ne diyorsunuz? Dün Moskova’da bu gündeme geldi mi? Geldiyse yanıtları ne oldu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yani burada sınırın öbür tarafında iki grup yan yana gelip veya bir bayrak gösterisi yaptı mı, yapmadı mı onu bilmiyoruz, yani bu heyetler arası görüşmede gündeme gelmedi. Ama YPG konusunda Rusya’ya mesajları net bir şekilde Sayın Cumhurbaşkanımız da iletti ve daha sonra dar kapsamlı görüşmede de bu gündeme geldi. Ruslar da biliyor ki YPG çıkar için herkese yanaşır ve geçmişte Ruslar bunu, yani tamamen ABD’nin kontrolüne de girince gördüler. Ama diğer taraftan Rusya da sahada var olduğu için dengeleri bazen gözetebilir.

Burada bazı haberleri biz çok büyütüyoruz. Efendim işte kenarda devriye gezdi, nerede? Münbiç’in içinde bir kere Rusya var mı? Yok. Münbiç’in içinde kim var? Amerika var. Kimle var? YPG’yle var. Rusya nerede? Münbiç’in sınırlarında kenarda. Kimle beraber? Rejimle beraber. Dolayısıyla Münbiç’in içinde Ruslar da yok, rejim de yok, bir tek ABD ve YPG’liler var, PKK’lılar var, yani içeride böyle bir şey olmadı.

SUNUCU- Sayın Bakan, Ruslardan bahsederken dün Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Putin’in yaptığı basın toplantısında ilgimi çeken bir husus var. O da Putin 1998 yılında Türkiye ile Suriye arasında imzalanan güvenlik anlaşmasına atıfta bulundu ve bu anlaşmanın daha doğrusu mutabakatın Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinden, Türkiye’nin güneyinden kaynaklanan güvenlik sorunlarını çözebilecek nitelikte olduğunu söyledi. Şimdi benim aklıma Adana Mutabakatı geliyor, ama Adana Mutabakatının süreci yanılıyorsam beni düzeltin bitmiş olmalı. Acaba bir şekilde yenilendi mi? Ya da bu mutabakatın yenilenmiş hali ya da eski haliyle Türkiye’nin güvenlik ihtiyaçlarına çözüm bulacak nitelikte olduğunu düşünüyor musunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Adana Mutabakatı 2011 yılına kadar uygulanıyordu dolayısıyla herhangi bir süresi yok, yani bu mutabakat şu zamana kadar geçerli diye bir ibare yok.

SUNUCU- Şu anda işler vaziyette mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şu anda resmen işler vaziyette, ama 2011’den sonra yani Suriye’de bu olaylar geliştikten sonra fiili olarak uygulanamadı. Adana Mutabakatı nedir? Öcalan’ın, bölücü başının Suriye’de bulunmasından sonra ve oradan Türkiye’ye yönelik terör saldırıları arttıktan sonra 98’de Türkiye ültimatom veriyor ve daha sonra Hüsnü Mübarek ve Hatemi’nin özel temsilcileri olarak o günkü İran’ın ve Mısır’ın Dışişleri Bakanları, Suriye’nin mesajını Türkiye’ye ilettikten sonra Adana’da bu buluşma oluyor ve bu mutabakat imzalanıyor.

Mutabakatın özeti şudur: Yani Öcalan Suriye’de değildir bir daha giremez diyor, daha sonra Suriye rejimi, Suriye yönetimi, devleti Suriye topraklarında terörle mücadele edecek ve Türkiye’ye yönelik bir tehdit oluşmasını engelleyecek. Teröristleri de Türkiye’ye verecek. Eğer Suriye bunu yapamazsa Türkiye’nin buraya müdahale hakkı olacak. Zaten Türkiye’nin Birleşmiş Milletlerin 51’nci şartından tutunda, diğer taraftan uluslararası hukuktan kaynaklanan hakkı var, ama esasen bu Adana Mutabakatı bunu öngörüyor. Yani Suriye Türkiye’ye yönelik tehditlere karşı bir tedbir almazsa Türkiye’ye müdahale hakkı veriyor. Ve o mutabakattan sonra çok sayıda PKK’lı da Türkiye’ye teslim ediliyor. Ama 2011’den sonra tabii herhangi bir karşılıklı adım atılmıyor, çünkü Suriye’deki bugüne kadar gelişen durumdan dolayı.

SUNUCU- Peki, Rusların bunu bugün gündeme getirmelerinin arkasındaki amaç nedir, niyet nedir? Yani Türk ordusu zaten defalarca Suriye’ye girdi. Bugüne kadar hatırlatılmayan Adana Mutabakatı şimdi niçin gündeme geliyor?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yani esasen bunu yani Türkiye içeriye müdahale edebilir anlamında söylediğini düşünüyoruz bu da bizim için olumlu.

