#

Bakanlığı Takip Edin:

Bakanlığımızın 89. Kuruluş Yıldönümü Vesilesiyle Sayın Bakanımızın Tüm Teşkilata Mesajı, 2 Mayıs 2009

Dışişleri Bakanlığı’nın Kıymetli Mensupları,

Değerli Mesai Arkadaşlarım,

Bugün, Dışişleri Bakanlığı olarak kuruluşumuzun 89. yıldönümünü hep birlikte idrak etmekteyiz. Bu anlamlı günün kıvancını sizlerle ve tüm ulusumuzla paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. 

Zorlu bir coğrafyada, her zaman çetin dış politika konularıyla yüklü bir gündemle, ulusal çıkarlarımız doğrultusunda canla başla çalışmış olan bir kurumuz. Bölgesinde istikrar unsuru bir ülkenin dışa açılan kapısıyız. Temel düsturumuz, Ulu Önder Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesidir. Bu ulvi amaç doğrultusunda, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti niteliğimizden güç alarak çok yönlü, önalıcı, gerçekçi ve sağduyulu bir dış siyaset izliyoruz.

Hariciye geleneğimizin, Osmanlı İmparatorluğu’nun devlet disiplini içinde, esasen birkaç yüzyıllık geçmişi bulunmaktadır. Bugünkü anlamıyla Bakanlığımız ise, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışından birkaç gün sonra oluşturulan ilk “Milli Hükümet” içinde 2 Mayıs 1920 tarihinde Hariciye Vekâleti adıyla kurulmuştur.

O tarihten bu yana Lozan ve Montrö Anlaşmalarına imza attık. Birleşmiş Milletlerin kurucu üyesi olduk. Dünya çevresindeki ülkelerle siyasi, ekonomik,  ticari ve kültürel ilişkilerimizi geliştirmek yönünde kararlı adımlar attık. Güçlü bir NATO müttefiki olarak Soğuk Savaş döneminde barışın korunmasına katkı sağladık. Haklı Kıbrıs davamızda kalıcı ve hakkaniyete uygun bir çözüme ulaşmak için çaba gösterdik ve bize yöneltilen tüm baskılara karşı kararlı ve dik durmayı bildik. Avrupa Birliğine üyelik yolunda çok önemli adımlar attık.  Helsinki Nihai Senedi’ni müzakere ettik. Uluslararası barışı koruma faaliyetlerine etkin şekilde katıldık. Başta Orta Doğu, Kafkasya ve Balkanlar olmak üzere, birçok bölgede barışı sağlamak için uğraştık. Küreselleşme sürecinin nimetlerinden herkesin daha fazla yararlanması için çabaladık. Sadece bölgemizde değil, tüm dünyada barışın hâkim kılınması için yardım elimizi dostlarımıza uzatmaktan geri kalmadık.  Dinler ve kültürler arası husumet tohumları ekilmesinin önüne geçmeyi temel bir öncelik olarak belirledik. Ülkemizi dışarıda layıkıyla temsil etmenin yaşamsal önemini unutmadık. Güçlü bir kamu diplomasisi yürütebilmeye özen gösterdik. Yurtdışındaki vatandaşlarımıza etkin konsolosluk himayesi sağlamaya had safhada önem atfettik.

Belirttiğim konuların çoğu bugün de üzerinde yoğun mesai harcadığımız hususlardır. İşin özünde ise, uluslararası alanda Türkiye’yi daha da güçlü kılma, gelecek nesillere her bakımdan daha yaşanabilir bir dünya bırakabilme şiarımız yatmaktadır

