#

Dış Ticarette Ayrımcılığın Önlenmesi ve Gelişmekte Olan Ülkelerde Serbest ve Adil Rekabet: Dünya Ticaret Örgütü Kuralları Bağlamında Bir Değerlendirme

Dış Ticarette Ayrımcılığın Önlenmesi ve Gelişmekte Olan Ülkelerde Serbest ve Adil Rekabet: Dünya Ticaret Örgütü Kuralları Bağlamında Bir Değerlendirme

Mustafa PULAT


Dünya Ticaret Örgütü'nde (DTÖ) yeni tur uluslararası ticaret müzakerelerinin 1 Ocak 2002 tarihinde başlamasından sonra uluslararası ticarette ayrımcılığın önlenmesi, serbest ve adil rekabetin geliştirilmesi ve özellikle uluslararası ticaret sisteminin yeni aktörleri haline gelen gelişmekte olan ülkelerin bu ilkeleri benimseyerek uygulamaya geçirmeleri önem kazanmıştır.

Makale kapsamında, serbest ve adil rekabete dair DTÖ kuralları, İktisadî İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı (OECD) çerçevesinde rekabet konularının gelişmesi ve son olarak ülkemizde rekabet kuralları özetle ele alınacaktır.

Dış ticarette ayrımcılık yapılmaması (non-discrimination), DTÖ sistematiğinin temelinde yer almaktadır. Hemen bütün DTÖ Anlaşmaları bu temel ilkeyi içermektedir. Uluslararası ticarette, ayrımcılık yapılmaması ve serbest ve adil rekabeti önleyici eylemlere karşı gereken ilke ve kuralların belirlenmesi ve geliştirilmesi DTÖ bakımından önem taşıyan hususlar arasında yer almaktadır. Zira, serbest ve adil rekabetin gelişmesini önleyici ulusal politikaların uluslararası ticaret üzerinde olumsuz etkileri bulunmaktadır.
"Ulusal Muamele" ve "En Fazla Gözetilen Ulus Kaydı"gibi temel DTÖ ilkelerine dayalı olarak çok taraflı rekabet kurallarının geliştirilmesi ve bu kuralların etkin şekilde uygulanmaları amacıyla ulusal kurumların oluşturulması ve bu amaçla, gelişmekte olan ülkelere gelişmiş ülkelerce teknik yardımda bulunulması gerekmektedir.

Çok taraflı rekabet kurallarının geliştirilmesinde, DTÖ üyesi ülkeler arasındaki farklı ekonomik ve sosyal gelişmişlik düzeylerinin ve bu bağlamda aşağıda belirtilen şu hususların dikkate alınması yararlı olabilecektir:

1. Ekonomik ve sosyal kalkınma boyutu geliştirilecek çerçeve kapsamında yer almalıdır.

2. Çok taraflı rekabet kuralları bağlamında, DTÖ'nün gelişmekte olan ve en az gelişmiş üyeleri için "özel ve lehte muamele" uygulamasına devam olunması gerekmektedir.

3. Çok taraflı rekabet kurallarının geliştirilmesinde, esnek hareket edilmelidir. "One size fits all" türü bir yaklaşım, DTÖ'nün birbirinden çok farklı sosyal ve ekonomik niteliklere sahip 140'dan fazla üyesi açısından yetersiz kalacaktır.

4. DTÖ üyelerinin büyük bir çoğunluğu, özellikle de gelişmekte olan ve en az gelişmiş ülkeler, çok taraflı rekabet kurallarını benimseme ve etkin bir biçimde uygulama amacıyla teknik yardıma ihtiyaç duymaktadırlar.

DTÖ Singapur Bakanlar Konferansı'nda kurulması kararlaştırılan, Uluslararası Ticaret ve Rekabet Politikaları Arasındaki İlişkiyi İnceleme Çalışma Grubu ticaret ve rekabet politikalarının birbirlerine etkilerini bir süredir ele almaktadır. Çalışma Grubu faaliyetleri "eğitici" olarak nitelendirilmektedir. 2001 yılında düzenlenmiş olan Doha Bakanlar Konferansı, anılan Çalışma Grubu'nun faaliyetlerini 2003 yılındaki Bakanlar Konferansı'na kadar sürdürmesini ve bu konferans sırasında Grubun çalışmalarının bir defa daha değerlendirilmesini kararlaştırmıştır.