SUNUCU- Sayın Bakan o zaman yine Moskova temaslarınızla ilgili bir unsurla devam etmek istiyorum o da Putin dünkü basın toplantısında Kürtlerin Şam yönetimiyle diyaloğunu önemsediklerini ifade etti. Bu sizce ne anlama geliyor, Ankara bu laftan ne anlıyor?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yani burada Kürtler derken normal Kürtleri mi kast etti, YPG’yi, PKK’yı mı kast etti?

SUNUCU- Sorun zaten orada.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Burada farklı düşünceler var örneğin Kandil’den gelen, Türkiye’den gelen, Irak’tan gelen, Kuzey Irak’tan gelen PKK’lıların buradan ayrılması esasen zorla bünyesine katılanların da sisteme entegre edilmesiyle ilgili de düşünceler ortaya çıkıyor. Biz bu düşüncelerin hepsini takip ediyoruz, kendi tutumumuzu tabii ki net bir şekilde söylüyoruz, ama bunu kastediyorsa yani PKK ve YPG’lilerin bu lider kadronun dışındaki insanların entegrasyonunu kastediyorsa o başka bir şey. Ama Suriye rejimi de biliyor ki YPG ve PKK Suriye’yi bölmek istiyor. Buna Suriye rejimi de karşı, Rusya da karşı, İran da karşı, biz de karşıyız. Batılı ülkelerin tutumlarını biliyorsunuz onlar ikircikli bir tutum içindeler. Dolayısıyla, burada Suriye vatandaşlarının Suriye içinde yani terör dışında sisteme entegre edilmesiyse eyvallah. Kürtlerin Suriye içinde yer bulması ise zaten 2011’den önce Sayın Cumhurbaşkanımız sürekli Esad’a Kürt kardeşlerimiz bizim de vatandaşlarımızın da akrabaları, bunlara kimliklerini ver, bunları tanı, bunları dışlama diye sürekli telkinde bulundu. Bizde de 300 binden fazla Suriyeli Kürt var bunların da geri dönmesi lazım, ama şu anda YPG bunların dönmesine izin vermiyor, çünkü kendi kontrolünde değil bu Kürtler. Dolayısıyla, Kürtlerse problem yok ve bu Kürtlerin de Türkiye’deki şu anda Suriyeli Kürt kardeşlerimizin Suriye’ye dönmesi de önemli, onlar da dönmek istiyor. Son günlerde sahadaki Kürtlerin de Türkiye’ye dönmek için Türkiye’yi bekliyoruz, biz de Türkiye’nin gelmesini istiyoruz demesi esasen YPG ve PKK’dan herkesin bıktığını gösteriyor. Son zamanlarda Süryanilerin de isyanlarını gündeme getirmiştik, yani oradaki Hıristiyan azınlıklar da artık YPG’den bıktılar. Yine Sincar bölgesinde Yezidiler de önce DEAŞ’ti, şimdi PKK demeye başladılar. Şimdi bu terör örgütü herkese zulmediyor. Yani burada teröristlerle, diğer Kürtleri ayırt etmek lazım.

SUNUCU- Sayın Bakan, temaslarda Moskova temaslarıyla devam etmek istiyorum. Gündeme gelen unsurlardan bir tanesi de siyasi çözüm meselesi. Şimdi siyasi çözümden Moskova ne anlıyor, Ankara ne anlıyor, yani görüşler ne kadar uyuşuyor? Bir de siyasi çözümü konuşabilecek noktada mıyız?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Siyasi çözüm konusunda Esad’ın devam etmesi, etmemesi dışında Ruslarla hiçbir görüş ayrılığımız yok.