Son bir sene zarfında dahi küresel barış ve istikrara yaptığımız katkılara göz atmamız, bu doğrultuda izlediğimiz etkin dış siyaseti açıkça sergilemektedir. Nitekim bu süre içinde 2009–2010 dönemi için BM Güvenlik Konseyi üyeliğine, hem de % 80 gibi yüksek bir oy oranıyla seçildik. Üçüncü ülkelerin aralarındaki sorunları gidermelerinde kolaylaştırıcı rol oynamak üzere yoğun ve etkin bir diplomatik faaliyet içinde olduk. Lübnan’daki siyasi krizin çözümüne katkı yaptık. Suriye ile İsrail arasında dolaylı görüşmelerinin  başlatılmasına önayak olduk. Pakistan-Afganistan işbirliğinin geliştirilmesinde ve iki ülke liderlerinin aralarındaki sorunları görüşmelerinde kilit rol oynadık. 17 yıldır barındırdığı donmuş ihtilafları sıcak çatışmaya dönen Kafkasya’da ateşkesin sağlanması için büyük çaba sarfettik. Bölgedeki  çözüm arayışlarına yeni yaklaşımlar ortaya  konulması gerçeğinden hareketle Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu girişimini gündeme getirdik. Ermenistan’la ilişkilerimizin normalleşmesi için cesur adımlar attık. İkili ilişkilerin iyi komşuluk ve karşılıklı saygı çerçevesinde geliştirilmesi amacıyla kapsamlı bir çerçeve ve bir yol haritası belirledik. Türkiye ile Arap Ligi arasında Dışişleri Bakanları seviyesinde düzenli bir istişare mekanizmasını hayata geçirdik.  Körfez İşbirliği Konseyi’yle aramızda Stratejik Diyalog Mekanizması tesis ettik. Afrika ülkeleriyle siyasi, ekonomik, ticari ve kültürel alanlardaki ilişkilerimizin ve işbirliğimizin gelişmesine önem atfettik ve ilk Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi’ni İstanbul’da topladık. Keza, ilk kez Türkiye-Pasifik Adaları Dışişleri Bakanları toplantısını ülkemizde gerçekleştirdik. Benzer şekilde Karayipler Topluluğu'yla da yüksek düzeyli bir toplantı yaptık.  Medeniyetler İttifakı İkinci Forumu ve Beşinci Dünya Su Forumu gibi küresel ölçekli etkinliklere başarıyla evsahipliği yaptık.

Geçen yıl Bakanlığımız tarihinde ilk defa bir Büyükelçiler Konferansı düzenledik. Dünyanın dört bir yanındaki Büyükelçilerimizi Ankara’da biraraya getirdik. Çok büyük yararını gördüğümüz bu konferansı artık bir gelenek haline getiriyoruz. Bu sene 27-31 Temmuz tarihlerinde ikinci Büyükelçiler Konferansını gerçekleştireceğiz.  

Değerli Mesai Arkadaşlarım,

Son bir yıla ilişkin olarak özetlemeye çalıştığım bu gelişmeler, dış politikamızın ne denli dinamik bir yapıya ve yoğun bir gündeme sahip olduğunu göstermektedir. Kurulduğu dönemde üç-dört kişilik bir kadroyla ve çok mütevazı imkânlara sahip olan Bakanlığımızın altyapısı da, artan sorumluluklarına paralel olarak, zaman içinde o dönemle karşılaştırılamayacak ölçüde büyümüş ve gelişmiştir. Bakanlığımızın günün hızlı gelişmelerine süratle uyum sağlayabilme kapasitesini diri tutmaya yönelik çabalarımız bugün de aralıksız sürmektedir.

Teknik olarak ne kadar ileri adımlar atarsak atalım, 1920’lerde olduğu gibi, bugün ve gelecekte de esas gücümüzü Dışişleri camiasının donanımlı ve yüksek motivasyona sahip çalışanları oluşturmaktadır. Mensuplarımız müstesna bilgi ve tecrübelerini, üstün hizmet anlayışları ve özverili çalışmalarıyla harmanlayarak Türkiye için seferber etmektedir. Ulusal davalarımızı yürekten sahiplenerek, en zor koşullar altında dahi yılmamış, canları pahasına da olsa, aynı şevk ve özveriyle çalışmışlardır. 1973 yılının Ocak ayında, Los Angeles Başkonsolosumuz Mehmet Baydar ve Konsolosumuz Bahadır Demir’in şehit edilmesiyle başlayan ve şiddetin en alçakçasını oluşturan terör eylemleri, 39 diplomatımız ve aile fertlerini aramızdan almıştır. Onların aziz hatıraları kararlılığımızı perçinlemektedir. Bu yıldönümünde şehitlerimizin acısını bir kez daha içimde hissederken, böylesine yurtsever ve cefakâr personele sahip bir kurumun başında olmaktan duyduğum onuru özellikle vurgulamak istiyorum.

Profesyonel hayatlarının önemli bir kısmını yabancı ülkelerde geçiren personelimiz, ülkemiz ve milletimizin güvenliğini, menfaatlerini, refahını ve itibarını artıran en önemli devlet idaresi unsurlarından birini oluşturmaktadır.  Bu teşkilata ve mensuplarına sahip çıkmak, hepimiz için bir görevdir.

Bu vesileyle, adeta doğal bir elçi olarak ülkemizi dışarıda canla başla tanıtan ve sizlere mesainizde büyük destek sağlayan değerli eşlerinize de takdirlerimi ifade etmek istiyorum. 

Bu duygu ve düşüncelerle, Bakanlığımızın kuruluş yıldönümünde tüm camiamıza özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyor, tebriklerimi ve en iyi dileklerimi sunuyorum.