Çok taraflı rekabet kurallarının DTÖ'de ele alınmasında karşılaşılan bu durum, DTÖ üyeleri arasında bu alandaki görüşlerin temelde farklı olmasından kaynaklanmaktadır. DTÖ tarafından yapılan bir çalışmanın sonuçlarına göre, gelişmekte olan ve en az gelişmiş DTÖ üyeleri, bu konunun DTÖ kapsamında ele alınmasını çıkarlarına uygun bulmamaktadırlar2. DTÖ üyesi bu ülkeler, çok taraflı rekabet kurallarının DTÖ kapsamında bağlayıcı niteliğe kavuşmasının kendileri açısından ağır sosyal ve ekonomik maliyetleri beraberinde getireceğine inanmaktadırlar. Bu ülkeler, sözkonusu kuralların DTÖ'de benimsenmesinin sağlayacağı yararların kendileri için kısıtlı kalacağı ve çok taraflı rekabet kurallarının esasen hiç de gerekli olmadığı savını öne sürmektedirler. Gelişmekte olan ve en az gelişmiş ülkeler, çok taraflı rekabet kurallarının, gelişmiş ülkeler karşısındaki, ucuz işgücü maliyetleri gibi karşılaştırmalı üstünlüklerini zayıflatmak amacını güttüğüne inanmaktadırlar.

Öte yandan, gelişmiş ülkeler, DTÖ'nün, rekabet kuralları ve politikaları ile daha sistematik bir şekilde ilgilenmesinin yararlı ve gerekli olduğunu savunmaktadırlar. Bu ülkeler, çok taraflı rekabet kurallarını benimsemek suretiyle, gelişmekte olan ve en az gelişmiş ülkelerin daha fazla yabancı sermaye çekebileceklerini ve içeride de, adil ve serbest rekabet kurallarına aykırı olabilecek çeşitli baskılara daha rahat karşı koyabileceklerini ileri sürmektedirler.

Çok taraflı rekabet kurallarının DTÖ bağlamında geçirdikleri ele alınma sürecinde esnek hareket edilmesi, gelişmekte ve en az gelişmiş olan ülkelerin, ihtiyaçlarına en uygun cevapları verebilecek kuralları seçmelerine mümkün olduğunca olanak tanınması önem taşımaktadır.

Şeffaflık, rekabet kurallarının uygulanması bağlamında en önemli ilkelerden birisini oluşturmaktadır. Rekabet ile ilgili kuralların kamuya ilan edilmesinde ve uygulanmasında şeffaflık, ilgili ülkeye daha fazla yabancı sermaye çekilmesi ve iç pazarda ekonomik istikrarın kök salarak yerleşmesine katkıda bulunmaktadır.

Yukarıda anılan hususlara ek olarak, her DTÖ üyesinin bu alandaki ihtiyaçlarının farklı olduğu olgusundan hareketle, sürdürülebilir ekonomik kalkınma ve ekonomik bakımdan güçlenerek, yeniden yapılanma hedeflerinin de bu süreçte her zaman için göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

Çok uluslu veya ulusal nitelikte olabilecek, alanlarında tekel gücüne sahip firmalar, gelişmekte olan veya en az gelişmiş ülkeler için serbest ve adil rekabetin sağlanması bakımlarından ciddi sorunlar yaratabilmektedirler. Buna karşılık olarak, çok taraflı ve ulusal rekabet kurallarını benimsemiş ve uygulayan ülkelerin bu nitelikteki firmalardan kaynaklanabilecek risklere karşı kendilerini koruyabilecek mekanizmaları mevcut olacaktır. Nitekim, Dünya Bankası tarafından 2001 yılında gerçekleştirilen bir çalışmada, sözkonusu risklere ve alınabilecek önlemlere işaret edilmektedir.