SUNUCU- Onlar Esad’ın devamından yana?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Onlar tabii ki Esad’la bugüne kadar çalıştılar. Ama biz de diyoruz ki, 1 milyona yakın insanın ölümüne sebep olan bir kişi artık Suriye’yi birleştiremez diyoruz, yani biz gerçekleri söylüyoruz. Yani hiçbir şey olmamış gibi 1 milyon kişiyi öldüren kişi hiçbir şey olmamış gibi göz yumup hadi devam et demek de yani bizim vicdanımıza sığmıyor işin doğrusu ve gerçekçi de değil. Suriye’yi biz birleştirmek istiyoruz. Biz Suriye’ye tamamen kendi ulusal güvenliğimiz olarak bakıyoruz, yani yanı başımızdaki bir ülkenin istikrarı, barışı, huzuru bizim barışımız, huzurumuzdur. Ayrıca bizim hiçbir gizli gündemimiz yok, o yüzden gerçek objektif açıdan bakıyoruz, ama herkesin orada farklı çıkarları var. Rusya da kalmak istiyor, şu anda Esad’ı da orada kalabilmesi için en uygun kişi olarak görüyor, geçmişte işte biz nikahlı değiliz gibi açıklamalar da oldu. Ama onun dışında siyasi süreç konusunda biz tamamen birlikte hareket ediyoruz. Ve bugüne kadar Astana’da, Soçi’de, Cenevre’de attığımız adımlar sayesinde bugün Suriye’de siyasi çözümü konuşabiliyoruz, yani Cenevre’de üçlü düzeyde attığımız adımlardan bahsediyorum, aksi takdirde Cenevre sürecinden hiçbir sonuç çıkmadı. Bugün Astana’da aldığımız kararlar sayesinde Suriye’de bir taraftan güven arttırıcı adımlar, bir taraftan ateşkesin sürdürülebilmesi, diğer taraftan da Soçi’de aldığımız kararlar ve tarafları biraraya getirmemizden sonra Anayasa Komisyonunun kurulmasını konuşuyoruz.

Bugün Anayasa Komisyonu kurulmasında, komisyonunun kurulmasında sadece sivil toplumdan birkaç ismin değiştirilmesini konuşuyoruz artık. Türkiye burada muhalefet adına listeyi verdi, Rusya da rejim adına verdi, İran zaten destekliyor. Sivil toplumla ilgili listede 50 kişilik listede birkaç kişinin değişmesi gerekiyor. BM’yle birlikte Türkiye olarak bu insanlar sivil toplumu temsil etmiyor dedik ve şu anda çalışılıyor. Ve dün Anayasa Komisyonunun ne zaman toplanabileceğini de konuştuk. Lavrov’la beraber şimdi Zarif’i de arayacağız ve Anayasa Komisyonunun en kısa sürede toplanması için Pedersen geldi De Mistura yerine o da Türkiye’ye gelecek haftaya ve onunla da görüşeceğiz, Genel Sekreterle de görüşeceğiz.

SUNUCU- Nerede olacak toplantı, Anayasa toplantısı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Anayasa Komisyonunun toplantısını biliyorsunuz Cenevre’de gerçekleştirdik, ama o birkaç isim sebebiyle o gün kurulmasını ilan edemedik, ama çok yakınlaşma oldu önemli bir toplantıydı. Ve yine kendi aramızda konuşuruz, BM’yle de görüşürüz, BM’yle birlikte tabii bu süreci yürütüyoruz. Bu sürecin meşruiyeti çok önemli, BM tarafından ve uluslararası toplum tarafından tanınması önemli. Biz kimseye yani rekabet olsun diye ayrı bir platform kurmadık. Esasen orada bir Cenevre’de bir netice çıkmadığı için, ama Astana’yı da Cenevre’ye alternatif yapmadık, BM’yi de hep Astana’ya da götürdük. Ve bu siyasi süreç bugün konuşuluyorsa Anayasa Komisyonu, bunun kurulması konuşuluyorsa bu bizim Rusya’yla ve İran’la attığımız adımlar sayesindedir. Ve seven de sevmeyen de mesela İran’la biraraya gelmek istemeyen ABD bile bunu kabul ediyorlar. Son zamanlarda Anayasa Komisyonunun kurulmasını engellemek için bazı Batılı ülkeler, BM Güvenlik Konseyi üyeleri dahil çaba sarf ediyorlar. Esasen bu da biraz kıskançlıktan kaynaklanıyor ve onların küçük grubunda herhangi bir şey çıkmıyor. Bir de onların kafasındaki anayasa hazırlanma süreci bizimkinden çok farklı. Onlar diyor ki, biz oturalım eskiden olduğu gibi Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra olduğu gibi Suriye’ye bir anayasa taslağı hazırlayalım, onlara verelim bunu, bunu kabul etsinler. Biz de diyoruz ki Suriye için bir anayasayı Suriyeliler otursun, çalışsın, müzakere etsin ve birlikte karar versinler.

SUNUCU- Bütün bu süreçler çerçevesinde bizim şu ya da bu düzeyde rejimle herhangi bir temasımız var mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ya rejimle dolaylı temaslarımız var işte Suriye ve İran üzerinden ve mesajlar verilmesi gerektiği zaman veriliyor, bu isimler değiştirilmesi gerektiği zaman veriliyor. Şimdi son süreçte yine YPG ve diğer konularda verilmesi gereken mesajlar zaten veriliyor, ama bizim düzeyimizde herhangi bir temas yok.

