#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun VII. Büyükelçiler Konferansı Sonrası Basın Toplantısında Yaptığı Konuşma, 9 Ocak 2015, Ankara

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- … Çanakkale’ye gitmek istedik, fakat maalesef hava muhalefeti nedeniyle bu ziyaretimizi iptal etmek zorunda kaldık. Onun yerine bugün Ankara’da Çanakkale Savaşları’nın tarihi önemine değinen bir oturumu çok değerli Büyükelçi arkadaşlarımla birlikte gerçekleştirdik. Ancak 2015 yılı içinde merkezde görev yapan ve bazı ülkelerden gelen Büyükelçilerimizle birlikte Çanakkale’yi ziyaret etmeyi düşünüyoruz.

Ayrıca, bu yıl düzenleyeceğimiz Çanakkale Kara Savaşları’nın 100. yıldönümü anma törenlerini geniş bir şekilde, geniş katılımla düzenlemeyi düşünüyoruz ve hep birlikte “Centilmenler Savaşı” dediğimiz Çanakkale Savaşına katılan, 1. Dünya Savaşına katılan ve savaştan etkilenen tüm ülkeleri davet ederek Çanakkale’de bir barış mesajını vereceğiz.

7. Büyükelçiler Konferansı hem nitelik, hem de nicelik bakımdan çok başarılı geçti ve ben emeği geçen tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. 140’ı yurt dışından 237 Büyükelçimizle birlikte dış politikamızın tüm boyutlarını masaya yatırdık ve hep birlikte 32 oturum düzenledik. Bu yılki konferansın temasını “Yeni Türkiye, Dış Politikada Süreklilik ve Değişim” olarak belirlemiştik. Temamız konferans çerçevesinde gerçekleşen oturumların temel motifini teşkil etti. Bu oturumlarda Türk dış politikasında süreklilik gösteren unsurları ele aldık. Küresel değişim ve dönüşüm süreçlerini de inceledik. Çağın gereklerine uygun bir şekilde icra ettiğimiz dış politikamızda atılabilecek ilave adımları da hep birlikte değerlendirmiş olduk. Geleceğe yönelik önceliklerimizi tespit ettik. Bu yöndeki planlamalarımıza esas olarak teşkil edecek verileri de ortaya koyduk.

Büyükelçilerimizle birlikte Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız ve Sayın Başbakanımız tarafından kabul edildik. Bu kabullerde Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Meclis Başkanımızın ve Sayın Başbakanımızın dış politikada bizlere ışık tutan hitaplarından çok faydalandık. Kendilerine huzurlarınızda bir kere daha çok teşekkür ediyorum.

Büyükelçiler Konferansı, dış politikamızın uygulanmasında işbirliği yaptığımız kurum ve kuruluşlarla eşgüdüm sağlamamıza da vesile oldu. 4 Başbakan Yardımcımız ve 7 Bakanımız -sizler de takip ettiniz- Büyükelçilerimize hitap ettiler ve sorularını cevapladılar. Ben bir kere daha Başbakan Yardımcılarımıza ve çok değerli Bakanlarımıza Büyükelçiler Konferansımıza katıldıkları için çok teşekkür ediyorum. Büyükelçi arkadaşlarımız da bazı oturumlarda Bakanlığımızın düşüncelerini anlatan sunumlar yaptılar ve Bakanlarımıza da sorular sordular.

Bakanlarımızla olan toplantıların dışında güvenlik, kalkınma ve insani yardımlar, işadamlarımızın yurt dışındaki faaliyetleri ve mali denetim gibi oturumlar da düzenledik. Bu oturumlara gelen tüm üst düzey bürokrat ve görevli arkadaşlarımıza da içtenlikle çok teşekkür ediyorum. Konferans kapsamında Bakanlık içi bölgesel toplantılar da gerçekleştirdik; Avrupa, Avrasya, Balkanlar, Güney Asya, Ortadoğu, Uzak Doğu, Afrika, Kuzey Amerika, Latin Amerika, Karayipler bölgesindeki gelişmeleri de bu toplantılarımızda değerlendirdik, ikili ve bölgesel işbirliğimizi nasıl güçlendirebiliriz, bu soruya cevap bulmaya çalıştık. Ayrıca Kıbrıs ve G-20 Dönem Başkanlığımız gibi tematik bazı toplantıları da arkadaşlarımızla birlikte gerçekleştirdik.

