13 Aralık 2006, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan´ın Haftalık Olağan Basın Toplantısı

 

TAN:  Değerli arkadaşlar, bugünkü basın brifingimize hoş geldiniz. Hepinizi  her zaman olduğu gibi en içten sevgiyle selamlıyorum. Benim bugün herhangi bir açıklamam olmayacak. Şayet sorularınız varsa bunları cevaplandırmaya gayret edeyim.

………………………

SORU  : Namık Bey, geçtiğimiz günlerde toplanan AB Dışişleri Bakanları Genel İşler  Konseyi bir karar aldı ve bu kararın hükümetlerarası konferansta da aynen kabul edilmesi öngörülüyor. Acaba Dışişleri Bakanlığı bu karara resmi olarak ne diyecek? Bir açıklaması olacak mı bu konuda?

CEVAP : Hepinizin bildiği üzere Sayın Başbakanımız dün bu konuda kapsamlı açıklamada bulunmuşlardır. Biz Genel İşler Konseyi tarafından alınan kararları haksız buluyoruz. Müteaddit defalar açıklıkla izah ettiğimiz üzere AB’nin 26 Nisan 2004 tarihli Konsey kararında üstlendiği taahhütler çerçevesinde KKTC’ne yönelik izolasyonlar kaldırılmadan bizim tek başına adım atmamızın sözkonusu olamayacağını, ülkemizin Gümrük Birliği çerçevesinde limanlarını Rum gemilerine açmasının ancak bu koşul gerçekleştiği takdirde mümkün olabileceğini ifade edegeldik ve bu kararlılığı da sonuna kadar sürdürdük.

Annan Planı’nı reddetmesine ve böylece AB’ni aldatmasına rağmen Rumları üyelikle ödüllendirilen AB üyelerinin yaptıkları bu haksızlığın hiç değilse KKTC üzerindeki izolasyonların kaldırılmasıyla telafi edilmesi amacını güttük. Finlandiya’nın sonbaharda başlattığı girişime yönelik yaklaşımımız da esas itibariyle 24 Ocak tarihli eylem planımızın temelinde deniz ve hava limanları üzerindeki tüm izolasyon ve kısıtlamaların eşzamanlı olarak kaldırılması anlayışına oturtulmuştur. Ancak Finlandiya Dönem Başkanlığı’nın bu girişimi Rumların, Maraş gibi kapsamlı çözümün parçası olan bir hususu ek protokolün uygulanmasıyla irtibatlandırılması üzerine sonuçsuz kalmıştır. Finlandiya Başbakanın 1 Aralık 2006 tarihinde ülkemize yaptığı ziyarette sorunun çözümlenmesi amacıyla yeni bir inisiyatifin başlatılması hususunda mutabık kaldığı da hatırlanacaktır. Ancak bu inisiyatifler kapsamında ilgili taraflara hiçbir şekilde yazılı öneride bulunulmamıştır. Önerilerimiz kısıtlamaların karşılıklı olarak kaldırılması amacıyla AB’nin siyasi mutabakatının ortaya çıkması anlayışı üzerine inşa edilmiştir. Bu gerçekleştiği takdirde, önerilerin esasını teşkil eden adımların karşılıklı olarak atılması için teknik görüşmelere geçilmesi hedeflenmiştir. Hiçbir zaman tek taraflı adım atılması gündemimizde olmamıştır.

AB, Kıbrıs konusunda yine çekingen davranmıştır. Bunu, Kıbrıs sorununa ilişkin çözümün BM’de olduğuna dair tutumunu Konsey kararı olarak tescil edememesiyle göstermiştir. Kıbrıs Türklerine ilişkin izolasyonların kaldırılmasını sağlayacak kararın bir sonraki toplantıya ertelenmesi de Rumların baskılarıyla yaratılan bir ürküntünün sonucudur. İzolasyonların kaldırılmasına ilişkin bu kararın ne şekilde uygulanacağını yakından izleyeceğiz. Ezcümle, değerli arkadaşlarım, Genel İşler Konseyi kararının ehvenişer olduğu yolundaki görüşlere katılmıyoruz. AB’nin dünyada olup biten gelişmelere daha geniş açıdan bakma arzusu taşıması önemlidir. Bugün bu yaklaşımı maalesef benimseyemeyeceğini görüyoruz. AB’nin en kısa zamanda Türkiye’nin AB ile ilgili ilişkilerinde büyük resmi görmesi en büyük temennimizdir. Benim bu konuda söyleyebileceklerim bundan ibaret.