SUNUCU- Aracılar vasıtasıyla süren bir…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şu ana kadar öyle.

SUNUCU- Sayın Bakan, şu soruyla devam etmek istiyorum, araya Moskova temasları girdiği için güvenli bölgeyle aklımda kalan bir iki soru var: Güvenli bölgenin çekiç güce dönüşüp, dönüşmemesi bu risk konusunda çeşitli yorumlar yapılıyor. Güvenli bölgenin Irak’taki olumsuz bir örnek olarak hep aklımızda kaldı, Suriye’deki güvenli bölgenin Irak’taki gibi çekiç güç gibi olumsuz bir örneği doluşma riski nedir? Engellenmesi için sizin çabanız nedir?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yani böyle bir fikir şu anda ortada yok. Ama bu güvenli bölge aynı şekilde buffer zone dediğimiz tampon bölge, bu konuda farklı kişilerin farklı düşünceleri olabilir, ama şu anda Kuzey Irak’taki gibi herhangi bir güvenli bölge anlayışı yok. O zaman biliyorsunuz Kuzey Irak’ta yaşayan halkı o günkü rejimden korumak amacıyla bu karar alınmıştır, yani Saddam rejiminden korumak amacıyla alınmıştır. Ama şimdi ise başka bir ülkenin, yani Türkiye’nin güvenlik endişesini ortadan kaldırmak var, insani boyutu var ve Suriye’nin gelecekte sınır bütünlüğünü korumak için atılması gereken adımlar var. Yani burada Suriye’nin kuzeyini sadece Suriye’deki rejimden korumak değil amaç dolayısıyla, ikisi tam birbiriyle örtüşmüyor.

SUNUCU- Bu güvenli bölgeyi Türkiye sadece kendi imkanlarıyla koruyabilecek mi, yoksa Amerika Birleşik Devletleri’nin desteğine ihtiyacı var mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bugün Fırat Kalkanı Harekatıyla belli bir bölgeyi 2 bin kilometrekareyi güvenli bölge haline getirdik mi? Getirdik. Ve halk memnun mu? Memnun. Aynı şekilde Zeytin Dalı Harekatıyla Afrin bölgesi yine 2 bin kilometrekare güvenli bölge haline geldi mi? Geldi. Biz içinde olmamıza rağmen, yani tam olarak bizim kontrolümüzde olmamasına rağmen, içeride HTŞ’lilerin, teröristlerin olmasına rağmen İdlib’de esasen, İdlib muhtırasından sonra de facto bir şekilde güvenli bölge haline geldi. Dolayısıyla, bu sınırımızın öbür tarafında oluşacak bir güvenli bölge başından beri Sayın Cumhurbaşkanımızın fikriydi. Yani sekiz sene önce de, dokuz sene önce de, altı sene önce de, beş sene önce de biz bu kapasiteyi gördüğümüz için Türkiye olarak ve şimdi de yine kendimize güvendiğimiz için net bir şekilde söylüyoruz, biz tek başımıza burada bu güvenli bölgeyi oluştururuz. Ama bu konuda bizimle iş birliği yapmak istiyorsa ABD ve diğerleri, Rusya’da dahil, bu iş birliğini de hiçbir zaman dışlamayız. Çünkü buralar Suriye’nin toprakları ve biz Suriye’nin toprak bütünlüğünü tanıyoruz, burada kimseyle rekabet içinde de değiliz. Bizim kendi endişelerimizin dışında Suriye’nin geleceğini de düşünerek de bu adımları atıyoruz. Ama biz tek başımıza bu güvenli bölgeyi oluştururuz ve gerekli tedbirleri de alırız, almak da durumundayız zaten.

SUNUCU- Başkan Trump, 20 mil dedi, yani 30-32 kilometreye yönelik bir mesafe derinlik. Bunun daha da artması söz konusu olabilir mi, bu yönde Ankara’nın bir talebi oldu mu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi bu tabii 20 mil bir şey, ama coğrafyaya baktığın zaman bu biraz daha derine gidebilir, biraz daha yukarıya çıkabilir bu tamamen teknik bir şekilde askerlerimizin, istihbaratımızın ve arkadaşlarımızın coğrafi durumu da göz önünde tutarak, bazı yerlerde rejim var biliyorsunuz Kamışlı ve Haseke bölgesinde. Tüm bunları değerlendirerek bazen daha derin gidebilir, bazen daha yakın olabilir.