7. Büyükelçiler Konferansı, en fazla sayıda yabancı konuğun ağırlandığı konferans olmuştur. Üç kıtadan üç bakanı ağırladık. Arjantin Dışişleri Bakanı Hector Timerman, Hollanda Dışişleri Bakanı Bert Koenders, Nijerya Dışişleri Bakanı Aminu Bashir Wali’yi konferansımızda ağırladık, kendilerine de çok teşekkür ediyoruz. Aynı şekilde üç tane önemli uluslararası örgütün temsilcilerini de ağırladık, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri Antonio Guterres ve UNESCO Genel Direktörü İrina Bokova konferansımızda Büyükelçilerimize hitap ettiler ve sorularını cevapladılar. Bu konuklarımızla çok verimli ikili görüşmeler de gerçekleştirdik. Konuklarımızın hitaplarında değindikleri hususlar, dış politikamızın değişik boyutlarıyla uluslararası toplum tarafından yakından takip edildiğini bir kere daha ortaya koydu. Konferansa gösterilen uluslararası ilginin ülkemizin yükselen profilinin bir göstergesi olduğunu düşünüyorum.

Sonuç itibariyle 7. Büyükelçiler Konferansı çok yoğun, ama bir o kadar da yararlı geçti. Tabii biz bu konferansı yaparken bölgemizde ve dünyamızda da önemli gelişmeler oldu, bunları da hep birlikte değerlendirme imkanı bulduk. Bir sonraki Büyükelçiler Konferansımızı Eskişehir’de yapmayı düşünüyoruz. Yani 2013 yılında hem Türk Dünyası Kültür Başkenti, hem de UNESCO Somut Olmayan Miras Başkenti olan Eskişehir’de bir toplantı yapmayı arzu ediyorduk, ama o yıllarda olmadı, inşallah 2016 yılında Büyükelçiler Konferansımızı Eskişehir’de gerçekleştireceğiz.

Konferans sırasınca bazı gelişmeler olduğunu vurgulamıştım, maalesef bu gelişmelerin birçoğuna baktığımız zaman bizleri üzen, hatta şoke eden gelişmeler. Ve bölgemizde ve dünyada terör saldırılarının arttığını gördük. Suudi Arabistan’da, İstanbul’da, Paris’te ve dün de Nijerya’da terör saldırıları oldu. Bu terör saldırılarında masum insanlar hayatlarını kaybettiler. Biz bir kere daha terörün her türlüsünü kınıyoruz, bu terör saldırılarını lanetle kınıyoruz. Terörle mücadele etme konusunda kararlı bir şekilde bu ülkelerle birlikte hareket edeceğimizi özellikle vurgulamak isterim Türkiye Cumhuriyeti olarak. Terörden çok çekmiş ve çok insanını kaybetmiş bir ülke olarak, terörün verdiği acıyı anlayan bir ülke olarak terörle mücadele edilmesi gerektiğini her platformda vurguluyoruz. Hiçbir ayrım gözetmeden terörün her türlüsüyle mücadele etmemiz gerekiyor. Hemen yanı başımızdaki ülkelerde de terörün nasıl bir tehdit oluşturduğunu da en yakından gören, hisseden ülkelerin başında Türkiye geliyor.

Ben sizlere çok teşekkür ediyorum, sorularınız varsa onları da cevaplamak isterim.

SORU- Sevil Küçükkoşum, Hürriyet Daily News.

Sayın Bakan, iki soru sormak istiyorum izninizle. Birincisi, Paris saldırısıyla ilgili; bu saldırının benzerinin Türkiye’de gerçekleşme riskini görüyor musunuz acaba?

İkinci sorum Libya’yla ilgili olacaktı; geçtiğimiz günlerde Dışişleri Bakanlığının da bir açıklaması olmuştu, Libya Hava Kuvvetlerine ait Facebook’taki bir açıklamaya, tehdide istinaden. Arap Ligi de bugün bir açıklama yaptı, Tobruk’taki Hükümete desteğini ifade etti. Siz Libya’yla ilgili son gelişmeleri nasıl değerlendiriyoruz? Libya’da meşru yönetime ilişkin değerlendirmenizi alabilir miyim?