SORU  :  Namık Bey, dün Sayın Başbakan da buna benzer cümleler söyledi, fakat bundan sonra AB Türkiye ilişkileri nasıl ilerleyecek? İlişkiler ne derece soğuyacak? Ankara tepkisini nasıl ifade edecek?

CEVAP  : En üst düzeyde yapılan açıklamalarla sizlere bu konuda bir yol gösterdik. Hepinizin bildiği üzere, dün de tekrarlandığı gibi, biz bildiğimiz yolda ilerlemeye devam edeceğiz. AB’yle bundan sonraki ilişkilerimiz objektif ve adil temel üzerinde yürüyecektir. Biz baskılara ve özellikle Rumlardan kaynaklanan baskılara AB’nin boyun eğmesini kabul etmiyoruz. Bunun doğru olduğuna inanmıyoruz ve biraz önce de vurguladığım üzere AB’nin mutlaka stratejik resmi, büyük resmi görerek davranacağını ümit ediyoruz.

SORU   : Namık Bey, dün Brüksel’den özellikle komisyon yetkililerinden gelen açıklamalar bundan sonra Türkiye müzakerelerinin Finlandiya Dönem Başkanlığında da bir başlığın açılmasıyla yürümesi için çaba harcandığı yönündeydi. Acaba Ankara’ya Dönem Başkanlığı’ndan herhangi bir başlığın eğitim ve kültür dışında açılması yönünde bir davet mektubu geldi mi ya da gelmesini bekliyor musunuz Noel tatilinden önce?

CEVAP : Şimdiye kadar böyle bir davetin geldiğine ilişkin bende bilgi yok. Bu konuda zaman darlığı sözkonusudur. Bu bakımdan bu zaman darlığı muvacehesinde konuyu değerlendirmek gerekir. Fin Dönem Başkanlığı’nın nasıl hareket edeceğini kestirmek güçtür.

SORU  : Namık Bey, Ocak ayında ele alınacak önlemin sadece izolasyonları içermediği anlaşılıyor komisyondan gelen açıklamalardan. AB bağlamında bir Kıbrıs sorununun genel çözümüyle ilgili bir öneri getirecekleri anlaşılıyor. Bu konuda sizin bilginiz var mı? Nasıl bir öneri gelecek ve buna nasıl tepki göstereceksiniz?

CEVAP : Biraz önce de sizlere tekrar ettim. Kıbrıs sorununun çözüm yeri BM’dir. Kapsamlı çözümün adresi BM’dir. AB kapsamlı çözüm için doğru bir forum değildir. Bunu her seviyede ve defaatle açıkladık. Tutumumuz değişmemiştir, değişmeyecektir. Bu sorun kapsamlı bir çözüme kavuşturulması için mutlaka BM’de ele alınmalıdır. Hatırlayacaksınız, AB içerisinde bu görüşe destek veren ülkeler mevcuttur. Biz bu desteğin daha somut bir şekilde ortaya çıkması beklentisindeyiz.

SORU    : Namık Bey, bazı AB dışişleri bakanları Türkiye’nin limanlar konusundaki önerisini yazılı hale getirilmesi durumunda yarın başlayacak olan zirvede ele almaya hazır olduklarını ifade ettiler. Bu yönde bir adım atacak mı? Türkiye önerilerine somut hale getirecek mi yoksa gündemden tamamen düştü mü bu öneriler?

CEVAP : Her defasında daha önce belirtmiştik şeklinde bir ifade kullanmayı arzu etmiyorum ama bu konuda da hatırlayacaksınız yine çeşitli düzeylerde yapılan beyanlarda – ki şu an ben de bunlara katılıyorum - ifade edilmişti; bizim yazılı bir öneri vermemiz sözkonusu olmamıştır. Bundan sonra da, önümüzdeki toplantıdan önce  önerinin yazılı şekilde verilmesi düşünülmemektedir.