SUNUCU- Sayın Bakan, güvenli bölgeyle ilgili son bir sorum olacak, ardından İdlib’e geçeceğim. An itibariyla Türkiye Suriye sınırında binlerce askerimiz, binlerce teçhizatımız bekliyor. Şunu sormak istiyorum: An itibariyle Fırat’ın doğusuna bir askeri operasyon ne kadar gündemdedir, ne kadar mümkündür?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- ABD’nin çekilme kararından sonra Sayın Cumhurbaşkanımız açıkladılar, bir bekleme kararı çıktı ve şimdi tüm bu biraz önce anlatmaya çalıştığımız süreci herkesle konuşuyoruz. Dolayısıyla, şu anda henüz bu harekatla ilgili, yani yapılmasıyla ilgili bir Başkomutandan yeni bir ilave bir talimat gelmedi ve belli bir süre bekleyeceğiz dedi Sayın Cumhurbaşkanımız. Ama her an bu harekatı başlatacak hazırlıklar da var, kapasite de var onu söylemek isterim. Ama onun zamanlaması nasıl olacağı ve diğer konular tabii Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla arkadaşlarımızın başlatacağı bir süreçtir.

SUNUCU- O zaman yani güvenli bölgeyle ilgili olarak an itibariyla çok bilinmeyenli bir denklem söz konusu. Amerika’nın buradan ne anladığı, askerlerini ne zaman çekeceği, bizim operasyonu yapıp, yapmayacağımız bütün bunlar an itibariyla bir soru işareti olarak karşımızda duruyor.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Birlikte yürüttüğümüz ve Türkiye olarak da yoğun bir çaba sarf ettiğimiz bir süreçtir. Tüm amacımız tüm bu sizin sorduğunuz soruların da en kısa süre içinde netleştirilmesidir.

SUNUCU- İdlib’le devam etmek istiyorum. İdlib herhalde Rusya’daki temaslarınızda gündeme gelen bir konuydu. Geçtiğimiz günlerde HTŞ olarak bilinen terör örgütü önemli kazanımlarda bulunduğuna dair haberler geldi Ankara’ya, buna yönelik rejimin de yerleşim birimlerini bombaladığına dair. İdlib’de istikrar, huzur tehlikede mi, Moskova’daki temaslarınız sonucunda ne gördünüz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Burada tabii radikal gruplar var ve bu radikal grupları kontrol etmek o kadar da kolay değil, çünkü farklı gruplar var. Eskiden beri söylüyoruz, söyleyegeldik buraya rejim özellikle bunları gönderdi, diğer kuşatılmış bölgelerden koridor açarak buraya gönderdi. Ve Rusya’yla imzaladığımız muhtıra esasen başarılı bir şekilde uygulanıyor diyebilirim. Bazı zorluklara rağmen bunun başarılı bir şekilde uygulandığını dün Sayın Putin de basın toplantısında bir kere daha vurguladı ve Türkiye olarak da üzerimize düşeni yaptığımızı da özellikle söyledi. Tabii radikal gruplar bundan rahatsız, radikal grupları kışkırtan, destekleyen ülkeler de var, yani İdlib muhtırasının bozulmasını isteyen maalesef ülkeler de var, ama Rusya’yla biz kararlıyız, İran’la biz kararlıyız. Rejim evet siyasi çözüm yerine, askeri çözüme inanıyor. Ve daha önceki bölgeleri, yani kuşatılmış bölgeleri Hama, Doğu Guta, Humus gibi hatta güneyde Dara gibi bölgeleri ele geçirdikten sonra kendine olan güven aşırı bir güvene dönüştü. Diğer ülkelerle ilişkilerinde de bu aşırı güven hissediliyormuş, arkadaşlarımız Arap ülkelerinden yine Dışişleri Bakanları arkadaşlarımız da bunları bize söylüyor, ama biz Rusya’yla beraber bunun önüne geçtik, yani rejimin buraya saldırması. İçeriden de radikal grupların da yine bunu ihlal etmesine izin vermememiz gerekiyor. Radikal gruplar bundan huzursuz olduğu için ılımlı muhalefete ve Özgür Suriye Ordusuna saldırmaya başladı. Türkiye’nin müdahalesiyle birlikte bir ateşkes gibi bir anlayış ortaya çıktı. Ve burada sahada biz bunu yürütmeye çalışıyoruz. Arkadaşlarımız, burada istihbaratımızı özellikle tebrik etmek istiyorum, zor şartlarda görevlerini yapıyorlar. Tabii Ruslarla birlikte bir koordinasyon merkezinin kurulması, ortak devriyenin yapılması gibi konular var. M4 ve M5 otoyollarının trafiğe açılması var; bunların da detaylarını görüştük, Cumhurbaşkanımız Putin’le başbaşa görüşürken, Milli Savunma Bakanımız olsun, İstihbaratımız olsun muhataplarıyla görüştüler, ben de Lavrov’la görüştüm. Bundan sonraki süreçte yine bu birlikte sürdüreceğimiz çalışmalar, inşallah İdlib Muhtırasının başarılı bir şekilde uygulanmasına vesile olur. Bu niçin önemli biliyor musunuz? Biraz önce siyasi süreçten bahsettiniz, siyasi süreç kimin arasında? Muhalefetle rejim arasında. Eğer İdlib de ortadan kalkarsa böyle bir süreç de olmaz. Ve bu Suriye için yıllarca sürecek kaos demektir, belirsizlik demektir. Sadece basit bir sahada ihlal ya da çatışma gibi görmemek lazım. İdlib Muhtırası siyasi süreç için, çözüm için son bir fırsat penceresi sunmuştur, bunu da çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor.