Teşekkürler.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Paris’teki terör saldırısı da gösteriyor ki terörün ne zaman nereden geleceği belli olmaz, bunu tüm dünyada görüyoruz. Bizim ülkemizde de çok sayıda terör saldırıları oldu, geçen yıllarda da oldu; hem bize yönelik, hem de Amerikan Büyükelçiliğine yönelik saldırılar oldu. Önümüzdeki süreçte de bu terör faaliyetleri dünyanın her yerinde devam ederken, nerede, ne zaman terör saldırısı olacağını kestirmemiz zor. O yüzden tabii ki bizim ülkemiz de gerekli güvenlik ve istihbarat tedbirlerini alıyor, almaya da devam edecektir. Bir taraftan ülkemizdeki terör sorununu çözmek için çaba sarf ediyoruz çözüm sürecinde, ülkemizdeki özellikle PKK terör örgütünün de hala faaliyetlerini durdurmadığı malumunuz. Dolayısıyla hem bu anlamda tedbirler almamız lazım, hem de içeriden ya da dışarıdan gelebilecek saldırılara tedbirli olmamız lazım, bu zaten bizim görevimiz.

Diğer taraftan Libya’daki gelişmelere baktığımız zaman, bizim başından beri tutumumuz son derece net. Biz diyoruz ki; bir an evvel ateşkes sağlanması lazım. Bir tarafta işte seçimler oldu, Anayasa Mahkemesi’nin kararı oldu, şimdi Anayasa Mahkemesi’nin kararını dikkate almayalım demek de doğru değil, arazideki gerçekleri yok sayalım demek de doğru değil. Bana göre şu anda kim meşru, kim meşru değil tartışmalarının da çok bir faydası yok. Libya’da bir yangın var, bu yangını söndürmemiz lazım, bunun için de ateşkesin sağlanması lazım. Ateşkesten sonra ne olması lazım? Müzakerenin olması lazım. Yani şu anda çatışan tarafların bir araya gelmesi, getirilmesi lazım ve kapsayıcı bir yönetimin oluşması lazım- şu anda Irak’ta olduğu gibi- ve herkesi içine alması lazım. Yani bir kısmı dışlayan bir yönetim anlayışı bundan sonra Libya’da işlemez, kalıcı olmaz; gerçekçi olmamız lazım. Ve tarafsız olmamız lazım, yani dışarıdan müdahale olmaması gerekiyor, özellikle askeri müdahale, silah yardımı ve hava saldırıları gibi müdahalelerin olmaması lazım. Birleşmiş Milletler’in bugüne kadar tüm çabalarına destek verdik, aldığı kararlara destek verdik, Leon’un tüm çabalarına ve tekliflerine biz Türkiye olarak destek verdik ve bu düşüncelerimizi, bu önerilerimizi oradaki tüm taraflara ilettik. Özel Temsilcimiz Emrullah Bey gitti, iki defa gitti tekrar güneye gidecek ve tüm taraflara biz böyle düşünüyoruz, sizin birliğinizi, beraberliğinizi istiyoruz. Türkiye kesinlikle taraf tutmuyor böyle de olması lazım, ama görüyoruz ki, bölgede taraf tutanlarda var. Yani bu söylediğimiz çerçevede adımları atabilirsek Libya’yı kurtarabiliriz, Libya’yı Suriye olmaktan kurtarabiliriz herkes bu konuda sorumlu davranmalıdır ve bu anlayış içinde davranmalıdır.

Teşekkür ediyorum.

SORU- Mahmut Gürer, Akşam Gazetesi.

