#

Birleşmiş Milletler Teşkilatı ve Türkiye

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TEŞKİLATI

 

 

 

a.         Birleşmiş Milletler’in Kuruluşu

 

Birleşmiş Milletler (BM) II. Dünya Savaşının ardından XX. yüzyılın ilk yarısında yaşanan ve insanlığa büyük acılar getiren savaşların ve barışa karşı tehditlerin tekrarını önlemek ve uluslararası barış ve güvenliği korumak amacıyla kurulmuştur.

 

BM Yasası, 25 Nisan - 26 Haziran 1945 tarihlerinde düzenlenen toplantılarda görüşülmüş ve aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 50 ülke tarafından 26 Haziran 1945 tarihinde San Fransisco'da imzalanmıştır. Bu toplantılara katılmayan Polonya'nın da daha sonra BM Yasası'nı imzalamasıyla kurucu üye devletler sayısı 51 olmuştur.

 

BM,  Yasası'nda öngörüldüğü üzere, BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi  üyesi  dahil BM'nin diğer üye devletlerinin çoğunluğunun Örgüt'ün kurucu belgesinin onay  işlemlerini tamamlamalarıyla, 24 Ekim 1945 tarihinde resmen kurularak yürürlük kazanmıştır. 24 Ekim BM'in  kuruluş yıldönümü olarak kutlanmaktadır.

 

BM dünyadaki tek evrensel örgüt niteliğini halen korumaktadır. Son olarak İsviçre,  Doğu Timor ve Karadağ’ın da katılmalarıyla üye sayısı 192’ye yükselmiştir.

 

 

b.         Türkiye ve BM Genel Kurulu

 

BM üyesi bütün ülkelerin temsil edildiği ve her ülkenin bir oya sahip olduğu Genel Kurul, devletlerin eşitliği ve demokrasi ilkelerinin BM’de en güçlü şekilde hayata geçtiği organdır. Çalışmalarını komiteler, komisyonlar, alt komite/komisyonlar ve çalışma grupları eliyle yürütür.

 

Genel Kurul'un altı temel Komitesi, görev alanları itibariyle şunlardır:

           

*   Birinci Komite:                 Silahsızlanma ve Uluslararası Güvenlik

            *   İkinci Komite:                   Ekonomik ve Mali Konular

            *   Üçüncü Komite:                Sosyal, İnsancıl ve Kültürel Konular

            *   Dördüncü Komite:            Özel Politik ve Sömürgelerden Arındırma Konuları

*   Beşinci Komite:                İdari Konular ve Bütçe Konuları

            *   Altıncı Komite:                 Hukuki Konular

 

Türkiye, sözkonusu komitelerin çalışmalarına aktif şekilde katılmaktadır.

 

Genel Kurul,  yılda bir kez, üç ay süreyle (Eylül-Aralık) olağan olarak toplanır. Bu olağan toplantının başında yeralan Genel Kurul genel görüşmeleri sırasında, Devlet/Hükümet Başkanları, Bakanlar veya üst düzeydeki diğer ulusal yetkililer Genel Kurul'da dış politika konuşmaları yaparlar ve genel görüşmeler süresince ikili veya çoktaraflı görüşmelerde bulunurlar. Bu dönem, tüm üye devletlere, en üst düzeylerde, BM gündemindeki önemli siyasi konularda görüşlerini duyurmak ve kendi ülkeleriyle ilgili konulardaki yaklaşım ve beklentilerini anlatmak fırsatı tanımaktadır. Genel Kurul, gerektiği durumlarda, Genel Kurul ve/veya Güvenlik Konseyi'nin üyelerinin çoğunluğunun talebiyle özel oturumlar yapabilir. Son yıllarda çeşitli temaları ele almak üzere düzenlenen Özel Oturumların sayısındaki artış dikkati çekmektedir.

BM reformu çerçevesinde, Genel Kurul'un siyasi ağırlığının pekiştirilmesi, gündem konularında daha etkin görüşmeler yapılması, gündemin daha sınırlı ancak daha içerikli konulara hasredilmesi gibi önlemler halen görüşülmekte olup, bu bağlamda Genel Kurul'un gündemini tespit eden Genel Komite'nin, Genel Kurul'un çalışma yöntemlerinin etkinleştirilmesinde daha aktif bir rol üstlenmesi gereği üzerinde durulmaktadır.