SUNUCU- Sayın Bakan, vaktim daraldığı için, birkaç konuda daha sorum olacak. Bunlardan bir tanesi belki unutuluyor, ama unutturmamak lazım, Cemal Kaşıkçı cinayeti. Bu konuda gelinen noktada bir gelişme var mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bizdeki gelişmeler son derece şeffaf ve adil bir şekilde soruşturma yürütülüyor. Bu konuda Türkiye’nin tutumu belli. Bazı ülkeler var bunu görmezlikten geliyor, kapatmaya çalışıyor, biz bu cinayeti Suudi Arabistan’la ikili düzeyde bir konu olarak görmüyoruz, yani ikili ilişkilerin bir parçası değil. Bu bir cinayettir, kim işlediyse, kim talimat verdiyse bunun ortaya çıkması lazım. Henüz daha Kaşıkçı’nın cesedini bulamadık. Dolayısıyla Suudi Arabistan’daki soruşturmalardan bir sonuç ortaya çıkmadı. İşte beş kişi idamla yargılanıyor.

SUNUCU- O yargılama konusunda Ankara’ya ulaşan şeffaf bir bilgi var mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yok, hiçbir şekilde bir bilgi yok. Başsavcı geldiği zaman da bizden bilgileri aldı, ama karşılığında hiçbir bilgi vermedi. Ortak komisyon kuralım, çalışma grubu kuralım teklifini biz kabul ettik, ondan da hiçbir netice çıkmadı.

SUNUCU- Unutturulmaya çalışılıyor o zaman.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, unutturulmaya çalışılıyor. Ama bu işin uluslararası boyutu da var. Bugüne kadar temaslarımız oldu, ülkelerle birlikte temaslarımız oldu ve bunu artık uluslararası boyuta taşınması gerektiğini düşünüyoruz, Sayın Cumhurbaşkanımız da böyle düşünüyor, bizlere de talimat verdiler bunların hazırlıklarını yapın diye. Birleşmiş Milletler ’in özellikle bu konuda bazı çalışmaları var. İnsan Hakları Komiseri, eski Şili Cumhurbaşkanı Michelle Bachelet’in açıklamalarını gördünüz. Aynı şekilde üç tane raportör ve komisyon başkanı da Genel Sekretere yazılı bir şekilde çağrıda bulundu. İşte bunlardan bir tanesi, BM Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard 28 Ocak-3 Şubat tarihlerinde Türkiye’ye geliyor, gelmek istediklerini söylediler, biz de memnuniyetle dedik. Dolayısıyla benden de görüşme talebinde bulundu, programımıza uyarsa tabii ki görüşürüz. Burada BM ile birlikte ne yapabileceğimizi de görüşeceğiz. Ama artık uluslararası bir soruşturmanın başlatılması zamanı gelmiştir. Tabii BM soruşturması için Güvenlik Konseyi kararı gerekiyor. Güvenlik Konseyinden böyle bir karar çıkar mı, çıkmaz mı, bunu siz söyleyin.

SUNUCU- Biraz zor gözüküyor.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ama ikinci bir alternatif ise, gerçeklerin aydınlatılmasıyla ilgili bir komisyon kurabilir BM Genel Sekreter ya da İnsan Hakları Komiseri ve hem Suudi Arabistan’a, hem de Türkiye’ye veya ihtiyaç duyarsa üçüncü bir ülkeye veya başka bir yere bu heyeti gönderebilir gerçeklerin aydınlatılmasıyla ilgili. Bunun için de BM Güvenlik Konseyinden bir karar çıkartmaya gerek yok, ihtiyaç yok, resen yapabilir.