Gelişmekte olan ve en az gelişmiş ülkelerde ulusal rekabet kurumlarının oluşturulması ve faaliyete geçmeleri, serbest ve adil rekabetin benimsenmesi ve gelişmesi bağlamında yeterli görülmemektedir. Bu kurumların etkin bir biçimde işlemeleri gerekmektedir. Sözkonusu kurumların istikrarlı olarak iç siyasi destek görmeleri de sağlıklı ve etkin olarak işlemeleri için ihtiyaç duyulan unsurlardan birisidir.

DTÖ'de bir süredir çok taraflı rekabet kurallarına ilişkin olarak yürütülmekte olan müzakerelerde, gelişmekte olan ve en az gelişmiş ülkelerde görülen isteksizlik ve çekimserlik, esasen bu ülkelerde rekabet politikası mevzuat ve uygulama çalışmalarının ulusal plânda yeterince gelişmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Bu ülkeler, kendilerini yeterince gelişmemiş buldukları, kendileri için görece yeni bir alanda, bu konudaki adımları çok önceden atarak iç mevzuat açısından güçlü bir konuma ulaşmış gelişmiş ülkelerle eşit şartlarda müzakere edemeyecekleri kanaatini taşımaktadırlar. DTÖ Yazmanlığı'nın bu noktada devreye girerek, gelişmekte olan ve en az gelişmiş ülkelerde mevcut güvensizliğin ortadan kalkmasına katkıda bulunacak teknik işbirliği ve teknik yardım programlarını daha geniş kapsamlı olarak uygulaması gereği doğmaktadır.

Doha Bakanlar Konferansı'nda bu konuda alınan kararın da gösterdiği gibi, konu DTÖ kapsamında ele alınmaya devam edilecektir. DTÖ üyeleri arasında bu konudaki görüş farklılıkları sürmektedir.

Sonuç olarak, ulusal rekabet politikalarının uyumlu hale getirilmesi, DTÖ'deki çalışmaları hızlandırabilecektir. DTÖ bağlamında gelişmiş ülkelerce esnek hareket edilmesi, şeffaflık ve ayrımcılığın önlenmesi ilkelerine uyulması, DTÖ Yazmanlığı ve gelişmiş ülkelerin bu alandaki çalışmalara teknik ve mali destek sağlamaları ve ilgili ulusal makamlar arasında görüş alış verişi yapılması gibi hususlar, bu alandaki DTÖ çalışmalarına katkı yapabilecektir.

Çok taraflı rekabet kuralları bağlamında, OECD tarafından yapılan çalışmaların da ele alınması konunun daha iyi anlaşılmasını sağlayabilecektir.

OECD'de konu, Ticaret ve Rekabet Ortak Grubu kapsamında görüşülmektedir. Sözkonusu Grup, Ticaret ve Rekabet Kuralları ve Politikaları Komitelerine bağlı olarak faaliyet göstermektedir. Anılan Komiteler, ticaret ve rekabet arasındaki ilişkiyi 1990'lı yılların başından beri incelemektedir.

OECD Ticaret ve Rekabet Ortak Grubu 1996 yılında kurulmuştur. Görev yönergesi, anılan tarihten bu yana iki yıllık dönemlerde yenilenmekte olup, Grup çalışmalarını sürdürmektedir. Grup, yılda iki defa, üye ülke Hükümet, ticaret ve rekabet politikaları alanındaki yetkili kurum, iş dünyası, tüketiciler, sivil toplum örgütleri ve ilgili diğer uluslararası örgüt temsilcileri düzeyinde toplanmaktadır.

Grubun temel hedefi, OECD üyesi ülkeler arasında bu alandaki uyumu ve anlayışı güçlendirmek ve "Çok Taraflı Rekabet Politikası Anlaşması"nı hayata geçirmektir. OECD üyelerinin genel olarak benzer dünya görüşlerini paylaşan ülkeler olmalarına rağmen, bu alanda çok taraflı bir anlaşma yapılması süreci yavaş ilerlemektedir. Konuya ilişkin olarak gelişmiş ülkeler arasında da görüş ayrılıkları bulunduğu gözlenmektedir. Bu şartlar altında, DTÖ gündemine de getirilmiş olan "Çok Taraflı Rekabet Politikası Anlaşması", gelişmekte olan ve en az gelişmiş ülkelerden kaynaklanan eleştiriler çerçevesinde geri plânda kalmış ve DTÖ Çalışma Grubu'nun bu alandaki eğitici faaliyetlerini sürdürmesi kararı ile yetinilmiştir. Yeni tur uluslararası ticaret müzakereleri kapsamında, konunun iki yıl sonraki DTÖ Bakanlar Konferansı'nda yeniden ele alınacağına yukarıda değinilmişti.