Türkiye de Genel Kurul'un reforme edilmesine ilişkin müzakerelerde aktif bir tutum izlemektedir. Ülkemiz, Genel Kurul Özel Oturumlarının (Orta Doğu, Çocuk, Sosyal Kalkınma, vs.) giderek artan sayısı ışığında, Genel Kurul olağan gündeminin daha iyi düzenlenmesi ve Genel Kurul, Güvenlik Konseyi ve Ekonomik ve Sosyal Konsey'in birbirlerine daha özlü katkılar yapacak şekilde ve eşgüdüm halinde çalışmalarının sağlanması gerektiği görüşündedir.

65’inci Genel Kurul genel görüşmeleri 23-30 Eylül 2010 tarihlerinde yapılmıştır. BM üyesi ülkelerin yaklaşık 140’ının Devlet/Hükümet Başkanı düzeyinde katıldıkları bu görüşmelerde ülkemiz Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün başkanlığında, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan, Sayın Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu ve Çevre ve Orman Bakanı Sayın Veysel Eroğlu’nun da yer aldıkları bir heyetle temsil edilmiştir.

Bu yılki Genel Kurul genel görüşmeleri, Binyıl Kalkınma Hedefleri doğrultusunda katedilen mesafenin gözden geçirilmesine yönelik Zirve ile Biyolojik Çeşitlilik Zirvesi ile ardarda gerçekleşmesi ve cereyan ettiği tarihte ülkemizin Güvenlik Konseyi dönem başkanlığını üstlenmiş olması nedeniyle özel önem taşımıştır.

Sayın Cumhurbaşkanımız, 23 Eylül 2010 tarihinde BM Genel Kurulu’na hitap etmişler (konuşma metni için tıklayınız) ve Sayın Dışişleri Bakanımızla birlikte 100’e yakın ikili görüşme gerçekleştirmişlerdir.

 

c.         Türkiye ve Güvenlik Konseyi

Ülkemiz, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 17 Ekim 2008 tarihinde yapılan seçimlerde 2009-2010 dönemi için BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilmiştir.  

 

Seçimlerde gerçek anlamda bir yarışın yaşandığı tek grup olan Batı Avrupa ve Diğerleri Grubunda 192 oyun 151’ini alan Türkiye 133 oy toplayan Avusturya ve 128 oyluk barajı aşamayarak 87 oyda kalan İzlanda’nın önünde ilk sırada yer almıştır.

 

Türkiye Genel Kurulda kullanılan oyların %80’ini alarak 1996 yılından bu yana geçici üyelik için yapılan üçlü bir yarışta alınan en yüksek oya ulaşmıştır.

 

Türkiye’ye verilen destek belli bir coğrafyaya kümelenmemiş, aksine Afrika’dan Asya’ya, Latin Amerika’dan Pasifik ve Karayip ülkelerine, Balkanlar’dan Ortadoğu’ya tüm dünya coğrafyasına yayılmıştır.

 

Güvenlik Konseyinde 48 yıl görev yapmayan Türkiye (1951-1952, 1953-1955 dönemlerinde ve son olarak da 1961 yılında Polonya ile paylaşılan bir yıllık üyelik) gerek bölgesel ve uluslararası alanda, gerek ülkemize uzak bölgelerde barış, istikrar ve güvenlik adına önemli sorumluluklar üstlenmekte, uluslararası sorunların çözümüne doğrudan veya dolaylı olarak katkıda bulunmakta ve yaşanan afet ile buhranlar karşısında artan şekilde insani ve teknik yardımda bulunmaktadır. Türkiye’nin Güvenlik Konseyine seçilmesi, bu çok yönlü açılımların ve uluslararası politikada artan görünürlüğünün bir sonucu ve uluslararası toplumun ülkemize duyduğu güvenin bir göstergesini oluşturmuştur.

 

Türkiye, BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliği boyunca, etkin çok taraflılık ile uluslararası barış ve güvenliğin güçlendirilmesine; terörizm, uyuşturucu kaçakçılığı ve organize suçlarla mücadeleye; kalkınmaya ilişkin konulara uluslararası toplum tarafından daha geniş yer verilmesine; uluslararası hukuk temelinde şekillenecek bir uluslararası düzene ulaşılmasına ve kültürlerarası diyaloga önemli katkılarda bulunmayı amaç edinmiştir.