Efendim, Büyükelçiler Konferansının da sürdüğü sırada basında bazı haberler yer aldı Amerika Birleşik Devletleri’yle bu ay içerisinde eğit-donat kapsamında bir anlaşma imzalanabileceği söylendi. İlk sorum bununla ilgili böyle bir anlaşma var mı? İkincisi de, bununla bağlantılı olarak Türkiye bir süreden beri hava üstlerinin kullanımı eğit-donat vesaire gibi konuları bir paket olarak değerlendiriyordu, bu politikada bir değişiklik mi var acaba? Teşekkürler.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok teşekkür ederim. Şimdi bizim Suriye’ye yönelik ya da terörle mücadeleye yönelik duruşumuz belli ve bugüne kadar söylediklerimiz maalesef hep ortaya çıkıyor, ispatlanıyor. Terörle mücadelede kapsamlı bir stratejinin, sonucu belli olan bir stratejinin olması gerektiğini söylüyoruz. Suriye’deki, Irak’taki dört yıldır meydana gelen olayları ta başından beri bunların olabileceğinin analizlerini objektif bir şekilde yapmıştık. Şimdi bugün bir terör var, bir tarafta rejim var ve sadece DEAŞ değil, başka terör örgütleri de var. Yani Suriye’yi bölmek isteyen, belli bir bölümünü kontrol altında tutmak isteyen gruplar var. Şimdi terörle mücadele etmek için kapsamlı bir stratejiniz olması gerekiyor ve bunun içinde tüm unsurların olması gerekiyor. Bugüne kadar hava saldırılarının terör örgütünü durdurmadığı ortaya çıktı maalesef, ama zaten sadece hava saldırılarıyla terör örgütünü durdurmak da imkansız. Dolayısıyla, bizim şimdi Amerika’yla ve müttefiklerimizle tabii ki terörle mücadelede neler yapabiliriz, hangi adımları atmamız gerekiyor bunları da konuşuyoruz. Daha önce siyasi görüşmeler vardı üst düzey, şimdi askeri ve güvenlik güçleri arasında teknik görüşmeler başladı. Kapsamlı bir strateji için tüm unsurların olması lazım, tek bir unsura dayalı bir stratejiyle başarılı olmamız mümkün değil. O nedenle tüm bu söylediğimiz unsurlar hala geçerli, hala görüşme kapsamında.

Teşekkür ederim.

İki soru var, ikisini de alalım olmazsa, üç tane.

SORU- Sinan Polat, Anadolu Ajansı.

Önceki gün Türkiye’nin Avrupa Konseyi’ne en büyük katkı sağlayan ülkelerden biri olacağını söylemiştiniz. Bunun Türkiye için önemi nedir, Türkiye’ye sağlayacağı kazançlardan bahsedebilir misiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Avrupa Konseyi, Avrupa’nın tamamını kapsayan tek örgüttür. Yani bugün Avrupa Konseyinin 47 üyesi vardır, Avrupa sınırları içinde Belarus hariç tüm ülkeler üyedir. Bunların bazıları demokratik standartlar bakımından daha ilerdedir, bazıları daha geridedir ama herkes eşit üyesidir. Avrupa Konseyi’nin, Avrupa’da demokratik kurumların güçlenmesi, yeni demokrasiye geçen ülkelerin bu anlamda mesafe kat etmesindeki rolünü hepimiz biliyoruz. Tüm kurumlarıyla; Parlamenter Meclisiyle, Venedik Komisyonuyla, CPT dediğimiz İşkence Önleme Komitesi, GRECO dediğimiz İnsan Hakları Komiseriyle, tüm mekanizma ve kurumlarıyla Avrupa’da demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi ve güçlenmesi konusunda Avrupa Konseyinin rolünü biliyoruz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Avrupa Konseyinin bir kurumudur biliyorsunuz. Dolayısıyla, Avrupa Konseyi özellikle bizim başkanlığımız döneminde de sınırlarını genişletmeye çalıştı. Tam üyelik olarak değil ama yeni mekanizmalarla demokrasi için ortaklık statüleriyle, Kuzey Afrika, Ortadoğu, Orta Asya gibi ülkelerde artık temasını arttırdı ve o ülkelerden bazılarını ortak üye olarak kabul etti. Şimdi atılması gereken adımlar var bakınız soğuk savaşın esintilerini görüyoruz. Ukrayna’da bugün sadece Doğu’daki sorun değil, Kırım sorunu değil Ukrayna içinde de yolsuzlukla mücadele, reformların yapılması gibi çok önemli meseleler var. Aynı şekilde demokrasiye geçmek isteyen ülkeler var, Venedik Komisyonu’nun görevi sadece Avrupa Konseyi ülkeleriyle sınırlı değil, üyelikte sınırlı değil dünyanın her yerinde aktif olan bir kurum oldu. Yasa, anayasa hazırlanırken danışmanlık yapan bir kurum. Şimdi Venedik Komisyonuna da verdiğimiz katkıyı arttırdık, özellikle Orta Asya bölgelerinde Anayasa ve diğer yasaların oluşturulması, çıkarılması ve yolsuzlukla mücadeleyle ilgili konularda reformların yapılması sürecine katkı sağlıyoruz, Hem uzmanlık katkısı sağlıyoruz, hem de maddi katkı sağlıyoruz. Aynı şekilde bugün Avrupa Konseyine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Avrupa’daki akımlarla mücadele gibi Avrupa’nın biraz önce söylediğim bu demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi ortak değerler etrafında birleşen Avrupa halklarını tehdit eden unsurlar var. Bunlarla mücadele de Avrupa Konseyinin çok önemli bir rolü var ve Avrupa’nın ötesindeki bölgelerde de rolü var dolayısıyla, bu kurumun da bütçe bakımından da sıkıntıları var. Biz bu sıkıntıların aşılması ve Avrupa Konseyi’nin bu anlamda daha güçlü bir örgüt olabilmesi için buraya yaptığımız katkıyı artırıyoruz 13 milyon eurodan, 33 milyon euroya çıkarıyoruz yıllık ve buraya en çok katkı sağlayan ülkeler arasına giriyoruz. Bugüne kadar 5 ülke vardı, İngiltere, Almanya, İtalya, Fransa ve Rusya bizde 6. ülke olacağız süreci tamamlarsak. Tabii ki bununla birlikte oradaki çalışan Türk personel sayısının yükselmesi, Türkçenin de çalışma dili olması gibi birçok doğal olarak her böyle en çok destek sağlayan, katkı sağlayan ülkelerin elde ettiği hakları da Türkiye elde edecektir, bunları da zaten görüşüyoruz. Ama bizim buradaki esas amacımız Avrupa’da demokrasi ve özgürlükler konusunda ve bugün karşılaştığımız tehditler konusunda önemli bir rol oynayan, bizimde kurucu üyesi olduğumuz Avrupa Konseyinin daha da güçlenmesidir.