SORU  : Namık Bey, Estonya ve İsveç’in KKTC ile ikili ilişkileri geliştireceğine dair birtakım haberler var. Türkiye bu konuda devreye girecek mi? Rumların inadına karşı KKTC’nin tanınması veya en azından başka ülkelerde KKTC arasında ikili ilişkilerin geliştirilmesi yönünde Ankara önümüzdeki süreçte adım atacak mı?

CEVAP : Bu sorunuz için teşekkür ediyorum. Türkiye elbette adım atacaktır. Gerçekten bizim gayretlerimiz neticesinde ve KKTC yetkililerin özverili çalışmaları muvacehesinde, biliyorsunuz KKTC ile ilişkilerin geliştirilmesi konusunda birçok ülke adımlar attı. Bundan sonra belirttiğiniz ülkeler de dahil olmak üzere diğer AB ülkelerinin KKTC ile ilişkilerini geliştirmeleri ve güçlendirmeleri - hem siyasi hem ekonomik bakımdan bunu söylüyorum - için biz elimizden geleni yapacağız ve elbette girişimlerde bulunmaya devam edeceğiz. Bu mutlaka KKTC yetkilileri tarafından da desteklenecektir. Bu bizim politikamızın temel unsurlarından bir tanesidir.

SORU  : Namık Bey, bir evvelki basın toplantısında Baker-Hamilton raporu diye bilinen Irak çalışma grubunun raporunun yayınlanmasından sonra bu raporun değerlendirileceğini ve Irak politikasının buna göre yeniden şekillendirileceğini ifade etmiştiniz. Bu konuda bir çalışma yapılıyor mu? Veya çalışma tamamlandıysa ne tür bir çerçeve çizilmiştir?

CEVAP : Bu konudaki çalışmalarımız sürmektedir. Hepinizin bildiği üzere bu rapor uzun bir rapordur. İçinde 79 değişik öneri yer almaktadır. Dolayısıyla bunun incelenmesinin biraz zaman almasını doğal karşılamak gerekir. İlk değerlendirmelerimiz ışığında sizlere şunu söyleyebilirim; genel olarak raporun Irak’taki sorunlara doğru biçimde işaret ettiğini söylemek mümkündür. Ayrıca, ortaya konulan çözüm önerilerinin merkezi yönetimin güçlendirilmesi, komşu ülkelerin rolü gibi ülkemizin yaklaşımıyla da örtüştüğü görülmektedir. Değerlendirmemiz bittiğinde sizlere bu konuda daha kapsamlı bir açıklamada bulunmamız imkanı ortaya çıkacaktır.

SORU   : Önce Irak’la bağlantılı bir soru sormak istiyorum. Emekli Orgeneral Edip Başer ile Ralston bir görüşme gerçekleştirdiler ve bir eylem planı takvimi ortaya çıktı deniliyor. Bu ilk somut adım olduğu için Ankara’yı tatmin edecek yolunda yorumlar var. Bununla ilgili değerlendirmelerinizi alabilir iyim? İkincisi de Kıbrıs’la ilgili Avrupa İnsan Hakları  Mahkemesi Xenides-Arestides davasında bir hükme vardı ve Kıbrıs’taki mal tazmin komisyonunu iç hukuk yolu olarak işaret etti. Fakat gerekçeli kararda daha detay vermesi bekleniyor. Bundan sonra olayların gelişimini siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Mal tazmin komisyonunun faaliyetlerini?