           

BM Güvenlik Konseyi içindeki görev dağılımına göre 2009 yılında Kuzey Kore Yaptırım Komitesi ile Kongo Demokratik Cumhuriyeti Yaptırım Komitesinin Başkanlıkları ve Liberya ve Fildişi Sahili Yaptırım Komitelerinin Başkan Yardımcılıklarını yürüten ülkemiz 2010 yılında Terörizmle Mücadele Komitesi ve Gayrıresmi Çalışma Grubu Başkanlığını, Kuzey Kore Yaptırım Komitesi Başkanlığını, Afganistan konusunun koordinatörlüğünü ve kitle imha silahlarının yayılmasının engellenmesi amacına yönelik 1540 sayılı karar uyarınca kurulan Komite ile Liberya Yaptırımlar Komitesi Başkan Yardımcılıklarını üstlenmiştir.

           

Ülkemiz, Güvenlik Konseyi üyeliği çerçevesinde, Haziran ayında Konsey’in dönem başkanlığını yürütmüş, BMGK üyelerinin alfabetik sırası uyarınca 1 Haziran 2009 tarihinde Rusya Federasyonu’ndan devraldığı bu görevi 1 Temmuz 2009 itibariyle Uganda’ya devretmiştir.

 

Kuzey Kore’nin nükleer silah ve uzun menzilli füze denemeleri gerçekleştirmesini izleyen bir dönemde başlayan Dönem Başkanlığımız, dünyanın değişik bölgelerinde çatışmaların sürdüğü veya başgösterdiği, dolayısıyla, Konsey’in ortaya süratli, etkin ve kararlı bir tavır koymaya en fazla ihtiyaç duyduğu bir ortama tesadüf etmiştir.

 

BMGK Dönem Başkanlığımız süresince çok sayıdaki ülkede mevcut durum ele alınmış veya gözden geçirilmiş, ayrıca, Birleşmiş Milletler’in uluslararası barış ve istikrarı sağlama ve sürdürme faaliyetlerinin daha da ileri bir noktaya taşınmasına yardım amacıyla, silahlı çatışmalarda sivillerin korunması ve barışı koruma konularında geniş katılımlı tematik toplantılar düzenlenmiştir.

 

BMGK’nın Haziran ayı boyunca yürüttüğü yoğun çalışmaların sonuçları yalnızca kararlar şeklinde tecelli etmemiştir. Konsey, farklı konularda tebliğler (communiqué) ve basın açıklamaları benimsemiş, sözkonusu açıklamalar Dönem Başkanı sıfatıyla Türkiye tarafından kamuoyuna duyurulmuştur. 

 

BMGK Dönem Başkanlığımız çerçevesinde Sayın Bakanımız, Konsey’in 4 ve 18 Haziran 2009 tarihli toplantılarına Başkanlık etmiştir. Bu toplantılarda, sırasıyla, Eski Yugoslavya ve Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemeleri’nin 2009 ilk yarıyıl raporları ve BM Genel Sekreteri’nin Irak hakkındaki dönemsel raporu ele alınmıştır.

 

Türkiye, BMGK üyeliği çerçevesinde ön aldığı konular arasında bulunan barışı koruma-barışı inşa alanında 2009 Haziran ayındaki Dönem Başkanlığı sırasında düzenlediği tematik toplantının devamı niteliğindeki bir etkinlik olarak, 25-27 Haziran 2010 tarihlerinde İstanbul’da bir “Retreat” tertiplemiştir. BMGK üyelerinin gayrıresmi bir ortamda görüş alışverişinde bulunmalarına imkan veren “retreat”e BMGK üyelerinin yanısıra, konunun uzmanı BM birimlerinden ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarından da katılım sağlanmıştır. Gerek organizasyon, gerek içerik bakımından ziyadesiyle başarılı bir şekilde cereyan eden bu toplantı, bir yandan BM’nin barışı koruma-barışı inşa alanındaki faaliyetleri için yeni bir fikrî zemin oluşturulmasına, diğer taraftan da ülkemizin BM nezdindeki itibarının daha da yükseltilmesine hizmet etmiş ve BM çevrelerinde büyük ilgi ve akis uyandırmıştır.    