Ülkemizde rekabet konusu Anayasanın 167. Maddesi'nde ele alınmaktadır. Buna göre Devlet, mal, hizmetler, mali ve diğer piyasaların sağlıklı olarak işlemelerini sağlamak amacıyla gereken önlemleri almak sorumluluğunu taşımaktadır. Devletin, monopol ve kartellerin oluşmasını engelleme sorumluluğu da bulunmaktadır.

Anayasanın bu maddesi doğrultusunda, Türk Rekabet Kurumu 1994 yılında kurulmuştur. Rekabet Kurumu, 1997 yılında faal hale gelmiştir. Rekabet Kurumu'nun bağımsızlığı yasa ile güvence altına alınmıştır. Rekabet alanında kendi özerk kararı ile soruşturma açma yetkisi bulunan kurum, yasalara aykırı bir rekabet kuralı ihlâli tespit etmesi halinde, para cezası uygulama hakkına sahip bulunmaktadır.

AB müktesebatına uyum amacıyla ülkemizce atılan adımlar da rekabet konularını içermektedir. Ülkemizin AB'ne tam üyelik sürecinde benimsemekte olduğu AB müktesebatı çerçevesinde, rekabet politikası alanında önemli ilerlemeler kaydedildiği, AB Komisyonu'nun Türkiye'nin AB'ne Katılımı Gelişme Raporu'nda teyid edilmektedir. Komisyon, raporunda rekabete ilişkin kuralların uygulanmasını tatmin edici olarak nitelendirmiştir.

DTÖ'nün eski Genel Müdürlerinden Sutherland, DTÖ sisteminin, üyelerinin ekonomik kalkınmalarına katkıda bulunabileceğini, ancak bunun garanti edilemeyeceğini söylemiştir. Zira, ülkeler açısından sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın sağlanmasında, DTÖ gibi dışsal faktörlerin yanı sıra içsel faktörler de rol oynamaktadır. Bu bağlamda, rekabet politikaları ve uygulamaları önemli içsel faktörler arasında karşımıza çıkmaktadır. DTÖ, diğer alanlarda olduğu gibi, rekabet alanında da mevcut bütün ulusal ve uluslararası sorunları çözme yeteneğine sahip bulunmamaktadır.

Doha Bakanlar Konferansı, DTÖ üyelerinin uluslararası ticaret sistemini daha da güçlendirme yönündeki iradelerini ortaya koydukları bir toplantı olmuştur. Öte yandan, yeni tur uluslararası ticaret müzakerelerinin, Doha'daki konferans sırasında adlandırıldığı üzere, gerçekten de "Kalkınma Turu" olması, gelişmekte olan ve en az gelişmiş ülkelerin, sistemin iyileştirilmesi amacıyla sunmuş oldukları 100'den fazla önerinin gelişmiş ülkelerce nasıl değerlendirileceğine bağlı kalacaktır. Başlamış olan yeni tur uluslararası ticaret müzakereleri bağlamında ele alınmamakla beraber, rekabet politikasına ilişkin olarak gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ve en az gelişmiş ülkelerin aralarındaki görüş ayrılıklarının DTÖ çerçevesinde azaltılmasına yönelik adımlar da DTÖ sisteminin işleyişine olumlu yönde katkıda bulunacaktır.

DİPNOTLAR :

1) 1 Genel Sekreter Yardımcısı, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği.
2) 1 Elçi, Genel Müdür Yardımcısı, Ekonomik İşler Genel Müdürlüğü.
3) 1 Daire Başkanı, Ekonomik İşler Genel Müdürlüğü.
4) 1 Daire Başkanı, Ekonomik İşler Genel Müdürlüğü.
5) 2 Program Yöneticisi, BMKP Ankara Temsilciliği.
6) 1 Başkatip, Ekonomik İşler Genel Müdürlüğü.
7) 1 Daire Başkanı, Ekonomik İşler Genel Müdürlüğü.