Değerli Basın Mensupları,
Değerli Arkadaşlar,
Ülkemiz açısından yeni bir dönemin başlangıcını simgeleyen 22 Temmuz seçimleri sonrasında, siz Türk kamu yönetiminin en üst düzey yöneticileriyle Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’nde bugün tekrar bir araya gelmiş bulunmaktayız. Amacımız, 3 Ekim 2005 tarihinde başlayan AB katılım müzakerelerimizde aradan geçen yaklaşık iki senelik süre içinde neler yaptığımızı ve önümüzdeki dönemde neler yapacağımızı birlikte değerlendirmektir.
Hatırlayacağınız üzere, Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı görevini yürütürken, 10 Ocak günü burada aynı amaçla toplanmış ve “Türkiye’nin AB Müktesebatına Uyum Programı”nın hazırlıklarını başlatmıştık.
17 Nisan 2007 tarihinde yaptığımız ikinci toplantıda da, sizlerin ve temsil ettiğiniz kamu kurum ve kuruluşlarımızın yoğun mesaileriyle hazırlanan bu Programı kamuoyuna ilân etmiştik. Müktesebata Uyum Programı, bildiğiniz gibi, önümüzdeki 7 yıllık dönemde hem halkımızın yaşam kalitesini yükseltmeyi hem de AB katılım sürecimizde gerekli olan uyumu sağlayacak reformları bir takvime bağlayan, aynı zamanda yaşayan bir belgedir. Esasen Programda yer verdiğimiz mevzuat taslakları hayata geçirilmeye başlanmıştır. Bu yöndeki çalışmalara bu dönemde de hızla devam edilecektir.
Değerli Arkadaşlar,
Türkiye, 22 Temmuz genel seçimleri ve 28 Ağustos tarihli Cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte yeni bir döneme girmiştir. Seçimler, gerek katılım oranının yüksekliği gerek verdiği sonuç itibarıyle, ülkemizde demokrasi kültür ve bilincinin olgunluğunu, parlamenter demokrasinin yüksek düzeyini ve halkımızın uygulanan politikalara verdiği desteği teyit etmiştir. Zira, halkımız yüzde 84 gibi yüksek bir oranla seçimlere katılarak demokrasiyi sahiplenmiştir. Seçimler huzur ve güven içinde yapılmıştır. Sonuçlar süratli ve doğru biçimde açıklanmıştır. Yüce Meclisimizin demokratik temsil yeteneği daha da pekişmiş ve seçimler, her şeyden önce, halkımızın devamlılık ve istikrarı tercih ettiğini ortaya koymuştur. Halkımız, bu sayede, siyasi reformlar ve ekonomik gelişme ile kalkınma için uzun vadeli sosyal politikalar uygulanmasına, AB’ye katılım hedefine yönelik çalışmaların yoğunlaşarak devamına onay vermiş, olanak tanımıştır. Bu açıdan bakıldığında, başarıyla geride bıraktığımız seçimler, AB ile ilgili siyasi kriterlerin başlıcalarından olan parlamenter demokrasinin tam işleyişini yansıtarak, Türkiye-AB ilişkileri bakımından da birinci derecede önem taşıyan olumlu bir gelişmeyi teşkil etmiştir.
Seçim sonuçları aynı zamanda bizlere daha da önemli görevler yüklemiş, hepimizin mesuliyetlerini daha da arttırmıştır.
Ülkemizde refahın artmasına ve istikrarın güçlenmesine önemli katkısı olan AB katılım sürecini başlatarak Türkiye’yi uzun vadede çok daha “öngörülebilir” bir ülke haline getirmiş olan iktidarımız, Sayın Başbakanımızın 22 Temmuz gecesi yaptığı konuşmada vurguladıkları üzere, AB reform sürecimizi ve buna paralel olarak katılım müzakerelerini dirayet, beceri ve kararlılıkla devam ettirecektir. AB hedefi, ülkemizin demokrasi, temel hak ve özgürlükler, hukukun üstünlüğü gibi konularda evrensel standartlara tam olarak ulaşmasını sağlayacaktır. Ayrıca, toplumsal dönüşüm, kurumsal yapılanmalar ve sektörel politikalar gibi pek çok konuda Türkiye’nin önünü açacaktır. Ulusal ve uluslararası yatırımcıların Türkiye’yi makbul bir yatırım yeri olarak tercih etmesinde, yatırımların, ekonomik büyümenin ve böylece istihdamın artmasında da önemli bir rol oynayan AB hedefi, ekonomimizin geleceğini güçlü bir çerçeveye oturtmaktadır.
AB hedefi için çalışmak, çağdaş uygarlığın gereklerini halkımız için yerine getirmek demektir. Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin, kendine 84 yıl önce belirlemiş olduğu “çağdaş uygarlık” seviyesine ulaşması için çalışmak demektir. AB katılım süreci, Türkiye’nin siyasal, ekonomik, sosyal ve yasal standartlarını yükselten bir yeniden yapılanma sürecidir aslında.
Bu nedenle, üzerinde tekrar tekrar duruyorum, AB standartlarına ulaşmak için gerekli mevzuat çalışmaları ile idari kapasitenin güçlendirilmesi yolundaki çabalarımıza hiç zaman kaybetmeden devam etmemiz büyük önem taşımaktadır. Fasılların resmen açılıp açılmamasına bakmaksızın, pek çok alanda reformları hızla devam ettirmemiz gerekmektedir. Türkiye Müktesebata Uyum Programı’nı öngörülen şekilde ve zaman diliminde gerçekleştirecek imkân ve kabiliyete sahiptir. Hükümetimiz, AB standartlarına uyum çalışmalarını programda öngörüldüğü gibi gerçekleştirmek yönünde kuvvetli bir irade ortaya koymuştur ve koymaya devam etmektedir.
Değerli Arkadaşlar,
Türkiye; temel hak ve özgürlükler, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları hususlarındaki düzenlemeleri güçlendiren ve güvence altına alan kapsamlı anayasal ve yasal reformlar gerçekleştirmiştir. Bu reformların etkili bir şekilde hayata geçirilmesi amacıyla azami çaba sarfedilmelidir. Bu amaçla, 2003 Eylül ayında ilk toplantısını yapmış olan Reform İzleme Grubu’nun 11. Toplantısı, yarın saat 14.00’te Adalet Bakanımız, İçişleri Bakanımız ve benim katılımımla yapılacaktır.
Değerli Arkadaşlar,
Bakanlar Kurulu’nun ilk toplantısında alınan kararla, Müktesebata Uyum Programı’nın üçer aylık dönemlerle detaylandırılarak takip edilmesi kararlaştırılmıştır. Programı 2007 ve 2008 süresince üçer aylık dönemler halinde daha da ayrıntılı kılmalı, açılış ve kapanış kriterlerini karşılamaya yönelik belirgin hedef ve eylemlerle donatmalıyız. Açılış kriteri bulunmayanlarla birlikte, açılış kriteri olan fasılların da 2008 yılında açılması öngörülmektedir. Bu uyum programıyla birlikte, çalışmalarımızı daha detaylı bir takvime bağlamış olacağız.
Değerli Arkadaşlar,
Müzakerelerin içinde bulunduğu aşamaya gelinmesinde sizlerin katkılarıyla gösterdiğimiz başarıyı önümüzdeki zorlu dönemde de sürdüreceğimize olan inancımı vurgulayarak, siz değerli arkadaşlarıma bir kez daha teşekkür ediyorum. Böylelikle, sayın basın mensuplarının izniyle, AB katılım sürecine ilişkin iç değerlendirmemize geçmek istiyorum.