SUNUCU- Sayın Bakan, biraz evvel eski Şili Cumhurbaşkanına atıfta bulunduğunuz için Venezuela’daki son gelişmeler aklıma geldi. Venezuela-Ankara ilişkileri son dönemde oldukça yakın, dolayısıyla bu ülkedeki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Biz tabii ülkelerin dışlanmasına, izolasyonuna karşı değiliz ve bir ülkenin iç işlerine bu kadar müdahale edilmesine de karşıyız, yani doğru bulmuyoruz. Maalesef son zamanlarda özellikle bazı Latin Amerika ülkeleri ve ABD sürekli Venezuela’nın iç işlerine karışmıştır. Ve Venezuela, dünyanın en güzel ülkelerinden bir tanesi. Doğal zenginlikler bakımından, petrol, gaz, altın, maden, aynı şekilde tarımla ilgili, yani her alanda gerçekten dünyanın en zengin ülkelerinden de birisi. Ama bugüne kadar o zenginlikleri kullanma konusunda çok geri kalmış bir ülke, bu bir gerçek. Ama şu andaki gelişmeler ise, ciddi bir şekilde endişe veriyor. Biz de işte bu Venezuela’nın bu zor şartlarda ekonomisine de destek vermeye çalıştık. Çünkü bir ülkenin ayakta kalması lazım, birçok insan ülkeyi terk etmek durumunda kaldı. Fakat şimdi seçimle gelmiş bir Başkan var, diğer taraftan Meclis Başkanı kendisini de facto olarak başkan ilan ediyor, bu çok garip bir durum, yani orada başkan nasıl olunur belli. Bazı ülkeler de bunu tanıdı. Şimdi bu esasen bir kaosa yol açabilir. Sayın Cumhurbaşkanımız dün akşam Maduro’yu arayarak bu son gelişmeler hakkında da bilgi aldı, aynı şekilde desteğini de iletti. Demokrasiye yönelik desteğimizi güçlü bir şekilde Sayın Cumhurbaşkanımız dünkü telefon konuşmasında vurguladı. Zaten halka hitap ederken Maduro da; Cumhurbaşkanımızın aradığını söylemiş ve Venezuela halkına da Cumhurbaşkanımızın en iyi dileklerini iletmiş.

İnşallah Venezuela sükunetle iç barışı sağlayarak bu süreci atlatır, aksi takdirde vahim gelişmeler olabilir, bundan da endişe duyuyoruz, Türkiye olarak da üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz.

SUNUCU- Sayın Bakan, son 5 dakikam, iki sorum daha var.

Bunlardan bir tanesi, FETÖ’nün iadesi konusu. Sanki o da çok konuşulup konuşulup şimdi artık unutturulmaya çalışılan bir husus. FETÖ’nün iadesi konusunda Amerika Birleşik Devletleri’yle gelinen son nokta nedir, kısaca anlatır mısınız?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Unutturulan bir mesele değil, her toplantıda gündeme geliyor, her konuşmada gündeme geliyor, en son Arjantin’de de gündeme geldi, diğer telefon görüşmelerinde de Sayın Cumhurbaşkanımız hatırlatıyor, bizler hatırlatıyoruz, yeni ilave belgeler…

SUNUCU- Sonuç?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Daha geçen hafta Adalet Bakanımızla görüştük, iadesiyle ilgili henüz somut bir sonuç elde edemedik. Fakat FBI’ın daha önce söylediğim ABD’de yürüttüğü soruşturma ise çok ciddi boyutlara doğru gidiyor. Ve bunun neticesinde biliyorsunuz bir heyet Türkiye’ye geldi, burada bazı kişilerin sorgulanmasına da katıldılar ve ABD içinde bu örgütün karanlık yüzünü ve illegal faaliyetlerini görmeye başladıklarını bize detaylı bir şekilde de anlatmaya başladılar, önce yüzeysel bir şekilde anlatıyorlardı. Ve bu örgütün ne kadar profesyonel olduğunu, teknoloji ve insanları çok iyi şekilde kullandığını bile ortaya çıkardılar, ciddi bir soruşturma var. Esasen bu soruşturmayı da iade kadar önemli buluyoruz. Çünkü sürekli Sayın Cumhurbaşkanımız her görüşmede ABD içinde yürüttükleri illegal faaliyetlerle ve yolsuzluklarla ne kadar para kazandıklarını ve bu parayı da bize yönelik dair terör faaliyetlerinde kullandıklarını da anlatmaya çalışıyordu, şimdi ABD bunu kendi gözüyle görmeye başladı; bu önemli. Ama biz bu işin peşini bırakmayacağız. İlişkilerimizde sorun yaratan en önemli konu, FETÖ. Diğeri de, YPG’ye olan destekti, şimdi işte çekilme kararıyla bunu yönetmeye çalışıyoruz. Ama FETÖ’nün iadesi bizim için çok hassastır, milletimize bir sözümüz var. Bu terör örgütüyle dünyanın neresinde olursa olsun mücadele edeceğiz. Ve bugüne kadar bazı FETÖ mensuplarını Türkiye’ye getirdik, iadeleri oldu. Ama FETÖ’nün, yani bu terör örgütünün elebaşının da Türkiye’ye iade edilmesi bizim için çok önemlidir, hayati derecede önemlidir. Bu mücadelemizi tabii ki sürdürüyoruz.