SORU- Ulusal Kanal, Osman Erbil.

Efendim, bugün Yunanistan saatiyle saat 14:00’de Atina’nın Syntagma Meydanında Türkler, sözde Ermeni soykırımının yalan olduğunu ifade edecekler. Amaçları da Yunanistan Parlamentosunun 9 Eylül’de çıkarmış olduğu ve sözde Ermeni soykırımı yasasını inkar etmeyi suç sayan yasayı protesto etmek. Bununla ilgili bu eylemle ilgili değerlendirmenizi almak istiyorum. Özellikle Atina Büyükelçiliğimizin eylemi engelleme girişimleri var. Atina Büyükelçiliği Müsteşarı Barış Kalkavan, Atina’daki Türk basın temsilcilerini yanına çağırarak eylemin yapılmaması ve eylemin de basına duyurulmaması yönünde telkinlerde bulundu. Bu telkinler bilginiz dahilinde mi?

Son olarak da, 28 Ocak’ta Türkiye’yi çok yakından ilgilendiren AİHM’de, büyük dairede temyiz duruşması var kamuoyunda İsviçre Perinçek davası diye biliniyor. Bu davada Türkiye’nin tezlerini yani soykırım iddialarına karşı Türkiye’nin tezlerini savunacak İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek’in yasağı devam ediyor ve bu savunmayı eğer yasak devam ederse yapamayacak. Bu konu da yasağın kalkmasına yönelik çağrılar var, bu konuda ne diyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabii ki yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın yaşadığı ülkelerde her konuda kendi hakları dahil ülkemize yönelik olumsuz gelişmelerde veya bizi hiç ilgilendirmeyen konularda da barışçıl gösteri hakkı olması lazım. Fransa’da da benzeri bir yasa biliyorsunuz Meclis’ten geçmişti, daha sonra Anayasa Mahkemesi bunu iptal etti ve o zaman da Fransa’daki vatandaşlarımız demokratik haklarını kullandılar ve bu gösterileri yaptılar. Yani şiddete varmayan her türlü gösteriyi biz destekleriz, bu hakkın da olması gerekiyor. Hele demokrasinin eviyiz diyen ülkelerin bunu kısıtlamaması gerekiyor. Bazı ülkelerdeki gelişmelerden dolayı vatandaşlarımızın barışçıl gösterilerine yönelik eleştirileri görünce, hatta buna yönelik meclislerde bazı işte çalışmaları görünce üzülüyoruz. O nedenle bu tür çalışmaları hiç kimsenin kısıtlamaya hakkı yok. Ama sizin söylediğiniz, bizim Büyükelçiliğimizi ilgilendiren kısmını ilk defa duyuyorum, biz öyle bir şey yapmayız Dışişleri Bakanlığı olarak. Kesinlikle vatandaşlarımızın demokratik hakkını kullanmasını engellemeyiz, tam tersine her zaman destekleyici rol oynarız.