 

Ülkemiz 2010 Eylül ayında BMGK Dönem Başkanlığını ikinci kez üstlenmiştir. Dönem Başkanlığımızın BM 65’inci Genel Kurul genel görüşmelerine tesadüf etmesi, ülkemize uluslararası görünürlüğünü ve BM nezdindeki prestijini daha da pekiştirmesi için önemli bir fırsat teşkil etmiştir. Bu fırsattan azami yararın sağlanması amacıyla, tarafımızdan BMGK’nda iki özel oturum düzenlenmesi sağlanmıştır. “Barışı koruma-Barışı İnşa” konusunda bir önceki dönem başkanlığımız sırasında düzenlenen tematik oturum ve 2010 Haziran ayında aynı konuda tertiplediğimiz “Retreat” sırasında dile getirilen fikir ve önerilerin en üst siyasi düzeyde değerlendirilmesine yönelik BMGK Zirve Oturumu bu etkinliklerin ilkini teşkil etmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında gerçekleşen bu oturumda, BM’nin gelecekteki barışı koruma-barışı inşa faaliyetleri bakımından referans belgesi niteliği taşıyan bir Başkanlık Açıklaması kabul edilmiştir. Sayın Bakanımızın başkanlığında gerçekleşen terorizmle mücadele konulu BMGK Dışişleri Bakanları toplantısı, Dönem Başkanlığımız çerçevesinde düzenlediğimiz ikinci etkinlik olmuştur. Bu toplantıda da bir Başkanlık Açıklaması benimsenmiştir.

 

 

d.         Türkiye ve BM Barış Operasyonları

 

Barışı Destekleme ve Koruma Operasyonları kavramı, ilk kez 1948 yılında, BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı kararla, Orta Doğu’da ateşkesin muhafazası için oluşturulmuş, böylece çatışmaların önlenmesi ve kriz yönetimi için önemli bir araç olarak gündeme gelmiştir.

 

Aradan geçen zaman içinde, özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde, çatışmaların doğasında meydana gelen değişikliklere paralel olarak, Barışı Destekleme ve Koruma Operasyonlarının kapsamı, amaçları, niteliği değişmiş ve genişlemiştir. Çatışmaların önlenmesinden kalıcı barışın sağlanmasına kadar uzanan geniş yelpazede faaliyetler bu operasyonların içine dahil edilmiştir. Buna bağlı olarak, askeri birliklerin yanı sıra önemli sayıda sivil personel de operasyonlara katılmaya başlamıştır.

 

Barışı Destekleme ve Koruma Operasyonları uluslararası barış ve istikrarın korunmasında uluslararası toplumun elindeki en önemli araçlardan biri olma özelliğini korumaktadır.

 

Ülkemiz Barışı Destekleme ve Koruma Operasyonlarına ilk kez Kore Savaşı sırasında katılmış ve bu tarihten sonra da bu operasyonlara imkânları ölçüsünde katılmaya özen göstermiştir.

 

Dış politikamızın esas hedeflerinden biri bölgemizde ve dünyada barış ve istikrarın tesis edilmesine ve güçlendirilmesine katkıda bulunmaktır. Barış Operasyonları bu amacı gerçekleştirmenin meşru yöntemleri arasında yer almaktadır.

 

Barışı koruma ve destekleme operasyonlarına katılımımıza dair ilkeler, Sayın Başbakanımız tarafından 15 Mart 2005 tarihinde onaylanan “Türkiye’nin Barışı Destekleme ve Koruma Harekatlarına Katılım Konsepti”yle düzenlenmiştir. 

 

Bu konsepte göre Barışı Destekleme/Koruma Operasyonlarına katılımımıza ilişkin kriterler şöyle belirlenmiştir:

o   Uluslararası meşruiyet, BM Güvenlik Konseyinin kararıyla sağlanmış olmalıdır.

o   Balkanlar, Orta Asya, Orta Doğu gibi mücavir bölgelere öncelik verilmelidir.

o   Birlikte çalışabilirlik açısından katılım önceliğimiz NATO, AB, BM ve AGİT olarak sıralanmalıdır.

o   Ülkemize getireceği kazanç ve maliyet arasında değerlendirme yapılmalıdır.

o   Operasyonun amaçları başlangıçta tespit edilmeli, açıkça tanımlanmalı, görev çerçevesi uygun olmalıdır.