SUNUCU- Son soru Avrupa Birliği’yle ilişkiler. Romanya Dönem Başkanlığının bir Türkiye-Avrupa Birliği zirvesini toplama niyeti var. Mümkün mü, mümkünse yeni bir sayfa mümkün mü? Son iki dakikam, kısaca yanıt rica ediyorum.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yeni bir sayfa derken, bugün her şey sıfırdan başladı, her şey çok güzel çok olacak dersek gerçekçi olmayız, ama diyaloğumuzun devam etmesi gerekiyor. Varna’daki zirve, özellikle pozitif bir atmosferin yaratılması bakımından ve konuların çok net bir şekilde, samimi bir şekilde Cumhurbaşkanımız ve AB Komisyonu ve Konseyi Başkanı, o günkü Dönem Başkanı Bulgaristan’dı, Dönem Başkanı arasında konuşulması bakımından faydalı oldu, orada belirlenen yol haritası da gerek zirveler olsun, toplantılar olsun, yüksek düzeyli toplantılar olsun, bakanlar düzeyinde toplantılar ve alt düzeyde teknik toplantılar dahil vize konusunda çalışma gruplarının geri kalan bir kriterlerin yerine gelmesiyle ilgili oluşturulan her bir çalışma grubunun ikişer defa toplanması gibi birçok olumlu yansıması oldu. Tabii Avusturya Dönem Başkanlığında bir şey beklemiyorduk. Romanya da, Bulgaristan gibi bu zirveyi gerçekleştirmek istiyor. Diğer taraftan, Romanya Gayriresmi Dışişleri Bakanları Toplantısına, GYMNICH Toplantısına bizi davet ettiler ve bu ayın sonunda Bükreş’te bu toplantıya katılacağız.

Ayrıca, Mart’ın ortasında Suriye Konferansına bizi davet ediyorlar. Yine Türkiye ile Avrupa Birliği arasında Ortaklık Komisyonu Toplantısını da yine o marjda yapma teklifinde bulundular. Yani şu anda Gümrük Birliği Anlaşmasının güncellenmesi, vize mutabakatının birlikte çalışarak devam ettirilmesi, aynı şekilde vize serbestisinin sağlanması, göç konusundaki mutabakatın yine karşılıklı çıkar çerçevesinde devam ettirilmesi gibi bazı konular var. Ama fasılların açılmasıyla ilgili konular sadece bizimle ilgili değil, genişlemeyle ilgili Avrupa Birliği’nin ne yaptığını bilmediğini görüyoruz, ne yapacağını bilmiyor ve kararsızlıklar var, yanlış adımlar var, başarısız politikalar var, onların detayına girmek istemiyorum. Ama bu zor şartlarda bile Avrupa Birliği’yle bu süreci yürütmemiz önemli. Özellikle de Reform Eylem Grubu toplantılarından sonra Adalet Bakanlığımızın kapsamlı bir yargı reformu stratejisinin hazırlaması, Bakanlar Kurulunda, Kabine Toplantısında da bizimle paylaştı, gerçekten çok kapsamlı bir çalışma.

SUNUCU- Son cümleniz.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Reformla beraber de yine Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyiyle ilişkilerimizi belli bir düzeyde yürütmek bizim de yararımıza, onların da yararına.

SUNUCU- Sayın Bakan, çok teşekkür ediyorum vakit ayırdınız, soruları yanıtladınız.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ben teşekkür ederim, sağ olun.

SUNUCU- Efendim, yayın konuğumuz Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’ydu. Vaktimiz elverdiğince geniş bir yelpazede sorularımızı yanıtladı. Yorum, her zaman söylediğimiz gibi siz dinleyenlere ait.

Yeniden görüşünceye kadar hoşçakalın, iyi bir gün dileğiyle.