Diğer taraftan Doğu Perinçek’in 28 Ocak’taki Strazburg’daki mahkemeye katılmasını ben de arzu ediyorum. Bu konuda düşüncelerimi, görüşlerimi de çok açık, net bir şekilde daha önce de söyledim, kendisine de söyledim, bir telefon görüşmemiz olmuştu. Tabii bu konuda mahkemenin karar vermesi lazım. Süreç şu anda Yargıtay’da ve Yargıtay’ın karar vermesi lazım. Ama biz Türkiye olarak biliyorsunuz bu davaya tarafız ve tezlerimizi en iyi şekilde savunuyoruz, yazılı da verdik, sözlü de savunacağız. Ama davanın muhatabı olan Doğu Perinçek’in de bana göre o davaya katılması lazım, ama kararı mahkeme verecek tabii ki.

Teşekkür ederim.

SORU- Efendim, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Psaki’nin Türkiye’nin Hamas’a kapılarımız açık açıklamasına aslında kaygılıyız yönünde bir açıklama yaptı, bu açıklamayı nasıl değerlendirirsiniz?

Teşekkür ederim.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi değerli arkadaşlar, Hamas’ın üst düzey yöneticileri ilk defa Türkiye’ye gelmedi, sürekli geliyorlar. Hatta ilk geldikleri zaman da büyük tepkiler olmuştu, biz de bunlarla görüşmemizin amacının ne olduğunu çok iyi açıklamıştık, bunu zaten daha önceki soru-cevap kısımlarında da açıklamıştım. Dolayısıyla Hamas biliyorsunuz bizim terör örgütü listemizde yok. Ama diğer taraftan bizim yapmaya çalıştığımız özellikle seçimlerden sonra Hamas’ın bir siyasi parti hüviyetini kazanması ve silahları bırakması, aynı şekilde Filistin içinde de El Fetih’le beraber hareket ederek ulusal birliğin sağlanması. Biz bir taraftan İsrail’le müzakereler başlasın diyoruz, sonuç alınsın diyoruz, ama herkes şunu kabul ediyor: Hamas masada olmadan kalıcı bir barış ve çözüm olmaz diyor, herkes bunu söylüyor, Amerika da diyor, İsrail de bunu söylüyor, tüm muhataplarımız bunu kabul ediyor söylüyor. Peki siz Hamas masada olsun diyorsunuz, peki hiç muhatap almayacaksanız Hamas masada nasıl olacak? Hamas olmadan kalıcı çözüm olmaz diyorsunuz, bu gerçeği de söylüyorsunuz, Hamas olmalıdır diyorsunuz, fakat hiç kimse muhatap almasın diyorsunuz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kanunları var, hukuk çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti kanunlar çerçevesinde yönetilen demokratik bir ülkedir ve kanunlar çerçevesinde kimin ülkeye girip giremeyeceği, kimin vize alıp alamayacağı gayet nettir. Hangi yöntemle e-vize alacakların hangi ülkelerin vatandaşları hangi şartlarda e-vize alacağı bellidir. Diğer taraftan hangi ülkenin vatandaşlarına öğrenci vizesi, turist vizesi, çalışma vizesi nasıl verebileceğimiz son derece nettir. Bunların bazıları karşılıklı anlaşmalarla düzenlenmiş, bazıları da bizim kanunlarımıza göre tek taraflı düzenlenmiştir. Dolayısıyla bu ülkeye kimin girip-çıkacağının belirlenmesi kanunlarla belirlenir, benim veya başkasının arzusuyla belirlenmez. Hamas’ın Lideri de daha önce de ülkeye geldi, geçenlerde de geldi, bizim söylediğimiz budur ve bundan sonraki süreç böyle olacaktır, bu konularda bizim tutumumuz son derece nettir.

Ben bir kere daha sizlere teşekkür ediyorum. 7. Büyükelçiler Konferansının gerçekleşmesinde emeği geçen özellikle Bakanlığımız çalışanlarına, Bakan Yardımcımıza, Müsteşarımıza, Serap Hanım’a ve tüm çalışma arkadaşlarımıza, Ali Rıza Bey’e ve tüm katılan arkadaşlarımıza, kendi danışmanım ve Özel Kalemimde çalışan tüm arkadaşlarımıza da bir kere daha huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum.

İyi günler.