30 Kasım 2010 itibariyle dünyanın çeşitli yerlerine konuşlandırılmış 11 BM barış operasyonuna ülkemiz 494 askeri personel ve 161 sivil polis, toplam 655 görevli ile katkıda bulunmaktadır. Türkiye, toplam katkı açısından 192 ülke arasında 26. sırada, sivil polis katkısı bakımından ise 17. sırada bulunmaktadır (Türkiye, BM’nin doğrudan gerçekleştirdiği operasyonlar dışında Afganistan, Bosna-Hersek, Kosova gibi dünyanın çeşitli yerlerinde konuşlanmış NATO ve AB barış operasyonlarına askeri personel, sivil polis ve jandarma ile katkıda bulunmaktadır).

Türkiye, BM misyonlarının bütçelerine ve bu misyonların barışı tesis etme ve yeniden imar faaliyetlerine kaydadeğer maddi katkılarda da bulunmaktadır. Bu kapsamda ülkemiz, Kosova’nın yanı sıra Afganistan’da da yeniden imar projelerine maddi kaynak tahsis etmiştir.

2010 Kasım ayı sonu itibariyle Türkiye’nin BM Barış Güçlerine katkılarının ayrıntılı tablosu şöyledir:

UNIFIL

UN Interim Force in Lebanon (BM Lübnan Geçici Gücü)

   Askeri Personel

491

MONUSCO

UN Mission in the Democratic Republic of the Congo (BM Kongo Demokratik Cumhuriyeti Misyonu)

Sivil Polis

11

UNMIK

UN Mission in Kosovo (BM Kosova Misyonu)



Sivil Polis



1

UNMIT

UN Integrated Mission in Timor-Leste  (BM  Timor-Leste  Misyonu)



Sivil Polis



23

UNOCI

UN Operation in Côte d’Ivoire (BM Fildişi Sahili Operasyo)

Sivil Polis

17

UNMIL

UN Mission in Liberia (BM Liberya Misyonu)

Sivil Polis

27

MINUSTAH





UN Stabilization Mission in Haiti (BM Haiti İstikrar Misyonu)

Sivil Polis

42

 UNMIS

UN  Mission in Sudan (BM Sudan Misyonu)

Sivil Polis/Askeri personel

27/3

UNAMA

UN Assistance Mission in Afghanistan

(BM Afganistan Misyonu)



Sivil polis



1

MINURCAT

UN Mission in  the Central African Republic and Chad (BM Orta Afrika ve Çad Misyonu)



Sivil polis



1

UNAMID





UN Mission in Darfur (BM Darfur Misyonu)



Sivil Polis



11

Toplam



655

 

 

e.         Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Hazır Barış Gücüne Katkısı

Birleşmiş Milletler, uluslararası barış ve güvenliğe bir tehdit vaki olduğu takdirde derhal barış gücü harekatı düzenleyebilme kabiliyetine kavuşmak üzere BM Hazır Barış Gücü Düzenlemeleri Sistemi'nin (United Nations Standby Arrangements System) kurulmasını öngörmüştür.

Türkiye, BM barışı koruma operasyonlarına yaklaşımı kapsamında 14 Haziran 2000 tarihinde BM ile bir Ortak Niyet Beyanı imzalayarak, BM Hızlı Müdahale Sistemi’nin bir parçası olan Hazır Barış Gücü’ne dahil olmuş ve bu sistemdeki yerini kurumsallaştırmıştır. Ülkemiz, sisteme katılan 33’üncü ülke olmuştur.

Türkiye, bu niyet beyanıyla BM Şartı esaslarına göre BM barış misyonlarına 14 ila 30 gün içerisinde konuşlandırılmak üzere Silahlı Kuvvetlerimizden ve emniyet mensuplarımızdan yaklaşık bin kişilik bir personeli BM barış misyonlarına göndermeyi taahhüt etmiştir. Birlik ve personel gönderme kararı, Türkiye’nin inisiyatifinde bulunmaktadır. BM’nin vaki güç taleplerinin karşılanıp karşılanmaması her seferinde Hükümetimizin vereceği kararla belirlenecektir.