CEVAP   : İkinci sorunuz için özellikle teşekkür ediyorum. Bunu bir soruyla gündeme getirmeniz gerçekten bizleri memnun etmiştir. Neden diye soracak olursanız, zira böylesine önemli bir kararın son gelişmeler çerçevesinde biraz gözden kaçtığı düşüncesindeyim. Nitekim, Sayın Başbakanımız dün bu konuda gayet güçlü ifadeler kullandılar. Ortada belli bir başarı vardır ve bu başarının altını gayet kalın bir şekilde çizdiler. Ben de şayet müsaade ederseniz bu konuda bir iki şey söylemek istiyorum. Çünkü çok önemli bir karardır. AİHM Rum vatandaşı Xenides-Arestides başvurusu hakkında 2005 Aralık ayında açıkladığı kararında bu başvuruya ve diğer tüm Rum ülke iddialarına cevap verecek Avrupa normlarına uygun bir iç hukuk yolu oluşturulmasını talep etmiş ve bu kuruluncaya kadar geçecek süre boyunca benzer tüm Rum başvurularını da askıya aldığını açıklamıştı. Bu doğrultuda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hukuk uzmanları tarafından hazırlanan ve 19 Aralık 2005 günü KKTC Meclisinde kabul edilen Taşınmaz Malların Tazmini Takası ve İadesi Yasası uyarınca AİHM’nin beklediği standartlara kavuşturulan taşınmaz mal komisyonu çalışmalarına başlamıştır. Bildiğiniz gibi komisyon kendisine yapılan Rum başvurularını incelemekte ve sonuçlandırmaktadır. Şimdi burada önemli olan husus, AİHM tarafından 7 Aralık 2006 tarihinde açıklanan Xenides-Arestides başvurusunun tazminatına ilişkin karar esas itibariyle KKTC taşınmaz mal komisyonunun bugüne kadar yürüttüğü çalışmaların AİHM’nin sözkonusu kararında dile getirilen beklentileri karşıladığı ve onun bir iç hukuk yolu olabileceğini gösterdiği hususudur. Bunu tekrar etmek istiyorum; AİHM taşınmaz mal komisyonunun beklentileri karşıladığını ve bir iç hukuk yolu olabileceğinin altını çizmiştir. Bu hakikatten KKTC’nin bundan sonra alacağı hukuki kararların AİHM tarafından,  AB tarafından ve diğer buna bağlı hukuki kurumlar tarafından tanındığı anlamına gelir ki; bu çok önemli bir başarıdır. Olumlu karşıladığımız AİHM’nin vermiş olduğu bu karar, sadece Xenides-Arestides başvurusu açısından değil, aynı zamanda diğer benzer başvurular tarafından da önem taşımakta ve AİHM’nin mülkiyet iddialarının çözümü için öngördüğü süreci önemli bir aşamasını oluşturmaktadır.

Sorunuzun birinci kısmına gelince; bahsettiğiniz görüşmelerin Bakanlığımız tarafından incelemesi henüz bitmemiştir. Raporlarını inceleyeceğiz ve sizlere daha kapsamlı bilgi verme imkanını bulacağız.

SORU  : Namık Bey, KKTC’ye yönelik izolasyonların kalkması için AB’nin atacağı adımları yakın takip edeceğinizi söylediniz. Ocak ayında değerlendirecekleri bir doğrudan ticaret tüzüğü taslağı var. Acaba bu taslakla ilgili sizin görüşünüz nedir? Bu taslak mevcut haliyle izolasyonların kalkması için yeterli görülüyor mu?

CEVAP  : Bakınız biraz önce buna da – belki bu açıklıkla değil ama- değindiğimi hatırlayacaksınız. Bu kararın ertelenmesi bizi üzmüştür. Zira madem AB bu konuda adım atmaya karar vermiştir, bunu somut bir şekilde son aldığı Genel İşler Konseyi kararında ortaya koyabilirdi. Bunu ertelediği gibi Ocak ayında buna ilişkin atacağı adımların akıbeti de henüz belli değildir. Takip edeceğimiz budur. Bu karar önemlidir. KKTC üzerindeki izolasyonların kaldırılması esas olduğuna göre, böyle bir kararın alınması elbette olumlu bir adım olacaktır. Bu kararlılık her ne kadar AB’nde mevcut gözüküyorsa da, bunun uygulanması konusunda Rumların baskılarıyla ortaya çıkan bir isteksizlik, bir ürkme durumu sözkonusudur. Bunun da altını çizmeye biraz önce gayret ettim. Bu meyanda bekleyeceğiz ve göreceğiz.
 
SORU  : Türkiye’nin Moskova Büyükelçiliği Müsteşarı Anıl Çiçek’in haftasonu bıçaklı bir saldırıya uğradığı yönünde haberler var. Olayla ilgili bilgi verebilir misiniz bize? Saldırganlar yakalandı mı, bir gelişme var mı?

CEVAP : Meslektaşımıza yapılan saldırıya ilişkin haberler bugün basınımızda yer almıştır. Bunlar genel itibariyle doğru hususları ortaya koymaktadır. Meslektaşımıza yapılan saldırının adi bir suç olduğu öğrenilmiştir. Kendisinin tedavisine devam edilmektedir ve sağlığının iyi olduğu bize bildirilmiştir. Arkadaşımıza acil şifalar diliyoruz. Sizlere bu konuyla ilgili olarak bir de Moskova Büyükelçiliğimizin olayla ilgili olarak Rus makamları nezdinde gereken girişimleri yaptığını ve konuyu takip etmekte olduğunu söyleyebilirim. Bunun neticesinde eğer farklı bir husus ortaya çıkarsa veya olaya ilişkin başka boyutlar olduğu vakası ortaya çıkarsa sizlere elbette o konularda da bilgi vereceğiz. Ancak, bizim ilk tespitimiz değerli arkadaşımıza yapılan saldırının adi bir suç olduğu şeklindedir.

SORU   : Efendim, İngiltere Başbakanı Tony Blair ile İsrail Başbakanı Ehud Olmert’in yakın bir zamanda Türkiye’ye ziyaret yapması gündemde mi?

CEVAP : Bu konularda benim somut bir bilgim yok. Somut bilgimin olmayışıyla şunu kastediyorum. Bu ziyaretler elbette yapılabilir. Ancak, biliyorsunuz hazırlıklar için belli bir süre geçmelidir ve diplomatik yazışma veya temas devam etmelidir. Bunun başladığına dair benim elimde bir bilgi yok. Ancak, elbette bu ziyaretlerin gerçekleşmesi gayet doğal olur. Size somutlaştığında bilgi vereceğim.

SORU  : Namık Bey, hafta başında bazı gazetelerde haberler çıktı. Dışişleri Bakanlığı Bağdat Büyükelçiliğinin Kürdistan bölgesi başkanlığı antetli bir kağıda Bağdat Büyükelçiliği tarafından onay verildiği, Selahattin Üniversitesiyle ilgili bir kağıda. Bu konuda acaba Dışişleri Bakanlığı’nın bir açıklaması olacak mı? İkinci sorum da İran’dan gelen doğalgazın yine kesintiye uğradığı belirtiliyor ya da azaldığı. Bu konuyla ilgili herhangi bir diplomatik girişim yapıldı mı?

CEVAP : Türkiye Dışişleri Bakanlığı Bağdat Büyükelçiliği’nin bir belgeye onay verdiği yolundaki haberi biz de gördük. O haberde ciddi eksiklikler mevcuttur. Onay verilen husus o belgenin üzerindeki merkezi hükümetin, yani Irak Dışişleri Bakanlığı’nın mührünün tasdik edilmesidir. Onun dışında o belgeyle ilgili yapılan bir işlem yoktur. Dolayısıyla bunu sanki olmayan bazı hususların kabul edilmesi, tanınması gibi yansıtmak yanlış olmuştur. Burada gayet sıradan ve doğru bir konsolosluk işlemi gerçekleştirilmiştir.

İran hususuna gelince; biliyorsunuz gaz alımıyla ilgili temaslar devam eden bir görüşme sürecinin unsurlarıdır. Ben somut olarak orada ne gibi gelişmeler sağlandı; bunu bilemiyorum. Ancak arkadaşlarımız vasıtasıyla bunları öğrenir size bilgi sunarım.

Evet, başkaca sorunuz olmadığını anlıyorum, hepinize en içten teşekkürlerimi sunuyorum ve toplantımızı kapatıyorum.