#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu'nun 10 Aralık İnsan Hakları Günü vesilesiyle yayımladıkları mesaj

İnsan haklarının tarihsel gelişim süreci içinde bir dönüm noktası olan Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabulünün 68. Yıldönümünü bu yıl “başkalarının haklarını savunma” temasıyla kutlamaktayız.

Ne yazık ki dünyamız, 2016 yılında da farklı coğrafyalarda gerçekleşen vahim insan hakları ihlallerine sahne olmuş, insani değerlere yönelik saldırılar devam etmiştir. Küreselleşen dünyada, insan hakları ihlallerinin, yalnızca bu ihlallerin yaşandığı ülkeler için değil, dünya barışı ve istikrarı için de bir tehdit olduğu görülmektedir.

Bu itibarla, farklı coğrafyalarda gerçekleşen insan hakları ihlalleri ve insani krizlere karşı sessiz kalmamanın, tüm uluslararası camianın önemli bir sorumluluğu olduğuna inanıyoruz.

15 Temmuz terörist darbe girişimi sırasında ve hemen akabinde birçok ülkenin Türk halkının insan haklarına ve demokratik düzenine kasteden barbarca saldırıyı idrak edememesi, bu hadiseler sırasında Türk halkıyla gereken dayanışmayı sergileyememesi, dünyanın insan hakları alanında sağladığı ilerlemelere rağmen, başkalarının haklarına sahip çıkmada hala duyarsız ve hareketsiz kalabildiğini üzüntüyle göstermiştir.

Bugün Türkiye, FETÖ, PKK, DEAŞ gibi en temel insan haklarını acımasızca ihlal eden terör örgütleriyle mücadelesini, sorumlu bir devlet olarak hukuk devleti kapsamında, uluslararası yükümlüklerine bağlı kalarak sürdürmektedir. Türkiye, aynı zamanda, hayatta kalabilmek için büyük göç dalgaları halinde ülkelerini terk etmeye zorlanan kitlelere, tüm dünya tarafından örnek gösterilen insan odaklı bir anlayışla ev sahipliği de yapmaktadır.

Bu mücadelelerin kısa ve uzun vadeli perspektifte Ortadoğu ve Avrupa dahil tüm komşu coğrafyalarda insan haklarının yaşanıp, geliştirilebileceği güvenli, istikrarlı ve demokratik düzenlerin tesisine veya korunmasına büyük katkılar sağlamakta olduğu da unutulmamalıdır.

Uluslararası aktörlerin bu evrensel değerlere yönelik tutum ve davranışları ne yönde olursa olsun, insana ve haklarına saygı, Türkiye'ye, hukuki sorumluluğunun yanısıra, aynı zamanda köklü devlet geleneği ve kültüründen, asırlara dayanan hoşgörü anlayışından kaynaklanan bir mirastır.

Uluslararası toplumun saygın bir üyesi olarak, dış siyasetimizde belirleyici temel ilkelerden biri olarak benimsediğimiz insan haklarını koruyup geliştirmeye, demokrasi ve hukukun üstünlüğünün ülkemizde ve dünyada geliştirilmesi için azim ve kararlılıkla çalışmaya, dünyanın neresinde olursa olsun, hak ihlallerine karşı durmaya devam edeceğiz.

Bu düşüncelerle milletimizin ve tüm dünyanın İnsan Hakları Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum.